Bizi Takip Edin

Diplomasi

İsviçreli Gunvor’un Lukoil varlıklarını satın almasına ABD’den veto

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanlığı, İsviçreli petrol şirketi Gunvor’un, Rusya’nın en büyük özel petrol şirketi Lukoil’in 21 milyar dolar değerindeki yurt dışı varlıklarını satın almasına izin vermedi. Bakanlık, Gunvor’u “Kremlin’in kuklası” olarak nitelerken, şirket bu iddiaları “yanıltıcı ve yanlış” olarak reddederek teklifini geri çekti.

Washington yönetimi, İsviçreli petrol şirketi Gunvor’un, Rusya’nın en büyük özel petrol ve doğalgaz şirketi Lukoil’in yurt dışı varlıklarını satın almasına izin vermeyeceğini açıkladı.

ABD Hazine Bakanlığından yapılan açıklamada, “Başkan Donald Trump, Ukrayna’daki savaşın derhal sona ermesi gerektiğini açıkça ifade etti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin anlamsız katliamlarına devam ettiği sürece, Kremlin’in kuklası Gunvor hiçbir zaman faaliyet ve kâr elde etme lisansı alamayacak” denildi.

Gunvor’dan yanıt: İddialar yanıltıcı

Bu açıklamadan yaklaşık bir saat sonra Gunvor, Lukoil’in yurt dışı varlıklarını satın alma teklifini geri çektiğini duyurdu.

Şirket, ABD Hazine Bakanlığının açıklamasını “tamamen yanıltıcı ve yanlış” olarak nitelendirdi.

Şirketten yapılan açıklamada, “Gunvor, sahiplik yapısı ve faaliyetleri konusunda her zaman açık ve şeffaf olmuştur. On yılı aşkın süredir Rusya’dan aktif biçimde uzaklaşmakta, yaptırımlara uygun şekilde ticaretini durdurmakta, Rus varlıklarını elden çıkarmakta ve Ukrayna’daki savaşı kamuoyu önünde kınamaktadır” ifadeleri kullanıldı.

Anlaşma için Hazine onayı gerekiyordu

ABD, 22 Ekim’de Rusya’nın en büyük iki petrol şirketi olan Rosneft ve Lukoil ile bu şirketlere bağlı kuruluşlara yaptırım uygulamıştı.

Bu karardan bir hafta sonra, 1997’de İsveçli iş insanı Torbjörn Törnqvist ve Rusya Devlet Başkanı’na yakınlığıyla bilinen milyarder Gennadiy Timçenko tarafından kurulan Gunvor, Lukoil’in yurt dışı varlıklarını satın almayı planladığını bildirmişti.

Söz konusu varlıklar, dünya genelinde 11 ülkede petrol üretimi, yakıt işleme ve perakende satış alanlarında faaliyet gösteren ve toplam değeri yaklaşık 21 milyar dolar olan onlarca işletmeyi kapsıyordu.

Ancak anlaşmanın tamamlanabilmesi için Gunvor’un ABD Hazine Bakanlığından onay alması şarttı.

Öte yandan Bloomberg haber kuruluşunun konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, bu gelişmelerin ardından ABD, petrol ticareti şirketinin Moskova ile olan geçmiş bağlantılarını incelemeye karar verdi.

Haberde, Gunvor’un Lukoil’in yurt dışı varlıklarını satın alması halinde, şirketin kurucu ortağı Törnqvist’in kariyerindeki en büyük iki anlaşmanın da ABD yaptırımları sayesinde gerçekleşmiş olacağına dikkat çekildi.

Nitekim Washington yönetiminin 2014’te Moskova’ya yönelik kısıtlamaları devreye sokmasının ardından milyarder Timçenko, şirketteki hissesini Törnqvist’e satmıştı.

İsviçreli Gunvor’un Lukoil varlıklarını alması ABD’nin onayına takılabilir

O dönemde ABD Hazine Bakanlığı, Timçenko’nun enerji sektöründeki faaliyetlerinin “doğrudan Putin’le bağlantılı” olduğunu, Rusya Devlet Başkanı’nın Gunvor’da yatırımları bulunduğunu ve şirketin kaynaklarına erişim sağlayabildiğini belirtmişti.

Öte yandan Törnqvist, Lukoil’in yurt dışı varlıklarının Gunvor’a satılması halinde bu varlıkların bir daha Rus şirketine geri dönmeyeceğini ifade etmişti.

Törnqvist ayrıca, satışın Rusya’ya herhangi bir fayda sağlamayacağını belirterek ABD makamlarının bu anlaşmaya karşı çıkmaması gerektiğini savunmuştu.

Washington yönetimi daha önce Lukoil’e yurt dışı varlıklarını elden çıkarması için 21 Kasım’a kadar süre tanımıştı.

Bloomberg‘in haberine göre, büyük enerji şirketleri daha önce Lukoil temsilcileriyle temasa geçerek varlıkları satın alma konusuna ilgi göstermiş, ancak Gunvor’un teklifi nedeniyle geri çevrilmişti.

Diplomasi

Macron ile Trump, enerji alanında ateşkes önerilerini görüştü

Yayınlanma

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna ve Rusya arasında enerji sektörüne yönelik saldırılara ilişkin bir ateşkes sağlanmasını amaçlayan girişimleri görüştüğünü söyledi.

Görüşmenin ardından gazetecilere konuşan Macron, iki liderin çatışma konusunda “çok iyi” ve “çok yapıcı” bir görüşme yaptıklarını ve Kiev’in savunmasını güçlendirmesine yardım edilmesi gerektiği konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

Macron şöyle konuştu:

“Ukrayna ve Rusya konusunda uzun bir görüşme yaptık; savunma açısından kilit öneme sahip bir konu olduğu için, Ukraynalı dostlarımıza önleme füzeleri konusunda daha hızlı ve daha güçlü bir şekilde yardım etmemiz gerektiği üzerinde durduk.”

Ayrıntılara girmeden Macron, ikilinin enerji sektörüne yönelik saldırıların durdurulması fikrine de odaklandığını belirtti.

Fransız lider bu konuyu pazartesi günü ilerleyen saatlerde Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile yapacağı görüşmede gündeme getireceğini de eklemişti.

Fransız lider, savaşın Avrupa genelinde güvenliği etkilemeye devam etmesi nedeniyle Ukrayna’nın enerji sistemine yardım etmenin bir öncelik olmaya devam ettiğini ve Birleşmiş Milletler’de düzenlenecek yıllık liderler toplantısı sırasında bu konuda ilerleme kaydedilmesini umduğunu belirtti.

Zelenskiy de Macron ile bir görüşme yaptığını bildirdi ve görüşmelerin güvenlik konusuna ve Ukrayna için bir “kış destek paketi” hazırlıklarına odaklandığını belirtti.

Zelenskiy’e göre, Ukrayna, AB kredisi kapsamında sağlanan finansmanla ek SAMP/T hava savunma sistemleri ve bunlara ait füzeleri temin etmeye hazır.

Ayrıca, Ukrayna ve ortaklarının bu sistemlerin ve mühimmatlarının Ukrayna’da üretilmesi olasılığı üzerinde çalıştıklarını ve ortak FREYJA anti-balistik füze programı üzerinde de çalıştıklarını belirtti.

Zelenskiy, bu çalışmaların ilk sonuçlarını bu yıl içinde almayı beklediğini söyledi.

Macron, “Rusya’nın Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları, milyonlarca ailenin ısınma ve elektrikten mahrum kalmasına yol açma tehlikesi taşıyor. Fransa, kış boyunca Ukrayna’ya destek verecek ve G7 ülkeleri de enerji sektöründe destek sağlayacak,” dedi.

Macron’a göre Fransa, radar ve önleme füzeleri tedarikine yönelik bir sözleşme de dahil olmak üzere Ukrayna’nın hava savunmasını güçlendiriyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

G7, İran’ı “Husilere silah sağlamayı durdurmaya” çağırdı

Yayınlanma

G7 dışişleri bakanları İran’a, Yemen’deki Ensarullah milislerine (Husiler) sağladığı silah ve desteği sonlandırması çağrısında bulundular.

Bakanlar, bu durumun uluslararası ticareti baltalama ve küresel istikrarsızlığa yol açma riski taşıyan tehlikeli bir tırmanma eğilimi oluşturduğunu belirttiler.

ABD, Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya ve Kanada dışişleri bakanları, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun yan etkinlikleri kapsamında düzenlenen toplantının ardından açıklama yaptılar.

G7 ülkeleri yaptıkları açıklamada, “Yemen’de ve Suudi Arabistan Krallığı’na karşı Husi milisleri tarafından gerçekleştirilen kabul edilemez saldırıları en şiddetli şekilde kınıyoruz,” dediler.

Açıklama şöyle devam etti:

“Husileri, tüm askeri eylemleri, sivil gemilere yönelik tüm tehdit ve saldırıları derhal durdurmaya ve iyi niyetle siyasi sürece geri dönmeye çağırıyoruz.”

Bakanlar, “Gelecekte de Yemen’in meşru hükümetine desteğimizi sürdürecek ve Yemen’in birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne olan güçlü bağlılığımızı yeniden teyit edeceğiz,” dediler.

İran, daha önce Ensarullah’a silah sağladığını reddetmiş ve onlara yalnızca siyasi destek verdiğini belirtmişti.

Bu arada, AFP haber ajansı, Yemen direnişi yanlısı medya kaynaklarına atıfta bulunarak, Suudi Arabistan’ın Yemen’in stratejik Kızıldeniz liman kenti Muha’ya düzenlediği hava saldırılarında en az altı kişinin öldüğünü bildirdi.

Ensarullah’ın bu ayın başlarında Suudi yanlısı güçlerden ele geçirdiği şehre düzenlenen saldırıda ölenler arasında iki çocuk ve bir kadın da bulunurken, sekiz kişi yaralandı.

Yemen hükümetini destekleyen Suudi Arabistan, bildirilen hava saldırıları hakkında henüz bir açıklama yapmadı.

BM, Yemen’in Kızıldeniz kıyılarında çatışmaların aniden şiddetlenmesi nedeniyle toplamda 120.000’den fazla Yemenlinin yerinden edildiğini tahmin ediyor.

Bu ayın başlarında, Yemen’in yoğun nüfuslu bölgelerinin çoğunu zaten ele geçirmiş olan Ensarullah milisleri, Kızıldeniz’in güney kısmının Aden Körfezi’ne ve daha geniş Hint Okyanusu’na aktığı dar bir deniz geçidi olan Bab el-Mendeb’in kontrolünü ele geçirdi.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Birleşik Krallık’ın Suudi Arabistan’a, Kıbrıs’taki RAF Akrotiri üssünde konuşlanmış tek bir İngiliz uçağı olan Voyager’ın da dahil olacağı “savunma amaçlı havada yakıt ikmali” desteği sağlayacağını açıkladı.

Bir diplomatik kaynak AFP’ye, Fransa’nın da destek sözü verdiğini ve “tamamen savunma amaçlı bir yaklaşım” yoluyla Suudi enerji altyapısının “güvenliğini sağlama” konusunda çalışmaya hazır olduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD, Grönland’da iki yeni askeri üs açacak

Yayınlanma

ABD, Grönland’ın güneyinde Soğuk Savaş döneminden kalma bir askeri üssü yeniden faaliyete geçirmeyi ve şu anda Danimarka köpek kızağı devriyesi tarafından kullanılan doğu kıyısında bir başka üs kurmayı planlıyor.

Reuters’a bilgi veren kaynaklara göre, söz konusu yerler, 1950’lerde ABD’nin Bluie West One askeri üssünü kapatmasından bu yana nüfusu hayli azalan Narsarsuaq ile Danimarka özel kuvvetleri birimi olan Sirius Köpek Kızak Devriyesi tarafından kullanılan bir askeri karakol olan Mestersvig.

Danimarka, Grönland ve ABD’nin, salı günü (22 Eylül) New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yeni anlaşmalarını imzalamaları bekleniyor.

Anlaşmanın metni henüz kamuoyuna açıklanmadı. Anlaşma hakkında bilgi sahibi olan ve isimsiz kalmak koşuluyla konuşan üç kişi, ayrıntıların anlaşma imzalanana kadar kesinleşmeyeceğini belirtti.

Bir Beyaz Saray sözcüsü, anlaşmanın ayrıntıları hakkında yorum yapmaktan kaçındı ve salı günü imzalanacak olan anlaşmanın “Grönland ve Amerika Birleşik Devletleri’nin güvenliğini sağlayacağı ve koruyacağı” yönündeki daha önceki açıklamayı yineledi.

ABD ile Danimarka arasında Grönland anlaşması

Danimarka, bu anlaşmanın Arktik güvenliğini yalnızca ABD ve Danimarka’ya bırakmak yerine, NATO’nun denetimi altına aldığını belirtiyor.

Anlaşma, uzun süredir ABD’nin Grönland’ı kontrol etmesini istediğini belirten ve zaman zaman bu yarı özerk Danimarka toprağını ele geçirmek için askeri veya iktisadi güç kullanma olasılığını da masaya koyan ABD Başkanı Donald Trump’ın aylar süren baskısının ardından geldi.

Ocak ayında zirveye ulaşan Trump’ın tehditleri, NATO içinde bir diplomatik krize yol açmış ve Danimarka ile Grönland’ı, bu baskıyı hafifletmek amacıyla Washington ile müzakerelere itmişti.

Soğuk Savaş döneminde ABD, Grönland’da 17 askeri üs ve 10.000’den fazla personel bulunduruyordu.

Günümüzde ise sadece Pituffik Uzay Üssü kalmış durumda ve burada yaklaşık 150 ABD askeri personeli görev yapıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English