Bizi Takip Edin

Avrupa

AB, 800 milyar avroluk yeniden silahlanma bütçesini nasıl finanse edecek?

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Brüksel’in savunma kapasitesini artırmayı amaçlayan 800 milyar avroluk ‘ReArm Europe’ (Avrupa’yı Yeniden Silahlandırma) planını duyurdu. ABD’nin Ukrayna’ya askeri yardımını askıya aldığı yönündeki haberlerin ardından açıklanan plan, üye ülkelerin savunma harcamalarını artırmasını, ortak silah alımlarını teşvik etmesini ve Avrupa savunma sanayisini güçlendirmesini öngörüyor. Uzmanlar, planın AB’nin niyet beyanı olduğunu ve hayata geçirilmesinin zor olduğuna işaret ediyor.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 4 Mart tarihinde, Avrupa Birliği’nin (AB) yeniden silahlanmasını öngören ve toplamda 800 milyar avro değerindeki “ReArm Europe” planını duyurdu.

Von der Leyen, Avrupa’nın “en tehlikeli döneminde” yaşadığını belirterek, bu nedenle Avrupa’nın “kendi güvenliği için daha fazla sorumluluk alması” gerektiğini vurguladı.

Avrupa Komisyonu Başkanı, 6 Mart’ta Brüksel’de yapılması planlanan ve güvenlik ile Ukrayna’daki çatışmaya odaklanacak zirve öncesinde, tekliflerini birlik üyesi ülkelerin liderlerine iletti.

Von der Leyen, “NATO’daki ortaklarımızla yakın iş birliği içinde çalışmaya devam edeceğiz. Bu, Avrupa için önemli bir an ve hızlanmaya hazırız,” şeklinde konuştu.

Aynı gün içerisinde, Bloomberg ve Fox News gibi Amerikan medya kuruluşları, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kiev’e askeri yardımı askıya alma talimatı verdiğini bildirdi.

Öğleden sonra Polonya Başbakanı Donald Tusk, TVP Info‘ya yaptığı açıklamada, Washington’ın Rzeszow’daki Jasionka havaalanında bulunan lojistik merkezi aracılığıyla Ukrayna’ya askeri malzeme sevkiyatını durdurduğunu doğruladı.

Trump, 4 Mart için “muhteşem bir akşam” duyurusu yaparak, göreve başlamasından bu yana ilk defa Kongre’nin her iki kanadının ortak oturumunda konuşacağını açıkladı. Cumhuriyetçi lider, “her şeyi olduğu gibi” anlatacağını belirtti.

AB, kaynakları nasıl toplamayı planlıyor?

Von der Leyen tarafından sunulan plan, üç temel teklif içeriyor.

Planın ilk maddesi, AB ülkelerinin savunma harcamalarını yüzde 1,5 artırarak silah üretimi için 650 milyar avro toplamak amacıyla AB’nin mali kurallarının gevşetilmesini öngörüyor.

Bu maddeye göre, üye ülkeler, gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYİH) yüzde 3’ü oranındaki devlet borcu sınırından ayrılabilecekler.

İkinci olarak, üye ülkelere savunma yatırımları için 150 milyar avro tutarında kredi verilmesi planlanıyor. Bu fonların hava savunma sistemleri, füzeler, topçu sistemleri ve insansız hava araçları alımına yönlendirilmesi ve Ukrayna’nın savaşma kabiliyetini de güçlendirmesi bekleniyor.

Son olarak, AB bütçesinin, yakın gelecekte savunma yatırımlarına daha fazla fon aktarılabilecek şekilde kullanılması hedefleniyor.

Bu, üye ülkeler arasındaki ekonomik uçurumu azaltmayı amaçlayan uyum politikası programı kapsamında tahsis edilen fonların gönüllü olarak bu alana yönlendirilmesini de içeriyor.

Planın diğer iki maddesi, tasarruf-yatırım birliği çalışmalarının hızlandırılması ve Avrupa Yatırım Bankası’nın fon ve mekanizmalarının kullanılması yoluyla özel sermayenin harekete geçirilmesiyle ilgili.

