Amerika
Gazze’de kullanılan drone’lar şimdi Amerikan şehirlerinin üzerinde

İsrail’in Gazze’de kullandığı yapay zeka destekli “quadcopter drone”lar, Amerikan şehirleri üzerinde uçarak protestocuları gözetliyor ve milyonlarca görüntüyü otomatik olarak bir kanıt veritabanına yüklüyor.
¡Do Not Panic!’te yer alan habere göre drone’lar, son birkaç yılda nispeten bilinmeyen bir şirketten sessizce milyarlarca dolarlık bir şirkete ve ABD’nin en büyük drone üreticisine dönüşen Skydio adlı bir şirket tarafından üretiliyor.
Skydio drone’larının ABD genelinde kullanımının yaygınlığı ve kullanımlarının sadece birkaç yıl içinde bu kadar artması olağanüstü bir durum.
Şirket, ülke genelinde 800’den fazla kolluk ve güvenlik kurumuyla sözleşme imzalamış durumda. Bu sayı, geçen yılın mart ayında 320 idi. Drone’ları, ülke genelindeki ilçe ve şehirlerdeki insanları izlemek için günde yüzlerce kez havalanıyor.
Skydio’nun İsrail ile geniş bağlantıları var. Gazze işgalinin ilk haftalarında Kaliforniya merkezli şirket, İsrail Savunma Kuvvetleri’ne (IDF) yüzden fazla drone gönderdi ve daha fazlasını göndereceğine söz verdi.
Bu itiraftan bu yana kaç tane daha teslim edildiği bilinmiyor.
Skydio’nun İsrail’de bir ofisi var ve drone üreticileri ile IDF arasında aracı olarak faaliyet gösteren yerel bir askeri drone yüklenicisi olan DefenceSync ile ortaklık yapıyor.
Skydio ayrıca, Marc Andreessen’in şirketi Andreessen Horowitz veya a16z dahil olmak üzere, İsrail’de kapsamlı yatırımları olan İsrail-Amerikan risk sermayedarlarından ve risk sermayesi fonlarından yüz milyonlarca dolar topladı.
Şimdi, Gazze’de “test edilen” ve Filistinliler üzerinde geliştirilen bu insansız hava araçları, Amerikan şehirlerinin üzerinde uçuyor.
Habere göre Boston, Chicago, Philadelphia, San Diego, Cleveland ve Jacksonville dahil olmak üzere, neredeyse tüm büyük Amerikan şehirleri son 18 ay içinde Skydio ile sözleşme imzaladı.
Skydio dronları yakın zamanda şehir polis departmanları tarafından “No Kings” (Krallara Hayır) protestolarında bilgi toplamak için kullanıldı ve ayrıca Yale Üniversitesi tarafından geçen yıl üniversite öğrencileri tarafından kurulan İsrail işgali karşıtı protesto kampını gözetlemek için kullanıldı.
Miami’de Skydio drone’ları bahar tatilcilerini gözetlemek için kullanılıyor ve Atlanta’da şirket, Atlanta Polis Vakfı ile ortaklık kurarak devasa yeni Atlanta Kamu Güvenliği Eğitim Merkezine kalıcı bir drone istasyonu kurdu.
Detroit, bir şehir satın alma raporuna göre, son zamanlarda on dört Skydio drone’u için yaklaşık 300.000 dolar harcadı.
Geçen ay Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE), bir hedefi otomatik olarak takip eden ve peşine düşen bir X10D Skydio drone’u satın aldı.
ABD Gümrük ve Sınır Koruma Dairesi, temmuz ayından bu yana aynı dronlardan otuz üç tane satın aldı.
Skydio drone’larının arkasındaki yapay zeka sistemi, Nvidia çipleriyle çalışıyor ve insan kullanıcısı olmadan çalışmasını sağlıyor. Drone’lar termal görüntüleme kameralarına sahip ve GPS’in çalışmadığı, “GPS’in kullanılamadığı ortamlar” olarak adlandırılan yerlerde çalışabiliyor.
Ayrıca binaları ve diğer altyapıları 3D olarak yeniden oluşturuyor ve saatte 30 milden fazla hızla uçabiliyor.
