Avrupa
Şampiyonlar Ligi’nde ırkçılık tartışması

Real Madrid’in Benfica’da oynadığı Şampiyonlar Ligi eleme maçı, Vinicius Jr’ın Benfica’dan Gianluca Prestianni’nin kendisine yaptığı ırkçı yorumların ardından oynamayı reddetmesi nedeniyle 10 dakika durduruldu.
Vinicius Jr, Real’e üstünlüğü sağlayan golü attıktan sonra Benfica taraftarlarının önünde kutlama yaptı ve bu nedenle sarı kart gördü.
Ardından Prestianni, Madridli forvet oyuncusuna bir şey söylemeden önce tişörtünü ağzına kadar çekerek ona bir şeyler söyledi.
Vinicius Jr, maçın hakemi Francois Letexier’e koşarak durumu bildirdi ve hakem maçı hemen durdurdu.
Vinicius Jr’ın şikayeti üzerine hakem, yüzünün önüne kollarını kavuşturarak FIFA’nın ırkçılıkla mücadele protokolünü devreye soktu ve maçı geçici olarak durdurdu.
Maçtan sonra Instagram hikayesinde Portekizce bir paylaşım yapan Vinicius Jr şunları söyledi:
“Irkçılar her şeyden önce korkaklar. Ne kadar zayıf olduklarını göstermek için gömleklerini ağızlarına koymaları gerekir. Ama onların tarafında, teorik olarak cezalandırma yükümlülüğü olan başkalarının koruması var. Bugün burada olan hiçbir şey benim ve ailemin hayatında yeni bir şey değildi. Gol sevincim nedeniyle sarı kart gördüm. Hâlâ nedenini anlamıyorum. Öte yandan, hiçbir amaca hizmet etmeyen, kötü uygulanan bir protokol. Böyle durumlarda ortaya çıkmayı sevmiyorum, özellikle de büyük bir galibiyetin ardından ve manşetlerin Real Madrid ile ilgili olması gerektiği zamanlarda, ama bu gerekli.”
Benfica teknik direktörü Jose Mourinho, Brezilyalı Vinicius Jr ile konuşurken görüldü ve uzun süren duraklama sırasında Benfica teknik ekibinden bir üye kırmızı kart gördü.
Oyuncular, antrenörler ve hakem arasında bir dizi tartışmanın ardından oyun yeniden başladı.
Real Madrid 1-0 galip geldi, Mourinho da ayrı bir olay nedeniyle oyundan atıldı, fakat uzatma dakikalarının sonlarında Vinicius Jr köşe vuruşu yapmaya çalışırken taraftarların sahaya nesne atması nedeniyle kısa bir gecikme daha yaşandı.
Instagram’daki açıklamasında ise Prestianni, ırkçı yorumlarda bulunduğu iddiasını reddetti:
“Vini Jr’a hiçbir zaman ırkçı hakaretlerde bulunmadığımı açıklığa kavuşturmak istiyorum. O, ne yazık ki duyduğunu sandığı şeyi yanlış anlamış.
Hiç kimseye karşı ırkçı davranmadım ve Real Madrid oyuncularından aldığım tehditlerden dolayı üzgünüm.”
Benfica da olayın görüntülerini X’te paylaşarak, “Görüntülerde de görüldüğü gibi, mesafe nedeniyle Real Madrid oyuncuları iddia ettikleri şeyi duymuş olamazlar,”dedi.
UEFA etik ve disiplin müfettişi, play-off maçı sırasında “ayrımcı davranış iddialarını soruşturmak” üzere görevlendirildi.
Real Madrid’in forveti Kylian Mbappe ise, maç sonrası verdiği röportajda Prestianni’nin takım arkadaşına ırkçı hakaretler ettiğini duyduğunu ve Benfica’nın kanat oyuncusunun Şampiyonlar Ligi’nde oynamasına izin verilmemesi gerektiğini söyledi.
Fransa milli takım oyuncusu maçtan sonra yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Her şeyi biliyorum. Olan biten her şeyi açıklayacağım. Vinicius bir gol attı, muhteşem bir gol. Dans etmeye başladı ve seyirciler onu yuhaladı. Bu futbolda olan bir şey. Ardından Benfica oyuncularıyla gergin bir an yaşandı. Böyle bir şeyin olmaması daha iyi olurdu, ama bu da olabilir. Bu, kulüpler için dünyanın en iyi turnuvası olan Şampiyonlar Ligi. Dolayısıyla, insanların kazanmak istemesi, kulüpleri ve taraftarları için ellerinden geleni yapması ve renklerini savunması normal.
Bundan sonra, Benfica’nın 25 numaralı oyuncusu, adını söylemek istemiyorum çünkü bunu hak etmiyor, kötü konuşmaya başladı. Bunu kabul edemezsiniz ama yine de futbolda olur ve olmaya da devam edecek.
Vinicius’un ****** olduğunu beş kez söylemek için gömleğini buraya [ağzının üzerine] koydu. Ben duydum. Benfica oyuncularından da duyanlar var. Ve o andan sonra, gördüğünüz her şey başladı.”
Mbappe’nin sansürlenin kısımda “maymun” sözcüğünü söylediği duyuluyor.
Fransız yıldız, “Benfica’ya ve Real Madrid’de tarih yazmış, tarihin en iyilerinden biri olan teknik direktörüne [Jose Mourinho] büyük saygı duyuyorum. Ama bu oyuncu, bana göre artık Şampiyonlar Ligi’nde oynamayı hak etmiyor,” dedi.
Mbappe, bu tür şeylerin olmasına izin verdikleri takdirde, “futbolun tüm değerlerinin, inandığımız hiçbir şeyin” değerinin kalmayacağını savundu ve “Bir şeyler yapmalıyız,” dedi.
Maçtan sonra Mourinho, Vinicius Jr’ın gol sevinciyle bu tacizi kışkırttığını öne sürdü.
Portekizli teknik adam, “Ona, böyle bir gol attığında sadece kutlama yapıp geri dönmen gerektiğini söyledim. Onlar [Vinicius ve Prestianni] bana farklı şeyler söylediler. Ama ben birine ya da diğerine inanmıyorum. Bağımsız olmak istiyorum,” dedi.
Benfica tarihinin en büyük oyuncusu olan Eusebio’nun siyahi olduğunu hatırlattığını belirten Mourinho, “Bu kulüp, ırkçı olmaktan çok uzak bir kulüp,” iddiasında bulundu.
Maçta yorumcu olarak görev yapan eski Real Madrid orta saha oyuncusu Clarence Seedorf ise bu yorumları eleştirdi.
Amazon Prime’a konuşan Seedorf, “Bence [Mourinho] bugün ırkçı tacizi haklı çıkarmak için büyük bir hata yaptı. Bugün öyle olduğunu söylemiyorum ama bugün olanlardan daha fazlasını kastetti,” dedi.
Avrupa
Palantir: Avrupalı rakiplerimizin savaş tecrübesi yok

İngiltere’deki Palantir yöneticisi, Avrupa’da bulunan savunma alanındaki rakiplerinin savaş tecrübesine sahip olmadığını söyledi.
Avrupalı savunma yazılım şirketlerinin henüz savaş alanında yeteneklerini kanıtlamadığını öne süren şirketin Birleşik Krallık ve Avrupa sorumlusu Louis Mosley, Palantir şirketinin teknolojisinin ise halihazırda Ukrayna’da ve İran’da Batılı ordular tarafından kullanıldığını söyledi.
Rapporteur’de yayınlanan mülakatında, “Sözde Avrupalı rakipler şu anda… şey, bunların işe yarayıp yaramadığını kimse tam olarak bilmiyor,” diyen Mosley, Palantir’in operasyonel deneyiminin Avrupalı alternatiflere karşı şirkete benzersiz bir avantaj sağladığını savundu.
Mosley, Avrupa hükümetlerinin teknolojik egemenliği sanayi politikasıyla karıştırma riski taşıdığını savunarak, asıl sorunun tedarikçinin merkezinin nerede olduğu değil, müşterilerin kullandıkları teknolojiyi kontrol edip edemediği olması gerektiğini söyledi:
“Egemenliği şirketin merkezinin bulunduğu yer açısından tanımlayacaksanız, o zaman egemenlik politikasını sanayi politikasıyla karıştırıyorsunuz demektir.”
Mosley, egemenliğin kontrol ile ilgili olduğunu ve “kontrol ile mülkiyetin iki farklı şey olduğunu” ekledi.
Palantir’in bir Amerikan şirketi olmasına rağmen Avrupa’nın teknolojik kontrol gerekliliklerini karşılayabileceğini savunan Mosley, bir Avrupa kurumunun hassas operasyonları bir ABD’li tedarikçiye emanet edebileceğinin kanıtı olarak, şirketin Fransa’nın iç istihbarat servisi DGSI ile uzun süredir devam eden ilişkisini gösterdi:
“Bu kuruluş, Fransa’daki en hassas ve egemenlik niteliğindeki verileri korumakla görevli ve on yılı aşkın bir süredir iç güvenlikleri için Palantir’e güveniyor.”
Mosley, Palantir’in şu anda hiçbir AB kurumu ile doğrudan çalışmadığını doğruladı.
Yine de şirket, Rapporteur’e verdiği bilgiye göre, Birleşik Krallık, İsveç, Hollanda ve Fransa dahil olmak üzere Avrupa genelinde hükümetlerle sözleşmeler imzalamış durumda. Ayrıca NATO ile de bir anlaşması bulunuyor.
Şirket, ulusal hükümetlerle olan bazı ilişkilerini gizli tutsa da diğer AB ülkelerinde de faaliyet gösteriyor.
Kritik teknolojinin nihai olarak kim tarafından kontrol edildiği sorusu, tartışmanın merkezinde yer almaya devam ediyor.
Mosley, askeri operasyonların özel sektör altyapısına bağlı olduğu durumlarda ortaya çıkabilecek belirsizliğin bir örneği olarak, Ukrayna’nın Elon Musk’ın SpaceX şirketiyle ilişkili uydu iletişim hizmeti Starlink ile ilgili deneyimini gösterdi.
“Ukraynalıların vurguladığı nokta, Starlink’i kontrol etmedikleri,” diyen Mosley, kontrolün nihai olarak Musk’ta mı, Pentagon’da mı yoksa her ikisinin birleşiminde mi olduğu sorusunu gündeme getirdi.
Hizmetin uzaktan yavaşlatılıp yavaşlatılamayacağı sorulduğunda Mosley, Palantir’in sistemlerinin, yabancı bir gücün bir müşterinin yeteneklerini uzaktan devre dışı bırakmasını önleyecek teknik güvenlik önlemleriyle yapılandırılabileceğini söyledi.
Mosley, Palantir’in savunma alanında güçlü bir büyüme kaydettiğini belirtirken, yapay zeka (AI) benimseme konusunda Amerikan ve Avrupalı şirketler arasındaki uçurumun ciddi bir iktisadi soruna dönüşebileceği uyarısında bulundu.
“Gelirimiz, yapay zekanın uygulanmasından kaynaklanıyor,” diyen Mosley, Palantir’in iş modelini her sektördeki benimseme hızının potansiyel bir göstergesi olarak tanımladı.
Mosley, Amerikan şirketlerinin yapay zekayı “ışık hızında” benimsediğini savundu ve yapay zekayı başarıyla entegre eden Amerikan şirketlerinin, Avrupalı rakiplerine kıyasla önemli ölçüde daha üretken ve daha güçlü bir sermaye yapısına sahip hale gelebileceği konusunda uyarıda bulundu.
Yönetici, “Avrupalı rakipleri bu yapay zeka devriminden aynı hızla yararlanamazlarsa, dört ya da beş yıl içinde artık rekabet edemez hale gelecekler,” dedi.
NATO’nun Palantir’in Maven Akıllı Sistemi’ni yedi ayda tedarik edip benimsemesini örnek gösteren Mosley, “Yapay zekada her gün, her hafta ilerleme kaydedildiğini görüyoruz,” diye konuştu.
Yeni yetenekleri benimseme aciliyetinin özellikle belirgin olduğunu ve Rusya’ya yakınlığın güvenlik endişelerini artırdığı Doğu Avrupa’da şirket için bir dizi iş fırsatı yarattığını belirtti ve şöyle devam etti:
“En son teknolojinin öncüsü olmalısınız ve bu da yapay zeka. İnternet devrimini kaçırdık. Bunu da mı kaçıracağız?”
Avrupa
Nokia, Ukrayna’ya uydu desteği sağlayacak

Nokia ve ICEYE, kontrolü doğrudan Kiev yönetimine ait olacak bağımsız bir uydu haberleşme sistemi kurmak üzere Ukrayna Savunma Bakanlığı ile niyet mektubu imzaladı. Finlandiya Başbakanının Kiev ziyaretinde duyurulan adım, Amerikan Starshield terminallerine getirilen hız kısıtlamaları ve Avrupa’daki tepkilerin hemen ardından geldi.
Nokia ve uzay teknolojileri şirketi ICEYE, Ukrayna Savunma Bakanlığı ile Kiev yönetiminin kendi kontrolünde olacak bir uydu haberleşme ağı kurulması konusunda mutabakat zaptı imzaladı.
Nokia’dan yayımlanan basın bülteninde, tarafların Ukrayna denetimindeki haberleşme sisteminin hayata geçirilme olanaklarını ortaklaşa inceleyeceği kaydedildi.
Anlaşma, Finlandiya Başbakanının Ukrayna ziyareti sırasında 22 Ekim’de duyuruldu. İşbirliğinin temel hedefi, öncelikle ülkenin kendi bağımsız uydu iletişim kapasitesini güçlendirerek savunma kabiliyetlerine katkı sağlamak olarak açıklandı.
ICEYE ve Nokia, ekim ayı başında kamu kurumlarına yönelik alçak dünya yörüngesinde çalışacak güvenli geniş bant iletişim sistemlerini ortaklaşa geliştireceklerini açıklamıştı.
Savunma, sınır güvenliği, acil durum birimleri ve afet müdahale ekipleri için tasarlanan bu Avrupa menşeli teknolojilerin, devletlere kendi uydularına, yer altyapılarına ve terminallerine doğrudan sahip olma ve bunları bağımsız yönetme imkanı tanıdığı belirtiliyor.
ICEYE Üst Yöneticisi ve Kurucu Ortağı Rafal Modrzewski, konuya dair açıklamasında Ukrayna’nın kontrolü tamamen kendisinde olan güvenli, egemen ve yüksek kapasiteli uydu haberleşme sistemlerine ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.
Nokia Jeopolitik ve Hükümet İlişkileri Direktörü ve Nokia Savunma Yönetim Kurulu Başkanı Mikko Hautala ise uydu ağlarının karasal iletim altyapısı zarar gördüğünde bile iletişimin sürmesini sağladığına dikkat çekti.
Hautala, güvenilir ve egemen bir uydu haberleşmesinin Ukrayna’nın direncini nasıl artırabileceğini ve bağımlı olduğu iletişim üzerinde Kiev yönetimine nasıl kontrol sağlayabileceğini ICEYE ile birlikte araştıracaklarını söyledi.
Finlandiya merkezli bir uzay şirketi olan ICEYE, radar uyduları geliştirip üretiyor ve bu uydulardan elde edilen verileri kullanıma sunuyor.
Şirketin aktardığı bilgilere göre geliştirdiği teknolojiler savunma ve istihbaratın yanı sıra çevre izleme, sigortacılık ve acil durum müdahalelerinde de kullanılıyor.
Ukrayna ordusunun kullandığı Amerikan uydu bağlantısına kısıtlamalar getirildiğine yönelik haberler, bu anlaşmanın hemen öncesinde gündeme gelmişti.
Eski Ukrayna Savunma Bakanı Danışmanı Serhiy Sternenko, 14 Ekim gecesi yaptığı paylaşımda terminallerin saatte 160 kilometre hızla hareket ederken bağlantıyı kaybettiğini, ilerleyen süreçte bu kesintilerin saatte 60 ila 70 kilometre hızlarda da yaşandığını aktarmıştı.
SpaceX yöneticisi Elon Musk, Starlink’in askeri versiyonu olan Starshield’ın mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu, bu sebeple kısıtlama kararlarının Amerikan makamlarınca alındığını savunmuştu.
Beyaz Saray ise kısıtlamalarla bir ilgisi olmadığını açıklamıştı.
The Wall Street Journal gazetesinin 22 Ekim’de Amerikalı yetkililere dayandırdığı haberine göre ABD Başkanı Donald Trump, Musk’tan bizzat söz konusu sınırlamaları kaldırmasını istedi.
Amerikalı ve Ukraynalı yetkililer, yapılan görüşmenin ardından sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını ifade etti; kimi Ukraynalı temsilciler ise işlevlerin henüz bütünüyle eski haline dönmediğini dile getirdi. Trump, Ukrayna’nın Starshield erişiminin yeniden sağlandığını doğruladı.
Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi
Söz konusu kısıtlamalar Avrupa tarafında tepkiyle karşılandı.
Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, Musk’ı siyasi oyunlar oynamakla suçlayarak X platformunda “Biz senin Avrupalı müşterileriniz, seni izliyoruz” paylaşımını yaptı.
Polonya, 2022 yılından bu yana Ukrayna için yaklaşık 25 bin Starlink terminali satın aldı ve Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin uydu bağlantı masraflarını karşılamayı sürdürüyor.
Gelişmelerin ardından Avrupa Komisyonu da Ukrayna’nın Govsatcom programına dahil edilmesinin değerlendirildiğini açıkladı.
AB üyesi ülkelerin mevcut uydu kapasitelerini bir araya getiren güvenli iletişim programının, Brüksel tarafından 2027 yılının başında ticari hizmetlerle genişletilmesi planlanıyor.
Avrupa
İspanya ve İtalya sınır kontrollerini bitirecek

İspanya ve İtalya, geçen Temmuz ayında göç krizinin ardından başlayan sınır kontrollerini askıya alma konusunda anlaşmaya vardı.
Yaz aylarında Fas’tan Ceuta’ya gerçekleşen kitlesel göçmen geçişinin tetiklediği, aylar süren Schengen anlaşmazlığı şimdilik sona eriyor.
Bu karar, geçen hafta düzenlenen AB zirvesinde İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında yapılan toplantının ardından ayarlanan, İtalya İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi ile İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska arasındaki telefon görüşmesinin ardından alındı.
Her iki ülke de ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda, bu kararın “durumun dikkatli bir şekilde analiz edilmesinin ardından” alındığını ve “Schengen bölgesinin tam güvenliğini sağlamak için bilgi paylaşımının güçlendirilmesiyle destekleneceğini” belirtti.
Kara sınırı paylaşmayan İspanya ve İtalya arasında yaşanan eşi görülmemiş gerginlik, hava ve deniz yoluyla gelen yolcular için rastgele pasaport kontrollerinin uygulanmasına yol açmış ve bu karar aylar boyunca sistematik olarak yenilenmişti.
İlk olarak 1 Ağustos’ta bir ay süreyle uygulamaya konulan bu önlemler, başlangıçta 48 saatlik bir süre içinde 80.000 göçmenin Fas’tan Kuzey Afrika’daki İspanyol eksklavı Ceuta’ya ani ve kitlesel geçişi nedeniyle tetiklenmişti.
İspanya İçişleri Bakanlığı’na göre, sonraki günlerde 72.000’den fazla göçmen Fas’a geri döndü.
Ardından AB liderleri Sánchez’e karşı birleşerek, onun göç yanlısı politikalarının bir çekim faktörü yarattığını iddia ettiler.
Finlandiya ve İtalya gibi ülkeler, İspanya ile Schengen bölgesinin kapatılmasını hızla talep ettiler
Bu göç akını, İspanya’yı eşi görülmemiş bir acil duruma sürükledi. Bu durum, geçiş girişiminde 141’den fazla kişinin hayatını kaybetmesi ve binlerce kişinin hâlâ bu küçük şehirde mahsur kalmasıyla devam eden siyasi ve insani bir krize dönüştü.
Yerel yetkililer, çoğu çocuk olan yaklaşık 15.000 göçmenin Ceuta’da kaldığını iddia ediyor.
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi












