Bizi Takip Edin

Avrupa

MI6: Britanya, Rusya’ya karşı halihazırda cephe hattında

Yayınlanma

MI6 şefi Blaise Metreweli bugün yapacağı konuşmada, Britanya’nın Rusya’ya karşı zaten ön cephe hattında yer aldığını ve Vladimir Putin’in yöntemlerini değiştirmek zorunda kalana kadar “kaos ihracatı”nın devam edeceğine hazırlıklı olunması gerektiğini söyleyecek.

Blaise Metreweli, dış istihbarat şefine verilen lakap olan ‘C’ pozisyonuna geldikten sonra ilk kez halka açık bir konuşma yapacak ve Moskova’nın “dezenformasyon, sabotaj ve siber saldırılar gibi hibrit savaş yöntemlerini kullanması” iddiasıyla “ön cephenin her yerde” olduğunu söyleyecek.

MI6 şefi, “Rusya ve diğer düşman aktörler” tarafından çatışma kurallarının yeniden yazılması nedeniyle İngiltere’nin “belirsizlik çağı” ile karşı karşıya olduğu konusunda uyarıda bulunacak.

1999 yılında vaka sorumlusu olarak göreve başlayan Metreweli, teknolojik aksaklıklar ve hibrit tehditlerden terörizm ve bilgi manipülasyonuna kadar, giderek daha karmaşık ve birbiriyle bağlantılı hale gelen küresel tehditlerin doğasını anlatacak.

Ayrıca, Trump yönetiminin Ukrayna’daki savaşı Noel’e kadar sona erdirecek bir anlaşma yapılması için baskı yaptığı bu yoğun diplomatik faaliyetler ortamında, “ortak insanlık” ve “dinleme becerimizin” önemini vurgulayacak.

Yeni MI6 şefinin dedesi, “Kasap” olarak bilinen Nazi casusu çıktı

“21. yüzyılın belirleyici zorluğu, sadece en güçlü teknolojileri kimin elinde tuttuğu değil, bunları en büyük bilgelikle kimin yönlendirdiği” olduğunu söyleyecek olan MI6 şefi, “Güvenliğimiz, refahımız ve insanlığımız buna bağlı,” diyecek.

Metreweli, ajansı yöneten ilk kadın ve 48 yaşında bu görevi üstlenen en genç kişi. Daha önce “Q”, yani teknoloji ve inovasyon genel müdürü olarak görev yapmıştı.

Londra’nın merkezindeki Vauxhall’daki MI6 genel merkezinden konuşacak olan Metreweli, “agresif, yayılmacı ve revizyonist” Rusya’nın oluşturduğu ciddi tehdidi dile getirecek.

Metreweli şöyle devam edecek:

“Putin şüphesiz ki desteğimizin kalıcı olduğunu bilmelidir. Ukrayna adına uyguladığımız baskı devam edecektir. Kaos ihracı, Rusya’nın uluslararası ilişkilere yaklaşımında bir hata değil, bir özelliktir; ve Putin hesaplarını değiştirmek zorunda kalana kadar bunun devam etmesine hazırlıklı olmalıyız.”

“Moskovanın kaos ihracı” stratejisinden kasıt, krizleri etkili bir şekilde yaratarak istikrarsızlığı yurt dışına ihraç etmek ve ardından bu krizleri, tavizler elde etmek veya Batı’nın dikkatini ve kaynaklarını başka yöne çekmek için kullanmayı içermekte.

İngilizlere göre bu strateji, göçmen dalgaları göndermek, yurt dışındaki çatışmalara paralı askerler göndermek, siber saldırılar düzenlemek, sabotaj eylemleri gerçekleştirmek, bilgi manipülasyonu yapmak veya Avrupa hava sahasına uçak uçurmak gibi eylemleri içerebilir.

MI6, “dark web” aracılığıyla casus devşiriyor

Metreweli, geleneksel cephe kavramlarının artık geçerliliğini yitirdiğini ve bazı düşmanların dezenformasyon ve “kaos ihracı” yoluyla amaçlarına ulaşmaya çalışmasının, İngiliz halkının bunu zaten ilk elden deneyimleme olasılığını artırdığını düşünüyor.

Genelkurmay Başkanı Sir Richard Knighton da, konuşmasında artan tehditler ve belirsizlik karşısında İngiltere’nin direncini güçlendirmek için ulusa bir çağrı yapacak.

Knighton, “Barışın bedeli artıyor” diyecek ve Rusya’nın bir NATO ülkesini işgal etme olasılığının arttığı konusunda uyarıda bulunacak.

Genelkurmay başkanı, “Ukrayna’daki savaş, Putin’in komşu ülkeleri, sivil halkları da dahil olmak üzere, potansiyel olarak bu tür yeni ve yıkıcı silahlarla hedef almaya istekli olduğunu ve bunun Birleşik Krallık da dahil olmak üzere tüm NATO’yu tehdit ettiğini gösteriyor,” diye ekleyecek.

Knighton, silahlı kuvvetlerin başkanı olarak düşünce kuruluşu Royal United Services Institute’da yaptığı ilk yıllık konuşmasında, artan tehditler karşısında “ulusal direnç” oluşturmak için “tüm toplumun katılımını gerektiren bir yaklaşım”a ihtiyaç olduğunu söyleyecek.

Britanya istihbarat servisi MI6’in başına tarihte ilk kez bir kadın atandı

Knighton’ın, “Durum, kariyerim boyunca gördüğümden daha tehlikeli ve buna yanıt vermek için sadece silahlı kuvvetlerimizi güçlendirmek yetmez” diye konuşması ve şöyle devam etmesi bekleniyor:

“Savunma için yeni bir dönem, sadece ordumuzun ve hükümetimizin adım atması anlamına gelmiyor, ki biz de bunu yapıyoruz, tüm ulusumuzun adım atması anlamına geliyor. Rus liderler, NATO’ya meydan okumak, onu sınırlamak, bölmek ve nihayetinde yok etmek istediklerini açıkça belirttiler.”

MI6 ve askeri yetkililer, Putin’in savaş amaçlarının değişmediğine ve barış görüşmelerinin devam etmesine rağmen, iktisadi ve askeri baskı ile zorlanmadıkça Ukrayna’dan vazgeçmeyeceğine inanıyor.

Metreweli ve Knighton’ın konuşmaları, Başbakan Keir Starmer’ın, Avrupa liderleri, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ve ABD Başkanı Donald Trump’ın özel elçisi Steve Witkoff ile acil bir zirve için Berlin’e uçması ve ABD’yi Ukrayna için alternatif bir Avrupa barış planını kabul etmeye ikna etmeye çalışmasıyla aynı zamana denk geliyor.

Avrupa

Hindistan, Avrupa’ya mühimmat ihracatını yüzde 1600’den fazla artırdı

Yayınlanma

Hindistan, 2022’den bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat göndererek önceki dört yıla göre yüzde 1600’ün üzerinde artış kaydetti. Top mermisi ve patlayıcıları kapsayan sevkiyatların yaklaşık dörtte üçü 13 Orta ve Doğu Avrupa ülkesine yapıldı.

Hindistan, 2022 yılından bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat sevk etti. Bu miktar, önceki dört yıllık döneme kıyasla yüzde 1600’den fazla bir artışa işaret ediyor.

Bloomberg‘ün Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine dayanan Trade Data Monitor kayıtlarından aktardığı bilgilere göre, sevkiyatlarda top mermileri, havan mermileri, sevk barutları ve patlayıcı maddeler yer aldı.

İhracatın yaklaşık dörtte üçü Orta ve Doğu Avrupa’daki 13 ülkeye yapıldı. Bu sevkiyatlar sayesinde Hindistan, söz konusu ülkelere mühimmat sağlayan tedarikçiler arasında 28’inci sıradan ikinciliğe yükselerek Güney Kore’nin hemen arkasına yerleşti.

Haberde, ABD ve diğer önde gelen ihracatçılarla karşılaştırıldığında bu toplam tutarın halen mütevazı bir seviyede kaldığı kaydedildi.

Teslimatlardaki tırmanış, Avrupa’daki talep artışı kadar Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin yerli savunma üretimini güçlendirme ve ordunun ithalata bağımlılığını azaltma politikasıyla da doğrudan bağlantılı görülüyor.

Hindistan makamları nisan ayında yaptıkları açıklamada, mali yıl genelindeki silah ihracatının yüzde 63 artış göstererek 4 milyar dolara ulaştığını duyurdu. Bu rakam hem fiilen tamamlanan teslimatları hem de sözleşmesi imzalanmış siparişleri kapsıyor.

Hindistan hükümeti ihraç edilen ürünlerin tam listesini ve nihai alıcıların isimlerini kamuoyuyla paylaşmıyor. Satış anlaşmaları Savunma Bakanlığının onayından geçiyor ve alıcılarla yapılan sözleşmeler mühimmatın üçüncü taraflara devrini ya da farklı amaçlarla kullanımını kısıtlayan hükümler içeriyor.

Hint yetkililer, mühimmatın plan dışı çatışma bölgelerine ulaşmasının yerel şirketlere yaptırım getirebileceğini ve ülkeye yönelik uluslararası baskıyı artırabileceğini belirtiyor.

Avrupa savunma harcamalarını artırırken ortak tedarik tartışılıyor

Avrupa Birliği Güvenlik Araştırmaları Enstitüsünün haziran ayı raporu, kıtanın askeri yeteneklerini geliştirmesi ve güvenlik alanında ABD’ye olan bağımlılığını azaltması gerektiğini ortaya koyuyor.

Raporda yer alan uzman değerlendirmeleri, savunmanın güçlendirilmesi için askeri bütçelerin artırılmasını, silah ve mühimmat üretiminin genişletilmesini, ortak alımlara ağırlık verilmesini ve Avrupa savunma sanayisinin geliştirilmesini öneriyor.

Uzmanlar ayrıca AB ülkelerinin orduları arasındaki koordinasyonun iyileştirilmesini, siber saldırılar ile melez tehditlere karşı kritik altyapı güvenliğinin artırılmasını tavsiye ediyor.

Avrupa’nın yeniden silahlanma programı müttefikler arasında farklı yaklaşımları da beraberinde getiriyor.

Financial Times gazetesi, nisan ayındaki haberinde Avrupa Birliği ile NATO arasında kıtanın silahlanma programı konusunda görüş ayrılıkları yaşandığını aktarmıştı.

Brüksel alımların Avrupalı üreticilerden yapılmasını savunurken, NATO savunmada transatlantik bağların korunması gerektiğini vurguluyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İrlanda’da kamu spotu: Toruna sarılmadan önce izin alma çağrısı yapıldı

Yayınlanma

İrlanda’da hükümet destekli We-Consent kampanyası, büyükanne ve büyükbabalara torunlarına sarılmadan önce izin almaları tavsiyesinde bulundu. Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezinin yürüttüğü çalışmaya zemin oluşturan araştırma, ülke nüfusunun yüzde 70’inin rıza kavramının anlaşılmasında sorun gördüğünü gösteriyor.

İrlanda’da hükümet destekli bir sosyal farkındalık kampanyası kapsamında büyükanne ve büyükbabalara, sarılmadan önce torunlarından izin almaları tavsiye edildi.

New York Post gazetesinin haberine göre We-Consent adlı kuruluşun hazırladığı 25 saniyelik videoda, yakın akrabaları dahi olsa her çocuğun sarılmak istemeyebileceği belirtiliyor.

Klipte iki farklı duruma yer veriliyor: İlk sahnede bir çocuk büyükanne ve büyükbabasına neşeyle sarılırken, diğerinde akrabaları kendisini kucaklamaya çalıştığında rahatsızlık hissediyor.

Kampanya yerel siyasetçileri ikiye böldü

Dublin Belediye Meclisi Üyesi Gavin Pepper çalışmaya tepki göstererek hükümetin ve sivil toplum kuruluşlarının “ölçüyü kaçırdığını” savundu.

Çocuklara kişisel sınırlara saygı duymanın ve fiziksel temas reddini kabul etmenin öğretilmesi gerektiğini belirten Pepper, yakın akrabaların sarılmasının “şüpheli bir durum gibi” sunulmaması gerektiğini ifade etti.

Bir diğer belediye meclisi üyesi Lorraine Hall ise kampanyaya destek verdi.

Eleştirenlerin videoyu fazlasıyla gerçek anlamıyla algıladığını ve dikkat çekmek amacıyla yaratıcı yöntemler kullanan sosyal reklamların yapısını hesaba katmadığını kaydeden Hall, videonun yarattığı tartışmanın hedefe ulaşıldığını gösterdiğini dile getirdi.

Ulusal çaptaki We-Consent kampanyası İrlanda’da Mart 2023 döneminde hayata geçirildi. Girişim, Adalet Bakanlığı ve Community Foundation Ireland desteğiyle Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezi tarafından yürütülüyor.

Program rıza, kişisel sınırlar ve ilişkiler konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyor.

Merkezin kampanya öncesinde yaptığı araştırma, İrlanda halkının yüzde 70’inin ülkede rıza kavramının anlaşılması konusunda bir sorun olduğunu düşündüğünü ortaya koydu.

Araştırmaya göre her üç kişiden biri cinsel ilişkiler hakkında konuşurken rahatsızlık duyuyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Axel Springer, Avrupa’daki TikTok hisselerine talip oldu

Yayınlanma

Medya grubu Axel Springer, TikTok’un Avrupa biriminden hisse satın alma önerisinde bulundu. Şirket “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışını teyit ederken platformun ana sahibi ByteDance resmi bir görüşme yapılmadığını açıkladı.

Alman medya grubu Axel Springer, video paylaşım platformu TikTok’un Avrupa operasyonlarından hisse almak için teklif verdi. Financial Times gazetesinin haberine göre Politico ve The Telegraph gibi yayınların sahibi olan grubun bu girişimi, sosyal medyadaki antisemitizm tartışmalarının ardından gündeme geldi.

Axel Springer CEO’su Mathias Döpfner, hisse alma fikrini ocak ayında şirketin Berlin’deki genel merkezinde düzenlenen bir toplantıda dile getirdi.

Sosyal ağlardaki antisemitizm sorununa ayrılan toplantının katılımcıları arasında ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın babası olan, ABD’nin Fransa Büyükelçisi Charles Kushner da yer aldı.

Girişim daha sonra Avrupa Komisyonu temsilcilerine iletildi ancak süreç ilerleme kaydetmedi.

TikTok’un ana şirketi ByteDance ise hisse satışına dair resmi bir müzakere yürütülmediğini açıkladı.

Öte yandan Axel Springer, TikTok konusunda “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışına ilgi duyduklarını doğruladı.

Forbes dergisinin verilerine göre Axel Springer’ın eş sahibi ve CEO Döpfner’in serveti 22 Ekim 2026 itibarıyla 2,7 milyar dolar seviyesindeydi.

ABD pazarında zorunlu satış ortaklıkla sonuçlanmıştı

TikTok’un mülkiyet yapısına ilişkin tartışmalar daha önce ABD’de de yürütülmüştü.

Washington yönetimi, ulusal güvenlik kaygıları ve kullanıcı verilerinin korunması gerekçesiyle 2024 yılında Çin merkezli ByteDance şirketini uygulamanın ABD kolunu satmaya zorlayan bir yasayı kabul etmişti.

Yasa, satışın gerçekleşmemesi halinde platformun ülkede yasaklanmasını öngörüyordu.

Çinli şirket, Ocak 2026’da ABD pazarındaki faaliyetleri yürütmek üzere ortak bir girişim kurdu.

Yapılan anlaşmayla kurulan yeni şirketin hisselerinin yarısı Oracle ile yatırım şirketleri Silver Lake ve MGX’e devredildi.

Kalan hisseler ise ByteDance ile mevcut yatırımcılarında kaldı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English