Bizi Takip Edin

Ortadoğu

‘Netanyahu ABD çıkarları için tehdit’

Yayınlanma

Ekonomist, yargı reformunun ertelenmesini, “Netanyahu yenilmezlik havasını kaybetti” diye yorumlarken FP, İsrail’deki iç hesaplaşma riskinin henüz ortadan tamamen kalkmadığına dikkat çekti. New York Times’a göre ise artık ABD’nin İsrail muhalefetini açıktan destekleme zamanı geldi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ülke çapında düzenlenen protestolar sonrası, muhaliflerinin “yargı bağımsızlığına darbe” olarak nitelendirdiği yargı reformunu İsrail Meclisi’ne sunmayı erteledi. Daha önce, düzenlemeyi içeren yasa tasarısının bu hafta Meclis’te görüşülmesi ve oylanması bekleniyordu. Meclis’in tasarıyı önümüzdeki ay görüşeceği açıklandı.

Netanyahu’nun yargı reformunu erteleme kararı, koalisyon ortağı aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile anlaşmasının ardından geldi. Taraflar arasındaki anlaşma kapsamında, Ben-Gvir’in yönetimindeki Ulusal Güvenlik Bakanlığına bağlı “Ulusal Muhafızlık” isimli yeni bir güvenlik gücü kurulmasının bir sonraki kabine toplantısında onaylanması kararlaştırıldı.

Netanyahu’nun yargı düzenlemesini askıya alacağına yönelik haberler, koalisyon hükümetinde çatlağa neden olmuştu. İsrail basını, Ben-Gvir’in, yargı düzenlemesinin durdurulması halinde istifa edeceğini ve “koalisyon hükümetini devirme” tehdidinde bulunduğunu aktarmıştı.

Netanyahu’nun liderliğindeki Likud partisinden Savunma Bakanı Yoav Gallant’ı pazar akşamı görevden almasıyla zirveye ulaşan protestolar ve sonrasında yaşananlar dünya basınının gündeminde ilk sıralarda yer aldı.

Ekonomist, yargı reformunun ertelenmesini, “Netanyahu yenilmezlik havasını kaybetti” başlığı ile okuyucularına duyurdu. Dergiye göre, Netanyahu’nun Gallant’ı görevden alması, “kariyerinin en büyük siyasi hatası olabilir.”

Dergi, sonraki süreçte yaşanabilecekleri şöyle değerlendirdi: “Kaçınılmaz gerçek şu ki, Netanyahu bu savaşı kaybetti ve bir sonraki Meclis oturumunda yasayı yürürlüğe koymakta zorlanacak. Bir kez ayaklanan laik ve liberal İsrailliler, İsrail demokrasisine ciddi bir tehdit olarak gördükleri bir konuda bir- iki ay içinde geri adım atmayacak gibi görünüyor. Geniş bir destek olmaksızın değişiklikleri zorlama çabaları, şüphesiz daha fazla protestoya yol açacaktır. Yine de Netanyahu yasa tasarısını önemli ölçüde yumuşatırsa, sağcı ve dinci partilerin desteğini sürdürmekte zorlanabilir. Netanyahu koalisyonunu iktidarda tutabilse bile tüm kariyerini büyüyen ekonomiye ve İsrail’in güvenliğine dayandıran bir başbakan için hayati önem taşıyan iki alanda; iş dünyası ve savunma teşkilatı gözünde eylemleri ona ciddi zarar verdi. Tarih Netanyahu’yu İsrail’i iç çatışmanın eşiğine getiren ve derinden bölünmüş halde bırakan bir isim olarak hatırlayabilir.”

‘Güvenlik bürokrasisinin tepkisi belirleyici’

Foreign Policy ise Netanyahu’nun yargı reformunu Meclis’e getirmeyi erteleyerek “eşi benzeri görülmemiş sokak protestolarına, yedek askerler arasında itaatsizlik dalgasına ve İsrail demokrasisinin geleceğiyle ilgili tartışmalara yol açan bir konuda daha geniş bir hesaplaşmayı şimdilik önlediğine” dikkat çekti.

Netanyahu zayıflamış gibi görünse de yasama programının tamamen ortadan kalkmadığını hatırlayan Foreign Policy, şöyle devam etti: “Hâlâ parlamentoda, her biri kendine özel nedenlerle, Yüksek Mahkeme’nin bir kenara atıldığını görmek isteyen hizipleri içeren bir çoğunluğa sahip. Muhalefetle müzakereler başarısız olursa ve yasa girişimi devam ederse, Yüksek Mahkeme’nin yasayı iptal etmesi ve devlet organları arasında bir hesaplaşmaya yol açması olası. Bu durumda, bürokrasinin ve özellikle güvenlik kurumlarının başkanlarının nasıl tepki vereceği bir kez daha çok önemli olacaktır.”

Kamuoyu araştırmalarına göre ülkenin en güvenilir kurumu olan ordudaki generallerin şimdiye kadar hükümete açıktan meydan okumadığının hatırlatıldığı makalede, “Ancak eski bir genelkurmay başkanı ve Netanyahu’nun partisinin eski bir üyesi olan Ya’alon’a göre ‘bu ihtimal birkaç hafta uzakta olabilir” denildi.

‘Netanyahu özür dileyene kadar…’

New York Times gazetesi ise gelişmeleri ABD’nin çıkarları açısından ele alan bir makale yayınladı. “Netanyahu’ya Güvenilmez” başlığını kullanan gazete, “…tüm bu olay ABD için yeni ve rahatsız edici bir gerçeği ortaya çıkardı: İlk kez, İsrail’in lideri mantıksız bir aktör, sadece İsrailliler için değil, aynı zamanda önemli Amerikan çıkarları ve değerleri için de bir tehlike” yorumunda bulundu.

Netanyahu’nun neden mantıksız bir aktör haline geldiği ve ABD çıkarları ve değerleri için tehlike oluşturduğu sorusunun soruyla cevaplanabileceğini söyleyen makalede, şu ifadeler kullanıldı: “ABD’nin İsrail’e milyarlarca ve milyarlarca dolar ekonomik ve askeri yardım göndermesinden 50 yıl sonra, başbakana karşı düzenlenen kitlesel gösterilerin arkasında ABD hükümetinin olduğu yalanını yayan bir İsrail başbakanı ve oğlunu nasıl tanımlarsınız? Bu gerçek bir taban hareketi olamayacağı için mi ABD tarafından finanse edilmesi gerekiyordu?”

“Şunu da bir düşünün: Hangi akılcı İsrail Başbakanı, Yahudi üstünlükçülere ve onlara özgürlük tanıma adına yargı devrini zorlamak için ABD ve İsrail diplomasisinin Ortadoğu’daki en büyük başarılarından biri olan İbrahim Anlaşmalarını riske atar?”

“Kendinize sorun: İran’ın artık iki haftadan kısa bir süre içinde nükleer bomba yapmaya yetecek kadar zenginleştirilebilir uranyum üretebildiği ve İsrail’in Arap müttefikleriyle diplomatik başarılar elde ettiği bir dönemde, hangi mantıklı İsrail başbakanı ordusunu parçalama riskini alır ki bu yargıya yönelik darbe girişiminin yaptığı da budur.”

Makalede, (Protestoların ABD tarafından finanse edildiği iddiasını ortaya atan) Netanyahu ve oğlunun özür dileyene kadar Amerika’ya girmesine izin verilmemesi gerektiği belirtildi.

Yaşananların hem Başkan Biden hem de Amerika’daki Yahudi lobisi tarafından acilen yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ileri süren makalede, “Başlangıç olarak ABD’nin Netanyahu’nun yargı darbesine karşı çıkan, İsrail’in yüksek askeri komutanlığının tam ve bağımsız onayı olmadan İran veya Hizbullah’la herhangi bir savaşa girmek için ABD silahlarını kullanmadığından emin olması gerekiyor” ifadeleri yer aldı.

Makalenin sonunda ABD’nin İsrail muhalefetine artık açıktan destek vermesi gerektiği ileri sürüldü: “Nihayet Amerikan hükümeti, Amerikan Kongresi ve çoğu zaman Netanyahu’nun destekçisi olan Amerikalı Yahudi liderler ve lobicilerinin, İsrail demokrasisinin 75. yıldönümünü garantilemek için son bir hafta içinde sokağa çıkan ordudan, ileri teknoloji topluluğundan, üniversitelerden, geleneksel dini topluluklardan, doktorlardan tüm İsraillilerle birlikte yürüdüklerini açıkça belirtmelerinin zamanı geldi.”

‘Zayıflamadığını savaşla gösterebilir’

Yayınladığı analizde “Bibi’nin basit hatası ağır bedel ödetebilir” başlığını kullanan Washington Post ise siyasi krizin en azından şimdilik hafifleyebileceğini yazdı. Analizde, “Ancak dost Arap ülkeleriyle yeni ortaklıkları ve en yakın müttefiki ABD ile ilişkileri de dahil olmak üzere İsrail’in güvenlik çıkarlarına ne zarar verdi? Ve İsrail’deki türbülans, ülkenin nükleer silah devleti haline gelmesine sadece aylar kalmış olan bir İran’a karşı koyma kabiliyetini nasıl etkiledi” sorusu soruldu. Analizde ABD’nin eski İsrail Büyükelçisi Martin Indyk’ın görüşlerine yer verildi. Indyk’a göre Tahran’ın İsrail’deki siyasi kriz nedeniyle ellerini ovuşturuyor ancak eğer Tahran nükleer eşiğe yaklaşırsa, İsrail’in askeri saldırısı riski de artacak. Çünkü Netanyahu, İsrail’in caydırıcı kapasitesinin iç anlaşmazlıklar nedeniyle zayıflamadığını göstermek isteyecek.

Analizde şu tespit yapıldı: “İsrail kargaşasındaki joker kart, Körfez bölgesindeki Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi ılımlı Arap devletlerinin (Batı) Kudüs ile daha iyi ilişkiler kurma hevesini değiştirip değiştirmeyeceğidir. Indyk şöyle açıklıyor: ‘BAE ve Suudi Arabistan, İsrail’i güvenlik ihtiyaçları için ABD’ye önemli bir alternatif olarak görmeye başlamışlardı, çünkü onu ABD’nin aksine güvenilir olarak görüyorlardı, ikisi de güvenilmez hale geldi. Onlar [Arap devletleri] mutlu değiller.”

Ortadoğu

ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

Yayınlanma

New York Times gazetesinin haberine göre ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’daki nükleer tesisleri, enerji altyapısını ve cephanelikleri hedef alan yeni bir askeri harekat planı hazırladı. Kongre ara seçimlerinin ardından başlatılması gündemde olan operasyon için ABD üç uçak gemisi dahil geniş bir askeri gücü bölgeye sevk ediyor.

ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’a yönelik yeni bir saldırı planı hazırladı. Planlanan harekatın ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinin ardından başlaması gündemde yer alıyor.

The New York Times gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre, hazırlıkları yapılan plan kısa süreli ancak yoğun bir operasyonu öngörüyor.

Askeri birimlerin tatbikatlarını artırdığı bu süreçte, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth olası saldırı senaryolarını İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ele aldı.

Hedef listesinde İran’ın nükleer tesisleri, enerji altyapısı ile füze ve insansız hava aracı cephanelikleri var.

Gazeteye konuşan bazı yetkililer, yeni saldırı dalgasının İran ekonomisine ağır zarar verebileceğini ve Tahran yönetimini taviz vermeye zorlayabileceğini öne sürüyor.

Buna karşılık bazı kaynaklar, çatışmaların yeniden başlamasının şubat ile nisan ayları arasındaki önceki harekattan daha başarılı olacağından şüphe duyuyor.

Söz konusu önceki harekat, enerji fiyatlarının yükselmesine ve ABD’nin önleme füzeleri stoklarının tükenmesine yol açmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bu operasyonu onaylayıp onaylamayacağı henüz netlik kazanmadı.

Planların seyrinde İsrail’deki iç siyasi durumun da etkili olabileceği değerlendiriliyor; zira ülkede genel seçimler 27 Ekim’de yapılacak.

Gazeteye görüş veren bazı uzmanlar, Netanyahu’nun savaş tehdidini ulusal birlik hükümeti kurmak amacıyla kullanabileceğini savunurken, diğerleri muhalefetin başbakana yönelik güvensizliğine dikkat çekiyor.

Washington bölgesel yayılmadan çekiniyor

Washington yönetimi, çatışmaların bölge geneline yayılma ihtimalinden de endişe duyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran destekli Husilerin saldırıları nedeniyle Çarşamba günü Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan kamu personelinin ve ailelerinin ülkeden ayrılması talimatını verdi.

Üç uçak gemisi, savaş uçakları ve özel kuvvet birliklerini kapsayan ABD askeri gücünün kasım ayı başına kadar bölgeye tamamen konuşlandırılması planlanıyor.

Masadaki hedefler arasında “Pickaxe” adlı yer altı nükleer tesisi de yer alıyor. Trump bu tesise karşı “tüm bombaların anası” olarak bilinen yüksek tahrip gücüne sahip GBU-43/B bombasının kullanılabileceğini dile getirdi; ancak uzmanlar bu mühimmatın yerin derinliklerindeki kompleksi imha edebileceğinden şüphe ediyor.

Tahran yönetimi ise gerilimin olası tırmanışına karşı kendi hazırlıklarını yürütüyor ve hedef listesini genişletme tehdidinde bulunuyor. İran’ın olası karşı saldırılarında gemiler ve enerji altyapısının yanı sıra veri merkezleri ile deniz altı internet kablolarının da hedef alınabileceği belirtiliyor.

İranlı müzakerecinin danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD’nin yeni harekatı 72 saat içinde bitirme hesabını “hayal” olarak nitelendirdi. Muhammedi, Tahran’ın vereceği yanıtın daha şiddetli ve beklenmedik olacağını kaydetti.

Financial Times ise daha önce İsrail’in 10 Ekim için planladığı İran operasyonunun, ABD Başkanı’nın Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı çatışmalara dönmek istememesi nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı.

Habere göre ordu, Netanyahu’nun talimatıyla nükleer tesislere, İran yönetimine, elektrik santrallerine ve sivil altyapıya yönelik çok günlük bir saldırı hazırlamıştı. Bu harekatın şubatta başlayan operasyondan daha yoğun olması tasarlanmıştı.

Washington yönetimi Tahran’dan Hürmüz Boğazı ve nükleer program konularında bir anlaşma koparmayı hedefliyor.

Financial Times‘a konuşan bir kaynak, “Ya bir anlaşma olacak ya da bir saldırı” diyerek önümüzdeki haftalarda operasyonun başlayabileceğini ifade etti.

Aynı gazeteye konuşan bir başka yetkili, İsrail’in hazırlıklarının müzakerelerde İran üzerinde baskı kurma amacı taşıyabileceğini dile getirdi.

Axios da Pentagon’un saldırıların yeniden başlatılması için hazırlık emri verdiğini, ancak belgede belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın nihai kararı henüz vermediğini bildirmişti.

ABD ve İsrail, İran’a karşı operasyonu 28 Şubat’ta başlatmıştı. İran bu hamleye bölgedeki ABD ve İsrail tesislerine saldırarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini kısıtlayarak karşılık vermişti.

Taraflar haziran ayında ateşkesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik müzakereleri öngören bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar devam etmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Yayınlanma

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.

İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.

Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.

Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.

Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.

Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.

Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.

Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.

Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü

İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.

Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.

Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.

Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.

Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.

Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.

İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.

Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.

ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.

15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.

Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.

Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

Yayınlanma

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.

İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.

İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.

Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.

Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor

Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.

Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.

Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.

Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.

Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.

Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti

Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.

Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.

Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.

Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor

Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.

Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.

Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.

Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.

Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English