Bizi Takip Edin

Amerika

ABD dışişlerinde İsrail gerilimi

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanlığı, Trump yönetiminin önemli politikalarının nasıl tanımlanacağına ilişkin çok sayıda anlaşmazlığın ardından, İsrail-Filistin ilişkilerinden sorumlu üst düzey basın sözcüsünü görevden aldı.

Washington Post’un (WP) incelediği ABD’li yetkililerin açıklamaları ve belgelere göre, bu politikalar arasında eleştirmenlerin etnik temizlik olarak nitelendirdiği, Gazze Şeridinden yüz binlerce Filistinlinin yerinden edilmesini öngören tartışmalı plan da yer alıyor.

Pazartesi günü gerçekleşen görevden alma, “Gazze’deki Filistinlilerin zorla yerinden edilmesini desteklemiyoruz,” ifadesinin yer aldığı bir basın açıklaması yayınlanıp yayınlanmayacağına ilişkin iç tartışmaların ardından gerçekleşti.

Shahed Ghoreishi, bu cümleyi, şubat ayında ABD’nin Gazze için bir “tahliye planı” uygulamayacağını söyleyen Başkan Donald Trump ve Orta Doğu özel temsilcisi Steve Witkoff’un önceki açıklamalarına benzer şekilde kaleme almıştı.

Geçen hafta tarihli bir notta, Dışişleri Bakanlığı yönetimi bu hamleyi veto ederek yetkililere “kırmızı ile işaretlenen cümleyi silin” talimatını verdi.

ABD’li yetkililer, Ghoreishi’nin kovulmasının Dışişleri Bakanlığı çalışanlarına, ateşli İsrail yanlısı mesajlardan sapmanın, uzun süredir devam eden ABD politikasına uygun olsa bile, hoş görülmeyeceği yönünde “ürpertici bir mesaj gönderdiğini” söylediler.

Dışişleri Bakanlığı, Ghoreishi’nin kovulmasının nedenini açıklamadı. Bakanlık sözcüsü Tommy Pigott, “Sızdırılan e-postalar veya iddialar hakkında yorum yapmıyoruz. Bakanlık, sızdırma yoluyla suistimalde bulunan çalışanlara karşı sıfır tolerans gösterir. … Federal çalışanlar, kişisel siyasi ideolojilerini, usulüne uygun olarak seçilmiş başkanın gündeminin önüne asla koymamalıdır,” dedi.

Ghoreishi, WP’ye verdiği demeçte işten çıkarılma nedeninin kendisine açıklanmadığını, fakat sözleşmeli çalışan statüsü nedeniyle Dışişleri Bakanlığının açıklama yapmak zorunda olmadığını söyledi.

Kovulan sözcü, olayın, Gazze’den Filistinlilerin sınır dışı edilme olasılığı konusunda bakanlığın tutumuna ilişkin endişe verici sorular ortaya çıkardığını belirtti.

“Güçlü itibarım ve birçok meslektaşımla yakın çalışma ilişkilerime rağmen, bu anlaşmazlıklardan kurtulamadım,” diyen Ghoreishi, Trump’ın 20 Ocak’ta göreve gelmesinden bu yana medya açıklaması için önerdiği ifadelere Dışişleri Bakanlığının önceleri onay verdiğini belirtti.

Bu ayın başlarında, İsrail’in Gazze Şehrinde Al Jazeera muhabiri Enes el-Şerif ve diğer birkaç gazeteciyi hedefli bir şekilde öldürmesi üzerine Dışişleri Bakanlığı içinde bir başka anlaşmazlık yaşandı.

İsrail, el-Şerif’in Hamas üyesi olduğunu iddia etmiş ama Al Jazeera bu iddiayı yalanlamıştı. 

Yetkililer Dışişleri Bakanlığının olaya nasıl yaklaşması gerektiğini tartışırken, Ghoreishi, “Gazetecilerin kaybını üzüntüyle anıyor ve ailelerine başsağlığı diliyoruz,” ifadesinin eklenmesini önerdi.

Dışişleri Bakanlığı yönetimi 10 Ağustos’ta gönderilen bir e-postayla bu öneriye itiraz etti. E-postada, “Yanıt vermenize gerek yok. Bu kişinin eylemlerinden emin olmadığımız için başsağlığı dileklerini iletemeyiz,” denildi.

Ghoreishi’nin departman içindeki en önemli rakibi, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin üst düzey danışmanı David Milstein’dı. Konuya yakın yetkililer, Milstein’ın İsrail hükümetini savunmak için departman genelinde çalışanlarla çatışmasıyla tanındığını söylediler.

Dışişleri Bakanlığı içinde Milstein’ı eleştirenler, onun İsrailli yetkilileri memnun etmek için aşırı istekli göründüğünü ve sık sık sorumluluklarının ötesindeki meselelere karıştığını iddia ediyor. Bir yetkili, “Milstein bir büyükelçinin danışmanı. Hepsi bu ama her şeye burnunu sokuyor,” dedi.

Milstein ve diğer Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Milstein’ın Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun adına, Batı Şeria’daki yasadışı İsrail yerleşim yerleriyle ticareti yasaklayacak bir yasa tasarısını değerlendiren İrlanda’yı kınayan bir açıklama yayınlamak istediğinde de ayrı düştüler.

Bu girişim, Avrupa’daki ABD diplomatlarını alarma geçirdi. Diplomatlar, ülkenin eylemlerini kamuoyuna kınamadan önce İrlandalı yetkililerle özel olarak görüşmenin uygun bir adım olacağı görüşündeydi.

Sonunda, Avrupa ve Orta Doğu’dan sorumlu ABD diplomatları Milstein’a karşı galip geldi ve açıklamanın yayınlanmasını engelledi.

Daha yakın zamanda Milstein ve Ghoreishi, Milstein’ın Dışişleri Bakanlığının Batı Şeria’yı İsrail’de yaygın olarak kullanılan Eski Ahit’teki adı olan “Yahudiye ve Samiriye” olarak adlandırması yönündeki baskısı konusunda anlaşmazlığa düştü.

Bu bölge uluslararası alanda Batı Şeria olarak tanınıyor ve Filistinliler, Yahudiye ve Samiriye adının İsrail yerleşimlerini ve olası ilhakı meşrulaştırmak için kullanılmasını reddediyor. Bu endişe, iki devletli çözümü savunanlar tarafından da paylaşılıyor.

WP tarafından incelenen Milstein’ın notu, Associated Press’in Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın bölgeye yaptığı ziyaretle ilgili sorularına yanıt olarak hazırlanmıştı. Notta Johnson, “Yahudiye ve Samiriye’ye giden en üst düzey ABD’li yetkili ve ilk Temsilciler Meclisi Başkanı olarak tarihe geçtiği” için övülüyordu.

Ghoreishi, bu cümle medyaya ulaşmadan önce onu kesmeyi başardı ve daha önce onaylanmış olan Dışişleri Bakanlığı metnini ekledi. Bu metinde “Batı Şeria” ifadesi kullanılırken, Johnson’ın gezisiyle ilgili diğer sorular için “daha fazla bilgi için ofisine” yönlendiriliyordu.

Ghoreishi’nin bakanlıktaki destekçileri, sözcü Pigott’un Ghoreishi’nin Trump’ın gündemine karşı çalıştığı yönündeki iddiasını yalanladı. Bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, Ghoreishi’nin önerilerini her zaman kurum içinde onaylattığını ve “Başkan Trump ve Rubio’nun kamuoyuna yönelik açıklamalarında etkili olduğu kanıtlanmış bir geçmişe sahip olduğunu” belirterek, “Gazze’yi Yeniden Güzel Yapalım” başlıklı tweet’i yazan kişinin Ghoreishi olduğunu kaydetti.

Ghoreishi, Trump karşıtı duygularla hareket etmediğini ve Trump’ın Orta Doğu hakkında yaptığı mayıs konuşmasından ilham aldığını söyledi. Ghoreishi, bazı üst düzey Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin bu konuşmaya direnmeye devam ettiğini belirtti.

Kovulan yetkili, “Trump, Orta Doğu’da başarısız olan neoconları ve Batılı müdahaleci güçleri eleştirdi ve bölgeye yeni bir yol açmak istediğini söyledi. Dışişleri Bakanlığının yedinci katındaki şahinler bu vizyonla uyuşmuyor,” iddiasında bulundu.

Çarşamba günü Ghoreishi, muhafazakâr yayıncı ve Trump’ın gayri resmi danışmanı Laura Loomer’ın hücumuna uğradı. Sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda Ghoreishi’yi “NIAC ile bağlantılı İran rejimi yanlısı cihatçı Müslüman” olarak nitelendirdi. NIAC, 2015 İran nükleer anlaşmasını destekleyen bir grup.

Ghoreishi, 2013 sonbaharında bu kuruluşta staj yaptığını söyledi.

Amerika

ABD Senatosu, dijital dolar yasağını içeren tasarıyı kabul etti

Yayınlanma

ABD Senatosu, Fed’in 31 Aralık 2030’a kadar merkez bankası dijital para birimi (CBDC) niteliğinde bir dijital dolar çıkarmasını yasaklayan düzenlemeyi kabul etti. 85’e karşı 5 oyla geçen hüküm, 21st Century ROAD to Housing Act tasarısına Cumhuriyetçilerin girişimiyle eklendi. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi için Temsilciler Meclisi’nin de onayı ve Başkan Trump’ın imzası gerekiyor.

ABD Senatosu, Merkez Bankası’nın (Fed) merkez bankası dijital para birimi (CBDC) olarak dijital dolar veya CBDC’ye “esaslı ölçüde benzer” herhangi bir dijital varlık çıkarmasını 31 Aralık 2030’a kadar yasaklayan 21st Century ROAD to Housing Act tasarısını kabul etti.

Tasarı Senato’da 85’e karşı 5 oyla geçti.

CBDC, nakit ve kaydi paranın yanında ulusal para biriminin üçüncü biçimi olarak tanımlanıyor. Bu tür dijital para birimlerinin ihracı ve kontrolü doğrudan merkez bankaları tarafından yürütülüyor.

Bazı CBDC projelerinde kripto para ve blokzincir teknolojilerinden yararlanılsa ve dijital para birimleri kriptografik tokenlar şeklinde ihraç edilse de, bu varlıklar merkezi bir ihraççıya sahip olmaları nedeniyle kripto para olarak değerlendirilmiyor.

Dünyada birçok ülke kendi CBDC projelerini geliştiriyor veya test ediyor.

Çin, dijital yuanı 2020 yılından bu yana deneme programları kapsamında test ederken, Rusya’da dijital rublenin geniş çaplı kullanımına 1 Eylül’de başlanması planlanıyor.

Esasen emlak piyasasına ilişkin düzenlemeler içeren 21st Century ROAD to Housing Act tasarısındaki CBDC yasağı hükmü, Cumhuriyetçilerin girişimiyle metne eklendi.

Tasarının şimdi Temsilciler Meclisi’nde oylanması, ardından da Başkan Donald Trump’ın imzasına sunulması gerekiyor.

Trump yönetimi daha önce de dijital doların hayata geçirilmesine karşı çıkarken, sabit kripto para birimlerini destekleyen bir çizgi izledi.

ABD’de GENIUS Act adlı sabit kripto para yasasının kabul edilmesinin ardından Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD devlet tahvilleriyle desteklenen sabit kripto para birimlerinin Amerikan kamu borcuna yönelik yeni bir talep kaynağı oluşturacağını ve doların dijital ödemelerdeki konumunu güçlendireceğini söyledi.

Fed de dijital dolar fikrinden bir yıldan uzun süre önce uzaklaşmıştı.

Kurumun eski başkanı Jerome Powell, görev süresi boyunca ABD’de merkez bankası dijital para biriminin hayata geçirilmeyeceğini açıklamıştı. Powell’ın yerine gelen mevcut Fed Başkanı Kevin Warsh da CBDC karşıtı bir tutum sergiliyor.

Avrupa Birliği ise dolar bazlı sabit kripto para birimlerinin yaygınlaşmasına karşılık dijital euro projesini bir CBDC olarak destekliyor. Birlik, pazarını korumaya yönelik adımlar da attı.

Bu yıl yürürlüğe giren MiCA kripto varlık düzenlemeleri, Avrupa’daki kripto para borsalarında işlem gören tüm sabit kripto para birimlerinin, özel lisans almış ve AB içinde faaliyet gösteren ihraççılar tarafından çıkarılmasını şart koşuyor.

Toplam piyasa değeri 317 milyar dolar olan sabit kripto para piyasasının yüzde 90’dan fazlasını dolar bazlı ürünler oluşturuyor.

En büyük sabit kripto para birimleri, 186 milyar dolarlık piyasa değerine sahip Tether’in USDT’si ile 74 milyar dolarlık piyasa değerine sahip Circle’ın USDC’si olarak öne çıkıyor.

Trump ailesiyle bağlantılı kripto para projesi World Liberty Financial tarafından yaklaşık bir yıl önce piyasaya sürülen USD1 adlı sabit kripto para birimi ise yaklaşık 4,5 milyar dolarlık piyasa değeriyle kategorisinde dördüncü sırada yer alıyor.

USD1 arzının yaklaşık yüzde 75’i Binance’te tutuluyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Google yapay zeka için A24 stüdyosuna ortak oluyor

Yayınlanma

Google, yapay zeka alanında iş birliği geliştirmek amacıyla bağımsız film stüdyosu A24’e yaklaşık 75 milyon dolar yatırım yapmaya hazırlanıyor. The Wall Street Journal gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre ortaklık kapsamında sinema sektörüne yönelik yeni yapay zeka araçlarının geliştirilmesi hedefleniyor.

The Wall Street Journal gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre Google, yapay zeka alanındaki ortaklık kapsamında bağımsız film stüdyosu A24’e yaklaşık 75 milyon dolar yatırım yapacak.

Gazete, bu adımın teknoloji devinin bir sinema stüdyosundan ilk kez hisse satın aldığı örnek olduğunu kaydetti.

Google bünyesindeki yapay zeka birimi DeepMind ile A24, filmlerin üretimi ve dağıtımı için yeni araçlar geliştirmeyi planlıyor.

A24 stüdyosunun teknoloji ve inovasyon alanındaki çalışmalarını yürüten ortağı Scott Belsky, geliştiricilerin yapay zekayı film üretimini hızlandırmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla öne çıkardığını, ancak bu durumun sinemacılar arasında memnuniyetsizlik yarattığını ifade etti.

Sürece ilişkin değerlendirmede bulunan Belsky, “Yaratıcı kontrolü koruyan ve risk alma isteğini teşvik eden daha etkili yapay zeka uygulama yöntemlerinin olduğuna inanıyoruz” dedi.

Yeni araçların, kullanıcı taleplerine göre doğrudan içerik üreten üretken yapay zekadan farklı olacağını belirten Belsky, Google’ın A24 stüdyosunun film ve televizyon arşivine erişim hakkı elde etmeyeceğini kaydetti.

DeepMind Başkan Yardımcısı Eli Collins ise ortaklığa ilişkin, “Teknolojinin, alanındaki en iyi uzmanların ellerine ulaştığı anlarda büyük ilerlemelerin kaydedileceğine inanıyoruz.” açıklamasında bulundu.

ABD merkezli bağımsız bir sinema şirketi olan A24 stüdyosu, özellikle yazar ve festival filmleri üzerine odaklanmasıyla tanınıyor. Yakın zamanda “Gerçekliğin Sahne Arkası” (Y2K) ve “Marty Supreme” filmlerini izleyiciyle buluşturan stüdyonun portföyünde, yedi Oscar ödülü kazanan “Her Şey Her Yerde Aynı Anda” (Everything Everywhere All at Once) yapımının yanı sıra “Yeşil Şövalye” (The Green Knight), “Deniz Feneri” (The Lighthouse), “Cadı” (The Witch), “Ritüel” (Midsommar), “Geçmiş Yaşamlar” (Past Lives), “Demir Pençe” (The Iron Claw), “When You Finish Saving the World” ve “İç Savaş” (Civil War) gibi filmler yer alıyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

SpaceX, 6,3 milyar dolarlık bilgi işlem gücü anlaşması imzaladı

Yayınlanma

SpaceX, açık kaynaklı yapay zeka girişimi Reflection AI ile önemli bir bilgi işlem gücü anlaşması imzaladı.

Anlaşma kapsamında Reflection, gelişmiş modelleri eğitmek ve çalıştırmak için kullanılan en üst düzey yapay zeka çipleri olan Nvidia GB300’lere anında erişim elde edecek.

CNBC’nin incelediği belgelere göre, 1 Temmuz 2026’dan itibaren 2029 yılına kadar SpaceX’e aylık 150 milyon dolar ödeme yapmayı kabul etti.

Anlaşma süresi sonuna kadar devam ederse, ödemelerin toplam tutarı yaklaşık 6,3 milyar dolara ulaşacak.

Her iki şirket de ilk üç ayın ardından 90 gün önceden bildirimde bulunarak sözleşmeyi feshedebilir.

Anlaşma, SpaceX’in rekor kıran halka arzının ardından devasa veri merkezi altyapısını nasıl kullandığını gösteriyor.

Şirket, Colossus’u kısmen ChatGPT’nin rakibi olan Grok’a güç sağlamak amacıyla kurmuştu. 

Şimdi ise SpaceX, bu altyapıyı dışardaki yapay zeka şirketlerine hesaplama gücü kapasitesi satmak için de kullanıyor.

SpaceX, daha önce Anthropic, Google ve Cursor ile hesaplama gücü konusunda anlaşmalar imzalamıştı. Musk’ın şirketi şu anda Cursor’u satın alma sürecinde.

Reflection, bu listeye stratejik açıdan farklı bir müşteri daha ekliyor: Hükümetlerin ve işletmelerin kapalı yapay zeka sistemlerine olan bağımlılığını yeniden değerlendirdiği bir dönemde, açık kaynaklı modellere odaklanan bir yapay zeka laboratuvarı.

Zamanlama dikkat çekici. Anthropic’in Fable ve Mythos’a erişimi kesmesinin ardından açık kaynaklı yapay zeka ivme kazandı.

Bu durum, kritik işler için kapalı model sağlayıcılarına güvenmenin riskleri konusunda soru işaretleri yarattı.

Bu olay, açık model şirketlerine, müşterilerin modelleri daha fazla kontrol sahibi olarak inceleyebilmesi, özelleştirebilmesi ve çalıştırabilmesi gerektiği yönünde daha güçlü bir argüman sağladı.

Reflection, son değerlemesi 25 milyar dolar olan bu girişim olarak, OpenAI, Anthropic ve Google’ın öncü sistemleriyle rekabet edebilecek Amerikan açık kaynaklı yapay zeka modelleri geliştirmeye çalışırken, hükümetlere ve işletmelere kapalı sistemlere kıyasla daha fazla esneklik sunma hedefiyle bu yaklaşımı doğrudan benimsedi.

Reflection sözcüsü yaptığı açıklamada, “Son zamanlarda yaşanan olaylar, açık kaynağın yapay zeka ekosistemi için ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor; giderek daha fazla ülke ve işletme, yalnızca kapalı modellere bağımlı olmanın getirdiği riskleri ve maliyetleri fark ediyor,” dedi.

Reflection, bu anlaşmanın kendisine “Amerikan açık zekası” olarak adlandırdığı şeyi hızlandırmak için ek hesaplama gücü, yani hesaplama kapasitesi sağladığını belirtti.

Girişim henüz halka açık bir öncü açık kaynaklı model yayınlamadı fakat hükümet ve ulusal güvenlik müşterileriyle ivme kazanmaya devam ediyor.

Şirket, Enerji Bakanlığı’nın Genesis Misyonu ile birlikte çalışıyor ve Pentagon’un daha geniş kapsamlı yapay zeka çabalarının bir parçası.

SpaceX için bu anlaşma, hesaplama gücünün yapay zeka yarışında stratejik bir değer haline geldiğinin bir başka işareti.

Gelişmiş Nvidia çiplerine erişim, öncü modelleri eğitmeye ve kullanmaya çalışan şirketler için hâlâ en büyük kısıtlamalardan biri olmaya devam ediyor.

Colossus’u dış müşterilere açarak şirket, kıt grafik işlem birimi kapasitesini satmak için yarışan bulut sağlayıcıları ve yapay zeka altyapı şirketlerinin yanına konumlanıyor.

Bu aynı zamanda SpaceX’e, büyüyen yapay zeka altyapısı anlatısını haklı çıkarmak için başka bir yol sunuyor.

Yatırımcılar, SpaceX’in roketler ve Starlink’in ötesine geçerek yapay zeka, veri merkezleri ve hesaplama hizmetlerine genişleyip genişleyemeyeceğini izliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English