Ortadoğu

Filistin’de unutulmuş bir dava: Seçim

Yayınlanma

Filistin Diyalog Grubu’nun İstanbul’da düzenlediği toplantı, seçim tartışmasının aslında seçimlerden çok daha büyük bir krize işaret ettiğini ortaya koydu.

Filistin’de seçim yeniden gündemde. Ancak sandığın kurulup kurulmayacağından daha büyük bir soru var: Filistin siyaseti, yıllardır biriken meşruiyet krizini aşabilecek mi?

12 Eylül’de İstanbul’da düzenlenen toplantıda Fetih ve Hamas’a yakın iki isim, bağımsız bir Filistinli araştırmacı ve gazeteci aynı masada buluştu. Filistin Diyalog Grubu Başkanı Sadık Abu Amer’in ev sahipliği ve moderatörlüğündeki toplantıya, Filistin Devlet Başkanlığı Divanı’nda bakan/vali düzeyinde danışman olarak görev yapan Memun Süveydan, Hamas Siyasi Büro Başkanı Danışmanı Prof. Dr. Maher Hamed Al-Houli ve bağımsız araştırmacı ve gazeteci Majed Azzam katıldı.

Filistinli izleyiciler açısından toplantının en dikkat çekici taraflarından biri, Fetih ve Hamas çevrelerinden üst düzey isimlerin ilk kez bu ölçekte bir tartışma ortamında buluşmasıydı.

Toplantının havasını iki cümleyle özetlemek gerekirse: Dava büyük bir tehlike altında. Ancak engelleri aşmak için sihirli bir formül yok.

28 Kasım: Seçim mi, siyasi bir dönemeç mi?

Filistin Merkez Seçim Komisyonu’nun takvimine göre 132 sandalyeli Yasama Konseyi seçimlerinin 28 Kasım 2026’da Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze Şeridi’nde yapılması planlanıyor.

Adaylık başvuruları 26 Eylül-7 Ekim, seçim kampanyası ise 6-26 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Seçimlerin yapılması hâlinde Filistinliler, 2006’dan bu yana ilk kez yeni bir Yasama Konseyi seçecek.

Ancak seçim takvimi açıklanmış olsa da siyasi ve saha koşulları hâlâ belirsiz.

Gazze’de savaşın ardından ortaya çıkan yeni gerçeklik, Doğu Kudüs’te seçimlerin yapılıp yapılamayacağı, Fetih-Hamas ayrılığı ve Gazze’nin gelecekteki yönetimi seçimlerin önündeki temel başlıklar arasında.

Merkez Seçim Komisyonu hazırlıklarını sürdürüyor. Gazze’de sivil toplum kuruluşları, siyasi gruplar ve yerel aktörlerle temaslar yapılıyor. Olası oy verme merkezleri de inceleniyor.

Fakat eleştiri de aynı noktada: Hazırlıklar geç başladı ve 28 Kasım takviminin uygulanabilirliği hâlâ tartışmalı.

Tam da burada seçim tartışması teknik bir mesele olmaktan çıkıyor.

Yirmi yıldır biriken meşruiyet krizi

Filistin’de sorun yalnızca sandığın ne zaman kurulacağı değil.

2006’dan bu yana yeni bir Yasama Konseyi seçilemedi. Fetih-Hamas bölünmesi kalıcılaştı. Filistin siyasi kurumlarının yenilenmesi ve iktidarın seçim yoluyla devri gerçekleşmedi.

Bugün yapılması planlanan seçimler bu nedenle sıradan bir seçim değil.

Yaklaşık yirmi yıllık bir aradan sonra sandık yeniden kurulursa, mesele yalnızca yeni milletvekillerinin belirlenmesi olmayacak. Filistin siyasi sisteminin yeniden meşruiyet kazanıp kazanamayacağı da sınanacak.

Fakat seçimlerin yapılması tek başına bölünmüşlüğü ortadan kaldırmayacak.

Asıl soru şu:

Filistinliler seçim sonuçlarına, sonuçlar kendi siyasi hesaplarının dışında çıktığında da saygı gösterecek mi?

Süveydan: “Ulusal komiteden Barış Konseyi’ne geldik”

Memun Süveydan’ın konuşmasında Gazze’nin geleceği öne çıktı.

Süveydan, savaşın ardından Gazze’yi yönetmek üzere Filistinlilerden oluşan bir “ulusal komite” kurulması fikrinin gündeme geldiğini anlattı.

Bu komitenin Filistin Ulusal Yönetiminin kurumsal çatısı içinde oluşturulması gerektiğini belirten Süveydan, ancak başta Fetih ve Hamas olmak üzere siyasi tarafların komitenin temsil oranları üzerinde anlaşamadığını söyledi.

Sorunun kısa özeti şuydu: Herkes ulusal bir komite istiyor, ancak komitenin kimlerden ve hangi oranlarda oluşacağı konusunda uzlaşma sağlanamıyor.

Süveydan’a göre gecikmeler sonunda mesele başka bir noktaya taşındı.

Ulusal bir komite yerine, uluslararası bir mekanizmanın Gazze’nin geleceğinde daha fazla rol aldığı bir tablo ortaya çıktı.

Süveydan bu noktada Hamas’ı eleştirdi.

Ona göre Filistinliler tarafından kurulması planlanan ulusal komite fikrinden, dışarıdan şekillendirilen bir “Barış Konseyi”*modeline doğru sürüklenildi.

Tartışmanın merkezinde de bu soru var:

Gazze’nin geleceğine Filistinliler mi karar verecek, yoksa karar mekanizması giderek dış aktörlerin eline mi geçecek?

Al-Houli: “Seçimlerden vazgeçmemeliyiz”

Hamas Siyasi Büro Başkanı Danışmanı Prof. Dr. Maher Hamed Al-Houli ise seçimlerden vazgeçilmemesi gerektiğini söyledi.

Al-Houli, seçim çağrısına olumlu yaklaşılması gerektiğini belirtti. Ancak Filistinlilerin karar verirken dış baskıları değil, ülkenin genel çıkarlarını esas alması gerektiğini vurguladı.

1996 ve 2006 seçimlerini hatırlatan Al-Houli, bu seçimlerin adil ve şeffaf olduğunu savundu.

Sandıktan çıkacak sonuçlara hem Filistinli tarafların hem de uluslararası toplumun saygı göstermesi gerektiğini söyledi.

Al-Houli’nin dikkat çektiği bir başka başlık ise toplumsal katılım oldu.

Aileler, aşiretler, muhtarlar, kanaat önderleri ve uzlaştırma görevlilerinin seçim sürecinde daha aktif rol alabileceğini belirtti.

Bu aktörlerin yalnızca seçmenleri sandığa yönlendirmesini değil, Fetih-Hamas arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde de rol üstlenmesini önerdi. Hatta bağımsız adaylar veya listeler aracılığıyla seçimlere katılabileceklerini ifade etti.

Al-Houli’nin yaklaşımı böylece seçim tartışmasını başka bir noktaya taşıdı:

Yeni bir seçim, eski siyasi yapıyı mı yenileyecek, yoksa siyasete yeni aktörlerin girmesinin önünü mü açacak?

Azzam: “Bana göre seçim yapılmayacak”

Bağımsız araştırmacı ve gazeteci Majed Azzam ise seçim takvimine daha mesafeli yaklaştı.

Azzam, karamsar veya iyimser konuşmadığını, gerçekçi ve nesnel bir değerlendirme yaptığını belirterek, “Bana göre seçim yapılmayacak ve bundan dolayı üzgünüm” dedi.

Azzam’ın asıl itirazı ise seçim tarihinden daha büyük bir iddiaya dayanıyor.

Ona göre seçim söylemi, başka bir siyasi sürecin üzerini örten bir “sis bombası” olabilir.

Azzam, Filistin Ulusal Konseyi’nin seçimle oluşturulması yerine üyelerin atama yoluyla belirlenmesine dönük bir hazırlık yapıldığı iddiasını gündeme getirdi.

Bu iddia doğruysa tartışmanın yönü tamamen değişiyor.

Çünkü soru artık “Seçim ne zaman?” değil. “Seçim olmazsa Filistin siyasi sistemi nasıl yeniden kurulacak?”

Gazze olmadan seçim olur mu?

Filistin seçimlerinin kaderi Gazze’den bağımsız değil.

Komisyon teknik hazırlıklarını sürdürüyor. Ancak Gazze’de savaşın yarattığı yıkım, nüfusun dağılması, altyapı sorunları ve gelecekteki yönetim tartışması seçim sürecinin önünde ciddi sorunlar oluşturuyor.

Bunun yanında Doğu Kudüs meselesi de çözülmüş değil.

Dolayısıyla 28 Kasım sadece bir sandık meselesi değil.

Gazze’nin hangi siyasi çatı altında yönetileceği, seçim sonuçlarının orada nasıl uygulanacağı ve Filistin Yönetimi ile Hamas arasındaki ilişkinin nasıl kurulacağı da aynı denklemin parçaları.

Yeni bir kuşak siyasete giriyor

Bir başka önemli gerçek ise demografik değişim.

2006 seçimlerinden bu yana yeni bir Filistinli kuşak yetişti. Bu insanların önemli bir bölümü hayatlarında hiçbir genel seçimde oy kullanmadı.

Dolayısıyla seçimler gerçekleşirse yalnızca yeni bir Yasama Konseyi seçilmeyecek.

Aynı zamanda yeni bir seçmen kuşağı ilk kez siyasi kararın doğrudan parçası olacak.

Bu nedenle gençlerin, bağımsızların ve toplumsal aktörlerin siyasi sisteme nasıl dahil edileceği de seçim tartışmasının önemli başlıklarından biri.

Ortak hedef, farklı yol haritaları

İstanbul’daki toplantının ortak bir siyasi yol haritası çıkardığını söylemek mümkün değil.

Süveydan, Filistin kurumlarının ve ulusal kararın korunmasını, Gazze’nin geleceğinin Filistinli bir çerçevede belirlenmesini savunuyor. Hamas’ın tutumunun ise dış aktörlerin daha fazla devreye girmesine zemin hazırladığını düşünüyor.

Al-Houli, seçimlerden vazgeçilmemesi gerektiğini söylüyor. Ona göre seçimler dış baskıların değil Filistin halkının iradesinin sonucu olmalı ve toplumsal katılım genişletilmeli.

Azzam ise seçimlerin yapılacağına inanmıyor. Ona göre seçim tartışmasının arkasında başka bir siyasi yapılanma hazırlığı olabilir.

Üç yaklaşımın kesiştiği yer ise daha önemli:

Filistin davası ciddi bir varlık-yokluk sorunuyla karşı karşıya.

Sadece Hamas’ın veya Fetih’in değil, bir bütün olarak Filistin siyasi yapısının geleceği tartışılıyor.

Seçim sihirli bir formül değil

İstanbul’daki toplantıdan geriye kalan en güçlü mesajlardan biri bu.

Seçimler meşruiyetin yenilenmesi için önemli olabilir. Ancak tek başına bölünmüşlüğü sona erdiremez.

Yeni bir Yasama Konseyi oluşturabilir. Ancak Filistin siyasi sisteminin bütün sorunlarını çözemez.

Gençleri ve bağımsızları siyasete taşıyabilir. Ancak tarafların seçim sonuçlarını kabul etmesi gerekir.

Bu nedenle 28 Kasım’ın anlamı sandıktan çok daha büyük.

Seçim yapılırsa, Filistinlilerin önünde yeni bir siyasi alan açılacak.

Yapılmazsa, siyasi boşluğun nasıl doldurulacağı sorusu daha da büyüyecek.

Ve belki de asıl soru şu olacak:

28 Kasım, yıllardır devam eden bölünmüşlüğün yeni bir tarihi mi olacak, yoksa Filistin siyasetinde yeni bir birlikteliğin başlangıcı mı?

Bunu hep birlikte göreceğiz.

Şimdilik kesin olan tek şey şu: Filistin’de seçim meselesi artık sadece seçim meselesi değil.

Çok Okunanlar

Exit mobile version