Avrupa
AB, teknoloji egemenliği paketi açıklayacak

Avrupa Komisyonu yabancı şirketlere olan bağımlılığı azaltmayı amaçlayan, “teknoloji egemenliği paketi”ni açıklamaya hazırlanıyor.
POLITICO’nun elde ettiği ilk taslaklar, Brüksel’in yabancı teknoloji şirketleriyle ilişkilerin tamamen kesilmesini dayatmaktan kaçınacağını gösteriyor olsa da, dijital bağımsızlık çabalarının ardındaki ivmeyi artık görmezden gelmek imkânsız hale geldi.
Amerikan teknoloji devlerine alternatifleri desteklemek için kampanya yürüten bir lobi grubu olan Avrupa Dijital KOBİ İttifakı’nın genel sekreteri Sebastiano Toffaletti, “İnsanlar nihayet teknolojiden daha fazla güç sahibi olan hiçbir şeyin olmadığını fark etti. Bu sadece bir meta değil. Bu, güç ve etki uygulamanın bir yoludur ve bu nedenle Avrupa’nın kendi teknolojisine sahip olması gerekir,” dedi.
Bu paket, e-posta iletişimi, kamu ve özel verilerin depolanması ve işlenmesi ile hükümet hizmetlerini destekleyen birçok araçtan her şeyin temelini oluşturan, kıtanın Amerikan teknolojisine bağımlılığı konusundaki artan tedirginliğin bir sonucu.
Sadece birkaç yıl önce, Hollanda ve Danimarka gibi ülkelerin direnci, AB’nin en hassas verilerini ABD merkezli sunuculardan uzak tutmaya yönelik Fransa öncülüğündeki çabayı tıkamıştı.
Eleştirmenler, bu çabayı ters tepip Avrupa ekonomisine zarar verebilecek, üstü kapalı bir korumacılık olarak alay ediyorlardı.
Daha önce Amerikan teknolojisinden uzaklaşmaya karşı çıkmış olmasına rağmen “büyük bir U dönüşü” yaptığını itiraf eden Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi Bart Groothuis’a göre ilk uyarı, görevinden ayrılmadan sadece birkaç gün önce bazı Avrupa ülkelerine yapay zeka çiplerinin ihracatını kısıtlayan kuralları kabul ettiren eski ABD Başkanı Joe Biden’dan gelmişti.
Groothuis, “Bu, büyük müttefikimizin bizi kolonileştireceğinin, Amerikan yapay zekasına tamamen bağımlı olmamız gerektiğinin açık bir göstergesiydi,” dedi.
Ardından Trump, Avrupa’nın bu zayıf noktasını fark etti ve bu konuyu zorladı. Gazze’deki savaş suçları iddiaları nedeniyle İsrail başbakanı hakkında tutuklama emri çıkarılmasına yanıt olarak, Trump yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi yetkililerine uyguladığı yaptırımlar, ABD’nin dijital altyapısına güvenmenin tehlikesini ortaya çıkardı.
Yüksek mahkeme yetkilileri, Visa ve Mastercard gibi yaygın olarak kullanılan ABD ödeme sistemlerinin yanı sıra Amazon, Airbnb ve Booking.com gibi hizmetlerden de mahrum bırakıldı.
Groothuis, “Uluslararası Ceza Mahkemesi’nden birkaç kilometre uzakta yaşıyorum. Bu benim için büyük bir şok oldu,” diye konuştu.
Fakat Amerika’nın en sadık müttefikleri arasında bile korkuyu somutlaştıran şey, Trump’ın Danimarka’ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland’ı ele geçirme tehditleri oldu.
Danimarkalı bir yetkili bu konuda şunları söyledi:
“Eskiden bulut pazarını açık tutmak için en çok mücadele eden üye devletlerden biriydik. Hâlâ öyleyiz ama dünya maalesef değişti ve biz de tutumumuzu buna göre uyarladık. Grönland durumu kesinlikle işleri hızlandırdı.”
Kopenhag’daki bu değişiklik, Avrupa genelinde yaşanan daha geniş çaplı bir dönüşümü yansıtıyor.
Bir zamanlar Fransa’nın pazarı Avrupalı sağlayıcılara yöneltme girişimi olarak görülen bu durum, artık giderek güvenlik, etki gücü ve jeopolitik risk açısından değerlendiriliyor.
Düşünce kuruluşu CERRE’nin araştırma direktörü Zach Meyers, “Sorunun gerçek kaynağı Trump’tan, öngörülemezliğinden, tehditlerinden ve Avrupa’nın Amerikan firmalarına bağımlılığını bir silah olarak kullanma isteğinden başka bir şey değil. ABD daha tehlikeli bir ortak gibi görünüyor ve … ilgili şirketler, bir dereceye kadar, başkanın kaprislerine maruz kalacak,” dedi.
Groothuis, Avrupa’nın, teknolojik bağımlılığın risklerini görmezden gelinemez hale getirdiği için Trump’a teşekkür etmesi gerektiğini savunuyor.
Fakat paket, Avrupa’nın yeni oluşan konsensüsünün sınırlarını da ortaya koyuyor. Hükümetler stratejik bağımlılıkların bir risk oluşturduğu konusunda giderek daha fazla hemfikir olsa da, doğru çözüm konusunda bölünmüş durumdalar.
POLITICO’nun elde ettiği taslaklara göre, Komisyon ABD’li tedarikçilerle ilişkilerin kesilmesini zorlamak yerine, özel yatırımcıları harekete geçirme, açık kaynak alternatiflerini teşvik etme ve yerli bilgisayar çipi üretimini desteklemeye odaklanacak.
Şimdi müzakereler için ulusal hükümetlere ve Avrupa Parlamentosu’na sunulacak olan öneriye göre, Komisyon hükümetlerden olası güvenlik açıklarını değerlendirmelerini isteyecek.
Ayrıca, en son ayrıntılar hakkında bilgi sahibi iki kişinin POLITICO’ya aktardığına göre, Komisyon, ABD gibi bir ülkenin Avrupa ekonomisinin en hassas sektörlerine teknoloji sağlaması konusunda güvenilir olup olmadığına karar verme yetkisine sahip olacak.
Fakat ulusal hükümetler, yabancı kaynaklı güvenlik açıklarından kendilerini korumak için nasıl hareket edeceklerini büyük ölçüde kendileri belirleyecek ve bu da Washington’u kızdırma riskini değerlendirmelerine bırakacak.
Komisyon, Trump yönetimi ile ilişkilerinde dikkatli davranarak, ABD başkanının tehdit ettiği gümrük vergilerinin en kötüsünü önlemeye yardımcı olan, yeni imzalanmış bir ticaret anlaşmasını rayından çıkarmamaya özen gösterdi.
Komisyon, teknoloji egemenliği paketini açıklarken, Amerikan şirketlerini hedef alıyor gibi görünmemek için dikkatli davranacak.
POLITICO’nun elde ettiği ilk taslağa göre, Komisyon paketi açıklarken “Teknolojik egemenlik, açıklık, ortaklık ve adil rekabete dayalıdır ve izolasyon, korumacılık veya teknolojiden kopma ile eşdeğer değildir,” diyecek.
Avrupa Komisyonu’nun aldığı diğer önlemlerde de bu endişe açıkça görülüyor. Brüksel teknoloji bağımsızlığını ilan etmeye hazırlanırken bile, yarın (3 Haziran) yapılacak AB büyükelçileri toplantısı için hazırlanan tarihsiz bir hazırlık belgesine göre, Komisyon AB’nin yapay zeka tedarik zincirlerini güvence altına almayı amaçlayan, ABD liderliğindeki yeni bir kulüp olan Pax Silica’ya katılmasını öneriyor.
Avrupa
Almanya, Rusya’ya karşı binlerce yeni füze almaya hazırlanıyor

Bloomberg’ün haberine göre Almanya, Tomahawk sevkiyatında yaşanan gecikmeler üzerine savunma cephaneliğini binlerce hassas vuruş füzesiyle takviye etmeyi planlıyor. Berlin, Amerikan girişimi Covenant’tan 1,12 milyar doları aşan Anthem füzeleri almanın yanı sıra Ukrayna, Hollanda ve İngiltere ortaklı projeleri değerlendiriyor.
Almanya, savunma cephaneliğini genişletmek amacıyla binlerce hassas vuruş füzesi satın almayı planlıyor.
Almanya ordusunun envanterinde şu anda yalnızca havadan fırlatılan ve yaklaşık 500 kilometre gibi görece kısa bir menzile sahip olan Taurus seyir füzeleri yer alıyor.
Bloomberg’ün konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Berlin’in Amerikan Raytheon üretimi BGM-109 Tomahawk füzeleri ile Typhon fırlatma sistemlerini tedarik etme planının ise gecikmelerle karşılaştığı belirtildi.
Bu tablonun ardından Almanya Savunma Bakanlığı, çok sayıda üreticiyle binlerce hassas vuruş füzesi almak üzere görüşmelere başladı.
Berlin’in benimsediği strateji, görece düşük maliyetli füzeleri yüksek adetlerle temin ederek nicelik üstünlüğü kurmayı ve olası bir hasmın hava savunma sistemlerini doygunluğa ulaştırarak felce uğratmayı amaçlıyor.
Görüşme yürütülen taraflardan birini Amerikan savunma girişimi Covenant oluşturuyor.
Almanya, bu şirketten 1,12 milyar doları aşan bir maliyetle karadan fırlatılan binlerce Anthem seyir füzesi almayı değerlendiriyor.
Covenant şirketi ABD kökenli olmasına karşın projenin Avrupa ile doğrudan bağı sürüyor. Girişim, bu yıl Almanya’nın Leipzig kentinde bir fabrika açtı.
Fabrikadaki ilk füzelerin 2027 yılının başında üretim bandından çıkması hedefleniyor.
Gelecek yılın sonuna kadar bin adet üretmeyi planlayan şirket, bağımsız Avrupa tedarik zincirlerinden faydalanarak 2028 yılına gelindiğinde yıllık 5 bin füzelik azami kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor.
Berlin tek bir tedarikçiye bağlı kalmamak için alternatifleri inceliyor
Berlin yönetimi tek bir şirkete bağımlı kalmaktan kaçınmak için farklı seçenekleri de gündemde tutuyor.
Bu kapsamda Ukrayna ile Bars seyir füzelerinin ortak üretimi ve satın alınması yönünde temaslar yürütülüyor.
Hollanda merkezli Destinus SA şirketinin geliştirdiği Ruta füzeleri de incelenen seçenekler arasında yer alıyor.
Almanya ve İngiltere ortak girişimi olan Hypersonica ile de yüksek hızlı HS1 füzelerinin geliştirilmesi konusu ele alınıyor.
Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından geniş kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girdi.
Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın Rusya ile askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlandığını öne sürmüştü.
Neçayev, Almanya’nın Ukrayna’daki çatışmalara taraf olmama yönündeki resmi beyanlarına rağmen askeri harcamalarını artırdığını, ordu mevcudunu büyüttüğünü ve silahlanma adımlarını hızlandırdığını savundu.
Avrupa
Avusturya, dört Rus diplomatı sınır dışı etti

Avusturya, üçü büyükelçilikte biri AGİT temsilciliğinde görevli dört Rus diplomatı casusluk şüphesiyle sınır dışı etti. Karara tepki gösteren Rusya Dışişleri Bakanlığı misillemenin kaçınılmaz olduğunu duyururken Viyana’nın 2022’den bu yana sınır dışı ettiği Rus görevli sayısı en az 18’e ulaştı.
Avusturya, dört Rus diplomatı “istenmeyen kişi” ilan ederek sınır dışı etti. Diplomatlardan üçü Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde görev yaparken biri ülkenin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilciliğinde yer alıyordu.
Gelişmeyi cuma günü ilk olarak Avusturya dergisi Profil duyurdu; kamu yayıncısı ORF ve Die Presse gazetesi de Dışişleri Bakanlığına dayandırdıkları haberlerle bilgiyi teyit etti.
Bakanlık açıklamasında kararın güvenlik birimlerinden gelen veriler doğrultusunda alındığı belirtildi. Açıklamada, dört Rus görevlinin diplomatik statüleriyle bağdaşmayan faaliyetler yürüttüğü kaydedildi.
Moskova ise karara gecikmeden karşılık verileceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın bu adımına yönelik tepkinin “kaçınılmaz olarak geleceğini” açıkladı.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde toplam 48 diplomat görev yapıyor. 23 Rus vatandaşı da ülkenin AGİT Daimi Temsilciliğinde yer alıyor.
Profil: Rus diplomatlar casuslukla suçlanıyor
Profil dergisi, sınır dışı edilen dört Rus diplomatın casusluk şüphesiyle hedef alındığını aktardı.
Bu isimlerin, araştırmacı yayın organı Agentstvo’nun ağustos başında yayımladığı ve istihbarat servisleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülen 21 kişilik diplomat listesinde yer alıp almadığı ise henüz netleşmedi.
Profil, Avusturya Savunma Bakanlığının ağustos ayı ortasında askerlere olası Rus ajan devşirme girişimlerine karşı uyarı yazısı gönderdiğini ve şüpheli temasların bildirilmesini istediğini kaydetti.
Avusturya makamlarının gündemine giren bir diğer başlık ise Viyana sakinlerinin Rusya Büyükelçiliği çatısından gelen seslere yönelik şikayetleri oldu.
İngiliz The Financial Times gazetesi mart ayında kaynaklarına dayandırdığı haberinde, çatıdaki “anten ormanı” aracılığıyla NATO ve diğer uluslararası kuruluşların haberleşmelerinin dinlendiğini öne sürmüştü. Viyana yönetimi bu iddialar üzerine mayıs ayında üç Rus diplomatı sınır dışı etmişti.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı eylül ayı ortasında yerel haber ajansı APA’ya yaptığı açıklamada, Rusya Büyükelçiliği temsilcilerinin çatıdaki havalandırma pervanelerinin arızalandığını savunarak gürültü için özür dilediğini bildirmişti.
Şubat 2022’de Ukrayna’da başlayan savaştan bu yana Avusturya, son kararla birlikte Rus temsilciliklerindeki en az 18 personeli sınır dışı etmiş oldu.
Avrupa
Sırbistan’da öğrenci mitinginde yüzbinlerce kişi bir araya geldi

Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki hareketin son mitingi için perşembe günü yüz binlerce kişi Belgrad’ın merkezinde bir araya geldi.
25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri öncesinde yapılan mitingin organizatörleri, mitinge en az 200.000 kişinin katıldığını belirtti.
Hareket, Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) 14 yıllık iktidarını sona erdirmeyi ve yaklaşık iki yıldır süren hükümet karşıtı protestoları bir seçim zaferine dönüştürmeyi hedefliyor.
Protesto hareketi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde bir tren istasyonu kanopisinin çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi ve bunun ülke genelinde öğrenciler öncülüğünde kitlesel yolsuzluk karşıtı protestolara yol açmasının ardından ortaya çıktı.
Göstericiler, felaketin sorumlusu olarak hükümetin yolsuzluğunu gösterdi fakat henüz kimse cezai olarak sorumlu tutulmadı.
Öğrenci Listesi’nden birçok aday kalabalığa hitap etti. Aralarında, yargı ve savcılığın siyasi baskı ve kişisel çıkarların etkisinden arındırılması çağrısında bulunan tanınmış Sırp aktör Tihomir Stanić de vardı.
Stanić, “Hepimiz kanun önünde eşit olmamaktan bıktık. Sırbistan özgürlüğü, adaleti ve hesap verebilirliği hak ediyor,” dedi.
Miting, son iki yıldır öğrenci hareketinin harekete geçirdiği çok sayıda genç de dahil olmak üzere her yaştan insanı bir araya getirdi.
Belgrad’dan 26 yaşındaki Nađa, başından beri öğrencileri desteklediğini ve adalet ve daha iyi bir gelecek için mücadele eden insanların yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.
Rapporteur’e verdiği demeçte, “Öğrenci Listesi’nin seçimi kazanmasını bekliyorum fakat iktidar yetkililerinin sonuçları sorgulamak ve itibarsızlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına inanıyorum,” dedi.
Mitinge, siyasi değişim ve çocukları için daha iyi bir gelecek umduğunu belirten daha yaşlı destekçiler de katıldı.
61 yaşındaki Dragana, Rapporteur’e, “Umarım yeni hükümet, çocuklarımızın Sırbistan’ı terk etmek zorunda kalmadan geleceklerini kurabilecekleri bir ülke yaratır,” dedi.
Seçimler, Vučić’in iktidar partisinin yıllarca kendisiyle kıyaslanabilecek kadar güçlü bir seçim rakibiyle karşılaşmadığı 2012’de SNS’nin iktidara gelmesinden bu yana Sırbistan’da görülen en belirsiz seçimler olarak değerlendiriliyor.
Seçim kampanyası neredeyse bir referandum havasına büründü. Oylama, genel olarak SNS’nin iktidarının devamı ile siyasi değişim umudu arasında bir seçim olarak görülüyor.
Anketler, iktidar koalisyonu ile Öğrenci Listesi arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Salı günü yayınlanan son ankete göre, kararını vermiş seçmenler arasında SNS liderliğindeki koalisyon %42,9, Öğrenci Listesi ise %42 oy oranına sahip.
Avrupa Parlamentosu heyeti de dahil olmak üzere uluslararası gözlemciler, seçimleri izleyecek.
Seçimlerin nasıl yürütüleceği, seçim koşulları, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusundaki süregelen endişeler nedeniyle, uzun süredir durma noktasına gelen Sırbistan’ın AB üyelik süreci üzerinde önemli etkiler yaratabilir.
Amerika5 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor
Rusya2 hafta önceRosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü











