Avrupa
Fransa’nın yeni başbakanı Gabriel Attal

Fransa’da, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un talebiyle Başbakanlık görevinden ayrılan Elisabeth Borne’un yerine 34 yaşındaki Gabriel Attal geldi.
Macron’un 24 Nisan 2022’de yeniden seçilmesinden bu yana Başbakanlık görevini yürüten Borne, istifa mektubunda Macron’un kendisine ‘yeni bir başbakan atama arzusunu’ bildirdiğini yazmış ve istifasının kendi kararı olmadığını öne sürmüştü.
Parlamentoda mutlak çoğunluğa sahip olmadığı için zorlu bir görev sürecinden geçen Borne, geçen yaz emeklilik yasası tasarısını meclise getirdiğinde haftalar sürecek işçi eylemleri ile boğuşmuş, en nihayetinde Fransa Anayasasının 49.3 maddesini kullanarak parlamentoyu atlatarak yasayı geçirmişti.
Son olarak Borne, tartışmalı göç yasasında muhafazakâr Les Républicains ile sağcı Ulusal Birlik’e taviz vermekle suçlanmıştı. Aralık ayında meclisten geçen yasa ile birlikte Marine Le Pen ‘ideolojik zafer’ ilan etmişti. Yasa hükümetin yabancıları sınır dışı etme yetkisini güçlendiriyor.
Macron’un önünde zorlu bir yıl var
Yeni Başbakan Gabriel Attal, görevi üstlenmeden önce Borne kabinesinde Milli Eğitim ve Gençlik Bakanı idi. Fransa’nın en genç başbakanı olarak tarihe geçen Attal ayrıca ülkenin ilk açık eşcinsel başbakanı.
Macron, cumhurbaşkanlığının son üç yılı için ekibini tekrar toplamaya çalışırken, bu hafta daha geniş bir kabine değişikliği bekleniyor. Bu sene Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerinde Le Pen’in Ulusal Birlik’ine karşı kaybetmesi durumunda Macron için işler daha da kötüleşecek.
Muhafazakâr Le Figaro gazetesi, Borne’un ‘her zamankinden kırılgan’ bir siyasi mahalden ayrıldığını söyledi ve “Tepedeki bir yüzü değiştirmek genel resmi değiştirmez,” diyerek Borne’un halefi Attal’ın ‘parçalanmış bir ulusu birleştirme’ görevi de dahil olmak üzere ‘ezici bir siyasi acil durum yığını’ ile karşı karşıya olduğunu ekledi.
Göçmen yasası Fransız meclisinden geçti: ‘Macron, Le Pen’den kopya çekti’
Gabriel Attal’ın önlenemeyen yükselişi
Emmanuel Macron’un cumhurbaşkanlığının ilk yıllarında Attal, genç Fransız lidere danışmanlık yapmak ve onu desteklemek için seçilmiş, konforlu geçmişlerden gelen bir grup iyi eğitimli gençten biriydi.
Attal, 2015 yılında hayatını kaybeden Tunus Yahudisi avukat ve film yapımcısı Yves Attal ile Odesalı Ortodoks Hristiyanların soyundan gelen Marie de Couriss’in oğlu. Üç küçük kız kardeşiyle birlikte Paris’te büyüyen yeni başbakanın tam adı Gabriel Attal de Couriss.
İlköğretim seviyesinden itibaren İngilizce derslerinin zorunlu olduğu 6. bölgede, Paris’te siyaset ve sanat alanında yüksek profilli ebeveynlerin tercih ettiği özel okul olan École Alsacienne’de eğitim gördü. Daha sonra prestijli Sciences Po Üniversitesi’nde okudu ve halkla ilişkiler alanında yüksek lisans yaptı.
2006 yılında Sosyalist partiye katıldı ve 2007 seçimlerinde başkan adayı Ségolène Royal’i destekledi.
2012 yılında, sınıf arkadaşlarından birinin annesi olan dönemin sağlık bakanı Marisol Touraine’in ofisinde yaşadığı kısa süreli iş deneyimi, 23 yaşında bakanlıkta tam zamanlı bir işe yol verdi.
2016 yılında, Macron’un daha sonra La République En Marche (LREM) olan yeni siyasi partisi En March’a katılmak için Sosyalist Parti’den ayrıldı.
The Guardian’a göre son on yılda, Attal’ın siyaseti ‘merkez sol’dan ‘merkez sağ’a kaymış görünüyor. 2018’de, ulusal demiryolu şirketi SNCF’deki grevlere yanıt olarak, Fransa’nın ‘grev kültüründen çıkması’ gerektiğini söylemiş ve eğitim sistemindeki değişiklikleri protesto eden öğrencileri ‘bencil bobolar (burjuva Bohemler)’ olarak suçlamıştı.
Avrupa
Hindistan, Avrupa’ya mühimmat ihracatını yüzde 1600’den fazla artırdı

Hindistan, 2022’den bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat göndererek önceki dört yıla göre yüzde 1600’ün üzerinde artış kaydetti. Top mermisi ve patlayıcıları kapsayan sevkiyatların yaklaşık dörtte üçü 13 Orta ve Doğu Avrupa ülkesine yapıldı.
Hindistan, 2022 yılından bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat sevk etti. Bu miktar, önceki dört yıllık döneme kıyasla yüzde 1600’den fazla bir artışa işaret ediyor.
Bloomberg‘ün Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine dayanan Trade Data Monitor kayıtlarından aktardığı bilgilere göre, sevkiyatlarda top mermileri, havan mermileri, sevk barutları ve patlayıcı maddeler yer aldı.
İhracatın yaklaşık dörtte üçü Orta ve Doğu Avrupa’daki 13 ülkeye yapıldı. Bu sevkiyatlar sayesinde Hindistan, söz konusu ülkelere mühimmat sağlayan tedarikçiler arasında 28’inci sıradan ikinciliğe yükselerek Güney Kore’nin hemen arkasına yerleşti.
Haberde, ABD ve diğer önde gelen ihracatçılarla karşılaştırıldığında bu toplam tutarın halen mütevazı bir seviyede kaldığı kaydedildi.
Teslimatlardaki tırmanış, Avrupa’daki talep artışı kadar Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin yerli savunma üretimini güçlendirme ve ordunun ithalata bağımlılığını azaltma politikasıyla da doğrudan bağlantılı görülüyor.
Hindistan makamları nisan ayında yaptıkları açıklamada, mali yıl genelindeki silah ihracatının yüzde 63 artış göstererek 4 milyar dolara ulaştığını duyurdu. Bu rakam hem fiilen tamamlanan teslimatları hem de sözleşmesi imzalanmış siparişleri kapsıyor.
Hindistan hükümeti ihraç edilen ürünlerin tam listesini ve nihai alıcıların isimlerini kamuoyuyla paylaşmıyor. Satış anlaşmaları Savunma Bakanlığının onayından geçiyor ve alıcılarla yapılan sözleşmeler mühimmatın üçüncü taraflara devrini ya da farklı amaçlarla kullanımını kısıtlayan hükümler içeriyor.
Hint yetkililer, mühimmatın plan dışı çatışma bölgelerine ulaşmasının yerel şirketlere yaptırım getirebileceğini ve ülkeye yönelik uluslararası baskıyı artırabileceğini belirtiyor.
Avrupa savunma harcamalarını artırırken ortak tedarik tartışılıyor
Avrupa Birliği Güvenlik Araştırmaları Enstitüsünün haziran ayı raporu, kıtanın askeri yeteneklerini geliştirmesi ve güvenlik alanında ABD’ye olan bağımlılığını azaltması gerektiğini ortaya koyuyor.
Raporda yer alan uzman değerlendirmeleri, savunmanın güçlendirilmesi için askeri bütçelerin artırılmasını, silah ve mühimmat üretiminin genişletilmesini, ortak alımlara ağırlık verilmesini ve Avrupa savunma sanayisinin geliştirilmesini öneriyor.
Uzmanlar ayrıca AB ülkelerinin orduları arasındaki koordinasyonun iyileştirilmesini, siber saldırılar ile melez tehditlere karşı kritik altyapı güvenliğinin artırılmasını tavsiye ediyor.
Avrupa’nın yeniden silahlanma programı müttefikler arasında farklı yaklaşımları da beraberinde getiriyor.
Financial Times gazetesi, nisan ayındaki haberinde Avrupa Birliği ile NATO arasında kıtanın silahlanma programı konusunda görüş ayrılıkları yaşandığını aktarmıştı.
Brüksel alımların Avrupalı üreticilerden yapılmasını savunurken, NATO savunmada transatlantik bağların korunması gerektiğini vurguluyor.
Avrupa
İrlanda’da kamu spotu: Toruna sarılmadan önce izin alma çağrısı yapıldı

İrlanda’da hükümet destekli We-Consent kampanyası, büyükanne ve büyükbabalara torunlarına sarılmadan önce izin almaları tavsiyesinde bulundu. Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezinin yürüttüğü çalışmaya zemin oluşturan araştırma, ülke nüfusunun yüzde 70’inin rıza kavramının anlaşılmasında sorun gördüğünü gösteriyor.
İrlanda’da hükümet destekli bir sosyal farkındalık kampanyası kapsamında büyükanne ve büyükbabalara, sarılmadan önce torunlarından izin almaları tavsiye edildi.
New York Post gazetesinin haberine göre We-Consent adlı kuruluşun hazırladığı 25 saniyelik videoda, yakın akrabaları dahi olsa her çocuğun sarılmak istemeyebileceği belirtiliyor.
Klipte iki farklı duruma yer veriliyor: İlk sahnede bir çocuk büyükanne ve büyükbabasına neşeyle sarılırken, diğerinde akrabaları kendisini kucaklamaya çalıştığında rahatsızlık hissediyor.
Kampanya yerel siyasetçileri ikiye böldü
Dublin Belediye Meclisi Üyesi Gavin Pepper çalışmaya tepki göstererek hükümetin ve sivil toplum kuruluşlarının “ölçüyü kaçırdığını” savundu.
Çocuklara kişisel sınırlara saygı duymanın ve fiziksel temas reddini kabul etmenin öğretilmesi gerektiğini belirten Pepper, yakın akrabaların sarılmasının “şüpheli bir durum gibi” sunulmaması gerektiğini ifade etti.
Bir diğer belediye meclisi üyesi Lorraine Hall ise kampanyaya destek verdi.
Eleştirenlerin videoyu fazlasıyla gerçek anlamıyla algıladığını ve dikkat çekmek amacıyla yaratıcı yöntemler kullanan sosyal reklamların yapısını hesaba katmadığını kaydeden Hall, videonun yarattığı tartışmanın hedefe ulaşıldığını gösterdiğini dile getirdi.
Ulusal çaptaki We-Consent kampanyası İrlanda’da Mart 2023 döneminde hayata geçirildi. Girişim, Adalet Bakanlığı ve Community Foundation Ireland desteğiyle Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezi tarafından yürütülüyor.
Program rıza, kişisel sınırlar ve ilişkiler konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyor.
Merkezin kampanya öncesinde yaptığı araştırma, İrlanda halkının yüzde 70’inin ülkede rıza kavramının anlaşılması konusunda bir sorun olduğunu düşündüğünü ortaya koydu.
Araştırmaya göre her üç kişiden biri cinsel ilişkiler hakkında konuşurken rahatsızlık duyuyor.
Avrupa
Axel Springer, Avrupa’daki TikTok hisselerine talip oldu

Medya grubu Axel Springer, TikTok’un Avrupa biriminden hisse satın alma önerisinde bulundu. Şirket “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışını teyit ederken platformun ana sahibi ByteDance resmi bir görüşme yapılmadığını açıkladı.
Alman medya grubu Axel Springer, video paylaşım platformu TikTok’un Avrupa operasyonlarından hisse almak için teklif verdi. Financial Times gazetesinin haberine göre Politico ve The Telegraph gibi yayınların sahibi olan grubun bu girişimi, sosyal medyadaki antisemitizm tartışmalarının ardından gündeme geldi.
Axel Springer CEO’su Mathias Döpfner, hisse alma fikrini ocak ayında şirketin Berlin’deki genel merkezinde düzenlenen bir toplantıda dile getirdi.
Sosyal ağlardaki antisemitizm sorununa ayrılan toplantının katılımcıları arasında ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın babası olan, ABD’nin Fransa Büyükelçisi Charles Kushner da yer aldı.
Girişim daha sonra Avrupa Komisyonu temsilcilerine iletildi ancak süreç ilerleme kaydetmedi.
TikTok’un ana şirketi ByteDance ise hisse satışına dair resmi bir müzakere yürütülmediğini açıkladı.
Öte yandan Axel Springer, TikTok konusunda “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışına ilgi duyduklarını doğruladı.
Forbes dergisinin verilerine göre Axel Springer’ın eş sahibi ve CEO Döpfner’in serveti 22 Ekim 2026 itibarıyla 2,7 milyar dolar seviyesindeydi.
ABD pazarında zorunlu satış ortaklıkla sonuçlanmıştı
TikTok’un mülkiyet yapısına ilişkin tartışmalar daha önce ABD’de de yürütülmüştü.
Washington yönetimi, ulusal güvenlik kaygıları ve kullanıcı verilerinin korunması gerekçesiyle 2024 yılında Çin merkezli ByteDance şirketini uygulamanın ABD kolunu satmaya zorlayan bir yasayı kabul etmişti.
Yasa, satışın gerçekleşmemesi halinde platformun ülkede yasaklanmasını öngörüyordu.
Çinli şirket, Ocak 2026’da ABD pazarındaki faaliyetleri yürütmek üzere ortak bir girişim kurdu.
Yapılan anlaşmayla kurulan yeni şirketin hisselerinin yarısı Oracle ile yatırım şirketleri Silver Lake ve MGX’e devredildi.
Kalan hisseler ise ByteDance ile mevcut yatırımcılarında kaldı.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları












