Avrupa
AB, 800 milyar avroluk yeniden silahlanma bütçesini nasıl finanse edecek?

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Brüksel’in savunma kapasitesini artırmayı amaçlayan 800 milyar avroluk ‘ReArm Europe’ (Avrupa’yı Yeniden Silahlandırma) planını duyurdu. ABD’nin Ukrayna’ya askeri yardımını askıya aldığı yönündeki haberlerin ardından açıklanan plan, üye ülkelerin savunma harcamalarını artırmasını, ortak silah alımlarını teşvik etmesini ve Avrupa savunma sanayisini güçlendirmesini öngörüyor. Uzmanlar, planın AB’nin niyet beyanı olduğunu ve hayata geçirilmesinin zor olduğuna işaret ediyor.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 4 Mart tarihinde, Avrupa Birliği’nin (AB) yeniden silahlanmasını öngören ve toplamda 800 milyar avro değerindeki “ReArm Europe” planını duyurdu.
Von der Leyen, Avrupa’nın “en tehlikeli döneminde” yaşadığını belirterek, bu nedenle Avrupa’nın “kendi güvenliği için daha fazla sorumluluk alması” gerektiğini vurguladı.
Avrupa Komisyonu Başkanı, 6 Mart’ta Brüksel’de yapılması planlanan ve güvenlik ile Ukrayna’daki çatışmaya odaklanacak zirve öncesinde, tekliflerini birlik üyesi ülkelerin liderlerine iletti.
Von der Leyen, “NATO’daki ortaklarımızla yakın iş birliği içinde çalışmaya devam edeceğiz. Bu, Avrupa için önemli bir an ve hızlanmaya hazırız,” şeklinde konuştu.
Aynı gün içerisinde, Bloomberg ve Fox News gibi Amerikan medya kuruluşları, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kiev’e askeri yardımı askıya alma talimatı verdiğini bildirdi.
Öğleden sonra Polonya Başbakanı Donald Tusk, TVP Info‘ya yaptığı açıklamada, Washington’ın Rzeszow’daki Jasionka havaalanında bulunan lojistik merkezi aracılığıyla Ukrayna’ya askeri malzeme sevkiyatını durdurduğunu doğruladı.
Trump, 4 Mart için “muhteşem bir akşam” duyurusu yaparak, göreve başlamasından bu yana ilk defa Kongre’nin her iki kanadının ortak oturumunda konuşacağını açıkladı. Cumhuriyetçi lider, “her şeyi olduğu gibi” anlatacağını belirtti.
AB, kaynakları nasıl toplamayı planlıyor?
Von der Leyen tarafından sunulan plan, üç temel teklif içeriyor.
Planın ilk maddesi, AB ülkelerinin savunma harcamalarını yüzde 1,5 artırarak silah üretimi için 650 milyar avro toplamak amacıyla AB’nin mali kurallarının gevşetilmesini öngörüyor.
Bu maddeye göre, üye ülkeler, gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 3’ü oranındaki devlet borcu sınırından ayrılabilecekler.
İkinci olarak, üye ülkelere savunma yatırımları için 150 milyar avro tutarında kredi verilmesi planlanıyor. Bu fonların hava savunma sistemleri, füzeler, topçu sistemleri ve insansız hava araçları alımına yönlendirilmesi ve Ukrayna’nın savaşma kabiliyetini de güçlendirmesi bekleniyor.
Son olarak, AB bütçesinin, yakın gelecekte savunma yatırımlarına daha fazla fon aktarılabilecek şekilde kullanılması hedefleniyor.
Bu, üye ülkeler arasındaki ekonomik uçurumu azaltmayı amaçlayan uyum politikası programı kapsamında tahsis edilen fonların gönüllü olarak bu alana yönlendirilmesini de içeriyor.
Planın diğer iki maddesi, tasarruf-yatırım birliği çalışmalarının hızlandırılması ve Avrupa Yatırım Bankası’nın fon ve mekanizmalarının kullanılması yoluyla özel sermayenin harekete geçirilmesiyle ilgili.
Politico, AB’nin 1945’ten bu yana en ciddi krizle karşı karşıya olduğunu, çünkü “ABD’nin Rusya’nın yanında yer aldığını” ve şimdi bloğun, Washington’ın bölgesel savunmaya yaptığı katkıyla karşılaştırıldığında çok küçük kalan savunma harcamalarını artırmanın yollarını aradığını belirtiyor.
Yayın organı, 6 Mart zirvesinde henüz karara bağlanması gereken yeniden silahlanma planının, pandemi sırasındaki kriz önlemlerine benzediğini, fakat tek farkın tamamen borçlardan oluşması olduğunu ifade ediyor.
Birkaç Avrupalı yetkili de yayına, AB’nin pandemi sonrası toparlanma fonu kapsamında krediler için ayrılan 93 milyar avronun savunmaya aktarılabileceğini söyledi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce, AB’nin savunma harcamalarının finansmanı konusuna “daha yaratıcı” bir şekilde yaklaşması gerektiğini belirtmişti.
Macron, Ukrayna’ya destek konulu Londra’daki Avrupa liderleri zirvesine giderken Le Figaro‘ya, mevcut durumda Avrupa devletlerinin savunmaya GSYİH’lerinin yüzde 3 ila yüzde 3,5’ini harcaması gerektiğini söyledi.
Macron’a göre, bu amaçla Avrupa İstikrar Mekanizması’nın kullanımı da dahil olmak üzere çeşitli seçeneklerin değerlendirilmesi gerekiyor.
Şu anda AB üyesi ülkeler savunmaya yılda yaklaşık 325 milyar avro harcıyor ve bu, toplam GSYİH’lerinin yaklaşık yüzde 1,8’ine denk geliyor.
NATO’nun askeri harcamalar için belirlediği GSYİH’nin yüzde 2’si hedefine, ittifak üyelerinin üçte ikisi ulaştı.
Bu göstergede ilk 5’te Polonya (yüzde 4,12), Estonya (yüzde 3,43), Letonya (yüzde 3,15), Yunanistan (yüzde 3,08) ve Litvanya (yüzde 2,85) yer alıyor.
İtalya, İspanya, Hırvatistan ve Belçika’nın askeri harcamaları, ittifak tarafından belirlenen seviyenin altında kalıyor.
Londra’daki zirvede bulunan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, bazı ülkelerin özel olarak savunma harcamalarını artırma sözü verdiğini, ancak ayrıntıları açıklamaktan kaçındı.
Amerikan yönetiminin eylemleri nedeniyle harcamalarını artırmaya hazırlanan bir diğer ülke de, ABD’den sonra Ukrayna’ya en çok askeri yardım sağlayan ikinci ülke olan Almanya.
Erken seçimleri kazanan CDU/CSU bloğunun lideri Friedrich Merz, savunma harcamalarını ve ilgili altyapıyı finanse etmek için yeni “özel fonlar” konusunu çözmek üzere 10 Mart’ta olağanüstü bir Bundestag toplantısı çağrılması önerisinde bulundu.
Tagesspiegel, neredeyse tüm NATO’nun doğu ve güneydoğu kanatlarına giden yolların Almanya topraklarından geçtiğini, ancak köprülerin içler acısı durumunun kritik bir anda ittifakı tehlikeye atabileceğini belirtiyor.
Bild‘in aktardığına göre, önde gelen Alman ekonomistleri Bundeswehr’in ihtiyaçlarını 400 milyar avro, altyapının ihtiyaçlarını ise 500 milyar avro olarak tahmin ediyor.
AB, ABD olmadan adım atmaya ne kadar hazır?
Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesinden önce bile, AB’de savunma kabiliyetini güçlendirme ihtiyacı aktif olarak konuşuluyordu.
Geçen yılın baharında, Avrupa Komisyonu, AB içindeki askeri alımları artırmayı amaçlayan yeni bir Avrupa Savunma Sanayii Stratejisi (EDIS) sundu.
Bu girişim, AB ülkelerinin savunmaya ortak yatırımlar yapmasını, kritik tedariklerin güvenliğini sağlamayı ve Avrupa Yatırım Bankası’nın kredi politikasında değişiklikler yapılmasını öngörüyor.
Belgede, “Jeopolitik olaylar, Avrupa’nın kendi güvenliği için daha fazla sorumluluk almasının acil bir gereklilik olduğunu gösteriyor,” ifadeleri yer aldı.
Eylül ayında, eski Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Mario Draghi, AB’nin 2024-2029 dönemi için rekabet gücüne ilişkin bir rapor sundu ve burada ABD olmadan savunma sanayisini güçlendirme çağrısında bulundu.
Draghi, İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş mirası nedeniyle AB ülkelerinin askeri teçhizatı Amerika’dan almaya alıştığını belirtti.
Sonuç olarak, Haziran 2022’den Haziran 2023’e kadar AB’nin savunma alımlarına yaptığı harcamaların yüzde 78’i blok dışı ülkelerden tedarikçilere gitti ve bunların yüzde 63’ü ABD şirketlerine aitti.
Amerikan yönetiminin Ukrayna’ya yardımı askıya aldığı yönündeki haberlerin ardından çoğu Avrupalı lider, savunmaya daha fazla yatırım yapmaya hazır olduklarını dile getirdi.
Çekya Başbakanı Petr Fiala, Avrupa politikasında “temelden bir değişim” çağrısında bulundu.
Fiala, “Bu, savunma yatırımlarında artış gerektiriyor. Güvenliğimizi sağlamak, aynı zamanda Ukrayna’ya desteğimizi güçlendirmek anlamına geliyor. Hepimizi tehdit eden Rusya’nın saldırgan politikasının başarılı olmasına izin veremeyiz,” dedi.
Polonya Başbakanı Tusk, “Kemerlerinizi bağlayın, türbülans bölgesine giriyoruz diyebiliriz,” diyerek, Polonya’nın acilen savunma kabiliyetini artırmaya başlama konusunda kararlı olduğunu belirtti.
Danimarka Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen, Ukraynalıların Amerikalılara tamamen bağımlı olduğu bazı şeyler olduğunu belirtti.
Poulsen, “Bunlara Amerikan Patriot hava savunma sistemi için füzeler de dahil. Bu, Avrupa’yı Ukrayna’ya yardım etmek için gerçekten daha fazlasını yapmamız gereken bir duruma sokacaktır,” değerlendirmesini yaptı.
The Economist, Avrupa’nın Ukrayna’ya destek harcamalarının “iç karartıcı” olduğunu belirtiyor.
Ocak 2022’den bu yana AB, mali, askeri ve insani yardım için 113 milyar avro harcadı, bu da birliğin GSYİH’sinin yüzde 0,2’sinden biraz fazlasına denk geliyor.
Derginin hesaplamalarına göre, ABD’nin desteğinin yerini almak için AB’nin katkısını yaklaşık iki katına çıkarması gerekiyor.
Makalede, “GSYİH’nin yüzde 0,4’ü, Danimarka ve Finlandiya tarafından Kiev’e sağlanan yardımın yalnızca yarısı kadar. Bu, bunun mümkün olduğunu ve Ukrayna’ya desteğin, Avrupa’nın kendi savunma harcamalarını artırma gibi çok daha büyük bir görevin sadece küçük bir parçası olduğunu gösteriyor,” ifadeleri kullanıldı.
The Economist, bu nedenle Avrupalı liderlerin seçmenlerini sosyal harcamaları ve tarımsal sübvansiyonları azaltma gerekliliği konusunda ikna etmeleri gerekeceğini vurguluyor.
Valday Uluslararası Tartışma Kulübü’nden Andrey Bistritskiy, RBK‘ya yaptığı açıklamada, şimdilik Brüksel’in planlarının daha ziyade bir niyet beyanı ve “kötü oyunda iyi bir yüz” sergileme çabası olarak algılanması gerektiğini söyledi.
Uzman, “Mevcut Avrupalı liderler gerçekten savaşçı bir tutum içindeler. Onlar için Ukrayna’ya destek, birleşme ve konsolidasyonun bir yolu. Bu anlamda, Avrupa Komisyonu’nun planı, kendilerine özgü bir görev olarak gördükleri Rusya ile ebedi bir çatışmaya doğru atılan adımlardan biri. Ancak 800 milyar avroluk bir meblağın Avrupalılar için karşılanabilir olması pek mümkün değil. Bu planlar daha çok Washington’a bir mesaj olarak algılanabilir. Bunun Trump’ın Kongre’deki konuşmasından önce yapılması tesadüf değil. Bence AB’nin yeniden silahlanma planının kendisi ile hayata geçirilmesi arasında büyük bir mesafe var,” dedi.
Ayrıca Bistritskiy, ABD’nin AB’ye karşı gümrük vergisi uygulaması durumunda, kaynak bulmanın daha da zorlaşacağını belirtti.
Bistritskiy, aynı zamanda, başta Fransa ve İngiltere olmak üzere mevcut Avrupalı liderlerin yeni bir Avrupa savunma birliği kurma planları olduğunu da kabul ediyor.
Uzman, “Bu anlamda Ukrayna’yı AB içinde konsolidasyon için bir yol olarak görüyorlar ve bu nedenle oradaki askeri eylemleri sonuna kadar desteklemeye hazırlar. Bu nedenle, gerçek bir tehlike ve tırmanma riski çok yüksek, ancak AB içindeki havanın homojen olduğu söylenemez. Aynı Fransa ve Almanya’daki birçok kişi tırmanmaya kesinlikle karşı, bu da bir iç sınırlama faktörü olabilir,” ifadesini kullanıd.
Diğer yandan Avrupa Bilgi Merkezi Direktörü Nikolay Topornin de AB’nin yeniden silahlanma amacıyla ek kaynak sağlama olanaklarının sınırlı olduğunu düşünüyor.
Uzman, RBK‘ya verdiği demeçte, “Şu anda bu planların gerçekçi olduğunu düşünmüyorum, özellikle de askeri harcamalar konusunun AB’nin yetki alanına girmediği düşünüldüğünde, her ülke ne kadar para ayırabileceğine kendisi karar veriyor,” dedi.
Üye ülkelerinin hepsinin ek harcamalara hazır olmadığını kaydeden Topornin, “Ve açıkçası, yalnızca birkaç AB ülkesi modern silah türleri üretebiliyor. Diğerleri, tüm isteklerine rağmen, kendileri hiçbir şey yapamazlar,” yorumunu yaptı.
Avrupa
Çekya’da NATO zirvesine kim katılacak krizi

Çekya Başbakanı Andrej Babiš, ülkesinin cumhurbaşkanının önümüzdeki ay Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesine katılımını engelledi.
Bu durum, Prag’ı yurtdışında temsil etme yetkisine kimin sahip olduğu konusunda anayasal bir tartışmaya yol açtı.
Eski bir NATO komutanı ve Ukrayna’nın sadık bir destekçisi olan Cumhurbaşkanı Petr Pavel, salı günü yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanının yetkilerini ihlal eden ve “benzeri görülmemiş ve son derece talihsiz bir adım” olarak nitelendirdiği bu durumla ilgili olarak anayasa mahkemesine başvuracağını söyledi.
Bu çatışma, Pavel ile Babiš arasındaki iktidar mücadelesinde yaşanan en son tırmanışı işaret ediyor.
Trump’ın da müttefiki olan milyarder başbakan Babiš, Çek vatandaşlarının Ukrayna’nın silah masraflarını karşılamasına karşı kampanya yürüttükten sonra aralık ayında yeniden göreve dönmüştü.
Pavel, 2023’teki cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerinde Babiš’i mağlup etmişti. Fakat Babiš, geçen yıl ANO partisinin parlamento seçimlerini kazanmasının ardından koalisyon hükümetinin başında yeniden iktidara gelmişti.
Prag’daki bu gergin ortak yaşam ortamına rağmen Pavel, NATO zirvesindeki temsil konusunda hükümetle “aylarca sürecek kamuoyu önünde tartışmaları” önlemek için defalarca çaba gösterdiğini belirtti.
Her ikisinin de Ankara’ya gidebileceğini, kendisinin gayri resmi bir akşam yemeğine katılmakla yetineceğini, resmi müzakereleri ise Babiš’e bırakacağını önerdi.
Pavel şunları söyledi:
“Bu anlaşmazlık aslında tek bir dış toplantıdaki tek bir koltukla ilgili değil. Bu, cumhurbaşkanını, silahlı kuvvetlerin başkomutanını ve eski bir NATO yüksek temsilcisini, Çek Cumhuriyeti’nin ve vatandaşlarının güvenliği yararına hayat boyu edindiği uzmanlığını kullanabileceği bir zamanda ittifakın zirvesinden dışlamak için hükümetin bilinçli olarak aldığı bir kararla ilgilidir.”
Pavel, Anayasa Mahkemesi’nden zirveye katılım konusunda kimin karar verebileceğini netleştirmesini ve hükümete cumhurbaşkanını engellememesini, bunun yerine onunla işbirliği yapmasını emretmesini istedi.
Ayrıca, Çek cumhurbaşkanlarının sağlık sorunları nedeniyle bir kez hariç, son 20 NATO zirvesinin 19’unda ülkeyi temsil ettiklerini de belirtti.
Pavel salı günü yaptığı açıklamada şöyle devam etti:
“Bu gelenek herhangi bir nedenle değişecekse, bu yine müzakereler ve mutabakat yoluyla gerçekleşmeli, hükümetin tek taraflı bir kararıyla değil. Başbakan Andrej Babiš geçtiğimiz günlerde cumhurbaşkanının kendisinin üstü olmadığını söyledi. Bu konuda haklı. Ben sadece bunun tersinin de geçerli olduğunu eklemek isterim.”
Babiš, dışişleri ve savunma bakanlarıyla birlikte Ankara’ya gelmeye hazırlanıyor. Çek lider, Prag’ın NATO savunma harcamaları hedeflerini tutturamaması nedeniyle ABD başkanının öfkesinden kaçınmak için Trump’a olan yakınlığına güveniyor.
Babiš geçen ay Financial Times’a verdiği demeçte, hükümetinin bu yıl GSYİH’nın yüzde 2’sini savunmaya ayırma hedefini “muhtemelen” tutturamayacağını ama bölgedeki ABD başkanını açıkça destekleyen son liderlerden biri olmanın “avantajına” güvendiğini söylemişti.
