Bizi Takip Edin

Amerika

ABD Senatosunda Trump’a Küba’ya askeri müdahale yolu açıldı

Yayınlanma

ABD Senatosundaki Cumhuriyetçiler, Demokratların Başkan Trump’ın Kongre onayı olmadan Küba’ya askeri operasyon düzenlemesini engellemeye yönelik karar tasarısını reddetti. Trump’ın ada ülkesine deniz ablukası emri vermesinin ardından hazırlanan tasarı, askeri güç kullanımını önlemeyi amaçlıyordu. Senatoda yapılan oylama, 47 hayır oyuna karşı 51 evet oyuyla tasarının aleyhine sonuçlandı.

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçiler, Demokrat Partili senatörlerin Başkan Donald Trump’ın Kongre’den izin almadan Küba’ya yönelik askeri operasyon başlatmasını durdurmak amacıyla sunduğu karar tasarısını salı günü yapılan oylamayla reddetti.

Demokrat senatörler Ruben Gallego, Tim Kaine ve Adam Schiff tarafından desteklenen tasarı, Trump’ın Küba’daki rejimi devirmek için askeri güç kullanmasını engellemeyi hedefliyordu.

Demokratlar, Trump’ın ada ülkesine yönelik deniz ablukası emri vermesinin ardından askeri bir müdahale olasılığının arttığından endişe ettiklerini dile getirdi.

Demokrat Parti grubu, 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nda öngörülen hızlandırılmış prosedürleri kullanarak tedbiri Senato genel kuruluna getirmeye çalıştı.

Ancak Cumhuriyetçiler, Florida Senatörü Rick Scott’ın tasarının Senato Dış İlişkiler Komisyonu’ndan çıkarılmasına yönelik usul itirazını 47’ye karşı 51 oyla kabul ederek Demokratların girişimini sonuçsuz bıraktı.

Senatör Rick Scott konuya ilişkin yaptığı açıklamada, ele alınan tedbirin Küba’daki gerçeklerle tamamen kopuk olduğunu ve şu anda ülkede yaşanan hiçbir durumla ilgisi bulunmadığını ifade etti.

Scott, Başkan Trump’ın Küba’ya kara birliği gönderme konusunda hiçbir öneride bulunmadığını belirterek, bu çabanın bütünüyle hükümsüz olduğunu kaydetti.

Demokrat eğilimli bir eyalette zorlu bir yeniden seçim süreciyle karşı karşıya olan Maine Senatörü Susan Collins ve askeri müdahalelerde Kongre’nin daha fazla yetkiye sahip olması yönünde oy kullanmasıyla bilinen Kentucky Senatörü Rand Paul, Demokratların savaş yetkileri tasarısına destek veren yegane Cumhuriyetçiler oldu.

Pennsylvania Senatörü John Fetterman ise tasarıya karşı yapılan usul itirazı lehinde oy kullanan tek Demokrat olarak kayda geçti.

Tasarının Demokrat sponsorları, meslektaşlarına Trump’ın askeri yetkilerini önleyici olarak kısıtlama çağrısında bulundu. Senatörler bu noktada ABD’nin Küba’ya uyguladığı deniz ablukasına ve Trump’ın geçen ayki bir etkinlikte dile getirdiği “Sırada Küba var” şeklindeki ifadelerine işaret etti.

Senatör Ruben Gallego oylama öncesinde yaptığı açıklamada, İran savaşının yarattığı felaket ve bunun sonucunda petrol fiyatlarında yaşanan artış yetmezmiş gibi Trump’ın Küba’ya müdahale tehdidinde bulunduğunu belirtti.

Gallego, Amerikan halkının Güney Florida’daki neokonservatifleri memnun edecek yeni bir savaş değil; daha düşük fiyatlar, iyi sağlık hizmetleri ve uygun fiyatlı konutlar istediğini ifade etti.

Donald Trump, geçen ay Miami’de düzenlenen Gelecek Yatırım Girişimi zirvesinde Venezuela hükümetini değiştirme çabalarına değindiği sırada “Sırada Küba var” ifadesini kullanmıştı.

Trump o konuşmasında, “Çok başarılı olduk. Biliyorsunuz, Venezuela’ya girdiğimde… Bu büyük orduyu kurdum, hiçbir zaman kullanmak zorunda kalmayacağınızı söylemiştim ama bazen kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Bu arada, sırada Küba var” demişti.

Senatör Tim Kaine ise Küba’nın ABD’nin saldırılarını haklı çıkaracak bir ulusal güvenlik tehdidi oluşturmadığını dile getirdi.

Kaine, Donald Trump’ın “Sırada Küba var” demesinin ve ablukanın Küba toplumu üzerindeki açlık, tıbbi malzeme eksikliği ve enerji yoksunluğu gibi etkilerinin önemine değindi.

Kaine, “Eğer birisi bunu bize yapsaydı, bunu bir savaş ilanı olarak kabul ederdik” değerlendirmesinde bulundu.

Kaine ayrıca, Amerikan kamuoyunun Küba’ya karşı bir savaş hakkında ne düşüneceğini sorarak, yönetimin Küba’nın Amerika Birleşik Devletleri için bir tehdit oluşturduğunu hiçbir zaman söylemediğini vurguladı.

Kaine, bu durumun tek bir amaç için, yani rejim değişikliği için bir savaş olacağını ve bunun ABD’nin, özellikle de Kongre tartışması olmadan savaşa girmesi için bir sebep teşkil etmeyeceğini sözlerine ekledi.

Senato Cumhuriyetçileri, Demokratların Kongre onayı olmadan İran’a yönelik askeri operasyonları durdurma çabalarını daha önce altı kez oylayarak reddetmişti.

Liberteryen eğilimli muhafazakar Rand Paul, İran’a yönelik askeri operasyonların durdurulması yönündeki kararlarda istikrarlı bir şekilde Demokratlarla birlikte hareket eden tek Cumhuriyetçi isim oldu.

Senato Demokratları, Trump’ın başkomutanlık yetkilerini dizginleme konusundaki en büyük başarılarını, beş Cumhuriyetçi üyeyi ikna ederek Venezuela’ya askeri operasyonları engelleyen tasarının komisyondan çıkarılmasını sağladıklarında elde etmişti.

Ocak ayında Paul ve Collins’in yanı sıra Lisa Murkowski, Todd Young ve Josh Hawley bu yönde oy kullanmıştı.

Fakat Young ve Hawley, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun yönetimin Kongre izni olmadan Venezuela’ya asker konuşlandırmayacağına dair verdiği sözün ardından bu konudaki desteklerini geri çekmişti.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English