Ortadoğu
İzleri silenemeyen Beyrut patlamasında sorumlular hâlâ hesap vermedi

İki yıl önce tarihin en büyük patlamalarından birini yaşayan Lübnan’da halk yoksullukla boğuşuyor. Patlamanın sorumlularının hâlâ hesap vermemiş olması vicdanları sızlatıyor. Sık sık müdahale edilen davanın ucu siyasilere dokundukça 1975-1989’teki iç savaşı akıllara getiren saldırı ve tartışmalar yaşanıyor.

Tarihin gördüğü nükleer olmayan en şiddetli patlamada binlerce araç kullanılamaz hale geldi.
4 Ağustos 2020’de, tarihin nükleer olmayan en büyük patlamalarından biri, Beyrut limanını yerle bir etti, başkentin büyük bir bölümünü de harap oldu. Yetkililer, 220 kişinin ölümüne ve 7.000’den fazla kişinin yaralanmasına neden olan patlamaya endüstriyel kimyasal amonyum nitratın büyük bir stokunun yıllardır gelişigüzel depolandığı bir depoda çıkan yangından kaynaklandığını söyledi. Patlama, 20 kilometre uzakta olanlar da dahil birçok binaya zarar verdi ve 300 bin kişinin evi hasar gördü veya yıkıldı, pek çok işletme hizmet veremez hale geldi. Yine de Lübnanlılar savaş yerine dönen sokakları temizlemek, ve kendilerinden daha fazla zarar gören komşularına destek vermek için var gücüyle çalıştı.

Bir ay boyunca yanan dev silo patlamanın sembolü haline gelmişti.
Beyrut Limanı’ndaki patlamanın sembolü haline gelen 48 metre yüksekliğindeki buğday silosu ise patlamadan iki yıl sonra, yaklaşık bir ay süren yangının ardından kısmen çöktü. Silo içerisinde kalan buğdayın mayalanması üzerine çıktığı değerlendirilen yangın itfaiyenin haftalar süren çalışmaları sonunda söndürülmesinden kısa bir süre sonra çöktü. Kameralara yansıyan devrilme nedeniyle limanda büyük toz dumanları yükseldi ve güvenlik amacıyla limanın yakınından geçen yol trafiğe kapatıldı. 50 yıllık dev yapıdaki tahıl silosu, henüz sonuçlanmayan soruşturma nedeniyle bugüne kadar kontrollü şekilde yıkılamamış ve harabe halde bırakılmıştı.
Yüzde 74 yoksulluğun pençesinde
Lübnan iki yıl önce gerçekleşen patlamadan beri ekonomik kriz ve buna bağlı olarak gelişen elektrik ve enerji kesintilerinin yol açtığı sosyal sorunlarla boğuşuyor. Patlamadan önce kötüleşmeye başlayan Lübnan ekonomisi patlamadan sonra tepetaklak oldu. Lübnan Merkez Bankası’nın dolar likidite sorunu olduğunu itiraf etmesi, döviz rezervlerinin erimesi, ülkedeki mevcut ekonomik krizi başka bir boyuta taşıdı. Lübnan lirası, ABD doları karşısında yüzde 90’a varan değer kaybı yaşadı ve ülkede resmi olmayan verilere göre enflasyon yüzde 700 arttı. Birleşmiş Milletler’in (BM) 1 Temmuz 2021’de yayımladığı değerlendirme raporunda, Lübnanlıların yarısından fazlasının yoksulluk sınırı altında yaşadığı, yaşam şartlarının 1975-1990 yıllarındaki iç savaş döneminden bile daha kötü olduğu vurgulandı. BM Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu’na göre, 2021 yılı itibarıyla Lübnan nüfusunun yüzde 74’ü yoksulluk sıkıntısı çekiyor. Ülkedeki resmi asgari ücretin değeri ise 400 dolardan 40 doların altına kadar geriledi. Rakamlar, Lübnan tarihinin en karanlık sayfaları olan iç savaş döneminden daha kötü bir tabloya işaret ediyor.
Davaya siyasi engel
Öte yandan patlamaya ilişkin soruşturma devam ediyor ancak dosyada adı geçen siyasilerin dokunulmazlığı nedeniyle iki yıldır bir sonuç alınamadı. Dosyanın ilk hakimi Fadi Savvan eski Başbakan Hassan Diyab’ın yanı sıra iki eski Ulaştırma Bakanı ile Maliye Bakanı Ali Hasan Halil’i ihmarkârlıkla suçlayınca görevden alındı. Yerine görevlendirilen Hıristiyan hukukçu Tarık Bitar ise dört eski bakana yönelik adımları nedeniyle hedef tahtası haline geldi. Bitar, geçen yıl Eylül ayında, Hıristiyan olan eski Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Yusuf Finyanus ve Ekim ayında eski Maliye Bakanı Ali Hasan Halil hakkında gözaltı kararı çıkarması üzerine bu kez silahların konuştuğu yeni bir tartışma dönemi başladı. Ali Hasan Halil’in başkanı olduğu Emel Hareketi destekçilerinin Bitar’ın kararı protesto etmek için Beyrut Adalet Sarayı’na yürüdüğü sırada kalabalığa ateş açıldı, olayda Hizbullah ve Emel Hareketi’ne mensup 6 kişi öldü, 32 kişi yaralandı.
Hizbullah ve Emel Hareketi saldırıdan muhalefette yer alan Hıristiyan Lübnan Güçleri Partisi lideri Semir Caca’yı sorumlu tuttu. Yaşanan gerginlik ülkede 1975-1989’da patlak veren iç savaşı akıllara getirdi.
Uluslararası soruşturma talebi
Patlamanın ikinci yıl dönümünde Lübnan Adalet Sarayı önünde toplanan binlerce kişi patlamada hayatını kaybedenlerin fotoğraflarıyla Beyrut Limanı’na doğru yürüdü. Kalabalık limana varmadan hemen önce patlamanın sembolü olan 50 yıllık tahıl silosu üçüncü kez yıkıldı. Ancak anmaya yine de devam edildi. Anmaya katılanlar, Lübnan hükümetinin şeffaf bir şekilde soruşturmayı gerçekleştirebilecek güçte olmadığını ve taleplerinin, dosyanın uluslararası mahkemeye taşınması olduğunu ifade etti.
Ortadoğu
ABD İran’da iki su pompa istasyonunu vurdu

ABD ordusunun İran’ın Huzistan ve Buşehr vilayetlerindeki sivil su altyapısına yönelik düzenlediği saldırılarda bir kişi hayatını kaybetti, dört kişi yaralandı. Harg Adası’na su tedarikinde kesintiye yol açan saldırıyı “savaş suçu” olarak nitelendiren İranlı yetkililer sivil altyapının hedef alınmasına tepki gösterdi. Devrim Muhafızları Ordusu ise saldırıya misilleme olarak Bahreyn ve Umman’daki ABD askeri hedeflerinin vurulduğunu duyurdu.
ABD ordusu, İran’ın güneybatısında yer alan Huzistan ile güneyindeki Buşehr vilayetlerinde sivil su altyapısını hedef alan hava saldırıları gerçekleştirdi.
Yerel yetkililerin açıklamalarına göre iki su pompa istasyonunun hedef alındığı saldırılar, bölgedeki tarımsal faaliyetleri aksatırken Harg Adası’na yönelik su tedarikinde de geçici kesintilerin yaşanmasına yol açtı.
Huzistan vilayetinden bir yetkili, ABD’ye ait askeri mühimmatın Mahşehr kentindeki bir tarımsal sulama pompa istasyonuna isabet ettiğini bildirdi.
Yetkili, patlama sonucunda istasyonda görevli bir kişinin hayatını kaybettiğini, dört kişinin ise yaralandığını açıkladı.
Huzistan Su ve Elektrik Kurumu Genel Müdürü Abbas Sadriyanfer, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Mahşehr ile Hendican kentleri arasındaki Hendican bölgesinde faaliyet gösteren RMD drenaj pompa istasyonunun pazartesi günü sabahın erken saatlerinde “Amerikan-Siyonist düşman” tarafından vurulduğunu kaydetti.
Sadriyanfer, saldırı sırasında tesiste görev yapan Zohre ve Cerrahi Sulama Şebekesi İşletme Şirketi çalışanı Şakir Muhsini’nin yaşamını yitirdiğini, yaralanan bir diğer personelin ise hastanede tedavi altına alındığını ifade etti.
Söz konusu tesisin bölgedeki tarımsal atık suların tahliyesi ve idaresinde kritik bir rol üstlendiğini vurgulayan Sadriyanfer, sulama ve drenaj şebekelerinin verimliliğinin korunması için istasyonun kesintisiz çalışmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
“Sivil altyapının vurulması açık bir savaş suçudur”
İran Su Endüstrisi Sözcüsü İsa Bozorgzade, Hendican’daki RMD drenaj pompa istasyonuna düzenlenen saldırının doğrudan halkın yaşamına, sağlığına ve geçim kaynaklarına yönelik bir tehdit oluşturduğunu belirtti.
Bozorgzade, “Su, tüm uluslararası belgelerde ve hukuk kurallarında olduğu gibi Doğu ve İran kültürü ile medeniyetinde de kutsal bir yere sahiptir. Suya saldırmak, insanların temel haklarına saldırmaktır” ifadelerini kullandı. Su sektörüne hizmet veren bir emekçinin hayatını kaybetmesinin saldırının niteliğini açıkça ortaya koyduğunu söyleyen Sözcü, bu eylemin sadece sivil altyapıyı değil, doğrudan halka hizmet götüren sivilleri hedef aldığını vurguladı.
Saldırıyı “düşünce ve eylemde çaresizliğin bir göstergesi” olarak nitelendiren Bozorgzade, “Düşman su tesislerini hedef aldığında aslında kendi acziyetini sergiliyor. Bu davranış ne onurlu bir eylem ne de askeri bir başarıdır; sadece kötülüğün dışa vurumudur” diye konuştu.
Bozorgzade, saldırının tesisteki faaliyetleri tamamen durdurmayı amaçladığını, ancak su sektörü çalışanlarının hasarı en aza indirmek ve durumu kontrol altına almak için sabahın erken saatlerinden itibaren yoğun bir çalışma yürüttüğünü aktardı. Su tesislerinin ve çalışanlarının hedef alınmasının açık bir savaş suçu teşkil ettiğini savunan Sözcü, uluslararası toplumun ve sorumlu kuruluşların bu saldırılara karşı sessiz kalmayarak faillerin hesap vermesini sağlaması gerektiğini dile getirdi.
Diğer yandan İranlı yetkililer, pazartesi sabahı erken saatlerde Huzistan vilayetine bağlı Ahvaz, Omidiye, Mahşehr, Behbehan, Dezful, Endimeşk, Abadan ve Şadegan çevresindeki çok sayıda noktanın da ABD mühimmatlarıyla hedef alındığını açıkladı.
Bölgelerdeki hasar tespit çalışmalarının devam ettiği bildirilirken, İran medyası Ahvaz’ın dış kesimlerindeki iki ayrı noktanın daha vurulduğunu aktardı. Bununla birlikte, Ahvaz Uluslararası Havalimanı’nın hedef alındığına yönelik iddialar ise resmi kaynaklarca yalanlandı.
Devrim Muhafızları misilleme operasyonlarını açıkladı
Su pompa istasyonuna yönelik saldırıların ardından yazılı bir açıklama yayımlayan Devrim Muhafızları Ordusu, düzenlenen operasyonlara misilleme olarak Bahreyn’de bulunan ABD askeri altyapısının hedef alındığını duyurdu. Açıklamada ayrıca Umman’da konuşlu FPS tipi uzun menzilli hava gözetleme radarı ile bir deniz gözetleme radarının imha edildiği bilgisine yer verildi.
Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Sevgili ve dirençli İran halkı, Silahlı Kuvvetler’deki evlatlarınızın kararlı ve güçlü operasyonları, çocuk katili ABD ordusunu çaresizliğe sürükledi. Amerikalı saldırganlar, son saldırılarında Mahşehr ilçesindeki tarımsal su pompasını hedef alarak halk düşmanı karakterlerini bir kez daha gösterdi.”
Açıklamanın devamında, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetlerinin Bahreyn’in Cufeyr bölgesindeki ABD askeri tesislerini hedef aldığı belirtilerek, “Cufeyr’de alevler yükselirken, kahraman Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetlerindeki cesur evlatlarınız, misilleme operasyonunun beşinci aşamasında güçlü füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla Umman Sultanlığı’ndaki FPS uzun menzilli hava gözetleme radarını ve deniz gözetleme radarını da vurup imha etti” denildi.
Geçen ay da binlerce kişi susuz kalmıştı
Su altyapısına yönelik gerçekleştirilen bu son saldırılar, ABD’nin geçen ay Hürmüzgan vilayetine bağlı Sirik ilçesindeki su tesislerini hedef almasının ardından kaydedildi.
Kavurucu yaz sıcaklarının yaşandığı o dönemde düzenlenen saldırılar nedeniyle bölgedeki 20 binden fazla kişinin içme suyuna erişiminin kesildiği bildirilmişti. Söz konusu operasyonlarda Kuhestek kasabası ile Bemani bölgesindeki 10 köyün su dağıtım şebekesi büyük hasar görmüştü.
İki ülke arasındaki askeri hareketlilik, İran donanmasının Hürmüz Boğazı’nda Tahran ile Washington arasında daha önce imzalanan mutabakat zaptını ihlal ettiği belirtilen gemi geçişlerini engellemesinin ardından yeniden tırmanışa geçti. Yaşanan bu gelişmelerin ve ABD’nin bölgedeki askeri tahkimatını artırmasının ardından İranlı yetkililer, Hürmüz Boğazı’nın tüm transit geçişlere kapatıldığını duyurdu.
Ortadoğu
İran saldırısından kurtulan ABD’li askerlerden komutanlara suçlama

ABD’nin İran ile girdiği çatışmanın ikinci gününde Kuveyt’teki limanda konuşlu birliğe düzenlenen ve altı askerin ölümüyle sonuçlanan İHA saldırısına ilişkin iç soruşturma tamamlanma aşamasına geldi. Saldırıdan kurtulan askerler, komutanları istihbaratı göz ardı etmekle suçluyor. Soruşturmanın ise herhangi bir disiplin cezası öngörmediği belirtiliyor.
İran’ın insansız hava aracıyla (İHA) Kuveyt’teki Şuaibe Limanı’nda yer alan ABD üssüne düzenlediği saldırıdan kurtulmayı başaran Amerikalı askerler, komutanlarını ihanetle ve olası saldırı uyarılarını kulak ardı etmekle suçluyor.
The Washington Post gazetesinin askeri kaynaklara ve iç soruşturmaya aşina kişilere dayandırdığı haberine göre, askeri yetkililer saldırı öncesinde gelen kritik istihbarat verilerini dikkate almadı.
Saldırının, ABD ile İran arasında başlayan çatışmaların ikinci günü olan 1 Mart’ta düzenlendiği belirtildi. ABD Kara Kuvvetleri 103’üncü Lojistik Destek Komutanlığı bünyesinde görev yapan altı askerin hayatını kaybettiği, onlarca askerin ise yaralandığı aktarıldı.
Haber kaynakları, bu saldırıyı çatışma sürecinde Amerikan ordusunun tek seferde en çok kayıp verdiği olaylardan biri olarak nitelendiriyor.
“Limandaki güvenlik açıkları biliniyordu”
Gazeteye konuşan askeri personel, Şuaibe Limanı’nın İran için olası bir hedef olduğunu gösteren istihbarat raporlarının komuta kademesi tarafından göz ardı edildiğini ileri sürdü.
Askerler, tesisin İHA saldırılarına karşı korumasız olması sebebiyle personelin buraya yerleştirilmemesi yönünde tavsiyeler yapıldığını ancak bu uyarıların dinlenmediğini ifade etti.
Görüşlerine başvurulan bazı kaynaklar, saldırı sırasında Tugay Generali Clint Barnes’ın sergilediği tutumu da eleştirdi. İddialara göre Barnes, patlamanın ardından binadan çıkarak sığınağa yönelirken, çok sayıda asker içeride kaldı.
Yaralıların tahliyesi ve kurtarma çalışmaları ise binada kalan diğer subaylar ve erler tarafından gerçekleştirildi.
Saldırı sırasında hedef alınan binada olan Binbaşı Steven Ramsbott, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Eğer bu hatalardan ders çıkarmazsak ve hepimiz aynı yalana inanmaya devam edersek, gelecekte başka bir birlik de aynı durumu yaşayacak ve kendisini bizim düştüğümüz koşulların içinde bulacak” dedi.
Soruşturmada komutanlara ceza öngörülmüyor
ABD ordusu, askerlerin yönelttiği somut suçlamalar hakkında açıklama yapmaktan kaçınırken, komuta kademesinin kararlarını ve sahada attığı adımları savunarak bu kararların gerekçeli olduğunu bildirdi.
The Washington Post’un ulaştığı bilgilere göre, olayla ilgili başlatılan askeri iç soruşturma son aşamaya geldi.
Soruşturmanın ön raporunda, birliğin Şuaibe Limanı’na yerleştirilmesi veya saldırı sonrasındaki tıbbi yardım sürecinin yönetilmesi hususunda komutanlara yönelik herhangi bir kişisel sorumluluk yüklenmediği ve disiplin cezası uygulanmasının tavsiye edilmediği aktarıldı.
Saldırı sabah saatlerinde hazırlıksız yakaladı
CNN’in haberine göre, Şuaibe Limanı’nda taktik operasyon merkezi olarak kullanılan üç bölmeli treylere yönelik saldırı 1 Mart sabahı erken saatlerde düzenlendi. Saldırının ani gerçekleşmesi sebebiyle askeri personelin tahliye edilmeye veya sığınağa geçmeye fırsat bulamadığı kaydedildi.
Vurulan binada patlamanın ardından saatlerce yangın çıktığı, şok dalgasının duvarları yıktığı ve yapısal unsurların iskeletten ayrıldığı belirtildi.
Olayın ertesi günü ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), İran’ın misilleme saldırılarında altı Amerikan askerinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonu 28 Şubat 2026 tarihinde başlamıştı.
Ortadoğu
İran, Körfez’deki ABD üslerine yönelik saldırıları genişletti, Hürmüz Boğazı’nın kapatıldığını açıkladı

ABD ve İran güçleri arasında pazar günü yoğun füze ve insansız hava aracı saldırıları yaşandı. Tahran, Körfez ülkelerindeki ABD tesislerini hedef alırken kritik önemdeki Hürmüz Boğazı’nı yeniden kapattığını açıkladı.
Çatışmaların yeniden tırmanması, geçen ay imzalanan geçici ABD-İran anlaşmasının geleceğine ilişkin kuşkuları artırdı. Anlaşma, boğazın yeniden açılmasını ve 60 günlük ilave müzakerelerin ardından savaşın sona erdirilmesini amaçlıyordu.
Son saldırılar, ABD’nin İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü kabul etmediği ve Umman üzerinden İran’ı sıkıştırmaya çalıştığı, Tahran’ın ise boğazdan geçen gemiler üzerindeki kontrolünü kabul ettirmeye çalıştığı süreçte yaşanan karşılıklı saldırıların son halkası oldu.
İran’ın saldırıları, ateşkes görüşmelerinde arabuluculuk yapan ve nisandan bu yana hedef alınmayan Katar’daki ABD üslerine kadar uzandı. Mayıs başından beri saldırıya uğramayan Birleşik Arap Emirlikleri de hava savunma sistemlerinin İran’dan gelen füze ve insansız hava araçlarına müdahale ettiğini açıkladı.
ABD Merkez Komutanlığı, X sosyal medya platformunda yayımladığı açıklamada, ABD ordusunun pazar günü ABD doğu saatiyle 17.00’den itibaren İran’a yönelik yeni saldırılar başlattığını bildirdi. Açıklamada operasyonların, İran’ın “Hürmüz Boğazı’ndan serbestçe geçen sivil denizciler ile ticari gemilere saldırma kapasitesini zayıflatmayı sürdürmek” amacıyla düzenlendiği belirtildi.
ABD Merkez Komutanlığı Sözcüsü Tim Hawkins, CNN’e yaptığı açıklamada, ABD uçaklarının İran’a ait bir seyir füzesi ile tek yönlü saldırı insansız hava aracını düşürdüğünü söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump ise pazar öğleden sonra Reuters’a verdiği kısa telefon mülakatında hafta sonu İran’a düzenlenen saldırılara değinerek, “Onları hırpalıyoruz” dedi.
İran medyası, pazar günü Hürmüz Boğazı kıyısındaki askeri tesislere ev sahipliği yapan Sirik ve Bender Abbas liman kentleri ile yakındaki Keşm Adası çevresinde füze saldırıları ve patlamalar yaşandığını bildirdi.
İran Dışişleri Bakanlığı, hafta sonu ülkeye yönelik gerçekleştirilen “saldırgan” ABD operasyonlarını kınadı. Bakanlık ayrıca İran ile Umman arasında cumartesi günü Maskat’ta yapılan ve boğazın yönetimiyle geçiş güzergâhlarına ilişkin düzenlemelere odaklanan görüşmelerde, ABD’nin Umman üzerindeki “açık ve örtülü” baskıları nedeniyle sonuç alınamadığını açıkladı.
Trump, geçen hafta ateşkesin sona erdiğini düşündüğünü söylemiş, ancak yeni görüşmelere kapıyı açık bırakmıştı.
İran’ın başmüzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf, pazar günü X hesabından yaptığı paylaşımda, “Tek taraflı anlaşmalar dönemi BİTTİ. Size söyledik: Sözünüzü tutun ya da bedelini ödeyin. Gerçek kapınızı çalıyor” ifadelerini kullandı.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaş, İran’ın ABD üslerine ev sahipliği yapan ülkeleri vurduğu Körfez bölgesini istikrarsızlaştırdı. İran’ın boğazda fiilen uyguladığı abluka enerji fiyatlarının yükselmesine ve küresel enflasyonun artmasına yol açtı.
Başta benzin olmak üzere fiyatlardaki artış, kasım ayında yapılacak Kongre seçimleri öncesinde Trump açısından siyasi hassasiyet taşıyor.
Yoğun saldırı dalgası
İran, savaştan önce dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda kalıcı bir geçiş ücreti sistemi kurmaya çalışıyor. Tahran, gemileri İran’ın izni olmadan seyretmemeleri konusunda uyardı.
İran, cumartesi gecesi izinsiz bir güzergâhta ilerleyen bir gemiye uyarı ateşi açıldığını ve geminin vurulduğunu belirterek boğazı kapattığını açıkladı. Pazar günü ise ikinci bir geminin kullanılamaz hale getirildiğini bildirdi.
Hindistan, Umman açıklarında GFS Galaxy adlı konteyner gemisine düzenlenen saldırının ardından bir vatandaşının kayıp olduğunu açıkladı. Umman, 23 mürettebatın kurtarıldığını bildirdi. Katar ise eğlence tekneleri, balıkçı tekneleri ve jet skiler dahil tüm deniz araçlarına faaliyetlerini durdurma çağrısı yaptı.
İran’ın kısa süre önce kurduğu Basra Körfezi Boğaz Otoritesi, “ABD askeri güçlerinin bölgedeki son yasa dışı hareketleri” nedeniyle boğazdan geçişin şu anda mümkün olmadığını açıkladı. Kurum, “istikrar ve sükûnet yeniden sağlanır sağlanmaz” geçiş izinlerinin verileceğini belirtti.
Deniz taşımacılığına yönelik önceki saldırıların ardından salı günü İran ham petrolünün satışına izin veren ruhsatı iptal eden ABD, İran’ın “saldırganlığı, tacizi, tehditleri ve keyfî açıklamalarına” rağmen kuvvetlerinin seyrüsefer özgürlüğünü korumak üzere konuşlandırıldığını bildirdi.
ABD açıklamasında, “İran boğazı kontrol etmiyor. Deniz trafiği devam ediyor” denildi.
ABD Donanması öncülüğündeki Ortak Denizcilik Bilgi Merkezi de ciddi güvenlik tehdidine rağmen Umman yakınlarında iki yönlü trafiğe açık “genişletilmiş” bir güney rotasının kullanılabildiğine ilişkin tavsiyesini yineledi.
ABD Merkez Komutanlığı, cumartesi günü yaptığı açıklamada ABD güçlerinin 140 İran askeri hedefini vurduğunu, hafta içinde üç gece boyunca 300’den fazla hedefin “İran’ın boğazdan serbestçe geçen sivil denizcilere ve ticari gemilere saldırma kapasitesini zayıflatmak” amacıyla hedef alındığını bildirdi.
İran Devrim Muhafızları ise buna karşılık ABD’nin müttefiki Ürdün’de bir komuta-kontrol merkezi ile insansız hava aracı hangarlarını imha ettiğini, Kuveyt’te bir ABD radar tesisini ve daha sonra roketatar sistemlerini hedef aldığını açıkladı. Devrim Muhafızları ayrıca Umman’daki ABD uçak gemisi destek ve yakıt ikmal platformlarına saldırdığını, Katar’da ise bir savaş uçağı bakım merkezi ile komuta tesisini imha ettiğini duyurdu.
Daha önce saldırı altında olduğu sürece arabuluculuk yapmayacağını açıklayan Katar, aralarında bir çocuğun da bulunduğu üç kişinin düşen şarapnel parçaları nedeniyle yaralandığını bildirdi. Doha yönetimi, saldırıdan İran’ın “hukuken tamamen sorumlu” olduğunu söyledi.
Birleşik Arap Emirlikleri, sınırlarının dışında füze tehditleri tespit ettiğini bildirdi. Bahreyn, İran’ın birkaç hava saldırısını engellediğini açıklarken Ürdün füze saldırıları, Umman ise insansız hava aracı saldırıları düzenlendiğini duyurdu.
Kuveyt ordusu daha sonra saldırılarda hasar meydana geldiğini, bir petrol sondaj platformunun hedef alınması sonucu bir işçinin yaralandığını açıkladı.
Umman, iki bölgesine düzenlenen insansız hava aracı saldırılarını protesto etmek üzere İran’ın Maskat Büyükelçisi’ni Dışişleri Bakanlığına çağırdı. ABD’nin Umman Büyükelçiliği de Dukm ve Musandam’daki ABD vatandaşlarına bulundukları yerde kalmaları ve güvenli alanlara sığınmaları çağrısında bulundu.
Rusya2 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Diplomasi5 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını2 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Dünya Basını2 hafta önceFransız iktisatçı Sapir: Avrupa ekonomilerinde kimyasal şok etkisini gösterecek
Amerika5 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Diplomasi2 hafta önceAB, Çin’e karşı gümrük vergileri koymaktan vazgeçti












