Bizi Takip Edin

Avrupa

Merz’den ‘sistemik çatışma’ uyarısı

Yayınlanma

Almanya’da 23 Şubat’ta yapılacak federal seçimleri partisi CDU’nun kazanması beklenen Friedrich Merz, mevcut hükümetin tam tersine, yeni bir “sistemik çatışma” çağında “otokrasiler ekseni” ile mücadeleye odaklanmayı vaat ederek gelecekteki dış politikasını özetledi.

Sosyal Demokrat (SPD) Şansölye Olaf Scholz’un görevdeki hükümeti kendisini “kurallara dayalı uluslararası düzenin” ve Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock örneğinde olduğu gibi “feminist bir dış politikanın” savunucusu olarak tanımlıyor.

Muhafazakâr CDU’nun şansölye adayı Merz, dış politika üzerine yaptığı açılış konuşmasında, kurallara dayalı düzenin “aşındığında” ısrar ederek bu sayfanın kapandığını ilan etti.

Soğuk Savaş benzeri bir senaryo çizen Merz, liberal demokrasilerin Çin ve Rusya’nın başını çektiği bir “otokrasiler eksenine” karşı hayatta kalmak için mücadele etmesi gerektiğini söyledi.

Merz, onun liderliği altında Almanya’nın çok taraflılıktan BM reformuna kadar “dünyada iyi olan her şey” için mücadele etmek yerine önceliklerini radikal bir şekilde yeniden düzenleyeceğini söyledi.

CDU lideri, ‘tek seslilik’ için Milli Güvenlik Konseyi kuracak

ABD Başkanı Donald Trump Amerika’nın koruyucu rolünü sorgularken Merz de kaynakları “en önemli stratejik önceliğe (…), caydırıcılık ve savunma yeteneklerinin restorasyonuna” yoğunlaştırma sözü verdi.

Merz’in tüm dış politika ve Avrupa politikası kararları için kurmak istediği Milli Güvenlik Konseyi, Almanya’nın son zamanlarda uluslararası sahnede yaşadığı iç bölünmelerden kaçınmak için kilit bir araç olacak.

CDU lideri, “Avrupalı ortakların Berlin’den farklı yanıtlar aldığı zamanlar … geçmişte kalmalı,” dedi.

Merz, şansölye seçilmesi halinde Almanya’nın Fransa ve Polonya gibi AB ortaklarıyla yeniden ilişki kuracağını ve ABD ile “pragmatik” ve “romantize edilmemiş” bir ilişki kuracağını söyledi.

‘ABD karşısında kendi ev ödevimizi yapmalıyız’

Donald Trump’ın göreve dönmesi karşısında “yılanın önündeki tavşan” gibi oturmak yerine “Avrupa’da “kendi ev ödevlerini yapmaları gerektiğini” savunan Merz, “Eğer eşitler olarak ciddiye alınmak istiyorsak, Avrupalılar olarak kendi güvenliğimizin sorumluluğunu üstlenecek bir pozisyona gelmeliyiz,” diye ekledi.

Alman siyasetçi, böyle bir stratejinin, silah standardizasyonu ve ölçek ekonomileri yoluyla askeri yetenekleri artırmak için AB çapında bir yaklaşım benimsemeyi içereceğini söyledi.

Trump’ın NATO’nun savunma harcamalarını GSYİH’nin %2’sinden %5’ine çıkarması talebi sorulduğunda Merz, Almanya’nın kendi liderliği altında %2’den daha fazla harcama yapmayı hedeflediğini söyledi. 

Bununla birlikte Merz, AB üyelerinin de daha verimli olmaları ve “paramızın karşılığını daha fazla almamız” gerektiğini sözlerine ekledi.

Çin’e yatırım yapan şirketlere tehdit

Merz yarıca, şirketleri Çin’e yatırım yapmanın “büyük risk” olduğu konusunda uyararak, bu tür bahislerin başarısız olması halinde kendi liderliğindeki devletin onlara yardım etmeyeceğini söyledi.

CDU lideri, Çin’i “batılı hukuk devleti standartlarına” uymayan “otokrasiler ekseninin” bir parçası olarak tanımladı.

Merz, Berlin’in küresel sahnede daha aktif bir rol üstlenmesini savunduğu bir politika konuşmasının ardından, “Alman ekonomisinin tüm temsilcilerine Çin’e yatırım yapma kararının büyük risk içeren bir karar olduğunu söylüyorum,” dedi.

Merz, “şirketlere en içten şekilde ricada” bulunarak, kendilerini tehlikeye atmamak için “aldıkları riski sınırlandırma” uyarısı yaptı.

Şansölye Olaf Scholz’un da Çin pazarına ilişkin artan endişeler konusunda yaptığı uyarılara rağmen Çin’e yönelik Alman doğrudan yatırımları geçen yıl hızlı bir artış gösterdi.

Merz, “Bu riski alırsanız büyük aksaklıklar beklemelisiniz. Bir dizi küçük ve orta ölçekli ve aynı zamanda çok büyük şirketle konuştum. Bu riski alırsanız ve bu yatırımları bir yıldan diğerine silmek zorunda kalırsanız, lütfen hiçbir koşulda yardım için devlete gelmeyin,” diye ekledi.

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English