Avrupa

Macaristan, Rusya’yı resmen “tehdit” ilan etti

Yayınlanma

Macaristan Başbakanı Péter Magyar tarafından imzalanan resmi talimatta Rusya’nın eylemleri ülke, Avrupa ve dünya düzeni için bir tehdit olarak tanımlandı. Bu kararla Budapeşte, nisan ayında görevi devreden Viktor Orbán döneminin Moskova yanlısı dış politika çizgisinden resmen uzaklaştı.

Macaristan, dış politikasında köklü bir rota değişikliğine giderek Rusya’yı resmi düzeyde bir “tehdit” olarak tanımladı. Budapeşte’nin benimsediği bu yeni yaklaşım, eylül ayında düzenlenecek Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kuruluna katılacak Macar delegasyonu için hazırlanan direktiflerde yer aldı.

Magyar Nemzet gazetesinin aktardığına göre, Başbakan Péter Magyar tarafından imzalanan söz konusu direktifler resmi gazete niteliğindeki Magyar Közlöny’de yayımlandı.

Nisan ayında gerçekleşen hükümet değişiminin ardından Rusya yanlısı tutumuyla bilinen Viktor Orbán’ın yerine başbakanlık koltuğuna oturan Magyar, aylar sonra ülkesinin yeni dış politika çizgisini resmiyete döktü.

Yayımlanan belgelerde, “Rusya’nın eylemleri Macaristan, Avrupa ve dünya düzeni için bir tehdit teşkil etmektedir” ifadesine yer verildi.

Belgelerde ayrıca Budapeşte’nin Kiev için “kalıcı bir barış ve uzun vadeli güvenlik garantileri” sağlayacak müzakerelere zemin hazırlayabilecek her türlü çabayı desteklediği kaydedildi.

Der Spiegel’in değerlendirmesine göre Tisza Partisi lideri Magyar başkanlığındaki yeni hükümet, bu adımla Rusya ve Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sadık bir destekçisi konumundaki Orbán kabinesinin politikasından uzaklaşıyor. Orbán, görev süresi boyunca Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya’ya uyguladığı yaptırımların hafifletilmesi için girişimlerde bulunmuş ve Ukrayna’ya yönelik destek kararlarını engellemişti.

Magyar’ın seçim zaferinin ardından Kremlin, ikili ilişkilerde Rusya’nın Macaristan’daki yeni hükümetin atacağı somut adımları esas alacağını açıklamıştı.

Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, NATO ve AB ülkelerinin “radikal askerileşme” politikalarını meşrulaştırmak için “sözde Rus askeri tehdidine ilişkin asılsız iddialara” başvurduğunu söylemişti.

Batı’nın artık Rusya ile “savaşa hazırlandığını” açıkça dile getirdiğini ve askeri bütçelerini artırdığını savunan Putin, Moskova’nın her türlü tehdide zamanında ve uygun bir yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etmişti.

Devlet silahlanma programı kapsamında nükleer üçlünün ve kara kuvvetlerinin modernize edildiğini, Hava-Uzay Kuvvetleri ile Deniz Kuvvetlerinin muharebe potansiyelinin arttığını da sözlerine eklemişti.

Putin daha önceki açıklamalarında da Avrupalı liderlerin Rusya ile olası savaş iddialarını “saçmalık, kaba ve küstahça bir yalan” olarak nitelemiş, Rusya’nın Avrupa ülkelerine karşı hiçbir zaman saldırgan niyetler taşımadığını savunmuştu.

Ukrayna’daki çatışmaya Batılı ülkelerin Moskova’yı doğuya doğru genişlememe vaadiyle aldatmasının yol açtığını belirten Putin, Batı’nın faturayı Rusya’ya kesmeye ve ülkesini saldırgan göstermeye çalıştığını iddia etmişti.

Magyar ayrıca Szijjártó’nun Rusya ile bağlantılarına yönelik bir soruşturma başlatıldığını da duyurdu.

Bloomberg’in aktardığı bilgilere göre Orbán’ın AB içindeki nüfuzu, sağlanan mali kaynakların kesilmesiyle birlikte hızla geriliyor.

Haberde, eski başbakanın Macaristan’daki 16 yıllık iktidarı boyunca “Brüksel balonu” içinde faaliyet gösteren ve müttefiklerine zemin sunan kuruluşlara milyonlarca kaynak aktararak kilit bir figür haline geldiği belirtildi.

Orbán’ın Brüksel’de etki yaratma girişimlerinin başında, kendisi tarafından kurulan sağ muhafazakar Mathias Corvinus Collegium (MCC) enstitüsünün bu şehirde açılan şubesi yer aldı.

2022’de faaliyete geçen MCC Brüksel, kendini “AB düşünce kuruluşları dünyasındaki ender muhafazakar seslerden biri” olarak konumlandırmış ve göçten toplumsal cinsiyet ideolojisine kadar tartışmalı sosyokültürel konularda etkinlikler düzenlemişti.

MCC’nin faaliyetleri, Orbán hükümeti tarafından tahsis edilen 1 milyar dolarlık bir vakıf fonuyla finanse ediliyordu ve Brüksel şubesinin yıllık bütçesi 6 milyon doları aşıyordu.

Ancak siyasetçinin nisan ayındaki seçimleri kaybetmesinin ardından kurumun kaynakları iade etmesi ve faaliyetlerini durdurması istendi; bu durum Brüksel şubesinin fonunun kesilmesine neden oldu.

MCC Brüksel Başkanı Frank Furedi’nin potansiyel sponsorlarla temas halinde olduğu kaydedildi. Furedi, faaliyetlerin ölçeği daralsa bile enstitünün daha mütevazı bir yapıyla varlığını sürdürebileceğini ifade etti.

Bloomberg’e konuşan Furedi, “Şu an bizi destekleme nezaketini gösterecek her yerden, gerekirse bizzat şeytanın kendisinden bile yardımı kabul etmeye hazırız” dedi.

Orbán hükümeti 2021 yılında Brüksel’in merkezinde, ABD ve İngiltere büyükelçiliklerinin yakınında bulunan ve geçmişte Belçika Maliye Bakanlığına ev sahipliği yapan 18. yüzyıldan kalma bir malikane satın almıştı.

Macaristan Evi (Hungary House) adıyla etkinlik mekanı olarak tasarlanan bina, ülkenin 2024 yılındaki AB dönem başkanlığından hemen önce açılmıştı.

Macaristan’ın AB, Belçika ve NATO temsilciliklerinden ayrı bir konumda yer alan bu binanın şu anda boş durduğu aktarıldı.

Avrupa Parlamentosunda 11 koltuğa sahip olan Orbán’ın partisi Fidesz de belirsiz bir konuma sürüklendi. 2019 yılında merkez sağ Avrupa Halk Partisinden (EPP) çıkarılan Fidesz ve Orbán, 2024 yılında Avrupa Parlamentosunda Avrupa Vatanseverleri (Patriots for Europe) adlı yeni sağ grubun kurulmasında kilit rol oynamıştı.

Bloomberg’e göre Orbán’ın iktidardan ayrılması, Jordan Bardella liderliğindeki ve Marine Le Pen’in Ulusal Birlik partisinin de yer aldığı bu grubu en görünür destekçilerinden birinden yoksun bıraktı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version