Diplomasi
Mali’den Fransa’ya ‘tokat’ gibi yanıt

Mali hükümeti, Fransa’dan maddi destek alan “Sivil Toplum Kuruluşları”nın (STK) ülke topraklarındaki faaliyetlerini yasaklarken, Alman askerleri de en geç 2023 yılı sonunda Mali’den ayrılmış olacak.
Mali’de hükümetinin Fransa’nın desteklediği STK’ların faaliyetlerini yasaklama kararı, Fransa’nın Mali’ye sağladığı kalkınma yardımlarını kesmesinin ardından geldi. Paris yardımları kesme gerekçesi olarak Rus güvenlik şirketi Wagner’in ülkedeki varlığı göstermişti.
Mali Hükümet Sözcüsü Abdoulaye Maiga, Fransa’nın iddialarının asılsız olduğunu ve kamuoyunu manipüle etmek amacıyla ortaya atıldığını söyledi.
Maiga, Fransa’nın açıklamalarına ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Bu açıklama, yalnızca Mali’yi istikrarsızlaştırma ve tecrit etme amacıyla ulusal ve uluslararası kamuoyunu aldatmaya ve manipüle etmeye yönelik bir hiledir.”
Fransa’nın bu kararının bir yandan Mali halkını zor durumda bıraktığını ve yöneticilere karşı şantaj unsuru olarak kullanıldığını belirten Maiga, diğer yandan Mali topraklarında faaliyet gösteren terörist gruplara destek sağladığını vurguladı.
Ardından Maiga, Fransa’nın desteklediği veya ekipman ve malzeme sağladığı tüm sivil toplum örgütlerinin Mali’deki faaliyetlerinin yasaklandığını duyurdu. “İnsani yardım” alanında çalışan örgütlerin de yasak kapsamına girdiği belirtildi.
Fransa askerlerini çekmek zorunda kalmıştı
2020 Ağustos’unda Fransa destekli hükümeti devirerek yönetimi devralan Mali ordusu, 2025 yılına kadar iktidarı elince tutacak bir Askeri Geçiş Konseyi kurmuştu. Geçiş yönetiminin ilk işi Fransız büyükelçisini sınır dışı etmek olmuştu. Mali yönetimi sonrasında, 2014’te imzalanan savunma alanındaki işbirliği anlaşmalarının Fransa’nın, Mali’nin egemenlik hakkını çeşitli şekillerde ihlal etmesi nedeniyle feshedildiğini açıklamıştı.
Yeni yönetimin ve halkın, kendilerini Mali topraklarında istemediklerini çok net belirttikleri Fransa, geçen Ağustos ayında, 8 yıl önce terörle mücadele bahanesiyle konuşlandırdığı askeri birliklerini geri çekmişti.
Bölge halkının Fransız birliklerine karşı protestoları sıklaşınca, Fransa Genelkurmay Başkanlığı, Mali topraklarında bulunan Barkhane kuvvetinin son taburunun, Mali ve Nijer arasındaki sınırı terk ettiğini açıklamıştı. Fransa’nın Mali’de 2 bin 300’e yakın askeri bulunuyordu.
İngiltere de çekiliyor
Yakın zamanda da İngiltere, Mali’deki “siyasi istikrarsızlığı” öne sürerek, bu ülkedeki askerlerini planlanandan daha erken çekeceğini açıkladı.
İngiltere’nin Savunmadan Sorumlu Devlet Bakanı James Heappey, parlamentoda milletvekillerine yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü misyonu kapsamında Mali’ye gönderdikleri yaklaşık 300 İngiliz askeri çekeceklerini duyurdu.
Sıra Almanya’da
Fransa ve İngiltere’nin ardından Almanya da Mali’den çekilme kararı açıkladı.
Alman hükümetinin, Birleşmiş Milletlerin (BM) Mali Çok Boyutlu Entegre İstikrar Misyonu (MINUSMA) kapsamında Mali’deki Alman askerlerinin görev süresini Mayıs 2024’te sonlandırmak istediği bildirildi. Şu anda BM MINUSMA misyonunun bir parçası olarak Mali’de yaklaşık bin 200 Alman askeri bulunuyor.
Mali Savunma Bakanı Moskova’daydı
Terörle mücadele bahanesiyle ülkeye konuşlanan ve yeni yönetimin de iç işlerine müdahale etmeye çalışan Batılı güçlerin Mali’deki varlığı zayıflarken, Bamako’nun 2020’den bu yana Rusya ile ilişkilerini geliştirmesi dikkat çekiyor.
Mali Askeri Geçiş Konseyi, 2022 Ocak ayında Rusya’dan 5 uçak, 1 askeri helikopter, yeni askeri teçhizat ve cihazlar teslim almıştı. Mali Savunma Bakanlığı Rus askeri desteğinin Mali’nin keşif ve saldırı yeteneklerini güçlendirdiğini açıklamıştı. Ağustos ayında da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Mali Cumhurbaşkanı Assimi Goita Moskova’da görüşmüş ve iki lider, işbirliğini geliştirme konusunda mutabık kalmıştı. Rusya tarafı, görüşmenin ardından Mali’ye askeri ekipmanın yanı sıra yakıt, tahıl ve gübre desteği sağlayacağını açıklamıştı.
Geçtiğimiz gün ise, Mali Savunma Bakanı Daoud Aly Mohammedine’nin, Kremlin’in davetiyle Moskova’ya gittiği ve iki ülke arasında güvenlik ve istihbarat alanında işbirliği anlaşması imzalandığı bildirildi.
Rusya’nın bölgedeki konumu güçleniyor
Hem hükümetler bazında hem de halk içerisinde Batı ve özellikle de Fransa karşıtlığının yükseldiği Afrika’da, Rusya’nın konumu ise giderek güçleniyor. Malili yetkililer, Fransa’nın aksine Rusya’nın egemenliklerine saygı duyduğunu ve iç işlerine karışmadığını vurguluyor. Batı, Rusya’nın Wagner aracılığıyla bölgeye yerleştiğini ve nüfuzunu artırdığını söylerken, bölge yetkililerine göre Rusya ile askeri alandaki işbirliği bir tabiiyet ilişkisi doğurmuyor. Fransa’yı şiddetli bir şekilde protesto edip kovan halk eylemlerinde de Rusya bayrakları dikkat çekiyor.
Çin ve Türkiye de aktif
Diğer yandan, yıllarca süren Fransız Barkhane Operasyonu’na ve bölgedeki BM Barış Gücüne rağmen Sahel’de artan istikrarsızlık ve terörün devam etmesi, bu harekatların başarısını ve etkinliğini sorgulatıyor. Batı’nın bölgedeki nüfuzunu devam ettirebilmek için terör örgütlerini beslediği kanısı hem halk içerisinde hem de Afrikalı liderler arasında hakim. Afrikalı liderler, Kıtanın güvenliğini sağlamak için kendi askeri gücüne dayanan formüller geliştirmeyi hedefliyor.
Çin, boksit, uranyum, demir, altın ve petrol rezervi bakımından zengin olan Sahel ülkeleri için ticaret ve altyapı alanında öncelikli bir partner olarak öne çıkarken, güvenlik ve savunma alanında Rusya’nın yanı sıra Türkiye de bölgede etkisini artırıyor. Türkiye’nin kıtaya savunma ve havacılık ihracatı, 2020’de 82,9 milyon dolardan 2021’de beş kattan fazla artarak 460,6 milyon dolara ulaştı.
Bir devir kapanırken…
Fransa 11 Ocak 2013’te ‘Mali’de siyasi istikrarsızlık ve El Kaide bağlantılı grupların faaliyetlerine karşı mücadele ve Mali hükümetinin kuzey topraklarının (Timbuktu ve Gao şehirleri de dahil olmak üzere) radikal terör örgütlerinden arındırılması’ gerekçesiyle Serval operasyonunu başlatmıştı. Ancak Fransa’nın operasyonu sonrası kriz ve çatışmalar derinleşerek, Sahel bölgesindeki maden bakımından zengin olan (Senegal, Moritanya, Mali, Burkina Faso, Nijer, Nijerya, Çad, Sudan, Eritre) diğer ülkelere de sıçradı.
2013’te Serval operasyonunu başlatan Fransa, bu ülkeye önce 3 bin, ardından da ağustos ayında bin 500 asker daha gönderdi. 15 Temmuz 2014’te operasyonu sona erdirdiğini açıklamasına rağmen, Fransa askerleri ülkeden çekmeyip aksine Moritanya, Çad, Nijer, Burkina Faso’ya da konuşlandırdı ve askeri faaliyetlerini 2014’te başlayan Barkhane operasyonu adı altında daha geniş Sahel bölgesine taşıdı.
Fransa’nın Mali ve Sahel politikasını Macron da sürdürdü. Ancak, Ağustos 2020’den bu yana Fransa karşıtlığının da ötesinde, Fransa bölgeden dışlanma ‘tehlikesi’ ile karşı karşıya.
Fransa’nın eski sömürgeleri 1960’lı yıllarda siyasi bağımsızlıklarını elde etseler de, ekonomik ve askeri bağımlılık yeni sömürgecilikle devam etti. Bugün ise Batılı güçlerin bölgenin en önemli güvenlik sorunlarından olan aşırıcı terörle ‘mücadele’deki başarısızlığı ve isteksizliği, Afrika’nın kendi gücüne yönelme ihtiyacı ve tartışmalarını beraberinde getirdi. Diğer yandan da alternatif uluslararası işbirliği arayışları sürüyor, ancak en önemli beklenti bu alternatif işbirliklerinin ‘yeni sömürgeciliğe’ yol açmaması.
Diplomasi
NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.
The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.
Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.
ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.
The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.
Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.
Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.
Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.
The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.
Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.
Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.
Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.
Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.
Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.
Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.
Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.
Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.
Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.
Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.
Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.
Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.
Diplomasi
Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.
Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.
Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.
Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.
Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.
Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.
Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.
Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.
Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.
Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.
İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.
Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.
Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.
Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.
Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı
Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.
Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.
Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.
Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.
Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.
Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.
Diplomasi
Honduras uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Ukrayna’dan İHA alacak

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, organize suçla mücadele ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladıklarını açıkladı. Geçen hafta Kiev’i ziyaret eden Asfura, Ukrayna’nın yüksek teknolojik ekipmanlarıyla uyuşturucu kaçakçılığına karşı destek sağlayabileceğini belirtti.
Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, AFP’ye verdiği mülakatta, ülkesinin sınırlarını korumak ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmek amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladığını duyurdu.
Asfura, yüksek teknolojik ekipmanlar aracılığıyla organize suçla daha etkin mücadele etmeyi hedeflediklerini belirterek, “Sınırlarımızı korumak, sınırlarımızda etkin güvenliği sağlamak ve yüksek teknolojik ekipmanlarla organize suçla mücadele etmek için insansız hava araçlarından bahsediyoruz” ifadesini kullandı.
Honduras lideri, Ukrayna’nın sınırların daha da güçlendirilmesi ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele süreçlerinde ülkesine yardımcı olabileceğini kaydetti.
Geçen hafta Ukrayna’nın başkenti Kiev’e resmi bir ziyarette bulunan Asfura ile bir araya gelen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Honduraslı mevkidaşına Ukrayna’nın bu alandaki deneyimlerinden yararlanmayı teklif etti.
Ukrayna lideri Zelenskiy, haziran ayında Baltık ülkeleri üzerindeki insansız hava aracı sorununa çözüm olarak “drone anlaşması” önerisinde bulunmuş ve Ukrayna’nın İHA koruması konusundaki uzman ekiplerini her an bu bölgeye göndermeye hazır olduğunu ifade etmişti.
Rusya Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Aleksey Şevtsov ise ilkbahar aylarında yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Polonya ve Baltık ülkelerinin hava sahasından engelsiz şekilde geçtiğini ifade etmişti.
Uyuşturucu kartelleri Ukrayna’yı drone okulu olarak kullanıyor
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya7 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4