New York polisi, Skydio drone’larını erken benimseyen ve özellikle hevesli kullanıcılar arasında. Bir sözcü kısa süre önce bir drone haber sitesine, NYPD’nin bir yıldan kısa bir sürede 20.000’den fazla drone uçuşu gerçekleştirdiğini, bunun da drone’ların şehirde günde 55 kez uçurulduğu anlamına geldiğini söyledi.
Geçen yıl yayınlanan bir şehir raporu, NYPD’nin o sırada 41 Skydio drone’u kullandığını belirtmişti. Fakat Federal Havacılık Otoritesinin (FAA) yakın zamanda yaptığı bir kural değişikliği, bu sayının şüphesiz artacağı anlamına geliyor ve daha genel olarak Skydio drone’larının kullanımındaki büyük artışın temelini oluşturuyor.
Bu yılın mart ayından önce, FAA kuralları, drone’ların yalnızca operatör drone’u görüş alanında tuttuğu sürece ABD güvenlik güçleri tarafından kullanılabileceğini belirtiyordu. Ayrıca, kalabalık şehir sokaklarında da kullanılamıyorlardı.
FAA’nın o ay yayınladığı muafiyet, polis ve güvenlik kurumlarının drone’ları görüş mesafesinin ötesinde ve kalabalık insan gruplarının üzerinde kullanmasına izin vererek kapıları ardına kadar açtı.
Skydio, bu muafiyeti “çığır açıcı” olarak nitelendirdi. Bu değişiklik, ABD polisi ve güvenlik güçleri tarafından Skydio drone’larının satın alınmasına yol açtı ve çoğu artık “İlk Müdahaleci Olarak Drone” programı olarak adlandırılan programı kullanıyor.
Drone’ları görmeye gerek kalmadan ve drone’ların şehir sokakları üzerinde serbestçe uçabilmesiyle, polisler insanlardan önce drone’ları çağrıya ve daha geniş soruşturma amaçları için giderek daha fazla gönderiyor.
Örneğin Cincinnati, bu yılın sonuna kadar tüm çağrıların %90’ının ilk olarak bir Skydio drone’u tarafından karşılanacağını söylüyor.
Bu kapsamlı hizmet, Skydio’nun bağlantı platformu donanımı sayesinde mümkün oluyor. Bu fırlatma rampaları, şehrin çeşitli yerlerine yerleştirilerek dronların polis merkezlerinden kilometrelerce uzakta uzaktan şarj edilmesini, fırlatılmasını ve iniş yapmasını sağlıyor.
Fırlatıldıktan sonra, bu uçuşlar sırasında toplanan tüm bilgiler hem dahili SD karta kaydediliyor hem de kolluk kuvvetleri için yapılandırılmış özel bir yazılıma otomatik olarak yükleniyor. Bu yazılım, Skydio’nun önemli bir finansal destekçisi ve ABD ve Batıdaki polis departmanları tarafından kullanılan Taser’lar ve “daha az öldürücü silahlar”ın tartışmalı üreticisi olan Axon tarafından yapılmıştır.
Axon Evidence adlı yazılım, Axon’un basın bülteninde belirtildiği gibi, “drone’lardan alınan fotoğraf ve video görüntülerinin dijital kanıt yönetim sistemine otomatik olarak yüklenmesini” sağlıyor.
Axon’un ekipmanları, İsrail’in işgal altyapısının da merkezinde yer alıyor. Şirket, Filistinlilere rutin olarak işkence uygulayan İsrail polis güçlerine ve hapishane gardiyanlarına vücut kameraları ve Taser’lar sağlıyor. Skydio’nun 220 milyon dolarlık E Serisi finansman turuna katılan Axon, Skydio’yu destekleyen ve Siyonist gündemi destekleyen birçok kuruluşlardan sadece biri.
Skydio’nun 2015’teki ilk yatırımcısı, drone üreticisinin arkasındaki üç kişilik ekibe 3 milyon dolarlık başlangıç sermayesi sağlayan Andreessen Horowitz (a16z) idi.
O zamandan beri, çok sayıda finansman turunda on milyonlarca dolar yatırım yaptılar. A16z’nin kurucuları Marc Andreessen ve Ben Horowitz, her ikisi de kötü şöhretli Siyonistler.
Şirket, 2024 yılında İsrail’deki en aktif risk sermayesi yatırımcısıydı ve bu yaz Andreessen ve Horowitz, eski IDF ve Unit 8200 tarafından kurulan teknoloji şirketleriyle görüşmek için İsrail’i ziyaret etti.
Skydio’nun diğer yatırımcıları arasında, IDF’nin bilgisayar casusluk merkezi Mamram’da çalışan Moshe Zilberstein’ın başkanı olduğu İsrail’de bir ofisi bulunan Next 47 ve genel müdürü Ella-Tamar Adnahan’ın İsrail medyası tarafından “İsrail’in ABD’deki en önemli teknoloji bankeri” olarak tanımlanan İsrail asıllı Amerikalı olan Hercules Capital bulunuyor.
ABD polis departmanlarının, İsrail ile bu kadar yakından bağlantılı olan ve savaş suçlarını işlemek için kullanılan drone teknolojisiyle doygun hale gelmesi, şaşırtıcı olmasa da korkutucu bir gelişme.
Skydio insansız hava araçları, Trump yönetiminin Antifa ve diğer “iç teröristler”e yönelik baskılarında merkezi bir rol oynayabilir. Bu bağlamda, daha büyük sürpriz, İsrail ile bağlantılı gözetleme insansız hava aracı teknolojisinin Amerika’da hızla yayılmasına rağmen, bunun şimdiye kadar büyük ölçüde gözden kaçmış olması.
Skydio, Pentagon’un da büyük bir tedarikçisi ve kısa süre önce ABD ordusuna keşif drone’ları sağlamak için bir sözleşme imzalamıştı.
Hem askeri hem de sivil güvenlik güçlerinin önemli bir tedarikçisi olarak, Skydio-Axon dijital kanıt yönetim sistemi aracılığıyla ABD ordusu ve iç güvenlik kurumları arasında hangi bilgilerin paylaşıldığı veya paylaşılacağı konusunda sorular ortaya çıkıyor.
Amerika
Michigan Senato yarışında El-Sayed ve Rogers son kez karşılaştı

Michigan’daki kritik Senato koltuğu için yarışan Demokrat Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi Mike Rogers son münazarada karşı karşıya geldi. Kamuoyu yoklamalarında El-Sayed az farkla önde seyrederken tahmin modelleri Demokrat adaya yüzde 67 kazanma şansı veriyor.
ABD Senatosu’ndaki çoğunluğu belirleme potansiyeli taşıyan Michigan eyaletinde, Demokrat aday Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers ikinci ve son televizyon münazarasında karşı karşıya geldi.
Emekliye ayrılan Demokrat Senatör Gary Peters’ın boşalttığı koltuk için yarışan eski Wayne County sağlık yetkilisi El-Sayed ile eski Temsilciler Meclisi üyesi Rogers, ay başında yapılan ilk karşılaşmaya kıyasla daha sakin geçen oturumda siyasi geçmişleri ve bağlılıkları üzerinden keskin hatlar çizdi.
Kamuoyu yoklamaları El-Sayed’in az farkla önde olduğunu gösterirken, Decision Desk HQ tahminleri Demokrat adayın seçimi kazanma ihtimalini yüzde 67 olarak hesaplıyor.
Adaylar Müslüman Kardeşler suçlamaları üzerinden tartıştı
Münazarada Cumhuriyetçi Rogers, rakibi El-Sayed’i yeniden Müslüman Kardeşler teşkilatıyla ilişkilendirmeye çalıştı.
El-Sayed’in kampanyasına Hamas ve Hizbullah’ı destekleyen isimlerden bağış geldiğini öne süren Rogers, “Müslüman Kardeşler tarafından satın alınmak sorun değil mi? Birleşik Devletler Senatosu’na gidecekseniz bilmemiz gerekiyor: Amerika’nın yanında mısınız yoksa denizaşırı ülkelerdeki bu terör gruplarının mı?” diye sordu.
El-Sayed ise Cumhuriyetçi rakibinin anayasaya bağlılığını sorgulamasını sert sözlerle eleştirdi.
Hiçbir zaman parçası olmadığı bir örgütle sürekli ilişkilendirilmeye çalışıldığını belirten El-Sayed, “Bunun hiçbir mantığı yok ve Mike, anayasaya olan sadakatimi sorgulaman senin seviyenin gerçekten çok altında kalıyor” dedi.
Seçim sürecinde Rogers cephesi, Müslüman Kardeşler bağlantılı kişilerden El-Sayed’e yapılan bağışlara işaret ederek Demokrat adayın örgüte destek sözü verdiğini iddia etti.
The New York Times haberine göre El-Sayed, teşkilat mensubu olan Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin seçilmesinin ardından 2012 yılında “medya ve polisin tasfiyesini” destekleyen bir açık mektuba imza attı. Demokrat aday, eski Başkan Donald Trump’ın geçen yıl terör örgütü listesine aldığı Müslüman Kardeşler ile bağını reddediyor.
Amerika’yla ve Amerikalı olmakla gurur duyduğunu vurgulayan El-Sayed, “Hepimize dilediğimiz gibi ibadet etme hakkı tanıyan anayasamızla gurur duyuyorum. Bunu sorman bence gerçekten utanç verici” ifadesini kullandı.
Rogers ile Trump arasındaki mesafe tartışma yarattı
Rogers, düşük kamuoyu onay oranlarına sahip Trump ile arasına mesafe koyma çizgisini münazarada da sürdürdü. Daha önce İran savaşına ve Trump’ın Kanada ile girdiği ticaret savaşına derhal son verilmesi çağrısında bulunan Rogers, Kanada gümrük vergilerinin “iyi düşünülmediğini” dile getirdi.
El-Sayed ise Trump’ın Rogers’a verdiği desteği kampanyanın merkezine yerleştirmeye çalıştı.
Trump’ın pazar günü Michigan’a yapacağı ziyareti hatırlatan El-Sayed, “Donald Trump buraya gelip senin için miting yapmadan bu yarışı kazanamazsın. Gelmesi için ona bu yüzden yalvardın” diye konuştu.
El-Sayed, izleyicilere “MAGA tombalası” oynamalarını önererek Trump destekçilerinin dikkat dağıtmak amacıyla sürekli hazır sloganlar kullandığını öne sürdü.
Rogers bu suçlamaya tepki göstererek rakibinin yalnızca Trump’a odaklandığını savundu.
Rogers, “Tombala oyunu, son 30 dakikada verdiği her yanıta kaç kez Trump kelimesini sıkıştırdığı üzerinden oynanmalı; bu gülünç” diyerek yarışın Michigan için en doğru yolu seçmekle ilgili olduğunu kaydetti.
Rogers ılımlı Demokrat seçmene seslendi
Rogers kapanış konuşmasında, Demokrat Parti ön seçiminde ılımlı çizgideki Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens’ı destekleyen seçmenlere yöneldi.
Stevens’ı tercih eden ve El-Sayed’i “fazla aşırı” bulan seçmenlere seslenen Rogers, “Bizim yanımızda size de yer var” çağrısında bulundu.
El-Sayed, ABD’nin İsrail politikasının belirleyici olduğu çekişmeli ağustos ön seçiminde Stevens’ı yalnızca bir puan farkla mağlup etmişti.
Sahada “Mike Rogers İçin Demokratlar” adıyla bir koalisyon kuran Cumhuriyetçi aday, rakibini Amerika Demokratik Sosyalistleri grubuyla ilişkilendirmeye çalıştı. El-Sayed bu grubun üyesi olmasa da Herkes İçin Sağlık Sigortası (Medicare for All) gibi kuruluşun desteklediği politikaları savunuyor.
Eyalet genelinde El-Sayed’in politikalarını aşırı bulan çok sayıda yetkili olduğunu savunan Rogers, “Lafı gediğine koymakta çok başarılı ama mesele siyasete ve politikalara gelince o kadar iyi değil” dedi.
Amerika
Peter Thiel’dan Trump’a İran tepkisi: “Bu savaşı başlatmamalıydık”

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçılarından ve Palantir’in kurularından olan Peter Thiel, basına sızan konuşmasında ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesini eleştirerek bu savaşa hiç girilmemesi gerektiğini söyledi. Trump’a desteğini sürdürdüğünü belirten Thiel, Uluslararası Ceza Mahkemesi tehdidinin yönetim üzerinde baskı kurduğunu savundu.
Milyarder teknoloji yatırımcısı Peter Thiel, ABD’nin İran ile yürüttüğü savaşa şüpheyle yaklaştığını ve bu askeri hamlenin hiç başlatılmaması gerektiğini söyledi.
Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçıları arasında yer alan Thiel’ın bu çıkışı, onu Başkan Donald Trump ile dış politikanın en kritik kararlarından birinde karşı karşıya getirdi.
Thiel’ın 12 Ekim’de basına kapalı bir etkinlikte yaptığı konuşmanın ses kaydına Politico bünyesindeki Decoded ulaştı.
Kongre’deki çoğunluğunu korumaya çalışan Cumhuriyetçi Parti için ara seçimlere iki haftadan az bir süre kala kaydedilen bu sözler, ünlü yatırımcının İran savaşına dair kamuoyuna yansıyan en açık değerlendirmesi niteliğini taşıyor.
İran’a yönelik savaşa kuşkuyla baktığını belirten Thiel, “Bunu yapmamalıydık, yapılan çok fazla hata oldu” dedi.
Thiel konuşmasında, “Belki de yeterli sert gücümüz yok, belki de yumuşak güç savaşını kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.
Konuşmanın tamamında neo-con’lara ve Ortadoğu’daki savaşlara kesin biçimde karşı olduğunu dile getiren Thiel, İran savaşına yönelik eleştirilerine rağmen Trump’a desteğini sürdürdüğünü vurguladı ve başkanı korumak istediğini ima etti.
Buna rağmen dile getirdiği itirazlar, bugüne kadar Trump’ın en sıkı müttefiklerinden birinin söz konusu çatışmaya dair derin endişelerini açığa vuran en somut örneklerden biri oldu.
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor
Uluslararası Ceza Mahkemesi uyarısı
Söz konusu ifadeler, Thiel’ın sonbahar başından bu yana Nashville’de sürdürdüğü ve Decoded tarafından takip edilen konferans dizisinde dile getirildi.
Son oturumda Uluslararası Ceza Mahkemesinin denetimsiz gücüne dair kapsamlı uyarılarda bulunan Thiel, George W. Bush döneminin kilit isimleri Donald Rumsfeld ve Dick Cheney’nin geçmişteki açıklamalarına atıfta bulundu.
Cheney ailesinin sergilediği Trump karşıtlığını Uluslararası Ceza Mahkemesine şirin görünme ve yargılanmaktan kaçınma çabası olarak okuduğunu belirten Thiel, bu hamle için muhtemelen çok geç kalındığını söyledi.
Thiel, mahkemenin tutuklama emri tehdidinin, İran’daki savaşı sürdürmeye çalışan Trump yönetiminin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallandığından şüphelenmeye başladığını kaydetti.
Thiel, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın ardından 2024 başında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeye de değindi. Görüşmede Gazze’deki planlarını sorduğu Netanyahu’nun kendisine, “Orayı öylece Dresden’e çeviremem” yanıtını verdiğini aktardı.
Netanyahu’nun bu ifadesiyle, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik güçlerin yaklaşık 25 bin kişinin ölümüne yol açan Alman kenti Dresden bombardımanına gönderme yaptığı belirtildi.
Büyük teknoloji yatırımcıları arasında 2016’da Trump’ı ilk destekleyen ve aynı yıl Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’nde konuşma yapan Thiel, 2022’deki Senato yarışında şimdiki Başkan Yardımcısı JD Vance’i destekleyen siyasi eylem komitelerinin de en büyük mali destekçisiydi.
Amerika
Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.
Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.
Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.
ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.
Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.
Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.
Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.
Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.
Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.
Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.
İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.
Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor
Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.
Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.
Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.
Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.
Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.
Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.
Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.
Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.
Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti
Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.
Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.
San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.
Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.
Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.
Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.
Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.
Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.
Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum









