Bizi Takip Edin

Ortadoğu

İçerde güvenoyu dışarda protesto

Yayınlanma

İsrail’de Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu’nun “ülke tarihinin en sağcı hükümeti” olarak nitelendirilen kabinesindeki isimler belli oldu. 18 bakanlık Likud’a giderken Ben-Gvir 3, Smotrich’in partisine ise 4 bakanlık elde etti. Meclis’te güven oylaması yapılırken Meclis önünde protesto vardı.

İsrail’de 1 Kasım’daki seçimlerin ardından Likud Partisi 32, aşırı sağcı müttefikleri Dini Siyonizm, Yahudilik Gücü ve Noam’ın listesi 14, Ultra Ortodoks partiler; Şas 11 ve Birleşik Tevrat Yahudilik 7 milletvekiliyle Netanyahu bloku 120 sandalyeli Mecliste 64 sandalye kazanarak çoğunluğu elde etti.

Netanyahu’nun aşırı sağcı ve Ultra Ortodoks partilerle kurduğu hükümette, Savunma Bakanlığına Likud Partisi’nden daha önce de ordunun komuta kademesinde görev yapan Yaov Gallant getirildi.

Likud kurmaylarından Yariv Levin Adalet Bakanlığı, Eli Cohen dönüşümle Dışişleri Bakanlığına getirildi. Likud, turizm, kültür-spor, çevre koruma, ulaştırma, tarım, eğitim gibi toplam 18 bakanlık aldı.

Likud Partisi’nden eşcinsel olan Amir Ohana, bugün gerçekleşen oturumda Meclis Başkan’ı seçildi.

Netanyahu’nun hükümet programının başında, “Yahudilerin İsrail’in tüm topraklarında ayrıcalıklı ve sorgulanamaz yaşama hakkı olduğu” ifadesi yer aldı. Ardından, hükümetin, işgal altındaki Batı Şeria ve Golan Tepeleri dahil, Necef Çölü ve Celile bölgesinde Yahudi yerleşim yerleri kuracağı ve mevcutları genişleteceği kaydedildi.

Tartışmalı isimlere geniş yetki

Netanyahu’nun aşırı sağcı müttefikleri Dini Siyonizm Partisi lideri Bezalel Smotrich ve Yahudi Gücü Itamar Ben-Gvir de talep ettikleri üst düzey görevlere geldi.

Smotrich, Netanyahu ile yaptığı koalisyon görüşmelerinde Maliye Bakanlığı ve toplamda 4 koltuk için anlaştı. Smotrich’in İsrail ordusuna bağlı “Sivil İşleri İdaresi” ile “Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi”nden (COGAT) sorumlu bir bakanlık alarak burada söz sahibi olma talebi de karşılandı. Kamuoyunda “Smotrich yasası” olarak da bilinen COGAT ve Sivil İşler İdaresinde Smotrich’e önemli yetkiler tanıyacak ve bu birimlere komutan atamasını sağlayacak yasa tasarısı dün İsrail Meclisinden geçerek yasalaştı.

İsrail ordusuna bağlı bu iki birim, işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerinden, Filistinlilerin inşa faaliyetlerinden ve çalışma ile seyahat izinlerinden sorumlu. Netanyahu’nun Dini Siyonizm ile imzaladığı koalisyon anlaşmasında, Batı Şeria’daki İsrail nezdinde de illegal kabul edilen gecekondu yerleşimlerin “60 gün içinde meşrulaştırılması” maddesi yer aldı.

Ben-Gvir Ulusal Güvenlik Bakanı

İsrail’deki seçim sürecinde tahrik edici eylemleri ve ırkçı söylemleri nedeniyle yakından izlenen bir diğer isim de Yahudi Gücü Partisi lideri Itamar Ben-Gvir. Güvenlik güçlerinden sorumlu Ulusal Güvenlik Bakanlığı için Netanyahu ile anlaşan Ben-Gvir’in polis üzerindeki yetkileri de genişletildi.

Ben-Gvir ayrıca İsrail ordusuna bağlı kolluk gücü “Sınır polisi” konusunda da söz sahibi oldu. Bu nedenle, işgal altındaki Batı Şeria’da da görev yapan bu kolluk kuvvetinde, İsrail ordusu ile bakanlık arasında yetki çatışması doğacağı değerlendiriliyor.

