Bizi Takip Edin

Diplomasi

AB: Göçe karşı Libyalılarla birlikte çalışmalıyız

Yayınlanma

AB, “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in göçü silah olarak kullanmaya devam etmesini önleme” gerekçesiyle Halife Hafter ile müzakereye hazırlanıyor.

AB Göç Komiseri Magnus Brunner, cuma günü Bavyera Alplerinde düzenlenen Avrupa içişleri bakanları zirvesinde POLITICO’ya verdiği röportajda, “Rusya’nın Libya’daki etkisini artırması tam da bizim endişemizdir ve bu yüzden Libya ile de ilişki kurmalıyız. Rusya’nın göçmenleri ve göç meselesini bir bütün olarak Avrupa’ya karşı bir silah olarak kullanma tehlikesi kesinlikle var. Bu silahlandırma halihazırda devam ediyor ve elbette Rusya’nın Libya’da da aynı şeyi yapacağından korkuyoruz,” dedi.

Brunner’ın açıklamaları, Hafter’in, Kuzey Afrika’dan ülkelerine gelen göçmen akınını durdurmak isteyen İtalya, Yunanistan ve Malta’nın bakanlarıyla birlikte Libya’yı ziyaret eden göçmen komiseri Bingazi’den kovarak Brüksel’i küçük düşürmesinden sadece birkaç hafta sonra geldi.

O dönemde Libyalı yetkililer, Brunner’ı “istenmeyen kişi” ilan etmişti. POLITICO’nun yetkililerle yaptığı görüşmelere dayanan bir habere göre, Brunner ve Avrupa diplomatik heyetinin diğer üyeleri, dünyanın çoğunun tanımadığı bir yönetimi meşrulaştırmakla suçlanmaktan korktukları için Hafter’in bakanlarıyla yapılan toplantıda fotoğraf çektirmeyi reddettiler.

AB’nin Team Europe çerçevesi altında yeni göç müzakerelerini başlatmak amacıyla planlanan ziyaret, Libya’nın doğu kesiminde bulunan hükümet tarafından engellenmişti. Libya hükümeti, heyeti ulusal egemenliği ihlal etmek, diplomatik protokolleri ihlal etmek ve yabancı yetkililer için geçerli giriş prosedürlerini göz ardı etmekle suçlamıştı.

Brunner’ın yorumları, AB’nin Hafter ile görüşmeleri yeniden başlatmayı planladığını gösteriyor. Hafter, ülkenin doğusundaki Libya Ulusal Ordusunu kontrol ediyor.

Brunner, “Bingazi’de karşımızda oturanların kim olduğunu bilmiyorduk. Süreç açısından her şey tam olarak net değildi. Bu yüzden sonunda görüşmeler gerçekleşmedi. Ancak elbette bu görüşmeleri her an devam ettirmeye hazırız. Bence bu acilen gerekli,” diye ekledi.

Komiser, AB ile Hafter’i temsil eden yetkililer arasındaki görüşmeler hakkında “teknik düzeyde hâlâ çok iyi işleyen iletişim kanalları olduğunu” söyledi.

İtalya ve Yunanistan, Libya’dan tekneyle gelen sığınmacı sayısının artması nedeniyle alarm zillerini çalmış durumda. AB’ye düzensiz geçişler 2025’in ilk yarısında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 20 azalırken, Kuzey Afrika’dan orta Akdeniz rotası üzerinden gelenlerin sayısı arttı ve bu rota, tüm düzensiz girişlerin yüzde 39’unu oluşturarak blokun en yoğun rotası olmaya devam etti.

Libya’dan gelen sığınmacı sayısındaki artışa yanıt olarak, Yunanistan hükümeti Kuzey Afrika’dan deniz yoluyla Yunanistan’a gelen göçmenlerin sığınma başvurularının işlenmesini ilk etapta üç ay süreyle askıya aldı.

AB’nin endişesinin merkezinde, Rusya’nın Libya’da, AB yetkililerinin blok aleyhine yürütülen ve göçü silah olarak kullanan bir hibrit savaş olarak nitelendirdiği taktiği uygulayacağı korkusu yatıyor.

AB ülkeleri, Minsk ve Moskova’yı, sığınmacıların Polonya ve Litvanya üzerinden düzensiz geçişlerini kolaylaştırmakla suçluyordu.

Brunner, Rusya’nın Libya’daki etkisinin tehlikeleri nedeniyle Avrupa’nın Hafter ile görüşmeler yapmaktan ve “göç diplomasisi konusunda seçeneklerimizi masaya koymaktan” başka seçeneği kalmadığını söyledi.

Brunner, bunun göç müzakerelerini Libya’ya kalkınma yardımı veya Libyalıların Avrupa vizesi almasını kolaylaştırma gibi konularla birleştirmeyi gerektireceğini belirtti.

Bugün (22 Temmuz), AB içişleri bakanlarının Brunner’in de katılacağı Kopenhag’daki gayri resmi zirvede Libya’ya nasıl davranılacağı konusunu ele alması bekleniyor.

18 Temmuz’da Almanya’da düzenlenen göç zirvesinde, içişleri bakanları daha sıkı Avrupa göç kuralları için ortak öneriler üzerinde anlaşmaya çalıştılar ve AB dışında reddedilen sığınmacılar için geri dönüş merkezleri kurulması ve Suriye ve Afganistan’a sınır dışı edilmenin mümkün hale getirilmesi dahil bir dizi önlem üzerinde uzlaşma sağladılar.

Zirve, Almanya ve Fransa tarafından ortaklaşa düzenlendi ve Polonya ve Danimarka gibi göç konusunda sert tutum sergileyen diğer AB ülkeleri de katıldı.

Libya, AB liderleri için özel bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği rakamlarına göre, Kuzey Afrika ülkesinde 600.000’den fazla yerinden edilmiş kişi bulunuyor.

AB, insan hakları ihlallerine ilişkin yaygın raporlara rağmen, göçmenlerin bloğa ulaşmasını önlemek için Libya Sahil Güvenlik Teşkilatına fon sağlıyor.

2023 yılında Birleşmiş Milletler, Libya’da göçmenlere karşı işlenen insanlık suçlarına dair kanıtları içeren bir rapor yayınladı. Raporda, sistematik işkence ve cinsel köleliğe dair “ezici” kanıtlar da yer aldı.

Libya’nın batı kısmı, başkenti Trablus olan Ulusal Birlik Hükümeti tarafından kontrol ediliyor. Hafter, ülkenin doğu kısmını kontrol ediyor.

Avrupalı liderler, Afrika’dan gelen “düzensiz göçü” durdurmak için Libya yöneticileriyle uzun süredir ilişkiler içinde. Bu ilişkiler, 2011’deki NATO destekli isyanda öldürülen eski lider Muammer Kaddafi dönemine kadar uzanıyor.

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English