Bizi Takip Edin

Amerika

Trump’ın adayı Isaacman, NASA’ya ‘CEO’ olmak istiyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump’ın NASA’nın başına bir kez daha önerdiği Jared Isaacman, kurumu şirketleştirmek istiyor

Trump salı akşamı Truth Social’da yaptığı paylaşımda, “Jared’in uzaya olan tutkusu, astronotluk deneyimi, keşif sınırlarını zorlama, evrenin gizemlerini çözme ve yeni uzay ekonomisini ilerletme konusundaki adanmışlığı, onu NASA’yı cesur yeni bir çağa taşımak için ideal bir aday yapıyor,” dedi.

Milyarder uzay turisti Isaacman, uzay ajansının başına geçmek üzere bir kez aday gösterilmişti, fakat Trump, Senato’nun onay oylaması yapılmadan hemen önce, mayıs ayında adaylığını geri çekmişti.

Bunun nedeni, SpaceX CEO’su Elon Musk ile olan yakın ilişkisi ve Demokratlara yaptığı önceki bağışlar hakkındaki endişelerdi.

Isaacman o zamandan beri başkanın gözüne girmeye çalışıyor. Axios’a göre, ekim ayında önemli Cumhuriyetçi bağışçıların katıldığı bir Beyaz Saray etkinliğinde boy gösterdi ve Senatör Tim Sheehy ve tanınmış MAGA influencer’ı Laura Loomer dahil olmak üzere birçok kişinin desteğini aldı.

Sheehy, Trump ile Isaacman hakkında konuştuğunu ve Trump’ın bu fikre açık olduğunu söylediğini daha önce bildirmişti.

Ne var ki, Isaacman’ın geri dönüş çabası, kurumun vekil başkanı ve Ulaştırma Bakanı olarak görev yapan Sean Duffy’nin direnişiyle karşılaştı.

Ödeme işleme şirketi Shift4’un CEO’su Isaacman, Duffy’ye özel bir nefret besleyen Musk’ın yakın iş ortağı.

Isaacman, onaylanması için yeterli oyu toplamak için zorlu bir mücadeleyle karşı karşıya. Bazı Cumhuriyetçiler, adayın geçmişte Demokratları desteklemiş olmasından endişe duyduklarını dile getirdiler.

Isaacman ise NASA’nın insanları Ay’a indirme programı olan Artemis’i eleştirmiş ve mevcut yapının çok pahalı olduğunu ve tek kullanımlık roketler üzerine kurulu olduğunu savunmuştu.

Girişimci, ajansa köklü değişiklikler öneren bir rapor da yazmıştı. POLITICO tarafından elde edilen 62 sayfalık plan, NASA’nın bazı görevlerini özel sektöre delege etmeyi ve devlet kurumunu daha çok bir işletme gibi yönetmeyi öneriyor.

“Project Athena” (Athena Projesi) olarak bilinen manifesto, bu yaz Duffy’ye gizlice verildi, fakat Isaacman bunun kamuoyuna açıklanmasını asla istemedi.

Isaacman’ın çok daha uzun bir belge olarak başladığını söylediği Athena Projesi, “tek bir kitle için özel olarak hazırlanmıştı.” Isaacman, projenin amacının “NASA’yı yeniden düzenlemek ve canlandırmak, ajansı uzayda Amerikan liderliğine odaklamak, yörünge ekonomisinin önünü açmak ve dünyayı değiştirecek keşifleri hızlandırmak” olduğunu söyledi.

Isaacman’ın manifestosu, NASA’nın bilime yaklaşımını kökten değiştirecek. Kendi uydularını fırlatmak yerine ticari şirketlerden bilimsel veri satın almayı savunuyor ve bunu “hizmet olarak bilim” olarak adlandırıyor.

Belge ayrıca, “NASA’yı vergi mükelleflerinin finanse ettiği iklim bilimi işinden çıkarmak ve bunu akademinin belirlemesine bırakmak” önerisinde bulunuyor.

Eleştirmenler, bilimin doğası gereği ticari bir girişim olmadığı için böyle bir hareketin bilimsel fonlamanın doğasını yanlış anladığını savunuyorlar. Akademi, bilimsel çalışmalarının bir kısmını NASA’nın hibe fonlarıyla gerçekleştiriyor. 

Fakat plana aşina olan kişilerden biri, Isaacman’ın NASA’nın tüm bilimsel misyonlarını, ticari uydu gruplarından veri satın alabileceği bir alan olarak Dünya gözlem misyonlarını kastettiğini savundu.

Isaacman ayrıca, ajansa NASA’nın Artemis ay misyonları için geliştirilen ağır yük roketi olan Uzay Fırlatma Sistemini ve Gateway ay uzay istasyonunu iki planlanan misyondan sonra “sonlandırmasını” tavsiye etti. 

Belge, programların unsurlarının nihayetinde bir nükleer tahrik programına dahil edilmesini öneriyor.

Plan ayrıca NASA’nın her kurum merkezinin “ilgi düzeyi ve devam eden gerekliliği”ni araştırmasını ve bunları modernize etmenin yollarını bulmasını öngörüyor.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English