Amerika
ABD’den Rusya’ya karşı yeni nükleer atılımı

Ukrayna savaşının başlamasının ardından Rusya’dan doğalgaz ve petrol alımını durdurarak yaptırım uygulamaya başlayan ABD ve Avrupa, nükleer enerji sektörü söz konusu olduğunda aynı şekilde davranmamıştı.
Aksine, Batılı güçler, Rusya’nın devlete ait nükleer devi Rosatom ve yan kuruluşu Tenex’ten hammadde ve hizmet akışını kesintiye uğratmamaya özen gösterdiler.
Financial Times’ta (FT) yer alan analize göre, Ukrayna savaşı, ABD ve Avrupa enerji arzında, özellikle de her iki bölgenin nükleer filolarına güç sağlamak için gereken zenginleştirilmiş uranyum yakıtının beşte birinden fazlasının Rusya’dan geldiği nükleer sektörde birçok güvenlik açığını ortaya çıkardı.
ABD’de kamu hizmeti şirketleri, Rus arzının kesintiye uğraması ihtimaline karşı nükleer yakıt stoklamak için iki yıldır çaba harcıyor. Washington, aynı zamanda, 2011’deki Fukushima kazasından sonra talepteki çöküş ve yıllarca süren ihmal nedeniyle harap olan nükleer tedarik zincirini yeniden inşa etmek için milyarlarca dolarlık bir hamle yapıyor.
Fukushima’nın ardından nükleer yatırımlardaki ani geri çekilme, uranyum ve reaktörleri beslemek için gerekli olan dönüştürme ve zenginleştirme gibi yan hizmetler sağlayan birçok özel şirket için bir krize yol açtı.
Kongre, Rosatom’dan ithalatı yasaklayabilir
ABD’li bir nükleer yakıt şirketi olan Centrus Energy’nin eski CEO’su Daniel Poneman, “Fukushima çöküşü piyasayı bir nevi yok etmeden önce büyük bir tedarik zincirimiz vardı,” diyor.
Piyasadaki çöküş, Rusya’ya bağımlılıkla el ele gitti. Örneğin, Tenex, en yeni nesil reaktörlere güç sağlamak için gerekli olan Haleu veya düşük zenginleştirilmiş uranyum veya yüksek testli düşük zenginleştirilmiş uranyum adı verilen bir tür uranyumun ticari satışlarında tekel.
Poneman, ABD’nin ‘hassas’ çift kullanımlı nükleer teknoloji sektörünü özelleştiren dünyadaki tek ülke olduğunu ve bu nedenle açıkta kaldığını söylüyor. Ukrayna savaşının ‘tüm nükleer enerji dünyasını alt üst ettiğini’ söyleyen Poneman, bunun ardından Washington’un sektörü yeniden ayağa kaldırmak için harekete geçtiğine işaret ediyor.
Başlangıçta Washington’a, yaptırımların uygulanmasına karşı lobi yaptıktan sonra, ABD nükleer endüstrisi şimdi Rusya’dan yakıt zenginleştirme ve dönüştürme hizmetlerine olan bağımlılığı sona erdirmeyi taahhüt ediyor.
Bunların aşamalı olarak kaldırılması yıllar alacak olsa da, Kongre, Rosatom ve Tenex’ten ithalatı yasaklayacak bir yasa üzerinde çalışıyor.
Bill Gates de ‘yeniden nükleer’ atılımını destekliyor
Ukrayna savaşı, fosil yakıtlara alternatif olarak nükleer enerjiye olan talebin artmasıyla aynı zamana denk geldi. ABD Başkanı Joe Biden’ın iklim ekibi, bunu dünyanın Paris Anlaşması’ndaki hedeflere ulaşmasına yardımcı olabilecek kilit bir teknoloji olarak nitelendiriyor.
Geçtiğimiz ay Washington, İngiltere, Fransa ve Japonya da dahil olmak üzere 21 ülkeye katılarak 2050 yılına kadar nükleer kapasiteyi üç katına çıkarma sözü verdi.
ABD’nin yerli sanayisine yönelik planları, küresel olarak zenginleştirme ve dönüştürme kapasitesini artırmak için birlikte 4,2 milyar dolar taahhüt eden Fransa, Kanada, Japonya ve İngiltere’den destek alıyor.
Bu ülkeler yeni nükleer reaktörler inşa etmeyi planlıyorlar ve savunucuların mevcut teknolojiden daha güvenli ve daha verimli olduğunu iddia ettikleri küçük modül reaktörlerinin (SMR’ler) yapılmasını da araştırıyorlar.
Bill Gates ve OpenAI CEO’su Sam Altman da dahil olmak üzere özel yatırımcılar, SMR’ler geliştiren startup’ları destekliyor.
Uranyum ve nükleer yakıta olan talep de arttı çünkü ABD, Britanya ve diğer bazı batılı ülkeler, Çin ve Rusya yeni birimler inşa etmek için yarışırken, mevcut nükleer reaktörlerin ömrünü uzatma kararı aldı.
Duyarlılıktaki bu değişim, 2021’in başından bu yana üç katına çıkarak 16 yılın en yüksek seviyesi olan 106 dolara yükselen uranyum fiyatlarında bir toparlanmaya yol açtı.
Nükleere yatırımın dezavantajları
Bununla birlikte FT’ye göre analistler, artan maliyetlerin, yüksek faiz oranlarının ve proje gecikmelerinin nükleer startup’lara yönelik piyasa desteğinde keskin bir düşüşe neden olduğunu belirterek başarının garanti edilmediğini söylüyor.
Eleştirmenler ayrıca, nükleer altyapının büyük masraflarının, sektörün maliyet aşımları konusundaki zayıf sicilinin ve güvenlik endişelerinin, kamu parasının yenilenebilir enerjiyi yaygınlaştırmak için daha iyi harcanacağı anlamına geldiğini iddia ediyor.
Endişeli Bilim İnsanları Birliği’nde nükleer enerji güvenliği direktörü Edwin Lyman, “Endüstri, insanları karbon emisyonlarını azaltmada rol oynayabileceğine ikna etmek için bir halkla ilişkiler savaşı veriyor. Fakat temeller gerçekten değişmedi: nükleer enerji diğer elektrik türlerinin çoğundan daha pahalı,” diyor.
Tedarik zincirlerindeki dönüşüm
Nükleer yakıt tedarik zinciri, uranyum cevherinin madenciliği ve öğütülmesiyle başlıyor.
Amerikan cevher üretimi 1980’lerde zirveye ulaşmıştı. Bazı işlenmemiş rezervler yerinde kalırken, yerli sanayi denizaşırı ülkelerdeki daha düşük maliyetli rakiplerle rekabet etmek için mücadele etti.
ABD nükleer santralleri artık kullandıkları uranyumun çoğunu ithal ediyor ve tedarikin neredeyse yarısını Rusya, Kazakistan ve Özbekistan’dan sağlıyor.
Rusya, uranyum zenginleştirmede rakipsiz
Cevheri gaza dönüştürmek ve daha sonra uranyum-235 izotopunun varlığını yaklaşık yüzde 5’lik bir seviyeye kadar zenginleştirmek için kimyasal süreç daha da uzmanlaşmış durumda.
Zenginleştirme hizmetlerinin yalnızca iki büyük batılı tedarikçisi var: Fransa’nın Orano şirketi ve İngiltere, Almanya ve Hollanda konsorsiyumu olan Urenco.
Çin, kendi ihtiyaçlarını karşılamak için zenginleştirme kapasitesi inşa ederken, Rusya, dünyanın ticari kapasitesinin neredeyse yarısına sahip baskın bir oyuncu olarak öne çıkıyor.
ABD’deki 93 nükleer reaktör tarafından kullanılan yakıtın beşte birinden fazlası, başta Rosatom olmak üzere Rus tedarikçilerle yapılan zenginleştirme sözleşmeleri yoluyla sağlanıyor. Avrupa Birliği, yakın zamana kadar Rus yakıtına bağımlı olan Finlandiya, Slovakya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti’ndeki 18 Rus yapımı reaktörü nedeniyle şirkete daha da bağımlı.
Haleu’da Rus tekeli ABD’deki planların ertelenmesine neden oldu
Tenex’in ise standart nükleer yakıttan daha güçlü olan ve SMR reaktörlerinde kullanılan düşük zenginleştirilmiş uranyum veya yüksek testli düşük zenginleştirilmiş uranyum (Haleu) pazarını tekel kontrolüne tabi tutması, ABD’deki bazı reaktör projeleri için şimdiden sorunlara neden oluyor.
Aralık 2022’de Bill Gates tarafından kurulan bir şirket olan TerraPower, yakıt kısıtlamalarını gerekçe göstererek Wyoming’de planlanan 345 megavatlık yeni bir reaktörün inşasında iki yıllık bir gecikme olduğunu duyurdu.
Biden’ın üç ayaklı nükleer planı
Biden yönetimi, zenginleştirme ve dönüştürme tedarik zincirini yeniden inşa etmek için üç yönlü bir strateji izliyor: yerli sanayiyi sübvanse etmek; uluslararası ortakları bir ‘dostluk stratejisine’ dahil etmek; ve vergi mükelleflerinin yatırımlarını korumak için Rus ithalatına yaptırımlar uygulamak.
ABD Enerji Bakanlığı nükleer enerjiden sorumlu bakan yardımcısı Kathryn Huff, stratejinin ABD’nin ‘ulusal güvenliğini, enerji bağımsızlığını ve iklim hedeflerini’ korumak için hayati önem taşıdığını ileri sürüyor.
Huff, Putin’in ‘haksız bir savaş’ yürüttüğünü ve enerji sistemleri etrafında ‘kabul edilemez davranışlarda’ bulunduğunu ileri sürerek, Rusya’ya ‘fon sağlamayı’ bırakmanın ‘ahlaki bir zorunluluk’ olduğunu belirtiyor.
Kasım ayında Biden yönetimi, ABD merkezli şirketleri zenginleştirme ve dönüştürme kapasitesini artırmaya teşvik etmek için Kongre’den fazladan 2,2 milyar doları onaylamasını istedi.
Birkaç SMR geliştiricisine milyarlarca dolarlık destek sözü verdi ve bu ay uranyum zenginleştirme hizmetleri için şirketlerden 500 milyon dolarlık bir teklif talebi başlattı.
ABD, Haleu’da ‘kendi kendine yeter’ olmayı hedefliyor
Rusya’nın SMR reaktör yakıtı üzerindeki kontrolünü kırmak amacıyla ABD Enerji Bakanlığı, Centrus Energy’nin Piketon, Ohio’daki bir projesini finanse ediyor.
Kasım ayında, şirkette çalışan bilim adamları 16 santrifüjlü bir kaskad sistemi kullanarak, 20 kg Haleu üretmek için uranyumu normalden daha yüksek bir seviyeye zenginleştirdiler. Şirkete göre, ortalama bir ABD tüketicisi için ömür boyu enerji sağlamak için, sadece üç yemek kaşığı Haleu yeterli.
Projenin başarısının ardından Centrus, ‘yabancı, devlete ait, devlet sübvansiyonlu rakiplere’ alternatif olmayı amaçlayan Haleu üretimini genişletmek için daha fazla devlet teşviki için rekabet edeceğini söyledi.
Bu arada Rosatom, Çin, Vietnam, Macaristan ve Bangladeş de dahil olmak üzere denizaşırı ülkelerde 30’dan fazla standart nükleer reaktör inşa ediyor ve Aralık 2022’de önümüzdeki on yıl için 200 milyar dolarlık dış sipariş aldığını açıkladı.
Amerika
Michigan Senato yarışında El-Sayed ve Rogers son kez karşılaştı

Michigan’daki kritik Senato koltuğu için yarışan Demokrat Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi Mike Rogers son münazarada karşı karşıya geldi. Kamuoyu yoklamalarında El-Sayed az farkla önde seyrederken tahmin modelleri Demokrat adaya yüzde 67 kazanma şansı veriyor.
ABD Senatosu’ndaki çoğunluğu belirleme potansiyeli taşıyan Michigan eyaletinde, Demokrat aday Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers ikinci ve son televizyon münazarasında karşı karşıya geldi.
Emekliye ayrılan Demokrat Senatör Gary Peters’ın boşalttığı koltuk için yarışan eski Wayne County sağlık yetkilisi El-Sayed ile eski Temsilciler Meclisi üyesi Rogers, ay başında yapılan ilk karşılaşmaya kıyasla daha sakin geçen oturumda siyasi geçmişleri ve bağlılıkları üzerinden keskin hatlar çizdi.
Kamuoyu yoklamaları El-Sayed’in az farkla önde olduğunu gösterirken, Decision Desk HQ tahminleri Demokrat adayın seçimi kazanma ihtimalini yüzde 67 olarak hesaplıyor.
Adaylar Müslüman Kardeşler suçlamaları üzerinden tartıştı
Münazarada Cumhuriyetçi Rogers, rakibi El-Sayed’i yeniden Müslüman Kardeşler teşkilatıyla ilişkilendirmeye çalıştı.
El-Sayed’in kampanyasına Hamas ve Hizbullah’ı destekleyen isimlerden bağış geldiğini öne süren Rogers, “Müslüman Kardeşler tarafından satın alınmak sorun değil mi? Birleşik Devletler Senatosu’na gidecekseniz bilmemiz gerekiyor: Amerika’nın yanında mısınız yoksa denizaşırı ülkelerdeki bu terör gruplarının mı?” diye sordu.
El-Sayed ise Cumhuriyetçi rakibinin anayasaya bağlılığını sorgulamasını sert sözlerle eleştirdi.
Hiçbir zaman parçası olmadığı bir örgütle sürekli ilişkilendirilmeye çalışıldığını belirten El-Sayed, “Bunun hiçbir mantığı yok ve Mike, anayasaya olan sadakatimi sorgulaman senin seviyenin gerçekten çok altında kalıyor” dedi.
Seçim sürecinde Rogers cephesi, Müslüman Kardeşler bağlantılı kişilerden El-Sayed’e yapılan bağışlara işaret ederek Demokrat adayın örgüte destek sözü verdiğini iddia etti.
The New York Times haberine göre El-Sayed, teşkilat mensubu olan Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin seçilmesinin ardından 2012 yılında “medya ve polisin tasfiyesini” destekleyen bir açık mektuba imza attı. Demokrat aday, eski Başkan Donald Trump’ın geçen yıl terör örgütü listesine aldığı Müslüman Kardeşler ile bağını reddediyor.
Amerika’yla ve Amerikalı olmakla gurur duyduğunu vurgulayan El-Sayed, “Hepimize dilediğimiz gibi ibadet etme hakkı tanıyan anayasamızla gurur duyuyorum. Bunu sorman bence gerçekten utanç verici” ifadesini kullandı.
Rogers ile Trump arasındaki mesafe tartışma yarattı
Rogers, düşük kamuoyu onay oranlarına sahip Trump ile arasına mesafe koyma çizgisini münazarada da sürdürdü. Daha önce İran savaşına ve Trump’ın Kanada ile girdiği ticaret savaşına derhal son verilmesi çağrısında bulunan Rogers, Kanada gümrük vergilerinin “iyi düşünülmediğini” dile getirdi.
El-Sayed ise Trump’ın Rogers’a verdiği desteği kampanyanın merkezine yerleştirmeye çalıştı.
Trump’ın pazar günü Michigan’a yapacağı ziyareti hatırlatan El-Sayed, “Donald Trump buraya gelip senin için miting yapmadan bu yarışı kazanamazsın. Gelmesi için ona bu yüzden yalvardın” diye konuştu.
El-Sayed, izleyicilere “MAGA tombalası” oynamalarını önererek Trump destekçilerinin dikkat dağıtmak amacıyla sürekli hazır sloganlar kullandığını öne sürdü.
Rogers bu suçlamaya tepki göstererek rakibinin yalnızca Trump’a odaklandığını savundu.
Rogers, “Tombala oyunu, son 30 dakikada verdiği her yanıta kaç kez Trump kelimesini sıkıştırdığı üzerinden oynanmalı; bu gülünç” diyerek yarışın Michigan için en doğru yolu seçmekle ilgili olduğunu kaydetti.
Rogers ılımlı Demokrat seçmene seslendi
Rogers kapanış konuşmasında, Demokrat Parti ön seçiminde ılımlı çizgideki Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens’ı destekleyen seçmenlere yöneldi.
Stevens’ı tercih eden ve El-Sayed’i “fazla aşırı” bulan seçmenlere seslenen Rogers, “Bizim yanımızda size de yer var” çağrısında bulundu.
El-Sayed, ABD’nin İsrail politikasının belirleyici olduğu çekişmeli ağustos ön seçiminde Stevens’ı yalnızca bir puan farkla mağlup etmişti.
Sahada “Mike Rogers İçin Demokratlar” adıyla bir koalisyon kuran Cumhuriyetçi aday, rakibini Amerika Demokratik Sosyalistleri grubuyla ilişkilendirmeye çalıştı. El-Sayed bu grubun üyesi olmasa da Herkes İçin Sağlık Sigortası (Medicare for All) gibi kuruluşun desteklediği politikaları savunuyor.
Eyalet genelinde El-Sayed’in politikalarını aşırı bulan çok sayıda yetkili olduğunu savunan Rogers, “Lafı gediğine koymakta çok başarılı ama mesele siyasete ve politikalara gelince o kadar iyi değil” dedi.
Amerika
Peter Thiel’dan Trump’a İran tepkisi: “Bu savaşı başlatmamalıydık”

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçılarından ve Palantir’in kurularından olan Peter Thiel, basına sızan konuşmasında ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesini eleştirerek bu savaşa hiç girilmemesi gerektiğini söyledi. Trump’a desteğini sürdürdüğünü belirten Thiel, Uluslararası Ceza Mahkemesi tehdidinin yönetim üzerinde baskı kurduğunu savundu.
Milyarder teknoloji yatırımcısı Peter Thiel, ABD’nin İran ile yürüttüğü savaşa şüpheyle yaklaştığını ve bu askeri hamlenin hiç başlatılmaması gerektiğini söyledi.
Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçıları arasında yer alan Thiel’ın bu çıkışı, onu Başkan Donald Trump ile dış politikanın en kritik kararlarından birinde karşı karşıya getirdi.
Thiel’ın 12 Ekim’de basına kapalı bir etkinlikte yaptığı konuşmanın ses kaydına Politico bünyesindeki Decoded ulaştı.
Kongre’deki çoğunluğunu korumaya çalışan Cumhuriyetçi Parti için ara seçimlere iki haftadan az bir süre kala kaydedilen bu sözler, ünlü yatırımcının İran savaşına dair kamuoyuna yansıyan en açık değerlendirmesi niteliğini taşıyor.
İran’a yönelik savaşa kuşkuyla baktığını belirten Thiel, “Bunu yapmamalıydık, yapılan çok fazla hata oldu” dedi.
Thiel konuşmasında, “Belki de yeterli sert gücümüz yok, belki de yumuşak güç savaşını kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.
Konuşmanın tamamında neo-con’lara ve Ortadoğu’daki savaşlara kesin biçimde karşı olduğunu dile getiren Thiel, İran savaşına yönelik eleştirilerine rağmen Trump’a desteğini sürdürdüğünü vurguladı ve başkanı korumak istediğini ima etti.
Buna rağmen dile getirdiği itirazlar, bugüne kadar Trump’ın en sıkı müttefiklerinden birinin söz konusu çatışmaya dair derin endişelerini açığa vuran en somut örneklerden biri oldu.
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor
Uluslararası Ceza Mahkemesi uyarısı
Söz konusu ifadeler, Thiel’ın sonbahar başından bu yana Nashville’de sürdürdüğü ve Decoded tarafından takip edilen konferans dizisinde dile getirildi.
Son oturumda Uluslararası Ceza Mahkemesinin denetimsiz gücüne dair kapsamlı uyarılarda bulunan Thiel, George W. Bush döneminin kilit isimleri Donald Rumsfeld ve Dick Cheney’nin geçmişteki açıklamalarına atıfta bulundu.
Cheney ailesinin sergilediği Trump karşıtlığını Uluslararası Ceza Mahkemesine şirin görünme ve yargılanmaktan kaçınma çabası olarak okuduğunu belirten Thiel, bu hamle için muhtemelen çok geç kalındığını söyledi.
Thiel, mahkemenin tutuklama emri tehdidinin, İran’daki savaşı sürdürmeye çalışan Trump yönetiminin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallandığından şüphelenmeye başladığını kaydetti.
Thiel, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın ardından 2024 başında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeye de değindi. Görüşmede Gazze’deki planlarını sorduğu Netanyahu’nun kendisine, “Orayı öylece Dresden’e çeviremem” yanıtını verdiğini aktardı.
Netanyahu’nun bu ifadesiyle, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik güçlerin yaklaşık 25 bin kişinin ölümüne yol açan Alman kenti Dresden bombardımanına gönderme yaptığı belirtildi.
Büyük teknoloji yatırımcıları arasında 2016’da Trump’ı ilk destekleyen ve aynı yıl Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’nde konuşma yapan Thiel, 2022’deki Senato yarışında şimdiki Başkan Yardımcısı JD Vance’i destekleyen siyasi eylem komitelerinin de en büyük mali destekçisiydi.
Amerika
Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.
Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.
Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.
ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.
Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.
Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.
Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.
Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.
Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.
Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.
İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.
Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor
Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.
Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.
Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.
Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.
Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.
Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.
Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.
Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.
Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti
Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.
Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.
San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.
Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.
Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.
Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.
Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.
Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.
Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum









