Ortadoğu
Suriye diplomasisi ve operasyon için zemin arayışı

Türk Ordusu, İstiklal Caddesi’ndeki terör saldırısından sonra 20 Kasım’dan bu yana Suriye ve Irak’ın kuzeyindeki şeride hava operasyonu düzenliyor. Suriye’de yeni bir kara harekatının zamanlaması ise seçimler, ABD ve Rusya ile ilişkiler, Şam’la normalleşme gündemi olmak üzere 3 temel faktör tarafından belirlenecek.
Ankara operasyon kararlılığını yinelerken Rusya, 2019’da Barış Pınarı harekatından sonra varılan Soçi anlaşmasının gereği olarak YPG’nin sınırın 30 kilometre sınırdan uzaklaşması için temaslarını sürdürüyor. Ankara ve Şam arasındaki arabuluculuk girişimleri de Rusya’nın çabalarının en önemli parçası. ABD’li yetkililerden ise olası bir kara operasyonuna karşı Türkiye’ye uyarılar gelmeye devam ediyor.
Katar merkezli El Cezire’nin Türk kaynaklara dayandırdığı haberine göre, terör örgütü YPG’nin Menbiç, Tel Rıfat ve Ayn El Arap’tan çekilmesi için Türkiye, ABD ve Rusya’ya iki hafta süre verdi.
Rusya’nın girişimleri
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “siyasette küslük olmaz” , “vakti zamanı geldiğinde Suriye başkanı ile görüşmeye gidebiliriz” açıklamalarına Şam, temkinli yaklaşımını sürdürüyor. Operasyon hazırlıklarıyla aynı döneme denk gelen Esad ile görüşme mesajlarına yönelik Şam’daki ilk değerlendirme bu açıklamaların “seçim odaklı” olduğu yönünde. Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın danışmanı Büseyna Şaban katıldığı bir TV yayınında medyadaki bu açıklamaların gerçek girişimlerle desteklenmediğini söyledi. Şaban konuşmasında yaklaşan seçimlerin de bu açıklamalarda etkili olabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Reuters kaynaklı bir habere göre ise Şam yönetimi Rusya’nın arabuluculuk girişimlerine “direniş” gösteriyor. Reuters’in anonim kaynaklara dayandırdığı haberinde Şam’ın, seçim öncesi Erdoğan’ın mülteciler meselesinde elini güçlendirmek istemediği belirtiliyor. Ancak Suriye devlet medyasında Türkiye’den gelen görüşme mesajlarına ilişkin resmi bir açıklama bu süreçte yer bulmadı. Lübnan ve İran medyasında çıkan haberlere göre de Esad, gazetecilerle Kasım ayında yaptığı bir toplantıda “Türkiye’den söz değil icraat beklediklerini” söyledi.
Rusya’nın Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev ve Rus heyetin 8-9 Aralık’ta Türkiye’de yapacağı temaslar da pazarlıkların gidişatının anlaşılması bakımından önemli. Pazartesi günü Suriye’ye giden Moskova’dan üst düzey bir askeri heyetse, peş peşe üç toplantı yapmasına rağmen YPG’yi sınır bölgelerini Şam’a devretmesi konusunda ikna edemedi. Örgütün siyasi kanadından İlham Ahmed ise Türkiye’nin olası operasyonunu görüşmek için Washington’dan davet aldı. ABD’nin Kuzeydoğu Suriye Temsilcisi Nicolas Granger de Washington’un Türkiye’ye operasyon için “yeşil ışık” vermediğini söyledi.
Şarku’l Avsat’a konuşan YPG’nin çekirdeğinde yer aldığı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) elebaşı Mazlum Abdi, 2019’da Trump’un kendilerine ihanet ettiğini söyledi. Abdi, “Ancak yeni ABD yönetiminin vaatlerini ve taahhütlerini yerine getireceğini ve Türkiye’nin herhangi bir operasyon yapmasına izin vermeyeceğini umuyoruz” diyerek endişesini dile getirdi. Abdi bir hafta önce de Washington Post gazetesine yazı yazarak kaygılarını belirtmişti.
Diplomasi devam ederken TSK vuruyor
Lübnan merkezli Al Ahbar gazetesi, YPG’nin en önemli gelir kalemi olan petrol kaçakçılığına yönelik TSK operasyonlarının sonuçlarını yazdı. Habere göre, TSK’nın operasyonu nedeniyle ABD’nin işgali altında olan bölgelerdeki petrol ve gaz sahalarının yarısı kullanılamaz hale geldi. Sadece Haseke’nin kuzeyindeki Al Süvaydiya gaz tesisine yönelik nokta operasyon nedeniyle örgütün aylık iki buçuk milyon dolar gelir kaybedeceği hesaplandı. Sıvılaştırılmış petrol gazı üretimi durduğu için SDG, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden gaz almaya başladı. Ayıca örgüt, hasar gören tesisleri onarmak için gerekli donanım ve bilgiye sahip değil. Al Ahbar gazetesine göre bu durum, SDG’yi yeniden Şam’dan teknik destek istemeye zorluyor.
ABD liderliğinde yapılan petrol kaçakçılığına Rusya ve Çin’den sık sık tepkiler geliyor. Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Cao Licien 2 Aralık’ta “ABD’nin Suriye’de asker bulundurması yasa dışıdır, ABD’nin Suriye’den petrol ve tahıl kaçırması yasa dışıdır, ABD’nin Suriye’ye füze saldırısı düzenlemesi de yasa dışıdır” demişti. Çinli yetkili ayrıca kaçakçılığın 2011’den 2022’ye kadar 100 milyar doları aşkın maliyet yarattığını söyledi.
Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zaharova da Kasım ayının başında yaptığı bir açıklamada ABD’nin Suriye’de ayda 30 milyon dolarlık petrol çıkardığını açıklamıştı. ABD, IŞİD ile mücadele etmesini bahane ederek, Suriye’nin kuzey doğusunda petrol kaçakçılığı yapıyor. ABD, kendi yaptırımları üzerinden, Suriye’den ayda 30 milyon dolarlık kaçak petrol çıkarıyor ve bu bölgelerden çekilmek istemiyor” ifadelerini kullanmıştı.
“Türkiye bu ay operasyona başlayabilir”
Türkiye’nin hava operasyonları sonrası SDG ile ortak devriye ve operasyonları sınırlayan Pentagon, Suriye faaliyetlerini yeniden genişletmek için hazırlık yapıyor. Adı açıklanmayan üç ABD’li yetkilinin verdiği bilgiye göre Türkiye’nin bu ay içerisinde Suriye’ye kara operasyonu başlatması olasılık dahilinde. Pentagon’un askeri sözcüsü Albay Joseph Buccino da SDG’nin güvenliğinden endişe duyduklarını açıkladı.
CIA Başkanı William Burns ise Türkiye’nin devam eden operasyonları nedeniyle ABD’nin duyduğu rahatsızlığı meslektaşı MİT Başkanı Hakan Fidan’a iletti. ABD merkezli haber ağı Axios’un haberine göre Burns, Fidan’a “güçlü bir mesaj” verdi. Siteye konuşan ve “konu hakkında doğrudan bilgi sahibi oldukları” belirtilen iki ABD’li kaynak; MİT’in kullandığı dronlarla yapılan operasyonların Suriye’deki ABD personelini tehlikeye attığını öne sürdü.
Devam eden Ukrayna savaşı, Türkiye’nin ABD’den F 16 talebi, Yunanistan’la yaşanan gerilim ve Şam’la yumuşama girişimleri olası kara harekatında zamanlamayı etkileyecek en önemli maddeler olarak öne çıkıyor. Suriye yönetimi sınır bölgelerinde eski adıyla ÖSO yeni adıyla Suriye Milli Ordusu’nun (SMO) daha fazla alan kontrol etmesini istemiyor. Öte yandan YPG’nin gaz ve petrol sahalarını işgal etmesi nedeniyle ağır bir enerji krizinin ortasından geçen Şam, Türkiye ile diyaloğu eşit düzeyde kurabilmek için ağırdan alma yoluna gidiyor. Suriye’ye Türkiye üzerinden elektrik sağlanması olası bir Ankara – Şam diyaloğunun zemini olur mu bunu zaman gösterecek.
Rusya’nın YPG’yi ABD’den uzaklaştırarak Şam’la uzlaşmaya zorlama stratejisi ise bu kez de işe yaramayacak gibi duruyor. Zeytin Dalı ve Barış Pınarı operasyonlarında Rusya, YPG’ye “sınır bölgelerini Suriye ordusuna bırak” teklifini götürmüştü. Bu kez de Rusya Tel Firat, Ayn El Arab ve Menbiç bölgelerinden örgütün çekilmesi için baskı yapıyor. ABD telkinleriyle bu teklifleri reddeden örgütün bu kez Rusya’yı dinlemesi için özel bir neden bulunmuyor.
Ortadoğu
İsrail basını: Suudiler, Husilere karşı İsrail’den istihbarat istedi

Yemen’deki Suudi destekli birliklerin Babülmendep Boğazı çevresinde Ensarullah karşısında mevzi kaybetmesi üzerine Riyad’ın İsrail’den yardım istediği iddia edildi. İsrail basınına göre Veliaht Prens Muhammed bin Selman, boğazdaki seyrüsefer güvenliği için Tel Aviv’den istihbarat desteği talep etti.
Yemen’de Suudi Arabistan’ın desteklediği hükümet güçlerinin Ensarullah (Husiler) karşısında ağır kayıplar vermesi üzerine Riyad yönetiminin İsrail’den destek arayışına girdiği öne sürüldü.
İsrail merkezli Israel Hayom gazetesinin haberine göre, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Ensarullah hareketine karşı bölge ülkelerine yardım çağrısı yaptı.
Girişim kapsamında Riyad yönetiminin diğer Körfez ülkeleri ile Mısır’a doğrudan temas kurduğu, İsrail’e ise ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) kanalıyla dolaylı yoldan ulaştığı aktarıldı.
Haberde, Suudi makamlarının İsrail’den özellikle Ensarullah güçlerinin Babülmendep Boğazı’nı denetim altına almasını önleyecek istihbarat paylaşımı ve muhtelif alanlarda destek talep ettiği kaydedildi.
Lübnan’da yayımlanan El-Ahbar gazetesi ise ABD’li diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberinde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Ensarullah’a karşı daha kapsamlı bölgesel askeri harekata dahil olma teklifi sunduğunu yazdı.
Netanyahu’nun Arap Yarımadası ülkelerine İsrail’in askeri kabiliyetlerini önerdiği, tasarlanan harekatın Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı’ndaki deniz taşımacılığı rotalarını güvenceye almayı hedeflediği belirtildi.
El-Ahbar’ın haberinde bu önerinin münhasıran Suudi Arabistan’a iletildiğine dair kesin bir bilgi verilmedi. Ancak Israel Hayom, söz konusu haberden iki gün sonra yayımladığı ayrıntılarda, Riyad’ın CENTCOM üzerinden İsrail’den istihbarat ve operasyonel destek istediğini öne sürdü.
İsrail basınında yer alan bu iddialar, Ensarullah’ın Yemen’in batı sahil şeridinde hakimiyet kurduğu bir döneme denk geldi. Ensarullah güçleri stratejik Muha Limanı’nı kontrol altına aldı ve Babülmendep Boğazı’nda yer alan Perim (Mayyun) Adası’na ulaştı.
Gazete, Ensarullah’ın denizden düzenlediği intikalle Zukar Adası’nı da ele geçirdiğini, Suudi Arabistan destekli birliklerin ise birçok cephede kapsamlı geri çekilme süreci yürüttüğünü, kimi askerlerin esir düştüğünü aktardı.
Karadaki hareketlilik Suudi Arabistan topraklarına yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarıyla eş zamanlı ilerledi. Hamis Muşayt, Abha ve Cizan bölgelerindeki hava üsleri ile petrol altyapısı hedef olurken, Suudi Kraliyet Hava Kuvvetleri Yemen genelindeki hedeflere onlarca hava saldırısıyla karşılık verdi.
Israel Hayom’un aktardığına göre Muhammed bin Selman, Babülmendep Boğazı’nın kapanmasının sadece Suudi Arabistan’ı değil, bölge dengelerini ve küresel piyasaları da sarsacağını ifade etti.
Aden Körfezi’ni Kızıldeniz, Akabe Körfezi ve Süveyş Kanalı’na bağlayan boğaz; ticari kargo gemileri, petrol tankerleri ve sıvılaştırılmış doğalgaz taşımacılığı için hayati güzergah niteliği taşıyor.
Körfez ham petrolünü Avrupa’ya taşıyan deniz trafiğinin yanı sıra Suudi Arabistan’ın Yanbu Limanı’ndan Uzak Doğu pazarlarına yönelen tankerleri de bu geçitten faydalanıyor.
Boğaz hattındaki askeri hareketlilik nedeniyle Suudi tankerleri son haftalarda rotalarını Afrika kıtasını dolaşan daha uzun hatta çevirdi. Riyad ayrıca Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’na yönelik saldırıların ardından bu şebekeden yapılan sevkiyatı geçici olarak durdurdu.
Mısır makamlarına da boğazın ticarete kapanmasının, temel döviz girdilerinden Süveyş Kanalı’ndaki gemi trafiğini doğrudan baltalayacağı iletildi.
Gazeteye bilgi veren Körfez kaynakları, Kahire’nin bu ekonomik tehdit sebebiyle Riyad’ın askeri taleplerine arka çıktığını ve Suudi Arabistan’ın yardım çağrısına destek amacıyla Washington nezdinde girişimde bulunduğunu ileri sürdü.
Israel Hayom, yaklaşık bir ay önce Suudi Arabistan ile stratejik ortak savunma anlaşması imzalayan Türkiye ve Pakistan’ın sahadaki çatışmalardan uzak durduğunu ve yalnızca Ensarullah ile “arabuluculuk temasları” yürütmekle yetindiğini aktardı.
Haberde bu çekingen tutum, Ankara ve İslamabad’ın İran ile doğrudan karşı karşıya gelmekten kaçındığı ve anlaşmaya rağmen Muhammed bin Selman’ı askeri bakımdan yalnız bıraktığı şeklinde değerlendirildi.
Benzer bir savunma mekanizmasına dahil olmayı planlayan Mısır’ın ise Yemen’deki krizin ardından pozisyonunu yeniden gözden geçirdiği öne sürüldü.
Muhammed bin Selman, 14 Eylül’de Cidde’de CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper ile bir araya geldi.
Bu görüşme öncesinde Veliaht Prens’in ABD Başkanı Donald Trump ile iki kez telefon görüşmesi yaparak Ensarullah mevzilerine doğrudan hava saldırısı düzenlenmesini istediği, ancak Trump’ın bu talebi geri çevirdiği yönünde haberler yayımlanmıştı.
Amiral Cooper’ın, Suudi Arabistan destekli birliklerin Yemen’in batı kıyısında mevzi kaybettiği günlerde koordinasyon toplantıları yürütmek amacıyla Suudi Arabistan’a gittiği kaydedildi.
Habere göre Cooper, sahadaki askeri tabloyu yerinde incelemek ve Washington’ın lojistik desteğini artırmak maksadıyla görevlendirildi. Ülkede görev yapan onlarca ABD ordu mensubunun istihbarat paylaşımı ve operasyonel koordinasyon faaliyetlerine devam ettiği belirtildi.
Buna karşılık ABD Başkanı Donald Trump’ın doğrudan askeri müdahaleye sıcak bakmadığı, fakat Beyaz Saray’ın Babülmendep’e hakim tepelere mevzilenen Ensarullah mevzilerine yönelik hava harekatı seçeneğini masada tuttuğu aktarıldı.
Gazeteye konuşan bir yetkili, Ensarullah’ın bölgeye radar üniteleri veya füze bataryaları yerleştirmesi halinde ABD hava operasyonunun devreye girebileceğini söyledi.
İsrail televizyonu Kanal 12’ye konuşan İsrailli bir yetkili ise Ensarullah’ın Babülmendep Boğazı’nı kontrol etmesinin Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimden daha tehlikeli neticeler doğurabileceğini savundu.
Yetkili, boğazın dar yapısı dolayısıyla Ensarullah güçlerinin gelişmiş radar teknolojisine ihtiyaç duymadan ticari ve askeri gemileri çıplak gözle tespit edebileceğini ve tanksavar füzeleriyle vurabileceğini, bu kabiliyetin örgüte devasa bir operasyonel güç sağlayacağını ifade etti.
Israel Hayom, İsrail’in Ensarullah’a karşı yürütülecek çatışmalara doğrudan dahil olmakta aceleci davranmayabileceğini yazdı. Tel Aviv yönetiminin, Ensarullah’ın İsrail topraklarına yönelik füze ve İHA saldırılarını yeniden başlatmasından çekindiği aktarıldı.
Bununla birlikte haberde, muhtemel bir istihbarat desteğinin Suudi Arabistan ile diplomatik yakınlaşma sürecini hızlandırabileceği belirtildi.
İsrail’in bu hamleyle İran ve müttefiklerine karşı askeri kapasitesini Riyad’a kanıtlama imkanı bulacağı ve Muhammed bin Selman’a İsrail ile normalleşmeye karşı çıkan Suudi iç kamuoyuna sunabileceği meşru bir zemin yaratacağı savunuldu.
Haberde son olarak Riyad’ın bu arayışının, İsrail ile diplomatik bağ kurma şartını bağımsız Filistin devleti ve işgalin sona ermesine bağlayan resmi politikasında köklü bir esnemeye işaret ettiği yorumu yapıldı.
Ortadoğu
Suriye’de akaryakıt zamları hükümetin kalesi olan kentlerde halkı sokağa döktü

Şam yönetiminin akaryakıt fiyatlarına yüzde 40’a varan oranlarda zam yapması Suriye genelinde kitlesel protestoları tetikledi. İdlib’den Rakka’ya kadar pek çok kentte halk ana yolları trafiğe kapatırken, hükümet artışa gerekçe olarak küresel piyasalardaki yükselişi ve rafineri yenileme çalışmalarını gösterdi.
Şam yönetiminin 13 Eylül’de motorin fiyatına yüzde 40’a, benzin fiyatına ise yüzde 28’e varan oranlarda zam yapması Suriye genelinde kitlesel protestoları tetikledi.
Nüfusun büyük bölümünün yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verdiği ülkede halk, eski Devlet Başkanı Beşar Esad yönetiminin 2024’te devrilmesinden bu yana hızla tırmanan enflasyon sebebiyle temel ihtiyaç maddelerine erişmekte güçlük çekiyor.
ABD’nin daha önce Esad yönetimini devirme hedefiyle yürürlüğe koyduğu ağır ekonomik yaptırımların kalkması da ekonomik toparlanma beklentilerini karşılamaya yetmedi.
İdlib, Halep, Hama, Deyrizor ve Rakka vilayetlerinde sokaklara dökülen halk zamları protesto etti. Sünni nüfusun ağırlıkta olduğu bu vilayetler, geçmişte El Kaide saflarında komutanlık yapan Ahmed Şara (Colani) liderliğindeki yeni Şam yönetiminin en güçlü toplumsal tabanı olarak görülüyor.
Sosyal medyaya yansıyan video kayıtları, İdlib’in güneyindeki Maarat el-Numan yakınlarında Şam ile Halep’i bağlayan uluslararası kara yolunun yerel halk tarafından trafiğe kapatıldığını ortaya koydu.
Şam yönetimi, fiyat artışlarına gerekçe olarak küresel enerji piyasalarındaki maliyet baskısını ve Banyas Rafinerisi’nde süren yenileme faaliyetlerini gösteriyor. Rafinerideki kapasite artırma çalışmalarıyla günlük üretimin 80 bin varilden 130 bin varile çıkarılması hedefleniyor.
Küresel enerji piyasalarında yaşanan yükseliş ise iki ana gelişmeyle bağlantılı seyrediyor.
Ukrayna Rus petrol rafinerilerine insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenlerken, ABD ile İsrail’in şubat ayında İran’a yönelik başlattığı askeri harekat neticesinde Hürmüz Boğazı deniz ticaretine kapandı.
Boğazın kapanmasıyla beraber bazı Körfez ülkeleri petrolü tankerlerle Suriye üzerinden Banyas Limanı’na sevk etmeye başladı. Ancak bu sevkiyat Suriye’nin iç tüketimini karşılamayı değil, Avrupa ülkeleri ile diğer dış pazarlara ihracatı amaçlıyor.
Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir cumartesi günü yaptığı açıklamada, ülkenin petrol ihtiyacının yalnızca üçte birini yerli kaynaklardan temin edebildiğini söyledi.
Beşir, günlük petrol üretiminin 102 bin varil civarında kaldığını, iç tüketim ihtiyacının ise günlük yaklaşık 325 bin varil seviyesinde seyrettiğini kaydetti. Bakanlık, aradaki açığı doğrudan ithalat yoluyla kapatıyor.
Devlet haber ajansı SANA’nın aktardığı bilgilere göre Enerji Bakanlığı, küresel piyasalardaki seyre paralel olarak fiyat ayarlamalarına devam edeceğini, orta ve uzun vadede ise petrol rafinerisi ile depolama kapasitelerini artıracağını duyurdu.
Öte yandan, ülkenin kuzeyinde yer alan Kobani’de geçen hafta patlak veren gösteriler yerel halk ile güvenlik güçleri arasında çatışmaya dönüştü. Çatışmalar esnasında bir cezaevinde çıkan yangında sekiz kişi yaşamını yitirdi, 17 kişi yaralandı.
Kobani’deki gerginlik, Suriye Savunma Bakanlığı personeli Sami Hasu’nun kuzeydoğudaki Haseke vilayetinde kaçırılarak öldürülmesine tepki olarak başladı.
Ailesi, Hasu’nun kaçırıldıktan sonra başı kesilerek katledildiğini açıkladı. Hasu’nun cenazesine ait görüntülerin internet ortamında yayılması, bölgedeki Kürt nüfusta infiale yol açtı.
Hasu, Şam yönetimi ile varılan uzlaşı neticesinde lağvedilerek Suriye’nin yeni güvenlik teşkilatına entegre edilen PYD öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları arasında yer alıyordu.
Söz konusu entegrasyon anlaşması; Suriye güçlerinin kuzey ve kuzeydoğuda SDG denetimindeki yerleşimlere yönelik saldırılarının akabinde, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile SDG lideri Mazlum Abdi arasında ocak ayında imzalanmıştı.
Ortadoğu
İran’ın Ankara Büyükelçiliği aylık “İranname” dergisini yayımladı

İran’ın Ankara Büyükelçiliği Kültür Müsteşarlığı, iki ülke arasındaki ortak mirası ve güncel sanatsal üretimleri aktaran “İranname” dergisini yayımladı. İlk sayıda UNESCO listesine giren Alamut kalelerinden Türk edebiyatı uyarlamalarına kadar pek çok dosya yer alıyor.
İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Kültür Müsteşarlığı, Türkiye ile İran arasındaki kültürel bağları güçlendirmek amacıyla “İranname” adlı aylık kültür sanat dergisini yayımlamaya başladı.
Ağustos 2026 tarihli ilk sayısıyla yayın hayatına giren dergi; edebiyat, sinema, bilim, tarih ve güncel diplomatik yayınları kapsayan geniş bir içerik sunuyor.
Kültür Müsteşarı Asger Farsi, derginin önsözünde kültürün milletler arasındaki en sahici bağ olduğuna dikkat çekerek iki ülkenin asırlar boyunca ortak bir medeniyet ufkunda yürüdüğünü ifade etti.
Farsi, yayının temel gayesini İran’ın düşünce ve sanat birikimini Türkiye’deki okurlara aktarmak ve gelişen ilişkilerin seyrini kayda geçirmek olarak açıkladı.
Dergide öne çıkan başlıklardan birini, Güney Kore’nin Busan kentinde toplanan 48. UNESCO Dünya Mirası Komitesi’nin kararı oluşturuyor.
Komite; Alamut, Lembeser, Nevzerşah, Şemskelaye, Kustinlar, Şirkûh ve İlan kalelerinden oluşan yedi tarihî tahkimatı “Alamut Kalesi ve Ona Bağlı Tahkimatlar” adıyla Dünya Mirası Listesi’ne kaydetti.
Kararda, kalelerin 11. yüzyıl sonlarından itibaren Nizârî İsmailîlerin yönetim, savunma ve bilim merkezi olmasının yanı sıra sarp coğrafyaya uyarlanan su depolama sistemleri gerekçe gösterildi.
Kültürel etkileşim alanında Türkiye ile ortak projelere yer verilen yayında, yönetmen Hasan Fethi’nin Mevlânâ ile Şems-i Tebrizî’nin hayatını anlatan ve Türkiye’de çekilen “Mest-i Aşk” filminin mini diziye dönüştürüleceği duyuruldu.
Yapımda Türk oyuncular Hande Erçel, İbrahim Çelikkol, Selma Ergeç, Bensu Soral ve Boran Kuzum rol alıyor. Ayrıca yönetmen Muhammed Hüseyin Mehdeviyan, Türk edebiyatçısı Ahmet Ümit’in “Sis ve Gece” romanını “Karga” adıyla İran televizyonuna uyarladı.
Yayıncılık bölümünde, sosyolog Hilmi Ziya Ülken’in “Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi” adlı 750 sayfalık klasik eserinin Mesut Sadrmohammadi çevirisiyle Şem’-i Suzan Yayınları tarafından Tahran’da Farsça basıldığı bilgisi veriliyor.
Tarih araştırmalarında ise Kaçar dönemi İran-Osmanlı sınır müzakerelerine ışık tutan ve Mirza Takî Han Ferahânî ekseninde hazırlanan Nasrullah Salihi imzalı “Sefâretnâme-i Erzurum” belgeseli öne çıkıyor.
Ayrıca eski Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif ve Sasan Kerimi’nin Tahran Üniversitesi Yayınları’ndan çıkan “İran İslam Cumhuriyeti Dış Politikasında Biliş ve Algı Sorunu” adlı incelemesi dergide tanıtılıyor.
Bilim ve teknoloji sayfalarında İran’ın, merkezi Şanghay’da yer alan Dünya Yapay Zekâ İş Birliği Örgütü’nün 29 kurucu ülkesi arasına girdiği, Tahran ve Hemedan Teknoloji üniversitelerindeki araştırmacıların düşük enerji tüketen hızlı transistörler geliştirdiği aktarılıyor.
Royan Araştırma Enstitüsü bünyesindeki ilk Ulusal Primat Laboratuvarı projesinin ise tamamlanma aşamasına geldiği kaydediliyor.
Çocuklar için hazırlanan “Simurgname” müzikali ile geleneksel çalgı ustası Sohrab Pournazeri’nin Grammy Akademisi üyeliğine seçilmesi müzik sayfalarında yer bulurken, Viyana’da “Civilizational Iranian Studies” dergisinin yayına başladığı ve 31 Ocak 2027’de “İran Medeniyetinde Kadının Rolü” başlıklı uluslararası konferansın düzenleneceği duyuruluyor.
Avrupa1 hafta önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa7 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa1 hafta önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya6 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Ortadoğu5 gün önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti








