Görüş
İhtiras ve güç arasındaki açı – 4
Önceki bölümlerde şunu gördük: (a) silah tekelleri banka, bilişim ve varlık fonu denilen, her biri kendi ölçeğinde fiktif sermaye gruplarıyla muazzam bir entegrasyon içindedir; (b) silah tekelleri bu ilk nedenin sonucu (sadece ekonomik anlamda değil, aynı zamanda emperyalist bloğun hegemona tabi ortak ihtiyaçları anlamında da) kendi aralarında da muazzam bir entegrasyon içindedir.
3) Üretim ve tüketim
Ukrayna’da NATO müttefiklerinin kuklaları aracılığıyla kullandığı silah sistemleri ve bunların komponentleri, herhangi bir konvansiyonel savaş için en önemli sistemler ve komponentler anlamına geliyor. İki nedenle öyle. Birincisi, Ukrayna aynı zamanda bir panayır yeri; sergi orada yapılıyor. İkincisi, NATO ve müttefiklerinin başlıca hedefi Rusya’nın stratejik bozgunu olarak kalmaya devam ediyor; bu bozgun için nükleer silahlara (hiç değilse öngörülebilir, veya belki de öngörülemez bir gelecek boyunca) başvurulamayacağına göre eldeki en yetkin konvansiyonel silahların geliştirilmesi ve üretim artışı, şart.
Şimdi, bunu akılda tutarak, Ukrayna’da kullanılan başlıca silah sistemleri, bunların toplam üretim kapasitesini ve Ukrayna’da Rusya’nın stratejik bozgunu için bu kapasitenin ne kadarının kullanıldığına bakalım.
Patriot. Raytheon (ana bileşenler), Lockheed Martin (füzeler ve rampalar) ve Boeing (ek bileşenler ve destek sistemleri) tarafından üretiliyor. Şimdiye kadar ABD’den 3, Almanya’dan 3, Hollanda ve Romanya’dan da birer olmak üzere toplam 8 batarya gönderildi. Rejim geçen mayıs ayında “beklenmedik bir kaynaktan” iki yeni batarya daha gönderildiğini açıkladı. Her bir bataryada 4-8 fırlatma rampası var. Rejime verilen her bir sistemde en az 6 rampa olduğu sanılıyor. Her bataryada bir radar istasyonu var. Rusya Savunma Bakanlığı açıklamalarına göre bugüne kadar 40’tan çok fırlatma rampası ve 10 radar istasyonu imha edildi. Bu iddia doğru kabul edilirse, demek ki en az 6 batarya (teslimatın üçte ikisi) tamamen imha oldu. 8 fırlatma rampası olan tek bir bataryanın fiyatı füzeleriyle birlikte 1,2 milyar dolar civarı. Füzeler fırlatılınca yenisini almak gerekiyor elbette, her birinin fiyatı da 3-4 milyon dolar. Bütün dünyada aktif durumda 100-130 batarya bulunduğu tahmin ediliyor. Yıllık üretim kapasitesi genellikle 5-8 arasında diye ileri sürülüyor. Yılda 7 batarya üretildiğini kabul edelim; bu durumda çok kabaca, tablo şu: dünyada aktif durumdaki bütün Patriot bataryalarının en az yüzde 8’i Kiev rejimine verildi; Rusya 1 yılda bunların 6’sını yok etti. Üretim kapasitesi yok edilenlerin yerine ancak 1 fazlasını koyabiliyor. 2024 itibariyle yıllık Patriot füzesi üretim kapasitesi ise 550; Ukrayna’da kullanılanlardan başka 12 gün savaşında tüketilenler de hesaba katılırsa, bu kapasite ihtiyacı karşılayamıyor demektir. Ne var ki bu sadece olgu, fars değil. Fars başka yerde: Kiev rejiminin başındaki komedyen emeklisi, muhtelif zamanlarda, hava sahasını korumak için 50 ila 150 arasında Patriot bataryasına ihtiyaçları olduğunu söyledi. Akla zarar; zira bu sayı, bütün dünyadaki Patriot bataryalarının en mütevazı hesapla yarısı, muhtemelen de tamamı anlamına geliyor.
HIMARS. Lockheed Martin tarafından üretiliyor. Kiev rejimine bugüne kadar farklı tiplerde en az 48-59 HIMARS sistemi ve bu sistemler için ATACMS dahil 7 binin üzerinde GMLRS füzeleri verildi. Rusya Savunma Bakanlığı açıklamaları toplandığında bunların tamamına yakınının yok edildiğinin ileri sürüldüğü anlaşılıyor. HIMARS saldırısı haberlerinin sıklığının epeyce azaldığı dikkate alınırsa bu iddia büyük ölçüde doğru olabilir. 2022’de yıllık üretim kapasitesi 48’di; ABD kaynaklarına göre kapasite bu yıl 60’a çıktı. Eğer bu doğruysa, üretimin üçte biri Rusya’ya karşı savaş için yapılıyor demektir. Her bir HIMARS sisteminin fiyatı 5,1 milyon, her bir GMLRS füzesinin fiyatı 100-150 bin, her bir ATACMS füzesinin fiyatı 1-1,2 milyon dolar. GMLRS üretim kapasitesi yılda 10 bin (bu yıl 12 bin hedefleniyor), ATACMS üretim kapasitesi ise yılda 500-600 (bu yıl 750 hedefleniyor).
NASAMS. Raytheon Technologies ve Norveçli Kongsberg Defence & Aerospace ortak üretimi. 2025 itibariyle Kiev rejimine en az 13 NASAMS bataryası, 6 ilave fırlatma rampası ve 2 ilave komuta kontrol sistemi verildi. Bir bataryanın çıplak fiyatı 25 milyon dolar civarı, ancak 2023’te Pentagon’a bağlı Savunma Güvenlik İşbirliği Ajansı DSCA, eğitim ve lojistik dahil toplam maliyetin 285 milyon dolar olduğunu açıklamıştı. Yıllık üretim kapasitesi kesin değil; siparişten teslimata kadar 24 ayı bulduğu da söyleniyor, yılda 10-15 batarya üretilebileceği de. Toplam kaç füze verildiği de meçhul; ancak Norveç hükümeti şubat ayında bu füzelerle 900 hedefin yüzde 94 başarı oranıyla vurulduğunu ileri sürmüştü. Oranlara inanmak için neden olmasa bile 1000’in üzerinde füze teslim edildiği anlaşılıyor. Bu sistemlerin fırlatabileceği farklı tipte füzelerin yıllık üretim kapasitesi 4 binin üzerinde, fiyatları ise 500 bin dolarla 2 milyon dolar arasında. Eğer kapasiteyle ilgili söylenenler doğruysa (abartı olması daha büyük ihtimal) bu kapasitenin neredeyse yüzde 25’i Rusya’nın stratejik bozgunu için tüketiliyor demektir. 2023’ten bu yana çıkan haberlere göre Kiev rejimine verilen NASAMS sistemlerinden en az 3’ü imha edildi. NASAMS saldırılarına dair haberlerin sıklığının azalması, muhtemelen, bunlara karşı elektronik harp yöntemlerinin başarılı olmasından kaynaklanıyor.
Abrams. General Dynamics tarafından üretiliyor. ABD yönetimi 2023 ekim ayı itibariyle Kiev rejimine 400 milyon dolar sözleşme fiyatıyla 31 M1 Abrams tankı verdi, bunların 26’sı yok edildi veya ele geçirildi. Her bir tankın fiyatı 8,5-10 milyon dolar. M1A1 modeli artık yalnızca siparişle üretiliyor; yıllık üretim kapasitesi 12-24 tank. Geçen yılın ekim ayında Avustralya emekliye ayrılan 49 M1A1 modelini Kiev rejimine hibe edeceğini açıklamıştı; geçen ay itibariyle de bunların yaklaşık 40’ının teslim edildiği ileri sürüldü. Ancak askeri alanda yeni M1A1 tank kaybı olmadığına bakılırsa teslimat Ukrayna topraklarında yapılmadı; Rusya ile muharebede etkisizliği anlaşılan bu tanklar belki de Romanya, Polonya veya Baltık ülkelerinde bekletiliyor.
Challenger 2. BAE Systems ve Rheinmetall ortaklığıyla üretiliyor. Britanya hükümeti tarafından Kiev rejimine bugüne kadar en az 14 Challenger 2 tankı verildi. Her bir tankın fiyatı 5-9 milyon dolar. Geçen yıl mart ayı itibariyle bunların 7’si operasyonel durumdaydı. Üretim bandının Challenger 3 için hazırlandığı gerekçesiyle yeni üretim yapılmıyor, bu üst model için de yıllık 20-25 modernizasyon vaat ediliyor; ancak BAE’nin yedek parça sıkıntılarından başka Challenger’in Rusya ile çatışmada tamamen işlevsiz bir tank olduğu da ortaya çıktı. Muhtemelen Kiev rejiminin envanterindeki Challenger 2’ler bu nedenle muharebeye sürülmüyor.
Leopard. KMW, Rheinmetall ve FFG ortak üretimi. 2019’da Leopard 1 fiyatı 500 (beş yüz) dolara kadar düşmüştü (Global Logistics açıklaması); ama Ukrayna’da savaşla birlikte “bit pazarına nur yağdı” ve Leopard 1 fiyatları 500 bin dolarla 1 milyon dolar arasında değişmeye başladı. Leopard 2 ise (A7 ve A8 modelleri) 11-16,5 milyon dolar arasında değişiyor, hatta ek donanımlarına bağlı olarak 30 milyon doların üzerine çıkan tanklar da var. KMW yılda 50 tank üretme ve 70 tanka kadar modernize etme kapasitesi olduğunu iddia ediyor; ancak Ukrayna’daki başarısızlık onların da işini bozdu — nitekim Rheinmetall’in yeni üretim bandı projesi de rafa kalkmış görünüyor. Kiev rejimine şu ana kadar en az 50 Leopard 1 ve en az 100 Leopard 2 teslim edildi. İlki zaten muharebeye çok az sokuluyor, gene de bunların en az 6’sı, Leopard 2’lerin ise en az 55’i yok edildi veya ele geçirildi.
Bradley. BAE Systems tarafından üretiliyor. Her birinin fiyatı modeline göre 3-5 milyon dolarla 6-8 milyon dolar arasında değişiyor. Yıllık üretim kapasitesi 50-100 arasında sıfır üretim veya modernizasyon. Şimdiye kadar Kiev rejimine batılı kaynaklara göre en az 186, Rusya kaynaklarına göre ise en az 304 Bradley gönderildi. Bunların 145’i tamamen imha edildi veya ele geçirildi (batılı kaynaklara göre 60’ı). Demek ki üretim ve modernizasyonun en az yarısı Rusya ile savaşı sürdürmek için yapılıyor.
F-16. Aslında F-16’lar bu listede diğerlerinden farklı, çünkü vaatçiler yeni üretim değil ellerindeki uçakları vermekle yetiniyorlar, bunun arkasındaki saik ise F-35 alım programı kapsamında eskiden kurtulmak. Gene de F-16 bütün dünyada en aktif biçimde kullanılan savaş uçağı. Halen 25 ülkede aktif hizmette 2,2 bin kadar F-16 var. Üstelik gayet “ucuz”: eski bloklar 25-30 milyon dolarcık, yeni modeller ise 60-70 milyon dolar. Ancak ekipman, eğitim ve lojistikle birlikte “paket” fiyatı 280 milyon dolara kadar çıkabiliyor. Lockheed Martin’in yıllık üretim kapasitesi 30-40 kadar. Kiev rejimine bugüne kadar en az 24 F-16 teslim edildi. İddiaya göre Hollanda ilk teslimat sözü olan 24’ü tamamladı, 18 daha sözü var; Danimarka 19, Belçika 30, Norveç 14 uçak vaat etti, ancak bunların kaçının teslim edildiği belirsiz. “Teslim edildi” burada daha ziyade lafın gelişi; çünkü bunların kaçının Ukrayna topraklarında olduğu ve kaçının aktif göreve çıktığı bilinmiyor. Yalnız kaçının düşürüldüğü az çok belli: Rusya kaynaklarında 5’i teyitli, genellikle 8-11 arasında F-16’nın imha edildiği ileri sürülüyor. Eğer durum böyleyse teslimatın başladığı 2024 yazından bu yana F-16 yıllık üretim kapasitesinin dörtte biri Ukrayna’da yok edilmiş demektir. Daha büyük ihtimal, bunların muharebe alanında yeterince etkili olmadığının ortaya çıkması ve geri çekilmesidir. Kiev rejiminin talebi, tıpkı Patriot sistemlerinde olduğu gibi akla zararsa da anmaya değer: rejim geçen yıl en az 216 F-16’ya ihtiyacı olduğunu ilan etmişti. Yani bütün dünyada halen az çok aktif görevdeki uçakların yüzde 10’u.
İhtiras, güç ve hegemonya
Gördük ki en azından ele aldığımız kalemlerde emperyalist silah tekelleri üretimlerinin çok önemli bir bölümünü (dörtte birinden tamamına yakınını) Rusya’yla savaşı sürdürmek için yapıyor. Ele almadığımız kalemlerde de durum bundan çok farklı değildir; aslında halen yakıcılığını az çok koruyan 155 milimetre top mermisi üretimindeki uluslararası krizi hatırlamak yeterli. Buna karşılık Rusya, tamamen bir varoluş tehdidine karşı örgütlenmiş olan Sovyet sanayileşmesi sayesinde silah ve mühimmat üretiminde neredeyse hiçbir sorunla karşılaşmadığı gibi teknolojik olarak da yeni sistemleri hızla üretim bandına sokabiliyor.
Normal şartlarda (burada normal, kapitalizmin kendi uzun vadeli geleceğine dair yaklaşık da olsa tahminler, orta vadeli geleceğine ilişkin ise az çok elle tutulur planlar yapabildiği şartlar demek) böyle bir durumda savaşa devam edilemez, çünkü rasyonel bir mantıkla, savaşa devam etmenin riski çok büyüktür. Kuşkusuz, askeri olanlar dışında ellerinde hiçbir başka vasıta olmadığı anlamına gelmiyor bu: uluslararası finans, sigortacılık, tedarik sistemlerine sahip olmanın sağladığı başka bir dizi vasıta daha var, ne var ki bunların da yeterince işlevli olmadığı artık açık.
Böylece birinci bölüme geri dönüyoruz. İhtiraslar ve maddi güç arasındaki açı ne kadar geniş olursa gelecek o kadar öngörülemez ve tehlikeli hale geliyor.
Dünya uçurumun kıyısında tek ayak üzerinde durmaya daha ne kadar devam edecek, göreceğiz.