Çek başbakanı, Ukrayna’yı silahlandırma konusunda da daha az kararlı bir tutum sergiliyor. Oysa Pavel, 2024 yılında Prag öncülüğünde Kiev’e top mermisi sağlayan uluslararası bir girişimin başlatılmasına yardımcı olmuştu.
Babiš, projeye finansman sağlamayı durdurdu ve projeye katılan ülke sayısı geçen yıldan bu yana yarı yarıya azaldı.
Avrupa
Aşırı sıcaklar Avrupa genelinde uyarıları artırdı

Aşırı sıcak hava dalgası Avrupa’nın birçok ülkesini etkisi altına alırken, Fransa, İspanya ve İtalya’da yetkililer alarm seviyelerini yükseltti. Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, son beş günde ülkede 40 kişinin boğularak hayatını kaybettiğini açıkladı. Bazı ülkelerde okullar ve belirli işyerleri faaliyetlerini durdurdu.
Aşırı sıcak hava dalgası Avrupa’nın çeşitli ülkelerini etkisi altına alırken, Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu salı günü yaptığı açıklamada, ülkede son beş gün içinde 40 kişinin aşırı sıcakların yaşandığı dönemde boğularak hayatını kaybettiğini bildirdi.
Avrupa’daki birçok ülkenin yetkilileri tehlike uyarıları yayımlarken, bazı okullar ve işyerleri faaliyetlerini durdurdu.
Dünya Meteoroloji Örgütüne göre Avrupa kıtası, küresel ortalamaya kıyasla iki kat daha hızlı ısınıyor. Bu durum, uzun süreli sıcak hava dalgalarının daha sık görülme olasılığını artırıyor.
Meteorologlar, mevcut sıcak hava dalgasının “omega blokajı” olarak bilinen atmosferik basınç sistemiyle bağlantılı olduğunu belirtiyor.
Adını şeklinin Yunan alfabesindeki omega harfine benzemesinden alan bu yapıda, yüksek basınç merkezinde sıcak hava bulunurken iki yanında daha serin hava kütleleri yer alıyor.
Meteorologların aktardığına göre bu durum, Batı ve Orta Avrupa üzerinde sıcak havanın hapsolduğu bir “ısı kubbesi” oluşturdu. Hapsolan sıcak hava nedeniyle sıcaklıklar her gün daha da yükseliyor.
Meteo France verilerine göre Fransa’nın neredeyse tamamında sıcak hava uyarısı yürürlükte bulunuyor. Ülkenin batısındaki bazı bölgelerde sıcaklığın 43 dereceye kadar çıkması bekleniyor.
İtalya Sağlık Bakanlığı, 15 kent için en yüksek alarm seviyesini ilan etti. Ülkedeki bazı üretim tesislerinde çalışmalar durduruldu.
Birleşik Krallık Meteoroloji Servisi, salı günü İngiltere’nin güneyinde sıcaklığın 37 dereceye ulaşacağını ve sonraki iki gün içinde daha da yükseleceğini öngördü.
Kuruma göre bu durum, haziran ayı için yeni bir sıcaklık rekoruna yol açabilir.
İspanya Devlet Meteoroloji Ajansı ise bazı bölgelerde kırmızı alarm ilan etti. Bu bölgelerde hava sıcaklığının 44 dereceye kadar yükselmesi beklenirken, Andujar belediyesinde pazartesi günü sıcaklık 45 dereceyi aştı.
Avrupa
Alman istihbarat teşkilatı BND yeniden yapılandırılıyor

Almanya’nın dış istihbarat servisi BND, “Rusya’dan gelen tehdide karşı koymak” amacıyla daha etkili bir hizmet vermek istiyor.
Financial Times’ta (FT) yer alan habere göre siyasetçiler ve hatta BND personeli, 6.500 çalışanı bulunan bu kurumun, İngiltere’nin SIS’i, ABD’nin CIA’i ve Fransa’nın DGSE’si gibi “et yiyen” muadillerine kıyasla “vejetaryen” olduğunu esprili bir şekilde dile getiriyorlardı.
2022’de ise BND, Rusya konusunda o kadar geride kalmıştı ki, Kiev’e bombalar düşmeye başladığında kurumun o dönemki başkanı şehirde mahsur kaldı ve Polonya sınırına ulaşması iki gün sürdü. Buna karşılık, CIA ve SIS bir saldırı olacağı konusunda uyarıda bulunmuştu.
Dört yıl sonra, Avrupa liderlerinin artık ABD’ye bu kadar fazla güvenemeyeceklerine karar verdikleri bir dönemde Almanya, Rusya’dan gelen tehdide karşı koymak için BND’yi daha modern ve etkili bir istihbarat servisi haline getirmeye çalışıyor.
Ukrayna savaşının ardından Alman Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr) hızla yeniden silahlanırken, hükümet BND’nin de yeniden donatılması, genişletilmesi ve savaş hazırlığına geçirilmesi zamanının geldiğine inanıyor.
Berlin, hem istihbarat yetkilileri hem de askerleri için bir Zeitenwende (“dönüm noktası”) planlıyor.
Şansölye Friedrich Merz geçen sonbaharda yaptığı bir konuşmada, “Avrupa’da üstlendiğimiz sorumluluk, büyüklüğümüz ve ekonomik gücümüz göz önüne alındığında, BND’nin istihbarat alanında en üst düzeyde faaliyet göstermesi hedefimizdir,” demişti.
Hükümet, bu yıl BND’nin bütçesini yaklaşık yüzde 25 artırarak 1,51 milyar avroya çıkardı ve sonbahara kadar kurumla ilgili yeni bir yasa tasarısını Federal Meclis’e sunması bekleniyor.
Sızan ilk taslaklar, BND’nin 70 yıllık tarihindeki en önemli reformlar olacak ve kuruma önemli yeni yetkiler kazandıracak kapsamlı bir reform paketine işaret ediyor.
Merz’in 2025 yılında atadığı BND Başkanı Martin Jäger, nisan ayında kapalı kapılar ardında yaptığı bir konuşmada çalışanlara, “Almanya’nın ilk savunma hattı olmalıyız ve olacağız,” dedi.
Fakat FT’nin siyasetçiler, yetkililer ve BND’nin eski ve mevcut çalışanlarıyla yaptığı bir dizi mülakat, bu girişimin hâlâ Alman devletinin pek çok kesimini etkileyen bürokrasi ve yasalcılıkla ve ayrıca kurumun kendi zihniyetiyle engellenebileceğini gösteriyor.
Hükümetin önerdiği yeni yasa, BND’nin şu anda tabi olduğu siyasi ve hukuki denetim sistemini ortadan kaldıracak ve kimin gözetim altına alınabileceği, kimin alınamayacağına ilişkin kuralları değiştirecek.
Bir Alman diplomat ise, “Yeni bir yasa taslağı hazırlamak, bir soruna çok ‘Alman’ bir çözüm. Asıl sorun . . . [ise] siyasi kültürle ilgili,” diyerek, ülkede özellikle Soğuk Savaş sonrasında hassas bir konu olan “gözetim” alerjisine dair kamuoyu hafızasına işaret ediyor.
BND’de deneyimi olanlar, değişimin sadece gerekli değil, aynı zamanda acil olduğunu ileri sürüyor.
Örneğin eski bir BND yetkilisi şunları söylüyor:
“Gerçek şu ki, son yirmi yılın büyük bir bölümünde, dünya daha istikrarsız hale gelip Almanya’ya yönelik tehditler artarken, BND’nin [müdahale kuralları] giderek daha katı hale geldi. Ya radikal bir adım atarız ya da sonuçlarına gerçekten katlanırız diye bir kırılma noktasına geldik.”
Öte yandan BND’nin geçmişi pek de temiz değil. Bu kurumun öncülü, Nazi rejiminden gelen eski Alman askeri istihbarat ajanlarından oluşan ve ABD tarafından desteklenen bir ağ olan “Gehlen Örgütü” idi.
Almanya, istihbarat teşkilatına geniş yetkiler vermeyi planlıyor
1956’da örgütün ilk başkanı olan Reinhard Gehlen, İkinci Dünya Savaşı sırasında Wehrmacht’ın doğu cephesindeki casusluk şefi olarak görev yapmıştı.
Soğuk Savaş döneminde de BND özellikle CIA ile birlikte çalışarak adından söz ettirdi. On yıllar boyunca, CIA ile birlikte, İsviçre merkezli Crypto AG adlı, ticari açıdan dünyanın en başarılı şifreleme şirketinin gizli sahibi de BND idi. 1980’lere gelindiğinde, küresel diplomatik iletişimin tahmini olarak yüzde 40’ı Crypto AG makineleri kullanılarak gönderiliyordu. CIA ve BND bu iletişimin tamamını okuyabiliyordu.
Soğuk Savaş sonrasında ise BND biraz daha geri plana itildi. 2013 yılında eski ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) çalışanı Edward Snowden tarafından sızdırılan belgeler, ABD istihbarat kurumlarının Alman topraklarında BND ile el ele yürüttüğü kitlesel gözetim faaliyetlerini ortaya çıkarmış ve bu durum, zaten var olan güvensizliği daha da derinleştirmişti.
Bu ifşaatlara yanıt olarak Almanya, BND’yi düzenleyen BND Kanunu’nu sıkılaştırarak yeni kısıtlamalar getirdi.
Ama 2022 başlayan Ukrayna savaşından bu yana durum değişti. BND’nin çalışmalarını denetleyen güçlü Bundestag komitesinin CDU’lu başkanı Marc Henrichmann bu konuda şunları söylüyor:
“İnsanlar artık, bu ülkeyi son yıllarda yapabildiğimizden daha iyi korumamız gerektiğini fark ettikleri bir noktaya geldi. Artık burada siber saldırıların ne kadar sık gerçekleştiğinin farkında olmayan tek bir girişimciye bile rastlamıyorum. Herkes havaalanında insansız hava araçlarını gördü. Herkes haberlerde ya da başka yerlerde ‘gölge filo’ tankerlerini görüyor.”
BND’nin artık bilgi almak için ABD istihbarat kurumlarına güvenemeyeceği düşüncesi birçok Alman’da yankı buldu.
Mart 2025’te Donald Trump yönetimi Ukrayna ile istihbarat paylaşımını kısa süreliğine askıya aldığında, bir Avrupalı istihbarat yetkilisi bunun kıtadaki herkesin dikkatini çektiğini söyledi.
Merz hükümeti, yeni BND yasasının bu sorunu çözeceğini savunuyor. Yeni yasanın ayrıntıları hâlâ üzerinde çalışılıyor olsa da, BND ve Şansölyelik yetkilileri, yasanın dört alanı kapsamayı hedeflediğini belirtiyor: sinyal istihbaratı, yapay zeka ve teknolojinin kullanımı, kurumun düşmanlara “karşılık verebilmesi” için yeni yetkiler ve BND’nin denetimi.
Henrichmann, yasanın ilk taslaklarının bu yıl sızdırılması üzerine, kamuoyundaki tepkilerin reform sürecini bozacağını ya da en azından yeniden gözden geçirilmesine yol açacağını düşündüğünü söylüyor.
Fakat Henrichmann’a göre, “Tepkiler çok hafifti… Bana yazanların çoğu, ‘Nihayet bir şeyler oluyor’ dedi.”
2020 yılında, Almanya Federal Anayasa Mahkemesi, Snowden’ın ifşaatlarından bu yana BND’nin gözetim uygulamalarına karşı mücadele eden bir grup sivil haklar savunucusunun lehine tarihi bir karar vermişti.
Mahkemenin, BND’nin gözetleme faaliyetlerini denetlemek ve onaylamak üzere bir yargıçlar konseyi kurmasını öngören kararının etkisi, 332 maddelik kararın birinci maddesinde şu şekilde ifade edildi: “Alman Anayasası’nın . . . gözetleme faaliyetlerine karşı savunma hakkı olarak sağladığı korumalar, yurtdışındaki yabancı uyruklular için de geçerlidir.”
BND şu anda en az dört ayrı kurum tarafından denetleniyor. 2020 tarihli kararla kurulan konseye ek olarak, BND, çoğunlukla gizli toplantılar düzenleyen ve ABD Kongresi’ndeki istihbarat komiteleri gibi geniş denetim ve kontrol yetkilerine sahip olan Henrichmann’ın komitesi tarafından da denetleniyor.
Ayrıca, komite tarafından atanan ve BND’nin gözetleme faaliyetlerini geriye dönük olarak izleyen, uzmanlar ve eski milletvekillerinden oluşan 10 kişilik bir komisyon da bulunuyor.
Bu komisyon da endişe duyduğu konuları, geniş yaptırım yetkilerine sahip olan Almanya Federal Veri Koruma ve Bilgi Özgürlüğü Komiserine havale edebilir.
Dünyanın en büyük iletişim merkezlerinden biri olan Frankfurt’taki DE-CIX internet değişim noktasından BND, günlük yaklaşık 1,2 trilyon iletişim verisini süzüp Münih yakınlarındaki Pullach’taki teknik merkezine kopyalayabilir.
Bu, kurumun temel görevlerinden biri. Fransa’nın DGSE’si gibi, telekom ağlarından gelen dijital verilerin toplu olarak dinlenmesi ve analizinden, bilgisayar korsanlığı faaliyetlerinden ve elde edilen veri setlerinden sorumlu.
Bu işler ABD ve Birleşik Krallık’ta sırasıyla NSA ve GCHQ tarafından yürütülüyor.
Ancak şu anda, katı kurallar bu bilgi hazinesinin nasıl kullanılacağını sınırlıyor. Verileri filtrelemek için, ayrıntılı bir dizi yasal gereklilikle gerekçelendirilmiş bir arama terimi veya terim grubu kullanması gerekir.
Kurum , Alman vatandaşları veya gazetecilerle ilgili verilere ya da cinsel mahremiyet içeren veya bir kişinin dini inançlarına atıfta bulunan herhangi bir bilgiye erişemez.
FT’ye göre bundan dolayı, “Kremlin’in kontrolündeki medya kuruluşlarından birinde gazeteci olarak çalışan şüpheli bir Rus casusu, Alman anayasası sayesinde gözetimden korunuyor.”
Veri saklama konusunda da sıkı kısıtlamalar bulunuyor. Bazen BND, veri setlerini sadece iki hafta sonra silmek zorunda kalır.
Bu durum, ipuçlarını araştırmak için daha uzun süreye ihtiyaç duyan analistleri zor durumda bırakıyor.
Bilgilerin saklanmasına izin verildiği durumlarda bile, 2020 tarihli anayasa kararının gerektirdiği çok sayıda onay ve güvenlik önlemi, analiz sürecini yavaşlatıyor.
Bir kıdemli subay şaka yollu olarak, kurumun Berlin veya müttefikleri için “anlık istihbarat” hazırladığında, bunu alan herkesin önce “bu bir BND dakikası mı, yoksa gerçek bir dakika mı?” diye sorması gerektiğini söylüyor.
Yeni yasa, bu tür sorunları gidermeyi amaçlıyor. Hükümet, denetimi geri çekmeyi değil, daha yönetilebilir hale getirmeyi hedeflediğini belirtiyor.
Örneğin, kurumun filtrelerinden geçen belirli verilerin ve meta verilerin saklanma süresini mevcut altı aylık üst sınırın çok ötesine uzatarak.
BND ayrıca, her gün yakaladığı filtrelenmemiş çevrimiçi bilgilerin tamamını çok daha uzun süre saklamayı umuyor. Bu veriler şu anda sadece birkaç gün boyunca tutuluyor.
Bu önemli bir husus çünkü şu anda Almanya ticari kuruluşlardan verileri saklamalarını zorunlu kılmıyor.
BND, arama emri olsa bile, internet şirketleri bu verileri silmiş oldukları için genellikle değerli bilgilere erişemiyor.
Buna karşılık örneğin Birleşik Krallık, telekom ve internet servis sağlayıcılarından verileri bir yıla kadar saklamalarını talep edebiliyor.
BND’ye, dinleme merkezlerinden topladığı büyük veri yığınını daha uzun süre (meta veriler için 15 aya kadar) saklama konusunda yasal yetki vermek, BND jargonunda kurumun “soğuk başlangıç” yeteneği olarak bilinen şey için hayati önem taşıyor.
Beklenmedik bir durum meydana geldiğinde, geriye dönük olarak taranabilecek depolanmış bir veri “tamponu” (küresel internet trafiğinin bir anlık görüntüsü) ipuçları bulmak için hayati öneme sahip olabilir.
Fakat CIA gibi istihbarat teşkilatlarının işkence ve olağandışı teslim (extraordinary rendition) gibi eylemlere karıştığı bir yüzyılda, birçok yorumcu denetim ve incelemenin önemini vurguluyor.
Ayrıca yeni yasa ile BND’nin yalnızca bilgi toplayan bir istihbarat servisi olmaktan çıkarak kendi operasyonlarını da yürüten bir kurum haline gelmesi hedefleniyor.
Örneğin Alman istihbarat yetkilileri, hedeflerine karşı “karşılık olarak siber saldırı” düzenleyebilecek.
Ajansın bir yetkilisi, örneğin BND’nin kötü amaçlı yazılım kullanarak Rus insansız hava aracı fabrikalarına fiziksel hasar verememesinin nedenini sorguluyor.
Bunun yanı sıra, BND yetkililerinin hesaplı riskler almayı düşünmeye ve daha proaktif olmaya teşvik edildiği daha geniş kapsamlı bir kültürel dönüşümü desteklemek de amaçlanıyor.
Çalışanlar, şu anda kurumun operasyonlarının ajanlar yerine avukatlar tarafından tasarlandığı izlenimini veriyor.
Bununla birlikte, BND’nin kültürünü değiştirmek için yeni bir yasadan fazlası gerekebilir. Eski bir yetkiliye göre sorun, BND’den ziyade Alman devletinin kendisiyle ilgili.
ABD, Birleşik Krallık ve Fransa’da, dış istihbarat servisleri cumhurbaşkanlığı ve başbakanlığın yetki ve nüfuzunun temel bileşenleri iken Almanya’da, BND genellikle başbakanlar ve bakanları tarafından potansiyel bir siyasi yükümlülük kaynağı olarak görülür.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4








