Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD, İngiltere ve Japonya Tayvan’daki diplomatik varlıklarını artırıyor

Yayınlanma

Kaynaklara göre, ABD, İngiltere ve Japonya, Tayvan’daki fiili “diplomatik temsilciliklerini” son yıllarda önemli ölçüde genişletti.

Tayvan’ın resmi ilişkisi olan sadece 12 ülke bulunurken, bunların hiçbiri büyük güçler değil. Ancak, ilgili bir yetkilinin Nikkei Asia‘ya verdiği bilgilere göre, 2022’de yaklaşık 300 olan yabancı diplomat ve fiili diplomat sayısı, 2024’te 400’e yükseldi.

Anonim kalmak koşuluyla konuşan yetkili, yerel istihdam hariç ABD diplomatlarının sayısının 2022’de yaklaşık 80 iken geçen yıl 110’un üzerine çıktığını açıkladı. Japon diplomatların sayısı ise 2022’de 25 iken 40’a yükseldi.

Bu durum, ABD-Çin rekabeti artarken, Tayvan’ın bir güç mücadelesi sahası haline geldiği bir döneme denk geliyor.

Ayrılıkçı Tayvan lideri William Lai yönetimi  ABD, Japonya, İngiltere ve diğer ülkelerin desteğinin, Çin’e karşı koymak için hayati öneme sahip olduğunu düşünüyor.

ABD’nin 1979’da diplomatik ilişkilerini Taipei’den Pekin’e taşımasının ardından, fiili büyükelçiliği olan Amerikan Enstitüsü Tayvan’da kuruldu. Enstitünün internet sitesine göre, AIT personelinin toplam sayısı 550’nin üzerine çıktı ve bu sayı ile Taipei’deki en büyük yabancı misyon haline geldi.

2023 yılında Tayvan ile ticaret anlaşması imzalayan ilk Avrupa ülkesi olan ve Tayvan’ın yerli denizaltı programı için teknoloji sağladığı bildirilen İngiltere de, Taipei misyonunun kadrosunu %40’ın üzerinde artırdı.

2023 itibariyle, İngiltere’nin Taipei’deki fiili büyükelçiliğindeki personel sayısı 2017’deki 35’ten 50’ye çıktı. Bu sayıya, konuyla ilgili kaynaklara göre, iki yıldan kısa bir süre önce İngiltere tarafından atanan iki önemli yeni görevli de dahil: bir boğazlar güvenliği ve bölgesel güvenlik başkanı ve ticarete odaklanan bir güvenlik danışmanı.

Çin Stratejik Riskler Enstitüsü’nün yönetici direktörü Andrew Yeh, “İngiltere ve müttefiklerinin Tayvan’daki diplomatik kaynaklarını güçlendirmeleri mantıklı” dedi. “İngiltere, Tayvan ile ticareti ve yatırımları derinleştirerek, özellikle de güçlü bilim ve teknoloji altyapısından çok şey kazanabilir” diye ekledi.

Tayvan’da bir kriz olması durumunda Okinawa adalarından 120.000 kişiyi tahliye etme planları yapan Japonya da varlığını güçlendiriyor. Japonya-Tayvan Değişim Derneği olarak bilinen fiili büyükelçiliğinin personel sayısı önemli ölçüde arttı.

İlgili kaynaklara göre, yerel personel de dahil olmak üzere misyonun toplam personel sayısı son beş yılda yaklaşık iki katına çıkarak 50’den 110’a yükseldi. Ek personel arasında, ekonomi ve kültürün ötesinde bir yetki alanına sahip ikinci bir temsilci yardımcısı da bulunuyor: Japonya’nın temsilcisi emekli bir diplomat; birinci yardımcısı, resmi olarak derneğe geçici olarak atanan Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı’ndan bir yetkili; ikinci yardımcısı ise teknik olarak geçici olarak atanan Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili.

İçeriden edinilen bilgilere göre, bir zamanlar Çin’deki görevlerden daha az prestijli olarak görülen Taipei’deki görevler, artık daha fazla önem ve anlam kazanmış durumda.

Tayvan’ın DSET düşünce kuruluşunun CEO’su Jeremy Chih-Cheng Chang, Taipei’deki yabancı misyonların teknoloji ve ulusal güvenlik konularında yerel uzmanlarla işbirliğini artırdığını söyledi.

Nikkei Asia’ya verdiği demeçte, “Birçok temsilcilik artık yarı iletkenler, yapay zeka, enerji güvenliği ve insansız hava araçları ile ilgili araştırma projelerinde DSET ile düzenli olarak işbirliği yapıyor” dedi.

Ayrıca, ülkelerindeki akademisyenler ile Tayvanlı düşünce kuruluşları arasında bağlantıları kolaylaştırdıklarını da sözlerine ekledi. “Bir keresinde DSET’i ziyaret eden bir büyükelçi, ülkesinden beş akademisyenin profilini tek tek çıkardı. Büyükelçi, ‘Düşünce kuruluşunuzun çalışmalarını incelediğimizde, bu araştırmacılar sizin özel projelerinizle uyumlu olduğunu gördük’ diyerek ortak araştırma başlatmak için aktif olarak girişimde bulundu” dedi.

Tayvan parlamentosunun dışişleri ve savunma komitesinin eşbaşkanı olan milletvekili Puma Shen, yabancı diplomatların casuslukla mücadele için Tayvan hükümetiyle siber güvenlik ve istihbarat paylaşımı konusunda işbirliği yapmasının hayati önem taşıdığını savundu. Shen, Tayvan Yabancı Muhabirler Kulübü’nün düzenlediği bir brifingde, “Ulusal güvenlik tehditleri için bilgi akışı ve para akışı ulusal sınırları tanımaz” dedi. “Yabancı hükümetlerin, Çin’in ekonomik casusluk ve hackleme iddialarıyla ilgili faaliyetler hakkında bilgi paylaşmak” için Lai yönetimi ile işbirliği yapması gerektiğini savundu.

Avustralya, Çek Cumhuriyeti ve Almanya gibi bazı ülkeler de adımlarını hızlandırdı.

1981 yılında sadece dört personelle kurulan Avustralya Ofisi’nde şu anda 50’den fazla personel çalışıyor. 2022’de Avustralya hükümeti, Taipei’de fiilen askeri ataşe görevi gören bir “stratejik işler direktörü” atadı.

“Çok büyüdük ve her türlü işi yapıyoruz” diyen iyi bir kaynak, “Ancak enerji güvenliği büyük bir odak noktası. Bu sadece mal satmakla ilgili değil” dedi. Kaynak, Avustralya’nın Tayvan’ın en büyük enerji tedarikçisi olduğunu ve Tayvan’ın kömür ihtiyacının yarısını, doğal gaz ihtiyacının ise %40’ını karşıladığını belirtti.

Alman Enstitüsü Taipei’deki bir kaynak, bu yaz personel sayısını artıracağını ve “siyasi departmana yeni bir pozisyon ekleyeceğini” söyledi. Kaynak, “Konsolosluk işleri departmanındaki personel sayısını da artıracağız. Bu, esas olarak TSMC’nin Almanya’daki yatırımıyla ilgili” dedi.

Kaynak, “Kültürel ve ekonomik konulara eskisi kadar dahil değiliz, siyasi çalışmalara daha fazla dahil oluyoruz. Bunun nedeni, Tayvan’ın bugün çok daha fazla siyasi ilgi görmesi ve daha fazla siyasi analiz, raporlama ve işbirliği projelerine olan ‘talebi’ karşılamamız gerektiğidir” ifadelerini kullandı.

Avrupa Güvenlik Politikası Değerleri Merkezi’nden Marcin Jerzewski’ye göre, Çek Cumhuriyeti de, ekonomik alışverişleri güçlendirmek için Tayvan’daki varlığını artırdı.

Jerzewski, Nikkei Asia’ya verdiği demeçte, “Çek Ekonomi ve Kültür Ofisi artık bir kültür ve kamu diplomasisi enstitüsü olan Çek Merkezi’nin direktörünü ve CzechInvest’i barındırıyor” dedi. “Bu iki yeni kurumun fiili büyükelçilik bünyesindeki varlığı, Prag ve Taipei arasındaki gayri resmi ancak önemli bağların kurumsallaşmasında önemli bir dönüm noktasıdır” diye ekledi.

İsveç’in Taipei’deki fiili büyükelçiliğinin geçen ay yayınladığı bir nota göre, İsveç Dışişleri Bakanlığı ağustos ortasında Taipei’ye bir temsilci yardımcısı gönderecek, bu da misyona bir diplomat daha ekleneceği anlamına geliyor. Misyona şu ana kadar sadece fiili büyükelçi olmak üzere bir diplomat bulunuyor.

Avrupa Birliği misyonunda ise, bir AB diplomatının Nikkei Asia’ya verdiği bilgiye göre, Siyasi, Basın ve Enformasyon Bölümü’nde dört, Ticaret Bölümü’nde dört olmak üzere toplam 14 personel görev yapıyor.

Diplomat, “Küçük bir PPI bölümü, siyasi bağlamın AB ile Tayvan arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri nasıl etkilediğini inceleyip analiz etmek anlamında siyasi çalışmalar yürütüyor. Çalışmalarımızın bağlamı, AB’nin Hint-Pasifik Stratejisi ile ekonomik, ticari, küresel ve güvenlik konuları gibi kümeler içinde oldukça iyi tanımlanmıştır” dedi.

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Honduras uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Ukrayna’dan İHA alacak

Yayınlanma

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, organize suçla mücadele ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladıklarını açıkladı. Geçen hafta Kiev’i ziyaret eden Asfura, Ukrayna’nın yüksek teknolojik ekipmanlarıyla uyuşturucu kaçakçılığına karşı destek sağlayabileceğini belirtti.

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, AFP’ye verdiği mülakatta, ülkesinin sınırlarını korumak ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmek amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladığını duyurdu.

Asfura, yüksek teknolojik ekipmanlar aracılığıyla organize suçla daha etkin mücadele etmeyi hedeflediklerini belirterek, “Sınırlarımızı korumak, sınırlarımızda etkin güvenliği sağlamak ve yüksek teknolojik ekipmanlarla organize suçla mücadele etmek için insansız hava araçlarından bahsediyoruz” ifadesini kullandı.

Honduras lideri, Ukrayna’nın sınırların daha da güçlendirilmesi ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele süreçlerinde ülkesine yardımcı olabileceğini kaydetti.

Geçen hafta Ukrayna’nın başkenti Kiev’e resmi bir ziyarette bulunan Asfura ile bir araya gelen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Honduraslı mevkidaşına Ukrayna’nın bu alandaki deneyimlerinden yararlanmayı teklif etti.

Ukrayna lideri Zelenskiy, haziran ayında Baltık ülkeleri üzerindeki insansız hava aracı sorununa çözüm olarak “drone anlaşması” önerisinde bulunmuş ve Ukrayna’nın İHA koruması konusundaki uzman ekiplerini her an bu bölgeye göndermeye hazır olduğunu ifade etmişti.

Rusya Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Aleksey Şevtsov ise ilkbahar aylarında yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Polonya ve Baltık ülkelerinin hava sahasından engelsiz şekilde geçtiğini ifade etmişti.

Uyuşturucu kartelleri Ukrayna’yı drone okulu olarak kullanıyor

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English