Ben Gvir’in, İsrail’in güneyindeki bedevi nüfusun yaşadığı Necef Çölü ile kuzeyindeki Tiberya Gölü yakınlarında Celile bölgesinden sorumlu bakanlığı da partisi bünyesine dahil ettiği belirtiliyor.

Ben-Gvir’in imzaladığı koalisyon anlaşmasında, “İsrail askerlerine ve güvenlik güçlerine yargı dokunulmazlığı, Filistin bayrağının yasaklanması, terör suçlarına idam cezası, terör suçuna karışan Doğu Kudüslü Filistinlilerin sınır dışı edilmesi, seçimlerde adayların ırkçı tahrik edici söylem gerekçesiyle yasaklanmasının kaldırılması” gibi maddeler üzerinde anlaşıldı.

Hükümlü  isme 2 bakanlık ve başbakan yardımcılığı

Ultra Ortodoks Şas Partisi lideri Arya Deri, İçişleri ve Sağlık bakanlıkları ile Başbakan Yardımcılığı görevini aldı. Şas Partisi ise kabinedeki kalkınma, dini işlerin olduğu toplam 6 bakanlık elde etti.

Bu arada “vergi usulsüzlüğü”nden hüküm giyen Arya Deri’nin kabinede yer alması için yasa değişikliği yapıldı. İsrail’deki yasalara göre hükümlü bir kişi kabinede yer alamıyordu. Ancak Mecliste çoğunluğu elde eden Netanyahu bloku, güvenoyuna günler kala Deri’nin bakan olmasını engelleyen yasayı değiştirdi.

Yeni İsrail kabinesi

Mecliste açıklanan 5’i kadın, 30 bakanlı kabinedeki parti ve isim dağılımı şöyle:

  • Likud Binyamin Netanyahu, Başbakan
  • Likud Yaov Gallant Savunma Bakanı
  • Likud Eli Cohen: Dışişleri Bakanı
  • Likud Yariv Levin: Adalet Bakanı
  • Likud Gila Gamliel: İstihbarat Bakanı
  • Likud Nir Barakat: Ekonomi Bakanı
  • Likud Ron Dermer: Stratejik İşler Bakanı
  • Likud Yisrael Katz: Enerji Bakanı
  • Likud Haim Katz: Turizm Bakanı
  • Likud Idit Silman: Çevre Koruma Bakanı
  • Likud Miri Regev: Ulaştırma Bakanı
  • Likud Avi Dichter: Tarım Bakanı
  • Likud Miki Zohar: Kültür ve Spor Bakanı
  • Likud Ofir Akunis: Bilim ve Teknoloji Bakanı
  • Likud Amichai Chikli: Diaspora ve Eşitlik Bakanı
  • Likud Shlomo Karhi: İletişim Bakanı
  • Likud Yoav Kich: Eğitim Bakanı
  • Likud Galit Distal Atbaryan: Başbakanlık Ofisi Bakanı
  • Yahudi Gücü Itamar Ben Gvir: Ulusal Güvenlik Bakanı
  • Yahudi Gücü Yitzchak Wasserlauf: Necef ve Galile Kalkınma Bakanlığı
  • Yahudi Gücü Amichai Eliyahu: Miras Bakanlığı
  • Dini Siyonizm Bezalel Smotrich: Maliye Bakanlığı, Savunma Bakanlığı’nda COGAT ve Sivil İşler’den Sorumlu Bakan
  • Dini Siyonizm Ofir Sofer: Aliyah ve Entegrasyon Bakanlığı
  • Dini Siyonizm Orit Strock: Yasadışı Yahudi yerleşimlerinden sorumlu Ulusal Misyonlar Bakanlığı
  • Şas Arya Deri: İçişleri Bakanı, Sağlık Bakanı, Başbakan Yardımcısı
  • Şas Yaakov Margi: Refah Bakanı
  • Şas Michael Malkielli: Dini İşler Bakanı
  • Şas Haim Biton: Eğitimden sorumlu Devlet Bakanı
  • Birleşik Tevrat Yahudilik Yitzchak Goldknopf: İnşaat ve İskan Bakanlığı,
  • Birleşik Tevrat Meir Porush: Kudüs İşleri Bakanı

Mostafa Alkharouf/AA

Meclis önünde protesto

Netanyahu’nun akurduğu hükümetin güven oylaması için gerçekleştirilen oturum devam ederken Meclis önünde toplanan yüzlerce İsrailli ise kurulacak hükümeti protesto ediyor.

Farklı sivil toplum kuruluşlarının çağrısıyla bir araya gelen yüzlerce İsrailli, Netanyahu’nun tamamı sağ partilerden oluşan hükümetine tepki gösterdi. İsrail bayrakları taşıyan göstericiler, Netanyahu ve koalisyon ortakları aleyhinde karikatür ve sloganların yer aldığı afiş ve pankartlar taşıdı.

Hamas: Direnişi tırmandırırız

Öte yandan Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, Netanyahu’nun, kurduğu hükümet programında işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşim birimlerini güçlendirmek için çalışacağını duyurmasıyla ilgili açıklama yaptı.

İsrail liderlerinin ve hükümetlerinin, özellikle de Netanyahu’nun kurduğu hükümetin siyasi ve fikri eğilimlerinin ortamı alevlendirdiğini belirten Heniyye, Filistin halkının önceliğinin, yeni İsrail hükümetinin öncelikleri karşısında direnmek ve birliği sağlamak olduğunu vurguladı.

Yahudi yerleşim birimlerini genişletme faaliyetlerine ilişkin ise Heniyye, “yerleşime, direnişi tırmandırarak ve direniş alanını genişleterek karşılık vereceklerini ve yasa dışı Yahudi yerleşimcileri Filistinlilerin topraklarından kovmak için mümkün olan tüm araçlarla baskı yapacaklarını” kaydetti.

Aşırı sağcı ve Ultra Ortodoks partilerle koalisyon oluşturan Netanyahu, Mecliste yarın yapılması beklenen güven oylaması öncesi hükümet programını bugün sosyal medya hesabından açıklamıştı.

“Yahudilerin İsrail’in tüm topraklarında ayrıcalıklı ve sorgulanamaz yaşama hakkı olduğu” ifadesinin yer aldığı programda, hükümetin, işgal altındaki Batı Şeria ve Golan Tepeleri dahil Necef Çölü ve Celile bölgesinde Yahudi yerleşim yerleri kuracağı ve genişleteceği aktarılmıştı.

İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında inşa ettiği Yahudi yerleşim birimleri, uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul ediliyor. Uluslararası toplum bu konuyu barış görüşmelerinin önündeki en önemli engellerden biri olarak görüyor.

Ortadoğu

Şam’dan yalanlama: Hizbullah ile Türkiye’de görüşmedik

Yayınlanma

Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam ile Hizbullah heyetlerinin gerilimi düşürmek için Türkiye’de gizlice görüştüğü yönündeki Reuters haberini yalanladı. Haberde yer alan iddiaya göre heyetler Türk istihbaratının davetiyle eylülde en az bir kez bir araya geldi ve Şam yönetimi örgüte Lübnan’a askeri müdahalede bulunmama güvencesi sundu.

Suriye Enformasyon Bakanlığı, Şam’daki yeni hükümet yetkilileri ile Lübnan merkezli Hizbullah temsilcilerinin Türkiye’de bir araya geldiği yönündeki iddiaları yalanladı.

Bakanlığa bağlı Dış Medya Dairesi, 1 Ekim’de yaptığı açıklamada, söz konusu haberlerin gerçek dışı ve dayanaksız olduğunu belirterek herhangi bir temasın gerçekleşmediğini duyurdu.

Reuters haber ajansı aynı gün yayımladığı haberde, iki tarafın aralarındaki gerilimi düşürmek amacıyla eylül ayında Türkiye’de en az bir kez gizli toplantı yaptığını aktarmıştı.

Ajans, haberini ikisi Suriyeli, biri ABD’li yetkili ve biri Hizbullah’a yakın üst düzey Lübnanlı güvenlik kaynağı olmak üzere altı kişiye dayandırdı.

Habere göre buluşma, Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının davetiyle düzenlendi. Toplantıda Hizbullah temsilcilerinin yanı sıra Suriye istihbaratından ve Dışişleri Bakanlığından yetkililer yer aldı.

Ajansa konuşan ABD’li kaynak, görüşmenin anlaşmazlıkları gidermeye odaklandığını ve iyi geçtiğini söyledi.

Görüşmeye katıldığı öne sürülen Suriyeli bir yetkili, tarafların birbirlerine karşı düşmanlık beslemedikleri hususunda uzlaştığını aktardı. Buna göre Şam yönetimi, Hizbullah’ı silahsızlandırma gerekçesiyle Lübnan topraklarına askeri müdahalede bulunmayacağına dair örgüte güvence verdi.

Washington ise Suriye’nin Hizbullah’a karşı harekete geçmesini istiyor. ABD Başkanı Donald Trump, Şam yönetiminin örgüte askeri saldırı düzenlemesi gerektiği yönündeki talebini kamuoyu önünde birden fazla kez paylaştı.

Haberde aktarılan uzlaşma arayışına karşın Suriyeli heyet, Hizbullah’ın sınır ötesi silah kaçakçılığını durdurmasını ve özellikle Suriye’nin güneyindeki uyuyan hücrelerini lağvetmesini talep etti.

Hizbullah ise eski Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana ülke topraklarında hücreleri olduğu iddiasını reddediyor.

Şam yönetimi hafta başında roket saldırısı hazırlığı içindeki bir Hizbullah hücresinin yakalandığını ileri sürmüştü. Hizbullah bu iddia karşısında, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik veya askeri faaliyette yer almıyoruz” açıklamasını yaptı.

Toplantı iddiasına ilişkin sorular karşısında Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Suriye Dışişleri Bakanlığı ve ABD Dışişleri Bakanlığı sessizliğini korurken Hizbullah’ın basın bürosu yorum yapmaktan kaçındı.

Suriye’deki yeni iktidar yapısı ile Hizbullah arasındaki temas iddiaları, tarafların geçmişteki yoğun çatışma geçmişine dayanıyor.

Hizbullah iç savaş boyunca Esad ordusu saflarında savaştı; Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) çekirdeğini oluşturan Nusra Cephesi ve Ahrar eş-Şam gibi gruplarla doğrudan karşı karşıya geldi.

Esad iktidarını Aralık 2024’te deviren HTŞ, mevcut Suriye Savunma Bakanlığında belirleyici konum taşıyor.

Nusra Cephesi, iç savaşın ilk evrelerinde Lübnan’ın kuzey ve doğu sınırlarını ele geçirmiş, ardından Lübnan ordusu ve Hizbullah birliklerince bu hatlardan püskürtülmüştü. Grup aynı dönemde Beyrut dahil Lübnan genelinde bombalı saldırılar ve suikastlar düzenledi.

Esad yönetiminin çöküşüyle Hizbullah’ın Suriye’deki etkinliği sona ererken, yeni Şam güçlerinin Lübnan sınırına askeri tahkimat yaptığı kaydediliyor.

Sınıra sevk edilen askeri birlikler arasında, geçmiş çatışma döneminde ülkeye giren yabancı savaşçıların da yer aldığı belirtiliyor.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Trump’ın damadının şirketi İsrail ordusunun tedarikçisine ortak çıktı

Yayınlanma

CNN’in haberine göre Jared Kushner’ın yatırım şirketi Affinity Partners, İsrail ordusuna silah ve teçhizat sağlayan firmalarda pay sahibi olan Phoenix Financial grubunun en büyük hissedarı kalmayı sürdürdü. Kushner’ın Gazze müzakerelerinde resmi kadro almadan gönüllü diplomat olarak yer alması, şirketteki 1 milyar doları aşan hisse değeri nedeniyle tartışma yarattı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerde rol üstlenirken yatırım şirketi Affinity Partners üzerinden İsrailli finans grubu Phoenix Financial ile ticari bağlarını korudu.

CNN tarafından İsrail’deki mali kayıtlar incelenerek yapılan araştırma, Phoenix’in İsrail ordusuna silah, insansız hava aracı, savaş gemisi ve yıkım ekipmanı tedarik eden en az dokuz şirkette pay sahibi olduğunu ortaya koydu.

Bu şirketlerin tamamının hisse değeri geçen yıl artış kaydetti. Kuruluşların birçoğu, Gazze’deki çatışmaların ürünlerine yönelik talebi yükselttiğini açıkladı.

Affinity Partners, Trump’ın Ocak 2025’te başkanlık görevine başlamasından hemen önce Phoenix’teki payını neredeyse iki katına taşıdı.

Şirket, Temmuz 2026’da bu hisselerin dörtte birini 340 milyon doları aşkın bir bedelle elden çıkardı. Bu işlemden elde edilen gelir, satılan paylar için başlangıçta ödenen tutarın beş katını aştı.

Satışın ardından Phoenix’in en büyük hissedarı kalmayı sürdüren Affinity’nin elindeki yüzde 7,4’lük payın piyasa değeri temmuz ayı itibarıyla 1 milyar doların üzerine çıktı. Kushner, Phoenix’i daha önce şirketinin “en iyi yatırımı” olarak nitelendirmişti.

İncelenen belgelere göre Phoenix, İsrail’in en büyük savunma sanayisi şirketi Elbit Systems’e en az 265 milyon dolarlık yatırım yaptı. Elbit, İsrail ordusuna mühimmat, tank sistemleri ve askeri teçhizat temin ediyor.

İsrailli finans grubunun portföyünde İHA kameraları üreten NextVision, topçu mühimmatı tapası imal eden Reshef Technologies ve tank parçaları geliştiren Ashot Ashkelon da yer alıyor.

Phoenix ayrıca savaş gemisi üreticisi Israel Shipyards ile birlikte Boeing ve Caterpillar’da da hisse sahibi. İsrail ordusu operasyonlarda Boeing’in ürettiği uçak ve mühimmatları, Gazze’deki yıkımlarda ise Caterpillar üretimi iş makinelerini kullanıyor.

Kushner’ın şirketi Affinity doğrudan bu savunma kuruluşlarına ortak olmasa da Phoenix’in ana hissedarı sıfatıyla grubun mali kazancından pay alma imkanını koruyor.

Kushner, Trump yönetiminde resmi bir kadro almadan, gönüllü temsilci sıfatıyla diplomatik görüşmelere katılıyor. Bu konum, resmi bir kamu görevinde zorunlu tutulan mali bildirim ve çıkar çatışması yükümlülüklerine tabi olmamasını sağlıyor.

CNN, Kushner’ın yürüttüğü diplomatik temasların söz konusu yatırımları doğrudan etkilediğine dair somut bir veriye ulaşmadığını duyurdu.

Fakat Gazze müzakerelerinde görev üstlenen bir ismin, İsrail ordusunun tedarikçilerine sermaye aktaran bir grupta ana hissedar olması çıkar çatışması tartışmalarına yol açtı.

Kushner’ın avukatı, müvekkilinin Phoenix’in yönetim kurulunda yer almadığını, yatırım kararlarına müdahale etmediğini ve ticari girişimleriyle diplomatik temasları arasında bağ olmadığını savundu.

CNN ise Kushner’ın Eylül 2025’te Forbes dergisine verdiği mülakatta Phoenix yönetimiyle “çok aktif bir diyalog” sürdürdüğünü ve şirket yöneticileriyle birkaç haftada bir temas kurduğunu söylediğini aktardı.

Avukatı bu temasların tek tek yatırımlarla değil, genel piyasa eğilimleriyle sınırlı olduğunu öne sürerken diplomatik mesainin artmasıyla birlikte şirket yönetimiyle görüşmelerin seyreldiğini kaydetti.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Kushner’ın şahsi ticari işlerinin gönüllü diplomatik vazifeleriyle bağlantısı bulunmadığını dile getirdi.

Phoenix ise hissedarlarına sunduğu değerin temel faaliyet performansından beslendiğini belirterek haberdeki ayrıntılı bulgular hakkında değerlendirme yapmadı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Musk, Pentagon için “savaş danışmanlığı” yapacak

Yayınlanma

Dünyanın en zengin adamı Elon Musk, savaşın geleceğine odaklanan ve “Project Meridian” olarak bilinen bir Pentagon girişiminin eş direktörlüğünü üstlendi.

Musk’ın yeni görevini ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth duyurdu.

Savaşların eninde sonunda otonom insansız hava araçlarıyla yapılacağına dair inancını uzun süredir dile getiren Musk, savunma alanında faaliyet gösteren startup Anduril’in kurucusu Palmer Luckey ve eski Temsilciler Meclisi Başkanı Newt Gingrich ile birlikte eş direktör olarak projeye danışmanlık yapacak.

Hegseth, Pentagon’da yayınladığı bir notta, grubun “geleceğin savaş alanlarını inceleyeceğini” ve “savaşçıların bu ortamlarda üstünlük sağlamak için hangi silah ve teknolojileri kullanmaları gerektiğini belirleyeceğini” belirtti.

Hegseth, Quantico Deniz Piyade Üssü’nde yaptığı “Kuvvetlerin Durumu” konuşmasında şunları söyledi:

“Gelecekteki çatışmaları en iyi öngörenler yalnızca Pentagon’da bulunmuyor. Hem soruları sormayı hem de bunlara cevap vermeyi kendimize yüklerken, bariz önyargılar ve riskler söz konusudur.”

Hegseth, bu girişimin derhal başlayacağını ve konuşmasının ardından güvenli bir mekânda Musk, Luckey ve Gingrich ile bir araya geleceğini söyledi.

Meridian Projesi, “savaşların, alanların ve teknolojilerin gidişatını acımasızca haritalandırmak” için 120 gün süreye sahip olacak ve bu süreç, bulgularının kamuoyuna duyurulması ve gizli bir ek ile sonuçlanacak.

Hegseth, “Yeryüzünün altından Ay’ın ötesine” uzanan kapsamlı bir görev tanımını açıkladı.

Grup, yeni askeri stratejiler veya politikalar geliştirmek yerine, “ele geçirmemiz gereken alanları ve ustalaşmamız gereken yetenekleri” belirlemeye çalışacak ve gelecek nesil Amerikan askerlerinin ihtiyaç duyabileceği silah ve sistemleri “keşfetmeye, geliştirmeye ve sahaya sürmeye” odaklanacak.

Grubun, Ocak ayı sonuna kadar kendisine öneriler içeren bir rapor sunması bekleniyor.

Musk, 2024 yılında “Gelecekteki savaşlar tamamen insansız hava araçları ve hipersonik füzelerle ilgili olacak,” demişti. Bu, son yıllarda yaptığı benzer açıklamalardan sadece biriydi.

Hükümet Verimliliği Departmanı’ndaki (DOGE) denetim görevi kargaşayla sona eren ve Başkan Donald Trump’ın harcama tasarısı nedeniyle Trump ile bir anlaşmazlığa dönüşen Musk için, bu paneldeki görev, herhangi bir sıfatla hükümete resmi şekilde geri dönüşünü işaret ediyor.

Musk ve Trump sonunda barıştılar ve Musk, bu hafta Beyaz Saray’da diğer teknoloji liderleriyle birlikte yapay zeka güvenliği konulu bir toplantıya katıldı.

Meridian, Hegseth’in duyurduğu, ordunun otonom savaş ve hızla gelişen teknolojiler etrafında yeniden yapılandırılmasına yönelik daha geniş kapsamlı bir girişimin parçası.

Hegseth, müşterek kuvvetler genelinde otonom ve robotik yetenekleri yaygınlaştırmak üzere, kendi ifadesiyle “hizmet kolu benzeri yetkiler”e sahip yeni bir dört yıldızlı muharebe komutanlığı olan Otonom Savaş Komutanlığı’nın (AUTOWARCOM) kurulduğunu duyurdu.

Savaş Bakanlığı ayrıca, Hegseth’in “yeni nesil otonom savaşçılar” olarak adlandırdığı kişiler için özel kariyer yolları oluşturmak üzere, tüm askeri birimlerde yeni mesleki çerçeveleri aşamalı olarak uygulamaya başlayacak.

“Otonom Savaş Komutanlığı’nı on yıl önce düşünmüş olmalıydık,” diyen Hegseth, Meridian’ın, ordunun geride kalmadan bir sonraki teknolojik dönüşümü öngörebilecek kadar ileriye bakmayı amaçladığını açıkladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English