Bizi Takip Edin

Diplomasi

Tanker savaşları

Yayınlanma

Küresel enerji piyasaları ve deniz ticaret rotaları, son aylarda Atlantik Okyanusu’ndan Karadeniz’e uzanan bir hatta, devletlerin ve devlet dışı aktörlerin dahil olduğu şiddetli bir “tanker savaşına” sahne oluyor.

Krizin merkez üssü ise 7 Ocak 2026 tarihinde ABD donanmasının Kuzey Atlantik’te Rus bayraklı Marinera tankerine el koymasıyla Washington-Moskova hattına kaydı.

ABD’nin Venezuela yaptırımlarını deldiği gerekçesiyle gerçekleştirdiği bu hamle, Rusya tarafından “korsanlık” olarak nitelendirilirken, Türk denizcilik şirketleri de Afrika ve Karadeniz’deki saldırıların ortasında kaldı.

ABD, Marinera’yı neden alıkoydu?

ABD ordusu, 7 Ocak’ta Kuzey Atlantik’te düzenlediği operasyonla, Rusya bayrağı taşıyan petrol tankeri Marinera’yı federal mahkeme emrine dayanarak alıkoydu.

ABD’nin Avrupa Komutanlığı, operasyonun gerekçesi olarak Amerikan yaptırımlarının ihlal edilmesini gösterdi. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, tankerin Venezuela’nın “gölge filosunun” bir parçası haline geldiğini ve yasa dışı yollarla Venezuela petrolü taşıdığını belirtti.

Washington yönetimi, geminin herhangi bir devletin mülkiyetinde olmadığını ve “sahte bayrak” altında seyrettiğini savunarak, aralarında Rus vatandaşlarının da bulunduğu mürettebatın yargılanacağını duyurdu.

Leavitt, el konulan Venezuela petrolünden elde edilecek gelirin ABD kontrolündeki hesaplara aktarılacağını ve bu fonların uluslararası bankalarda tutulacağını açıkladı.

Moskova’dan “savaş” tehditleri: “Gemilerini batıralım”

Tankerin alıkonulması Moskova’da sert bir tepkiyle karşılandı. Rusya Dışişleri Bakanlığı, 8 Ocak’ta Washington’a bir nota vererek eylemin “yasa dışı” olduğunu bildirdi ve geminin derhal serbest bırakılmasını talep etti.

Bakanlık, tankerin 24 Aralık 2025 tarihinde yasal olarak Rusya devlet bayrağı altında seyretmek için geçici izin aldığını vurguladı.

Ancak asıl sert tepki Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma’dan geldi. Duma Savunma Komisyonu Başkan Yardımcısı Aleksey Juravlev, ABD’nin eylemini “sıradan bir korsanlık” olarak niteleyerek askeri karşılık verilmesini istedi.

Juravlev, “Torpidolarla saldırmak, birkaç Amerikan sahil güvenlik botunu batırmak… ABD’yi ancak böyle bir sille durdurabilir” ifadelerini kullandı.

Bir diğer Duma milletvekili Andrey Gurulev ise Rusya’nın önleyici hamlelerde bulunarak, Avrupa’daki hedefleri ve “düşman lojistiğini” Oreşnik füzeleriyle vurması gerektiğini savundu.

Okyanusta kedi-fare oyunu: Bella 1’den Marinera’ya

Krizin fitili, aslında 2026’nın ilk günlerinde Karayip Denizi’nde ateşlenmişti. İran’dan yola çıkan ve Venezuela’dan petrol almak üzere bölgeye giden Bella 1 tankeri, ABD Başkanı Donald Trump’ın 17 Aralık’ta ilan ettiği “tam abluka” kararı sonrası Amerikan ordusunun takibine girdi.

ABD Sahil Güvenlik yetkilileri, geminin herhangi bir ulusal bayrak taşımadığını belirterek durdurma girişiminde bulundu. Ancak çoğunluğu Rusya, Hindistan ve Ukrayna vatandaşlarından oluşan mürettebat teslim olmayı reddetti. The New York Times’ın aktardığına göre, mürettebat geminin üzerine kaba bir Rusya bayrağı çizerek Moskova’nın koruması altında olduklarını göstermeye çalıştı.

Takip sırasında geminin ismi Marinera olarak değiştirildi ve Rusya Denizcilik Sicili’ne kaydedildi. Bağlama limanı Soçi olarak gösterilen tanker, Atlantik Okyanusu’na yönelerek Avrupa sularına ulaşmaya çalıştı.

İngiltere ve Danimarka gibi Avrupa ülkeleri, ABD’nin kendi sularına yakın bir noktada Rus gemisine operasyon düzenlemesinin çatışmayı körüklemesinden endişe etse de, Washington operasyon kararından geri adım atmadı.

Trump’tan Rusya’ya karşı “cehennem yaptırımlarına” yeşil ışık

Sahadaki sıcak çatışmalar sürerken, Washington ekonomik cephede de baskıyı artıracak adımlar attı. ABD Başkanı Trump, 8 Ocak’ta kamuoyunda “cehennem yaptırımları” olarak bilinen yasa tasarısının ilerletilmesi talimatını verdi.

Tasarıyı hazırlayan Senatör Lindsey Graham, düzenlemenin Rusya’dan enerji ithal etmeye devam eden Çin, Hindistan ve Brezilya gibi ülkelere yüzde 500 gümrük vergisi uygulanmasını öngördüğünü açıkladı.

Graham, bu hamlenin Putin’in savaş ekonomisini finanse eden ucuz Rus petrolü alımını durdurmayı amaçladığını belirtti.

Ukrayna’nın saldırısına uğrayan tanker Türkiye’ye sığındı

“Tanker savaşları” sadece Atlantik ile sınırlı kalmadı; Karadeniz ve Afrika açıklarında Türk şirketlerine ait gemiler de çatışmaların ortasında kaldı.

İnebolu’ya sığınan tanker (8 Ocak 2026): Singapur’dan Rusya’nın Novorossiysk limanına gitmekte olan Palau bayraklı Elbus tankeri, Karadeniz’de insansız deniz aracı ve İHA saldırısına uğradı. Denizcilik istihbarat firması Lloyd’s List’in aktardığına göre, makine dairesinden hasar alan gemi rotasını Türkiye’ye çevirerek Kastamonu’nun İnebolu ilçesi açıklarına demirledi.

Beşiktaş Shipping’in çekilmesi (3 Aralık 2025): Türk denizcilik şirketi Beşiktaş Shipping, Mersin adlı tankerinin Senegal’in başkenti Dakar açıklarında drone saldırısına uğramasının ardından Rusya ile ilgili tüm faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı. Şirket, geminin gövdesinde patlamalar sonucu hasar oluştuğunu belirterek, “Personelimizin güvenliği önceliğimiz” açıklamasını yaptı.

Odessa’da vurulan Türk gemisi (18 Kasım 2025): Rusya ordusu, Ukrayna’nın Odessa bölgesindeki İzmail limanında demirli Türk bayraklı bir sıvılaştırılmış gaz (LNG) tankerini dronla vurdu. Saldırı, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin ABD ile gaz ithalatı anlaşması imzalamasından bir gün sonra gerçekleşti. Olay sonrası Romanya, patlama riski nedeniyle sınırındaki bir köyü tahliye etmek zorunda kaldı.

Boğaz girişinde saldırı (28 Kasım 2025): İstanbul Boğazı’nın Karadeniz girişinde Gambiya bayraklı Kairos ve Virat adlı iki tanker eş zamanlı olarak hedef alındı. Ukrayna istihbaratına dayandırılan haberlerde, saldırıların “Sea Baby” adlı deniz insansız araçlarıyla düzenlendiği ve gemilerin Rusya’nın “gölge filosu” ile bağlantılı olduğu iddia edildi.

10 milyar dolarlık plan: Rusya’nın “gölge filosu” yaptırımları nasıl atlatıyor?

Yaklaşık 10 milyar dolar harcayarak bir gölge filo oluşturan Rusya, bugün petrol ve petrol ürünlerinin yaklaşık yüzde 70’ini bu tankerlerle taşıyor.

Bu sayede, varil başına 60 dolarlık tavan fiyatla bağlantılı kısıtlamalardan büyük ölçüde kaçabiliyor. Batı’nın münferit tanker ve sahiplerine yönelik yaptırımları ise henüz Rusya’nın ihracatını sınırlandıracak etkin bir tedbir olmaktan uzak.

Ekim 2024’te Financial Times, Kiev Ekonomi Okulu’nun (KSE) raporuna atıfta bulunarak, bu yılın haziran ayında gölge filonun bir önceki yılın aynı döneminde taşıdığı 2,4 milyon varillik kapasitenin neredeyse iki katına çıkarak günde 4,1 milyon varile ulaştığını bildirdi.

Bu, neredeyse yüzde 71’lik bir artış anlamına geliyor. Ham petrolün artık neredeyse tamamen (yüzde 89) eski tankerlerle (gölge filo gemilerinin ortalama yaşı 18 yıl) taşındığı, petrol ürünlerinin ise yüzde 38 oranında bu gemilerle sevk edildiği belirtiliyor.

Bu tankerlerin bir kısmı, Rus şirketlerince petrol sızıntılarına karşı sigortalanmış durumda, ancak çoğunun sigortasız olduğu iddia ediliyor.

KSE, Avrupa sularında “gölge alanlar” oluşturulmasını ve yalnızca yeterli sigorta kapsamına sahip olduklarını kanıtlayabilen tankerlere izin verilmesini öneriyor.

Fakat raporda mevcut koşullar altında “büyük bir çevre felaketinin sadece bir zaman meselesi” olduğu uyarısı yapılıyor.

Financial Times, gölge filodaki dört tankerin, Danimarka Boğazları ve Çanakkale Boğazı gibi kritik noktalarda son iki yılda motor arızası yaşadığını, fakat şimdiye kadar bu arızaların petrol sızıntısına yol açmadığını da ekledi.

Batılı ülkeler, 2023’ün sonlarından itibaren münferit tankerlerin yanı sıra bunların sahip ve işletmecilerine de yaptırım uygulamaya başladı.

KSE raporunun yazarlarından Benjamin Hilgenstock, bu yaptırımların son derece etkili olduğunu ve bu yüzden birçok geminin deniz taşımacılığına devam etmeye cesaret edemediğini ifade etti.

Ancak Hilgenstock, kampanyanın şu ana kadar Rusya’nın gölge filosunu zayıflatma konusunda sınırlı bir etki yarattığını vurguladı.

Öte yandan Harvard Üniversitesi’nde bu tür operasyonlar konusunda uzman olan Craig Kennedy, Rus petrol şirketlerinin gölge filo için satın aldığı gemilerle bağlantılarını gizlemek amacıyla kasıtlı olarak yabancı sahip ve operatörleri tercih ettiğini kaydetti.

Diplomasi

Almanya, Rusya ile Ukrayna diyaloğu için fırsat görüyor

Yayınlanma

Almanya hükümeti yetkilileri, Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna çatışmasına ilişkin müzakerelerin yeniden başlaması için kademeli olarak bir diyalog penceresinin açıldığını belirtiyor. Reuters’a konuşan Berlin kaynakları sürecin haftalar değil aylar alacağını öngörüyor.

Almanya hükümetinden ismi açıklanmayan bir yetkili, Rusya ile Avrupa arasında Ukrayna çatışmasına yönelik müzakerelerin yeniden başlaması için kademeli olarak bir diyalog penceresinin açıldığını gördüklerini belirtti.

Reuters haber ajansının aktardığına göre, Alman hükümet temsilcisi gazetecilere yaptığı açıklamada, bu müzakerelerin muhtemelen haftalar değil, aylar alacak bir mesele haline geleceğini ifade etti.

Hazırlık sürecinin karmaşık olacağını dile getiren yetkili, Avrupa’nın temel görevinin tüm taraflarca kabul edilecek ve tanınacak etkili bir diplomatik mekanizma oluşturmak olduğunu kaydetti.

Şu an için sürece kimin liderlik edeceği sorusunun açıkta kaldığını belirten kaynak, Birleşik Krallık, Almanya ve Fransa’dan oluşan üçlünün bu konuda önemli bir rol oynamaya devam etmesinin muhtemel olduğunu aktardı.

Kaynak ayrıca, Berlin’in Washington ile rekabet etmek yerine koordinasyon içinde hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdiğini belirtti.

Reuters, söz konusu kaynağın açıklamalar yaptığı brifing sırasında potansiyel arabulucular konusunun da ele alındığını yazdı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Aralık 2025’te yaptığı açıklamada, Moskova’nın daha önceki önerileri temelinde çatışmayı barışçıl yollarla sonlandırmaya hazır olduğunu ifade etmişti.

Bu öneriler arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk Halk Cumhuriyeti, Lugansk Halk Cumhuriyeti, Herson ve Zaporojye bölgelerinin idari sınırlarından çekilmesi de yer alıyordu. Putin, çatışmanın ancak temel nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla barışçıl yollarla çözülebileceğini söylemişti.

Mayıs ayında Putin, Avrupa tarafında tercih edilen müzakerecinin eski Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder olduğunu ifade etmişti.

Alman hükümet kaynaklarına dayandırılan Der Spiegel, Süddeutsche Zeitung, ARD-aktuell ve Tagesspiegel haberlerine göre Berlin bu fikre şüpheyle yaklaştı.

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin dışişleri bakanları ise Schröder’in müzakerelere katılımı olasılığını reddetti. Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, eski şansölyenin böyle bir durumda masanın her iki tarafında da oturmuş olacağını dile getirdi.

Rusya cephesinde ise Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ukrayna çatışmasına ilişkin müzakerelerin askıda kalmaya devam ettiğini bildirdi.

Peskov, buna karşın Moskova’nın Washington ile mevcut kanallar üzerinden temaslarını sürdürdüğünü ve tarafların düzenli olarak iletişim kurduğunu açıkladı.

Daha önce Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de benzer bir duruma işaret ederek, belirli temasların korunduğunu gizlemeyeceğini ancak halihazırda doğrudan müzakerelerin yürütülmediğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

“Beş Göz” istihbarat servislerinden Çin ve LinkedIn uyarısı

Yayınlanma

“Beş Göz” uluslararası istihbarat ittifakına üye teşkilatlar, Çinli casusların ABD ve müttefiklerine karşı taktiksel bir avantaj elde etmek amacıyla hükümet ve askeri personeli kendi saflarına çekmeye ve güvenlerini sarsmaya çalıştıkları konusunda uyarıda bulundu.

ABD, Avustralya, Birleşik Krallık, Kanada ve Yeni Zelanda istihbarat teşkilatları, nadir görülen bir ortak bildiride, Çin’in gizli bilgilere erişim sağlamak için LinkedIn ve Indeed gibi profesyonel ağ sitelerini ve iş platformlarını giderek daha fazla kullandığını ileri sürdü.

Bildiride, Beş Göz teşkilatlarının hassas bilgileri teslim eden kişilerin vakalarını ortaya çıkardığı ve bunun cezai kovuşturmalara yol açtığı belirtildi.

Çinli istihbarat görevlileri ve suç ortakları, danışman, insan kaynakları uzmanı veya düşünce kuruluşu personeli gibi davranarak, dış politika ve savunma analisti gibi pozisyonlar için çevrimiçi iş ilanları yayınlıyor.

Ortak açıklamada, Çinli casusların “nihai olarak Çin’e Beş Göz üzerinde stratejik ve taktiksel bir avantaj sağlayabilecek ayrıcalıklı askeri, siyasi ve ekonomik istihbarat elde etmeyi amaçladıkları” belirtildi.

Açıklamaya göre, Batılı istihbarat birimleri, hedef alınanlar arasında en üst düzey güvenlik iznine sahip kişiler ve Hint-Pasifik bölgesinde görevli olanlar da dahil olmak üzere askeri personelin bulunduğunu değerlendirdi.

Buna göre Çin devletinin hedefleme çabaları, akademisyenlere, gazetecilere ve serbest yazarlara da uzanıyor.

Beş Göz ajansları, Çin, savunma ve Hint-Pasifik ile ilgili hassas bilgilere dayalı raporların hazırlatılmasını da içeren, işe alım operasyonları için beş aşamalı bir plan belgeledi.

Çin’in rapor başına birkaç yüz ila birkaç bin dolar arasında ödeme yapmaya hazır olduğu belirtildi.

Açıklama, “Bazı veri türleri, cephedeki askeri veya diğer personelin hayatını tehlikeye atabilir, iktisadi refahımızı zayıflatabilir ve demokratik süreçlerimize müdahaleye olanak sağlayabilir” dedi ve gizli olmayan bilgilerin bile, istihbarat kurumlarının halihazırda elde ettiği diğer bilgilerle birleştirildiğinde Çin devleti için faydalı olabileceğini ekledi.

Bülten ayrıca, bilgi sızdıran kişilerin casusluk yasaları kapsamında cezai kovuşturmaya maruz kalabileceğini de belirtti.

Bu uyarı, geçen yıl Çinli ajanların LinkedIn’i kullanarak İngiliz milletvekillerini hedef aldığına dair önceki MI5 uyarısının ardından geldi.

Birleşik Krallık Güvenlik Bakanı Dan Jarvis yaptığı açıklamada, Birleşik Krallık’ın “Çin dahil çeşitli devletlerin düşmanca eylemleriyle mücadele etmeye devam edeceğini” söyledi.

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin (KDHC) de büyük şirketlere erişim sağlamak için sahte uzaktan çalışan BT çalışanları kullandığı ileri sürüldü.

Google’ın Tehdit İstihbarat Grubu tarafından kısmen ortaya çıkarılan bu ülkenin metodolojisinin, devlet hedeflerini yerine getirme ve kişisel mali kazanç elde etme gibi “çift motivasyonu” beslediği ve bu durumun onları özellikle tehlikeli kıldığı belirtildi.

Jarvis, yeni uyarıya rağmen Birleşik Krallık’ın Çin ile diplomatik ilişkilerini sürdüreceğini belirtti:

“Çin ile ilişkiler kurmanın ulusal çıkarlarımıza uygun olduğu konusunda netiz; en azından bu, MI5 ve ortaklarımız tarafından ortaya çıkarılan bu faaliyet gibi hoş görmeyeceğimiz davranışlara doğrudan karşı çıkmamızı sağlarken, Birleşik Krallık için açık faydalar sağlayan alanlarda işbirliği yapmamızı mümkün kılıyor.”

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AfD’li Frohnmaier, Petersburg’da Gazprom şefi Miller ile görüştü

Yayınlanma

Almanya için Alternatif (AfD) partisinin üst düzey yetkililerinden Markus Frohnmaier, Gazprom’un patronu Aleksey Miller ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bir başka yakın danışmanıyla bir araya geldi.

Partinin dış politika sözcüsü Frohnmaier, St. Petersburg ziyareti sırasında Rusya’nın enerji devi Gazprom’un CEO’su Aleksey Miller ile bir araya geldi.

Alman milletvekili, St. Petersburg’da düzenlenen ekonomi forumuna katılmak üzere Rusya’ya gitmişti.

Aynı zamanda AfD’nin Federal Meclis’teki genel başkan yardımcısı olan Frohnmaier, Rusya’nın varlık fonu başkanı Kirill Dmitriev ile de görüştü.

Dmitriev, X’te paylaştığı mesajda, “Almanya’nın en popüler partisi olan AfD ile birlikte harika bir GELECEK inşa etmeyi sabırsızlıkla bekliyorum,” diye yazdı.

Frohnmaier, görüşmelerinin odak noktasının Kuzey Akım boru hatlarının yeniden açılması ve Avrupa’nın en büyük ekonomisine Rus gazı tedarikinin yeniden başlatılması fikri olduğunu söyledi.

Anketler, AfD’nin bu yılın sonlarında, Kuzey Akım boru hatlarının sonlandığı Mecklenburg-Vorpommern dahil olmak üzere, iki doğu Almanya eyaletindeki seçimlerde birinci olacağını gösteriyor.

Komşu Saksonya-Anhalt’ta ise AfD, mutlak çoğunluğu kazanıp iktidara gelmeye çok yakın görünüyor.

Gazprom, çarşamba günü Telegram kanalında yaptığı bir paylaşımda, Frohnmaier ile Miller arasındaki toplantının Alman tarafı tarafından istendiğini belirtti.

Taraflar, Gazprom’un “Almanya’da son beş yılın en düşük gaz depolama seviyeleri” olarak nitelendirdiği durum da dahil olmak üzere Avrupa’daki enerji durumunu görüştü.

Frohnmaier toplantı sonrasında sosyal medyada şu bilgileri paylaştı:

“Almanya ciddi bir iktisadi düşüş sarmalının içinde sıkışmış durumda ve bunun temel nedenlerinden biri, tüm ekonomimizi pahalı hale getiren, şirketleri taşınmaya zorlayan ve vatandaşlara her gün yük olan yüksek enerji maliyetleri. Rusya, en önemli gaz ve petrol tedarikçisiydi. Bu nedenle, Kuzey Akım’ın yeniden başlatılması ve Rusya ile ticari ilişkilerin yeniden kurulması da dahil olmak üzere tüm seçenekler masaya yatırılmalı. Görevimiz, Alman ulusal çıkarlarını tavizsiz bir şekilde merkeze koymak.”

Almanya, Şubat 2022’de başlayan Ukrayna savaşından önce Avrupa’nın en büyük Rus gazı ithalatçısıydı. 

Yıllık 27,5 milyar metreküp kapasiteye sahip kalan Kuzey Akım 2 boru hattı hiçbir zaman kullanılmadı.

Kuzey Akım boru hatlarının onarımı ve yeniden devreye alınması, geçen yılki federal parlamento seçimleri öncesinde AfD’nin platformunun resmi bir ayağıydı. 

Fakat St. Petersburg forumu, Moskova’ya yönelik yaptırımlara ve Ukrayna’ya askeri yardım gönderilmesine de karşı çıkan AfD’nin bir temsilcisiyle bir Gazprom yetkilisi arasında bilinen ilk toplantıydı.

Dmitriev, X’te yaptığı bir paylaşımda, Frohnmaier ile görüşmelerinin “Rusya-Almanya-ABD iş diyaloğunun yeniden başlatılması” da dahil olmak üzere “iktisadi işbirliği” konusunu da kapsadığını belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump ve onun MAGA hareketine yakın isimlerle yakın ilişkiler kuran Frohnmaier, son yıllarda Rusya’ya kamuoyuna duyurulan bir ziyaret gerçekleştiren en üst düzey AfD milletvekili. St. Petersburg ziyaretinde kendisine üç AfD milletvekili daha eşlik etti.

Bu hafta Dmitriev’in başkanlık edeceği “yumuşak güç” konulu panelde konuşma yapması planlanan Frohnmaier, seyahate çıkmadan önce Merz hükümetinden eleştiri aldı. 

Fakat diyaloğu teşvik etmenin önemli olduğunu belirten Frohnmaier, ekonomi forumuna katılımının “Ukrayna’daki savaşı desteklediği” anlamına gelmediğini de ekledi.

Kuzey Akım üzerinden gaz akışını yeniden başlatmak, Avrupa pazarından elde ettiği gelirlerdeki büyük düşüşü telafi etmekte zorlanan Rusya’nın boru hattı gaz ihracatı tekeli Gazprom için hâlâ hayati önem taşıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English