Bizi Takip Edin

Avrupa

AB’den milyarlarca avroluk silahlanma planı; Almanya’dan “zihniyet değişikliği” çağrısı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’da barış müzakerelerine başlaması, Ukrayna’ya askeri yardımları askıya alması ve NATO ülkelerinden savunma harcamalarını artırmasını istemesinin ardından Brüksel ve Berlin’de çanlar çalmaya başladı.

Avrupa Komisyonu Başkanı von der Leyen Ukrayna’yı desteklemeye devam etmek için Avrupa çapında bir savunma bütçesini harekete geçirmek istiyor.

Leyen bu kapsamda “Avrupa’nın yeniden silahlandırılması” için bir plan önerdi. AB üyesi ülkelerin kendilerini ABD yardımından bağımsız olarak koruyabilmeleri için ortak bir savunma bütçesine yatırım yapılması gerekiyor. Leyen’e göre 800 milyar avroya kadar bir meblağ harekete geçirilebilir.

Leyen’in salı günü Brüksel’de yaptığı açıklamaya göre beş maddelik plan, borç kurallarının gevşetilmesini ve savunma harcamalarının artırılmasına yönelik teşvikleri içeriyor.

Üye devletlerin borç tuzağına düşmeden savunmaya daha fazla harcama yapmaları sağlanacak. Savunmaya yatırım yapan 27 üye ülkeyi desteklemek üzere 150 milyar avro hacminde yeni bir fon oluşturulacak.

Komisyon, 150 milyar avroluk yeni ortak borçlanmanın hava ve füze savunması, topçu sistemleri, füzeler ve mühimmat, insansız hava araçları ve anti-drone sistemleri gibi Avrupa çapında kabiliyet alanlarının inşasına ya da siberden askeri hareketliliğe kadar diğer ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olacağını söyledi.

Sosyal harcamalar silah alımına yönlendirilecek

Leyen, “Bu, Üye Devletlerin taleplerini bir araya getirmelerine ve birlikte alım yapmalarına yardımcı olacak ve maliyetleri düşürecek, parçalanmayı azaltacak, birlikte çalışabilirliği arttıracak ve savunma sanayi tabanımızı güçlendirecektir,” dedi.

Leyen, üye devletlerin savunma harcamalarını GSYİH’nin ortalama %1,5’i oranında artırmaları halinde bunun 650 milyar avroya yakın bir mali alan yaratabileceğini savundu.

Komisyon ayrıca AB ülkelerinin, Avrupa genelinde yaşam standartlarını eşitlemek için AB bütçesinden aldıkları parayı savunma amaçlı olarak kullanabilmelerini de önerdi.

Asıl sorunun “Avrupa’nın gerçek tehditlerle karşı karşıya olup olmadığı ya da güvenliği için daha fazla sorumluluk almasının gerekip gerekmediği” olmadığını savunan Leyen, “Asıl sorun, Avrupa’nın durumun gerektirdiği şekilde kararlılıkla karşılık vermeye hazır olup olmadığıdır,” dedi.

Avrupa kısa vadede Ukrayna’ya yardım etmek ama aynı zamanda uzun vadede kendini koruyabilmek için harcamalarını artırmaya hazır. Leyen, “Şimdi sorumluluk alma zamanıdır,” dedi.

Berlin’den tavsiyeler: Sosyal kesintiye gidin, halkı endoktrine edin

Berlin’deki hükümet danışmanları ve dış politika uzmanları da, bir sonraki Alman hükümetinden askeri bütçede büyük bir artış, sosyal harcamalarda ciddi kesintiler ve halkın güçlü bir şekilde endoktrine edilmesi (“zihniyet değişimi”) çağrısında bulunuyor.

Talepler, etkili Alman Dış İlişkiler Konseyi (DGAP) tarafından yayınlanan Internationale Politik (IP) dergisinin güncel sayısında yer alıyor. Derginin bu sayısının kapak konusu “seçimden sonra dünyanın Almanya’dan ne beklediği” sorusu.

Örneğin makalelerde, yeni hükümetin Alman halkını “Almanya’nın diplomatik ve askeri açıdan Avrupa’nın lider gücü olması için” hazırlaması gerektiği belirtiliyor. Bunun için de “dönüm noktasını insanların zihnine yerleştirmek” gerekiyor.

AB’nin gerilemesini tersine çevirme stratejileri

German Foreign Policy’nin aktardığı IP’nin güncel sayısına göre, AB bir süredir “giderek büyüyen bir gerileme” ile karakterize ediliyor.

On yıllardır AB’yi analiz eden DGAP uzmanı Josef Janning’e göre bunun çeşitli nedenleri var. Bu nedenlerden biri, “uluslarüstü siyasi karşılıklı bağımlılığın sonuçlarının” günlük yaşamda, özellikle de “bölüşüm çatışmaları ve krizlerinde” hissedilmeye başlanması.

Bunlar, özellikle zayıf üye devletler ve ulusal elitlere ait olmayan nüfus grupları için genellikle olumsuz. Janning, “[Bu durum] Sağcı ulusal akımların ve partilerin … ağırlık kazanmasına” katkıda bulunuyor,” diye yazıyor.

Aynı zamanda, “en geç 2004 Anayasal Antlaşmasının başarısızlığa uğramasıyla birlikte”, “Avrupa halklarının daha yakın bir birlikteliği” hedefinin reel politikadan kaybolduğunu ve en iyi ihtimalle sadece “törensel eylemlerde … ve koalisyon anlaşmalarında” dile getirildiğini belirtmek gerekir diye düşünüyor.

Buna ek olarak, muhtemelen artan çıkar farklılıkları nedeniyle artık “stratejik olarak yönlendirilmiş üye devletler arasında koalisyonlar” bulunmuyor. Son olarak, ABD’nin Trump yönetiminde “istikrarlı” ve “işbirlikçi bir Avrupa”ya olan ilgisini kaybettiğini de belirtmek gerekiyor.

AB’nin dağılması gerçekçi bir senaryo

Janning, AB gibi siyasi oluşumların “kurumsal olarak var olmaya devam edebileceğini”, ama aynı zamanda “önemlerini ve bütünlüklerini kaybedebileceklerini” belirtiyor.

AB gibi kurumlar, eğer “daha fazla gelişme” ve hatta aktif eylemde bulunma yeteneklerini kaybederlerse, “modası geçmiş” olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaklar. Bu nedenle giderek artan bir şekilde, “ulusal solo çabalar” beklenmeli.

“Eğer bu eğilimler AB’nin ilk ayağı olan iç pazar ve ortak para birimine ulaşırsa,“ diye devam ediyor Janning, “O zaman Birlik, iç çatışmaların ’bolluğu’ içinde kendi kendini parçalayacak.”

1950’lerden bu yana hiçbir dönemde merkezkaç dinamiğinin mevcut durumdan daha güçlü ve daha görünür olmadığını savunan yazar, ”Kurumlar ve süreçler her zamanki gibi işlerken, entegrasyonun özü yüzeyin altında aşınıyor,” diyor ve ilk kez, Avrupa Birliği’nin başarısızlığının ve dağılmasının “gerçekçi bir senaryo gibi göründüğünü” öne sürüyor.

“Erozyondan çıkış yolları” arayışında olan DGAP uzmanı, AB’nin “siyasi birliğe doğru bir yönelime, stratejik düşünmeye” ihtiyacı olduğunu savunuyor.

Savaş yeteneğine sahip bir Bundeswehr: Ordu için halka yeni vergiler

Yazara göre buna “ortak savunma sorunu” da dahil. Janning de buna inanıyor ve “Her şey olmasa da çoğu şey, Avrupa’nın merkezindeki ekonomik olarak en güçlü güç olan Almanya’ya bağlı,” diyor.

Janning AB’yi kurtarmak için “ortak savunma sorununu” ele almakta ısrar ederken, Münih’teki Bundeswehr Üniversitesinde Uluslararası Politika Profesörü Carlo Masala, gelecekteki Alman hükümetini “Almanya’nın güvenlik ve savunma politikasının temellerini yenilemesi gerektiğinin farkına varmaya” çağırıyor ki bu da “savaşabilecek bir Bundeswehr.”

Profesöre göre ihtiyaç duyulan şey, askeri bütçede önemli bir artış. Masala, diğer şeylerin yanı sıra, “Almanya’da çalışan herkes tarafından ödenmesi gereken”, örneğin “gelir vergisinin yüzde 1 ila 1,5’i” tutarında “savunma için bir dayanışma ek ücreti” öneriyor.

Bunun yanı sıra Masala, önümüzdeki birkaç yıl içinde “orantısız büyüklükte bir emeklilik dalgası” yaşanacağı için Bundeswehr’deki personel sayısının önemli ölçüde artırılmasının zorunlu olduğuna inanıyor.

Alman Savunma Bakanlığının bir iç yazışmasında bir süre önce mevcut 180.000 olan personel sayısının 440.000 askere kadar artırılması düşünülmüştü. Fakat 2+4 Anlaşması 350.000’lik bir üst sınır öngörüyor.

2+4 Anlaşması, Federal Almanya’nın Alman Demokratik Cumhuriyeti ile ve ABD-Birleşik Krallık-Fransa-SSCB ile imzaladığı ve “Alman birleşmesi”nin yolunu açan belgelere verilen isim.

Bundan bağımsız olarak, sadece zorunlu askerlik hizmetine geri dönülmesi değil, aynı zamanda, örneğin zorunlu askerlik hizmetinin kadınları da kapsayacak şekilde genişletilmesi için Anayasada bir değişiklik yapılması gerekiyor.

Zihniyet değişimi: Alman liderliğine hazır olun

Berlin’deki Avrasya Grubu’nun Avrupa Direktörü Jan Techau da IP’de kitlesel silahlanma lehinde görüş bildiriyor.

Techau’ya göre bir sonraki Alman hükümeti “Almanları, Berlin balonunu ve kendisini … Almanya’nın diplomatik ve askeri açıdan Avrupa’nın lider gücü olmasına” hazırlamalı.

Yazara göre bu rolün kabul edilmesine giden öğrenme süreci, “her şeyin çok ama çok pahalı” olması nedeniyle “çok daha zor” olacak ve bir sonraki Federal Şansölye “dramatik bütçe kararları almak ve bunları gerekçelendirmek zorunda kalacak.”

Techau bunun “ilgili herkes için açık” olduğunu ama seçimden önce kimsenin bu konuda “gerçeği söylerken yakalanmak istemediğini” belirtiyor.

Yazara göre şimdi önemli olan muhafazakârları “yeni borçlara”, solu da “acı verici yapısal reformlara” hazırlamak: “Aksi takdirde direniş ve abluka riski var.”

Fakat Techau, halkı Berlin’in “yakın gelecekte duyulmamış bazı kararlar almak zorunda kalacağı” gerçeğine hazırlamayı da “gelecek hükümetin gerçek görevi” olarak görüyor. Yazar, bunun silah ve diğer savaş ekipmanlarının muazzam maliyetlerinin ötesinde ne anlama geldiğini açıklamıyor. Bununla birlikte, “zihniyette bir değişimin, insanların zihninde bir dönüm noktasının” gerekli olduğunu düşünüyor.

Silahlanma Almanlar için ahlaki bir sorun olmaktan çıkmalı

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nden (ECFR) Ulrike Esther Franke de bu konuda tavsiyelerde bulunanlar arasında.

Franke, Almanya’daki askeri konulara ilişkin tartışmaları “ahlaki açıdan yüklü” olmakla eleştiriyor; ona göre bu nedenle askeri uzmanlar “önemli ölçüde güvensizlikle” karşı karşıya kalıyor ve bu durum “daha iyi bir tartışma ortamının oluşmasına katkıda bulunmuyor.”

Ayrıca Almanya’daki savaş tartışmalarının “korkuyla yönlendirildiğini” öne süren yazar, bunun da gelecekteki “tehlikelerle” başa çıkmak için zararlı olduğunu düşünüyor.

Franke, Ukrayna’daki savaşın “savunma konularıyla ilgilenme isteğinde bir fırsat penceresi” yarattığına inanıyor; bu nedenle bir sonraki hükümet “ruh hali” değişmeden önce önemli bir rota belirlemek için bunu kullanmalı.

Franke, yeni Alman hükümetine, ”Şimdi siyasi liderlik zamanı,” çağrısında bulunuyor.

Avrupa

Polonya doğu sınırında uçuş kısıtlaması getirdi

Yayınlanma

Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı, ülkenin doğu sınırında 10 Haziran ile 9 Eylül tarihleri arasında uçuş kısıtlamaları uygulanacağını duyurdu. Belarus ve Ukrayna sınırındaki özel bir bölgeyi kapsayan kısıtlamalar, yaklaşık 3 kilometre yüksekliğe kadar olan uçuşlar için geçerli olacak.

Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı, ülkenin doğu sınırındaki hava sahasında 10 Haziran ile 9 Eylül tarihleri arasında uçuş kısıtlamaları uygulanacağını açıkladı.

Alınan karara göre kısıtlamalar, Belarus ve Ukrayna sınırına yakın özel bir bölgede yürürlükte olacak. Belirlenen kısıtlamaların yaklaşık 3 kilometre yüksekliğe kadar olan uçuşları kapsayacağı, bu irtifanın üzerinde seyreden yolcu uçaklarının ise yeni düzenlemeden etkilenmeyeceği belirtildi.

Uygulama kapsamında, kısıtlama getirilen bölgede gece saatlerinde uçuşlar tamamen yasaklanacak. Bu yasağın dışındaki istisnaların yalnızca askeri havacılık unsurları ile önceden koordine edilmiş belirli uçuşlar için geçerli olacağı aktarıldı. Gündüz saatlerinde ise askeri uçaklar, ambulans uçaklar, arama kurtarma ekipleri ve bazı insansız hava araçlarının uçuş yapmasına izin verilecek.

Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı yetkilileri, söz konusu tedbirlerin devlet güvenliğini sağlamak amacıyla alındığını bildirdi. Kısıtlama bölgesinin, Polonya’nın doğu sınırından yaklaşık 20 ila 50 kilometre mesafedeki alanı kapsayacağı kaydedildi.

Ajans ayrıca, kuralların ihlal edilmesi durumunda bu durumun ülkenin havacılık kanunlarının ihlali olarak kabul edileceği uyarısında bulundu.

Polonya, Ukrayna topraklarındaki patlamalar nedeniyle son bir ay içinde birkaç kez savaş uçaklarını havaya kaldırmıştı.

Bununla birlikte Polonya Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, gerçekleştirilen son önleme uçuşundan önce Polonya hava sahasına yönelik herhangi bir ihlalin tespit edilmediği bilgisi verilmişti.

Rusya Savunma Bakanlığı ise 2 Haziran tarihinde bir açıklama yaparak, Ukrayna’nın savunma sanayisi tesislerine, yakıt altyapısına ve askeri havaalanlarına yönelik kitlesel bir saldırı düzenlendiğini bildirmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Yayınlanma

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.

Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.

Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.

Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.

Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.

Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.

Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.

Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.

Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.

Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.

Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Rheinmetall, otomotiv tedarik bölümünü satıyor

Yayınlanma

Alman savunma sanayi şirketi Rheinmetall, otomotiv tedarikçi bölümünü özel sermaye şirketi Aequita’ya satıyor.

Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki şirketin “bugün, Rheinmetall’in eski Power Systems bölümüne yeni bir yönetim altında bir gelecek açan bir satın alma anlaşması imzaladığını” duyurdu.

Bu, “stratejik yeniden yapılanmada bir dönüm noktası” niteliğinde; sivil bölümün satışıyla birlikte grup, “odak noktasını askeri işine kaydırıyor.”

İşlemin bu yılın dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve halen düzenleyici kurumların onayına tabi.

Hisselerin yüzde 100’ü için ön satın alma bedeli 350 milyon avro olarak belirlendi fakat bu rakam işlemin kesinleşmesinden önce değişebilir.

Rheinmetall, kısa süre önce savunma işinde rekor kâr ve dolu sipariş defterleri bildirdi. Öte yandan, otomotiv tedarik endüstrisi krizde.

Şirket, “Özellikle otomotiv sektöründeki iş durumunun daha da kötüleşmesi, nihai anlaşmanın şart ve koşullarını etkiledi,” açıklamasını yaptı.

Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla Ukrayna savaşının başlamasından bu yana iş hacmi hızla artan Rheinmetall, geçen yıldan beri Power Systems bölümüne alıcı arıyordu ve bu bölümü Aralık 2025’te durdurulan faaliyetler kategorisine almıştı.

Rheinmetall, şirketleri satın alıp yeniden yapılandıran bir yatırım şirketi olan Aequita’nın, bu birimdeki dünya çapındaki yaklaşık 6.250 çalışanı işte tutmayı planladığını da ekledi.

Aequita’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Eş CEO’su Axel Geuer, “Bu şirket, artık yaklaşık 5 milyar avro gelir elde edecek olan otomotiv bölümümüze mükemmel bir katkı sağlıyor,” dedi.

Geuer, Aequita’nın bu şirketin uzun vadeli gelişimini destekleyeceğini ve otomotiv portföyü genelinde sinerji yaratmaya çalışacağını da sözlerine ekledi.

Rheinmetall, satışın dışında kalanlar arasında alüminyum döküm uzmanı KS Huayu AluTech’in Almanya’daki üç tesisi, otomotiv sensörleri ortak girişimi Dermalog SensorTec’teki hisseler ve otomobil parçaları üreticisi Pierburg’un İspanya’daki Abadiano fabrikasının bulunduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English