Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’den Rusya’ya karşı yeni nükleer atılımı

Yayınlanma

Ukrayna savaşının başlamasının ardından Rusya’dan doğalgaz ve petrol alımını durdurarak yaptırım uygulamaya başlayan ABD ve Avrupa, nükleer enerji sektörü söz konusu olduğunda aynı şekilde davranmamıştı.

Aksine, Batılı güçler, Rusya’nın devlete ait nükleer devi Rosatom ve yan kuruluşu Tenex’ten hammadde ve hizmet akışını kesintiye uğratmamaya özen gösterdiler.

Financial Times’ta (FT) yer alan analize göre, Ukrayna savaşı, ABD ve Avrupa enerji arzında, özellikle de her iki bölgenin nükleer filolarına güç sağlamak için gereken zenginleştirilmiş uranyum yakıtının beşte birinden fazlasının Rusya’dan geldiği nükleer sektörde birçok güvenlik açığını ortaya çıkardı.

ABD’de kamu hizmeti şirketleri, Rus arzının kesintiye uğraması ihtimaline karşı nükleer yakıt stoklamak için iki yıldır çaba harcıyor. Washington, aynı zamanda, 2011’deki Fukushima kazasından sonra talepteki çöküş ve yıllarca süren ihmal nedeniyle harap olan nükleer tedarik zincirini yeniden inşa etmek için milyarlarca dolarlık bir hamle yapıyor.

Fukushima’nın ardından nükleer yatırımlardaki ani geri çekilme, uranyum ve reaktörleri beslemek için gerekli olan dönüştürme ve zenginleştirme gibi yan hizmetler sağlayan birçok özel şirket için bir krize yol açtı.

Kongre, Rosatom’dan ithalatı yasaklayabilir

ABD’li bir nükleer yakıt şirketi olan Centrus Energy’nin eski CEO’su Daniel Poneman, “Fukushima çöküşü piyasayı bir nevi yok etmeden önce büyük bir tedarik zincirimiz vardı,” diyor.

Piyasadaki çöküş, Rusya’ya bağımlılıkla el ele gitti. Örneğin, Tenex, en yeni nesil reaktörlere güç sağlamak için gerekli olan Haleu veya düşük zenginleştirilmiş uranyum veya yüksek testli düşük zenginleştirilmiş uranyum adı verilen bir tür uranyumun ticari satışlarında tekel.

Poneman, ABD’nin ‘hassas’ çift kullanımlı nükleer teknoloji sektörünü özelleştiren dünyadaki tek ülke olduğunu ve bu nedenle açıkta kaldığını söylüyor. Ukrayna savaşının ‘tüm nükleer enerji dünyasını alt üst ettiğini’ söyleyen Poneman, bunun ardından Washington’un sektörü yeniden ayağa kaldırmak için harekete geçtiğine işaret ediyor.

Başlangıçta Washington’a, yaptırımların uygulanmasına karşı lobi yaptıktan sonra, ABD nükleer endüstrisi şimdi Rusya’dan yakıt zenginleştirme ve dönüştürme hizmetlerine olan bağımlılığı sona erdirmeyi taahhüt ediyor.

Bunların aşamalı olarak kaldırılması yıllar alacak olsa da, Kongre, Rosatom ve Tenex’ten ithalatı yasaklayacak bir yasa üzerinde çalışıyor.

Bill Gates de ‘yeniden nükleer’ atılımını destekliyor

Ukrayna savaşı, fosil yakıtlara alternatif olarak nükleer enerjiye olan talebin artmasıyla aynı zamana denk geldi. ABD Başkanı Joe Biden’ın iklim ekibi, bunu dünyanın Paris Anlaşması’ndaki hedeflere ulaşmasına yardımcı olabilecek kilit bir teknoloji olarak nitelendiriyor.

Geçtiğimiz ay Washington, İngiltere, Fransa ve Japonya da dahil olmak üzere 21 ülkeye katılarak 2050 yılına kadar nükleer kapasiteyi üç katına çıkarma sözü verdi.

ABD’nin yerli sanayisine yönelik planları, küresel olarak zenginleştirme ve dönüştürme kapasitesini artırmak için birlikte 4,2 milyar dolar taahhüt eden Fransa, Kanada, Japonya ve İngiltere’den destek alıyor.

Bu ülkeler yeni nükleer reaktörler inşa etmeyi planlıyorlar ve savunucuların mevcut teknolojiden daha güvenli ve daha verimli olduğunu iddia ettikleri küçük modül reaktörlerinin (SMR’ler) yapılmasını da araştırıyorlar.

Bill Gates ve OpenAI CEO’su Sam Altman da dahil olmak üzere özel yatırımcılar, SMR’ler geliştiren startup’ları destekliyor.

Uranyum ve nükleer yakıta olan talep de arttı çünkü ABD, Britanya ve diğer bazı batılı ülkeler, Çin ve Rusya yeni birimler inşa etmek için yarışırken, mevcut nükleer reaktörlerin ömrünü uzatma kararı aldı.

Duyarlılıktaki bu değişim, 2021’in başından bu yana üç katına çıkarak 16 yılın en yüksek seviyesi olan 106 dolara yükselen uranyum fiyatlarında bir toparlanmaya yol açtı.

Nükleere yatırımın dezavantajları

Bununla birlikte FT’ye göre analistler, artan maliyetlerin, yüksek faiz oranlarının ve proje gecikmelerinin nükleer startup’lara yönelik piyasa desteğinde keskin bir düşüşe neden olduğunu belirterek başarının garanti edilmediğini söylüyor.

Eleştirmenler ayrıca, nükleer altyapının büyük masraflarının, sektörün maliyet aşımları konusundaki zayıf sicilinin ve güvenlik endişelerinin, kamu parasının yenilenebilir enerjiyi yaygınlaştırmak için daha iyi harcanacağı anlamına geldiğini iddia ediyor.

Endişeli Bilim İnsanları Birliği’nde nükleer enerji güvenliği direktörü Edwin Lyman, “Endüstri, insanları karbon emisyonlarını azaltmada rol oynayabileceğine ikna etmek için bir halkla ilişkiler savaşı veriyor. Fakat temeller gerçekten değişmedi: nükleer enerji diğer elektrik türlerinin çoğundan daha pahalı,” diyor.

Tedarik zincirlerindeki dönüşüm

Nükleer yakıt tedarik zinciri, uranyum cevherinin madenciliği ve öğütülmesiyle başlıyor.

Amerikan cevher üretimi 1980’lerde zirveye ulaşmıştı. Bazı işlenmemiş rezervler yerinde kalırken, yerli sanayi denizaşırı ülkelerdeki daha düşük maliyetli rakiplerle rekabet etmek için mücadele etti.

ABD nükleer santralleri artık kullandıkları uranyumun çoğunu ithal ediyor ve tedarikin neredeyse yarısını Rusya, Kazakistan ve Özbekistan’dan sağlıyor.

Rusya, uranyum zenginleştirmede rakipsiz

Cevheri gaza dönüştürmek ve daha sonra uranyum-235 izotopunun varlığını yaklaşık yüzde 5’lik bir seviyeye kadar zenginleştirmek için kimyasal süreç daha da uzmanlaşmış durumda.

Zenginleştirme hizmetlerinin yalnızca iki büyük batılı tedarikçisi var: Fransa’nın Orano şirketi ve İngiltere, Almanya ve Hollanda konsorsiyumu olan Urenco.

Çin, kendi ihtiyaçlarını karşılamak için zenginleştirme kapasitesi inşa ederken, Rusya, dünyanın ticari kapasitesinin neredeyse yarısına sahip baskın bir oyuncu olarak öne çıkıyor.

ABD’deki 93 nükleer reaktör tarafından kullanılan yakıtın beşte birinden fazlası, başta Rosatom olmak üzere Rus tedarikçilerle yapılan zenginleştirme sözleşmeleri yoluyla sağlanıyor. Avrupa Birliği, yakın zamana kadar Rus yakıtına bağımlı olan Finlandiya, Slovakya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti’ndeki 18 Rus yapımı reaktörü nedeniyle şirkete daha da bağımlı.

Haleu’da Rus tekeli ABD’deki planların ertelenmesine neden oldu

Tenex’in ise standart nükleer yakıttan daha güçlü olan ve SMR reaktörlerinde kullanılan düşük zenginleştirilmiş uranyum veya yüksek testli düşük zenginleştirilmiş uranyum (Haleu) pazarını tekel kontrolüne tabi tutması, ABD’deki bazı reaktör projeleri için şimdiden sorunlara neden oluyor.

Aralık 2022’de Bill Gates tarafından kurulan bir şirket olan TerraPower, yakıt kısıtlamalarını gerekçe göstererek Wyoming’de planlanan 345 megavatlık yeni bir reaktörün inşasında iki yıllık bir gecikme olduğunu duyurdu.

Biden’ın üç ayaklı nükleer planı

Biden yönetimi, zenginleştirme ve dönüştürme tedarik zincirini yeniden inşa etmek için üç yönlü bir strateji izliyor: yerli sanayiyi sübvanse etmek; uluslararası ortakları bir ‘dostluk stratejisine’ dahil etmek; ve vergi mükelleflerinin yatırımlarını korumak için Rus ithalatına yaptırımlar uygulamak.

ABD Enerji Bakanlığı nükleer enerjiden sorumlu bakan yardımcısı Kathryn Huff, stratejinin ABD’nin ‘ulusal güvenliğini, enerji bağımsızlığını ve iklim hedeflerini’ korumak için hayati önem taşıdığını ileri sürüyor.

Huff, Putin’in ‘haksız bir savaş’ yürüttüğünü ve enerji sistemleri etrafında ‘kabul edilemez davranışlarda’ bulunduğunu ileri sürerek, Rusya’ya ‘fon sağlamayı’ bırakmanın ‘ahlaki bir zorunluluk’ olduğunu belirtiyor.

Kasım ayında Biden yönetimi, ABD merkezli şirketleri zenginleştirme ve dönüştürme kapasitesini artırmaya teşvik etmek için Kongre’den fazladan 2,2 milyar doları onaylamasını istedi.

Birkaç SMR geliştiricisine milyarlarca dolarlık destek sözü verdi ve bu ay uranyum zenginleştirme hizmetleri için şirketlerden 500 milyon dolarlık bir teklif talebi başlattı.

ABD, Haleu’da ‘kendi kendine yeter’ olmayı hedefliyor

Rusya’nın SMR reaktör yakıtı üzerindeki kontrolünü kırmak amacıyla ABD Enerji Bakanlığı, Centrus Energy’nin Piketon, Ohio’daki bir projesini finanse ediyor.

Kasım ayında, şirkette çalışan bilim adamları 16 santrifüjlü bir kaskad sistemi kullanarak, 20 kg Haleu üretmek için uranyumu normalden daha yüksek bir seviyeye zenginleştirdiler. Şirkete göre, ortalama bir ABD tüketicisi için ömür boyu enerji sağlamak için, sadece üç yemek kaşığı Haleu yeterli.

Projenin başarısının ardından Centrus, ‘yabancı, devlete ait, devlet sübvansiyonlu rakiplere’ alternatif olmayı amaçlayan Haleu üretimini genişletmek için daha fazla devlet teşviki için rekabet edeceğini söyledi.

Bu arada Rosatom, Çin, Vietnam, Macaristan ve Bangladeş de dahil olmak üzere denizaşırı ülkelerde 30’dan fazla standart nükleer reaktör inşa ediyor ve Aralık 2022’de önümüzdeki on yıl için 200 milyar dolarlık dış sipariş aldığını açıkladı.

Amerika

Chevron CEO’su Wirth: İran savaşı enerji piyasalarını kırılgan ve belirsiz bıraktı

Yayınlanma

Chevron Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi Mike Wirth, İran savaşının enerji piyasalarını kırılgan ve belirsiz bir yapıya sürüklediğini, petrol ihracat rotalarındaki risklerin genişlediğini belirtti. Wirth, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’deki tıkanıklıkların küresel stokları erittiğini söylerken, ABD’nin üretimi artırarak dengeyi desteklediğini ifade etti.

Chevron Yönetim Kurulu Başkanı ve Üst Yöneticisi Mike Wirth, İran savaşının enerji piyasalarında yarattığı etkinin durumu “biraz kırılgan ve belirsiz” hale getirdiğini söyledi.

Wirth, Cuma günü Fox News sunucusu Maria Bartiromo’ya verdiği ve Pazar günü “Sunday Morning Futures” programında yayımlanan röportajda, petrol ihracatına yönelik tüm transit yollarında, özellikle de Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’de risklerin bulunduğunu belirtti.

Wirth, talebin “oldukça güçlü” olmasına rağmen bazı “zorlukların genişlediğini” kaydetti. Küresel çapta hem stratejik hem de ticari stokların çekildiğine dikkat çeken Wirth, “Durum biraz kırılgan ve belirsizliğini koruyor” dedi.

ABD üretimi artırarak yanıt verdi

Sektörün bu süreçte “iyi iş çıkardığını” dile getiren Wirth, petrol üretimi konusunda ABD’nin “çözümün bir parçası olmak için devreye girmesinin” büyük rol oynadığını vurguladı.

Wirth, “Uzun vadede sistemde bazı değişiklikler göreceğinizi düşünüyorum” diyerek Akdeniz’e uzanacak bir boru hattı geliştirilmesine dair yapılan tartışmalara atıfta bulundu.

Bu boru hattı planı, dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından kapatılmasına ve dünya petrolünün yaklaşık yüzde 5’inin mahsur kalmasına neden olan Husilerin Kızıldeniz ablukasına bir yanıt olarak değerlendiriliyor.

Wirth, çatışmada enerji varlıklarının hedef alınmasının talihsiz bir durum olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Bu durum, enerji sisteminin küresel talebi karşılama kapasitesini zayıflatıyor. Piyasaların ne zaman yeni bir dengeye ulaşacağı, bu kapasitenin ne kadar hızlı toparlanacağına bağlı olacak.”

Petrol üreticileri, Suudi Arabistan üzerinden geçecek ve Kızıldeniz’deki Husi ablukasını baypas edecek bir boru hattı kurmayı değerlendiriyor. Bu güzergah, Suudi Arabistan’ın Yenbu kentinden başlayıp Mısır’daki Süveyş Kanalı’na ulaşıyor; ardından Afrika’yı Ümit Burnu üzerinden dolaşarak Asya’ya uzanıyor.

Kpler ham petrol analizi başkanı Homayoun Falakshahi, geçen ay el-Cezire’ye yaptığı açıklamada, buradaki asıl zorluğun küresel talebi karşılamak için yeterli petrolün kanaldan yeterince hızlı geçip geçemeyeceği olduğunu belirtti.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana gaz fiyatlarının fırlamasına yol açtı. AAA verilerine göre ABD’de ulusal ortalama gaz fiyatı Pazar günü 4,10 dolara ulaştı; bu rakam savaş başladığındaki seviyeden 1 dolardan fazla yüksek.

Kapalı rafineriler yeniden gündemde

Beyaz Saray’dan bir yetkili geçen hafta The Hill’e yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin kapalı petrol rafinerilerini, özellikle de Venezuela petrolünü işlemek üzere inşa edilen St. Croix rafinerisini yeniden açmayı değerlendirdiğini doğruladı.

Politico’ya konuşan üç sektör yöneticisi ise Beyaz Saray’ın Virgin Adaları’ndan Kaliforniya’ya kadar uzanan rafinerilerin yeniden açılmasını görüştüğünü aktardı.

St. Croix rafinerisi, Çevre Koruma Ajansı’nın (EPA) petrol sızıntılarının ve hava kirliliğinin “halk sağlığı için yakın risk” oluşturduğu gerekçesiyle 60 günlük kapatma kararı almasının ardından 2021’de süresiz olarak kapatılmıştı.

Okumaya Devam Et

Amerika

OpenAI liderliği Anthropic’e kaptırdı

Yayınlanma

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, bireysel kullanıcılara yönelik sohbet robotlarına ve yan projelere odaklanması nedeniyle yapay zeka sektöründeki liderliğini rakibi Anthropic’e kaptırdı. Anthropic’in yazılımcılara yönelik Claude Code aracının elde ettiği başarı şirketin gelirlerini artırırken, OpenAI ise ChatGPT’deki büyümenin yavaşlaması ve başarısız projeler nedeniyle pazardaki konumunu geri kazanmaya çalışıyor.

Yapay zeka sektöründeki hızlı yükselişin öncüsü olan ABD merkezli OpenAI, liderliği Claude isimli yapay zeka modelini geliştiren rakibi Anthropic’e kaptırdı.

The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinde “OpenAI Yapay Zeka Sektöründeki Tacını Nasıl Kaybetti ve Onu Geri Almak İçin Nasıl Mücadele Ediyor? başlığıyla yayımlanan haberde, ChatGPT’yi geliştiren şirketin pazardaki birinciliğini yeniden elde etmek için yoğun bir çaba sarf ettiği kaydedildi.

Haberde, ChatGPT’nin kullanıcı sayısındaki artışın yavaşladığı belirtildi. Bazı büyük yatırımcıların büyüme hızına kıyasla yüksek seyreden harcamalardan endişe duyduğu, diğer yatırımcıların ise tercihlerini Anthropic’ten yana kullandığı aktarıldı.

Anthropic’in gelirlerinin ve piyasa değerinin, yazılımcılara yönelik Claude Code aracının yakaladığı başarı sayesinde OpenAI’ın göstergelerini geride bırakarak 1 trilyon dolara yaklaştığı bildirildi.

Gazete, Anthropic’in sonbaharda halka arz gerçekleştirme planlarını hızlandırdığını yazdı.

Yayınlanan materyale göre OpenAI’ın yaşadığı sorunların temelinde, şirket yönetiminin yapay zeka pazarının gelişim yönünü yanlış değerlendirmesi yatıyor. OpenAI CEO’su Sam Altman, daha fazla kullanıcının sohbet robotuna abone olacağı beklentisiyle başlangıçta ChatGPT’ye yatırım yaptı.

Ancak Claude Code’un başarısı, yazılım geliştiricilerine yönelik araçlar pazarının çok daha kazançlı olduğunu ortaya koydu.

OpenAI bu süreçte video üretme aracı, tüketici cihazları ve mikroçiplerle ilgilenirken, Anthropic yazılımcılar arasında popülerlik kazanan bir kodlama aracı geliştirdi.

Yazılımcı aracındaki yetersizlikler süreci olumsuz etkiledi

WSJ’ye konuşan kaynaklar, OpenAI’ın yazılımcılar için geliştirdiği ilk ürün olan Codex’in erken sürümünün yavaş ve kullanışsız kaldığını değerlendirdi.

OpenAI yeni modeller yayımlayarak, ürünlerini değiştirerek ve bir “kodlama ninjası” ekibi kurarak rakibini yakalamaya çalıştı.

Ancak şirket yönetiminin, Meta’nın yetenekli çalışanları kendi bünyesine katma girişimlerini püskürtmek ve Microsoft ile bozulan ilişkileri düzeltmek gibi başka sorunlarla ilgilenmek zorunda kaldığı, aynı zamanda Sora dahil olmak üzere başarısız projelere kaynak harcadığı aktarıldı.

Bu esnada Anthropic, kendi yönetimini dahi şaşırtan birkaç aylık bir büyüme performansı sergiledi.

ChatGPT’nin büyümesi ise Google’ın sohbet robotunun popülerlik kazanmasının ardından yavaşlama gösterdi.

OpenAI, yıl sonuna kadar haftalık 1 milyar aktif kullanıcıya ulaşma yönündeki şirket içi hedefini gerçekleştiremedi.

Mart ayında şirket çalışanlarının yönetime, “Bizden çok daha küçük bir şirket olan Anthropic neden sürekli olarak teknik ve kültürel standartları belirliyor, biz ise sadece bunlara yanıt vermekle kalıyoruz?” ve “Anthropic’in gelirlerinin bizimkileri aşması halka arz planlarımızı nasıl etkileyecek?” sorularını yönelttiği ifade edildi.

Kısa süre önce şirketten ayrılan Fidji Simo, OpenAI’ın ikincil görevlerin peşinden koşarak yolunu kaybettiğini, araştırma ve ürün konusunda liderliği rakibine bıraktığını belirtti.

Simo, Anthropic’in “ekonominin büyük bir bölümünü o kadar hızlandırdığını ki bunun kendileri için bir uyarı sinyali olması gerektiğini” vurguladı.

OpenAI kaybettiği konumunu geri kazanmak için birtakım adımlar atıyor.

Şirket, Codex’i ChatGPT ve internet tarayıcısıyla entegre eden bir “süper uygulama” ile yazılımcılar arasında ilgi gören yeni GPT-5.6 Sol modelini kullanıma sundu.

OpenAI ayrıca Amazon ile bir anlaşma imzalayarak ilk Gelir İdaresi Başkanını (CRO) işe aldı.

Teknoloji devlerinin yapay zeka yatırımları artıyor

Financial Times (FT) gazetesinin şirketlerin gelir raporlarına dayanarak aktardığı bilgilere göre Google, Amazon, Microsoft ve Meta, yapay zeka alanındaki yatırım miktarını 2023 yılından bu yana belirgin şekilde artırdı.

Şirketlerin toplam harcamaları 1,1 trilyon dolara ulaştı.

Şirketlerin verilerine göre yapay zeka yatırımları, özellikle bulut bilişim sektöründe gelir artışını hızlandırmaya başladı.

Google, Amazon ve Microsoft, OpenAI ile Anthropic’ten yapay zekayı sistemlerine entegre eden kurumsal şirketlere kadar geniş bir kitleye işlem gücü satan bulut birimlerinin büyüme kaydettiğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD altı eyaletteki siber saldırılarda İran izi arıyor

Yayınlanma

ABD’li yetkililer ve uzmanlar, ülkedeki su altyapılarını hedef alan siber saldırıların arkasında İran’ın bulunabileceği ihtimalini araştırıyor. En az altı eyaletteki tesisleri etkileyen saldırılarda sanayi tipi denetleyicilerin kontrolü ele geçirilerek ekipman yönetimi engellendi. Yetkililer, şebekelerdeki içme suyunun kalitesinde veya kullanılabilirliğinde bir değişim tespit edilmediğini bildirdi.

ABD yetkilileri, birden fazla eyalette su altyapı sistemlerini hedef alan siber saldırı dizisinde İran’ın olası rolünü inceliyor.

The New York Times gazetesinin resmi yetkililere ve uzmanlara dayandırdığı haberine göre, yürütülen soruşturma henüz ön inceleme niteliği taşıyor.

Tahran’ın olaydaki sorumluluğuna dair nihai kanıtlara ulaşılmamış olmakla birlikte, ABD makamları savaşın başlamasının ardından İranlı siber korsan gruplarının ABD’nin kritik altyapı tesislerine yönelik girişimlerini belirgin biçimde artırdığını değerlendiriyor.

Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından yapılan açıklamada, saldırıların en az altı eyaleti etkilediği ve bunlardan bir kısmının su altyapı sistemlerinin işleyişinde aksamalar yarattığı kaydedildi.

Siber korsanların su tesislerinin izlenmesi ile yönetilmesinde kullanılan sanayi tipi denetleyicilere erişim sağladığı belirtildi.

Cihazların ayarlarını ve şifrelerini değiştiren saldırganlar yüzünden tesis operatörlerinin ekipman kontrolünü kaybettiği aktarıldı.

Haberde, şebekelerde bulunan içme suyunun yapısında bir değişiklik meydana geldiğine ya da suyun kullanılamaz hale geldiğine dair herhangi bir işaret görülmediği vurgulandı.

ABD Başkanı Donald Trump ise gazetecilere yaptığı açıklamada, yaşananların arkasında İran’ın değil Minnesota’nın bulunduğunu düşündüğünü söyledi. Olayda Minnesota’da yaklaşık 30 tesis saldırıların hedefi oldu.

Ancak The New York Times, duruma ilişkin değerlendirmelere vakıf yetkililere dayandırarak Trump’ın bağlı olduğu kendi istihbarat kurumlarının İran’ın dahiliyetini son derece yüksek bir olasılık olarak gördüğünü aktardı.

Haberde federal yetkililerin de aynı görüşü paylaştığı kaydedildi.

Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

Yayımlanan haberde şu ifadelere yer verildi:

“Federal yetkililer özel görüşmelerde ana şüphelinin İran olmayı sürdürdüğünü ifade etti. Ancak yapılan değerlendirme ön nitelik taşımaktadır ve henüz adli incelemelerle teyit edilmiş nihai kanıtlar içermiyor.”

Soruşturmanın seyrine vakıf üst düzey bir yetkili de daha önce NBC News kanalına yaptığı değerlendirmede, saldırının “İran müdahalesine ait izler taşıdığını” ifade etti.

Mart ayında İran ile bağlantılı Hanzala (Hanzala Hack Team) adlı siber korsan grubu, FBI Direktörü Kash Patel’in kişisel elektronik posta hesabını ele geçirmiş ve ele geçirdiği materyallerin bir kısmını yayımlamıştı.

Söz konusu siber saldırı olayı ABD Adalet Bakanlığı sözcüsü tarafından da doğrulandı. Sözcü, kamuoyuna sızdırılan materyallerin “otantik göründüğünü” dile getirdi.

Bu olaydan bir hafta önce aynı gruptaki siber korsanlar, ABD merkezli tıbbi cihaz üreticisi Stryker şirketinin sistemlerine sızdıklarını duyurmuştu.

Hanzala grubu, bu eylemi Minab kentindeki bir ilkokula düzenlenen ve 175 kişinin yaşamını yitirmesine yol açan saldırıya misilleme olarak gerçekleştirdiğini savunmuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English