Diplomasi
ABD Savunma Bakanı Hegseth, Shangri-La Diyaloğu konuşmasında ‘Tayvan’ konusuna girmekten kaçındı

Asya’nın önde gelen savunma konferansı Shangri-La Diyaloğu konferansında Çin düşük profil sergilerken, delegeler yapay zekâ, deniz tabanı güvenliği ve bölgesel kriz noktalarını tartıştı.
Pazar günü sona eren Asya’nın önde gelen savunma konferansı Shangri-La Diyaloğu önceki toplantılara göre daha az gerilimli geçti. Pekin savunma bakanını göndermezken, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Tayvan ve Çin konusunda önceki dönemlere kıyasla daha ölçülü bir ton benimsedi.
Singapur’da düzenlenen Shangri-La Diyaloğu konuşmalarında delegeler İran çatışması, kritik altyapı güvenliği — özellikle deniz tabanı kabloları — ve savaşta yapay zekânın giderek artan rolü dahil olmak üzere bilindik kriz noktalarını ele aldı.
Üç günlük forumdan öne çıkan başlıca çıkarımlar şöyle:
Hegseth Tayvan konusunda temkinli davrandı
Hegseth, hazırlanmış konuşma metninde Tayvan’dan hiç söz etmedi. Bu, Çin’i açıkça eleştirdiği geçen yılki konuşmasına kıyasla keskin bir tezat oluşturdu.
Soru-cevap bölümünde bölgeye silah satışları hakkında soru sorulduğunda, kararın sorumluluğunu geçen ay Pekin’de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşen Başkan Donald Trump’a yönlendirdi. Xi, ABD’li mevkidaşını Tayvan meselesi konusunda uyarmıştı.
Economist Intelligence Unit’in Asya baş ekonomisti Nick Marro, Nikkei Asia’ya yaptığı açıklamada, “Tayvan çok hassas bir mesele ve Trump yönetimi açıkça zirveden çıkan kırılgan istikrarı korumak istiyor,” dedi. “Bunu politikada bir değişim olarak değil, yönetimin yakın vadeli önceliklerinin nerede olduğu şeklinde yorumlamalıyız. Tayvan açısından bu, muhtemelen ABD dış politikasının kamuoyu önünde daha mesafeli bir duruş sergilemesi anlamına geliyor” diye ekledi.
Gözlemciler, Çin heyetine Ulusal Savunma Üniversitesi’nden Tümgeneral Meng Xiangqing’in liderlik ettiği bu yılki toplantıda, iki rakip güç arasındaki gerilim seviyesinin nasıl düşürüldüğüne dikkat çekti.
Çin’in Tayvan üzerindeki iddiasını yinelemenin yanı sıra, Çin’in eski dışişleri bakan yardımcısı ve eski Washington büyükelçisi Cui Tiankai, Tayvan Boğazı’ndaki Avrupa donanma gemilerinin varlığını da sorguladı ve bunun bazıları için “sömürge günlerini” çağrıştırdığını söyledi.
Birleşik Krallık ve Hollandalı askeri yetkililer ise gemileri hareket serbestisini göstermek için gönderdiklerini söyleyerek yanıt verdi.
Hollanda Başbakan Yardımcısı Dilan Yesilgoz-Zegerius, “Burada çatışma aramak için bulunmuyoruz, fırkateynlerimizle işbirliği aramak için buradayız. İki yıl önce Çin’le iyi bir işbirliği içinde aynı hareketi yaptık ve umarım bölgede bir sonraki bulunduğumuzda yine daha iyi bir karşılaşma yaşarız,” dedi.
İran, ABD’nin dikkatini başka yöne çekiyor
Hegseth, ABD’nin gerekirse İran’la savaşmak için ihtiyaç duyulan silahlara ilişkin yeterli stoklara sahip olduğunu belirterek, üç aydır süren İran savaşını Tayvan’a silah satışlarından “ayrıştırmaya” çalıştı. Aynı zamanda ABD’nin İran’la yapacağı “herhangi bir anlaşmanın” “iyi bir anlaşma” olacağını söyledi.
