Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’nin İran ile savaşının maliyeti en az 132 milyar dolara ulaştı

Yayınlanma

Moody’s Analytics verilerine dayandırılan analize göre ABD’nin İran ile yürüttüğü askeri operasyonların ve ekonomik etkilerinin maliyeti en az 132 milyar dolara ulaştı. Savaş nedeniyle artan enerji fiyatları, faiz oranları ve askeri harcamalar Amerikan ekonomisi ile hanehalkı üzerindeki baskıyı artırıyor.

The New York Times gazetesinin Moody’s Analytics verilerine dayandırdığı haberine göre, ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarının Amerikan vergi mükelleflerine maliyeti en az 132 milyar dolara ulaştı.

Moody’s Analytics Başekonomisti Mark Zandi, bu meblağın doğrudan askeri harcamaların yanı sıra enerji ve emtia fiyatlarındaki artışı ve faiz oranlarını da kapsadığını belirtti.

Gelişmelerin yaşandığı bu hafta ABD Merkez Bankası (Fed), politika faizini yüzde 3,5 ila yüzde 3,75 aralığında sabit tuttu.

Merkez Bankası ayrıca bu yıla ilişkin ekonomik büyüme beklentisini mart ayında öngörülen yüzde 2,4 seviyesinden yüzde 2,2’ye düşürürken, ortalama enflasyon tahminini de yüzde 2,7’den yüzde 3,6’ya yükseltti.

Askeri harcamaların detaylarına ilişkin mayıs ayında açıklama yapan Pentagon Finansal Kontrolörü Jay Hurst, İran ile savaşın maliyetinin yaklaşık 29 milyar dolara ulaştığını bildirmişti.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise bu açıklamadan iki hafta önce askeri harekatın maliyetini 25 milyar dolar olarak tahmin etmişti. Hurst, aradaki artışın ekipman onarımı, parça değişimi ve genel işletme giderlerinden kaynaklandığını kaydetmişti.

The New York Times, Pentagon’un yaptığı hesaplamaların, bölgede İran saldırılarından zarar gören Amerikan üslerinin onarım masraflarını ve denizde görev yapan uçak gemisi taarruz gruplarının bakım giderlerini kapsamadığına dikkat çekti.

Savaşın Amerikan hanehalkına yansıyan dolaylı maliyetleri de artış gösteriyor. Brown Üniversitesi tarafından yapılan hesaplamalara göre, savaşın başlangıcından bu yana Amerikalı tüketiciler, artan fiyatlar nedeniyle benzin ve dizele yaklaşık 60 milyar dolar daha fazla ödeme yaptı.

Bu durum hanebaşına ortalama 460 dolarlık ek yük anlamına geliyor. Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verileri, Tahran ile savaşın başında galon başına ortalama 2,98 dolar olan benzin fiyatının günümüzde yaklaşık 4 dolara yükseldiğini gösteriyor.

Diğer taraftan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Washington yönetiminin Tahran ile yürüttüğü savaşa yaklaşık 100 milyar dolar harcadığını iddia etti.

Savunma bütçesindeki kaynak ihtiyacı ise devam ediyor. The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Pentagon, İran ile savaşın getirdiği maliyetleri ve diğer harcamaları karşılamak üzere Kongre’den 80 milyar dolarlık ek bütçe talep etti.

ABD Savunma Bakan Yardımcısı Stephen Feinberg’in senatör ve milletvekilleriyle yaptığı telefon görüşmelerinde konuyu aktardığı belirtildi. Savunma Bakanlığı yönetimi, Kongre’nin yeni askeri harcama yasa tasarısını kabul etmemesi durumunda bu yaz aylarında fon sıkıntısı yaşanabileceği konusunda uyardı. Pentagon’un bu mali yıl için toplam bütçesi yaklaşık 1 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.

Amerika

Paramount ve Warner Bros birleşmesine ulusal güvenlik gerekçesiyle engel talebi

Yayınlanma

ABDde üç Demokrat senatör, yabancı yatırımcıların payı nedeniyle ulusal güvenlik riski oluşturabileceği gerekçesiyle Paramount ve Warner Bros. Discovery birleşmesinin durdurulması için Federal İletişim Komisyonuna çağrıda bulundu. Senatörler, yabancı hükümet fonlarının ortaklık oranının yasal sınırı aşacağına dikkat çekerek sürecin askıya alınmasını talep etti.

ABD’de üç Demokrat senatör, Paramount ve Warner Bros. Discovery arasındaki birleşme anlaşmasının, yabancı yatırımcıların sürece dahil olması nedeniyle ulusal güvenlik riski oluşturabileceğini belirterek Federal İletişim Komisyonunun (FCC) anlaşmayı durdurmasını talep ediyor.

Senatörler Cory Booker, Adam Schiff ve Elizabeth Warren, FCC Başkanı Brendan Carr’a perşembe günü gönderdikleri ortak mektupta, yabancı mülkiyet ortaklığına yönelik kapsamlı bir inceleme tamamlanana kadar birleşmenin zamanından önce tamamlanmasını engelleyecek her türlü adımın atılması çağrısında bulundu.

Senatörler mektupta, “Bu inceleme, ülkenin en büyük haber medya şirketlerinden birindeki yabancı hükümet yatırımlarının teşkil ettiği ulusal güvenlik tehditlerini titizlikle değerlendirmelidir” ifadesini kullandı.

Finansal bildirim belgelerine atıfta bulunan senatörler, birleşme işlemi tamamlandığında yabancı yatırımcıların yeni kurulacak şirkette yaklaşık yüzde 49,5 oranında hisseye sahip olacağını belirtti.

Paramount, nisan ayında FCC’ye yaptığı bildirimde, ABD dışındaki yatırımcılar arasında Suudi Arabistan, Abu Dabi ve Katar merkezli bazı kuruluşların yer aldığını kabul etmiş ancak bu durumun ulusal güvenlik, kolluk kuvvetleri, dış politika veya ticaret politikası açısından herhangi bir endişe yaratmayacağını savunmuştu.

Senatörler ise FCC Başkanı Carr’ın şirketin bu beyanlarını olduğu gibi kabul etmemesi gerektiğini belirterek şirketin yabancı mülkiyet sınırlarını aşmak için yaptığı ön onay başvurusunun reddedilmesini istedi.

Mektupta, “Körfez egemen varlık fonları, kendilerine özgü ulusal çıkarları olan, sansür ve basın üzerinde baskı uygulama konusunda ortak bir geçmişe sahip üç yabancı hükümetin finansal araçlarını temsil etmektedir” ifadesine yer verilerek bu ortaklık oranının yasal eşiğin neredeyse iki katı olacağına dikkat çekildi.

Medya şirketlerindeki yabancı ortaklık payı, 1934 tarihli Haberleşme Yasası’nın 310. Bölümü uyarınca düzenleniyor. Bu yasa genel olarak yabancı kişilerin, hükümetlerin ve şirketlerin, FCC tarafından verilen yayın veya radyo lisansını kontrol eden ABD merkezli bir kuruluşta doğrudan veya dolaylı olarak yüzde 25’ten fazla hisseye sahip olmasını yasaklıyor.

ABD Adalet Bakanlığı, geçen hafta Paramount’un film ve televizyon sektörü devi Warner Bros. Discovery’yi satın almak için sunduğu 110 milyar dolarlık teklifi onaylayarak birleşme sürecindeki önemli bir yasal engeli kaldırmıştı.

Yetkililer, aylarca süren analizler sonucunda işlemin isteğe bağlı video akışı, doğrusal televizyon, stüdyo geliştirme, film yapımı ve dağıtımı alanlarında rekabeti azaltma veya tüketicilere zarar verme ihtimalinin düşük olduğunu tespit ettiklerini açıklamıştı.

Bakanlığın bu tespiti, ilkbaharda birleşmeyi eleştiren açık bir mektuba imza atan ve aralarında Hollywood yıldızlarının da bulunduğu eğlence sektöründen 1000’den fazla profesyonelin itiraz gerekçesiyle çelişiyor.

Sektör çalışanları mektuplarında, “Bu işlem zaten yoğunlaşmış olan medya sektörünü daha da tekelleştirecek, sektörlerimizin ve hizmet ettiğimiz izleyicilerin bunu en az kaldırabileceği bir dönemde rekabeti azaltacaktır” görüşünü paylaşmıştı.

Senatörler Booker, Schiff ve Warren, FCC Başkanı Carr’a taleplerini iletmek ve incelemeler sürerken Paramount’a anlaşmanın tamamlanamayacağına dair resmi bildirimde bulunulmasını sağlamak üzere 1 Temmuz tarihine kadar süre tanıdı.

Okumaya Devam Et

Amerika

İran milli takımı Los Angeles’taki soyunma odasına teşekkür notu bıraktı

Yayınlanma

İran milli takımı, SoFi Stadyumu’ndaki soyunma odasında bir mesaj bırakarak, Dünya Kupası süresince Los Angeles’a gösterdiği misafirperverlik için teşekkür etti.

İranlı futbolcular, Belçika ile 0-0 berabere kalarak eleme turlarına yükselme umutlarını canlı tuttuktan sonra kentten onurlu bir şekilde ayrıldıklarını vurguladılar.

İran Futbol Federasyonu tarafından yayınlanan el yazısı notta şunlar söylendi:

“Binlerce yıl önceki antik Pers diyarından günümüzün medeni İran’ına kadar, İran’ın ruhu hâlâ canlı ve sarsılmazdır. Los Angeles, misafirperverliğiniz için teşekkür ederiz. Los Angeles’a gururla geldik, onurla mücadele ettik ve haysiyetle ayrılıyoruz.”

Notta ayrıca, iki maç boyunca takım için “kalplerini, seslerini ve ruhlarını” ortaya koyan İranlı taraftarlara teşekkür edildi ve tüm uluslar arasında barış, saygı ve dostluk çağrısıyla sona erdi.

İran Milli Takımı Meksika’da yoğun güvenlik altında antrenman yapıyor

Los Angeles, İran’ın G Grubu’ndaki iki maçına da ev sahipliği yaptı; takım ise maçlar arasında Meksika’nın Tijuana kentindeki kamp yerine geri döndü.

İran, ülkedeki kalışlarına ilişkin kısıtlamalar nedeniyle turnuva süresince Tijuana’da konaklayarak maçları için ABD’ye gidip gelmek zorunda kalırken, İran milli takımının bazı teknik kadro üyeleri ve yetkililerinin girişine de yasak getirildi.

ABD’li yetkililer, takımın seyahat planlarının değerlendirilmeye devam edeceğini belirtirken, bazı kısıtlamaların hafifletilmesine yönelik görüşmeler de sürüyor.

İran milli takım teknik direktörü Emir Kalenuyi, takıma uygulanan seyahat kısıtlamalarını defalarca eleştirerek, takımın başka hiçbir takımın katlanmak zorunda kalmadığı zorluklarla karşı karşıya kaldığını belirtti.

SoFi Stadyumu’ndaki açılış maçında Yeni Zelanda ile 2-2 berabere kalan İran, Seattle’da Mısır ile grup aşamasının son maçını oynayacak.

Okumaya Devam Et

Amerika

İlk sonuçlara göre Kolombiya’da sağcı aday De la Espriella başkan seçildi

Yayınlanma

Kolombiya’da yapılan devlet başkanlığı ikinci tur seçimlerinin ilk sonuçlarına göre, Donald Trump destekli sağcı aday Abelardo de la Espriella az farkla zaferini ilan etti. Oyların yüzde 99’undan fazlasının sayıldığı ilk sonuçlar ülkede güvenlik ve uyuşturucuyla mücadele politikalarında köklü bir değişimin habercisi olarak değerlendiriliyor. Seçimi geride tamamlayan solcu aday Iván Cepeda ve mevcut Devlet Başkanı Gustavo Petro ise resmi sonuçlar açıklanana kadar galibiyeti tanımayacaklarını belirtti.

Kolombiya’da yapılan devlet başkanlığı ikinci tur seçimlerinin ilk sonuçları, Donald Trump destekli sağcı aday Abelardo de la Espriella’nın seçimi kıl payı kazandığını gösterdi.

Siyasi geçmişi bulunmayan de la Espriella’nın bu galibiyeti, hükümetin ülkedeki iç silahlı çatışma ve şiddet olaylarıyla mücadele yönteminde köklü bir değişime işaret ediyor.

Seçim kampanyası boyunca yasa dışı silahlı gruplara, uyuşturucu kaçakçılığına ve suç örgütlerine karşı askeri baskıyı artırma sözü veren de la Espriella, mevcut Devlet Başkanı Gustavo Petro’nun yakın müttefiki olan solcu aday Iván Cepeda’yı mağlup etmeyi başardı.

İlk sonuçların açıklanmasının ardından değerlendirmelerde bulunan de la Espriella, “Bugün ülkemiz için yeni bir dönem başlıyor. Bu dönem, büyük, güvenli, müreffeh ve fırsatlarla dolu bir Kolombiya’ya inanmayı seçen milyonlarca vatandaşın özgür ve demokratik iradesi üzerine inşa edilmiştir” ifadelerini kullandı.

Cepeda resmi sonuçları bekleyeceğini açıkladı

Runoff olarak adlandırılan ikinci tur seçimlerinde oyların yüzde 99’undan fazlasının sayıldığı ilk sonuçlara göre, de la Espriella oyların yaklaşık yüzde 49,7’sini alırken, Cepeda yüzde 48,7’de kaldı.

Henüz yenilgiyi kabul etmeyen Cepeda, ön sayım sonuçlarının henüz resmi veya bağlayıcı olmadığını belirtti.

Cepeda, “Resmi sayım yapılıp kesin sonuçlar ortaya çıktığında ve gerekli doğrulamalar tamamlandığında, bu yapıdan çıkacak resmi sonucu tanıyacağız” dedi.

Reuters haber ajansı, doğrulama sürecinin 31 Mayıs’ta yapılan ilk tur seçimlerindeki ilk sayımlarla çok az farklılık gösterdiğini aktardı.

Ülkenin Karayip kıyısındaki bölgesinde büyüyen de la Espriella, bu bölgeden çok güçlü destek aldı. İlk oy sayım sonuçlarının gelmesinin ardından sahil kenti Barranquilla’da kutlama yapmak için toplanan büyük bir kalabalığa seslenen ve kendisine “El Tigre” (Kaplan) lakabını takan de la Espriella, “Bu gece ulus için yeni bir hikayenin başlangıcıdır, bu gece yeni bir dönem, düzen değişikliği başlıyor” dedi.

Kendisine oy verenlerin yanı sıra diğer adayı seçenler dahil tüm Kolombiyalılar için yöneticilik yapacağını belirten de la Espriella, ülkenin 1991 anayasasına sadık kalacağına ve onu koruyacağına dair söz verdi.

Barranquilla’daki kutlamalarda de la Espriella’nın destekçileri ülkenin sarı milli futbol formasını giyip Kolombiya bayrakları dalgalandırdı.

Sahne arkasından de la Espriella’nın fotoğraflarının yansıtıldığı alanda havai fişek gösterileri eşliğinde “vatan için kararlı dur” ve “Petro dışarı!” sloganları atıldı. Bazı destekçilerin, ABD Başkanı Donald Trump’ın destekçilerininkine benzer, üzerinde “Kolombiya’yı Yeniden Harika Yap!” yazılı şapkalar taktığı görüldü.

Donald Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda sonuçlara “BÜYÜK kazandı!” yazarak tepki verdi. Kutlamalara katılan Patricia adlı bir destekçi, “Bu ülkedeki cinayetlerden ve bu hükümetin bürokrasisinden bıktık. Artık kıyı bölgesinden bir başkanımız var” dedi.

Bir diğer destekçi ise “Kaplan ile gurur duyuyoruz. Ülkeyi değiştirmesini, her şeyden önce iş imkanlarına ve daha fazla güvenliğe sahip olacağımız yeni bir ülkeye dönüştürmesini umuyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Seçimi kıl payı kaybeden Cepeda’nın destekçileri de Barranquilla sokaklarında endişelerini dile getirdi.

BBC’ye konuşan Cepeda destekçisi öğrenci ve aktivist Catalina La Grande, “Havada gözle görülür bir huzursuzluk var. Bu kadar dar bir fark bizi endişelendiriyor çünkü bu durum ülkenin ne kadar bölünmüş olduğunu ve demokrasiyi, barışı ve insan haklarını savunmada karşı karşıya olduğumuz devasa zorlukları yansıtıyor” dedi.

Cepeda’yı destekleyen bir diğer genç seçmen Maria ise sonuçların ülkenin bölündüğünü gösterdiğini ancak halkın barışçıl kaldığını belirterek, “Yaşadığımız kutuplaşma düzeyi göz önüne alındığında, sokaklarda şiddet olaylarının yaşanmaması olumlu bir gelişme” ifadelerini kullandı.

Adaylar arasındaki keskin görüş ayrılıkları, özellikle bazı muhaliflerin sonuçları tanımaması durumunda ülkede huzursuzluk çıkabileceği yönündeki endişeleri artırdı.

Pazar gecesi geç saatlerde, Kolombiya’nın üçüncü büyük şehri Cali’de protestocular ile polis arasında çatışmalar yaşandığı, göstericilerin ABD bayraklarını yaktığı ve polisin de la Espriella’nın zaferine öfkelenen büyük kalabalıkları dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullandığı bildirildi.

Devlet Başkanı Gustavo Petro’nun ise sonuçlara itiraz edebileceği belirtiliyor. X platformunda paylaşımda bulunan Petro, ön sayım sonuçlarına göre “hiç kimsenin başkan ilan edilemeyeceğini” belirterek bazı sandıkların “güvenliğinin ihlal edildiğini” iddia etti ve oylama yazılımının denetlenmesini talep etti ancak iddialarına ilişkin bir kanıt sunmadı.

Abelardo de la Espriella kimdir?

Siyasi deneyimi bulunmayan de la Espriella, avukatlık ve iş insanlığı yapıyor. Avukatlık kariyerinde müvekkilleri arasında, görevden alınan eski Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun müttefiki olan ve ABD’de kara para aklama suçlamasıyla karşı karşıya kalan Alex Saab ile Kolombiya’nın en büyük dolandırıcılarından David Murcia Guzman yer alıyor.

De la Espriella, bu davaları savunma avukatı olarak üstlendiğini belirtiyor.

Güvenlik politikaları ve sakal tarzıyla El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele’ye benzetilen de la Espriella ve destekçileri, mitinglerde ve sosyal medyada sık sık Kolombiya milli futbol takımının formasını giyiyor. Muhalifleri, de la Espriella’yı milli formayı siyasete alet etmekle suçluyor.

De la Espriella, mitinglerde kalabalıklara sık sık kurşun geçirmez cam panellerin arkasından hitap etmesiyle biliniyor.

Kolombiya’daki iç silahlı çatışmalar onlarca yıldır sürüyor ancak son birkaç yılda şiddet düzeyi daha da arttı. FARC muhalifleri, ELN ve Clan del Golfo dahil olmak üzere silahlı gerilla grupları ve kartellerin üye sayısı son beş yılda ikiye katlandı.

Grupların kazançlı kokain kaçakçılığı yolları ve yasa dışı maden sahaları üzerindeki hakimiyet mücadelesi şiddeti tırmandırıyor. Geçen yıl Kolombiya-Venezuela sınırında yaşanan çatışmalar on binlerce insanı yerinden etti. Dünyanın en büyük kokain üreticisi olan ülkede kokain üretimi rekor seviyeye ulaştı.

Mevcut Devlet Başkanı Petro’yu eleştirenler, silahlı gruplarla müzakerelere öncelik veren “toplam barış” stratejisinin başarısız olduğunu, silahlı grupların ateşkes süreçlerini nüfuzlarını ve bölgelerini genişletmek için kullandığını savunuyor.

De la Espriella, yasa dışı silahlı gruplarla yapılan tüm müzakereleri iptal edeceğini ve düzeni yeniden sağlamak için askeri baskıyı artıracağını taahhüt etti.

Bu kapsamda ABD ile daha yakın bir iş birliği yapacağını belirten de la Espriella, Kolombiya ormanlarında devasa hapishaneler inşa etmeyi, devleti küçültmeyi ve sağlık sisteminde reform yapmayı vadetti.

Uzun yıllar Miami’de yaşayıp çalışan de la Espriella, 2023 yılından bu yana ABD vatandaşlığına sahip bulunuyor. Seçim sürecinde Donald Trump’ın desteğini alan de la Espriella için Trump, “yasa dışı göçü durduracağını, suç ve uyuşturucuyla mücadele edeceğini, asayişi yeniden tesis edeceğini” belirtmişti.

Trump ayrıca seçimden önce de la Espriella’nın arkasında “ABD’nin tam desteğini ve gücünü” hissedeceğini ifade etmişti.

Kolombiya, tarihsel olarak ABD’nin bölgedeki en yakın müttefiklerinden biri olmasına rağmen, son yıllarda Başkan Trump ile Devlet Başkanı Petro arasında göç politikaları, gümrük vergileri ve Latin Amerika’ya askeri müdahaleler konusundaki sert tartışmalar nedeniyle ilişkiler gerilmişti.

De la Espriella’nın seçilmesi, güvenlik endişeleriyle sağa kayan Latin Amerika ülkelerindeki genel eğilimle de uyum gösteriyor. De la Espriella’nın zaferi, bölgedeki diğer sağcı liderler tarafından memnuniyetle karşılandı.

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, Kolombiyalıların “ekonomik özgürlük, refah, tavizsiz güvenlik yolunu seçtiğini; sınır aşan organize suça ve uyuşturucu kaçakçılığına artık yeter dediğini” belirtti.

Şili’den José Antonio Kast ise “Kolombiya için güvenlik ve refahı geri kazanmalarını sağlayacak yeni bir özgürlük dönemi başlıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English