Ortadoğu
İsrail, Suriye politikasını yeniden düzenliyor
İsrail, Ebu Zuhur hava üssüne düzenlediği saldırının ardından Türkiye ve Suriye ile gerginliği azaltma yönünde adımlar atıyor.
Al-Monitor’a konuşan bir İsrailli siyasi kaynak, Mossad Başkanı Roman Gofman’ın bu çabaların öncülüğünü yapmakla görevlendirildiğini bildirdi.
İsrailli siyasi kaynak, İsrail’in sert tutumunda görünen bu değişikliğin, İsrail-Suriye anlaşması için baskı yapan ABD Başkanı Donald Trump’ı yatıştırma arzusunu yansıtıyor olabileceğini söyledi.
İddiaya göre bu, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yeniden seçilme çabasına Trump’ın desteğini kazanma umudundan kaynaklanıyor olabilir.
Yine de bu belirgin değişiklik henüz resmi söylemlere yansımadı. Savunma Bakanı Israel Katz salı günü yaptığı açıklamada, “İsrail cihatçı tehditlerle karşı karşıya olduğu sürece” İsrail ordusunun Şeyh (Hermon) Dağı’ndan veya Esad hükümetinin düşüşünün ardından ele geçirdiği diğer mevzilerden çekilmeyeceğini söyledi.
Suriye’nin güneyindeki İsrail birliklerini ziyaret eden Katz, ordunun “İsrail’in güvenlik çıkarlarını tehlikeye atan, Türkiye’nin Suriye’de bir dayanak noktası oluşturma girişimine karşı harekete geçtiğini” belirtti.
Katz, “Tutumumuzu açıkça ortaya koyduk ve gelecekte de bu tutumumuzdan sapmayacağız,” diye konuştu.
Mossad şefi Gofman, Suriyeli bakan Şeybani ile görüştü
Katz’ın Şam’a karşı sergilediği sert tutuma rağmen, Suriye devlet haber ajansı SANA’nın haberine göre, Gofman pazar günü ABD’nin arabuluculuğunda Ürdün’de Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile bir araya geldi.
İsrailli bir siyasi kaynak Al-Monitor’a, her ne kadar bu görüşmelerin niteliğini belirtmemiş olsa da, iki ismin son haftalarda daha önce de temas halinde olduğunu söyledi.
Reuters, Gofman ve Şeybani’nin, İsrail’in hava saldırısından dört gün önce telefonla görüştüğünü bildirmişti.
Reuters, ikilinin Suriye topraklarında bir Türk askeri konuşlandırılması olasılığını tartıştıklarını aktarmıştı.
Pazar günü Ürdün’de yapılan görüşmelerde, geçen yıl başlayan ama 28 Şubat’ta İsrail’in İran’a saldırmasının ardından durma noktasına gelen, sınır boyunca güvenlik düzenlemelerine ilişkin tarihi İsrail-Suriye görüşmelerinin yeniden başlatılması konusu da ele alındı.
SANA’nın haberine göre, yetkililer ayrıca, sırasıyla Suriye’nin güney ve kuzey komşuları olan İsrail ile Türkiye arasındaki gerginliklerin Suriye topraklarına sıçramasını önlemek için, bu iki ülke arasındaki farklılıkların giderilmesinin önemini de tartıştılar.
Al-Monitor’a göre bu üst düzey temaslar, İsrail’in daha önceki saldırgan tutumundan vazgeçtiğini gösteriyor.
İsmini vermek istemeyen üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisi Al-Monitor’a aktardığına göre bu tutum, bölgedeki Türk etkisini sınırlamak amacıyla Suriye-Türkiye ittifakını engellemeye odaklanmıştı, diye konuştu.
İsrail’den “yumuşama” sesleri de geliyor
2018’de emekli olana kadar 25 yıl boyunca İsrail güvenlik kurumlarında üst düzey istihbarat ve stratejik planlama görevlisi olarak çalışan Udi Evental, Netanyahu yönetimine gerilimi azaltma çağrısı yapan isimlerden biri.
Evental, perşembe günü X platformunda yayınlanan bir köşe yazısında Türkiye’nin İsrail’in düşmanı olmadığını belirtti.
Evental, İsrail’de şu anda yürütülen Türkiye karşıtı kampanyanın, 27 Ekim seçimleri öncesinde hükümetin sert tutumunu öne çıkarmak ve sağcı seçmenlerin gözüne girmek amacıyla tasarlandığını savundu.
Evental, Türkiye’nin İsrail’in rakibi olduğunu, fakat düşmanı olmadığını yazdı.
Ankara’nın bölgesel nüfuz ve hegemonyayı hedeflediğini ve çıkarlarının bazen İsrail’inkilerle çatıştığını belirtirken, Türkiye’yi düşman olarak görmenin “siyasi bir aptallık” olacağını savundu.
Suriye ile geçici anlaşma mı?
İsrail’in üst düzey bir güvenlik yetkilisi, Suriye konusunda İsrail güvenlik çevreleri içinde görüşlerin bölündüğünü belirtti.
Ordu, Türklerin söz konusu tesiste yer aldığına dair istihbarata dayanarak Suriye tesisine saldırılmasını tavsiye etse de, Evental’in görüşleri, Suriye ile yapılacak bir anlaşmanın İsrail’in çıkarlarına hizmet edeceğini düşünen İsrailli güvenlik yetkilileri arasındaki bir eğilimi yansıtıyor.
Bununla birlikte, yetkili, Şam ile ilerleme sağlanmasını savunanların bile Suriye ile kapsamlı bir anlaşmanın şu anda mümkün olmadığını düşündüğünü belirtti.
Yetkili şöyle konuştu:
“Bunun yerine, İsrail’in güvenliğini artıracak ve şu anda yoğun asker ve kaynak konuşlandırması gerektiren en az bir cepheyi kapatacak, Amerikan ve uluslararası garantilere dayalı bir geçici anlaşmaya odaklanmalıyız. Tarafların ikisinin de böyle bir anlaşmadan kaybedecek hiçbir şeyi yok; sadece kazanacakları var.”
Yetkili, böyle bir anlaşmanın İsrail’den maliyetli tavizler gerektirmeyeceğini savundu. Buna, Aralık 2024’te Esad yönetiminin devrilmesinin ardından İsrail’in işgal ettiği sınır bölgesi mevzilerinden çekilme de dahil.
Yetkili, “Suriye tarafında ele geçirdiğimiz beş noktaya da, Hermon Dağı’nın zirvesine de aslında ihtiyacımız yok. Geçmişte onlar olmadan da gayet iyi idare ettik,” dedi.
Yetkili, Lübnan sınırında Hizbullah milislerinin oluşturduğu tehdidin aksine, İsrail’in gerekirse Suriye sınırındaki yerleşimlerini Suriye toprakları içindeki mevzilerini korumadan da savunabileceğini savundu.
Yetkili şunları ekledi:
“Şara, Şam ile İsrail sınırı arasındaki bölgeden ağır silahları kaldırmaya hazır; dolayısıyla böyle bir geçici anlaşmanın İsrail için faydaları oldukça büyük. Bu anlaşma aynı zamanda tüm Orta Doğu’da, Türklerle ilişkilerde ve genel ortamda geniş ve derin bir etki yaratacaktır. Bunu yapmamak için hiçbir neden yok.”
Tel Aviv, Tom Barrack konusunu da yeniden düşünecek
İsrail, geçen hafta ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’a karşı kamuoyu önünde sergilediği düşmanca tavrını da yeniden gözden geçiriyor olabilir.
İsrailli yetkililer, Barrack’ı “Türkiye yanlısı bir önyargıya sahip olmakla” suçlamıştı.
Geçen cuma Mario Nawfal’ın podcast’inde konuşan Barrack, İsrail’i Suriye’de askeri saldırılar düzenlemeden önce Washington veya Şam’ı uyarmamakla suçlamıştı. ABD özel temsilcisi ayrıca İsrail’in saldırısını “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirmişti.
Cumartesi günü X’te bir paylaşımda bulunan İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Barrack’ın açıklamalarını “yanlışlarla dolu” olarak kınadı ve özel temsilcinin Golan Tepeleri konusundaki tutumunun Trump’ın kendi politikasıyla çeliştiğini savundu.
Üst düzey bir İsrailli diplomatik kaynak ise, “Barrack bizim için mükemmel bir seçim olmayabilir, fakat o Trump’ın adamı ve onunla uzun süredir bir ilişkisi var. Yerine başka biri getirilmeyecek. Buna karşı çıkmak yerine, durumu lehimize çevirmeliyiz. Barrack sorun değil, çözüm olmalı,” dedi.
Diplomatik kaynak, Barrack’ın İsrail-Suriye anlaşmasının arabuluculuğunu üstlenmeyi hedeflediğini ve hem Suriye ile hem de Türkiye’yi de içeren mutabakatlar yoluyla böyle bir anlaşmaya varılma ihtimalinin, riskten çok bir fırsat olduğunu belirtti.
İsrail, Suriye anlaşmasına Türkiye’yi de dahil etmek isteyecek
Kaynak, İsrail’in şimdi Suriye ile bir saldırmazlık anlaşmasına varmak için çalışması gerektiğini savundu.
Böyle bir anlaşma, İsrail-Suriye sınır bölgesinin askerden arındırılması da dahil olmak üzere güvenlik düzenlemelerinin yanı sıra ABD’nin garantilerini de içerecek.
Kaynak, anlaşmanın Türkiye ile de mutabakatlar içerebileceğini öne sürdü:
“Türkiye’nin NATO üyesi olduğunu unutmamalıyız. Türkiye ile bir savaş çıkma ihtimali yok denecek kadar az. İsrail, taktiklere odaklanmak yerine, böyle bir anlaşmanın bölgesel istikrar açısından neler sağlayabileceğini, sınır boyunca büyük çaplı asker konuşlandırma ihtiyacını nasıl azaltabileceğini ve İsrail’in uluslararası itibarını nasıl güçlendirebileceğini stratejik olarak düşünmeli.”
Yetkili, bununla birlikte, böyle bir dönüşümün “sorumlu bir siyasi liderlik gerektireceğini” de kabul etti.
“Seçimler öncesi Netanyahu taviz verme lüksüne sahip değil”
Netanyahu’nun yakın bir çalışanı Al-Monitor’a verdiği demeçte, “7 Ekim’den sonra kamuoyu duyarlılığının sağa kayması ve İsrail’in seçimlere yaklaşmasıyla birlikte Netanyahu, herhangi bir taviz verme lüksüne sahip değil,” diye konuştu.
Aynı zamanda Netanyahu, bu ihtimal giderek belirsizleşse de hâlâ Trump’tan destek almayı umuyor.
Kaynak, “Netanyahu, Suriye meselesini gündeme alırsa, Şara ile bir anlaşmaya varılmasına yönelik çabalara işbirliği yaparsa ve savaş çığırtkanı değil de istikrar ve sükunet unsuru olarak gösterilirse, bu durum Trump’ı da etkileyebilir,” dedi.
Bu kaynağa göre İsrail’in tutumundaki böyle bir değişiklik, Barrack’ı Netanyahu için bir yük olmaktan çıkarıp bir avantaja dönüştürmeye de yardımcı olabilir.
Washington “diyalog” ve “itidal” istiyor
ABD, son dönemde bölgede yaşanan gerginlikler karşısında İsrail, Türkiye ve Suriye ile görüşmelerini sürdürüyor.
Washington, daha fazla tırmanmayı önlemenin en iyi yolunun “itidal ve diyalog” olduğunu belirtti.
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maariv gazetesine yaptığı açıklamada, “Başkan Trump, müreffeh bir Ortadoğu ve kendi içinde ve komşularıyla barış içinde yaşayan istikrarlı bir Suriye için net vizyonunu ortaya koydu. İsrail, Türkiye ve Suriye ile görüşmelerimizi sürdürüyoruz,” dedi.
Sözcü, “[ABD] Başkanı [Donald] Trump’ın Orta Doğu’daki liderliğinin, Suriye’nin egemenliğine ve istikrarına saygı gösterilmesine, İsrail’in güvenlik tehditlerine karşı kendini savunma hakkının desteklenmesine ve her iki ülkenin refahının artırılmasına odaklanan verimli görüşmelerin yapılmasını sağladığını” belirtti.
Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, ABD’nin “itidal ve diyaloğun ileriye dönük en iyi yol olduğuna inanmaya devam ettiğini” de sözlerine ekledi.
İsrail, Suriye’nin güneyindeki işgalini derinleştiriyor
Öte yandan, İsrail güçleri Suriye’de işgal ettikleri bölgelerde şüphelileri gözaltına alıyor, askeri yollar inşa ediyor ve tarım arazilerine erişimi izne tabi kılıyor.
Ynet’te yer alan habere göre 22 Ağustos’ta Beyt Cin yakınlarında bir İsrail insansız hava aracı bir araca saldırdı.
Yerel haberlerde Ammar Said Hamada olarak tanımlanan Suriyeli bir erkek yaralandı.
İsrail ordusu, Hamada’yı saldırı hazırlığının son aşamalarında olan ve askerleri için acil bir tehdit teşkil eden “terörist” olarak nitelendirdi. Fakat bu tanımlamayı destekleyen kanıtları kamuoyuna sunmadı.
Suriyeli haber kuruluşu Enab Baladi’nin aktardığı bir yerel güvenlik kaynağına göre, Hamada askeri bir görev yerine özel işleriyle uğraşıyordu.
Suriye basını, saldırı sonucunda Hamada’nın elinin ağır şekilde yaralandığını bildirdi.
Suriye Dışişleri Bakanlığı, bu saldırıyı Suriye’nin egemenliğine yönelik bir ihlal olarak kınadı.
Hamada, Kasım ayında Beyt Cin’de düzenlenen bir İsrail operasyonu sırasında gözaltına alınan Muhammed Hamada ve Ali Kasım Hamada’nın kuzeni.
Ali daha sonra serbest bırakılırken, Muhammed halen gözaltında tutuluyor.
22 Ağustos’taki hava saldırısı, üç gün içinde bildirilen iki köy baskınının ardından gerçekleşti.
Sakinlerin ifadesine göre, 19 Ağustos’ta gece yarısından kısa bir süre sonra yaklaşık 100 İsrailli asker, Kuneytra vilayetindeki Cubata el-Haşab köyüne girerek üç kardeşin evlerini aradı.
Askerler, yaklaşık iki saat sonra erkeklerin iki oğlunu da yanlarına alarak bölgeden ayrıldı. 26 yaşındaki Kuteybe Süleymann o sabah serbest bırakılırken, yaklaşık 32 yaşındaki Muaz Süleyman ise halen gözaltında tutuluyor.
Suriye devlet televizyonu El İhbariye, 20 Ağustos’ta Cubata el-Haşab’ın güneyindeki tarlalarda bir İsrail top mermisi ve işaret fişeklerinin yangına neden olduğunu bildirdi.
Yangının, ateşkes hattı ile Sofa 53 arasında genişlediği bildirildi. Sofa 53, İsrail’in 2022’den beri Kuneytra üzerinden bir set ve hendek eşliğinde inşa ettiği askeri yolun yerel adı.
Suriyelilerin ifadesine göre, İsrail’in mühendislik çalışmaları, bölgede hareket etme şekillerini değiştiriyor.
Sakinlerin aktardığına göre, ekipler 22 Temmuz’da Cadi al-Rakad’ın kuzeyindeki eski bir yolu yeniden açtı ve bu yolu Ma’ariya’nın karşısındaki eski bir gözetleme noktası olan el-Kulla’ya doğru uzattı. Yol, 3 Ağustos’ta yeniden asfaltlandı ve şu anda su yoluna kadar uzanıyor.
Sakinler, ordunun bu yolu diğer taraftaki yollara bağlamayı planladığına inanıyor ama İsrail yetkilileri bu bölgeyle ilgili niyetlerini henüz açıklamadı.
Köylüler ayrıca, 8 Ağustos’ta buldozerlerin başka bir yolu tahrip ettiğini ve el-Samdaniye el-Garbiye’nin Han Arnabe’ye giden yolunu kestiğini belirtti.