Bu açıklama, ABD Donanması vekil sekreterinin daha önce bir Kongre oturumunda, Amerika’nın İran’a karşı operasyonlar için yeterli mühimmata sahip olmasını sağlamak amacıyla Tayvan’a satışların “askıya alındığını” söylemesinin ardından geldi.
Council on Foreign Relations’ta Güneydoğu Asya ve Güney Asya kıdemli araştırmacısı Joshua Kurlantzick, Hegseth’in sözlerini “yalnızca bir çaresizlik beyanı” olarak nitelendirdi ve bunun “ABD’nin İran’ı eskisinden daha güçlü bırakacağı fikrine katkıda bulunduğunu” söyledi.
Katar Başbakan Yardımcısı Şeyh Saoud bin Abdulrahman bin Hassan bin Ali Al Thani, diyalogda çatışmaya “sürdürülebilir bir çözüm” bulunmasını umduğunu söyledi.
“İran bugün bizim komşumuz,” dedi. “Dün de komşumuzdu, gelecekte de komşumuz olacak. Dolayısıyla güvene dayalı bir ilişkinin olduğundan emin olmamız gerekiyor” diye ekledi.
Deniz tabanı kabloları en yeni güvenlik kriz noktası
Deniz tabanı kabloları, küresel iletişim ve finans trafiğinin büyük bölümünü taşıdıkları, buna karşın fiziksel olarak korunmaları zor olduğu için önemli bir savunma ve güvenlik meselesi haline geldi.
Avustralya Başbakan Yardımcısı Richard Marles, “Deniz tabanı son 18 ayda büyük bir rekabet alanı haline geldi. Deniz altındaki kritik altyapıya karşı tarihsel olarak benzeri görülmemiş ölçekte ve sıklıkta bir dizi saldırıya tanık olduk,” dedi.
Tayvan, 2024 ve 2023’te üçer adet olmak üzere, 2025’te beş deniz altı kablo arızası bildirdi. Bu arada, 2024 ve 2025’te Baltık Denizi’nde şüpheli çapa sürükleme olayları dizisi, birden fazla fiber optik ve enerji kablosunun kopmasına yol açtı.
Marles, “Bunların tümü, açıkta bulunan, hareket edemeyen ve Baltık’ta artık gösterildiği üzere gecenin bir yarısı bir çapa ile kesilebilen altyapıya kritik ölçüde bağımlı,” dedi. Ülkesinin internet trafiğinin yaklaşık yüzde 99’unun yalnızca 15 deniz altı kablosu üzerinden aktığını da ekledi.
Singapur’da 17 ülke, deniz altı kabloları dahil kritik su altı altyapısının korunmasında savunma işbirliğini artırmak amacıyla GUIDE çerçevesini başlattı.
ABD ve Çin bu çerçeveyi imzalamazken, Washington, Londra ve Canberra üçlü AUKUS girişimleri kapsamında 2027’den itibaren su altı dronlarını ortaklaşa geliştirme planlarını ayrıca duyurdu.
Yapay zekâ savaşa girdikçe denetim çağrıları artıyor
Çin, forumu askeri yapay zekânın daha sıkı yönetişimi çağrısı yapmak için kullandı.
Meng, “Algoritmanın insanlar üzerinde yaşam ve ölüm yetkisini elinde tutmasına izin vermek, kolaylıkla teknolojinin kontrolünün kaybedilmesine yol açabilir ve hatta Amerikan filmi ‘The Terminator’daki senaryoları gerçeğe dönüştürebilir,” dedi.
Vietnam Cumhurbaşkanı ve Komünist Parti Genel Sekreteri To Lam, ulusların “ağır güvenlik sonuçları doğuran kararlarda nihai sorumluluğun insanların elinde kalmasını sağlaması” gerektiğini vurguladı.
Lam, “Savunma ve güvenlik alanında kritik soru, teknolojinin ne kadar güçlü hale gelebileceği değil, insanlığın onun üzerindeki kontrolünü ne ölçüde sürdürebileceğidir,” dedi.
ABD, İran savaşında yapay zekâyı özerk bir karar verici olarak değil, destek aracı olarak kullandığını kabul etti.
Güney Kore Ulusal Savunma Bakanı Ahn Gyu-back, “Yapay zekâ artık savaşın karar alma sürecine katılıyor; dronların ve robotların konuşlandırılması yaygınlaştıkça, duygusuz savaşın yeni bir paradigması ortaya çıkıyor,” dedi.
Güney Çin Denizi gerginliği
Güney Çin Denizi, tartışmalı resifler çevresinde Çin ve Filipin gemileri arasında tekrarlanan karşılaşmaların dünyanın en işlek su yollarından birinde tırmanma korkularını artırmasıyla Asya’da bir kriz noktası olmayı sürdürüyor.
Aynı zamanda, Çin ve Vietnam ihtilaflı oluşumlarda arazi kazanımı ve altyapı iyileştirmelerini hızlandırdı; bu da bölgesel davranış kurallarına ilişkin on yıllardır süren müzakereler uzarken, sahadaki varlıklarını pekiştirdikleri anlamına geliyor.
Filipinler Savunma Bakanı Gilberto Teodoro Jr., Çin’in Güney Çin Denizi’nde, belki de kuvvet yoluyla kazanamayacağı şeyleri müzakereler yoluyla elde etmeye yöneldiği bir “konuş ve al” stratejisi izlediğini savundu.
Teodoro, “Filipinler’in deneyimine göre müzakereler bu nedenle çatışma çözümüne giden bir yol değil, avantaj elde etmenin bir aracıdır. Biz aldatılmamalıyız ve aldatılmayacağız,” dedi.
Çin, diyalogda Güney Çin Denizi hakkında kamuya açık bir yorum yapmadı.
Bu arada, Japonya ve Filipinler, Tayvan adasının doğusundaki sularda deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik müzakerelerin başlatıldığını duyurdu.
Pekin buna sert tepki göstererek, “Japonya ve Filipinler’i, Çin’in egemenliğini ve haklarını ihlal eden tüm yasa dışı eylemleri derhal durdurmaya” çağırdı ve resmi protesto gönderdi.
Büyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim
Diplomasi
Güney Afrika liman reformlarını hızlandırıyor

Güney Afrika’da stagflasyon endişelerinin azalması ve ekonomik büyüme beklentilerinin iyileşmesiyle yerel varlıklara yönelik yatırımcı ilgisi yeniden canlandı. Hükümet, bu süreçle eş zamanlı olarak lojistik darboğazları aşmak amacıyla özel terminal işletmecileriyle yeni anlaşmalar imzalayarak liman reformlarına hız verdi.
Güney Afrika’daki yerel varlıklar, haziran ayında yatırımcıların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Stagflasyon endişelerinin gerilemesi, enflasyon beklentilerinin düşmesi ve ekonomik büyüme öngörülerinin iyileşmesi bu ilgiyi desteklerken, hükümet de liman ve lojistik sektöründe kapsamlı reformlar uygulamaya devam ediyor.
Bank of America Global Research tarafından önde gelen fon yöneticileri arasında yapılan bir anket, kurumsal yatırımcıların yüzde 93’ünün Güney Afrika pazarında şu anda alım fırsatlarının satım fırsatlarından daha fazla olduğunu düşündüğünü ortaya koydu.
Bu oran, 2009 yılından bu yana kaydedilen en yüksek iyimserlik seviyesi olarak kayda geçti. Ayrıca madencilik şirketi hisselerine yapılan yatırımlar son beş yılın en yüksek seviyesine ulaştı.
Yatırımcı eğilimindeki bu iyileşme, petrol fiyatlarının önceki zirvesine göre yaklaşık yüzde 29 oranında gerileyerek enflasyonist baskıları önemli ölçüde hafifletmesinin ardından geldi.
Ankete katılan yatırımcılar arasında enflasyonun yükseleceği yönündeki beklentiler yüzde 75’ten yüzde 7’ye gerilerken, keskin bir ekonomik yavaşlama yaşanacağına dair endişeler neredeyse tamamen ortadan kalktı.
Güney Afrika devlet tahvilleri de yatırımcıların ilgisini çekmeye devam ediyor. Fon yöneticilerinin yüzde 29’u 10 yıllık tahvillerin hâlâ gerçek değerinin altında olduğunu düşünüyor.
Siyasi istikrarın sağlanması ve dış ticaret dengesinin iyileşmesiyle birlikte önümüzdeki süreçte randın performansının güçleneceği yönündeki beklentiler de artış gösteriyor.
Hükümet liman altyapısı için yeni anlaşmalar imzaladı
Diğer yandan, Transnet bünyesindeki Ulusal Limanlar Otoritesi, liman altyapısının yönetimi ve geliştirilmesine özel sektör katılımını hızlandırmak amacıyla uzmanlaşmış terminal işletmecileriyle bir dizi anlaşma imzaladığını duyurdu.
Bu adım, geçtiğimiz yıllarda maden ve tarım ürünleri ihracatını olumsuz etkileyen, ülkenin ekonomik rekabet gücünü zayıf düşüren lojistik tıkanıklıkları gidermeyi amaçlayan kapsamlı bir reform programının parçası olarak hayata geçirildi.
Reformlar, çeşitli büyük limanlarda konteyner terminallerinin ve sıvılaştırılmış doğalgaz tesislerinin geliştirilmesini de kapsıyor.
Analistler, yatırımcı güvenindeki artış ile ulaştırma ve liman reformlarının hızlandırılmasının, yılın ikinci yarısında Güney Afrika ekonomisine ek bir ivme kazandırabileceğini belirtiyor. Bu durum, hükümetin daha fazla yabancı yatırım çekme ve ihracatı artırma hedefiyle de uyum gösteriyor.
Güney Afrika, kıtanın en büyük sanayi ekonomisi konumunda bulunmasına rağmen, son yıllarda lojistik altyapı yetersizlikleri, enerji krizleri ve yavaşlayan büyüme gibi yapısal sorunlarla mücadele ediyor.
Diplomasi
Vance: İran ile kalıcı bir anlaşma için temel atıldı

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında yürütülen İran müzakerelerinin nihai bir anlaşma için sağlam bir temel oluşturduğunu açıkladı. Vance, İran’ın nükleer tesislerine Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı denetçilerini yeniden davet etmeyi kabul ettiğini duyurdu.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında İran ile yürütülen müzakerelerin nihai bir anlaşmaya varılması için sağlam bir temel oluşturduğunu bildirdi.
Düzenlediği basın toplantısında konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Vance, başarılı bir nihai anlaşma için çok iyi bir temel attıklarını belirterek, “Nihai anlaşma bir evdir, biz ise temelini attık. Henüz evi inşa etmedik ama iyi bir temel oluşturduk” ifadesini kullandı.
İran yönetiminin, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) denetçilerini yeniden nükleer tesislerine davet etmeyi kabul ettiğini açıklayan Vance, bu gelişmenin ABD tarafı için özellikle büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
Vance, “İranlılar UAEA denetçilerini ülkelerine yeniden davet etmeyi kabul etti. Bu, nihai nükleer silahsızlanmaya veya İran’daki nükleer programın sonlandırılmasına yönelik ilk adımdır. Bu tam olarak istediğimiz, talep ettiğimiz şeydi” dedi.
Vance, UAEA denetçilerinin 22 Haziran gibi erken bir tarihte İran’a gelebileceklerini, ABD tarafının pazartesi gecesi denetçilerle iletişime geçmeye çalıştığını da sözlerine ekledi.
Müzakerelerde Hürmüz Boğazı konusunun da ele alındığını kaydeden Vance, boğazın şu an açık olduğunu belirtti.
Vance, “Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasını sağlayacak bir mekanizma oluşturmak istiyorduk ve boğaz açık. Gaz ve petrol fiyatlarının düştüğünü, daha önce olmayan bir şekilde milyonlarca varil petrol ve doğalgazın Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini görüyoruz. Ancak aynı zamanda, Hürmüz Boğazı’ndaki mayınları temizleyebilmemiz için gerçekten bir koordinasyon mekanizması kurduğumuzdan da emin olmak istedik” diye konuştu.
ABD ile İran arasındaki teknik müzakerelerin önümüzdeki günlerde veya haftalarda yeniden başlayacağını ifade etti.
Lübnan’daki duruma da değinen Vance, İsrail ile Lübnan arasındaki çatışmanın çözülmesi için sürekli olarak müzakereler yürütüldüğünü kaydetti.
Bölgede bir ateşkese ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Vance, “Bir şeyler başlasa bile daha geniş bir gerilimin önüne geçmek istiyoruz. Bir olay yaşandığında tarafların birbirleriyle konuşabileceği bir mekanizmaya ihtiyacımız var. Bunu dün tartıştık ve bence sadece 24 saat öncesine göre çok daha fazla mesafe katettik. Bu çalışma henüz tamamlanmadı” değerlendirmesinde bulundu.
FT: ABD ile İran arasındaki anlaşma İsrail için felaket oldu
Vance ayrıca, İran’ın dondurulan varlıklarının serbest bırakılmasının ABD’nin de yararına olacağını söyledi.
Serbest kalan varlıkların Amerikalı çiftçilerin kalkınmasında kullanılacağını, İran halkına Amerikan soyası, tahılı ve buğdayı sağlanacağını ifade eden Vance, bu durumu “Trump tarzı, çok iyi ve klasik bir anlaşma” olarak nitelendirdi.
Açıklamalar öncesinde, İran heyeti ABD ile yürütülen yaklaşık 18 saatlik yoğun müzakerelerin ardından İsviçre’den ayrılmıştı.
İsviçre Federal Dışişleri Departmanı, arabulucuların yanı sıra İran ve ABD temsilcilerinin katıldığı Bürgenstock turizm merkezindeki görüşmelerin 21 Haziran’ı 22 Haziran’a bağlayan gece boyunca sürdüğünü bildirdi.
Bern yönetimi, müzakerelerin sonuçlarını ve tarafların anlaşma üzerindeki çalışmaları sürdürmek amacıyla özel bir komite kurmasını olumlu değerlendirdiğini açıkladı.
ABD ve İran, 18 Haziran gecesi bir mutabakat zaptı imzalamıştı. “İslamabad Memorandumu” olarak adlandırılan ve Pakistan’ın arabuluculuğunda ABD Başkanı Donald Trump ile İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan tarafından uzaktan imzalanan belge; çatışmaların durdurulmasını, 60 gün içinde nihai anlaşma için müzakerelerin yürütülmesini, ABD yaptırımlarının kademeli olarak kaldırılmasını, Hürmüz Boğazı’nın bloke edilmemesini ve İran’ın nükleer programının ele alınmasını öngörüyordu.
Ancak Tahran yönetimi, 20 Haziran’da ABD’yi anlaşmaları ihlal etmekle suçlayarak ve İsrail’in Lübnan’a yönelik devam eden saldırılarına işaret ederek Hürmüz Boğazı’nı kapattığını duyurmuştu.
İran makamları, Washington’ın acilen İsrail üzerinde nüfuzunu kullanması gerektiğini, aksi takdirde mutabakat zaptının tehlikeye gireceğini belirtmişti.
Yaşanan bu gelişmenin ardından iki ülke heyetlerinin İsviçre’de yüz yüze görüşmesi kararlaştırılmış, başlangıçta 19 Haziran olarak planlanan buluşma ertelenmişti.
Müzakerelerin devam ettiği sırada ABD Başkanı Donald Trump, kendisine ait sosyal medya platformu Truth Social üzerinden paylaştığı mesajda, Lübnan’da “sorun çıkaran” vekil güçlerini durdurmaması halinde İran’ı “çok güçlü bir darbe vurmakla” tehdit etmişti.
İran heyeti ise bu tehditlere tepki göstererek, ABD’li müzakerecilerden Başkan Trump’ın tehditleri nedeniyle özür dilemesini ve İsrail güçlerinin Lübnan’dan çekilmesini talep etmişti.
Diplomasi
Avrupa, LNG için Asya ile kıyasıya rekabete girmek zorunda

Avrupa, yaz aylarında ulusal rezervlerin azalması ve talebin hızla artmasıyla birlikte, sınırlı doğal gaz kaynakları konusunda Asya’dan gelen artan rekabetle karşı karşıya kalıyor.
POLITICO’nun aktardığına göre analistler ve yetkililer, AB’nin bu rekabeti kazanmakta zorlanacağı konusunda uyarıyor.
Çin, Vietnam ve Güney Kore gibi merkezi planlamalı Asya ekonomileri, spot piyasada gaz alımı için anlaşmalar yapmak konusunda daha donanımlı durumda; bu da serbest piyasa odaklı Avrupa’yı dezavantajlı konuma düşürüyor.
AB, Ukrayna savaşının ardından toplu enerji alımlarını koordine etmek için Avrupa Komisyonu’na yetki vermişti ama bu politika pek işe yaramadı.
Bu da, ABD ile İran arasındaki barış anlaşması yürürlükte kalsa bile, Avrupa’nın önümüzdeki aylarda yine de daha yüksek doğalgaz ve elektrik fiyatlarıyla karşı karşıya kalabileceği anlamına geliyor.
TotalEnergies CEO’su Patrick Pouyanné, bu hafta başında Fransız milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Gergin bir dönem bizi bekliyor” dedi ve AB’nin Katar’dan gelen tedarikleri hızla yeniden başlatmazsa zor durumda kalacağını savundu.
Pouyanné, “Fiyatların 2022 seviyelerine çıkacağını sanmıyorum fakat yakıt fiyatlarında olduğu gibi düşmesini de beklemiyorum,” diye ekledi.
AB kuralları uyarınca, üye ülkeler Aralık ayına kadar gaz rezervlerini ulusal kapasitelerinin en az yüzde 80’ine kadar doldurmak zorunda.
Normalde bu işlem, talep ve fiyatların daha düşük olduğu yaz aylarında gerçekleştirilir.
Enerji tüccarları genellikle yaz aylarında bu düşük fiyatlardan yararlanarak gaz satın alıp depolar, ardından talep ve fiyatların yükseldiği kış aylarında kâr elde etmek üzere satarlar.
Ne var ki bu yıl, yaz aylarındaki yüksek fiyatlar bu teşviki ortadan kaldırdı ve bloğun depolama seviyelerini beş yıllık ortalamanın altında bıraktı.
Asya’daki gelişmeler durumu daha da kötüleştirebilir. Analistler, Asya’da daha sıcak geçecek bir yazın klima kullanımını artıracağı ve bu durumun Asya’daki gaz talebini yukarı çekeceği konusunda uyarıyor.
Asya ülkeleri öncelikle uzun vadeli tedarik anlaşmalarına güveniyor fakat artan talep ve azalan rezervler, onları fiyatların günlük olarak belirlendiği ve talep aniden yükseldiğinde hemen artma eğiliminde olan spot piyasadan gaz satın almaya giderek daha fazla itebilir.
Bu durum, Asya ülkelerini, tedarik güvenliğini sağlamak için bu yıl spot piyasaya olağanüstü derecede bağımlı hale gelen Avrupa ile doğrudan rekabete sokacaktır.
Artan Asya talebi, Avrupa’nın yaz sonundaki panik alımlarıyla çakışırsa enerji yükü üzerinde kıtalararası bir mücadeleye yol açabilir.
Montel Energy’nin baş analisti Tobias Federico, AB’nin depolama hedeflerine ulaşmak için spot piyasada Asya’dan daha yüksek teklifler vermek zorunda kalabileceğini söyledi.
AB enerji ajansı ACER’e göre, bu yıl bu hedeflere ulaşmak için 2025 yılına kıyasla LNG ithalatında yüzde 13’e varan bir artış gerekebilir.
Bu, mevcut koşullar altında, özellikle de Basra Körfezi’ndeki üretim toparlanmazsa, başarılması zor bir hedef.
Bu durum, gaz fiyatları üzerindeki baskıyı yeniden alevlendirebilir ve Avrupa rezervlerini hızla tüketecek ek çekimlere yol açabilir.
Analitik şirketi Energy Flux’un kurucusu Seb Kennedy, “Küresel piyasaları sıkılaştıracak daha çaresiz LNG alımları görebiliriz; bu durumda, belki de Avrupa gaz depolama yenileme çabalarından tamamen vazgeçip sorunu kışa erteleyecektir,” dedi.
Bir üst düzey AB yetkilisine göre, bu risk Avrupa Komisyonu tarafından da yakından izleniyor. İşler şiddetli bir mücadeleye dönüşürse, AB kendini dezavantajlı bir durumda bulabilir.
2021’de spot piyasadan agresif bir şekilde LNG satın alan Çin gibi merkezi ekonomiye sahip Asya ülkelerinin aksine, Avrupa’nın farklı önceliklere sahip ve 27 farklı üye devlete yayılmış enerji ithalatçıları üzerinde çok az etkisi var.
Ukrayna savaşının ardından AB, özel şirketlerin uluslararası piyasada gaz için daha iyi anlaşmalar yapabilmelerini sağlayacak bir platform (AggregateEU) kurmaya çalıştı.
Kaynakları daha kısıtlı olan küçük ithalatçılar arasında popüler olsa da, platformda kaç anlaşma yapıldığına dair net bir bilgi yok.
Büyük oyuncular, genellikle bu platformdan uzak durduklarını ve tek başlarına hareket etmeyi tercih ettiklerini söylüyor.
Alman enerji devi SEFE’nin iletişim başkanı Christoph Gottstein, POLITICO’ya yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Birkaç müzakere başlatılmış olsa da, bunlar tamamlanmış işlemlerle sonuçlanmadı. Bu deneyim, gaz piyasasının müdahaleye gerek kalmadan etkili bir şekilde işleyişini sürdürdüğü yönündeki değerlendirmemizi pekiştiriyor.”
İki AB yetkilisi, POLITICO’ya, gaz koordinasyon platformunun hizmet dışı bırakıldığını fakat Komisyon’un İran savaşının ardından platformu yeniden faaliyete geçirmeyi düşündüğünü söyledi.
Fakat yetkililer, AB’nin şirketleri bu platformları kullanmaya fiilen zorlamak için pek bir şey yapamayacağını da belirtti.
İlk yetkili, ithalatçıların platform üzerinden koordinasyonun bir tür gizli anlaşma olabileceğinden endişe duyduğunu ve Komisyon’un da şirketlerin karmaşık rekabet kurallarını ihlal etmediklerinden emin olmalarına yalnızca gayri resmi olarak yardımcı olabileceğini belirtti.
Avrupalı yetkililer, rakiplerle doğrudan müzakere de edemez. İki yetkili, savaşın patlak vermesinden bu yana Komisyon ve Asyalı muhataplarının piyasaları karıştırmamak için enerji politikalarına ilişkin güncellemeleri doğrudan paylaştıklarını fakat hangi yüklerin nereye gideceği konusunda pazarlık yapamayacaklarını belirtti.
İkinci bir yetkili, “Herkes kendi başının çaresine bakıyor,” dedi.
Bu, Asya ülkelerinin Avrupa’ya göre bir avantaj sahibi olabileceği anlamına geliyor.
İkinci AB yetkilisi, “Kriz durumlarında, otorite odaklı piyasalar birkaç şirkete ‘Sadece işinizi yapın’ diyebilir. Koordinasyon sağlayabiliriz, teşvik edebiliriz, fakat Çin’in yaptığı gibi hareket edemeyiz,” dedi.
Analistler, ABD-İran barış anlaşmasının bu baskıları hafifletebileceği konusunda uyarıda bulunsa da, Asyalı alıcıların spot piyasaya girmeye başladığına dair işaretler şimdiden var.
Kpler LNG analisti Charles Costerousse, Güney Kore, Tayland ve Vietnam’ın yaz boyunca spot piyasadan LNG tedariki arayışına girmelerinin beklendiğini belirtti.
Nihayetinde dengeleri değiştirebilecek olan Çin. İran savaşının patlak vermesinden bu yana, normalde dünyanın en büyük enerji ithalatçısı olan ülke, ithalatını azaltıp muazzam rezervlerine güvenerek küresel piyasada dengeleyici bir güç olarak hareket etti.
Fakat Costerousse’a göre, mart ayından bu yana LNG rezervlerini beş yıllık ortalamanın çok altına düşüren Çin’in yakında spot alımlarını yeniden artırması gerekebilir.
AB yetkilileri için bu, savaşın sona erme belirtileri göstermesine rağmen devam eden bir endişe kaynağı. Yetkililerden biri, “Çin’in büyük çapta geri dönmesi anında… bu önemli bir faktör olacak,” dedi.
Amerika6 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya7 gün önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya2 hafta önceKuzey Kore, yaptırımlara rağmen özel tüketim, inşaat ve teknoloji hamlesi yapıyor
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı










