Bizi Takip Edin

Amerika

Trump, Kongre konuşmasında gümrük tarifelerini savundu

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, salı gecesi ABD Kongresi’nin ortak oturumunda Grönland ve Panama Kanalı’nı ele geçirme ve ABD’nin tüm ticaret ortaklarına gümrük vergisi uygulama iddialarını yineledi ve Ukrayna savaşını sona erdirmek için yeniden öncülüğü ele aldığını söyledi.

ABD Başkanı’nın konuşması ülke ekonomisine, harcamaları kısma çabalarına ve en büyük ticaret ortaklarına gümrük vergisi uygulamasına odaklandı.

Donald Trump konuşmasına en sevdiği sloganla başlayarak, “Amerika geri döndü,” dedi. Cumhuriyetçi destekçilerinin tezahüratları, sloganları ve alkışlarıyla karşılanan Trump, “tüm dış yardımları dondurması” da dahil olmak üzere görevde olduğu son altı hafta içinde elde ettiği tüm başarıları sıraladı.

Gümrük tarifeleri konusunda geri adım atmayan Trump, 2 Nisan’dan itibaren tüm ülkelere karşılıklı gümrük tarifeleri uygulama planını tekrarladı.

Başkan, “Onlar bizden ne vergi alırsa, biz de onlardan alırız,” dedi ve federal bütçeyi dengeleme hedefini bir kez daha dile getirdi.

Trump, gümrük vergilerinin tüketicileri “biraz rahatsız edeceğini” kabul etti

Trump, tarımsal ithalatı hedef alan yeni ticaret politikasının Amerikalı çiftçiler için “harika” olacağını söyledi ve “çiftçileri sevdiğini” vurguladı. Başkan, “kirli ve iğrenç” yabancı malların ABD pazarını doldurduğunu ve Amerikan tarımına zarar verdiğini iddia etti.

“Biraz rahatsızlık olacak ama bununla bir sorunumuz yok. Çok fazla olmayacak,” diyerek ülke ekonomisinin iyileştirilmesi ve Amerikan vatandaşları ile işletmelerinin yaşam standartlarının yükseltilmesinin ‘Make American Great Again’ (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) planının önceliklerinden biri olduğu sözünü verdi.

Trump, yeni vergilerin “trilyonlarca ve trilyonlarca” gelir getireceğini ve adaletsiz olarak nitelendirdiği ticari ilişkileri yeniden dengeleyeceğini söyledi.

Transseksüel hakları, göçmen suçları ve çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık gibi konulara değinen Trump, enflasyon hakkında nispeten az konuştu. Başkan “sağduyulu bir devrime” öncülük ettiğini ilan ederek “ülkemiz artık woke olmayacak,” dedi.

Trump ancak 19 dakikalık bir açılış konuşmasından sonra enflasyon konusuna döndü ve yumurta ve diğer ürünlerdeki yüksek fiyatlardan selefi Joe Biden’ı sorumlu tuttu.

Belgesiz göçmenlerin sınır dışı edilmesini hızlandıran ve Meksikalı kartelleri ve diğer yabancı çeteleri terör örgütü olarak tanımlayan göç ve sınır politikalarını överken Kongre’yi sınır güvenliği için ek fonlar çıkarmaya çağırdı.

Zelenskiy’e zeytin dalı

Trump doksan dakikalık konuşmasının neredeyse sonunda “Ukrayna’daki vahşi çatışmayı sona erdirmek için de yorulmadan çalışıyorum,” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in günün erken saatlerinde kendisine yazdığı mektupta “Ukrayna kalıcı barışı yakınlaştırmak için en kısa zamanda müzakere masasına gelmeye hazır,” dediğini aktaran Trump, bundan mutluluk duyduğunu söyledi.

Aynı zamanda ABD’nin, Rusya’nın “barışa hazır” olduğuna dair “güçlü sinyaller aldığını” söyledi ve “Bu çılgınlığı durdurmanın zamanı geldi. Ölümleri durdurmanın zamanı geldi. Bu anlamsız savaşı sona erdirmenin zamanı geldi,” dedi.

Zelenskiy mektubunda, “Hiç kimse barışı Ukraynalılardan daha fazla istemiyor. Ben ve ekibim, kalıcı bir barış için Başkan Trump’ın güçlü liderliği altında çalışmaya hazırız” diye yazdı.

Trump, bir uzlaşma gösterisi gibi görünen bir şekilde, Kiev’in ABD’ye ülkenin topraklarından yararlanma hakkı veren mineraller anlaşmasını imzalamaya da hazır olduğunu söyledi.

Trump ayrıca, “Avrupa ne yazık ki Rus petrol ve gazını satın almak için Ukrayna’yı savunmak için harcadığından çok daha fazla para harcadı,” iddiasında bulundu.

Grönland ve Panama iddialarına devam etti

Konuyla ilgili birkaç haftalık sessizliğin ardından Trump, şu anda Avrupa ülkesi Danimarka’nın yönetimi altında bulunan Grönland toprakları üzerindeki iddiasını yineledi.

Trump, “Grönland’a ulusal güvenlik ve hatta uluslararası güvenlik için ihtiyacımız var ve bunu elde etmek için ilgili herkesle birlikte çalışıyoruz (…) ve öyle ya da böyle elde edeceğimizi düşünüyorum,” dedi.

Kongre Binası’nın kürsüsünden Grönland halkına doğrudan hitap eden Trump, “Kendi geleceğinizi belirleme hakkınızı güçlü bir şekilde destekliyoruz,” diyerek onları ABD’ye davet etti ve Grönlandlılara güvenlik ve zenginlik vaat etti.

Aynı şekilde, Panama Kanalı üzerinde ABD’nin sahipliğini bir kez daha iddia etti ve tartışmalı Gazzelileri tehcir fikrine değinmeden tüm Orta Doğu için “daha barışçıl ve müreffeh bir gelecek yaratma” arzusundan bahsetti.

Dow endeksinde büyük düşüş

Trump’ın konuşmasının ve gümrük tarifelerinin uygulamaya girmesinin ardından Amerikan borsalarında büyük düşüş yaşandı.

ABD hisse senetleri, Başkan Donald Trump’ın Kanada ve Meksika’ya yönelik daha önce açıkladığı gümrük vergilerinin saatler içinde yürürlüğe gireceğini söylemesinin ardından pazartesi günü düşüşe geçti ve kasım ayında Başkan seçilmesinden bu yana elde ettiği kazanımların daha da fazlasını sildi.

S&P 500, Trump’ın Kanada ve Meksika’dan yapılan ithalat için salı günü başlayacak tarifeleri düşürebilecek müzakereler için “yer kalmadığını” söylemesinin ardından %1,8 düştü. Trump, görüşmelere daha fazla zaman tanımak için gümrük vergilerini daha önce bir kez ertelemişti.

Trump’ın açıklaması Wall Street’te küresel ticaret için daha az acı verici bir yol seçeceğine dair umutları kırdı ve ABD ekonomisinin gücüne ilişkin son uyarı sinyalini takip etti.

Pazartesi günkü kayıp, S&P 500’ün seçim gününden bu yana elde ettiği kazancı %6’nın üzerindeki zirvesinden %1’in biraz üzerine düşürdü. Bu ralli büyük ölçüde Trump’ın ABD ekonomisini ve işletmelerini güçlendirmeye yardımcı olacak politikalarına dair umutlar üzerine inşa edilmişti.

Dow Jones Endüstriyel Ortalaması 649 puan ya da %1,5 düşerken, Nasdaq bileşik endeksi %2,6 geriledi.

Demokratlardan protesto

Teksaslı Demokrat Temsilci Al Green, Başkan Trump’ın ikinci döneminin ilk Kongre ortak oturumunda yaptığı konuşma sırasında kendisine sataştığı gerekçesiyle Temsilciler Meclisi salonundan çıkarıldı.

Muhalefet partisi milletvekilleri daha önceki başkanlık konuşmaları sırasında da yerlerinden seslerini yükseltmiş olsalar da Green’in salondan çıkarılması gelenekten keskin bir kopuşa işaret etti.

Green, Başkan’ın 2024 seçim zaferine atıfta bulunması ve Amerikan halkının kendisine yetki verdiğini iddia etmesi üzerine ayağa kalkarak Trump’a bağırmaya başladı. Green önce Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’dan uyarı aldı ve durmayınca muhafızlar tarafından dışarı çıkarıldı.

Teksaslı Demokrat defalarca Başkan’ın “yetkisi olmadığını” haykırdı. Green, meclisin dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “İnsanların [Trump’a] karşı duracak bazı insanlar olduğunu bilmelerini sağlamak buna değer,” dedi.

Diğer Kongre üyeleri ise daha sessiz protestolara öncülük etti. “Diren” yazılı tişörtler giyen bir grup Demokrat kadın, konuşma devam ederken diğer Demokratlar gibi Başkan’ın konuşmasını terk etti. Diğerleri ise “Yanlış” yazılı siyah pankartlar taşıdı.

Temsilci Maxwell Frost, Trump’ın konuşması sırasında salonu terk eden birkaç üyeden biriydi. Üzerinde “Burada krallar yaşamıyor” yazan bir tişört giymişti.

Frost sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, “Sivil Haklar Hareketi’ndeki öğrenci protestocuların ruhuyla, birçok meslektaşımla birlikte protesto etmekten ve dışarı çıkmaktan gurur duyuyorum. Bu normal bir zaman değil,” dedi.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English