Diplomasi
‘Hedefin Rusya olduğu argümanı inandırıcı değil’

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Yunanistan’daki ABD üslerinin Rusya’ya karşı kurulduğu iddiasını inandırıcı bulmadıklarını söyledi ve Yunanistan’a şu uyarıda bulundu: “Arkanızda kim var ona bakmayın. Karşınıza almaya çalıştığınız kim var ona bakın.”
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından düzenlenen “Ege ve Doğu Akdeniz’de Türk Dış Politikası” panelinin açılış konuşmasını yaptı. Çavuşoğlu, büyük güç mücadelesinde Türkiye’nin uluslararası konumunu giderek güçlendirdiğini vurgulayarak, sert ve yumuşak güç unsurlarını dengeli bir şekilde kullandığını dile getirdi. Türk dış politikasında bazı başlıkları “milli dava” olarak nitelendirdiklerini kaydeden Çavuşoğlu, bunların Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs olduğunu ifade etti.
Yunanistan’ın maksimalist tutumu ve hukuk dışı adımlarına karşı Türkiye’nin verdiği yanıtların Yunanistan’ı çileden çıkardığını kaydeden Çavuşoğlu, bu ülkenin stratejik vizyon eksikliği olduğunu da vurguladı. Ege Denizi’nde ekonomik, ticari, askeri ve kültürel bakımdan temel ve hayati nitelikte hak ve çıkarların olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, Ege’nin dostluk ve iş birliği denize haline gelemediğini dile getirdi.
Ege’deki anlaşmazlıklar
Çavuşoğlu, birbiriyle bağlantılı Ege ihtilaflarının yıllardır çözülemediğini belirterek bu ihtilafları şöyle sıraları:
- Kara sularının ve hava sahasının genişliği.
- Kıta sahanlığının sınırlandırılması.
- Doğu Ege adalarının gayri askeri statüsünün ihlali.
- Ege’deki bazı ada, adacık ve kayalıkların aidiyeti.
- FIR, NAVTEX, arama kurtarma gibi hizmet sahaları .
Kara suları sınırı anlaşmazlığı
Yunanistan’ın 1995’ten bu yana Ege’de kara sularını 12 mile çıkarmakla Türkiye’yi tehdit ettiğini kaydeden Çavuşoğlu, kara sularının tek taraflı olarak 6 milin 1 mil üzerine dahi çıkarılmasına izin vermeyeceklerini vurguladı: “Ege’yi fiilen Yunan gölü haline getirecek, bizi kıyılarımıza hapsedecek, meşru ve hayati çıkarlarımıza zarar verecek böyle bir oldubittiyi kesinlikle kabul etmeyiz.” Öte yandan, Yunanistan’ın hava sahası iddialarının da dünyada hiçbir örneği olmadığına işaret eden Çavuşoğlu, “(Yunanistan’ın) Ege’de 6 mil karasu genişliğine rağmen 10 mil hava sahası uygulaması uluslararası hukukun çok açık ihlalidir” dedi.
Adaların silahlandırılması
Bakan Çavuşoğlu, Doğu Ege adalarının anlaşmalarla gayri askeri statüye alındığını ve bu statünün sürdürülmesi koşuluyla Yunanistan’a devredildiğini hatırlattı. Söz konusu 23 adadan en az 16’sının Yunanistan tarafından silahlandırıldığını vurgulayan Çavuşoğlu, “Bu durum bizim güvenliğimiz için bir tehdit. Biz Yunanistan’ın uluslararası hukuka uymasını ve gayri askeri statüyü yeniden tesis etmesini istiyoruz” ifadesini kullandı. Yunanistan’ın ihlalleriyle ilgili Birleşmiş Milletlere (BM) 2021’den bu yana üç mektup gönderdikleri bilgisini paylaştı: “Yunanistan’ın çıldırmaya başlamasının sebeplerinden bir tanesi de bu. Bizim bir mektubumuza sekiz ay sonra, onda da hukuki içerik yok, tamamen kara propaganda içeren mektubu ancak 8 ay sonra gönderebiliyor. 8 ay ne yapacağını şaşırıyor.”
Aidiyeti belirsiz adalar
Çavuşoğlu, Yunanistan’ın kendi argümanlarına güvenmediği için Uluslararası Adalet Divanı’nın yargı yetkisine çekince koyduğunu hatırlattı. Ege’deki bazı ada, adacık ve kayalıkların aidiyeti meselesinin Yunanistan’la anlaşmazlıklardan bir diğeri olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, Yunanistan’ın diğer meselelerle birlikte bu meseleleri de barışçıl yöntemlerle çözmeye hazır olması durumunda Türkiye’nin de her zaman hazır olduğunu vurguladı.
Sorun neden çözülemiyor?
Çavuşoğlu, Ege sorunlarının çözülememesinin nedenlerini şöyle sıraladı:
- Yunanistan’ın Ege’yi bir Yunan denizi olarak görmesi. Türkiye’nin hak ve çıkarlarını yok sayması
- Yunanistan’ın kıta sahanlığı dışında diğer Ege ihtilaflarını yok sayması.
- Yunanistan’ın çözüm için uluslararası yargı yolunu tıkaması.
Yunanistan’ın çözüm yerine Avrupa Birliği (AB) ve üçüncü ülkeleri arkasına alarak Türkiye’ye maksimalist pozisyonlarını kabul ettirmeyi umut ettiğini kaydeden Çavuşoğlu, AB ve bazı AB üyesi ülkelerin de “Yunanistan’ın değirmenine su taşıdığını” dile getirdi.
Yunanistan’ın en haksız durumda da ne kadar haklı olduklarını anlatmada çok yetenekli olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, “Biz yaptıklarımızı anlatma konusunda kendi aramızda özeleştiri de yapıyoruz, ‘iyi anlatamıyoruz’ diye. Ama Yunanistan gibi yüzsüz, arsız ve yalancı olmak lazım. Onu da yapamıyoruz biz. Gerçekleri söylüyoruz. Hukuki argümanlar ortaya koyuyoruz. Biz gerekli yanıtı hem sahada hem de masada veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlıklar
Doğu Akdeniz ve Kıbrıs sorununa değinen Çavuşoğlu, Kıbrıs’ın bir Yunan veya Rum adası olmadığını, Adanın egemenliğinin 1960’ta adadaki Kıbrıs Türk ve Rum halkına verildiğini söyledi.
Çavuşoğlu, Rum tarafının iktidarı ve refahı Türklerle paylaşmak istemediğini belirterek, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Anastasiadis’le görüşmesinde bunları bizzat Anastasiadis’in söylediğini vurguladı. Gayriresmi 5+BM toplantısında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın gerçekçi ve çözüm odaklı bir vizyon ortaya koyduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, BM Güvenlik Konseyinin Kıbrıs Türk halkının müktesep haklarının tescili konusunda bugüne kadar adım atmadığını ifade etti. Çavuşoğlu, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanları konusuna değinerek, Rum kesiminin Türkiye ve KKTC’nin haklarını ihlal eden Mısır, Lübnan ve İsrail’le münhasır ekonomik bölge (MEB) sınırlandırma anlaşmalarını kabul etmediklerini söyledi.
Çavuşoğlu, 2021’den bu yana Yunanistan ve Rum kesiminin Türk kıta sahanlığına 9 kez girme teşebbüsü olduğunu belirterek, aldıkları tedbirlerle hiçbir gemiyi buraya sokmadıklarını vurguladı. Kapsamlı “Doğu Akdeniz Konferansı” önerisinin de halen masada olduğunu hatırlatan Çavuşoğlu, KKTC ile Rum tarafı arasında hakça paylaşım konusunda bir anlaşmaya varılması durumunda Doğu Akdeniz’deki sorunların yüzde 51’inin otomatik olarak çözülmüş olacağını belirtti. Çavuşoğlu, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin haklarını kararlılıkla korumaya devam edeceklerinin altını çizdi.
‘Aklını peynir ekmekle yemiş olması lazım’
Çavuşoğlu panelin soru cevap kısmında Yunanistan’da son zamanlarda kurulan ABD üsleri ve ülkenin çeşitli savunma anlaşmaları yapmasına yönelik soru üzerine şunları söyledi:
“Bunlar Rusya’ya karşı kurulan üsler diyor. İnandırıcı değil. Yunanistan’da bulunan ABD Büyükelçisi’nin attığı tweetler tamamen Yunan yanlı, Yunanistan’ı destekleyen tweetler. Türkiye’de de ABD’nin bir büyükelçisi var. Onları bu konuda biraz Türkiye’yi desteklediğini ima eden bir açıklaması oldu mu bugüne kadar? Sonuçta ABD’nin terazisi bozuldu. Kendilerine de uyarılarda bulunduk. Bunların Yunanistan’a da bir faydası olmadığını, Yunanistan’ı çözümden daha da uzaklaştırdığını söyledik.”
