Bizi Takip Edin

Avrupa

KNDS, Avrupa’dan silah şirketlerine “drone düşürme izni” vermesini istiyor

Yayınlanma

Alman-Fransız silah üreticisi KNDS, savunma şirketlerinin tesislerinin üzerinde uçan şüpheli insansız hava araçlarını düşürmelerine izin verilmesini istiyor.

KNDS’nin Brüksel’e iletmeyi planladığı bu çağrı, Avrupa silah üreticilerini hedef alan bir dizi yangın, sabotaj girişimi ve casusluk vakasının yaşandığı bir dönemde geliyor.

Başkentlerin birçoğu bu olayların Rusya ile bağlantılı olduğunu öne sürüyor.

KNDS Uluslararası Gelişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı Marcel Grisnigt, POLITICO’ya verdiği bir mülakatta, “Ulusal mevzuatın savunma şirketlerinin insansız hava araçlarına karşı kendilerini korumasına izin vermesi iyi olurdu; özellikle de katmanlı hava savunmasını aşan birinci şahıs bakış açılı insansız hava araçlarına karşı,” dedi.

Grisnigt şunları ekledi:

“Yapabileceğimiz tek şey yerel yetkilileri uyarmak ve önlem almalarını istemek. Çoğu zaman, tabii ki çok geç oluyor ve zarar çoktan verilmiş oluyor. Karşı önlemleri kendimiz geliştiriyor ve üretiyoruz. Bunlar kendi tesislerimizi korumak için kullanılabilir ama bunun için yasal yetkiye sahip olmak gerekiyor.”

Bu tür sistemler, bir insansız hava aracının operatörüyle olan bağlantısını keserek onu inişe zorlayabilir veya uzaklaşmaya zorlayabilir ya da fiziksel olarak havadan düşürebilir.

Birçok Avrupa ülkesinde, insansız hava aracı önleme sistemlerini yalnızca kolluk kuvvetleri ve silahlı kuvvetler kullanabilir; şirketler kullanamaz.

Geçen hafta Estonya, Ağustos ayında silah üreticisi Milrem Robotics’e düzenlenen kundaklama saldırısının arkasında Rus istihbaratının olduğunu iddia etti.

Polonya, Almanya, Slovakya, İtalya, Bulgaristan ve diğer ülkeler de silah fabrikalarında meydana gelen şüpheli olayları soruşturuyor.

Bu fabrikaların çoğu Ukrayna’ya silah ve mühimmat tedarik ediyor.

Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zaharova Çarşamba günü, “Ukrayna için silah üreten Avrupa ülkelerindeki silah fabrikaları, Rusya için potansiyel askeri hedeflerdir. Kiev rejimi için silah üreten, Ukrayna toprakları dışındaki askeri tesislerin güvende olacağı varsayılmamalıdır. Böyle düşünenler yanılmaktadır,” dedi.

AB ve NATO harekete geçiyor ama Grisnigt bunun zaman alacağı konusunda uyarıda bulundu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, hibrit tehditlere karşı koymak için yeni bir AB mekanizması önerirken, NATO’nun en üst düzey askeri komutanı ABD’li General Alexus Grynkewich, müttefik ülkeleri Rus hibrit saldırıları hakkında daha fazla istihbarat paylaşmaya çağırdı.

KNDS yöneticisi ise şunları söyledi:

“NATO’nun 4. Maddesi [bir tehdit sonrasında istişare yapılmasını sağlayan] için giderek daha fazla çağrı duyuyoruz ve ülkelerin uyum sağlaması yönünde baskı var. Tamam, ama bu ne kadar zaman alacak? Zaman lüksümüz yok. 2030’da Avrupa’nın hazırlık düzeyini büyük ölçüde artırıyoruz ama savunma kapasitesi hibrit savaş nedeniyle kesintiye uğrarsa, 2030’da hazır olamayacağız.”

Alman Leopard 2 tankını ve Fransız Caesar kundağı motorlu obüsünü üreten KNDS, kendi şüpheli olaylarıyla karşı karşıya kaldı ve personel sayısını artırarak güvenlik önlemlerini güçlendirdi.

Temmuz ayında, Münih’teki bir KNDS fabrikasının üzerinde drone uçuran Moldovalı bir adam, casusluk şüphesiyle gözaltına alındı.