Politico, AB’nin 1945’ten bu yana en ciddi krizle karşı karşıya olduğunu, çünkü “ABD’nin Rusya’nın yanında yer aldığını” ve şimdi bloğun, Washington’ın bölgesel savunmaya yaptığı katkıyla karşılaştırıldığında çok küçük kalan savunma harcamalarını artırmanın yollarını aradığını belirtiyor.

Yayın organı, 6 Mart zirvesinde henüz karara bağlanması gereken yeniden silahlanma planının, pandemi sırasındaki kriz önlemlerine benzediğini, fakat tek farkın tamamen borçlardan oluşması olduğunu ifade ediyor.

Birkaç Avrupalı yetkili de yayına, AB’nin pandemi sonrası toparlanma fonu kapsamında krediler için ayrılan 93 milyar avronun savunmaya aktarılabileceğini söyledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron daha önce, AB’nin savunma harcamalarının finansmanı konusuna “daha yaratıcı” bir şekilde yaklaşması gerektiğini belirtmişti.

Macron, Ukrayna’ya destek konulu Londra’daki Avrupa liderleri zirvesine giderken Le Figaro‘ya, mevcut durumda Avrupa devletlerinin savunmaya GSYİH’lerinin yüzde 3 ila yüzde 3,5’ini harcaması gerektiğini söyledi.

Macron’a göre, bu amaçla Avrupa İstikrar Mekanizması’nın kullanımı da dahil olmak üzere çeşitli seçeneklerin değerlendirilmesi gerekiyor.

Şu anda AB üyesi ülkeler savunmaya yılda yaklaşık 325 milyar avro harcıyor ve bu, toplam GSYİH’lerinin yaklaşık yüzde 1,8’ine denk geliyor.

NATO’nun askeri harcamalar için belirlediği GSYİH’nin yüzde 2’si hedefine, ittifak üyelerinin üçte ikisi ulaştı.

Bu göstergede ilk 5’te Polonya (yüzde 4,12), Estonya (yüzde 3,43), Letonya (yüzde 3,15), Yunanistan (yüzde 3,08) ve Litvanya (yüzde 2,85) yer alıyor.

İtalya, İspanya, Hırvatistan ve Belçika’nın askeri harcamaları, ittifak tarafından belirlenen seviyenin altında kalıyor.

Londra’daki zirvede bulunan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, bazı ülkelerin özel olarak savunma harcamalarını artırma sözü verdiğini, ancak ayrıntıları açıklamaktan kaçındı.

Amerikan yönetiminin eylemleri nedeniyle harcamalarını artırmaya hazırlanan bir diğer ülke de, ABD’den sonra Ukrayna’ya en çok askeri yardım sağlayan ikinci ülke olan Almanya.

Erken seçimleri kazanan CDU/CSU bloğunun lideri Friedrich Merz, savunma harcamalarını ve ilgili altyapıyı finanse etmek için yeni “özel fonlar” konusunu çözmek üzere 10 Mart’ta olağanüstü bir Bundestag toplantısı çağrılması önerisinde bulundu.

Tagesspiegel, neredeyse tüm NATO’nun doğu ve güneydoğu kanatlarına giden yolların Almanya topraklarından geçtiğini, ancak köprülerin içler acısı durumunun kritik bir anda ittifakı tehlikeye atabileceğini belirtiyor.

Bild‘in aktardığına göre, önde gelen Alman ekonomistleri Bundeswehr’in ihtiyaçlarını 400 milyar avro, altyapının ihtiyaçlarını ise 500 milyar avro olarak tahmin ediyor.

AB, ABD olmadan adım atmaya ne kadar hazır?

Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesinden önce bile, AB’de savunma kabiliyetini güçlendirme ihtiyacı aktif olarak konuşuluyordu.

Geçen yılın baharında, Avrupa Komisyonu, AB içindeki askeri alımları artırmayı amaçlayan yeni bir Avrupa Savunma Sanayii Stratejisi (EDIS) sundu.

Bu girişim, AB ülkelerinin savunmaya ortak yatırımlar yapmasını, kritik tedariklerin güvenliğini sağlamayı ve Avrupa Yatırım Bankası’nın kredi politikasında değişiklikler yapılmasını öngörüyor.

Belgede, “Jeopolitik olaylar, Avrupa’nın kendi güvenliği için daha fazla sorumluluk almasının acil bir gereklilik olduğunu gösteriyor,” ifadeleri yer aldı.

Eylül ayında, eski Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Mario Draghi, AB’nin 2024-2029 dönemi için rekabet gücüne ilişkin bir rapor sundu ve burada ABD olmadan savunma sanayisini güçlendirme çağrısında bulundu.

Draghi, İkinci Dünya Savaşı ve Soğuk Savaş mirası nedeniyle AB ülkelerinin askeri teçhizatı Amerika’dan almaya alıştığını belirtti.

Sonuç olarak, Haziran 2022’den Haziran 2023’e kadar AB’nin savunma alımlarına yaptığı harcamaların yüzde 78’i blok dışı ülkelerden tedarikçilere gitti ve bunların yüzde 63’ü ABD şirketlerine aitti.

Amerikan yönetiminin Ukrayna’ya yardımı askıya aldığı yönündeki haberlerin ardından çoğu Avrupalı lider, savunmaya daha fazla yatırım yapmaya hazır olduklarını dile getirdi.

Çekya Başbakanı Petr Fiala, Avrupa politikasında “temelden bir değişim” çağrısında bulundu.

Fiala, “Bu, savunma yatırımlarında artış gerektiriyor. Güvenliğimizi sağlamak, aynı zamanda Ukrayna’ya desteğimizi güçlendirmek anlamına geliyor. Hepimizi tehdit eden Rusya’nın saldırgan politikasının başarılı olmasına izin veremeyiz,” dedi.

Polonya Başbakanı Tusk, “Kemerlerinizi bağlayın, türbülans bölgesine giriyoruz diyebiliriz,” diyerek, Polonya’nın acilen savunma kabiliyetini artırmaya başlama konusunda kararlı olduğunu belirtti.

Danimarka Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen, Ukraynalıların Amerikalılara tamamen bağımlı olduğu bazı şeyler olduğunu belirtti.

Poulsen, “Bunlara Amerikan Patriot hava savunma sistemi için füzeler de dahil. Bu, Avrupa’yı Ukrayna’ya yardım etmek için gerçekten daha fazlasını yapmamız gereken bir duruma sokacaktır,” değerlendirmesini yaptı.

The Economist, Avrupa’nın Ukrayna’ya destek harcamalarının “iç karartıcı” olduğunu belirtiyor.

Ocak 2022’den bu yana AB, mali, askeri ve insani yardım için 113 milyar avro harcadı, bu da birliğin GSYİH’sinin yüzde 0,2’sinden biraz fazlasına denk geliyor.

Derginin hesaplamalarına göre, ABD’nin desteğinin yerini almak için AB’nin katkısını yaklaşık iki katına çıkarması gerekiyor.

Makalede, “GSYİH’nin yüzde 0,4’ü, Danimarka ve Finlandiya tarafından Kiev’e sağlanan yardımın yalnızca yarısı kadar. Bu, bunun mümkün olduğunu ve Ukrayna’ya desteğin, Avrupa’nın kendi savunma harcamalarını artırma gibi çok daha büyük bir görevin sadece küçük bir parçası olduğunu gösteriyor,” ifadeleri kullanıldı.

The Economist, bu nedenle Avrupalı liderlerin seçmenlerini sosyal harcamaları ve tarımsal sübvansiyonları azaltma gerekliliği konusunda ikna etmeleri gerekeceğini vurguluyor.

Valday Uluslararası Tartışma Kulübü’nden Andrey Bistritskiy, RBK‘ya yaptığı açıklamada, şimdilik Brüksel’in planlarının daha ziyade bir niyet beyanı ve “kötü oyunda iyi bir yüz” sergileme çabası olarak algılanması gerektiğini söyledi.

Uzman, “Mevcut Avrupalı liderler gerçekten savaşçı bir tutum içindeler. Onlar için Ukrayna’ya destek, birleşme ve konsolidasyonun bir yolu. Bu anlamda, Avrupa Komisyonu’nun planı, kendilerine özgü bir görev olarak gördükleri Rusya ile ebedi bir çatışmaya doğru atılan adımlardan biri. Ancak 800 milyar avroluk bir meblağın Avrupalılar için karşılanabilir olması pek mümkün değil. Bu planlar daha çok Washington’a bir mesaj olarak algılanabilir. Bunun Trump’ın Kongre’deki konuşmasından önce yapılması tesadüf değil. Bence AB’nin yeniden silahlanma planının kendisi ile hayata geçirilmesi arasında büyük bir mesafe var,” dedi.

Ayrıca Bistritskiy, ABD’nin AB’ye karşı gümrük vergisi uygulaması durumunda, kaynak bulmanın daha da zorlaşacağını belirtti.

Bistritskiy, aynı zamanda, başta Fransa ve İngiltere olmak üzere mevcut Avrupalı liderlerin yeni bir Avrupa savunma birliği kurma planları olduğunu da kabul ediyor.

Uzman, “Bu anlamda Ukrayna’yı AB içinde konsolidasyon için bir yol olarak görüyorlar ve bu nedenle oradaki askeri eylemleri sonuna kadar desteklemeye hazırlar. Bu nedenle, gerçek bir tehlike ve tırmanma riski çok yüksek, ancak AB içindeki havanın homojen olduğu söylenemez. Aynı Fransa ve Almanya’daki birçok kişi tırmanmaya kesinlikle karşı, bu da bir iç sınırlama faktörü olabilir,” ifadesini kullanıd.

Diğer yandan Avrupa Bilgi Merkezi Direktörü Nikolay Topornin de AB’nin yeniden silahlanma amacıyla ek kaynak sağlama olanaklarının sınırlı olduğunu düşünüyor.

Uzman, RBK‘ya verdiği demeçte, “Şu anda bu planların gerçekçi olduğunu düşünmüyorum, özellikle de askeri harcamalar konusunun AB’nin yetki alanına girmediği düşünüldüğünde, her ülke ne kadar para ayırabileceğine kendisi karar veriyor,” dedi.

Üye ülkelerinin hepsinin ek harcamalara hazır olmadığını kaydeden Topornin, “Ve açıkçası, yalnızca birkaç AB ülkesi modern silah türleri üretebiliyor. Diğerleri, tüm isteklerine rağmen, kendileri hiçbir şey yapamazlar,” yorumunu yaptı.

Avrupa

Hindistan, Avrupa’ya mühimmat ihracatını yüzde 1600’den fazla artırdı

Yayınlanma

Hindistan, 2022’den bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat göndererek önceki dört yıla göre yüzde 1600’ün üzerinde artış kaydetti. Top mermisi ve patlayıcıları kapsayan sevkiyatların yaklaşık dörtte üçü 13 Orta ve Doğu Avrupa ülkesine yapıldı.

Hindistan, 2022 yılından bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat sevk etti. Bu miktar, önceki dört yıllık döneme kıyasla yüzde 1600’den fazla bir artışa işaret ediyor.

Bloomberg‘ün Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine dayanan Trade Data Monitor kayıtlarından aktardığı bilgilere göre, sevkiyatlarda top mermileri, havan mermileri, sevk barutları ve patlayıcı maddeler yer aldı.

İhracatın yaklaşık dörtte üçü Orta ve Doğu Avrupa’daki 13 ülkeye yapıldı. Bu sevkiyatlar sayesinde Hindistan, söz konusu ülkelere mühimmat sağlayan tedarikçiler arasında 28’inci sıradan ikinciliğe yükselerek Güney Kore’nin hemen arkasına yerleşti.

Haberde, ABD ve diğer önde gelen ihracatçılarla karşılaştırıldığında bu toplam tutarın halen mütevazı bir seviyede kaldığı kaydedildi.

Teslimatlardaki tırmanış, Avrupa’daki talep artışı kadar Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin yerli savunma üretimini güçlendirme ve ordunun ithalata bağımlılığını azaltma politikasıyla da doğrudan bağlantılı görülüyor.

Hindistan makamları nisan ayında yaptıkları açıklamada, mali yıl genelindeki silah ihracatının yüzde 63 artış göstererek 4 milyar dolara ulaştığını duyurdu. Bu rakam hem fiilen tamamlanan teslimatları hem de sözleşmesi imzalanmış siparişleri kapsıyor.

Hindistan hükümeti ihraç edilen ürünlerin tam listesini ve nihai alıcıların isimlerini kamuoyuyla paylaşmıyor. Satış anlaşmaları Savunma Bakanlığının onayından geçiyor ve alıcılarla yapılan sözleşmeler mühimmatın üçüncü taraflara devrini ya da farklı amaçlarla kullanımını kısıtlayan hükümler içeriyor.

Hint yetkililer, mühimmatın plan dışı çatışma bölgelerine ulaşmasının yerel şirketlere yaptırım getirebileceğini ve ülkeye yönelik uluslararası baskıyı artırabileceğini belirtiyor.

Avrupa savunma harcamalarını artırırken ortak tedarik tartışılıyor

Avrupa Birliği Güvenlik Araştırmaları Enstitüsünün haziran ayı raporu, kıtanın askeri yeteneklerini geliştirmesi ve güvenlik alanında ABD’ye olan bağımlılığını azaltması gerektiğini ortaya koyuyor.

Raporda yer alan uzman değerlendirmeleri, savunmanın güçlendirilmesi için askeri bütçelerin artırılmasını, silah ve mühimmat üretiminin genişletilmesini, ortak alımlara ağırlık verilmesini ve Avrupa savunma sanayisinin geliştirilmesini öneriyor.

Uzmanlar ayrıca AB ülkelerinin orduları arasındaki koordinasyonun iyileştirilmesini, siber saldırılar ile melez tehditlere karşı kritik altyapı güvenliğinin artırılmasını tavsiye ediyor.

Avrupa’nın yeniden silahlanma programı müttefikler arasında farklı yaklaşımları da beraberinde getiriyor.

Financial Times gazetesi, nisan ayındaki haberinde Avrupa Birliği ile NATO arasında kıtanın silahlanma programı konusunda görüş ayrılıkları yaşandığını aktarmıştı.

Brüksel alımların Avrupalı üreticilerden yapılmasını savunurken, NATO savunmada transatlantik bağların korunması gerektiğini vurguluyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İrlanda’da kamu spotu: Toruna sarılmadan önce izin alma çağrısı yapıldı

Yayınlanma

İrlanda’da hükümet destekli We-Consent kampanyası, büyükanne ve büyükbabalara torunlarına sarılmadan önce izin almaları tavsiyesinde bulundu. Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezinin yürüttüğü çalışmaya zemin oluşturan araştırma, ülke nüfusunun yüzde 70’inin rıza kavramının anlaşılmasında sorun gördüğünü gösteriyor.

İrlanda’da hükümet destekli bir sosyal farkındalık kampanyası kapsamında büyükanne ve büyükbabalara, sarılmadan önce torunlarından izin almaları tavsiye edildi.

New York Post gazetesinin haberine göre We-Consent adlı kuruluşun hazırladığı 25 saniyelik videoda, yakın akrabaları dahi olsa her çocuğun sarılmak istemeyebileceği belirtiliyor.

Klipte iki farklı duruma yer veriliyor: İlk sahnede bir çocuk büyükanne ve büyükbabasına neşeyle sarılırken, diğerinde akrabaları kendisini kucaklamaya çalıştığında rahatsızlık hissediyor.

Kampanya yerel siyasetçileri ikiye böldü

Dublin Belediye Meclisi Üyesi Gavin Pepper çalışmaya tepki göstererek hükümetin ve sivil toplum kuruluşlarının “ölçüyü kaçırdığını” savundu.

Çocuklara kişisel sınırlara saygı duymanın ve fiziksel temas reddini kabul etmenin öğretilmesi gerektiğini belirten Pepper, yakın akrabaların sarılmasının “şüpheli bir durum gibi” sunulmaması gerektiğini ifade etti.

Bir diğer belediye meclisi üyesi Lorraine Hall ise kampanyaya destek verdi.

Eleştirenlerin videoyu fazlasıyla gerçek anlamıyla algıladığını ve dikkat çekmek amacıyla yaratıcı yöntemler kullanan sosyal reklamların yapısını hesaba katmadığını kaydeden Hall, videonun yarattığı tartışmanın hedefe ulaşıldığını gösterdiğini dile getirdi.

Ulusal çaptaki We-Consent kampanyası İrlanda’da Mart 2023 döneminde hayata geçirildi. Girişim, Adalet Bakanlığı ve Community Foundation Ireland desteğiyle Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezi tarafından yürütülüyor.

Program rıza, kişisel sınırlar ve ilişkiler konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyor.

Merkezin kampanya öncesinde yaptığı araştırma, İrlanda halkının yüzde 70’inin ülkede rıza kavramının anlaşılması konusunda bir sorun olduğunu düşündüğünü ortaya koydu.

Araştırmaya göre her üç kişiden biri cinsel ilişkiler hakkında konuşurken rahatsızlık duyuyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Axel Springer, Avrupa’daki TikTok hisselerine talip oldu

Yayınlanma

Medya grubu Axel Springer, TikTok’un Avrupa biriminden hisse satın alma önerisinde bulundu. Şirket “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışını teyit ederken platformun ana sahibi ByteDance resmi bir görüşme yapılmadığını açıkladı.

Alman medya grubu Axel Springer, video paylaşım platformu TikTok’un Avrupa operasyonlarından hisse almak için teklif verdi. Financial Times gazetesinin haberine göre Politico ve The Telegraph gibi yayınların sahibi olan grubun bu girişimi, sosyal medyadaki antisemitizm tartışmalarının ardından gündeme geldi.

Axel Springer CEO’su Mathias Döpfner, hisse alma fikrini ocak ayında şirketin Berlin’deki genel merkezinde düzenlenen bir toplantıda dile getirdi.

Sosyal ağlardaki antisemitizm sorununa ayrılan toplantının katılımcıları arasında ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın babası olan, ABD’nin Fransa Büyükelçisi Charles Kushner da yer aldı.

Girişim daha sonra Avrupa Komisyonu temsilcilerine iletildi ancak süreç ilerleme kaydetmedi.

TikTok’un ana şirketi ByteDance ise hisse satışına dair resmi bir müzakere yürütülmediğini açıkladı.

Öte yandan Axel Springer, TikTok konusunda “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışına ilgi duyduklarını doğruladı.

Forbes dergisinin verilerine göre Axel Springer’ın eş sahibi ve CEO Döpfner’in serveti 22 Ekim 2026 itibarıyla 2,7 milyar dolar seviyesindeydi.

ABD pazarında zorunlu satış ortaklıkla sonuçlanmıştı

TikTok’un mülkiyet yapısına ilişkin tartışmalar daha önce ABD’de de yürütülmüştü.

Washington yönetimi, ulusal güvenlik kaygıları ve kullanıcı verilerinin korunması gerekçesiyle 2024 yılında Çin merkezli ByteDance şirketini uygulamanın ABD kolunu satmaya zorlayan bir yasayı kabul etmişti.

Yasa, satışın gerçekleşmemesi halinde platformun ülkede yasaklanmasını öngörüyordu.

Çinli şirket, Ocak 2026’da ABD pazarındaki faaliyetleri yürütmek üzere ortak bir girişim kurdu.

Yapılan anlaşmayla kurulan yeni şirketin hisselerinin yarısı Oracle ile yatırım şirketleri Silver Lake ve MGX’e devredildi.

Kalan hisseler ise ByteDance ile mevcut yatırımcılarında kaldı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English