Bakan, Yunanistan’ın Türkiye’ye saldırı hazırlığında olduğu iddiasıyla ilgili de şunları söyledi: “Yunanistan’ın bize yönelik bir saldırıya hazırlanması demek Yunanistan’ın beynini peynir ekmekle yemesi demek gibi bir şey. Yunanistan’a şunu da söylüyoruz, arkanızda kim var ona bakmayın. Yanı başınızda kim var komşu ve karşınıza almaya çalıştığınız kim var ona bakın. İş birliği istiyorsanız hazırız ama Türkiye’yi karşılarına almak ne demek bunu da iyi biliyorlardır.”
Çavuşoğlu, ABD’nin Kıbrıs Rum kesimine yönelik kaldırılan silah ambargosuna yönelik ise “Bu silahı kime karşı veriyorsun? Kıbrıs Türklerine karşı. Biz de ilave SİHA ve ilave takviye yapıyoruz. Onlar karar alır biz yaparız” ifadelerini kullandı.
‘Anlaşmalar Mısır’ın aleyhine değil’
Mısırlı mevkidaşı Semih Şükri’nin Türkiye’yle ilişkileri normalleşme sürecini durdurduklarını açıklamasına yönelik soruyu yanıtlayan Çavuşoğlu, Türkiye’nin normalleşme sürecine girdiği başka ülkeler de bulunduğunu ancak bu sürecin Mısır’la daha yavaş ilerlediğini ifade etti. “Bunun sebebi biz değiliz” diyen Çavuşoğlu, Türkiye’nin Libya’yla imzaladığı anlaşmalara değinerek “Libya ile yaptığımız deniz yetki alanları anlaşması ya da en son imzaladığımız hidrokarbon anlaşması Mısır’ın aleyhine değil ki. Mısır bizimle anlaşma imzalarsa Yunanistan’la yaptığı anlaşmadan çok daha fazla deniz yetki alanı elde edecek. 40 bin kilometrekareden bahsediyoruz” diye konuştu.
Çavuşoğlu, Libya’daki hükümetin meşru olmadığı iddialarına da yanıt vererek BM’nin şu anki yönetimi meşru gördüğünü belirterek “Libya ile yaptığımız daha önceki güvenlik anlaşmasının bugüne uyarlanması da Mısır’ın aleyhine değil. Mısır’a yönelik bir hamle değil. Biz olmasaydık Libya bugün Suriye olacaktı. Yani Trablus’a yönelik saldırıyı durdurmasaydık biz bugün sokak savaşına dönecekti. Bizim burada mevcudiyetimiz aslında barış ve istikrarın teminatı. Bu, Mısır’a yönelik bir hamle değil” ifadelerini kullandı. Çavuşoğlu, Türkiye açısından Mısır’a yönelik herhangi bir sorunun olmadığına, Mısır’ın herkes için önemli bir ülke olduğuna da vurgu yaptı.
Diplomasi
ABD, yapay zeka yatırımlarında Avrupa ile arasındaki farkı artırıyor

ABD’deki yatırımların, Avrupa’dakinden üç kat daha hızlı artma eğiliminde olduğu görülüyor.
Son altı yıl göz önüne alınarak yapılan tahminler, iki ekonomi arasında yapay zeka kaynaklı bir uçurumun açıldığını vurguluyor.
Oxford Economics’in tahminlerine göre, ABD’de yeni ekipman ve tesislere yönelik kurumsal harcamaların 2021 ile gelecek yılın sonu arasında reel olarak yüzde 40 artması öngörülüyor.
Danışmanlık şirketi, yapay zeka ekipmanlarına yönelik artan harcamaların tahminlerindeki temel itici güçler olduğunu belirtti.
ABD’deki bu artış, Avro bölgesindeki sadece yüzde 12’lik reel artışla karşılaştırılırken, aynı dönemde Almanya’daki kurumsal yatırımların neredeyse durma noktasına gelmesi bekleniyor.
Bu rakamlar, yüksek teknolojili ekipman ve tesislere yönelik Amerikan harcamalarındaki patlamaya ayak uydurmakta zorlanan Avrupa’nın karşı karşıya olduğu zorluğu vurguluyor.
Kıta, 2022’nin sonlarında ChatGPT’nin piyasaya sürülmesiyle başlayan büyük dil modellerinin yükselişinden önce bile, ABD’nin hızla artan BT yatırımlarının gerisinde kalmıştı.
Fakat bu rakamlar, Uluslararası Ödemeler Bankası ve diğer kurumlar maliyetli bir “yatırım çöküşü” riskinin arttığı konusunda uyarıda bulunurken, yapay zekaya riskli bir bahis oynayan ABD için de soru işaretleri yaratıyor.
Mario Draghi’den AB için kritik konuşma: Radikal bir değişime ihtiyacımız var
Google, Meta, Microsoft ve Amazon, daha fazla yapay zeka altyapısı kurmak için yarışırken, yalnızca 2026 yılında 725 milyar dolardan fazla yatırım yapmaya hazırlanıyor.
Oxford Economics’in tahminleri, eski Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi’nin Eylül 2024’te rekabet gücü üzerine dönüm noktası niteliğinde bir rapor yayınlamasından bu yana, Avrupa’nın yatırım açığını kapatma konusunda çok az ilerleme kaydettiğini, hatta hiç ilerleme kaydetmediğini gösteriyor.
Draghi, dijitalleşme, karbonsuzlaşma ve artan savunma harcamalarının, yatırımlarda “1960’lar ve 70’lerde son kez görülen” seviyelere “benzeri görülmemiş” bir artış gerektirdiği konusunda uyarıda bulunmuştu.
Draghi, gerekli artışın İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Marshall Planı’nın sağladığı yatırım artışından daha büyük olduğunu belirtmişti.
Oxford Economics’te ekonomist olan Daniel Harenberg, “ABD daha dinamik ve girişimci bir ekonomiye sahip; bu nedenle daha hızlı ilerliyor ve yapay zeka yarışında daha fazla kazanç elde ediyor. Avrupa ise çok daha yavaş,” dedi.
Avrupa ayrıca ABD ile arasında büyük ve giderek artan bir verimlilik açığıyla karşı karşıya.
Manchester Üniversitesi’nden Profesör Bart van Ark, bu yaz Sintra’da düzenlenen ECB Forumu’nda ECB politika yapıcılarına, “ABD son dönemde Avrupa’nın daha da önüne geçti” dedi.
Van Ark’ın analizine göre, 2018 ile 2025 yılları arasında ABD’de çalışılan saat başına GSYİH 14 dolar artarken, Avrupa’da bu artış sadece 2 dolar oldu.
“Bu fark sadece dijital sektörle sınırlı değil,” diye ekleyen van Ark, ABD’nin üstün performansının toptan ve perakende ticaretin yanı sıra profesyonel hizmetler dahil diğer sektörlere de yayıldığını vurguladı.
Gelgelelim van Ark, daha fazla yatırımın tek başına Avrupa’nın verimlilik sorunlarını çözmesinin pek olası olmadığını savundu.
Avrupa’nın “daha derin sorunu”, inovasyonun farklı sektörlerdeki işletmelerin yeni fikir ve araçları benimsemesiyle “uygun şekilde bağlantılı olmaması”ydı.
Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde, geçen yıl yaptığı bir konuşmada, bölgenin imalat sektörüne dayalı büyümesinin “yavaş yavaş ortadan kaybolan bir dünyaya yönelik” olduğu konusunda uyarıda bulunmuştu.
Avrupa Komisyonu’na göre, Avrupa, yapay zeka (AI) kullanımını düzenleyen katı yasalar çıkaran dünyadaki ilk ülkelerden biri oldu ve 2024 Yapay Zeka Yasası, bu teknolojiye ilişkin “tarihteki ilk yasal çerçeve” haline geldi.
Eleştirmenler, katı kuralların inovasyonu engelleyebileceği ve yapay zeka yatırımlarını caydırabileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, iki yıl önceki bir konuşmasında “Değişen dünyaya ayak uyduramıyoruz” diyerek, Avrupa’nın “aşırı düzenleme” yaptığı ve “yeterli yatırım yapmadığı” uyarısında bulunmuştu.
Bank J Safra Sarasin’in baş ekonomisti Karsten Junius, “Avrupa, en son teknoloji dalgasını kaçırdı,” dedi.
Bununla birlikte, ABD’deki yatırım patlaması büyük ölçüde yapay zekaya yönelik harcamaların devam etmesine bağlı ve bu durum, getirilerin beklentileri karşılayamaması halinde bir düzeltmeye açık hale getirir.
Merkez bankalarına danışmanlık yapan Uluslararası Ödemeler Bankası, Haziran ayında yapay zeka harcamalarından elde edilen getirilerin beklentileri karşılamaması halinde uzun süreli bir “yatırım çöküşü” yaşanabileceği konusunda uyarıda bulunmuştu.
Junius, Avrupa’nın ABD ile arasındaki muazzam yatırım açığının en azından kısmen geçici bir fenomen olduğuna inandığını belirtti.
“ABD’deki yapay zeka yatırımları bu ölçekte sonsuza kadar devam etmeyecek,” diyen Junius, geçmişte de bilgi teknolojisi ve yarı iletken teknolojisi alanlarında yatırım döngülerinin yaşandığını ve “bunların devam edeceğini” ekledi.
Fakat sorun, Avrupa’daki inovasyon ve hızın yetersizliği nedeniyle daha da kötüleşti. Junius, bunun kısmen katılaşmış işgücü piyasalarına bağlı olduğunu belirtti:
“Avrupa, en son teknolojilerde arayı kapatamazsa, ABD’ye kıyasla göreli yaşam standartlarımız düşmeye devam edecek.”
Diplomasi
Ermenistan’ın yeni anayasasında bağımsızlık bildirgesi yer almayacak

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, önümüzdeki aylarda yayımlanacak yeni anayasa metninde Bağımsızlık Bildirgesi’ne herhangi bir atıf bulunmayacağını açıkladı. Bildirgenin anayasadan çıkarılması, Azerbaycan ile barış anlaşması imzalanması için Bakü’nün temel talepleri arasında yer alıyor.
Ermenistan’ın yeni anayasa metninin önümüzdeki aylarda yayımlanacağı ve bu metinde Bağımsızlık Bildirgesi’ne yer verilmeyeceği bildirildi.
Armenpress’in aktardığına göre Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, “Daha önce de söylediğim gibi, yeni anayasada 1990 tarihli Bağımsızlık Bildirgesi’ne hiçbir atıf yer almamalıdır” dedi.
Söz konusu düzenleme, cumhuriyetin mevcut anayasasının birinci maddesini kapsıyor. Bu madde, cumhuriyetin Yüksek Konseyi tarafından 23 Ağustos 1990 tarihinde kabul edilen Bağımsızlık Bildirgesi’ne atıf içeriyor.
Bildirgenin giriş kısmında ise Ermenistan SSC ile Dağlık Karabağ’ın 1989 tarihli “Yeniden Birleşme Hakkında” başlıklı ortak kararına gönderme yapılıyor.
Bildirgeye yapılan atfın Ermenistan Anayasası’ndan çıkarılması, Azerbaycan’ın barış anlaşmasını imzalamak için öne sürdüğü temel şartlardan biriydi.
“Karabağ hareketine dönüşe izin veremeyiz”
Başbakan Paşinyan, yeni anayasada bildirgeye atıf yapılmasının Karabağ hareketine geri dönülmesi anlamına geleceğini ifade etti.
Karabağ hareketini Ermenistan için vahim bir hata olarak niteleyen Paşinyan, “Halkımızın barış için oy kullandığı 2026 ulusal seçimlerinin ardından, barış gündeminin artık ulusal bir gündem haline geldiği bir dönemde buna kesinlikle izin veremeyiz” diye konuştu.
Paşinyan ayrıca, Azerbaycan ile barışı korumanın ve güçlendirmenin hükümet için öncelikli görev olduğunu kaydetti.
Paşinyan, Azerbaycan ile barış anlaşması imzalamak amacıyla anayasayı değiştirmeye hazır olduğunu 2024 sonbaharında dile getirmişti. Barış anlaşmasının metni Mart 2025’te uzlaşmaya bağlanmış ve aynı yılın ağustos ayında paraf edilmişti.
Diplomasi
The Economist: Ukrayna seçkinleri arasındaki bölünme derinleşebilir

İngiliz The Economist dergisi, kaynaklarına dayandırdığı haberinde Ukrayna’daki yönetici kadrolar ve seçkinler arasındaki bölünmenin önümüzdeki haftalarda derinleşebileceğini bildirdi. Haberde, yolsuzluk skandalları ve hava savunma füzesi eksikliği nedeniyle ülkenin bu kış her zamankinden daha kırılgan bir duruma geleceği vurgulandı.
İngiliz The Economist dergisi, çeşitli kaynaklara dayandırdığı değerlendirmesinde, Ukrayna’daki seçkinler arasındaki bölünmenin önümüzdeki haftalarda daha da derinleşebileceğini yazdı.
Dergiye konuşan üst düzey bir Ukraynalı yetkili, “Ekim ayı gelip havalar soğuduğunda her şey bir anda ters gitmeye başlayacak. Buradaki kilit figürlerin çoğu aptal ve pek çok kişi de bunun farkında” ifadelerini kullandı.
Aynı yetkili, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin halen iyimserliğini korumasına rağmen ülkedeki tablonun kendi aleyhine kötüleştiğini “anlamaya başladığını” belirtti.
The Economist, ülkenin bu kış aylarında özellikle yolsuzluk ve hava savunma füzelerinin yetersizliği sebebiyle her zamankinden çok daha savunmasız kalacağını kaydetti.
Haberde, Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ile Yolsuzlukla Mücadele Özel Savcılığının (SAP) 19 Ağustos’ta Ukraynalı üst düzey yetkililere ait yeni telefon dinleme kayıtlarını yayımladığı hatırlatıldı.
Söz konusu kayıtlarda, Devlet Başkanlığı Ofisi Başkan Yardımcısı İrina Mudra’nın sesine sahip olduğu belirtilen bir kadının yolsuzlukla mücadeleyi “yanlış bir yaklaşım” olarak nitelendirdiği ve sistemin “sistematik hale getirilerek kontrol edilmesi gerektiğini” söylediği duyuluyor.
Dergi, kayıtlardaki görüşmelerde yolsuzluğun bir skandal gerekçesi olarak değil, sıradan bir çalışma süreci gibi algılandığına dikkat çekti.
Öte yandan, temmuz ayında görevden alınan Ukrayna eski Savunma Bakanı Mihail Fedorov’un, yeni soruşturmanın kamuoyuna duyurulmasının hemen öncesinde Zelenskiy’ye seçim yapılması çağrısında bulunduğu aktarıldı.
Derginin haberinde bu çağrının “muhtemelen tesadüf olmadığı” değerlendirmesine yer verildi.
Daha önce, 17 Ağustos tarihinde Zerkalo Nedeli gazetesi, NABU’nun iktidardaki Halkın Hizmetkarı partisi meclis grubu başkanı David Arahamiya hakkında ilk suçlama bildirimini, Devlet Başkanlığı Ofisi eski Başkanı Andriy Yermak hakkında ise ikinci suçlama bildirimini hazırladığını duyurmuştu.
Bu gelişmeden iki gün sonra, 19 Ağustos’ta NABU, “Forrest Gump” adı verilen özel bir operasyon icra edildiğini açıkladı. Operasyon kapsamında, görevdeki ve eski milletvekillerinin liderliğinde, Devlet Başkanlığı Ofisi yetkilileri ile diğer bazı şahısların katılımıyla faaliyet gösteren bir suç örgütünün deşifre edildiği duyuruldu.
Bu kapsamda özellikle İrina Mudra ve parlamento milletvekili Vadim Stolar’ın adreslerinde aramalar gerçekleştirildi.
Bunun yanı sıra Ukrayinska Pravda gazetesi de kaynaklarına dayandırdığı haberinde, Mudra’ya iletilen suçlama bildiriminde Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kirill Budanov’un adının geçtiğini aktardı.
Habere göre Budanov’un, hakkında yolsuzluk suçlaması bulunan eski Enerji Bakanı German Galuşçenko adına kefalet bedeli toplanması sürecini yönettiği ileri sürülüyor.
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Amerika3 gün önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Dünya Basını6 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Rusya1 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını2 hafta önceÇin, Buz İpek Yolu yarışını kazanıyor