Fransa’da ise KNDS France ve füze üreticisi MBDA fabrikalarına enerji sağlayan tesislerdeki yangınlar, Paris Savcılığı tarafından olası bir “ulusal çıkarların ihlali” olarak değerlendiriliyor.

KNDS yöneticisi, Fransız modelini övdü. Yaz aylarında resmen kabul edilen askeri planlama yasası uyarınca, Fransız silah üreticileri ile telekom ve ulaştırma şirketleri gibi kritik altyapı işletmecilerinin, tesislerinde kendileri karşı-drone sistemleri kullanmalarına izin veriliyor.

Grisnigt, Alman mevzuatının savunma şirketlerine aynı imkânı tanımadığından şikayet etti.

KNDS, savunma şirketlerinin kritik altyapı gibi muamele görmesini ve aynı korumalardan yararlanmasını istiyor.

AB kuralları uyarınca, elektrik şebekeleri, telekomünikasyon ağları ve limanları içeren ancak savunma sanayisini kapsamayan kritik altyapı işletmecilerinin güvenlik yükümlülüklerini yerine getirmeleri zorunlu.

Ayrıca, tehdit bilgileri de dahil olmak üzere kamu otoritelerinden destek alırlar.

Grisnigt, “İhtiyacımız olan ilk şey, basitçe istihbarata erişimdir. İstihbarata dayanarak harekete geçebilirsiniz,” diye vurguladı:

“Elbette kritik altyapıyı korumak ulusal bir sorumluluktur, fakat bu tür tehditler sınır ötesi niteliktedir. Ulusal koruma çabalarını tutarlı bir yaklaşımla birleştirecek güçlü bir Avrupa çerçevesine ihtiyacımız var.”

KNDS, Avrupa Komisyonu’ndan savunma sanayi tabanını hibrit tehditlere karşı stres testine tabi tutacak bir görev gücünü “acilen oluşturmasını” istiyor.

Yöneticinin ifadesine göre, tesisleri korumak için alınan önlemler, AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesinde Avrupa Rekabetçilik Fonu’ndan finansman alabilmeli; “böylece yük sadece ulusal düzeyde değil, paylaşılmış bir mali yük haline gelir.”

KNDS, diğer Avrupalı silah üreticileriyle temasa geçmeye başladı ve önümüzdeki haftalarda Avrupa Savunma Komiseri Andrius Kubilius ile bu konuyu görüşecek.

Grisnigt, “Dürüst olalım… Eğer şimdiden kendimizi korumaya hazır değilsek, o zaman en kötü senaryoya da hazır değiliz demektir,” dedi.

Avrupa

Almanya, Rusya’ya karşı binlerce yeni füze almaya hazırlanıyor

Yayınlanma

Bloomberg’ün haberine göre Almanya, Tomahawk sevkiyatında yaşanan gecikmeler üzerine savunma cephaneliğini binlerce hassas vuruş füzesiyle takviye etmeyi planlıyor. Berlin, Amerikan girişimi Covenant’tan 1,12 milyar doları aşan Anthem füzeleri almanın yanı sıra Ukrayna, Hollanda ve İngiltere ortaklı projeleri değerlendiriyor.

Almanya, savunma cephaneliğini genişletmek amacıyla binlerce hassas vuruş füzesi satın almayı planlıyor.

Almanya ordusunun envanterinde şu anda yalnızca havadan fırlatılan ve yaklaşık 500 kilometre gibi görece kısa bir menzile sahip olan Taurus seyir füzeleri yer alıyor.

Bloomberg’ün konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Berlin’in Amerikan Raytheon üretimi BGM-109 Tomahawk füzeleri ile Typhon fırlatma sistemlerini tedarik etme planının ise gecikmelerle karşılaştığı belirtildi.

Bu tablonun ardından Almanya Savunma Bakanlığı, çok sayıda üreticiyle binlerce hassas vuruş füzesi almak üzere görüşmelere başladı.

Berlin’in benimsediği strateji, görece düşük maliyetli füzeleri yüksek adetlerle temin ederek nicelik üstünlüğü kurmayı ve olası bir hasmın hava savunma sistemlerini doygunluğa ulaştırarak felce uğratmayı amaçlıyor.

Görüşme yürütülen taraflardan birini Amerikan savunma girişimi Covenant oluşturuyor.

Almanya, bu şirketten 1,12 milyar doları aşan bir maliyetle karadan fırlatılan binlerce Anthem seyir füzesi almayı değerlendiriyor.

Covenant şirketi ABD kökenli olmasına karşın projenin Avrupa ile doğrudan bağı sürüyor. Girişim, bu yıl Almanya’nın Leipzig kentinde bir fabrika açtı.

Fabrikadaki ilk füzelerin 2027 yılının başında üretim bandından çıkması hedefleniyor.

Gelecek yılın sonuna kadar bin adet üretmeyi planlayan şirket, bağımsız Avrupa tedarik zincirlerinden faydalanarak 2028 yılına gelindiğinde yıllık 5 bin füzelik azami kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor.

Berlin tek bir tedarikçiye bağlı kalmamak için alternatifleri inceliyor

Berlin yönetimi tek bir şirkete bağımlı kalmaktan kaçınmak için farklı seçenekleri de gündemde tutuyor.

Bu kapsamda Ukrayna ile Bars seyir füzelerinin ortak üretimi ve satın alınması yönünde temaslar yürütülüyor.

Hollanda merkezli Destinus SA şirketinin geliştirdiği Ruta füzeleri de incelenen seçenekler arasında yer alıyor.

Almanya ve İngiltere ortak girişimi olan Hypersonica ile de yüksek hızlı HS1 füzelerinin geliştirilmesi konusu ele alınıyor.

Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından geniş kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girdi.

Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın Rusya ile askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlandığını öne sürmüştü.

Neçayev, Almanya’nın Ukrayna’daki çatışmalara taraf olmama yönündeki resmi beyanlarına rağmen askeri harcamalarını artırdığını, ordu mevcudunu büyüttüğünü ve silahlanma adımlarını hızlandırdığını savundu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avusturya, dört Rus diplomatı sınır dışı etti

Yayınlanma

Avusturya, üçü büyükelçilikte biri AGİT temsilciliğinde görevli dört Rus diplomatı casusluk şüphesiyle sınır dışı etti. Karara tepki gösteren Rusya Dışişleri Bakanlığı misillemenin kaçınılmaz olduğunu duyururken Viyana’nın 2022’den bu yana sınır dışı ettiği Rus görevli sayısı en az 18’e ulaştı.

Avusturya, dört Rus diplomatı “istenmeyen kişi” ilan ederek sınır dışı etti. Diplomatlardan üçü Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde görev yaparken biri ülkenin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilciliğinde yer alıyordu.

Gelişmeyi cuma günü ilk olarak Avusturya dergisi Profil duyurdu; kamu yayıncısı ORF ve Die Presse gazetesi de Dışişleri Bakanlığına dayandırdıkları haberlerle bilgiyi teyit etti.

Bakanlık açıklamasında kararın güvenlik birimlerinden gelen veriler doğrultusunda alındığı belirtildi. Açıklamada, dört Rus görevlinin diplomatik statüleriyle bağdaşmayan faaliyetler yürüttüğü kaydedildi.

Moskova ise karara gecikmeden karşılık verileceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın bu adımına yönelik tepkinin “kaçınılmaz olarak geleceğini” açıkladı.

Avusturya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde toplam 48 diplomat görev yapıyor. 23 Rus vatandaşı da ülkenin AGİT Daimi Temsilciliğinde yer alıyor.

Profil: Rus diplomatlar casuslukla suçlanıyor

Profil dergisi, sınır dışı edilen dört Rus diplomatın casusluk şüphesiyle hedef alındığını aktardı.

Bu isimlerin, araştırmacı yayın organı Agentstvo’nun ağustos başında yayımladığı ve istihbarat servisleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülen 21 kişilik diplomat listesinde yer alıp almadığı ise henüz netleşmedi.

Profil, Avusturya Savunma Bakanlığının ağustos ayı ortasında askerlere olası Rus ajan devşirme girişimlerine karşı uyarı yazısı gönderdiğini ve şüpheli temasların bildirilmesini istediğini kaydetti.

Avusturya makamlarının gündemine giren bir diğer başlık ise Viyana sakinlerinin Rusya Büyükelçiliği çatısından gelen seslere yönelik şikayetleri oldu.

İngiliz The Financial Times gazetesi mart ayında kaynaklarına dayandırdığı haberinde, çatıdaki “anten ormanı” aracılığıyla NATO ve diğer uluslararası kuruluşların haberleşmelerinin dinlendiğini öne sürmüştü. Viyana yönetimi bu iddialar üzerine mayıs ayında üç Rus diplomatı sınır dışı etmişti.

Avusturya Dışişleri Bakanlığı eylül ayı ortasında yerel haber ajansı APA’ya yaptığı açıklamada, Rusya Büyükelçiliği temsilcilerinin çatıdaki havalandırma pervanelerinin arızalandığını savunarak gürültü için özür dilediğini bildirmişti.

Şubat 2022’de Ukrayna’da başlayan savaştan bu yana Avusturya, son kararla birlikte Rus temsilciliklerindeki en az 18 personeli sınır dışı etmiş oldu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Sırbistan’da öğrenci mitinginde yüzbinlerce kişi bir araya geldi

Yayınlanma

Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki hareketin son mitingi için perşembe günü yüz binlerce kişi Belgrad’ın merkezinde bir araya geldi.

25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri öncesinde yapılan mitingin organizatörleri, mitinge en az 200.000 kişinin katıldığını belirtti.

Hareket, Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) 14 yıllık iktidarını sona erdirmeyi ve yaklaşık iki yıldır süren hükümet karşıtı protestoları bir seçim zaferine dönüştürmeyi hedefliyor.

Protesto hareketi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde bir tren istasyonu kanopisinin çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi ve bunun ülke genelinde öğrenciler öncülüğünde kitlesel yolsuzluk karşıtı protestolara yol açmasının ardından ortaya çıktı.

Göstericiler, felaketin sorumlusu olarak hükümetin yolsuzluğunu gösterdi fakat henüz kimse cezai olarak sorumlu tutulmadı.

Öğrenci Listesi’nden birçok aday kalabalığa hitap etti. Aralarında, yargı ve savcılığın siyasi baskı ve kişisel çıkarların etkisinden arındırılması çağrısında bulunan tanınmış Sırp aktör Tihomir Stanić de vardı.

Stanić, “Hepimiz kanun önünde eşit olmamaktan bıktık. Sırbistan özgürlüğü, adaleti ve hesap verebilirliği hak ediyor,” dedi.

Miting, son iki yıldır öğrenci hareketinin harekete geçirdiği çok sayıda genç de dahil olmak üzere her yaştan insanı bir araya getirdi.

Belgrad’dan 26 yaşındaki Nađa, başından beri öğrencileri desteklediğini ve adalet ve daha iyi bir gelecek için mücadele eden insanların yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.

Rapporteur’e verdiği demeçte, “Öğrenci Listesi’nin seçimi kazanmasını bekliyorum fakat iktidar yetkililerinin sonuçları sorgulamak ve itibarsızlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına inanıyorum,” dedi.

Mitinge, siyasi değişim ve çocukları için daha iyi bir gelecek umduğunu belirten daha yaşlı destekçiler de katıldı.

61 yaşındaki Dragana, Rapporteur’e, “Umarım yeni hükümet, çocuklarımızın Sırbistan’ı terk etmek zorunda kalmadan geleceklerini kurabilecekleri bir ülke yaratır,” dedi.

Seçimler, Vučić’in iktidar partisinin yıllarca kendisiyle kıyaslanabilecek kadar güçlü bir seçim rakibiyle karşılaşmadığı 2012’de SNS’nin iktidara gelmesinden bu yana Sırbistan’da görülen en belirsiz seçimler olarak değerlendiriliyor.

Seçim kampanyası neredeyse bir referandum havasına büründü. Oylama, genel olarak SNS’nin iktidarının devamı ile siyasi değişim umudu arasında bir seçim olarak görülüyor.

Anketler, iktidar koalisyonu ile Öğrenci Listesi arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Salı günü yayınlanan son ankete göre, kararını vermiş seçmenler arasında SNS liderliğindeki koalisyon %42,9, Öğrenci Listesi ise %42 oy oranına sahip.

Avrupa Parlamentosu heyeti de dahil olmak üzere uluslararası gözlemciler, seçimleri izleyecek.

Seçimlerin nasıl yürütüleceği, seçim koşulları, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusundaki süregelen endişeler nedeniyle, uzun süredir durma noktasına gelen Sırbistan’ın AB üyelik süreci üzerinde önemli etkiler yaratabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English