Avrupa
Gaz depolama seviyeleri düşerken LNG tankerleri rotayı Avrupa’ya çevirdi

Sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) taşıyan tankerler Atlantik’te rota değiştirerek Avrupa’ya yönelirken, kargo sahipleri Ukrayna üzerinden Rus boru hattı gaz akışının kesilmesiyle sarsılan pazardan kâr elde etmeye çalışıyor.
Financial Times’ın (FT) emtia veri firması ICIS’ten aktardığına göre, ABD’den yola çıkan en az yedi LNG kargosu bu ay orijinal rotalarından keskin dönüşler yaparak kuzeye yöneldi.
Veriler, altı geminin Ümit Burnu ve Asya’ya, bir diğerinin ise Kolombiya’ya doğru yol aldığını, fakat şimdi hepsinin Avrupa limanlarına doğru ilerlediğini gösteriyor.
ICIS LNG piyasa analisti Alex Froley, bazı gemilerin “yönlerinde oldukça dramatik değişiklikler yaptıklarını” söyledi ve “Bu kadar çok rota değişikliği ve bu kadar çok bariz geri dönüş görmek alışılmadık bir durum,” dedi.
Yön değiştirmeler, Avrupa’nın gaz tedarik piyasasının Rusya’nın Ukrayna ile yaklaşık üç yıldır devam eden savaşı nedeniyle nasıl yeniden şekillenmekte olduğunun altını çiziyor.
Rusya ay başında Ukrayna üzerinden gaz akışını durdururken, soğuk hava Avrupa depolarını 2022 enerji krizinden bu yana en hızlı şekilde tüketiyor.
Avrupa fiyatları, doğalgaz talebinin en yüksek olduğu kış ortasında Ukrayna transit anlaşmasının sona ermesi nedeniyle yüksek seyretmeye devam ediyor.
Bu haftanın başlarında bölgesel gösterge olan TTF vadeli işlemleri 50 avroya ulaşarak Ekim 2023’ten bu yana en yüksek seviyelerine yaklaştı.
Fiyat artışları, şirketler ve tüccarlar için kargolarını talebin daha düşük ve fiyatların düşük olduğu Asya’ya göndermeye kıyasla daha büyük kâr fırsatları sunuyor.
Veri firması Spark Commodities’in tahminlerine göre, ocak ayında ABD LNG kargolarının Asya yerine Avrupa’ya gönderilmesi kargo başına 5,3 milyon dolara kadar daha yüksek kâr getirecek.
Spark Commodities analistlerinden Qasim Afghan, “Kuzeydoğu Asya’ya yapılan teslimatların karlılığı sınırlı kaldığı için bu sapmalar gerçekleşiyor,” dedi.
Veri sağlayıcısı Kpler’e göre gemiler birlikte yaklaşık 500.000 ton LNG taşıyor. Bu miktar, bloğun geçen yıl ithal ettiği LNG’nin yaklaşık %0,5’ine tekabül ediyor.
Bir tüccar, teslimatı iptal etmek için para cezası ödeyerek kargoları orijinal varış noktasından saptırabilir veya başka bir kargo göndererek orijinal müşteriye yine de tedarik sağlayabilir. Bazı durumlarda, kargolar bir yükleme limanından ayrılırken belirli bir varış noktasına sahip değildir ve yolculuklarının ortasında varış yerlerine karar verebilirler.
ICIS’e göre, yönü değiştirilen kargolardan ikisi şu anda Türkiye’ye gidiyor. Bu da oradaki ve Yunanistan’daki ithalat terminallerinin LNG’yi tekrar gaza dönüştürerek “Ukrayna transit akışlarının sona ermesinden en çok etkilenen bölge olan güneydoğu Avrupa’ya boru hattıyla göndermelerine” olanak sağladı.
Avrupa, Ukrayna üzerinden Rus gazının kesilmesinin ardından, depodaki gazını tükettikçe LNG çekme kabiliyetine giderek daha fazla güveniyor.
Sektör kuruluşu Gas Infrastructure Europe’a göre AB’nin gaz deposu pazartesi günü itibariyle yüzde 59 oranında doluydu ve bu oran geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15 daha düşüktü.
Daha soğuk hava koşulları gazın daha hızlı çekilmesine katkıda bulundu. Uluslararası Enerji Ajansı bu hafta, Rus boru hattı gaz arzındaki düşüşün Avrupa’nın LNG ithalatında yüzde 15’lik bir artışa katkıda bulunacağını öngördü. IEA bir raporunda, “Küresel gaz piyasası dengesi kırılgan olmaya devam ediyor,” dedi.
Raporda, Ukrayna üzerinden Rus gazının kesilmesi AB için yakın bir güvenlik riski oluşturmazken, “2025’te LNG ithalat gereksinimlerini artırabilir ve piyasa temellerini sıkılaştırabilir,” diye ekleniyor.
Avrupa
Merz ve müttefikleri iki trilyon avroluk AB bütçe planına karşı çıktı

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Berlin’de bir araya geldiği beş AB ülkesinin hükümet başkanlarıyla birlikte Avrupa Komisyonunun yaklaşık iki trilyon avroluk yeni bütçe teklifine karşı çıktı. Bütçenin neredeyse yüzde 40’ını karşılayan altı net katkı sağlayıcı ülke, teklifin yüz milyarlarca avro budanmasını ve tasarruf odaklı reformlar yapılmasını istedi.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Avrupa Komisyonunun bir sonraki bütçe döneminde yüzde 60 oranında artış öngören taslağına karşı net katkı sağlayan müttefik ülkelerle Berlin’de bir araya geldi ve Brüksel’e yönelik sert bir mücadele başlattı.
Başbakanlık binasında perşembe günü düzenlenen basın toplantısında Avusturya, Danimarka ve Finlandiya hükümet başkanlarıyla kameraların karşısına geçen Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) üyesi Başbakan Merz, özellikle bir hususun altını çizmek istediğini belirterek “Biz cimri değiliz” dedi.
Merz, Brüksel’den gelen yüksek finansman taleplerinin günümüz koşullarına kesinlikle uymadığını ifade etti.
Gelecek yedi yıllık AB bütçesi için müzakerelerin en kritik evresine girilirken yapılan bu çıkış, Avrupa’nın gelecekteki finansmanı ve siyasi yönelimi konusunda önümüzdeki aylarda yürütülecek yoğun pazarlıkların ilk adımı niteliğini taşıyor. Yalnızca ekim ve aralık ayları arasında liderler düzeyinde dört ayrı AB zirvesinin düzenlenmesi planlanıyor.
Merz, bu müzakere maratonuna hazırlık amacıyla üç ülkenin hükümet başkanını Berlin’e davet ederken Hollanda ve İsveç başbakanları da görüşmelere video konferans aracılığıyla bağlandı.
Berlin’de ortak hareket eden altı ülkenin ortak paydası, Brüksel’e en yüksek net mali katkıyı sağlayan aktörler olmaları oluşturuyor. Merz, bu durumu “Bizler bu bütçeye en büyük katkıyı sağlayanlar grubuyuz” sözleriyle tanımladı. Almanya Başbakanı, bu altı ülkenin 27 AB üyesinin toplam bütçesinin neredeyse yüzde 40’ını tek başına finanse ettiğini, aynı zamanda Ukrayna’ya sağlanan ikili yardımların da yaklaşık yüzde 70’ini karşıladığını dile getirdi.
Avusturya Halk Partisi (ÖVP) mensubu Avusturya Başbakanı Christian Stocker da Merz’in cimrilik eleştirilerini reddeden yaklaşımına katılarak, “Hiç kimse bizi katkı vermeye hazır olmamakla suçlayamaz” dedi; ancak daha fazla tasarruf ve kapsamlı reformlar yapılması gerektiği konusunda ısrarcı olduklarını kaydetti.
İki trilyon avroluk bütçe teklifine itiraz
Altı liderin verdiği ortak mesaj, Brüksel’in ve çok sayıda diğer AB üyesinin beklentileriyle doğrudan çatışıyor. Avrupa Birliğinin 2021-2027 yıllarını kapsayan mevcut yedi yıllık bütçesi 1,2 trilyon avro düzeyinde seyrederken Avrupa Komisyonu, 2028-2034 dönemi için enflasyonun etkisi dahil edildiğinde net yüzde 60 artış anlamına gelen yaklaşık 2 trilyon avroluk bir bütçe büyüklüğü teklif ediyor.
Tüm üye ülkelerin kendi kamu maliyelerinde bütçe konsolidasyonuna gittiği bir dönemde bu teklifin kesinlikle ödenemez olduğunu vurgulayan Merz, “Bu grupta hepimiz aynı görüşteyiz: Teklifler yüz milyarlarca avro tutarında budanmalıdır. Bu kesintiler istisnasız tüm alanları kapsamak zorundadır” değerlendirmesinde bulundu. Merz, gerçekçi ve reform odaklı bir bütçe talep ettiklerini belirterek, “20’nci yüzyılın bütçesiyle 21’inci yüzyılın sınamalarını karşılayamayız” diye konuştu.
