Bizi Takip Edin

Diplomasi

Ukrayna’daki savaş küresel silah sanayisini ihya ediyor

Yayınlanma

Rusya-Ukrayna savaşı, başta ABD ve Avrupa olmak üzere küresel silah sanayisi devlerine kazandırmaya devam ediyor. Özellikle Avrupa’daki güçlü silah şirketleri siparişleri yetiştirebilmek için üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor.

Örneğin İngilizlerin ünlü şirketi BAE Systems, savaşta başarı kazanan M777 obüslerinin durdurulan üretimini yeniden başlatma kararı aldı. BAE’ye bakılırsa M777 ile Orta Avrupa ülkeleri ilgileniyor. Şirketin başkan yardımcısı Mark Signorelli, yeniden üretime başlamak için en az 150 yeni M777 siparişi almaları gerektiğini sözlerine ekledi.

Yeniden üretim için Amerikan ordusunun onayı bekleniyor. Yine Amerikan Himars ve Anglo-İsveç ortak yapımı NLAW taşınabilir anti tank füzeleri için de yeni siparişler geliyor. 

ABD’nin olağan şüphelileri Raytheon, Lockheed Martin ve L3Harris Technologies de savaşın kazananlarından. L3Harris, Ukrayna’ya 200 milyon dolarlık bir sipariş aldı. Raytheon, eski Stinger’ların parçalarını kullanıyor ve üretimi artırmak için emekli personelini yeniden göreve çağırdı. Lockheed Martin ise Javelin anti tank füzelerinin üretimini ikiye katlarken, Himars roket fırlatıcılarının ve GMLRS füzelerinin üretimini yüzde 60 artırdı.

Alman sanayisine savaş ‘morali’

Almanya’da, ucuz Rus gazının kesilmesiyle birlikte zora düşen sanayinin önüne savaş avuntusu atılmış durumda. Almanya’nın otomotiv ve savunma şirketi Rheinmetall AG ile Avrupa’nın önemli silah üreticilerinden Rheinmetall, İspanyol patlayıcı üretim şirketi Expal’ı 1,2 milyar avroya satın aldı. Şirketin CEO’su Armin Papperger, müşterilerin kapasite sahibi şirketlerle kontrat imzalayacağını söyledi. Rheinmetall’e göre, Expal 2023’te 400 milyon avroluk bir satış bekliyordu.

Rheinmetall hisseleri, 1 Ocak’tan bu yana yüzde 115 değer kazandı. Şirket, tank mühimmatı üretimini bir yılda 70.000’den 140.000’e çıkardığını açıkladı. Top üretimini de 70.000’den 110.000’e çıkaran Rheinmetall, havan topu üretim kapasitesini de ikiye katladı. Papperger, potansiyel orta kalibreli top üretim kapasitesini yıllık 1,2 milyondan 2,2 milyona yükselttiklerini, askeri kamyon üretme kapasitelerini de 2.500’den 4.000’e çıkardıklarını kaydetti.

Rheinmetall haricinde Alman askeri iletişim ekipmanları geliştiren Rohde & Schwarz, Rheinmetall ile birlikte askeri araçlar geliştiren Volkswagen’in Traton’u, Leopard 2 tanklarının üreticisi Krauss-Maffei Wegmann (KMW) da sipariş yetiştiremeyenlerden. 

Alman hükümeti, yakın zamanda Ukrayna’ya gönderilmek üzere 100 Panzerhaubitze 2000 kendinden tahrikli obüs sipariş etmişti. Bu üretimi KMW yapacak. Sözleşmenin 1,7 milyar avro değerinde olduğu belirtiliyor. Bu obüsler yakın zamanda Alman medyasında, bakımları nedeniyle güçlük taşıdıkları için Ukrayna’da şikayete konu oldukları iddiasıyla gündem olmuştu.

KMW’nin Fransız Nexter’le ortak şirketi KNDS ise hükümetlerin yeni silah sözleşmelerini şekillendirmesi gerektiğini söylüyor. KNDS CEO’su Frank Haun, yalnızca konuşmalar ve duyurularla kapasite artırımı riskine giremeyeceklerinin altını çiziyor.

Alman hükümetinin yeniden silahlanma programı da dardaki ekonomiye teşvik niteliğinde. İsveçli askeri giyim ekipmanı üreticilerinden Snigel Design’ın CEO’su Carl Jonasson, Mayıs ayında Almanya’dan aldıkları siparişin boyutları karşısında şaşırdığını gizlememişti. 

Doğu ve Orta Avrupa yeni ihracat pazarları buluyor

Alman silah şirketlerinin yanı sıra, eski Varşova Paktı ülkelerinin savaş sanayisi de Ukrayna savaşı ile birlikte önemli bir pazar elde etmiş durumda.

Polonya’da devletin elindeki silah ve mühimmat konsorsiyumu PGZ’nin CEO’su Sebastian Chwalek, yeni pazarlara girmek ve önümüzdeki yıllarda ihracat gelirlerini artırmak için önlerinde önemli bir fırsat olduğunu söyledi. PGZ konsorsiyumu, silahtan nakliyeye kadar 50’nin üzerinde şirketi kontrol ediyor.

Chwalek’in Reuters’a verdiği bilgilere göre, PGZ önümüzdeki on yılda 1,75 milyar avroluk yatırım yapmayı planlıyor. Bu rakam, savaş öncesindeki yatırım planındaki rakamın iki katından fazla. Yeni üretim tesislerinin güvenlik nedeniyle Rusya’nın müttefiki Belarus sınırlarından uzakta yapılacağı da belirtiliyor.

Chwalek, 2023’te Piorun MANPAD’larından 1000 adet üretebilecek kapasiteye eriştiklerini açıkladı. Bu rakam 2022’de 600, daha önceki yıllarda da 300 ila 350 idi. Şirketin savaş öncesi 2022 gelir tahmini 1,43 milyar avroydu. Yeni durumla birlikte yıl sonunda bu gelirin çok üstüne çıkılacağı düşünülüyor.

Çekya da silah sanayisini Ukrayna’da savaşın hizmetine sunan ülkelerden. Savunma Bakan Yardımcısı Tomas Kopecny’nin Reuters’a verdiği bilgilere göre Prag, Kiev’e 2 milyar avroluk silah ve ekipman satışı yaptı. Sosyalist blok döneminde SSCB’den sonra en büyük silah üretici olan Çekya (o zamanlar Çekoslovakya), 1989’dan bu yana en büyük silah ihracatını gerçekleştirmiş durumda. 

Çekya’nın en büyük mühimmat üreticisi STV Group CEO’su David Hac, düşük kalibreli mühimmatlar için yeni üretim hatları yaratacaklarını, yüksek kalibreli mühimmatlar içinse kapasite artırımını düşündüklerini söyledi. Hac, daralmış emek piyasası düşünüldüğünde, yeni işçileri yavaşlayan otomotiv sektöründen elde etmeye çalıştıklarını da sözlerine ekledi. 

Bir başka Çek savaş devi Czechoslovak Group, 2022’nin ilk yarısında bir önceki yılın aynı dönemine göre gelirlerini neredeyse ikiye katladı. Grubun sözcüsü Andrej Cirtek, Ukrayna savaşının başlamasının ardından Ukrayna ordusuna yaptıkları satışın katlandığını belirtti.

Güney Kore’den sürpriz atak

Dünyanın en büyük dördüncü silah ihracatçısı konumuna gelen Güney Kore de Ukrayna savaşının kazananlarından. Hyundai-Kia Automotive Group bünyesinde yer alan ROTEM tarafından geliiştirilen K2 tankları şimdiden Meksika’dan Katar’a kadar birçok ülkenin hedefinde.

Seul, Ukrayna’ya doğrudan silah yardımı yapmayacağına ilişkin beyanda bulunmuşsa da ABD’nin Kore’den mühimmat satın alarak Ukrayna’ya transfer etmek istediği konuşuluyor. Anlaşmanın ayrıntıları Wall Street Journal’da ortaya çıktığında, Güney Kore Savunma Bakanlığı bir açıklama yaparak mühimmatların son kullanıcısının ABD olduğuna inandıklarını söylemişti.

Tüm sözlere rağmen Güney Kore’nin Ukrayna savaşı ile başlantısı yeni değil. Geçen Eylül ayında Polonya ile tarihinin en büyük silah anlaşmasını imzalayan Güney Kore, Varşova’ya 1000 K2 tankı, 600’den fazla Hanwha K9 motorlu obüs ve onlarca savaç uçağı tedarik edecek. Bu satış, Polonya’ya, Ukrayna’ya gönderdiği silahların yerini yenilerinin almasında yardımcı olacak.

Hanwha K9 obüslerinin müşterileri arasında Finlandiya, Hindistan, Norveç, Estonya, Avustralya, Mısır ve Türkiye de yer alıyor. 

Silah sanayisinin sınırları

Sanayisizleşme tehdidi altındaki Avrupa’nın savaş tesellisinin sınırları bulunuyor. Rönesans yaşayan savunma sanayisi, enerji ve malzeme fiyatlarındaki artış ile üçüncü ülkelerden ithalata bağımlılık nedeniyle tekrar inişe geçebilir.

EURACTIV’e konuşan Çekya Silah ve Savunma Sanayisi Birliği Balkanı Jiří Hynek, askeri ürünlerin üretilmesi için gereken hammaddelerin çoğunun ya Avrupa’dan çıkarılmadığını ya da çok az çıkarıldığını hatırlattı. Hynek, kritik malzemelerin çoğunun da Asya ve Afrika ülkelerinden ithal edildiğinin altını çizdi.

Başkanın belirttiğine göre bugün piyasada tedariği az olan malzemeler şunlar: tüm paketleme materyalleri, birçok kimyasal ama özelliği barut yapımında gereken selüloz, fiyatları astronomik seviyelerdeki sentetik kauçuk. Son materyal kurşun geçirmez yelekler için kullanılıyor ve AB bu madde konusunda, Asya’ya, özellikle de Çin’e bağımlı.

İtalyan askeri gemi yapımcısı Cantiere Navale Vittoria’nın Başkanı Paolo Può’nun verdiği bilgilere göre, çeliğin ton fiyatı 700 avrodan 3500 avroya yükseldi, alüminyumun kilo fiyatı ise 5 avrodan 15 avroya çıktı. Può, çoğu sözleşmelerinin devletle olduğuna dikkat çekerek sektöre devlet müdahalesi istediklerini de sözlerine ekledi. 

Rheinmetall de hammadde stokladıklarını açıkladı. Alüminyum ve önemli plastikleri önde satın aldıklarını söyleyen Alman silah üreticisi, orta vadede sorun yaşamamak için yarı iletkenler de elde ettiklerini belirtti. Şirket, bu yıl işletme sermayesini ciddi biçimde artırdıklarını da söyledi.

Fransa’da ise yarı iletken ve çip sorunu nedeniyle savaş sanayisi Ukrayna savaşının öncesinden bu yana üretim zorlukları yaşıyor.

Diplomasi

Aşı parasını tahsil etmek isteyen Pfizer hava sahası gelirlerine haciz koydurdu

Yayınlanma

Amerikan ilaç şirketi Pfizer, sipariş edilen Kovid-19 aşılarını teslim almayan Polonya ve Romanya’dan 2,2 milyar doları tahsil etmek için iki ülkenin hava seyrüsefer gelirlerine haciz koydurdu. Gelirleri bloke edilen hava trafik idareleri, maaş kesintileri ve acil devlet yardımlarıyla mali darboğazı aşmaya çalışıyor.

Amerikan ilaç şirketi Pfizer, sipariş edilen ancak teslim alınmayan Kovid-19 aşıları gerekçesiyle Polonya ve Romanya’dan 2,2 milyar dolar tahsil etmeye çalışıyor.

The Wall Street Journal gazetesinin aktardığına göre şirket, söz konusu meblağı alabilmek için havayolu şirketlerinin her iki ülkenin hava sahasını kullanım karşılığında ödediği seyrüsefer ücretlerine haciz koydurdu.

Pfizer, Nisan ayında sonuçlanan davalarda, Polonya ve Romanya’yı 90 milyondan fazla aşı dozunu kapsayan tedarik sözleşmelerine uymakla yükümlü kılan mahkeme kararları elde etti.

Talebin azalması üzerine sevkiyatları kabul etmeyen iki ülke, sözleşmeleri feshetme girişimine gitmişti. Şirket, bunun karşılığında Polonya’dan 1,3 milyar euro, Romanya’dan ise 600 milyon euro talep etti.

Temmuz ayında mahkeme, şirketin hava seyrüsefer gelirlerine ihtiyati haciz koymasını onayladı. Polonya ve Romanya hava trafik kurumları bu adıma karşı itiraz yoluna gitti; temyiz duruşmalarının Ekim ve Ocak aylarında yapılması kararlaştırıldı.

Söz konusu hukuki süreci pandemi döneminde ortaya çıkan “en sıra dışı davalardan biri” olarak niteleyen The Wall Street Journal, hükümetlerle ilaç devi arasındaki ihtilafın hem siyasetçilerin hem de kamuoyunun tepkisini çektiğini yazdı.

Polonya Sağlık Bakanı, şirketin talep ettiği tutarın ülkenin yıllık kanser ilacı harcamalarına denk geldiğine dikkat çekti.

Fonların dondurulması nedeniyle hava trafik idareleri ciddi mali darboğazla karşılaştı.

Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı acil devlet desteği almak zorunda kalırken, Romanya kurumu çalışan maaşlarında yüzde 20 kesintiye gitti ve tedarikçi ödemelerini yeniden düzenledi.

Pfizer cephesi ise haciz kararını, sözleşme şartlarının yerine getirilmesini amaçlayan “ölçülü ve orantılı bir adım” olarak savundu.

Merkezi New York’ta yer alan ve ana araştırma tesisi Connecticut eyaletinin Groton kentinde konumlanan Pfizer, dünyanın en büyük biyofarmasötik üreticileri arasında gösteriliyor.

Aşı ve ilaç portföyüne sahip şirket, Rusya’daki faaliyetlerini 1992 yılından bu yana sürdürüyor.

Şirketin geliştirdiği mRNA aşısının ilk adımları, Ocak 2020’de Alman BioNTech firmasının Pfizer ve Çin merkezli Fosun Pharma ile kurduğu ortaklıkla atılmıştı.

BioNTech ve Pfizer, aynı yılın Temmuz ayında ABD dahil çeşitli ülkelerden 30 bin gönüllünün katıldığı üçüncü aşama klinik denemeleri başlattı.

Kasım 2020’deki ara analiz sonuçları, aşının ikinci dozdan yedi gün sonra Kovid-19’a karşı yüzde 90’ın üzerinde koruma sağladığını ortaya koydu.

Kas içine üç hafta arayla iki doz halinde uygulanan ve uluslararası jenerik adı “tozinameran” olan aşı, piyasaya “Comirnaty” ticari markasıyla sürüldü.

İlk büyük satın alma anlaşmaları kapsamında, dönemin ABD Başkanı Donald Trump yönetimi Pfizer ile 100 milyon doz karşılığında 1,9 milyar dolarlık sözleşme imzalamış ve buna ilave 500 milyon dozluk opsiyon eklemişti.

Japonya da aynı dönemde şirketle 120 milyon dozluk aşı tedariki için uzlaşmaya varmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Çin, Anthropic’in yapay zekayı yavaşlatma çağrısını ‘Soğuk Savaş’ taktiği olarak nitelendirdi

Yayınlanma

Anthropic’in CEO’sunun yapay zekâ geliştirme sürecinin yavaşlatılması çağrısında bulunduğu makale, Çin’in Global Times gazetesi tarafından bir “Soğuk Savaş oyun planı” olarak değerlendirildi.

Cumartesi günü yayımlanan ve daha sonra OpenAI CEO’su Sam Altman ile SpaceX’in kurucusu Elon Musk tarafından da desteklenen makalede Dario Amodei, ileri düzey yapay zekâ modellerinin yeteneklerinin gelişim hızını kontrol altına almayı ve giderek artan güvenlik risklerini yönetmeyi amaçlayan bir çerçeve ortaya koydu.

Anthropic’in CEO’su Amodei ayrıca ABD’ye, Çin’e yönelik çip ihracat kontrollerini güçlendirme ve Çinli yapay zekâ laboratuvarlarının gerçekleştirdiği model “damıtma” faaliyetlerine karşı daha sert önlemler alma çağrısında bulundu. Pazar günü CBS News’e konuşan Amodei, yapay zekânın ilerleyişini yavaşlatma önerisinin önündeki “en zor ikilemin”, Çin ve diğer rakip ülkelerin aynı yönde hareket etmemesi ihtimali olduğunu savundu.

Global Times ise Amodei’nin makalesinin asıl amacının, “teknolojik engeller ve düzenleyici tekeller aracılığıyla Çin’in yapay zekâ alanındaki gelişimini sınırlamaya çalışmak, Washington’un ileri teknoloji alanındaki tekelci hegemonyasını korumak ve Çin’i küresel yapay zekâ yönetişim sisteminin dışında bırakmak” olduğunu değerlendirdi.

Gazete, “Bu ‘sessiz yapay zekâ Soğuk Savaşı ikiyüzlü ve kısa görüşlüdür” ifadelerini kullanarak, Çin’in küresel yapay zekâ inovasyonundan dışlanmasının “küresel yapay zekâ gelişiminde deneme-yanılma maliyetlerini ve kontrolün kaybedilmesi riskini önemli ölçüde artıracağını” belirtti.

İki Anthropic araştırmacısının, hızla ilerleyen yapay zekânın çok da uzak olmayan bir gelecekte insanlığın yok olmasına yol açabileceği yönündeki sert uyarılarının ardından ABD’li milletvekilleri yapay zekâ sistemlerini düzenleyecek yeni kurallar getirilmesi çağrısında bulundu.

Trump ise pazar günü yapay zekânın gelişiminin yavaşlatılması yönündeki çağrıları reddederek, “çok olumsuz güçlerin” abartılı endişeler ortaya attığını söyledi.

Trump, “Yapay zekâda Çin’in önündeyiz. Dünyanın teknolojik açıdan en gelişmiş ülkesiyiz ve açıkçası bunun böyle kalmasını istiyorum. Çünkü yapay zekâyı kim kazanırsa, o kazanır” dedi.

ABD’li teknoloji liderlerinin yapay zekânın gelişiminin yavaşlatılması yönündeki çağrılarının sorulması üzerine Çin Dışişleri Bakanlığı, tüm tarafları yapay zekâ konusunda “açık, kapsayıcı ve iyi niyetli bir yaklaşımı teşvik etmeye” çağırdı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, pazartesi günü düzenlenen günlük basın toplantısında, “Çeşitli tehditleri körüklemek, cepheleşmeye ve kötü niyetli rekabete girişmek, yalnızca yapay zekânın küresel yönetişim sürecini sekteye uğratacaktır ve hiçbir tarafın çıkarına değildir” dedi.

Kaynakların verdiği bilgiye göre ABD ve Çin, eylül ayı ortasında ileri düzey yapay zekânın güvenlik risklerini ele almak üzere görüşmeler yapmayı planlıyor. Konunun, Başkan Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 24 Eylül’de yapılması beklenen zirvede de gündeme gelmesi mümkün.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna Başsavcısı Kravçenko, yolsuzluk soruşturmasının ardından ülkeyi terk etti

Yayınlanma

Ukrayna Başsavcısı Ruslan Kravçenko, bağımsız yolsuzlukla mücadele organlarının yöneticilerini suçladıktan sonra makam aracıyla yurt dışına çıktı. Görevden uzaklaştırılması istenen Kravçenko, uluslararası ortaklara ülkedeki sistemin durumunu anlatacağını savunuyor. Devlet Başkanı Zelenskiy ise savcıların da adının geçtiği yolsuzluk operasyonunun ardından Kravçenko’nun azlini talep etti.

Ukrayna Başsavcısı Ruslan Kravçenko, Telegram kanalından yaptığı açıklamada yurt dışına çıktığını duyurdu.

Kravçenko, uluslararası ortaklara Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP) gibi kurumlardaki “gerçek durum” hakkında bilgi vereceğini belirtti.

Kravçenko, yurt dışında yapacağı temaslarda söz konusu organların “denetimsiz bir nüfuz toplama eğilimi gösterdiğini, bu uygulamanın ise Ukrayna’nın devlet egemenliği, hukukun üstünlüğü ve demokratik kurumları için riskler yarattığını” aktarmayı planladığını kaydetti.

Ukrayinska Pravda gazetesi, güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde Kravçenko’nun 14 Eylül gecesi makam aracıyla ülkeden ayrıldığını yazdı.

Haberde, Başsavcının sınırı geçebilmek adına Litvanya’ya yapacağı bir resmi görevi gerekçe olarak kullandığı öne sürüldü.

Kravçenko bu adımdan hemen önce NABU Direktörü Semen Krivonos hakkında suçlama kararı imzaladığını açıklamıştı. Başsavcı, Krivonos’u “özellikle büyük miktarlarda haksız menfaat sağlamak amacıyla resmi belgelerde sahtecilik yapmakla” suçladığını duyurdu.

Kravçenko ayrıca Krivonos’a, mahkemede cezai sorumluluktan kaçmak için sahte gerekçe yaratma amacıyla “evlat edinme sürecinde usulsüzlük yapma” suçlamasının yöneltildiğini aktardı.

Başsavcı, SAP Başkanı Oleksandr Klimento’ya yakın bir isme yönelik de ayrı bir suçlama belgesi hazırladığını bildirdi.

NABU basın servisi, Kravçenko’nun suçlamalarını “bağımsız yolsuzlukla mücadele organlarına yönelik sistematik saldırıların bir devamı” olarak nitelendirdi.

Başsavcılığın bu girişimlerinin yeni olmadığını savunan kurum, asıl amacın “NABU ve SAP’ı Başsavcılık Makamı’na bağlama çabası” olduğunu kaydetti.

Siyasi mücadelelerin tarafı olmadıklarını vurgulayan NABU, Krivonos’a henüz resmi bir suçlama tebliğ edilmediğini, bu nedenle Başsavcının açıklamalarının usule ilişkin değil kamuoyunu etkilemeye dönük olduğunu savundu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, NABU Başkanını hedef alan Kravçenko için istifanın “tek çıkar yol” olduğunu belirtti. Zelenskiy, parlamentodan (Verhovna Rada) Kravçenko’nun görevden alınması yönündeki kararı derhal onaylamasını talep etti.

Ukrayna’da başsavcılığa yolsuzluk soruşturması: Neler biliyoruz?

Kravçenko, NABU ve SAP tarafından yürütülen ve çok sayıda savcının adının karıştığı “Kartaca” operasyonu kapsamında 7 Eylül’de istifa dilekçesini vermişti.

Kararının bilinçli ve “siyasi” olduğunu söyleyen Kravçenko, “Başsavcılık makamının siyasi bir hesaplaşma aracına dönüştürülmesini istemiyorum” dedi.

Yolsuzlukla mücadele kurumları, Başsavcılık çalışanlarını dolandırıcılık amaçlı çağrı merkezlerini koruma altına alan ve mal varlığı aklayan bir suç örgütü kurmakla itham etti.

Soruşturma birimlerine göre bu yapının başında Başsavcılık birim yöneticilerinden Serhiy Kropiva yer aldı.

Kropiva, 6 Eylül’de 120 milyon grivna kefalet bedeliyle tutuklandı. Mahkemede SAP savcısı, Kropiva ile Kravçenko arasındaki bağlara değinerek; şüphelinin Başsavcının Kozin’deki evinin tadilatını finanse edip yönettiğini, eşine ABD vizesi alması için yardım sağladığını ve Madrid’deki doğum günü kutlamasını organize ettiğini öne sürdü.

Başsavcılık ofisinde aramaların yapıldığı gün Kravçenko, ismi geçen yetkilinin görevden uzaklaştırıldığını ve personelin yalan makinesine girmesi dahil geniş çaplı inceleme başlatılacağını açıklamıştı.

Zerkalo Nedeli gazetesine konuşan kaynaklar ise Kravçenko’nun bizzat bu koruma ağına dahil olabileceğini iddia etmiş, Başsavcı ise bu iddiaları reddetmişti.

Ukrayinska Pravda’nın haberinde, soruşturma kapsamında Kravçenko’nun, yardımcısı Mariya Vdoviçenko’nun ve Odessa Bölgesel Askeri İdaresi Başkanı Oleg Kiper’in adreslerinde arama yapıldığı ileri sürüldü.

Başsavcılık Sözcüsü Maryana Hayovska ise bu bilgiyi yalanlayarak Kravçenko’nun evinde ya da iş yerinde herhangi bir arama gerçekleştirilmediğini kaydetti.

Gazeteye konuşan kaynaklar, Başsavcı Yardımcısının adresindeki aramalarda NABU ve SAP yönetiminin izlendiğine işaret eden belgelerin ele geçirildiğini aktardı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English