Bizi Takip Edin

Asya

‘Afganistan’da barış ve güvenlik olmadan, Orta Asya’da barış ve güvenlik olmaz’

Yayınlanma

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Genel Sekreteri Khusrav Noziri, Harici’ye konuştu: “Afganistan sadece Tacikistan için değil, tüm bölge için bir güvenlik sorunudur. Çünkü Orta Asya ülkeleri Afganistan’ın güvenliğini Orta Asya’nın güvenliği olarak görmektedir.”

Türkiye, Pakistan, İran, Afganistan, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan’ın üye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) ise gözlemci üye olduğu, 1985’te kurulan EİT, günümüzde yaklaşık 450 milyon nüfusa sahip ekonomik ağırlıklı bölgesel bir örgüt halini aldı.

Bölgesel ekonomik işbirliğini geliştirmek amacıyla kurulan EİT, ticaret, ulaştırma, tarım, enerji, çevre, sağlık, sanayi, maliye ve ekonomi alanlarında bölgesel işbirliği projelerinin hayata geçirilmesine imkan sağlıyor.

2021’den beri EİT Genel Sekreterliğini yürüten Khusrav Noziri, Tacikistan’da Dışişleri Bakanı Yardımcılığı gibi üst düzey görevlerin yanı sıra, Tacikistan’ın Mısır, Güney Afrika Cumhuriyeti, Çin Büyükelçiliği de olmak üzere pek çok ülkede diplomatik görevler üstlenmiştir. 2021 yılında Şanghay İşbirliği Örgütü’nün (ŞİÖ) kuruluşuna ve gelişimine yaptığı katkılardan dolayı “Şanghay İşbirliği Örgütü’nün 20. Yıldönümü” madalyası ile ödüllendirilmiştir.

EİT Genel Sekreteri Büyükelçi Khusrav Noziri, teşkilatın hedefi, önümüzdeki dönem projeleri, Orta Asya’daki ticari işbirlikleri üzerine sorularımızı yanıtladı.

‘Orta Koridor bölgemizi Çin’e ve Avrupa’ya bağlıyor’

Orta Koridor’un engellere rağmen ilerlemeye devam etmesi, Güney Kafkasya-Orta Asya bölgesinin siyasi ve ekonomik özerklik arzusunun bir sembolü olarak görülüyor. Çin ve Rusya gibi büyük güçlerin bu konuya yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Orta Koridor, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı topraklarındaki en önemli koridorlardan biridir ve bildiğiniz gibi EİT ile Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komitesi (BMAEK) arasında bir Koordinasyon Komitesi kurduk. Bu çerçevede bu projenin nasıl daha iyi uygulanabileceğini ve bu koridorun nasıl hayata geçirilebileceğini görüşüyoruz. Bu koridor, bölgemiz için büyük önem taşıyor çünkü bölgemizi doğudan dünyanın en önemli ülkelerinden biri olan Çin’e ve batıdan da Avrupa’ya bağlıyor. Bu konu Antalya Diplomasi Forumu’nda da gündeme geldi; Avrupa’nın doğusunda meydana gelen bazı olaylar nedeniyle Kuzey Koridorunun bazı sorunlarla karşı karşıya olduğu vurgulandı. Şimdi, EİT bölgesinden geçen Orta Koridor’un sahip olduğu potansiyelin nasıl daha iyi kullanılabileceğine odaklanıyoruz.

‘Yaptırımların ekonomik işbirliği üzerinde olumsuz sonuçları oldu’

Batı’nın baskısına rağmen Ekonomik İşbirliği Örgütü Rusya’yı hedef alan yaptırımlara katılmayı reddediyor. Washington’un ikincil yaptırımlar konusundaki tedbirlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

EİT olarak, üye devletler arasında siyasi konuları gündeme getirmeme ve sadece on üye devlet arasında ekonomik işbirliği ve entegrasyon konularına odaklanma konusunda mutabakata vardık.  Ancak elbette her üye devletin neye karar vereceği ve yaptırım uygulayıp uygulamayacağı kendi egemenlik hakkı kapsamındadır. Bizim organizasyonumuzda ticaret ve ulaştırma, bağlantı, enerji, çevre vb. alanlarda belirlenmiş hedeflerimiz var. Şu anda temel stratejik belgemiz olan Vizyon 2025’e göre tüm öncelikli alanlarımızda projelerimizi uyguluyoruz. Ancak, kilit üye devletlerimizden birine karşı uygulanan bu yaptırımların elbette bölgesel ekonomik işbirliği gündemimiz üzerinde olumsuz sonuçları olduğunu görüyoruz. Bunun farkındayız. Ancak yine de bu zorlukların üstesinden gelmek ve tüm öncelikli alanlarımızda ekonomik olarak daha yakın işbirliği ve daha yakın entegrasyon sağlamak için elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz.

Vizyon 2025 hedefi

Strateji belgeniz Vizyon 2025’te yer alan dikkat çekici hedefler hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz?

Temel strateji belgemiz olan Vizyon 2025’e göre bölge içi ticaretimizi iki katına çıkarma hedefi koyduk. Ticaret alanındaki işbirliğimizin seviyesini karşılaştıracak olursak, şu anda küresel ticaretimizin %9’unu oluşturan bölgesel ticaretimizin, diğer bölgesel ekonomik bloklar ve örgütlerle karşılaştırıldığında çok daha az olduğunu görebiliriz. İşte bu nedenle bölge içi ticaretimizi iki katına çıkarma hedefini belirledik. Bu konuda takip ettiğimiz iki parametre var. Birincisi, teşkilatımızın küresel ticarete katkı payını artırmak. EİT üyeleri olarak 2022 yılında ilk defa küresel ticaretin yaklaşık %4’üne tekabül eden 1 trilyon ABD Doları sınırını aştık. Küresel ticaretteki payımızı ve katkımızı artırmak istiyoruz. İkinci olarak da eş zamanlı olarak bölge içi ticaretimizi, yani üye ülkeler arasında bölge içinde yaptığımız ticareti artırma hedefi koyduk. Çünkü ticareti analiz ettiğimizde birçok ürün ve emtianın blok dışından ithal edilmek yerine EİT içinden ithal edilebileceğini görebiliriz. Dolayısıyla bu konuda büyük bir potansiyele sahibiz.

Ulaştırma ve iletişim alanı

İkinci öncelikli alanımız ulaştırma ve iletişim. Ulaşım ve iletişim alanında pek çok başarı hikayemiz var ve Trans-Hazar Orta Koridorunu zaten tartışmıştık. Ayrıca ITI (İslamabad-Tahran-İstanbul) olarak adlandırılan ve İslamabad’dan başlayıp Tahran’dan geçerek İstanbul’da sona eren koridoru yeniden aktif hale getirdik. İlgili deniz koridoru ile karşılaştıracak olursak, daha az maliyetli ve zamandan tasarruf sağlayan bir rota olacaktır. Şimdi de bu koridoru Bulgaristan’a kadar uzatmak için Bulgar şirketleriyle görüşüyoruz ki bu da Güney Asya’yı ilk kez demiryoluyla Avrupa’ya bağlayacak. Yani bölgemizdeki bir diğer önemli koridor. Ayrıca, geçen yıl Taşkent’te düzenlenen son Ulaştırma Bakanları toplantısında, TUTIT ve KUTIT olarak adlandırılan iki yeni koridoru, çoklu taşımacılık (multi-model) koridorları başlattık. TUTIT; Tacikistan, Özbekistan, Türkmenistan, İran ve Türkiye’nin kısaltmasıdır. KUTIT ise Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, İran ve Türkiye’nin kısaltmasıdır. Her ikisi de Çin’in de bağlandığı rotalar. Bu iki koridor, multi-model koridorlardır. Geçtiğimiz eylül ayında Duşanbe’de çalışma grubunun ilk toplantısını yaptık ve şimdi TUTIT multi-model koridorunda ne zaman bir test sürüşü yapmamız gerektiğini tartışıyoruz.

Bir diğer proje ise Kazakistan, Türkmenistan ve İran’ı kapsayan KTI. Aşkabad’da gerçekleştirdiğimiz zirve sırasında bu ulaştırma koridorunun ticarileştirilmesi konusunda mutabık kaldık. Ulaştırma ve iletişim alanındaki hedeflerimizden biri de, ulaştırma koridorlarımızı ekonomik ve ticari koridorlar haline getirmek ve böylece ticarileştirmek.

Denizcilik ve havacılık

Ayrıca ulaştırma alanındaki işbirliğimizi denizcilik alanında da geliştiriyoruz çünkü güneyimizde Hazar Denizi ve Basra Körfezi var, bunlar önemli deniz limanları. Ayrıca Pakistan’daki Gwadar limanı ve Türkiye’deki önemli limanlar da projeye dahil edilecek. Organizasyondaki ülkelerimizden üçünün denize erişimi var ancak çoğunluğu, yani geriye kalan yedi üye ülke, denize kıyısı olmayan ülkeler. Bu bakımdan denize kıyısı olmayan ülkelerin potansiyelinin arttırılması ve bu eko-geçitler vasıtasıyla denize erişimlerinin sağlanması konusu büyük önem arz etmektedir.

Ayrıca havacılık alanında da iyi bir işbirliğimiz var. Son Ulaştırma Bakanları toplantısında EİT olarak Azerbaycan’ın Gabala ve Özbekistan’ın Semerkant şehirlerine aktarma merkezi olma statüsü verme kararı aldık. Bu statünün, denize kıyısı olmayan ülkelerin iş, yatırım vb. çekme potansiyelini arttıracağını umuyoruz.

Enerji ve çevre

Diğer öncelikli alanlar ise enerji ve çevre. Enerji konusunda iki önemli amiral gemisi projemiz olduğunu söylemek isterim. Bunlardan ilki Bakü’de EİT Temiz Enerji Merkezi’nin kurulması. Bu, Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Teşkilatı (UNIDO) ile birlikte yürütülen ortak bir proje ve kuruluşunun ilk aşaması tamamlandı. Şimdi, bu projenin sonraki aşamalarının uygulanmasına doğru ilerliyoruz. Önemli üye devletlerimizden biri olan Azerbaycan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan bir sonraki 29. Taraflar Konferansı (COP29) sırasında Bakü’de EİT Temiz Enerji Merkezi’nin açılışını yapmayı başaracağımızı umuyoruz.

Enerji sektöründeki bir diğer öncü program ECO-RAM’dır. Bu bölgesel bir elektrik piyasası kurulmasını temsil ediyor ve şu anda pilot aşamada. Bu projeye komşu ülkeler olarak Türkiye ve İran katılıyor, Azerbaycan’ın da potansiyel olarak katılımı söz konusu. Ancak biz bu projenin genişletilebileceğini düşünüyoruz çünkü bölgemizde doğal kaynaklar ve elektrik üretimi açısından zengin başka ülkeler de var. Bunlardan bazıları fosil kaynaklara, bazıları da Tacikistan ve Kırgızistan gibi elektriğe dayanıyor. Bu iş birliği umut verici.

Bir diğer alan ise çevre. Dubai’deki son COP sırasında çevre konusunda bakanlar toplantısı yaptık. Bu toplantıda çevre alanında iş birliğine ilişkin üst düzey diyalog platformunun ilk toplantısını Özbekistan’ın Semerkant kentinde yapmaya karar verdik. Bu bizim organizasyonumuzda yeni kurulan bir mekanizma.

Turizm

Bir sonraki öncelikli alan turizm. Şu anda EİT’in turizm başkentleri konseptini geliştiriyoruz. Şu anda bu projede altı şehrimiz var. Bunlardan biri de Türkiye’nin Erzurum şehri. Önümüzdeki yıl Erzurum EİT’in turizm başkenti olarak ilan edilecek. Bu bağlamda Erzurum’da büyük etkinlikler düzenlemeyi planlıyoruz. Erzurum’dan sonra sıra Şuşa’ya gelecek.

‘Çin önemli bir ticaret ortağı, ekonomik ortak ve yatırım ortağı’

Geçtiğimiz yıl Çin, Xian’da Orta Asya ülkelerini bir araya getiren beşli bir zirve düzenledi. Çin’in bölgede artan rolünü nasıl yorumluyorsunuz?

Çin’in EİT üyesi ülkelerde giderek artan bir rol oynadığının farkındayız. Bu nedenle EİT, Çin ile ilişkilerini geliştirmek, güçlendirmek ve genişletmekle ilgilenmektedir. Bildiğiniz gibi, EİT üyesi ülkelerin önemli bir kısmı Çin’in komşusudur. Kazakistan’dan başlayarak Kırgızistan, Tacikistan ve Pakistan; Çin’in doğrudan komşularıdır. EİT üyesi ülkelerin Çin ile önemli ve büyük projeleri, altyapı projeleri var ve bu projelerin ekonomik işbirliğimizi ve entegrasyonumuzu artırmak için EİT’ye de fayda sağlayabileceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla Çin bizim için önemli bir ticaret ortağı, ekonomik ortak ve yatırım ortağıdır.

‘Artan Çin yatırımlarını memnuniyetle karşılıyoruz’

Bazı ülkeler Çin yatırımlarını desteklerken, bazı ülkeler de Çin’in ekonomik büyümesinden ve Kuşak Yol girişimine bağımlı kalınmasından ve borçlanmalardan endişe duyuyor. ECO’nun pozisyonu nedir?

Sahadaki gerçekliğe bakacak olursak, tüm üye devletlerin ekonomilerinde artan Çin yatırımlarını memnuniyetle karşıladıklarını düşünüyorum. Bunu büyük projelerin ve farklı alanların hayata geçirilmesi şeklinde sahada görebiliyoruz.

Tacikistan’ın rolü

Bu röportajı Tacikistan adına vermiyorsunuz ama izin verirseniz ülkenizle ilgili de bazı sorularım olacak. Tacikistan hakkında çok fazla bilgimiz yok. Tacik siyasetçilerle çok fazla konuşamıyoruz. Onları yakalamak ve onlarla konuşmak çok zor. Tacikistan’ın dış politikası hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyoruz. Tacikistan anayasası barışçıl bir politikaya vurgu yapıyor. Bu kriter nedir ve bölge ülkeleriyle ve ötesiyle nasıl uygulanıyor?

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri olarak elbette Tacikistan adına konuşamam, ancak Tacikistan’ın teşkilatımızın çok önemli ve aktif bir üyesi olduğunu söyleyebilirim. Tacikistan birkaç kez örgütün zirvesine, Bakanlar Konseyine ev sahipliği yapmıştır. Bildiğiniz üzere Konsey, örgütümüzün en yüksek karar alma ve politika yapma organıdır. Tacikistan ayrıca teşkilatımızdaki farklı bölgesel projelerin uygulanmasında da etkin rol oynuyor. Tacikistan’ın katılımına değer veriyoruz. Antalya Diplomasi Forumu’nda Tacikistan Dışişleri Bakanı Sirojiddin Muhriddin ile bir kez daha bir araya geldik ve işbirliği alanları ile Tacikistan’ın rolünün güçlendirilmesi ve faaliyetler hakkında görüş alışverişinde bulunduk.

‘Afganistan için projelerimiz var’

Görünüşe göre Tacikistan’ın iki komşusuyla büyük bir sorunu var ve bunlar Kırgızistan ve Afganistan. İlişkileri normalleştirmek için hangi adımlar atıldı ya da bu ülkeler arasındaki ilişkilerin iyileştirilmesi için herhangi bir olasılık var mı?

Tekrar ediyorum, Tacikistan adına konuşamam ama bildiğim bir şey var: Hem Tacikistan hem de Kırgızistan bizim üyelerimizdir. Tacikistan ve Kırgızistan arasında devam eden müzakere sürecini memnuniyetle karşılıyoruz. Olumlu gelişmeleri ve Kırgızistan ile Tacikistan arasındaki ortak sınırda büyük bir alan oluşturulduğunu duyduk. Sanırım heyetler bu sınırın nasıl çizileceği konusunda mutabık kaldılar. Bu alanda olumlu adımlar ve olumlu gelişmeler var. Afganistan da EİT üyesi bir ülke. Afganistan özellikle ulaşım ve özellikle enerji açısından çok önemli; Afganistan’la ilgili projelerimiz var ancak Afganistan’daki mevcut durum ve fiili yöneticiler nedeniyle birçok projemiz şu anda askıya alınmış durumda. Ancak Afganistan için özel bir programımız var.

‘Afganistan tüm bölge için güvenlik sorunu’

Bunun Tacikistan’ın da en büyük güvenlik kaygılarından biri olduğunu söyleyebilir miyiz?

Afganistan sadece Tacikistan için değil tüm bölge için, tüm Orta Asya için bir güvenlik sorunudur çünkü Orta Asya ülkeleri Afganistan’ın güvenliğini Orta Asya’nın güvenliği olarak görmektedir. Afganistan’da barış ve güvenlik olmadan, bölgede güvenlik ve barışın olmayacağı Orta Asya liderleri tarafından defalarca ifade edilmiştir.

Ülke olarak mı Afganistan’da bahsediyorsunuz yoksa Taliban’ın fiili yönetimine ilişkin mevcut güvenlik tehdidini mi kastediyorsunuz?

Afganistan’dan bir ülke olarak bahsediyorum çünkü bu durum iki yıl önce başlamadı. Zaten 40 yıldan fazla bir süredir devam ediyor. Yani ülkeden bütün olarak bahsediyorum. Afganistan, örgütümüzün önemli bir üyesidir ancak mevcut durum nedeniyle Afganistan ne yazık ki toplantılarımıza resmî olarak katılamamaktadır.

‘Çin bölgedeki en büyük yatırımcı’ 

Hem ABD hem de Çin, Tacikistan’a yatırım yapmakla ilgileniyor. Hangisi Tacikistan’a daha fazla yatırım yaptı ve hangi alanlarda yatırım yaptı?

[Gülüyor] Yatırım alan ülkeler için, para aktığı sürece kimin yatırım yaptığı konusunda büyük bir fark olmadığını düşünüyorum. Bence ülkeler bu yatırımları artırmak ve yatırımla gelen ülke sayısını yükseltmek istiyorlar. Dolayısıyla bunun Tacikistan’ın da bir politikası olduğuna inanıyorum.

Sahaya baktığımızda, hangi ülke daha fazla yatırım yapıyor?

Elimizdeki istatistiklere göre, Çin sadece Tacikistan’da değil, tüm Orta Asya ülkelerinde, İran’da ve Pakistan’da da en büyük yatırımcı konumunda.

‘Bölge içi ticarete geri dönmek en önemli öncelik’

Size sormadığım ama sizin bize söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Bahsetmediğim bir öncelik alanı daha var. O da insan kaynakları ve sürdürülebilir kalkınma. Bu bağlamda, bu yıl Türkmenistan’ın yeni modern akıllı şehri Arkadak’ta ilk Sürdürülebilir Kalkınma Forumunu düzenleyeceğiz. Bu yıl İran, dönem başkanlığını yapıyor. İran, bölge içi ticaret yoluyla güçlendirilmiş ve dirençli EİT bölgesi temasıyla geldi. Yine, bölge içi ticarete geri dönmek, bölgemiz için en önemli önceliktir. Bu bağlamda teşkilatımız için gerekli tedbirleri alıyoruz. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Ticaret Anlaşması (ECOTA) üzerinde müzakerelerde bulunduk ve yürürlüğe girmesi için asgari koşul olan beş üye ülkenin imzasıyla onayladık. Ancak ne yazık ki bu anlaşma, gümrük vergilerinin düşürülmesine ilişkin maddelerde taraflar arasındaki görüş ayrılığı nedeniyle işlerlik kazanamamıştır. Fakat, bu hikâyenin sonu değil. Şimdi özellikle ticareti kolaylaştırmanın başka yollarını araştırıyoruz. Ticaretin kolaylaştırılması taslak stratejisi ve ticaretin kolaylaştırılması taslak anlaşmasını yaptık.

Asya

Hindistan tarihinin en büyük halka arzında Jio’ya iki saatte tam talep

Yayınlanma

Hintli milyarder Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms’un 3,2 milyar dolarlık rekor halka arzında tüm hisselere iki saatten kısa sürede talep geldi. Şirket 10,3 trilyon rupi değerlemeyle çıktığı halka arzdan elde edeceği gelirin büyük kısmıyla 275 milyar rupiye varan net borcunu kapatmayı hedefliyor.

Hintli petrokimya devi Reliance Industries’in Yönetim Kurulu Başkanı Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms, Hindistan tarihinin en büyük halka arzında yatırımcı akınına uğradı.

Çarşamba günü talep toplamaya açılan 302,1 milyar rupilik (3,2 milyar dolar) halka arzda hisselerin tamamına iki saatten kısa sürede talep geldi.

Hisselerin 28 Ekim’de borsada işlem görmeye başlaması bekleniyor. Borsa öncesindeki yoğun talebe kurumsal yatırımcılar öncülük etti ve bu gruba ayrılan payın üç katından fazla teklif verdi.

Bireysel yatırımcıların ilgisi ise ilk günde beklenen seyri izledi ve kendilerine ayrılan hisselerin yaklaşık dörtte biri tutarında teklifte kaldı.

Piyasadaki zayıflık nedeniyle Jio Platforms, bu yılın başlarında 12 trilyon rupinin çok üzerinde konuşulan değerleme beklentisini halka arz için yaklaşık 10,3 trilyon rupiye çekmişti.

Meta, Google ve Suudi Arabistan varlık fonu gibi dev yatırımcılar da geçmişte bu özel şirkete milyarlarca dolar yatırdı.

Yalnızca yeni hisse ihracından oluşan halka arzda mevcut yatırımcıların hiçbiri hisse satmıyor; elde edilecek gelirin büyük kısmı ise 275 milyar rupiye varan net borcun kapatılmasına harcanacak.

Bloomberg‘ün geçen haftaki haberine göre şirket, maaşları erken yatırarak yaklaşık 420 bin kişilik dev işgücünü halka arza katılmaya teşvik ediyor. Ayrıca Jio’nun yaklaşık 75 bin çalışanı için özel bir hisse kotası ayrıldı.

Ücretsiz aramalarla başlayan hamle sektörü iki devli yapıya dönüştürdü

Yatırımcıların çarşamba günü satın aldığı bu iyimserliğin temelleri Eylül 2016’da atıldı. Reliance Industries hissedarları, o yılki olağan genel kurul toplantısında Mukesh Ambani’yi kürsüde merak uyandıran yeni kırmızı bir amblemin arkasında gördü.

O dönem 60 yaşına girmek üzere olan Ambani, bir saati aşan konuşmasında, kurucu babası Dhirubhai Ambani’nin 2002’deki ölümünün ardından bölünen grubun en büyük yön değişimini anlattı.

Reliance, devasa petrol rafinerisi servetini kullanarak o sıralar yaklaşık bir düzine oyuncunun faaliyet gösterdiği Hindistan telekomünikasyon sektörünü altüst edecekti; hızla 4G şebeke altyapısı kurarken ücretsiz telefon görüşmeleri ve çok daha ucuz internet sunacaktı.

Ambani o gün kürsüden “Konu Hindistan olduğunda ben iflah olmaz bir iyimserim” diye seslendi. Hemen ardından “Jio ile güçlenen Hindistanlıların yepyeni bir dijital ekonomi yaratacağından hiç şüphem yok” dedi.

Aradan geçen on yılda rakiplerinin fiyatlarını sert biçimde kıran Jio, çoğunun kapanmasına ya da satışa çıkmasına yol açtı ve yarım milyardan fazla aboneye ulaşarak rakibi Bharti Airtel ile birlikte sektörde fiili bir ikili tekel (düopol) oluşturdu.

Şirketin verilerine göre bu abonelerin yaklaşık 280 milyonu şimdiden 5G kullanıyor; her bir müşterinin ayda 40 gigabayttan fazla veri tükettiği Jio, ülkedeki toplam kablosuz veri trafiğinin yaklaşık üçte ikisini taşıyor.

Jeopolitik dalgalanmalar ve kuşak değişimi teknoloji dönüşümünü hızlandırıyor

Nikkei Asia‘nın haberine göre borsaya açılan şirket, telekomünikasyon işinin doğası değişirken ve Jio kendini bir teknoloji şirketi olarak yeniden kurmaya çalışırken bilmediği sulara da giriyor.

Elde ettiği başarı, Jio’yu Reliance grubunun dijital yayın, e-ticaret ve giderek artan biçimde yapay zeka gibi çevrimiçi ekonomiye yönelik diğer yatırımlarının temel taşı haline getirdi.

Holdingin toplam kazancında giderek büyüyen bir paya sahip olan bu yeni işkollarının grubu kökten şekillendirmesi bekleniyor; zira Rusya’ya yönelik yaptırımlardan Ortadoğu’daki çatışmalara kadar uzanan jeopolitik baskılar grubun geleneksel petrokimya işinde dalgalanma yaratıyor.

Babasının vefat ettiği yaşa gelen Ambani’nin telekomünikasyon, tüketici ve petrokimya işlerinde çalışan üç çocuğu Akash, Isha ve Anant’a yönelik devir planları yaptığı düşünüldüğünde zamanlama da ayrı bir önem taşıyor.

Jio Platforms’un murahhas azası Akash Ambani, olgunlaşmış bir telekomünikasyon işini yönetirken aynı zamanda teknolojik yatırımlara öncülük etme gibi ikili bir zorlukla karşı karşıya.

Nomura analistleri bu ayın başlarında Jio’nun halka arzına ilişkin yayımladıkları notta, “Kolay abone kazanımı döneminin muhtemelen sona ermesiyle birlikte, tarife zamları kazanç artışının ana itici gücü haline gelebilir” değerlendirmesini yaptı.

Aynı bilgi notunda “Abone kaybına ve daha düşük paketlere geçişe karşı koruma sağlaması gereken yüksek gelirli abone oranının fazlalığı nedeniyle Bharti Airtel sektördeki ilk tercihimiz olmayı sürdürüyor” ifadeleri yer aldı.

Airtel daha küçük bir kullanıcı tabanına sahip olsa da kullanıcı başına Jio’dan daha yüksek gelir elde ediyor.

Jio 6G donanımı, uydu interneti ve yapay zeka veri merkezlerine yöneliyor

Teknoloji araştırma şirketi Counterpoint’in kıdemli araştırma analisti Siddhant Cally, Jio’nun temel telekomünikasyon müşteri tabanından gelir yaratmanın yanı sıra özellikle 6G için şirket içinde telekomünikasyon donanımı üretmeye odaklanacağını söyledi.

Nikkei Asia‘ya konuşan Cally, “Donanım Ar-Ge’sine bu kadar emek harcayan çok az mobil şebeke operatörü var ve düşük maliyetli teknolojinin nasıl çalıştığını anlama becerisiyle bunu geliştirip sahaya sürecek sermayenin birleşiminden faydalanıyorlar” dedi.

Telekomünikasyonun ötesinde Akash Ambani, bu yılın başlarında grubun şebeke donanımı ve yapay zeka alanındaki hedeflerini de ortaya koydu.

Bu hedefler arasında Elon Musk’ın Starlink’ine benzer bir alçak Dünya yörüngesi uydu ağı geliştirme planları da yer alıyor; bu planlar muhtemelen Musk’ın bu ayın başlarında X üzerinden yaptığı çıkışa zemin hazırladı.

Musk paylaşımında Ambani ailesinin reisine alaycı bir dille “Başbakan” diye seslenmiş ve onu Starlink’in Hindistan’a girişini engellemekle suçlamıştı.

Reliance grubu ayrıca sunduğu pek çok hizmete yapay zekayı entegre etme sözü verirken, Meta ile kurduğu ortak girişim aracılığıyla bu yılın sonuna kadar 120 megavatlık yapay zeka veri merkezi kapasitesini devreye almayı hedefliyor.

Kendi başına öne çıkan bir yapay zeka modeli ya da donanımı olmayan grup, küresel yapay zeka yatırım döngüsünden yararlanmak için bu tür ortaklıklara bel bağlayacak.

Cally, “Büyük ölçekli bir bulut ve teknoloji deviyle ortaklık kuruyorsanız, yüksek sermaye yoğunluğunun getirdiği bazı açık riskler vardır” diye konuştu.

Analist, “Bir gözünüz harcadığınız miktarda, diğer gözünüz ürettiğiniz miktarda olmalı. Ancak şu anda piyasanın dinamiği tam olarak bu” ifadelerini kullandı.

Yapay zekanın benimsenmesi ve maliyeti etrafındaki soru işaretleri sürse de Cally, ölçeği ve dağıtım gücü sayesinde Jio’nun bu deneye öncülük etmek için iyi bir konumda olduğunu belirtti.

Cally sözlerini, “Dijital teknolojilerin benimsenmesinden bahsettiğinizde müşteride karşılık bulan bir markaya, onlara göre uyarlanmış hizmetlere ve bütçelerine duyarlı fiyatlara ihtiyacınız vardır. Jio telekomünikasyon teknolojisinde bunu 10 yıldır yapıyor” diyerek tamamladı.

