Bizi Takip Edin

Avrupa

Avrupa’da enerji koridorları Kuzey-Güney hattına kayıyor

Yayınlanma

Doğu Avrupa’da uzun süredir hakim olan Almanya merkezli Doğu-Batı enerji altyapısı, ABD’nin yönlendirmesiyle Kuzey-Güney hattına yöneliyor.

Alman hükümeti, ABD’den ithal edilen LNG’den bağımsız hale gelmek için Katar’dan gaz ithalatı konusunda uzun vadeli sözleşmeler imzalamaya çalışıyor.

Almanya Ekonomi Bakanı Katherina Reiche, bu konuyla ilgili olarak çarşamba günü (19 Kasım) Katar’ın başkenti Doha’da görüşmelerde bulundu.

Sektör verilerine göre, şu anda Kuzey ve Doğu Denizindeki dört Alman terminalinden ithal edilen sıvılaştırılmış doğalgazın yüzde 94’ü ABD’den geliyor. 

Avrupa’da LNG terminallerinin inşası ve buradan gazın dağıtımını sağlayan boru hatlarının kurulması, Washington tarafından siyasi ve ekonomik olarak destekleniyor. Bu amaçla yapılan hazırlıklar 2015 yılında Üç Deniz Girişimi ile sonuçlandı.

Trump yönetimi de “küresel enerji hakimiyeti” hedefine ulaşmak için bu girişimi kullanıyor.

Enerji tedarikinde Kuzey-Güney hatları

ABD, gerekli altyapının (terminaller ve bunlara bağlı boru hatları) genişletilmesini destekleyerek yıllardır AB’ye LNG ihracatını artırmaya çalışıyor.

Bu, son yıllarda faaliyete geçen Polonya, Litvanya ve Hırvatistan’daki LNG terminalleri için geçerli: Bu terminaller, giderek artan miktarlarda ABD gazını karaya taşıyor.

Şu anda, Yunanistan üzerinden teslimatları genişletmek için planlamalar hızlandırılıyor. Atina yakınlarındaki Revythousa adasındaki terminale ek olarak, geçen yıl Türkiye sınırına yakın Aleksandropolis’te (Dedeağaç) ikinci bir terminal faaliyete geçti; üç terminal daha planlanıyor.

Buna ek olarak, Yunanistan’daki terminallerden kuzeye doğru doğalgaz taşıyan bir boru hattı altyapısı olan “Dikey Koridor” da genişletiliyor. Bu koridor, bir yandan Bulgaristan ve Sırbistan veya Romanya üzerinden Macaristan’a, diğer yandan Bulgaristan ve Moldova üzerinden Ukrayna’ya uzanıyor. Ukrayna’ya ilk teslimatlar bu yaz gerçekleştirildi.

Kuzey koridoru büyük ölçüde, eskiden Rusya gazını dağıtan eski boru hattı altyapısına dayanıyor ama kısmen ek unsurların da inşa edilmesi gerekiyor.

Üç Deniz Girişimi’nin enerji tedarikinde önemi

Sıvılaştırılmış doğalgaz terminallerinden büyük ölçüde kuzey-güney yönünde uzanan boru hatları, 2015 yılında dönemin Polonya Cumhurbaşkanı Andrzej Duda ve dönemin Hırvatistan Cumhurbaşkanı Kolinda Grabar-Kitarović tarafından resmi olarak başlatılan uzun vadeli bir stratejinin, yani Üç Deniz Girişimi’nin bir parçası.

Bu girişim, Doğu ve Güneydoğu Avrupa’nın, AB’nin merkezi olan Almanya’ya yönelik, oldukça tek taraflı doğu-batı yönünde uzanan altyapısını kuzey-güney bileşenleriyle genişletmeyi ve böylece bölgenin Almanya’ya bağımlı olmaksızın bağımsız olarak gelişmesini kolaylaştırmayı amaçlıyor.

Washington merkezli Atlantic Council, “Completing Europe” (“Avrupa’yı Tamamlamak”) başlıklı ve “Baltık Denizinden Adriyatik ve Karadeniz’e uzanan bir kuzey-güney koridoru”nun oluşturulmasını ele alan ayrıntılı bir çalışma hazırlayarak bu girişimin ön hazırlıklarını yapmıştı. Girişimin adı da bu üç denizden geliyor.

Atlantic Council, bu çalışmaya Polonya, Litvanya ve Romanya enerji şirketlerinden oluşan bir lobi örgütü olan Central Europe Energy Partners’i (CEEP) de dahil etmişti.

ABD’nin enerji hakimiyeti Avrupa’da koridorları şekillendiriyor

AB’nin Rusya ile güç mücadelesinde dayattığı Rus gazının alımının sonlandırılması, ABD’nin Avrupa’nın doğalgaz arzını doğu-batı yönünden kuzey-güney yönüne, yani Baltık Denizi ve Akdeniz’deki sıvılaştırılmış doğalgaz terminallerinden kıtanın merkezine kaydırmasını kolaylaştırdı.

Bu değişimi daha da zorlayan Trump yönetiminin bakış açısına göre, bu durum ABD’nin “enerji hakimiyeti” elde etmesine yardımcı oluyor. 

Washington, sadece yurt içinde değil, küresel olarak da yenilenebilir enerji kaynaklarından fosil yakıtlara geçişi mümkün olduğunca hızlandırmak için petrol ve özellikle doğalgaz üretimini artırmaya odaklanıyor.

Trump’ın ikinci dönem programını hazırlayan muhafazakâr Heritage Vakfı, böylelikle Çin’in yeşil enerji tedarik zincirlerinden bağımsız hale gelip “dostlara ve düşmanlara karşı jeopolitik kaldıraç gücü” elde edebileceklerini düşünüyor.

Enerji koridorunda değişiklik Almanya’nın aleyhine 

AB’nin doğalgaz tedarikinin doğu-batı yönünden kuzey-güney yönüne kaydırılması, Almanya için bir etki kaybına da yol açtı: Almanya, özellikle Kuzey Akım boru hatları sayesinde, bir zamanlar Avrupa’da Rus gazının dağıtımında etkili bir merkezdi.

Fakat bugün Kuzey ve Doğu Denizindeki terminallerden Avusturya ve Çekya’ya sadece sınırlı miktarda ABD gazı aktarıyor.

AB’nin 2027 yılına kadar Rus gaz alımını sonlandırma kararıyla, terminallerin ve kuzey-güney boru hatlarının önemi daha da artıyor fakat uzun vadede bu önemin tekrar azalması bekleniyor.

IEEFA’nın tahminlerine göre, yenilenebilir enerjilere geçiş, 2030 yılına kadar AB’nin gaz tüketimini yüzde 15’e kadar azaltacak ki bu da ABD gazına olan talebin azalması anlamına geliyor. 

Elbette bu, AB’nin yenilenebilir enerjiye geçişini sürdürmesi durumunda geçerli. ABD Enerji Bakanı Chris Wright, geçtiğimiz günlerde Atina’da ortaklaşa düzenlenen Transatlantik Enerji İşbirliği Ortaklığı (P-TEC) konferansında, AB’nin rüzgar ve güneş enerjisine yönelme kararını yeniden düşünmesi gerektiğini vurguladı.

Katar’dan daha fazla gaz hedefi

Alman hükümeti, gelecekte Katar’dan daha fazla LNG satın almak istiyor.

Bu bilgi, Federal Ekonomi Bakanı Katherina Reiche tarafından çarşamba günü Doha’ya yaptığı ziyaret sırasında doğrulandı.

Alman hükümeti, özellikle uzun vadeli tedarik sözleşmelerine odaklanıyor. Reiche’ye Doha’da eşlik eden Almanya’nın üçüncü büyük enerji tedarikçisi Rhein Energie’nin başkanı Andreas Feicht, bu sözleşmelerin kısa vadeli sözleşmelere göre daha uygun fiyatlarla yapılabileceğini ve böylece Almanya’nın on yıllardır tedarik ettiği Rus boru hattı gazının son derece düşük fiyatlarına yeniden yaklaşılabileceğini açıkladı.

Fakat burada bazı zorluklar da ortaya çıkıyor. Katar, AB’ye sıvılaştırılmış doğalgaz tedarik ederse, tedarik zinciri direktifini ihlal etme ve ceza ödeme riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Bunun nedenlerinden biri, direktifin AB’de faaliyet gösteren şirketlere Paris İklim Anlaşmasının hedeflerine nasıl ulaşacaklarına dair planlar sunmalarını zorunlu kılması.

Reiche’nin Doha ziyareti sırasında, Katar’ın bu durumda LNG’sini diğer kıtalarda satacağı bir kez daha teyit edildi. Bu çatışmanın nasıl çözüleceği henüz belirsiz.

Almanya’nın ana tedarikçisi hâlâ ABD

Katar’dan LNG ithalatının artırılması, ABD’nin bu alandaki ezici hakimiyetinden kurtulmanın en uygun yolu olarak görülüyor.

ABD, son yıllarda LNG üretimini önemli ölçüde artırdı ve Başkan Donald Trump’ın göreve gelmesinden bu yana bu artışı daha da hızlandırdı.

Ekim ayında ABD, aylık 10 milyon tonun üzerinde LNG ihraç eden dünyadaki ilk ülke oldu. Bu, Avrupa’nın alımlarını eylül ayında 6,22 milyon tondan ekim ayında 6,9 milyon tona çıkarmasıyla mümkün oldu.

Böylece Avrupa, Amerikan LNG’sinin yaklaşık yüzde 69’unu satın aldı. Buna en büyük katkı Almanya’dan geldi. Şu anda dört terminalden hızla artan miktarlarda sıvı gaz karaya pompalanıyor: Kuzey Denizindeki Wilhelmshaven’da iki terminal, Brunsbüttel ve Baltık Denizinde bulunan Rügen’de ise birer terminal.

Eyalet tarafından atanan terminal şirketi DET’e göre, Stade’deki Elbe Nehri terminali en erken 2026 yılının ikinci çeyreğinde faaliyete geçecek.

Bu terminal, deniz yoluyla LNG alan beşinci yüzer depolama ve yeniden gazlaştırma ünitesi (FSRU) olacak.

ReGas ve Hoegh, Mukran’ın öncüsü olan Baltık Denizi limanını yeşil amonyak ve hidrojen üretim ve ithalat terminali olarak geliştirmeyi planlıyor. Gascade, proje hayata geçtiğinde bu terminali müşterileriyle bağlantıya geçirecek.

Bu hacim, şu anda Almanya’nın doğalgaz ithalatının yüzde 13,25’ini oluşturuyor. Institute for Energy Economics and Financial Analysis (IEEFA) verilerine göre, Almanya’nın LNG ithalatının yüzde 94’ü ABD’den geliyor.

Avrupa, 2025 yılının ilk yarısında LNG’nin yaklaşık yüzde 57’sini ABD’den ithal etti; ekim ayında bu oran yüzde 60’a ulaştı ve artış eğilimi devam ediyor.

Avrupa

Almanya, Rusya’ya karşı binlerce yeni füze almaya hazırlanıyor

Yayınlanma

Bloomberg’ün haberine göre Almanya, Tomahawk sevkiyatında yaşanan gecikmeler üzerine savunma cephaneliğini binlerce hassas vuruş füzesiyle takviye etmeyi planlıyor. Berlin, Amerikan girişimi Covenant’tan 1,12 milyar doları aşan Anthem füzeleri almanın yanı sıra Ukrayna, Hollanda ve İngiltere ortaklı projeleri değerlendiriyor.

Almanya, savunma cephaneliğini genişletmek amacıyla binlerce hassas vuruş füzesi satın almayı planlıyor.

Almanya ordusunun envanterinde şu anda yalnızca havadan fırlatılan ve yaklaşık 500 kilometre gibi görece kısa bir menzile sahip olan Taurus seyir füzeleri yer alıyor.

Bloomberg’ün konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Berlin’in Amerikan Raytheon üretimi BGM-109 Tomahawk füzeleri ile Typhon fırlatma sistemlerini tedarik etme planının ise gecikmelerle karşılaştığı belirtildi.

Bu tablonun ardından Almanya Savunma Bakanlığı, çok sayıda üreticiyle binlerce hassas vuruş füzesi almak üzere görüşmelere başladı.

Berlin’in benimsediği strateji, görece düşük maliyetli füzeleri yüksek adetlerle temin ederek nicelik üstünlüğü kurmayı ve olası bir hasmın hava savunma sistemlerini doygunluğa ulaştırarak felce uğratmayı amaçlıyor.

Görüşme yürütülen taraflardan birini Amerikan savunma girişimi Covenant oluşturuyor.

Almanya, bu şirketten 1,12 milyar doları aşan bir maliyetle karadan fırlatılan binlerce Anthem seyir füzesi almayı değerlendiriyor.

Covenant şirketi ABD kökenli olmasına karşın projenin Avrupa ile doğrudan bağı sürüyor. Girişim, bu yıl Almanya’nın Leipzig kentinde bir fabrika açtı.

Fabrikadaki ilk füzelerin 2027 yılının başında üretim bandından çıkması hedefleniyor.

Gelecek yılın sonuna kadar bin adet üretmeyi planlayan şirket, bağımsız Avrupa tedarik zincirlerinden faydalanarak 2028 yılına gelindiğinde yıllık 5 bin füzelik azami kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor.

Berlin tek bir tedarikçiye bağlı kalmamak için alternatifleri inceliyor

Berlin yönetimi tek bir şirkete bağımlı kalmaktan kaçınmak için farklı seçenekleri de gündemde tutuyor.

Bu kapsamda Ukrayna ile Bars seyir füzelerinin ortak üretimi ve satın alınması yönünde temaslar yürütülüyor.

Hollanda merkezli Destinus SA şirketinin geliştirdiği Ruta füzeleri de incelenen seçenekler arasında yer alıyor.

Almanya ve İngiltere ortak girişimi olan Hypersonica ile de yüksek hızlı HS1 füzelerinin geliştirilmesi konusu ele alınıyor.

Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından geniş kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girdi.

Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın Rusya ile askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlandığını öne sürmüştü.

Neçayev, Almanya’nın Ukrayna’daki çatışmalara taraf olmama yönündeki resmi beyanlarına rağmen askeri harcamalarını artırdığını, ordu mevcudunu büyüttüğünü ve silahlanma adımlarını hızlandırdığını savundu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avusturya, dört Rus diplomatı sınır dışı etti

Yayınlanma

Avusturya, üçü büyükelçilikte biri AGİT temsilciliğinde görevli dört Rus diplomatı casusluk şüphesiyle sınır dışı etti. Karara tepki gösteren Rusya Dışişleri Bakanlığı misillemenin kaçınılmaz olduğunu duyururken Viyana’nın 2022’den bu yana sınır dışı ettiği Rus görevli sayısı en az 18’e ulaştı.

Avusturya, dört Rus diplomatı “istenmeyen kişi” ilan ederek sınır dışı etti. Diplomatlardan üçü Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde görev yaparken biri ülkenin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilciliğinde yer alıyordu.

Gelişmeyi cuma günü ilk olarak Avusturya dergisi Profil duyurdu; kamu yayıncısı ORF ve Die Presse gazetesi de Dışişleri Bakanlığına dayandırdıkları haberlerle bilgiyi teyit etti.

Bakanlık açıklamasında kararın güvenlik birimlerinden gelen veriler doğrultusunda alındığı belirtildi. Açıklamada, dört Rus görevlinin diplomatik statüleriyle bağdaşmayan faaliyetler yürüttüğü kaydedildi.

Moskova ise karara gecikmeden karşılık verileceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın bu adımına yönelik tepkinin “kaçınılmaz olarak geleceğini” açıkladı.

Avusturya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde toplam 48 diplomat görev yapıyor. 23 Rus vatandaşı da ülkenin AGİT Daimi Temsilciliğinde yer alıyor.

Profil: Rus diplomatlar casuslukla suçlanıyor

Profil dergisi, sınır dışı edilen dört Rus diplomatın casusluk şüphesiyle hedef alındığını aktardı.

Bu isimlerin, araştırmacı yayın organı Agentstvo’nun ağustos başında yayımladığı ve istihbarat servisleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülen 21 kişilik diplomat listesinde yer alıp almadığı ise henüz netleşmedi.

Profil, Avusturya Savunma Bakanlığının ağustos ayı ortasında askerlere olası Rus ajan devşirme girişimlerine karşı uyarı yazısı gönderdiğini ve şüpheli temasların bildirilmesini istediğini kaydetti.

Avusturya makamlarının gündemine giren bir diğer başlık ise Viyana sakinlerinin Rusya Büyükelçiliği çatısından gelen seslere yönelik şikayetleri oldu.

İngiliz The Financial Times gazetesi mart ayında kaynaklarına dayandırdığı haberinde, çatıdaki “anten ormanı” aracılığıyla NATO ve diğer uluslararası kuruluşların haberleşmelerinin dinlendiğini öne sürmüştü. Viyana yönetimi bu iddialar üzerine mayıs ayında üç Rus diplomatı sınır dışı etmişti.

Avusturya Dışişleri Bakanlığı eylül ayı ortasında yerel haber ajansı APA’ya yaptığı açıklamada, Rusya Büyükelçiliği temsilcilerinin çatıdaki havalandırma pervanelerinin arızalandığını savunarak gürültü için özür dilediğini bildirmişti.

Şubat 2022’de Ukrayna’da başlayan savaştan bu yana Avusturya, son kararla birlikte Rus temsilciliklerindeki en az 18 personeli sınır dışı etmiş oldu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Sırbistan’da öğrenci mitinginde yüzbinlerce kişi bir araya geldi

Yayınlanma

Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki hareketin son mitingi için perşembe günü yüz binlerce kişi Belgrad’ın merkezinde bir araya geldi.

25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri öncesinde yapılan mitingin organizatörleri, mitinge en az 200.000 kişinin katıldığını belirtti.

Hareket, Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) 14 yıllık iktidarını sona erdirmeyi ve yaklaşık iki yıldır süren hükümet karşıtı protestoları bir seçim zaferine dönüştürmeyi hedefliyor.

Protesto hareketi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde bir tren istasyonu kanopisinin çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi ve bunun ülke genelinde öğrenciler öncülüğünde kitlesel yolsuzluk karşıtı protestolara yol açmasının ardından ortaya çıktı.

Göstericiler, felaketin sorumlusu olarak hükümetin yolsuzluğunu gösterdi fakat henüz kimse cezai olarak sorumlu tutulmadı.

Öğrenci Listesi’nden birçok aday kalabalığa hitap etti. Aralarında, yargı ve savcılığın siyasi baskı ve kişisel çıkarların etkisinden arındırılması çağrısında bulunan tanınmış Sırp aktör Tihomir Stanić de vardı.

Stanić, “Hepimiz kanun önünde eşit olmamaktan bıktık. Sırbistan özgürlüğü, adaleti ve hesap verebilirliği hak ediyor,” dedi.

Miting, son iki yıldır öğrenci hareketinin harekete geçirdiği çok sayıda genç de dahil olmak üzere her yaştan insanı bir araya getirdi.

Belgrad’dan 26 yaşındaki Nađa, başından beri öğrencileri desteklediğini ve adalet ve daha iyi bir gelecek için mücadele eden insanların yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.

Rapporteur’e verdiği demeçte, “Öğrenci Listesi’nin seçimi kazanmasını bekliyorum fakat iktidar yetkililerinin sonuçları sorgulamak ve itibarsızlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına inanıyorum,” dedi.

Mitinge, siyasi değişim ve çocukları için daha iyi bir gelecek umduğunu belirten daha yaşlı destekçiler de katıldı.

61 yaşındaki Dragana, Rapporteur’e, “Umarım yeni hükümet, çocuklarımızın Sırbistan’ı terk etmek zorunda kalmadan geleceklerini kurabilecekleri bir ülke yaratır,” dedi.

Seçimler, Vučić’in iktidar partisinin yıllarca kendisiyle kıyaslanabilecek kadar güçlü bir seçim rakibiyle karşılaşmadığı 2012’de SNS’nin iktidara gelmesinden bu yana Sırbistan’da görülen en belirsiz seçimler olarak değerlendiriliyor.

Seçim kampanyası neredeyse bir referandum havasına büründü. Oylama, genel olarak SNS’nin iktidarının devamı ile siyasi değişim umudu arasında bir seçim olarak görülüyor.

Anketler, iktidar koalisyonu ile Öğrenci Listesi arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Salı günü yayınlanan son ankete göre, kararını vermiş seçmenler arasında SNS liderliğindeki koalisyon %42,9, Öğrenci Listesi ise %42 oy oranına sahip.

Avrupa Parlamentosu heyeti de dahil olmak üzere uluslararası gözlemciler, seçimleri izleyecek.

Seçimlerin nasıl yürütüleceği, seçim koşulları, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusundaki süregelen endişeler nedeniyle, uzun süredir durma noktasına gelen Sırbistan’ın AB üyelik süreci üzerinde önemli etkiler yaratabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English