Asya
Tayvan krizinde gözler Pekin’in hamlesinde: Çin basını ne diyor?

ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan ziyaretinin etkileri devam ediyor. Pekin’in anlık fevri bir tepki vermeyeceği ortaya çıksa da uzun vadede ne gibi önlemler alacağı ve nasıl bir karşılık vereceği merak konusu.
Çin basını Pelosi’nin ziyaretiyle ilgili Pekin yönetiminin politikalarını ve ABD’nin konumunu tartışmaya devam ediyor. Ülke kamuoyunda, Çin’in itibarını koruması için, Pelosi’nin hamlesine karşı güçlü bir karşılık verilmesi yönünde bir beklenti mevcut. Siyaset bilimciler ve akademisyenler ise, Tayvan’la yeniden birleşmeyi hızlandıracak daha kapsamlı politikalardan yana. Hatta bu krizin, Pekin tarafından fırsata çevrilebileceği yorumu yapılıyor.
Global Times gazetesinde yayımlanan analizde Pelosi’nin Tayvan ziyareti provokasyon olarak nitelendirilirken, ABD’nin bu hamlesinin boğazlar arasındaki barış ve istikrarı baltaladığı ve Tayvan Boğazı’ndaki statükoyu değiştirdiği belirtiliyor. ABD ve Batı kamuoyunun sık sık bu kavramlar (barış, istikrar, statüko) üzerinden Çin’i hedef aldığı hatırlatılan yazıda, Pelosi’nin ziyareti Tayvan Boğazlarındaki statükoda “ciddi ve yıkıcı bir değişiklik” ve aynı zamanda “ABD’nin Çin’e yönelik siyasi taahhüdüne ihanet” olarak tanımlanıyor. Ziyaretin, tek Çin ilkesini ve Pekin ile Washington ilişkilerinin temelini oluşturan Üç Ortak Bildiri’yi ihlal etmesinin yanı sıra, Birleşmiş Milletler’in 2758 sayılı Kararını da ihlal ettiği kaydediliyor. Yazıda egemen bir ülke olarak Çin’in temel çıkarlarını savunmak için aldığı ve alacağı her türlü karşı önlemin meşru ve gerekli olduğu savunuluyor.
Hua said China had expressed time and again its opposition to Pelosi's provocative visit & noted her visit would violate one-China principle & infringe China's sovereignty & territorial integrity. pic.twitter.com/Ag4UGYwiEz
— Global Times (@globaltimesnews) August 4, 2022
Pelosi’nin gözünü korkutmak
Bu bağlamda Çin’in aldığı önlemler şöyle özetleniyor; öncelikle, Pelosi’nin hedef alınması. Pelosi’nin yarattığı riskin kendisine geri tepmesini sağlayacak bir önlem alınması ve böylece Pelosi vb. siyasetçilerin Tayvan’ın istedikleri zaman ziyaret edebilecekleri bir yer olmadığını anlamalarının sağlanması hedefleniyor. Pelosi’nin Salı günü izlediği uçağın rotasının, Çin ordusunun ilgili sularda gerçek zamanlı atış tatbikatı yapması korkusuyla, Güney Çin Denizi üzerinde daire çizmesi Pelosi’ye tehlikeyi hissettiren Çin’in askeri caydırıcı eylemine örnek gösteriliyor.
Askeri caydırıcı önlemler
İkincisi, Çin’in karşı önlemlerinin tek seferlik değil, uzun vadeli, kararlı ve istikrarlı bir şekilde ilerleyen eylemlerin bir bileşimi olduğu savunuluyor. Çin ordusunun Salı gecesinden itibaren başlayan adanın kuzey, güneybatı ve güneydoğusunda ortak deniz ve hava tatbikatları, Tayvan Boğazlarında uzun menzilli topçu atışları ve adanın doğusundaki deniz bölgelerinde konvansiyonel füze deneme atışları ile Tayvan adası çevresinde ortak askeri operasyonlarının önemi ve caydırıcılığı bir kez daha vurgulanıyor. Bu tatbikatların Tayvan Boğazlarının uluslararası sular olmadığının daha iyi anlaşılmasını sağlayacağı belirtiliyor.
WATCH: PLA Army's latest long-range multiple-launch rocket systems spit fire at targets in designated areas in the eastern Taiwan Straits on Thursday. pic.twitter.com/Xa1pc5o1eF
— Global Times (@globaltimesnews) August 4, 2022
Tayvan’la birleşmeyi hızlandıracak
Üçüncüsü, Çin’in karşı önlemlerinin temelde ulusal yeniden birleşme sürecini teşvik etmeyi amaçladığı kaydediliyor. Pelosi gibi güçlerin, “Tayvan’ın Çin’e ait olduğu tarihsel ve yasal gerçeğini” değiştiremeyeceği ve Çin’in tam yeniden birleşmeyi gerçekleştirme eğilimini engelleyemeyeceği vurgulanıyor. Yazıda, ABD’nin bu hamlelerinin yeniden birleşme sürecini hızlandıracağı savunuluyor: “Dış güçlerin gizli anlaşma ve provokasyonlarını yükseltmek için attığı her adım, Çin’in yeniden birleşmeyi gerçekleştirmesini hızlandıracaktır.”
Tüm Asya-Pasifik etkilenecek
CGTN’de ise Pelosi’nin ziyareti “tüm Asya-Pasifiği tutuşturabilecek bir ateş yaktı” başlığı ile verildi. ABD’nin bu eyleminin “Çin’in en kutsal ilkesinin yüzsüzce ihlali” ve “uluslararası kabul görmüş yasal gerçeklere meydan okuma” olarak nitelendirildiği yazıda, Tayvan ziyaretiyle gönderilmek istenen sembolik mesaja karşı ülkede güçlü bir kamuoyu oluştuğu ifade ediliyor.
Çin’in, ulusal egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik bu “bariz meydan okumaya misilleme yapmaktan başka seçeneği kalmadığı” vurgulanan analizde, Çin ordusunun Tayvan adasının etrafındaki tatbikatlarına gönderme yapılıyor. Yazının sonunda ise Pekin-Washington ilişkilerine değinilerek, Amerika Birleşik Devletleri’nin Çin ile ilişkilerinde rasyonel bir yaklaşım izlemezse, “kendi yarattığı tehlikeli bir çatışmayla yüzleşmek zorunda kalacağı” kaydediliyor.
PLA on Thursday conducted military exercises and training activities including live-fire drills around Taiwan island. https://t.co/UKJsEe4J3U pic.twitter.com/Uj6DJrsq0L
— CGTN (@CGTNOfficial) August 4, 2022
Önde Pelosi, arkada Washington
Yine CGTN’de, Çin Uluslararası Ekonomik Değişim Merkezi’nin (CCIEE) baş ekonomisti Chen Wenling imzasıyla yayımlanan analizde, bu eylemin görünüşte Pelosi’ye ait olduğu düşünülse de özünde ABD’nin Çin’i çevreleme politikasının bir devamı olduğu savunuluyor. Yazıda, Pelosi’nin ise figüran olduğu ima ediliyor: “Görünürde bazı ABD’li politikacılar Pelosi’yi adaya seyahatinden vazgeçmeye ikna etmeye çalışıyor, ama aslında Pelosi’yi gizlice sahneye çıkarıyorlar.”
ABD’nin tek Çin ilkesine bağlı olduğunu açıklamasına rağmen buna uygun davranmadığı vurgulanan analizde, Washington’ın bu eylemlerine örnekler veriliyor: ABD Kongresi mevzuat yoluyla “Tayvan’ın bağımsızlığını” destekledi; Dışişleri Bakanlığı, “Tayvan Çin’in bir parçasıdır” gibi temel ifadeleri web sitesinden kaldırdı; Tayvan “Hint-Pasifik Stratejisi”ne dahil edildi; Washington, bölgenin “asimetrik savaş gücünü” artırmak ve “Tayvan bağımsızlığı” gibi ayrılıkçı faaliyetleri desteklemek için Tayvan’a silah satışlarını yoğunlaştırdı.
Çin’in karşı önlemleri konusunda ise, yaptırımlara işaret ediliyor: Tayvan’dan greyfurt, limon ve portakal gibi turunçgiller ile beyaz saç kuyruğu ve istavrit türü balıkların ana karaya girişi yasaklandı. Karar ayrıca doğal kumu da kapsıyor. Chen Wenling’in analizi de diğer yazılarda olduğu gibi Çin’in yeniden birleşmesine yapılan vurgu ile son buluyor.
Sonuca değil, sürece odaklanalım
China Daily’de yer alan analizde ise, Tayvan ziyaretinden Washington yönetimi sorumlu tutularak ABD’nin kendi iç çatışmalarına ve siyasi kırılmalarına vurgu yapılıyor.
Yazıda, Pelosi’nin ziyareti ile ilgili esas analiz edilmesi gereken noktanın ziyaretin sonuçları değil, ona yol açan süreç olduğu belirtilirken, eğer bu hususlar ele alınmazsa “kusurlu ABD siyasi sisteminin dünyayı sürekli olarak belaya sokacağı” savunuluyor. Pelosi’nin Tayvan ziyaretinin ABD’nin ulusal çıkarlarına hizmet etmediği ifade edilirken, ABD’nin, seçkin siyasi çevrede popülizmin yükselişinin bedelini ödemeye devam edeceği yorumu yapılıyor. Pekin’in ise, Boğazlar konusunda bu dönüm noktası niteliğindeki olayı fırsata çevirmek için inisiyatif alacağı ve “bu fırsatı hiçbir şekilde boşa çıkarmayacağı” kaydediliyor.
Asya
Starbucks, Çin’in Sincan bölgesinde ilk şubesini açtı

ABD’li kahve zinciri devi Starbucks, salı günü Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde iki mağaza açarak, bu bölgeye ilk kez giriş yaptı ve ABD’den sonra ikinci en büyük pazarı olan Çin’deki en son genişleme hamlesini gerçekleştirdi.
Mağazalar, bölge başkenti Urumçi’de yer alıyor; bunlardan biri simgesel Büyük Çarşı’da, diğeri ise Urumçi Tianshan Uluslararası Havalimanı’nda bulunuyor.
Büyük Çarşı’daki amiral mağaza, bölgenin geleneksel silüetlerinden esinlenen kendine özgü bir tasarıma sahip olup, iç mekanlarında Atlas ipeği ve etnik müzik aletleri gibi Sincan unsurları yer alıyor. Her iki mağaza da yerel esintili menüler ve süt kabuğu aromalı tuzlu süt çayı gibi özel içecekler sunuyor.
Starbucks Çin CEO’su Molly Liu yazılı bir açıklamada, “Sincan’a girmek, sadece mağaza ağımızın daha da genişlemesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu canlı pazarla derin bir bağ kurmamızı ve oradaki müşterilerimizle samimi, kalıcı ilişkiler kurmamızı da sağlıyor,” dedi
Bölgesel Piyasa Düzenleme İdaresi yetkilisi Zhang Yu, Sincan’ın kentsel ticari canlılığın ve tüketici çekiciliğinin bir göstergesi olan “ilk mağaza ekonomisini”, iç talebi ve tüketimi artırmak için kilit bir araç haline getirdiğini belirtti.
Xinhua’ya konuşan Zhang, Sincan’ın ilk mağazalara yönelik destek politikalarını iyileştirmeye, onay süreçlerinin verimliliğini artırmaya ve iş ortamını optimize etmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.
Bu açılışlar, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerini yürütmek üzere Çinli risk sermayesi şirketi Boyu Capital ile kurduğu ortaklığın ardından gerçekleşti. Geçen yıl Kasım ayında imzalanan anlaşmaya göre, Boyu ve Starbucks bir ortak girişim kuracak; Boyu, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerinde yüzde 60’a kadar hisseye sahip olacak, Starbucks ise ortak girişimdeki kalan yüzde 40 hisseyi elinde tutacak ve Starbucks markasının sahibi olmaya devam ederek marka ile fikri mülkiyet haklarını yeni kuruluşa lisanslayacak.
Bu son genişleme, Starbucks’ın Kuzey Amerika işini yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor; şirket geçen hafta, bölgedeki performans göstermeyen 250 kahve dükkanını kapatma planlarını açıklamıştı.
Starbucks, Ocak 1999’da Pekin’de ilk mağazasını açarak Çin anakarasına giriş yaptı. Kahve kültürü kök salıp popülerlik kazandıkça, zincir Çin genelinde varlığını istikrarlı bir şekilde genişletti. 2026 mali yılı verilerine göre, 27 Eylül 2026 itibarıyla Starbucks, Çin anakarasında 8.342 mağaza işletiyordu; bu rakam, 2025 mali yılı sonuna kıyasla 331 artışa tekabül ediyor.
Çin anakarası, şu anda Starbucks’ın ABD’den sonra en büyük ikinci pazarı konumunda; şirketin 2026 mali yılı üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, 28 Haziran 2026 itibarıyla ABD’de 16.933 mağaza işletmektedir.
Şirketin uzun süredir devam eden genişlemesi, yabancı markaların Çin’in büyüyen tüketici pazarında nasıl fırsatlar aradığını yansıtmaktadır.
Piyasa Düzenleme Devlet İdaresi, Çin’de 2026 yılının ilk yarısında 35.000 yeni yabancı sermayeli işletmenin kurulduğunu ve bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 arttığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı’nın ayrı verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında yaklaşık 4.800 yabancı sermayeli işletme Çin’deki yatırımlarını artırdı.
Asya
Güney Kore’den Ukrayna’ya Kuzey Koreli esirler için özür ültimatomu

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e nakledildiğini açıklayan Ukrayna’nın gizlilik anlaşmasını ihlal ettiğini belirterek Kiev yönetimini resmi özür dilemeye çağırdı. Ukrayna tarafının anlaşmayı inkar ettiğini belirten Lee, olguların kabul edilmemesi halinde karşı adımlar atılacağını duyurdu.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e teslim edildiğini kamuoyuna duyurarak gizlilik mutabakatını ihlal ettiğini belirtti.
Lee, Kiev yönetiminin olguları kabul etmemesi ve kamuoyu önünde özür dilememesi halinde ülkesinin karşı adımlar atacağını açıkladı.
X hesabı üzerinden açıklamada bulunan Lee, esirlerin iadesi sürecinde Ukrayna tarafının gizlilik talep ettiğini, Seul’ün de bilgilerin açıklanmaması yönünde anlaşmaya vardığını kaydetti. Lee, Ukrayna’nın bu mutabakatı tek taraflı olarak bozduğunu ifade etti.
“Ukrayna bizi yalancı durumuna düşürdü”
Gelişmeler karşısında nezaket çerçevesinde üzüntülerini ilettiklerini belirten Güney Kore Devlet Başkanı, Ukrayna tarafının varılan mutabakatı inkar ederek kendisini yalancı durumuna düşürdüğünü savundu.
Lee, Seul’ün anlaşmanın kabul edilmesini ve özür dilenmesini istemesi üzerine Kiev’in Kuzey ve Güney Kore arasında kaçınılmaz bir çatışma senaryosundan söz ettiğini ve “Kore Yarımadası’nda savaşı kışkırtmaya çalıştığını” öne sürdü.
Lee, açıklamasında “Ukrayna’nın eylemlerinden ciddi üzüntü duyuyoruz. Olguları kabul etmeyi ve kamuoyu önünde özür dilemeyi reddetmeyi sürdürürlerse yeni adımlar atacağız. Bu, Kore Cumhuriyeti vatandaşlarının ve devletinin onur meselesidir, görmezden gelemeyiz” ifadelerini kullandı.
<북한포로 송환 관련, 우크라이나측이 비공개 요구를 해 비공개를 합의했는데 일방적으로 공개했고,
대한민국 대통령이 최대한 예의를 갖춰 아쉽다고 했더니 합의사실 없다고 상대국 국가원수를 거짓말쟁이로 만들고,
합의사실을 인정하고 사과하라고 했더니 도리어 남북간 군사충돌 임박 운운하며…— 이재명 (@Jaemyung_Lee) October 2, 2026
Zelenskiy esir teslimini BM kürsüsünden duyurdu
Tartışma, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla başladı. Zelenskiy, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli askeri esiri Güney Kore’ye teslim ettiğini açıkladı. Lee Jae-myung bu açıklamaya sosyal medya üzerinden tepki göstererek, Ukrayna’yı gizlilik anlaşmasını çiğnemekle suçlamış ve durumu “utanç verici” olarak nitelendirmişti.
Buna karşılık Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Dmitro Litvin, Seul ile Kiev arasında esir takasına ya da teslimine ilişkin herhangi bir gizlilik anlaşması bulunmadığını ileri sürdü. Reuters’ın aktardığına göre, bu açıklamanın ardından Güney Kore Dışişleri Bakanlığı 28 Eylül’de Ukrayna’nın Maslahatgüzarı Andriy Veşkin’i bakanlığa çağırarak diplomatik protesto iletti.
Moskova esir transferine ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kuzey Koreli savaş esirlerinin teslimine dair ellerinde bir bilgi olmadığını açıkladı. Esir konusunun Rusya Savunma Bakanlığı ve istihbarat servislerinin yetkisinde olduğunu aktaran Peskov, istihbarat kanalları üzerinden temasların sürdüğünü kaydetti.
Rusya ile Kuzey Kore, Ukrayna ordusunun Ağustos 2024 başında sınır bölgelerine girdiği dönemde Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştı. Kuzey Kore birlikleri Kursk bölgesindeki çatışmalarda yer alırken Rusya Genelkurmay Başkanlığı, bölge topraklarının 2025 ilkbaharında Ukrayna ordusundan tamamen temizlendiğini duyurmuştu.
Asya
Çin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor

Çin, eriyen iç stoklarını takviye etmek için ekim ayı rafine akaryakıt ihracatını askıya alarak küresel arz sıkıntısını büyüttü. Ülkedeki motorin ve gaz yağı açığı 20 milyon varile ulaşırken, yakıt fiyatları yüzde 70 tırmanan ABD acil rezervlerden 40 milyon varil ham petrol çıkarıyor.
Çin, eriyen yerel rezervlerini yeniden doldurabilmek amacıyla ekim ayı boyunca yapılması planlanan rafine akaryakıt ihracatını askıya aldı.
ABD’nin İran ile girdiği savaşın küresel enerji arzını sarstığı günlerde hayata geçen uygulama, dünya genelindeki yakıt tedarik açığını daha da derinleştirme riski taşıyor.
Yetkililer, ülkedeki bir haftalık ulusal tatilin başında büyük rafinerilere Hong Kong ve Makao hariç hiçbir dış pazara sevkiyat izni verilmeyeceğini bildirdi.
Reuters’a konuşan sektör kaynakları, 7 Ekim sonrasında yurt dışına yakıt çıkışına yeniden onay verilip verilmeyeceğinin rafinerilerin üretim hızına ve iç depolardaki doluluk oranına göre netleşeceğini aktardı.
Batı Asya’dan ham petrol akışının savaş nedeniyle kesintiye uğraması üzerine Pekin yönetimi ilk olarak mart ayında ihracata sınırlama getirmiş, temmuz ayında ise motorin, benzin ve jet yakıtı satışlarını aylık izin şartına bağlamıştı.
Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki Çin enerji araştırmaları biriminin yöneticisi Michal Meidan, hükümetin temel hedefinin iç pazardaki arzı güvenceye almak olduğunu vurgulayarak, “Uluslararası piyasalar ikinci planda kalıyor” değerlendirmesini yaptı.
İhracat vizesi için ticari rezervlerin savaş öncesindeki seviyelere ulaşması şart koşuluyor.
Enerji veri analitiği kuruluşu Kpler’in verilerine dikkat çeken analist Zameer Yusof, mevcut motorin ve gaz yağı envanterinin savaş öncesi döneme göre 20 milyon varil geride kaldığını, benzin açığının ise yaklaşık 9 milyon varil düzeyinde seyrettiğini kaydetti.
Pekin’in muslukları kapatması, Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki enerji gerilimini de su yüzüne çıkardı.
Washington yönetimi, acil durum rezervlerini piyasaya sürmemeleri halinde Almanya ve Fransa’ya sağladığı motorin sevkiyatını durdurma uyarısı yaptı. Avrupalı bir yetkili, ABD’nin Avrupa Birliği’nden altı aylık süre zarfında 120 milyon varil motorini dolaşıma sokmasını talep ettiğini ifade etti.
Gelişmeleri değerlendiren ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Batı Asya kaynaklı motorin kaybının telafi edilmeye çalışıldığını ancak Çin’den gelen ihracat kanalının da kapandığını kaydetti.
İran savaşının patlak vermesinden bu yana ABD iç pazarında motorin fiyatları yüzde 70, benzin fiyatları ise yüzde 50 civarında yükseldi.
Yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde artan yakıt maliyetlerini dizginlemeye odaklanan Beyaz Saray, kendi acil durum kaynaklarını devreye sokuyor.
ABD Enerji Bakanlığı, enerji firmalarına ödünç verilmek üzere Stratejik Petrol Rezervinden 40 milyon varil ham petrolün daha kullanıma açılacağını duyurdu.
Daha önce 1982’den bu yana en düşük düzeyine gerileyen ABD rezervleri, bu son tahsisatla birlikte yasalarda tanımlanan asgari güvenlik sınırının altına inecek.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak









