Bizi Takip Edin

Ortadoğu

İran, Hürmüz Boğazı geçişleri için ücretli sistem hazırladı

Yayınlanma

İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nda İran’ın belirlediği rota üzerinden işleyecek “profesyonel mekanizma” geliştirdiğini açıkladı. Azizi, yalnızca İran’la işbirliği yapan ticari gemilerin bu sistemden yararlanabileceğini, sağlanan uzmanlık hizmetleri karşılığında ücret alınacağını belirtti.

İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nda İran’ın belirlediği rota üzerinden işleyecek “profesyonel mekanizma” geliştirdiğini ve sistemin yakında açıklanacağını bildirdi.

Azizi, X hesabından yaptığı açıklamada, “Bu süreç kapsamında yalnızca İran’la işbirliği yapan ticari gemiler ve taraflar bu avantajlardan yararlanabilecek. Bu mekanizma çerçevesinde sağlanacak uzmanlık hizmetleri karşılığında uygun ücret alınacak” ifadelerini kullandı.

Azizi’nin açıklamasına göre söz konusu rota, ABD’nin Hürmüz Boğazı’nda gemilere refakat amacıyla yürüttüğü “Özgürlük Projesi” operasyonuna katılan unsurlara kapalı olacak.

İran Devrim Muhafızları Ordusu, mayıs ayında Hürmüz Boğazı’ndaki İran kontrol alanının genişletildiğini açıklamıştı.

Daha önce İran donanması ağırlıklı olarak ülke kıyılarındaki adaların çevresinde devriye yürütürken, Tahran artık boğazın giriş ve çıkışındaki suları da kontrol altına almayı planlıyor.

Boğazdaki kontrol alanının 200 ila 300 deniz miline, başka bir ifadeyle 500 kilometrenin üzerine çıktığı belirtilmişti.

Azizi, Hürmüz Boğazı’ndaki yeni deniz rejimini nisan ayının ortasında duyurmuştu. İran tarafı o dönemde boğaz geçişini yalnızca ticari gemilere açmış, geçişlerin sadece belirlenmiş rotalar üzerinden, Silahlı Kuvvetler Karargahı’nın izniyle ve harç ödenmesinin ardından yapılacağını açıklamıştı.

Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığı, ABD ve işgalci İsrail’in İran’a yönelik askeri harekatının başlamasının ardından kısa süre içinde kısıtlamalarla karşı karşıya kaldı.

Tahran mart ayının başında Hürmüz Boğazı’nda abluka ilan etmişti. Çatışmaların başlamasından bu yana boğazı geçmeye çalışan bazı gemiler saldırıya uğradı.

İran ayrıca mart ayının sonunda bazı gemiler için deniz yolundan geçiş ücreti olarak 2 milyon dolar uygulanmasına karar vermişti.

Tahran’ın adımlarına ve İslamabad’daki sonuçsuz görüşmelerin ardından ABD Başkanı Donald Trump, İran limanları ile İran gemilerine yönelik Amerikan ablukasını duyurmuştu.

Trump daha sonra “Özgürlük Projesi” operasyonunun başlatıldığını açıkladı. Ancak operasyon, başlamasından iki günden kısa süre sonra Trump tarafından durduruldu.

NBC’nin haberine göre operasyonun askıya alınmasının nedenlerinden biri, İran’la tansiyonun yükselmesinden endişe duyan Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkelerinin rahatsızlığı oldu. Körfez ülkeleri ayrıca ABD’nin kendi askeri üslerine erişimini de engelledi.

Daha sonra The Wall Street Journal, Suudi Arabistan ile Kuveyt’in Amerikalı askerler için uygulanan kısıtlamaları kaldırdığını ve böylece operasyonun sürdürülmesinin önündeki temel engelin ortadan kalktığını yazdı.

Bunun ardından Trump, “Özgürlük Projesi” operasyonunun daha geniş kapsamla yeniden başlatılmasını değerlendirdiğini açıkladı.

Ortadoğu

İran: Müzakere, askeri gücümüzün sonucunda geldi

Yayınlanma

İran Dışişleri Bakanlığı Hukuk ve Uluslararası İşlerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, pazartesi günü erken saatlerde devlet televizyonuna bağlı haber kanalına verdiği röportajda, İran ile ABD arasında müzakere için hazırlanan “İslamabad Mutabakatı” hakkında ayrıntılı açıklamalarda bulundu.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Hukuk ile Uluslararası İşlerden Sorumlu Yetkili Kazım Garibabadi, “Bugün düşmanı müzakere masasına oturtabildiysek, bu askeri gücümüzün bir sonucudur” dedi. Garibabadi, İran’ın üstleneceği sınırlı taahhütlerin karşı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmesiyle uyumlu ve orantılı olacağını belirterek, “Karşı tarafın taahhütlerini yerine getirmesinde herhangi bir eksiklik görmemiz halinde, buna uygun gerekli adımları atacağız” ifadelerini kullandı.

Garibabadi, müzakere sürecinin uzun bir zaman dilimine yayıldığını belirterek, son haftalarda Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğunda çeşitli görüşme ve istişarelerin gerçekleştirildiğini söyledi. Katar’dan bir heyetin dün ve bugün Tahran’da bulunduğunu aktaran İranlı yetkili, mutabakat metninin tamamlanması amacıyla yoğun görüşmeler yapıldığını kaydetti.

Yaklaşık 14 ila 15 saat süren uzun müzakerelerde İran’ın son düzeltme ve değişiklik önerilerinin gündeme getirildiğini ifade eden Garibabadi, bu önerilerin büyük ölçüde kabul edildiğini ve böylece İslamabad Mutabakat Muhtırası metninin nihai hale getirildiğini açıkladı.

Garibabadi, şu aşamada metnin tamamlandığını belirterek, mutabakatın resmi imzasının cuma günü taraflar arasında gerçekleştirileceğini söyledi. İsviçre’nin bu süreç için öne çıkan ülke olduğunu ifade eden İranlı diplomat, anlaşmanın resmiyet kazanmasının ardından uygulama sürecinin başlayacağını dile getirdi.

“Savaşın derhal ve kalıcı şekilde sona ermesi gerekiyor”

Mutabakat kapsamında iki önemli gelişmenin derhal hayata geçirilmesinin öngörüldüğünü belirten Garibabadi, bunlardan ilkinin farklı cephelerdeki savaş ve askeri operasyonların kalıcı ve derhal sona erdirilmesi olduğunu söyledi.

Pakistan Başbakanı tarafından yapılan açıklamaya da atıfta bulunan Garibabadi, “Tüm cephelerde, Lübnan da dahil olmak üzere, savaşın derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesi açıkça belirtilmiştir” dedi.

“Deniz ablukası sona eriyor”

İkinci gelişmenin ise ABD’nin İran’a karşı uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması olduğunu ifade eden Garibabadi, ABD Başkanı’nın da bu konuda açıklama yaptığını belirtti.

İran’ın üstleneceği diğer yükümlülükler ve mutabakatın geri kalan hükümlerinin uygulanmasının ise resmi imzanın atılmasının ardından başlayacağını söyleyen Garibabadi, bu hususun dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

“Diplomatik başarı, askeri kazanımların da sonucudur”

Garibabadi, elde edilen sonucun yalnızca diplomatik girişimlerin ürünü olmadığını belirterek, “Bu mutabakat ve beraberinde gelen diplomatik kazanım, sadece yürütülen diplomatik temasların sonucu değildir. Aynı zamanda ülkemizin askeri alandaki başarılarının da bir ürünüdür” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı

Yayınlanma

İran ile ABD arasında varılan barış anlaşmasının 14 maddelik taslak metni İran basınında yer aldı. Lübnan dahil tüm cephelerde çatışmaların derhal durdurulmasını öngören anlaşma kapsamında, yaptırımların askıya alınması ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden ulaşıma açılması planlanıyor.

İran’ın resmi haber ajansı Mehr, ABD ile İran arasında varılan barış anlaşması taslağının 14 maddelik içeriğini yayımladı. Belgede, tarafların askeri faaliyetleri durdurmasından yaptırımların kaldırılmasına, Hürmüz Boğazı’nın durumundan nükleer müzakerelere kadar birçok kritik başlık yer alıyor.

Mehr ajansının aktardığı 14 maddelik taslak metinde şu maddeler bulunuyor:

  1. Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerde askeri faaliyetlerin kalıcı ve derhal durdurulması.
  2. ABD’nin İran’ın iç işlerine karışmamayı ve İran’ın egemenliğine saygı duymayı taahhüt etmesi.
  3. Deniz ablukasının 30 gün içinde tamamen kaldırılması.
  4. ABD’nin İran çevresindeki bölgelerden askerlerini çekmeyi taahhüt etmesi.
  5. Hürmüz Boğazı’nın, İran’ın onayıyla 30 gün içinde yeniden faaliyete açılması.
  6. Petrol, petrokimya ürünleri ve türevlerinin satışına yönelik yaptırımların askıya alınması ve İran’ın finansal varlıklarına tam erişim sağlanması.
  7. ABD ve müttefiklerinin, İran’ın yeniden imarı için en az 300 milyar dolar değerinde planlar sunması.
  8. Nükleer konularda nihai bir anlaşmaya varmak; ABD’nin birincil ve ikincil yaptırımları ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu kararlarını tamamen kaldırmak amacıyla 60 gün içinde müzakerelerin yapılması.
  9. İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na (NPT) bağlılığını teyit etmesi ve nükleer silah üretmeme taahhüdünde bulunması.
  10. ABD’nin bölgedeki asker sayısını artırmamayı ve yeni yaptırımlar uygulamamayı taahhüt etmesi.
  11. 60 günlük nihai müzakereler sürecinde İran’ın bloke edilen 24 milyar dolarlık fonunun serbest bırakılması. Bu tutarın yarısının müzakereler başlamadan önce İran’a sunulması.
  12. Anlaşmanın uygulanmasını denetlemek amacıyla bir izleme mekanizmasının kurulması.
  13. Nihai anlaşmanın BMGK kararıyla onaylanması.
  14. İran’ın dondurulan fonlarının yarısı serbest bırakılmadan, İran petrolüne yönelik yaptırımlar askıya alınmadan ve deniz ablukası kaldırılmadan nihai müzakerelerin başlamaması. Nihai anlaşmaya sadece zenginleştirilmiş materyallerin ve uranyum zenginleştirmenin geleceği, yaptırımların kaldırılması ve İran’ın ekonomik kalkınma programı konularında varılması. İran’ın füze programı ile direniş gruplarına verdiği desteğe dair tartışmaların gündemden kesin olarak çıkarılması.

Financial Times (FT) gazetesinin bir kaynağa dayandırdığı habere göre, anlaşma koşulları uyarınca Hürmüz Boğazı, anlaşmanın imzalanmasını takip eden ilk 30 gün içinde mayınlardan temizlendikçe kademeli olarak deniz trafiğine açılacak. Ayrıca İran, 60 gün boyunca gemilerin geçişinden ücret almamayı taahhüt ederken, ABD de buna karşılık deniz ablukasını kaldıracak.

Gazete ayrıca anlaşmanın, İran’ın nükleer silah edinmekten veya geliştirmekten vazgeçmesini içerdiğini aktardı. Tahran ve Washington, İran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyum stoklarıyla ilgili atılacak adımları belirlemek üzere 60 gün içinde müzakereler yürütecek.

FT, İran’ın elinde şu anda 9 tondan fazla zenginleştirilmiş uranyum bulunduğunu ve bunun yaklaşık 440 kilogramının silah düzeyine yakın derecede zenginleştirildiğini belirtti.

Gazeteye konuşan kaynaklar, İran’a yönelik yaptırımların hafifletilmesinin kademeli olacağını ve anlaşmanın imzalanmasının ardından başlayacak müzakerelerdeki ilerlemeye bağlı kalacağını ifade etti.

ABD ve İran’ın barış anlaşması imzaladığı; ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi tarafından doğrulandı. Resmi imza töreninin 19 Haziran Cuma günü gerçekleştirileceği bildirildi.

Öte yandan İran’ın Fars haber ajansı, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreterliği raporuna dayandırdığı haberinde, Tahran’ın müzakereleri iptal etmeye hazırlandığını ancak Trump’ın tavizler vererek İran’ı ikna ettiğini yazdı.

Raporda, “Beyrut’a yönelik saldırının ardından İran müzakereleri iptal etmişti ve siyonist rejimi vurmaya hazırdı. Ancak nihayetinde ABD Başkanı’nın son dakikada verdiği tavizler; Lübnan’ın toprak bütünlüğünün korunması, İsrail askerlerinin Lübnan dahil olmak üzere geri çekilmesi ve ablukanın kaldırılması gibi sözler, Tahran’ı bu karardan vazgeçmeye ikna etti” ifadelerine yer verildi.

Daha önce ABD Başkanı Donald Trump, anlaşmanın ilk olarak elektronik ortamda imzalanacağını, ardından tarafların bir hafta içinde Avrupa’da bir yerde bir araya gelerek yüz yüze imza atacaklarını açıklamıştı.

Pakistan Başbakanı Şerif ise törenin İsviçre’de yapılacağını belirtti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Oxfam raporu: Batı Şeria’daki can kayıpları son 17 yılı geçti

Yayınlanma

Oxfam, işgal altındaki Batı Şeria’da 2023 yılından bu yana İsrail ordusu ve Yahudi yerleşimcilerce öldürülen Filistinli sayısının, önceki 17 yılın toplamını aştığını duyurdu. Birleşmiş Milletler verilerine dayandırılan raporda, son iki yılda bölgede 268’i çocuk olmak üzere en az 1244 Filistinlinin hayatını kaybettiği belirtildi.

Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, işgal altındaki Batı Şeria’da Gazze savaşıyla bağlantılı gelişmelerin başladığı 2023 yılından bu yana İsrail ordusu ve Yahudi yerleşimciler tarafından öldürülen Filistinli sayısının, önceki 17 yılın toplamını geride bıraktığını açıkladı.

Birleşmiş Milletler (BM) verilerine dayanan rapora göre, son yirmi yılda bölgede hayatını kaybeden her beş Filistinliden birini çocuklar oluşturuyor.

Raporda, 2006 ile 2022 yılları arasındaki 17 yıllık dönemde İsrail askerleri ya da silahlı Yahudi yerleşimciler tarafından 225’i çocuk olmak üzere toplam 1036 Filistinlinin öldürüldüğü belirtildi.

Buna karşılık, 2023 yılından geçen yıla kadar olan iki yıllık süreçte ise 268’i çocuk olmak üzere en az 1244 Filistinlinin hayatını kaybettiği bilgisi paylaşıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki operasyonunun ardından İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik başlattığı ve BM uzmanları ile insan hakları örgütleri tarafından “soykırım” olarak nitelendirilen askeri harekatın, Batı Şeria’daki şiddet sarmalını da benzeri görülmemiş bir düzeye çıkardığı kaydedildi.

Raporda; İsrail ordusunun mülteci kamplarını sistematik olarak yıkması, baskınlar düzenlemesi, Yahudi yerleşimcileri silahlandırarak teşvik etmesi ve Filistinlilerin hareket özgürlüğüne ağır kısıtlamalar getirmesinin bölgedeki krizi derinleştirdiği vurgulandı.

Yerinden edilen Filistinlilerin sayısı artıyor

Oxfam ve diğer insan hakları örgütleri, İsrail ordusunun yoğunlaşan operasyonları ile yerleşimci şiddetini “etnik temizlik” olarak nitelendiriyor.

Oxfam İnsani Yardım Politikaları Uzmanı Büşra Halidi konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Batı Şeria’da artan sivil ölümleri trajik ve dehşet verici. Dünyanın gözü Gazze’ye çevrilmişken, Batı Şeria’daki saldırılar hız kesmeden tırmanmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Raporda yer alan verilere göre, son üç yıl içinde Batı Şeria’da yaklaşık 46 bin Filistinli; İsrail ordusunun operasyonları, yıkımları, yerleşimci şiddeti ve erişim kısıtlamaları nedeniyle yerinden edildi.

Bu sayının, önceki 14 yıllık dönemde zorunlu göçe maruz kalan 13 bin kişinin oldukça üzerinde bir tabloya işaret ettiği aktarıldı.

Bu durumdan en çok etkilenen grupların başında göçebe Bedevi topluluklarının geldiği, BM verilerinin en az 5 bin 900 Bedevinin topraklarından zorla çıkarıldığını belgelediği ifade edildi.

Askeri kontrol noktalarında rekor artış kaydedildi

Bölge halkının yalnızca evlerinin yıkılmasıyla değil, boru hatları da dahil olmak üzere hayati önem taşıyan sivil altyapının sistematik olarak tahrip edilmesiyle karşı karşıya kaldığı bildirildi.

Oxfam, Doğu Kudüs dahil Batı Şeria genelinde 3 milyon Filistinlinin hareket özgürlüğünü kalıcı veya aralıklı olarak engelleyen askeri kontrol noktası ve barikat sayısının rekor düzeye ulaşarak 925’e yükseldiğini aktardı.

Bu rakamın, önceki 20 yılın yıllık ortalaması olan 647 kısıtlama noktasına göre yüzde 43’lük bir artış anlamına geldiği kaydedildi.

İşgal altındaki topraklarda yaşanan bu sürece rağmen savunmasız topluluklara insani yardım ulaştırmaya devam ettiğini belirten yardım kuruluşu, uluslararası topluma çağrıda bulunarak İsrail’in Doğu Kudüs ve Batı Şeria’daki yasa dışı işgaline ve toprakları ilhak girişimlerine derhal son verilmesi gerektiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English