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya Merkez Bankası ekimde faizi sabit tutacak, aralıkta artış bekleniyor

Yayınlanma

Japonya Merkez Bankası’nın ekim toplantısında yüzde 1,25’lik politika faizini değiştirmemesi, ardından aralık ayında yeniden artırıma gitmesi bekleniyor. Ankete katılan ekonomistlerin yüzde 83’ü borçlanma maliyetlerinin 18 Aralık’ta yükseltileceğini öngörürken, üç ayda bir faiz artışı bekleyenlerin oranı yüzde 67’ye çıktı.

Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) 30 Ekim’de tamamlanacak faiz toplantısında borçlanma maliyetlerini değiştirmeyerek yüzde 1,25 seviyesinde sabit tutması bekleniyor.

Yeni bir ankete katılan ekonomistlerin hiçbiri ekim toplantısında artış öngörmezken, piyasa gözlemcilerinin yüzde 80’den fazlası bir sonraki faiz artırımının aralık ayında geleceğini tahmin ediyor.

Japan Times gazetesinin aktardığı anket sonuçlarına göre ekonomistlerin yüzde 83’ü, bankanın 18 Aralık’ta sona erecek toplantıda politika faizini mevcut yüzde 1,25 düzeyinden yukarı çekeceğini öngörüyor.

Bir önceki ay yapılan ankette aralık ayında artış bekleyenlerin oranı yalnızca yüzde 35 seviyesinde kalmış, en yaygın beklenti ocak ayı olarak öne çıkmıştı.

Son veriler aynı zamanda katılımcıların yüzde 67’sinin bankanın her üç ayda bir faiz artırmasını beklediğini ortaya koyuyor.

Önceki ankette yüzde 46 olan bu oran, BOJ’un eylül ayında üç ay içinde ikinci kez faiz artırarak 1990’dan bu yana en hızlı sıkılaşma temposuna ulaşmasının ardından aynı hızı koruyacağı beklentisine işaret ediyor.

Ekonomistler, ekim ayındaki buluşmanın ana odağının ana enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşıp ulaşmadığına ilişkin BOJ değerlendirmesi olacağını belirtiyor.

Banka, 2013 yılında fiyat istikrarı hedefini belirlemesinden bu yana hedefe ulaşıldığını resmen ilan etmedi.

Daiwa Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Keiji Kanda ankete verdiği yanıtta, hedefin yakalanması halinde sürecin değişeceğini belirterek “Hedefe ulaşılırsa bundan sonraki zorluk, enflasyonu sağlam bir şekilde yüzde 2’ye çıpalamak amacıyla parasal genişlemenin derecesini ayarlamak olacaktır” değerlendirmesini yaptı.

Kanda, faiz artışlarının aralık ve mart aylarında gerçekleşmesini bekliyor.

Başkan Kazuo Ueda liderliğindeki kurul, yaklaşık bir ay önce borçlanma maliyetlerini yüzde 1,25’e yükselterek yüzde 1,1 ile yüzde 2,5 arasında tahmin edilen nötr faiz aralığına ilk adımı atmıştı.

Bu adım, mevcut artış döngüsünde faizlerin nerede zirve yapacağına yönelik piyasa ilgisini artırdı.

Son ankette nihai faiz oranına ilişkin medyan beklenti yüzde 1,75 seviyesinde kaldı.

Bazı ekonomistler ise Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin bankanın faiz artırım patikası önünde potansiyel engeller yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Takaichi ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla parasal genişlemenin sürdürülmesini savunmasıyla tanınırken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yakın zamanda Japonya’ya reflasyonist politikalardan vazgeçme çağrısında bulundu.

Bu çağrıyı Takaichi ve kabine üyelerinin reflasyon peşinde koşmadıklarını dile getirdiği çok sayıda açıklama izledi.

Ankete göre ekonomistlerin yaklaşık üçte ikisi, gelen bu açıklamalar doğrultusunda Takaichi hükümetinin BOJ’un faiz artırımlarına yönelik tutumunu yumuşattığı görüşünde birleşiyor.

Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Menkul Değerler Baş Tahvil Stratejisti Naomi Muguruma, “Başbakanlık muhtemelen yeni faiz artışlarını pek hoş karşılamıyor. Yine de özellikle ABD ile ilişkiler nedeniyle şimdilik kenarda durup bunları zımnen kabul etmesi muhtemel görünüyor” ifadelerini kullandı.

Ueda’nın eylül ayındaki faiz artırımı kararı, her ikisi de Takaichi tarafından seçilen kurul üyeleri Toichiro Asada ve Ayano Sato’nun karşı oylarıyla karşılanmıştı.

Bu muhalefet yenin değer kaybetmesine katkı sağlarken kurul içi oylamaları banka takipçilerinin odağında tutmaya devam ediyor.

SMBC Nikko Menkul Değerler Baş Piyasa Ekonomisti Yoshimasa Maruyama ise şahin tutumuyla bilinen kurul üyesi Hajime Takata’nın bu toplantıda art arda faiz artırımı çağrısı yapma ihtimali gördüğünü ifade ediyor.

Anket sonuçlarına göre BOJ takipçileri, ekim ayındaki politika metniyle birlikte yayımlanacak çeyreklik ekonomik görünüm raporunda bankanın enflasyon projeksiyonunun, gelecek mali yıla dair küçük bir yukarı yönlü revizyon dışında büyük ölçüde korunmasını bekliyor.

Morgan Stanley MUFG Menkul Değerler Başekonomisti Takeshi Yamaguchi konuya ilişkin olarak “BOJ’un ana enflasyonun yüzde 2 civarına ulaştığını belirtmesi muhtemel. Bankanın bu ay politikayı değiştirmemesini bekliyoruz ancak bu muhtemelen şahin bir bekle-gör tutumu olacaktır” dedi.

Okumaya Devam Et

Asya

Çinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu

Yayınlanma

Çinli matematikçi Sun Zhiwei, çözülmemiş binden fazla hipotezi 400 sayfalık derlemede toplayarak bazı problemlerin kanıtı için maaşından ödül vadetti. Yapay zekayı araştırmalarında yardımcı olarak kullanan Sun, meslektaşlarına panik yapmama çağrısında bulunurken 25 Fields Madalyası sahibi matematikçi modellerin sektöre zarar verebileceği uyarısında bulundu.

Çin’deki Nankin Üniversitesi profesörlerinden matematikçi Sun Zhiwei, binden fazla çözülmemiş hipotezi içeren 400 sayfalık derleme yayımlayarak bilim dünyasına bu problemleri kanıtlama çağrısı yaptı.

South China Morning Post gazetesinin haberine göre Çinli araştırmacı, bu yıl çıkan derlemedeki bazı problemlerin çözümü için kendi maaşından para ödülü vadetti.

Yapay zekayı araştırmalarında rutin hesaplamaları otomatikleştiren, yeni yöntem ve teoriler geliştirmeye odaklanmayı sağlayan faydalı bir yardımcı olarak niteleyen Sun, sistemi “oldukça bilgili, çalışkan ve akıllı bir yüksek lisans öğrencisine” benzetti.

Karmaşık matematiksel problemleri çözerken teknolojiyi bizzat yönlendirdiğini belirten profesör, modelin üzerinde çalıştığı problemin henüz çözülmediğini anlayıp işlemi reddetmesini önlemek için sistemin internet bağlantısını kapalı tuttuğunu kaydetti.

Hesaplama araçlarına 2005 yılında ilgi duymaya başlayan ve 2009’da binlerce özel durumu test etmesine imkan tanıyan Mathematica programında uzmanlaşan Sun, bilimsel gelişimin yalnızca cevap bulmaya değil, merak duygusuna ve yeni sorular ortaya koyma becerisine dayandığı değerlendirmesini yaptı.

Hakikati aramak amacıyla çalışan matematikçilerin yapay zekadaki ilerlemeden endişe duymaması gerektiğini vurgulayan Sun, “Yapay zekanın her matematiksel problemi çözmeye gücü yetmez, dolayısıyla matematikçilerin paniğe kapılması gerekmiyor” dedi.

Madalya sahibi 25 matematikçi ortak uyarı mektubu yayımladı

Akademik dünyadaki tartışmalar ise farklı bir boyutta sürüyor. Fields Madalyası sahibi 25 matematikçi, eylül ayında yayımladıkları açık mektupta yapay zekadaki kontrolsüz yönelimin matematik bilimine zarar verebileceği uyarısını dile getirdi.

Geliştirici şirketlerin modelleri yalnızca bilinen problemleri çözme performansı üzerinden ölçtüğünü savunan araştırmacılar, bilim insanları için asıl değerli olan unsurun yeni yöntem ve fikirler geliştirmek olduğunu kaydetti.

Yapay zekanın araştırmaları hızlandırabileceğini kabul eden bilim insanları, sistemler aracılığıyla elde edilen sonuçların aceleyle yayımlanmasının içeriklerin sağlıklı analizini zorlaştırabileceğine, yazarlık hakkının tespitini güçleştirebileceğine ve intihallerin ortaya çıkarılmasını engelleyebileceğine dikkat çekti.

Mektuptaki itirazların öncesinde OpenAI, geliştirdiği dahili modelin “milenyum problemleri” arasında sayılan Navier-Stokes denklemlerinin çözümlerinin varlığı ve pürüzsüzlüğü problemini çözdüğünü açıklamıştı.

New York Üniversitesi Profesörü Tristan Buckmaster, OpenAI şirketini, Anthropic bünyesinde görev yapan matematikçi Levent Alpöge ile yürüttükleri ortak projenin çıktılarını kullanmakla itham etti.

Buckmaster, OpenAI şirketinin kendilerine sonucu yayımlamak için çeşitli seçenekler sunduğunu ve Alpöge’nin yazar kadrosundan çıkarılmasını iki kez talep ettiğini öne sürdü.

Şirketin iddia ettiği kanıtı görmediğini ve OpenAI Codex sistemindeki taslaklarının izinsiz kullanıldığını doğrudan iddia etmediğini de ekleyen Buckmaster, “Ben yalnızca bana ne söylendiğini, ne zaman ve ne teklif edildiğini aktarıyorum” açıklamasını yaptı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English