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen de benzer bir tutum sergileyerek, “AB bütçesi bugünkünden daha büyük olabilir, fakat şu anda masada duran teklif kesinlikle çok yüksek tutulmuştur” dedi.
Altı hükümet başkanının kabul ettiği ortak bildiride somut bir mali gerekçeye daha yer verildi: Mevcut bütçe döneminde yaklaşık 300 milyar avro tutarında olağanüstü yüksek bir kaynağın üye ülkelerce hiç talep edilmediği ve kullanılmadığı vurgulandı. Liderler, bu verinin Brüksel’e gereğinden fazla para aktarıldığının açık bir kanıtı olduğunu savundu.
Birlik içindeki kamplaşma ve güvenlik öncelikleri
Berlin’deki zirve bir güç ve birlik mesajı vermeyi amaçlasa da Merz ve müttefikleri AB genelinde sayıca azınlıkta kalıyor. Baltık ülkelerinden başlayarak Polonya, Macaristan, İtalya ve Portekiz’e kadar uzanan geniş bir üye grubu, Komisyonun 2 trilyon avroluk taslağını açıkça destekliyor. Bütçeden ödediklerinden daha fazla kaynak alan bu net alıcı ülkeler, bütçenin geleneksel olarak en büyük kalemlerini oluşturan tarım ve bölgesel kalkınma fonlarına dokunulmamasını talep ediyor.
Buna karşılık Merz, tarım ve bölgesel fonlarda kesintiye gidilerek kaynakların Avrupa’nın küresel rekabet gücü ile savunma kabiliyetlerine aktarılmasını istiyor.
Savunma konusu Berlin’deki görüşmelerde ağırlıklı bir yer tuttu. Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo, ülkesinin Rusya ile 1340 kilometrelik kara sınırına sahip olduğunu hatırlatarak, bu durumun doğu ve kuzey bölgelerinde güvenlik, altyapı ve ekonomik alanda çok somut sorunlar yarattığını vurguladı. Orpo, yeni AB bütçesinin doğu sınırında oluşan bu yeni gerçekliği mutlaka tanıması gerektiğini söyledi.
Buna karşın liderlerin yalnızca önceden hazırlanan metinleri okuduğu ve basın mensuplarından soru alınmayan toplantıda, davetliler arasında dikkat çekici bir görüş ayrılığı da su yüzüne çıktı. Avusturya Başbakanı Stocker, “Avusturya açısından bakıldığında tarım ve bölgesel kalkınma fonları asla unutulmamalıdır” diyerek Merz’in her alanda kesinti yapılması yönündeki çağrısına açıkça mesafe koydu.
Von der Leyen’den Paris’te zıt mesaj
Sonbaharda başlayacak müzakerelerin ne kadar çetin geçeceğini gösteren bir diğer açıklama, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’den geldi. Berlin’deki toplantıyla neredeyse eş zamanlı olarak Paris’te Fransız İşverenler Sendikası (MEDEF) toplantısında konuşan von der Leyen, “Gelecek bütçe bağımsızlığımızın mali omurgası olacaktır” dedi.
Avrupa’nın Çin, Rusya ve ABD karşısındaki jeopolitik konumuna dikkat çeken von der Leyen, bütçenin mutlaka artırılması gerektiğini savundu. Komisyon Başkanı, “Avrupa, bunları finanse edecek kaynakları sağlamadan önüne yeni hedefler koyamaz” ifadelerini kullandı.
Müzakerelerin seyrinde kritik dönüm noktası, AB dönem başkanlığını yürüten İrlanda’nın ekim ayı başında sunması beklenen yeni uzlaşma teklifi olacak.
Merz ve müttefikleri, Dublin yönetiminin hazırlayacağı metinde 2 trilyon avroluk taslağa karşı yüz milyarlarca avroluk kesinti taleplerini mümkün olduğunca dikkate almasını umuyor.
Üye ülkelerin uzlaşmaya varmak için yıl sonuna veya en geç 2027 yılı başına kadar zamanı bulunuyor. Bu süre zarfında anlaşma sağlanamazsa, Fransa’daki cumhurbaşkanlığı seçim süreci nedeniyle görüşmelerin aylarca askıya alınması ve müzakerelerin kilitlenmesi tehlikesi doğacak.
Fransa’da sağ popülist aday Marine Le Pen, seçimi kazanması halinde Fransa’nın AB bütçesine yaptığı ödemeleri yarı yarıya azaltacağını şimdiden ilan etmiş durumda. Bu vaadin gerçekleşmesi halinde müzakerelerin tamamen çıkmaza gireceği değerlendiriliyor.
Öte yandan Fransa konusu perşembe günü Berlin’de arka plandaki en hassas gündem maddelerinden biri oldu. Görev süresinin sonuna yaklaşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Merz ile kısa süre önce bütçe konusunda yakın eşgüdüm içinde olma kararı almasına rağmen Berlin’deki toplantıya katılmadı.
Macron, yeni bütçenin Amerikan teknoloji devlerine uygulanacak özel bir vergi gibi AB’ye ait yeni öz kaynaklarla finanse edilmesini savunuyor. Ancak bu öneri, ABD Başkanı Donald Trump ile yeni bir ticaret savaşı riskini beraberinde getiriyor. Merz ise Berlin’deki açıklamasında bu tartışmalı konuya hiç değinmemeyi tercih etti.
Avrupa
Eski Bosnalı Sırp komutan Mladiç Lahey’de öldü

Bosna Savaşı sırasında işlediği soykırım ve savaş suçlarından müebbet hapis cezasına çarptırılan eski Bosnalı Sırp komutan Ratko Mladiç, Lahey’deki cezaevi hastanesinde 83 yaşında öldü. Sırp televizyonu RTS’nin duyurduğu ölüm haberi, Mladiç’in ailesi ve Sırbistan yönetiminin tedavi amaçlı tahliye taleplerinin reddedilmesinin ardından geldi.
Bosna Savaşı döneminde Bosnalı Sırp güçlerinin komutanlığını yürüten ve soykırım suçundan hüküm giyen Ratko Mladiç, 83 yaşında Lahey’de öldü.
Sırbistan devlet televizyonu RTS’nin haberine göre geçirdiği bir dizi felcin ardından son iki yıldır cezaevi hastanesinde tedavi gören Mladiç, Nisan 2026’da yeni bir felç daha geçirdi.
Mladiç, tedavisinin Sırbistan’da sürdürülmesi için uluslararası yargı organlarına defalarca başvuruda bulundu. Benzer talepler, başta oğlu Darko olmak üzere aile üyeleri tarafından da dile getirildi.
Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç, birkaç gün önce eski generalin sağlık durumu gerekçesiyle serbest bırakılmasını ve evine dönmesine izin verilmesini talep etti ancak bu talep reddedildi.
Mayıs ayında Mladiç’in avukatları, müebbet hapis cezasının insani gerekçelerle durdurulmasını ve Belgrad’daki bir bakımevine sevk edilmesini istedi. Benzer bir talep Sırbistan Adalet Bakanı Nenad Vuyiç tarafından da gündeme getirildi.
Mladiç, Bosna-Hersek’teki savaş sırasında, 1992-1995 yılları arasında Sırp Cumhuriyeti Ordusu’nun genelkurmay başkanlığını yürüttü. Komutasındaki birlikler, 1425 gün süren Saraybosna Kuşatması’nda yer aldı. Sivillerin de hedef alındığı kesintisiz keskin nişancı ateşlerinin yaşandığı kuşatma boyunca yaklaşık 11 bin 500 kişi hayatını kaybetti.
Mladiç hakkındaki suçlamaların en kritik başlıklarından birini Srebrenitsa’da yaşananlar oluşturdu. Bosnalı Sırp ordusu, Hollandalı barış gücü birliğinin çekilmesinin ardından 11 Temmuz 1995’te kenti ele geçirdi. Kadınlar ve kız çocukları Srebrenitsa’dan çıkarılırken, kentte kalan 12 yaş ve üzeri erkekler katledildi. Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) verilerine göre, birkaç gün içinde 7 bin ila 8 bin kişi öldürüldü. Srebrenitsa’daki toplu katliam, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’da işlenen en büyük suç olarak kabul ediliyor.
Mahkeme ayrıca, Mladiç’in 1995 yılında 200’den fazla BM personeli ve barış gücü askerinin rehin alınmasından sorumlu olduğunu tespit etti. Rehineler, Bosna-Hersek’in farklı yerleşim yerlerinde stratejik noktalara yerleştirilerek alıkonuldu.
Kaçış dönemi, yargılama ve günlükler
ICTY, Mladiç hakkında soykırım ve insanlığa karşı suçlardan 25 Temmuz 1995’te iddianame hazırladı. Uzun yıllar kaçak yaşayan eski general, 26 Mayıs 2011’de Sırbistan’da, Belgrad yakınlarında yakalandı ve Lahey’e iade edildi.
Lahey’deki mahkeme, 22 Kasım 2017’de Mladiç’i soykırım, insanlığa karşı suçlar ve diğer savaş suçlarından suçlu bularak müebbet hapis cezasına çarptırdı. Temyiz dairesi 8 Haziran 2021’de bu cezayı onadı.
Savaş döneminde Boşnaklara karşı takındığı sert tutumla Sırp askerler arasında tanınan Mladiç’in, 1992-1995 yılları arasında tuttuğu 18 defterden oluşan günlükleri 2010 yılında oğlunun evinde yapılan aramada ele geçirildi. Mladiç’in bu notların birinde Müslüman nüfusun tamamen yok edilmesi gerektiğinden bahsettiği belirlendi.
Avrupa
NATO verilerinde Avrupa’nın askeri kabiliyeti kırmızı alarm veriyor

ABD, Avrupalı müttefiklerini askeri kabiliyet yetersizliği nedeniyle eleştirdi. Financial Times’ın haberine göre Washington, Avrupa ülkelerine kritik silah tedarikini hızlandırma çağrısı yaparken kıtadaki askeri varlığını azaltmayı öngören seçenekleri değerlendiriyor. Pentagon’un kuvvet konuşlandırmasına ilişkin incelemesini aralık ayında tamamlaması bekleniyor.
ABD, Avrupalı müttefiklerini askeri kabiliyet yetersizliği nedeniyle eleştirdi. Financial Times’ın (FT) haberine göre bir NATO diplomatı, Avrupa ülkelerinin askeri kabiliyetlerine ilişkin verilerin yer aldığı renkli tablolarda birçok göstergenin kırmızı alanda bulunduğunu aktardı.
Diplomat, tablonun “pek iyi görünmediğini” ve “kırmızı bir deniz” andırdığını söyledi.
ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon) Politika Müsteşarı Elbridge Colby, Brüksel’de NATO büyükelçileriyle bir araya geldiği toplantıda, Avrupa’nın kendi savunmasını daha aktif güçlendirmesi ve kritik silah alımlarını hızlandırması gerektiğini belirtti. Colby, İngiltere’den daha fazla çaba talep ederken Almanya, Polonya ve Hollanda’nın savunma harcamalarındaki artışa dikkat çekti.
Görüşmeler, Pentagon’un aralık ayında tamamlaması gereken ve ABD güçlerinin Avrupa’daki konuşlanmasını yeniden değerlendiren sürecin paralelinde yapıldı.
Avrupalı yetkililer, inceleme sonuçlarının savunma kabiliyetlerini diğerlerine kıyasla daha yavaş artıran ülkelerden bazı birlik ve silahların çekilmesi kararına yol açmasından endişe duyuyor.
Öte yandan Reuters ajansı, NATO’nun Arktik’teki askeri varlığını güçlendirmeyi planladığını öğrendi.
Colby toplantıda, ABD’nin müttefiklerine ilettiği bir ankete de değindi. Washington bu ankette, ülkelerin Amerikan askeri üslerinin kullanımını sınırlandırıp sınırlandırmadığını, ABD’li şirketlerden silah satın alıp almadığını ve Başkan Donald Trump’ın dış politikasını kamuoyu önünde destekleyip desteklemediğini sordu.
Pentagon, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını değiştirmek amacıyla en az dört farklı seçenek hazırlıyor. ABD’nin Avrupa’daki kuvvet komutanının bu seçenekleri 18 Eylül’e kadar Colby ile görüşmesi, ardından tekliflerin ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’e sunulması öngörülüyor.
Washington değerlendirme sürecinde, müttefiklerin savunma harcamalarını ve Amerikan birliği sayısındaki olası kesintinin ardından doğacak kuvvet eksikliğini telafi etme kabiliyetlerini dikkate almayı amaçlıyor.
Olası kuvvet azaltımı gündemdeyken Doğu Avrupa ülkeleri, kendi topraklarında konuşlu Amerikan askerlerinin bakım maliyetlerinin bir bölümünü üstlenmeyi teklif etti.
ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığı, rotasyonlara ve tatbikatlara bağlı olarak 80 bin ile 100 bin kişi arasında değişiyor.
Amerika1 hafta önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını1 hafta önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Görüş2 hafta önceBüyük Oyun III: Enerji ve Dolar Açlığıyla Şekillenen Yeni Dünya
Dünya Basını2 hafta önceÇin, Buz İpek Yolu yarışını kazanıyor
Söyleşi2 hafta önceEmekli Yarbay Daniel Davis Harici’ye konuştu: ABD, İran savaşını kaybetti
Görüş2 hafta önceJaponya’nın Savunma Beyaz Kitabı: Odakta Çin ve “Kapsamlı Ulusal Güç” Stratejisi Var
Rusya2 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını2 gün önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında









