Amerika
Politico’dan ‘çip savaşı’ uyarısı: Washington durmazsa uçurumdan yuvarlanır

Washington yönetimi, Amerikan teknolojisine erişimlerini kısıtlamak amacıyla 36 Çinli şirketi kara listeye ekledi. Ülkenin en büyük flash bellek çip üreticisi YMTC ile yapay zeka ve çip endüstrisindeki 21 büyük Çinli firma da ABD’nin kara listeye eklediği şirketler arasında yer aldı.
ABD Ticaret Bakanlığı tarafından duyurulan karar, Washington’un küresel yüksek teknoloji tedarik zincirinin yönünü değiştirerek, Çin’i engellemeye yönelik son çabasına işaret ediyor.
Ticaret Bakanlığı yetkilisi Alan Estevez konuyla ilgili açıklamasında, Çin’e yönelik kısıtlamaların ABD’nin ulusal güvenliğini korumaya yönelik adımlar olduğunu savundu.
Sözde ‘Varlık Listesi’ diye adlandırılan kara listeye alınanlar arasında en dikkat çeken ise, Çin flash bellek pazarının en büyük oyuncusu ve NAND flash bellek pazarının yüzde 5 ila 6’sını kontrol ettiği tahmin edilen Wuhan merkezli Yangtze Memory Technologies şirketi. Hatta Apple daha önce ürünleri için YMTC’nin çiplerini kullanmayı düşünüyordu. Ancak ‘ulusal güvenlik’ endişeleri nedeniyle bu engellendi. ABD ayrıca, dünyanın en büyük güvenlik kamerası tedarikçilerinden biri olan Tiandy’yi de listeye ekledi.
Ticaret kara listesine alınan şirketlere ABD merkezli şirketlerin teknoloji satmaları, alınması çok zor ihracat lisanslarına bağlanıyor. Ticaret Bakanlığı, listedeki 36 şirketten 21’ine, ABD menşeli teknolojileri başka ülkelerden almalarını engellemek için de doğrudan yabancı ürün kuralını uyguladı.
Çin savunma sanayii hedefte
Bu şirketlerden bazıları Çin’in savunma sanayisini destekleyen hükümet kuruluşlarıyla yakın bağları olan şirketler. Bu bağlamda kararın, Çin savunma sanayiini hedef aldığı yorumu da yapılıyor.
Bu yeni karar, Washington’un ekim ayında Pekin’in üst düzey ABD çip teknolojisi, ekipmanı edinme kabiliyetini kısıtlayan ve hatta ABD vatandaşlarının belirli firmalarda çalışmasını engelleyen ihracat kontrolleri güncellemesini takip etti.
Pekin: Çok taraflı ticaret sistemine geri dönün
Çin Ticaret Bakanlığı Sözcüsü, ABD’nin ihracat kısıtlamaları getirdiği varlık listesine 36 Çin şirketinin dâhil edilmesine tepki gösterdi.
Sözcü, son yıllarda ABD’nin iki ülkenin şirketleri arasındaki normal ticari işlemler ve temasları görmezden gelerek iki ülkenin ilgili çevrelerinin taleplerini dinlemeden ‘ulusal güvenlik’ kavramını genelleştirdiğini ve ihracat kısıtlamalarını rastgele uyguladığını savundu.
ABD’nin devlet gücüyle Çinli firma ve kuruluşlarını kuşatmasının, piyasadaki çarpıklık ve ekonomik hegemonya davranışını gösterdiğini dile getiren Sözcü, bu durumun ticari işbirliğinin yanı sıra piyasa kuralını ve uluslararası ticaret düzenini bozduğunu vurguladı.
Çin Ticaret Bakanlığı Sözcüsü, ABD’yi “bu yanlıştan geri dönüp”, “Dünya Ticaret Örgütü’nün başrol oynadığı çok taraflı ticaret sistemine geri dönmeye” çağırdı. Açıklamada ayrıca, ABD’nin girişimine karşı Çin’in gerekli tedbirler alarak Çin firmaları ve kuruluşlarının yasal ve rasyonel çıkarlarını koruyacağı vurgulandı.
ABD’li şirketler rahatsız
Biden yönetiminin Çin çip endüstrisine yönelik kısıtlamalarından doğrudan etkilenecek olan ABD’li şirketler ise durumunda rahatsız.
Fierce Electronics’e ismini vermeden konuşan çip sektörü yöneticileri, Çin’e satılan yarı iletken ürünlere yönelik sert önlemlerin fikri mülkiyete ve yeteneklere erişim kaybına yol açabileceği ve hatta önümüzdeki yıllarda daha acımasız bir ticaret savaşının temeli haline gelebileceği endişesini dile getirdiler.
Diğer bir çip endüstrisi yetkilisi ise “1,2 milyar nüfuslu bir ülkeyi düşmanımız haline getirmenin hiçbir yararı olmaz” dedi.
Uzmanlar, Biden’ın 52 milyar dolarlık teşvik paketinin yerel üretimi teşvik etse de, Çin’e daha az çip ve çip yapım ekipmanı satışıyla gelirlerin kaybedilmesinin yanı sıra Çin’deki araştırmacılarla serbest fikir alışverişinin yavaş yavaş azalacağına dair uzun vadeli endişelerini dile getirdiler.
Böyle bir içe dönüşün Doğu-Batı ayrılığını artırırken, küresel teknoloji ekosisteminin avantajlarının da kaybolmasına yol açacağı ifade ediliyor.
Global Semiconductor Alliance’ın CEO’su Jodi Shelton da, Çin’den ayrışmanın tehlikeli olduğuna işaret ederek, “Hepimiz bu işte birlikteyiz” dedi.
Ağustos ayında ilk duyurulan kısıtlamalardan sonra BBC’ye konuşan Wedbush Securities yatırım şirketi analistlerinden Dan Ives de, kısıtlamaları ABD teknoloji devlerinden Nvidia için “mideye atılan bir yumruk” olarak nitelendirmiş ve bu durumun Çin ile jeopolitik gerginlikleri körükleyeceğini kaydetmişti.
Politico: Bu hamle geri teper
Politico’da yayınlanan bir analizde ise, Washington’ın Çin ile onlarca yıllık teknolojik bütünleşmeyi tersine çevirmek gibi zorlu bir işe giriştiği ve bu hamlenin geri tepmesinin muhtemel olduğu vurgulandı.
Yazıda, Washinton’ın Çin’e karşı teknoloji hamleleri kastedilerek, Amerika’nın Soğuk Savaş’tan bu yana “en zor ve tehlikeli” uluslararası meydan okumalarından birine giriştiği söyleniyor.
Birbirine onlarca yıldır bağlı olan teknolojilerin ayrışması politikasının ise, çok ileri gittiği takdirde, “ABD ekonomisini aşağı çekeceği, müttefikleri uzaklaştıracağı, iklim değişikliği gibi küresel krizleri ele alma çabalarını engelleyeceği ve yıkıcı bir savaş olasılığını artıracağı” kaydediliyor.
ABD liderlerinin politikalarının aşırılığa kaçmaya başladığı vurgulanan yazıda, hararetle Çin ile ayrışmayı savunan Şahinlerin ülkenin mevcut yaklaşımına öncülük ettiği kaydediliyor.
Çin teknolojisine getirilen kısıtlamaların, belirli ölçülere uyduğu ve Amerika’nın kendi teknolojisini güçlendirmeye hizmet ettiği zaman anlamlı olduğu söylenen analizde, ancak bugün Washington’ın bu unsurları pek de dikkate almadan, büyük riskler alarak “büyük bir haçlı seferine niyetli olduğu” yorumu yapılıyor.
Parçalanan bir ekonomik düzene yol açar
Washington’daki panik havası ise şöyle tasvir ediliyor: “Pek çok ABD’li yetkili ve analist, her Çinli firmanın başka bir ‘Huawei’ olduğunu, her Çin teknolojisinin Amerika’nın kalbine doğrultulmuş dolu bir silah olduğunu ve Washington’un elindeki her kısıtlayıcı aracın hala yeterince kullanılmadığını düşünüyor.”
Gittikçe sertleşen bu hamleler sonucunda, Amerikalıların ve müttefiklerinin yakında kendilerini “dikkatsizce kırılan tedarik zincirleri ve parçalanan bir ekonomik düzen” içinde bulabileceği uyarısı yapılıyor.
“Daha yavaş inovasyon, daha yüksek enflasyon, dost ülkeler arasında daha zorlu ticaret ve gelişmekte olan bir Asya süper gücüyle artan istikrarsızlıkla karşı karşıya kalabilirler. Ayrışma ne kadar hızlanırsa, kontrol edilmesi o kadar zorlaşır. Girdaptan nasıl bir dünyanın çıkacağını bildiğine inanan biri varsa, kendini kandırıyor demektir.”
‘Çin’in çığır açan başarıları yol açtı’
Washington’un küresel teknoloji ticaretindeki politikasını değiştirerek Silikon Vadisi’nden tekno-milliyetçiliği – teknolojinin küresel piyasa güçleri yerine devlet tarafından yönlendirilmesi ve kullanılması gerektiği fikri – benimsemeye kaydığı belirtilirken, Çin’in 5G ve yapay zeka gibi gelişmekte olan stratejik sektörlerdeki “çığır açan başarısının” bu sonuca yol açtığı kaydediliyor.
ABD’li politika yapıcıların mevcut gidişatı sorgulaması gerektiği vurgulanırken, Washington’ın Çin’den ayrışma konusunda “bir durma noktası olmalı” ifadesi kullanılıyor. Her yeni kısıtlayıcı önlemin aşırıya kaçma riskini yükselttiği ve ABD kısıtlamalarının yavaşlamak yerine giderek hızlandığı belirtilen yazı şu uyarı ile son buluyor: “Washington bir nefes alıp dengesini sağlamazsa uçurumdan yuvarlanabilir.”
Çip Savaşı
Küresel hegemonyasının en önemli araçlarından biri olan teknoloji üstünlüğünü Çin’e kaptıran ABD, özellikle de yapay zeka ve yarı iletkenler alanında Çin ile rekabeti esas alan bir dizi yaptırımı devreye soktu.
ABD şu anda, otomobillerden cep telefonlarına kadar her şeyin anahtarı olan küresel yarı iletken üretiminde yaklaşık yüzde 10’luk paya sahip. Bu pay 1990’larda yüzde 40 civarında idi. Küresel üretimin yaklaşık 4’te 3’ü ise coğrafi olarak Tayvan, Güney Kore ve Çin’de yoğunlaşmış durumda.
ABD’li şirketler, küresel bir mikroçip sıkıntısı ile karşı karşıyalar ve bu durum üretimi de yavaşlatıyor. Biden yönetimi yarı iletkenlerin üretiminde Çin’e olan bağımlılığının azaltmak ve yerel yarı iletken endüstrisini geliştirmek için yaklaşık 52 milyar dolarlık desteğin yanı sıra ‘Çip ve Bilim Yasası’nı yürürlüğe soktu.
Washington yönetimi, ağustosta onaylanarak yürürlüğe giren bu yasayla, ülkede yarı iletkenlerin üretimini geliştirmek amacıyla üretim tesisi kuracak şirketlere mali destek ve vergi indirimi sağlayacağını duyurmuştu.
Ancak yasa, teşviklerden yararlanmak isteyen şirketlere, Çin’deki üretim tesislerinin teknolojik kapasitesini geliştirmeme şartı getiriyor. ABD Ticaret Bakanlığı da Amerikan şirketlerine çip üretimi için gereken malzeme, makine ve donanımın Çin’e ihracatı için lisans şartı getirmişti.
Ticaret Bakanlığı ayrıca, ekim başında aralarında Çin’in en büyük hafıza çipi üreticisi Yangzte Memory Technologies ile en büyük yarı iletken donanım üreticisi Naura Technology Group’un bulunduğu 31 şirket ve kurumun İhracat Kontrol Listesi’ne alındığını bildirmişti.
Bu kısıtlamalar, Washington’ın Pekin’in bu alandaki etkisini sınırlama hedefiyle hareket ettiğine işaret ediyor. ABD, Çin ile rekabette en önemli silahlardan birini, yerli üretime dayalı yüksek teknoloji olarak görüyor.
Washington’ın, bu yorumu destekleyen bir diğer hamlesi de yakın zamanda yarı iletken yapımında kullanılan ekipmanların Çin’e ihracatını engellemek için Japonya ve Hollanda’ya baskı yapması oldu.
ABD’li yetkililer, ekim başından bu yana müttefiklerini yeni ihracat kontrol önlemlerine uymamaları halinde, en küçük miktarda dahi olsa ABD teknolojisi içeren yabancı ekipmanların Çin’e satışını yasaklamakla tehdit ediyor.
Çinli yetkililer ise ABD’nin bu hamlelerini tipik ‘Soğuk Savaş’ zihniyeti olarak yorumluyor.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Amerika
Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.
ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.
29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.
Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.
Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.
Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.
Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.
Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.
F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.
Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.
Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.
Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.
Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.
Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.
İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.
Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.
Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.
Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.
Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası










