Diplomasi
Foreign Policy: Hindistan, ABD’nin yaptırımlarına rağmen Rusya’dan vazgeçmeyecek

Foreign Policy dergisinde yayımlanan analizde, Washington’un ağır gümrük vergilerine rağmen Yeni Delhi’nin Moskova ile ortaklığını sonlandırmayacağı belirtildi. Stanford Üniversitesinden Sumit Ganguly, Hindistan’ın bu kararının ardında askeri bağımlılık, Çin’e karşı stratejik denge, köklü tarihi ilişkiler ve Soğuk Savaş mirasının yattığını yazdı.
Foreign Policy dergisinde makale kaleme alan Stanford Üniversitesi Hoover Enstitüsü kıdemli uzmanı Sumit Ganguly, ABD Başkanı Donald Trump’ın ek gümrük vergilerine rağmen Hindistan’ın Rusya ile ilişkilerinden vazgeçmeyeceğini belirtti.
Ganguly, Trump yönetiminin Ukrayna’daki savaşı körüklediği gerekçesiyle Rus petrolü alımını durdurması için Hindistan’a yüzde 25’lik ek vergi getirdiğini hatırlattı.
Ganguly, “Trump’ın gümrük vergilerinin Hindistan ekonomisine getireceği bariz maliyetlere ve petrol ithalatını azaltmayı kabul etse bile Yeni Delhi, Moskova ile uzun süredir devam eden ortaklığından vazgeçmeyecek,” değerlendirmesinde bulundu.
Makalede, Hindistan’ın bu tutumunun ardında en az dört ikna edici neden olduğu vurgulandı.
Trump’ın danışmanı Navarro, Hindistan’ı Rus petrolünü “aklamakla” suçladı
“Askeri ilişkiyi aniden kesemez”
Ganguly, ilk nedenin askeri bağımlılık olduğunu belirterek, “Tahminler farklılık gösterse de Hindistan’ın mevcut askeri envanterinin yüzde 60’ından fazlası Sovyet veya Rus menşelidir,” ifadelerini kullandı.
Hindistan’ın son yıllarda silah alımlarını çeşitlendirmeye çalıştığını ancak Moskova ile ilişkileri aniden sonlandıramayacağını kaydeden Ganguly, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yeni Delhi, güvenliğini tehlikeye atmamak veya hazinesine ağır bir maliyet yüklememek adına Moskova ile silah transferi ilişkisini aniden kesemez. Ukrayna’daki savaşı nedeniyle Rusya’nın kendi askeri ihtiyaçlarına rağmen Moskova, Hindistan için hem gelişmiş askeri teçhizat hem de yedek parça alanında hayati bir tedarikçi olmayı sürdürüyor.”
İkinci nedenin stratejik kaygılar olduğunu vurgulayan Ganguly, Hindistan’ın Rusya’dan uzaklaşmasının Pekin-Moskova yakınlaşmasını artıracağından endişe ettiğini belirtti.
Ganguly, “Hintli yetkililer, Rusya ile ilişkileri soğutacak keskin bir hareketin Moskova ve Pekin arasında daha fazla yakınlaşmaya yol açacağına inanıyor. Böyle bir sonuç, Hindistan’ı son derece zor bir durumda bırakacaktır,” diye yazdı.
Soğuk Savaş’a dayanan köklü ortaklık
Ganguly, üçüncü neden olarak iki ülke arasındaki köklü tarihi ilişkilere işaret etti.
Özellikle 1971’de imzalanan 20 yıllık “barış, dostluk ve işbirliği” anlaşmasından bu yana Moskova’nın, Yeni Delhi’nin başlıca güvenlik ortağı olduğunu ifade eden Ganguly, “Hindistan’ın küresel sahnede çok az dostu olduğu bir dönemde Rusya, sadık ve güvenilir bir destekçi olduğunu kanıtladı,” tespitinde bulundu.
Sovyetler Birliği’nin, BM Güvenlik Konseyinde Keşmir konusunda Hindistan’ı desteklediğini ve Hindistan’ın da buna karşılık Güney Asya’daki ABD etkisini sınırladığını hatırlatan Ganguly, Moskova’nın ayrıca en gelişmiş konvansiyonel silahlarını piyasa dışı fiyatlarla ve rupi-ruble ticaretiyle Hindistan’a sağladığını belirtti.
Hint uzman Harici’ye konuştu: ‘ABD’nin baskısı Hindistan’ı Rusya’ya daha da yakınlaştırabilir’
“Soğuk Savaş nostaljisi” mirası
Son olarak, Soğuk Savaş döneminin siyasi mirasının önemine değinen Ganguly, bu dönemin Yeni Delhi’deki dış politika çevrelerinde “neredeyse silinmez bir miras” ve “Soğuk Savaş nostaljisi” bıraktığını kaydetti. Ganguly, bu görüşün temelini şu sözlerle açıkladı:
“Bu görüş, Sovyetler Birliği’nin ana halefi olan Rusya’nın belirsiz bir dünyada Hindistan için sadık bir ortak olmaya devam ettiğini savunuyor.”
Ganguly, makalesini şu ifadelerle sonlandırdı:
“Trump ikinci dönemine başlarken, onun öngörülemez politika tercihleri, Hindistan’ın dış ve güvenlik politikası çevrelerinin ABD’nin güvenilmezliği konusundaki endişelerini pekiştiriyor. Yalnız kalma olasılığıyla karşı karşıya olan Hindistan, Rusya’ya yönelmenin kendisine güvenli bir liman sağlayacağına karar verebilir.”
Diplomasi
Macron ile Trump, enerji alanında ateşkes önerilerini görüştü

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna ve Rusya arasında enerji sektörüne yönelik saldırılara ilişkin bir ateşkes sağlanmasını amaçlayan girişimleri görüştüğünü söyledi.
Görüşmenin ardından gazetecilere konuşan Macron, iki liderin çatışma konusunda “çok iyi” ve “çok yapıcı” bir görüşme yaptıklarını ve Kiev’in savunmasını güçlendirmesine yardım edilmesi gerektiği konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.
Macron şöyle konuştu:
“Ukrayna ve Rusya konusunda uzun bir görüşme yaptık; savunma açısından kilit öneme sahip bir konu olduğu için, Ukraynalı dostlarımıza önleme füzeleri konusunda daha hızlı ve daha güçlü bir şekilde yardım etmemiz gerektiği üzerinde durduk.”
Ayrıntılara girmeden Macron, ikilinin enerji sektörüne yönelik saldırıların durdurulması fikrine de odaklandığını belirtti.
Fransız lider bu konuyu pazartesi günü ilerleyen saatlerde Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile yapacağı görüşmede gündeme getireceğini de eklemişti.
Fransız lider, savaşın Avrupa genelinde güvenliği etkilemeye devam etmesi nedeniyle Ukrayna’nın enerji sistemine yardım etmenin bir öncelik olmaya devam ettiğini ve Birleşmiş Milletler’de düzenlenecek yıllık liderler toplantısı sırasında bu konuda ilerleme kaydedilmesini umduğunu belirtti.
Zelenskiy de Macron ile bir görüşme yaptığını bildirdi ve görüşmelerin güvenlik konusuna ve Ukrayna için bir “kış destek paketi” hazırlıklarına odaklandığını belirtti.
Zelenskiy’e göre, Ukrayna, AB kredisi kapsamında sağlanan finansmanla ek SAMP/T hava savunma sistemleri ve bunlara ait füzeleri temin etmeye hazır.
Ayrıca, Ukrayna ve ortaklarının bu sistemlerin ve mühimmatlarının Ukrayna’da üretilmesi olasılığı üzerinde çalıştıklarını ve ortak FREYJA anti-balistik füze programı üzerinde de çalıştıklarını belirtti.
Zelenskiy, bu çalışmaların ilk sonuçlarını bu yıl içinde almayı beklediğini söyledi.
Macron, “Rusya’nın Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları, milyonlarca ailenin ısınma ve elektrikten mahrum kalmasına yol açma tehlikesi taşıyor. Fransa, kış boyunca Ukrayna’ya destek verecek ve G7 ülkeleri de enerji sektöründe destek sağlayacak,” dedi.
Macron’a göre Fransa, radar ve önleme füzeleri tedarikine yönelik bir sözleşme de dahil olmak üzere Ukrayna’nın hava savunmasını güçlendiriyor.
Diplomasi
G7, İran’ı “Husilere silah sağlamayı durdurmaya” çağırdı

G7 dışişleri bakanları İran’a, Yemen’deki Ensarullah milislerine (Husiler) sağladığı silah ve desteği sonlandırması çağrısında bulundular.
Bakanlar, bu durumun uluslararası ticareti baltalama ve küresel istikrarsızlığa yol açma riski taşıyan tehlikeli bir tırmanma eğilimi oluşturduğunu belirttiler.
ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya ve Kanada dışişleri bakanları, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun yan etkinlikleri kapsamında düzenlenen toplantının ardından açıklama yaptılar.
G7 ülkeleri yaptıkları açıklamada, “Yemen’de ve Suudi Arabistan Krallığı’na karşı Husi milisleri tarafından gerçekleştirilen kabul edilemez saldırıları en şiddetli şekilde kınıyoruz,” dediler.
Açıklama şöyle devam etti:
“Husileri, tüm askeri eylemleri, sivil gemilere yönelik tüm tehdit ve saldırıları derhal durdurmaya ve iyi niyetle siyasi sürece geri dönmeye çağırıyoruz.”
Bakanlar, “Gelecekte de Yemen’in meşru hükümetine desteğimizi sürdürecek ve Yemen’in birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne olan güçlü bağlılığımızı yeniden teyit edeceğiz,” dediler.
İran, daha önce Ensarullah’a silah sağladığını reddetmiş ve onlara yalnızca siyasi destek verdiğini belirtmişti.
Bu arada, AFP haber ajansı, Yemen direnişi yanlısı medya kaynaklarına atıfta bulunarak, Suudi Arabistan’ın Yemen’in stratejik Kızıldeniz liman kenti Muha’ya düzenlediği hava saldırılarında en az altı kişinin öldüğünü bildirdi.
Ensarullah’ın bu ayın başlarında Suudi yanlısı güçlerden ele geçirdiği şehre düzenlenen saldırıda ölenler arasında iki çocuk ve bir kadın da bulunurken, sekiz kişi yaralandı.
Yemen hükümetini destekleyen Suudi Arabistan, bildirilen hava saldırıları hakkında henüz bir açıklama yapmadı.
BM, Yemen’in Kızıldeniz kıyılarında çatışmaların aniden şiddetlenmesi nedeniyle toplamda 120.000’den fazla Yemenlinin yerinden edildiğini tahmin ediyor.
Bu ayın başlarında, Yemen’in yoğun nüfuslu bölgelerinin çoğunu zaten ele geçirmiş olan Ensarullah milisleri, Kızıldeniz’in güney kısmının Aden Körfezi’ne ve daha geniş Hint Okyanusu’na aktığı dar bir deniz geçidi olan Bab el-Mendeb’in kontrolünü ele geçirdi.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Birleşik Krallık’ın Suudi Arabistan’a, Kıbrıs’taki RAF Akrotiri üssünde konuşlanmış tek bir İngiliz uçağı olan Voyager’ın da dahil olacağı “savunma amaçlı havada yakıt ikmali” desteği sağlayacağını açıkladı.
Bir diplomatik kaynak AFP’ye, Fransa’nın da destek sözü verdiğini ve “tamamen savunma amaçlı bir yaklaşım” yoluyla Suudi enerji altyapısının “güvenliğini sağlama” konusunda çalışmaya hazır olduğunu belirtti.
Diplomasi
ABD, Grönland’da iki yeni askeri üs açacak

ABD, Grönland’ın güneyinde Soğuk Savaş döneminden kalma bir askeri üssü yeniden faaliyete geçirmeyi ve şu anda Danimarka köpek kızağı devriyesi tarafından kullanılan doğu kıyısında bir başka üs kurmayı planlıyor.
Reuters’a bilgi veren kaynaklara göre, söz konusu yerler, 1950’lerde ABD’nin Bluie West One askeri üssünü kapatmasından bu yana nüfusu hayli azalan Narsarsuaq ile Danimarka özel kuvvetleri birimi olan Sirius Köpek Kızak Devriyesi tarafından kullanılan bir askeri karakol olan Mestersvig.
Danimarka, Grönland ve ABD’nin, salı günü (22 Eylül) New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yeni anlaşmalarını imzalamaları bekleniyor.
Anlaşmanın metni henüz kamuoyuna açıklanmadı. Anlaşma hakkında bilgi sahibi olan ve isimsiz kalmak koşuluyla konuşan üç kişi, ayrıntıların anlaşma imzalanana kadar kesinleşmeyeceğini belirtti.
Bir Beyaz Saray sözcüsü, anlaşmanın ayrıntıları hakkında yorum yapmaktan kaçındı ve salı günü imzalanacak olan anlaşmanın “Grönland ve Amerika Birleşik Devletleri’nin güvenliğini sağlayacağı ve koruyacağı” yönündeki daha önceki açıklamayı yineledi.
Danimarka, bu anlaşmanın Arktik güvenliğini yalnızca ABD ve Danimarka’ya bırakmak yerine, NATO’nun denetimi altına aldığını belirtiyor.
Anlaşma, uzun süredir ABD’nin Grönland’ı kontrol etmesini istediğini belirten ve zaman zaman bu yarı özerk Danimarka toprağını ele geçirmek için askeri veya iktisadi güç kullanma olasılığını da masaya koyan ABD Başkanı Donald Trump’ın aylar süren baskısının ardından geldi.
Ocak ayında zirveye ulaşan Trump’ın tehditleri, NATO içinde bir diplomatik krize yol açmış ve Danimarka ile Grönland’ı, bu baskıyı hafifletmek amacıyla Washington ile müzakerelere itmişti.
Soğuk Savaş döneminde ABD, Grönland’da 17 askeri üs ve 10.000’den fazla personel bulunduruyordu.
Günümüzde ise sadece Pituffik Uzay Üssü kalmış durumda ve burada yaklaşık 150 ABD askeri personeli görev yapıyor.
Avrupa2 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Ortadoğu2 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Asya2 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya7 gün önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Washington’dan gelen hiçbir açıklamaya güvenemezsiniz
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Asya2 hafta önceİran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı
Asya2 hafta önceVietnam, ASEAN’daki ağırlığını artırırken Myanmar liderini ağırladı








