Bizi Takip Edin

Avrupa

Alman ordusu Hamburg’da asker-sivil tatbikatında

Yayınlanma

Bugün başlayan Red Storm Bravo manevrası ile Alman Silahlı Kuvvetleri, sadece limanda değil, aynı zamanda kuzey Almanya metropolü Hamburg’un çeşitli bölgelerinde de ilk kez büyük çaplı bir askeri tatbikat gerçekleştiriyor.

Hamburg Bölge Komutanlığının sorumlu komutanına göre, senaryo, NATO birliklerinin ekipman ve silah sistemleriyle Hamburg limanına varışını ve ardından karayolu ve demiryolu ile doğuya nakledilmesini içeriyor.

German Foreign Policy’nin aktardığına göre tatbikat kapsamında, askeri konvoylar ve helikopterler gündüz, fakat özellikle geceleri şehir bölgelerinden geçecek veya bu bölgelerin üzerinden uçacak. Raporlara göre, “yüksek sesler” ve “duman oluşumu” bekleniyor. 

Airbus ve Hamburger Hafen und Logistik AG (HHLA) dahil olmak üzere yetkililer ve sivil şirketler de bu tatbikata yakından dahil oluyor. Hamburg İş ve İşçi Bulma Kurumu, sivilleri belirli görevleri yerine getirmeye zorlayabilen, yani zorunlu çalıştırmayı uygulayabilen 1968 tarihli bir yasanın uygulanmasını test ediyor.

Gözlemciler, Hamburg’un askeri nakiller için bir aktarma noktası olarak öneminin, şehri savaş durumunda önemli bir hedef haline getirdiği konusunda uyarıyor.

Sivil bölgelerde askeri oyunlar

Perşembe günü başlayan bu yılki Red Storm Bravo tatbikatı vesilesiyle Hamburg yerel basınında yer alan manşetlerden biri de “Savaş olduğunu hayal edelim” idi.

Geçen yıl, Rusya ile tırmanan çatışma bağlamında, Alman Silahlı Kuvvetleri ilk kez doğuya asker sevkiyatı için Hamburg limanının güvenliğini sağlamak üzere tatbikat yapmıştı. O zaman manevralara 100 asker katılmıştı; bu yıl ise bu sayı beş katına çıktı.

Ayrıca, Alman Silahlı Kuvvetleri şehirdeki “serbest koşu” askeri faaliyetlerini genişletiyor; bu, sivil yaşamın ortasında askeri eğitim alanları dışında eğitim faaliyetleri anlamına geliyor.

Orduya göre, bu yılki üç günlük manevralar sadece limana değil, aynı zamanda “şehir genelinde konuşlandırma”ya da odaklanacak. Askeri faaliyetler “Hamburg’un çeşitli bölgelerinde ve limanda” gerçekleştirilecek.

Alman Silahlı Kuvvetleri, federal hükümet ve Hamburg Senatosu, askeri gizlilik gerekçesiyle daha ayrıntılı bilgi vermiyorlar. Tek söyledikleri, “Alman Silahlı Kuvvetlerine ait kamyonların Hamburg’’da dolaşacağı” ve helikopter uçuşları olacağı.

Bundeswehr, şehirdeki asker hareketlerinin “acil durumlarda olduğu gibi, çoğunlukla geceleri gerçekleşeceğini” duyurdu. Bununla birlikte, Hamburg sakinleri “gün boyunca şehirde uçak gürültüsü ve konvoy hareketleri beklemeli.”

Bundeswehr, “acil durumlar” için “mümkün olduğunca gerçeğe yakın” bir şekilde tatbikat yapmak istiyor.

Doğu Cephesinin kritik kavşağı olarak Hamburg

Norddeutscher Rundfunk (NDR) manevralar sırasında, savaş halinde Doğu Cephesindeki NATO birlikleri için “tedarik lojistiği”nin Hamburg’daki sivil hayatı “büyük ölçüde bastırabileceğini” belirtti.

Bunun nedeni, şehir ve limanının, diğer şeylerin yanı sıra, cepheye 200.000 araca kadar nakliye organize etmek zorunda kalacak olması. Red Storm Bravo tatbikat senaryosu bu nedenle, NATO ülkeleri tarafından Rusya’nın batı sınırına “büyük çaplı asker konuşlandırılması” öngörüyor.

Bu, “önleyici” bir tedbir olarak, yani Rusya’nın NATO topraklarına önceden bir saldırı düzenlemesi olmadan gerçekleştirilecek.

Hamburg Bölge Komutanı Kurt Leonards, bu yılki Red Storm Bravo tatbikatında çok uluslu “askerlerin ekipmanları ve silah sistemleriyle Hamburg limanına varacaklarını ve oradan karayolu ve demiryolu ile daha doğuya taşınacaklarını” açıklıyor.

Bundeswehr birimleri ve Hamburg’daki Komuta ve Kurmay Koleji, Üniversite ve Bundeswehr hastanesi gibi kurumların yanı sıra bir askeri polis alayı da dahil olmak üzere, Munster ve Fassberg’den birimler de tatbikata katılıyor.

Federal hükümet, tatbikatın tam yerleri hakkında bilgi vermeyi reddetmekle kalmıyor, aynı zamanda hangi silah sistemleri ve diğer askeri teçhizatın manevraya dahil olduğu, hangi sivil ve devlet aktörlerinin tatbikata katıldığı ve diğer NATO ülkeleri de tatbikata katılıp katılmadığı hakkında da bilgi vermeyi reddediyor.

Sivil toplumun militarizasyonu

Tatbikatlar, sivil-askeri işbirliğine, özellikle Bundeswehr’in itfaiye, Federal Teknik Yardım Ajansı ve polisle, ama aynı zamanda Hamburg yetkilileriyle (İstihdam Ajansı dahil) ve sivil şirketlerle ortak eylemlerine odaklanıyor.

Sivil yetkililer ve şirketler “tatbikatın ayrılmaz bir parçası” olduğu açıkça belirtiliyor. Ordu ve sivil aktörler arasındaki merkezi arayüz, Bundeswehr’in Landeskommando’su (eyalet komutanlığı) olarak öne çıkıyor.

Hamburg Landeskommando’nun kurmay başkanı Yarbay Jörn Plischke, “Tatbikatın temel amacı, barış zamanında bile durumun ciddileştiğinde kimi aramak gerektiğini bilmek için iç ağların geliştirilmesi,” diyor. Komutan Leonards’a göre ise amaç, “ortak bir dil” geliştirmek.

Hamburg şehrine göre, Airbus, Blohm + Voss, Hamburger Hafen und Logistik AG (HHLA), Hamburg Liman İdaresi (HPA) ve İçişleri ve Spor Bakanlığı manevraya katılanlar arasında.

Bundeswehr’e göre, yerel radyo istasyonları konvoy hareketleri hakkında trafik raporları ve uçuş operasyonları hakkında bilgiler yayınlayacak. Yerel basın, şehir sakinlerine askeri konvoyla karşılaştıklarında trafikte nasıl davranmaları gerektiğini şimdiden bildirdi.

Polis ve Bundeswehr, Red Storm Bravo kapsamında “sivil protestolarla başa çıkma” konusunda da açıkça eğitim veriyor. Bundeswehr şu anda büyük ölçekli Quadriga manevrası sırasında doğuya doğru ilerleyişte sivil-askeri işbirliğini de prova ediyor.

Zorunlu çalışma yasasının da tatbikatı yapılıyor

Red Storm Bravo kapsamında, İstihdam Ajansı, Bundeswehr’e göre ilk kez, 1968 tarihli İş Güvencesi Yasasının (ASG) uygulanmasını test ediyor.

Yasa, hükümetin gerginlik veya savunma durumu ilan ettikten sonra “zorunlu istihdam” ve “iş ilişkilerinin sonlandırılmasına kısıtlamalar” getirmesini mümkün kılıyor.

Örneğin, bir hemşire gerginlik durumunda istifa etmek isterse, İstihdam Ajansı ASG’ye dayanarak istifayı “engellemek” için bir inceleme yapabilir.

NDR’ye göre, Hamburg İstihdam Ajansının 75 çalışanı Red Storm Bravo sırasında yasanın uygulanmasını prova ediyor.

Alman Silahlı Kuvvetler Komuta ve Kurmay Kolejinin düşünce kuruluşu olan Alman Savunma ve Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (GIDS), geçen yıl AGS kapsamında federal hükümetin yetkilerinin genişletilmesini talep etmişti.

Şu anda yasa, zorunlu istihdamı sadece askerler için ve o da sadece belirli sektörlerdeki işler için izin veriyor. GIDS, her iki kısıtlamanın da kaldırılmasını veya izin verilenlerin kapsamının genişletilmesini savunuyor.

Tatbikata karşı protestolar

Hamburg’da Red Storm Bravo’ya karşı çok sayıda protesto düzenleneceği duyuruldu.

Aktivistler, Alman faşizm döneminde dikilen “Kriegsklotz” adlı anıtta günlerdir savaş tatbikatına karşı nöbet tutuyorlar. “Kein NATO-Hafen” (NATO Limanı Olmasın) ittifakı, bu cumartesi saat 13:00’te ana tren istasyonunda büyük bir gösteri çağrısı yapıyor.

Organizatörler 10.000 kişinin katılımını bekliyor. Federal Savunma Bakanlığına göre, Alman Silahlı Kuvvetleri protestoları yakından takip ediyor.

Avrupa

Hindistan, Avrupa’ya mühimmat ihracatını yüzde 1600’den fazla artırdı

Yayınlanma

Hindistan, 2022’den bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat göndererek önceki dört yıla göre yüzde 1600’ün üzerinde artış kaydetti. Top mermisi ve patlayıcıları kapsayan sevkiyatların yaklaşık dörtte üçü 13 Orta ve Doğu Avrupa ülkesine yapıldı.

Hindistan, 2022 yılından bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat sevk etti. Bu miktar, önceki dört yıllık döneme kıyasla yüzde 1600’den fazla bir artışa işaret ediyor.

Bloomberg‘ün Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine dayanan Trade Data Monitor kayıtlarından aktardığı bilgilere göre, sevkiyatlarda top mermileri, havan mermileri, sevk barutları ve patlayıcı maddeler yer aldı.

İhracatın yaklaşık dörtte üçü Orta ve Doğu Avrupa’daki 13 ülkeye yapıldı. Bu sevkiyatlar sayesinde Hindistan, söz konusu ülkelere mühimmat sağlayan tedarikçiler arasında 28’inci sıradan ikinciliğe yükselerek Güney Kore’nin hemen arkasına yerleşti.

Haberde, ABD ve diğer önde gelen ihracatçılarla karşılaştırıldığında bu toplam tutarın halen mütevazı bir seviyede kaldığı kaydedildi.

Teslimatlardaki tırmanış, Avrupa’daki talep artışı kadar Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin yerli savunma üretimini güçlendirme ve ordunun ithalata bağımlılığını azaltma politikasıyla da doğrudan bağlantılı görülüyor.

Hindistan makamları nisan ayında yaptıkları açıklamada, mali yıl genelindeki silah ihracatının yüzde 63 artış göstererek 4 milyar dolara ulaştığını duyurdu. Bu rakam hem fiilen tamamlanan teslimatları hem de sözleşmesi imzalanmış siparişleri kapsıyor.

Hindistan hükümeti ihraç edilen ürünlerin tam listesini ve nihai alıcıların isimlerini kamuoyuyla paylaşmıyor. Satış anlaşmaları Savunma Bakanlığının onayından geçiyor ve alıcılarla yapılan sözleşmeler mühimmatın üçüncü taraflara devrini ya da farklı amaçlarla kullanımını kısıtlayan hükümler içeriyor.

Hint yetkililer, mühimmatın plan dışı çatışma bölgelerine ulaşmasının yerel şirketlere yaptırım getirebileceğini ve ülkeye yönelik uluslararası baskıyı artırabileceğini belirtiyor.

Avrupa savunma harcamalarını artırırken ortak tedarik tartışılıyor

Avrupa Birliği Güvenlik Araştırmaları Enstitüsünün haziran ayı raporu, kıtanın askeri yeteneklerini geliştirmesi ve güvenlik alanında ABD’ye olan bağımlılığını azaltması gerektiğini ortaya koyuyor.

Raporda yer alan uzman değerlendirmeleri, savunmanın güçlendirilmesi için askeri bütçelerin artırılmasını, silah ve mühimmat üretiminin genişletilmesini, ortak alımlara ağırlık verilmesini ve Avrupa savunma sanayisinin geliştirilmesini öneriyor.

Uzmanlar ayrıca AB ülkelerinin orduları arasındaki koordinasyonun iyileştirilmesini, siber saldırılar ile melez tehditlere karşı kritik altyapı güvenliğinin artırılmasını tavsiye ediyor.

Avrupa’nın yeniden silahlanma programı müttefikler arasında farklı yaklaşımları da beraberinde getiriyor.

Financial Times gazetesi, nisan ayındaki haberinde Avrupa Birliği ile NATO arasında kıtanın silahlanma programı konusunda görüş ayrılıkları yaşandığını aktarmıştı.

Brüksel alımların Avrupalı üreticilerden yapılmasını savunurken, NATO savunmada transatlantik bağların korunması gerektiğini vurguluyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İrlanda’da kamu spotu: Toruna sarılmadan önce izin alma çağrısı yapıldı

Yayınlanma

İrlanda’da hükümet destekli We-Consent kampanyası, büyükanne ve büyükbabalara torunlarına sarılmadan önce izin almaları tavsiyesinde bulundu. Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezinin yürüttüğü çalışmaya zemin oluşturan araştırma, ülke nüfusunun yüzde 70’inin rıza kavramının anlaşılmasında sorun gördüğünü gösteriyor.

İrlanda’da hükümet destekli bir sosyal farkındalık kampanyası kapsamında büyükanne ve büyükbabalara, sarılmadan önce torunlarından izin almaları tavsiye edildi.

New York Post gazetesinin haberine göre We-Consent adlı kuruluşun hazırladığı 25 saniyelik videoda, yakın akrabaları dahi olsa her çocuğun sarılmak istemeyebileceği belirtiliyor.

Klipte iki farklı duruma yer veriliyor: İlk sahnede bir çocuk büyükanne ve büyükbabasına neşeyle sarılırken, diğerinde akrabaları kendisini kucaklamaya çalıştığında rahatsızlık hissediyor.

Kampanya yerel siyasetçileri ikiye böldü

Dublin Belediye Meclisi Üyesi Gavin Pepper çalışmaya tepki göstererek hükümetin ve sivil toplum kuruluşlarının “ölçüyü kaçırdığını” savundu.

Çocuklara kişisel sınırlara saygı duymanın ve fiziksel temas reddini kabul etmenin öğretilmesi gerektiğini belirten Pepper, yakın akrabaların sarılmasının “şüpheli bir durum gibi” sunulmaması gerektiğini ifade etti.

Bir diğer belediye meclisi üyesi Lorraine Hall ise kampanyaya destek verdi.

Eleştirenlerin videoyu fazlasıyla gerçek anlamıyla algıladığını ve dikkat çekmek amacıyla yaratıcı yöntemler kullanan sosyal reklamların yapısını hesaba katmadığını kaydeden Hall, videonun yarattığı tartışmanın hedefe ulaşıldığını gösterdiğini dile getirdi.

Ulusal çaptaki We-Consent kampanyası İrlanda’da Mart 2023 döneminde hayata geçirildi. Girişim, Adalet Bakanlığı ve Community Foundation Ireland desteğiyle Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezi tarafından yürütülüyor.

Program rıza, kişisel sınırlar ve ilişkiler konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyor.

Merkezin kampanya öncesinde yaptığı araştırma, İrlanda halkının yüzde 70’inin ülkede rıza kavramının anlaşılması konusunda bir sorun olduğunu düşündüğünü ortaya koydu.

Araştırmaya göre her üç kişiden biri cinsel ilişkiler hakkında konuşurken rahatsızlık duyuyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Axel Springer, Avrupa’daki TikTok hisselerine talip oldu

Yayınlanma

Medya grubu Axel Springer, TikTok’un Avrupa biriminden hisse satın alma önerisinde bulundu. Şirket “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışını teyit ederken platformun ana sahibi ByteDance resmi bir görüşme yapılmadığını açıkladı.

Alman medya grubu Axel Springer, video paylaşım platformu TikTok’un Avrupa operasyonlarından hisse almak için teklif verdi. Financial Times gazetesinin haberine göre Politico ve The Telegraph gibi yayınların sahibi olan grubun bu girişimi, sosyal medyadaki antisemitizm tartışmalarının ardından gündeme geldi.

Axel Springer CEO’su Mathias Döpfner, hisse alma fikrini ocak ayında şirketin Berlin’deki genel merkezinde düzenlenen bir toplantıda dile getirdi.

Sosyal ağlardaki antisemitizm sorununa ayrılan toplantının katılımcıları arasında ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın babası olan, ABD’nin Fransa Büyükelçisi Charles Kushner da yer aldı.

Girişim daha sonra Avrupa Komisyonu temsilcilerine iletildi ancak süreç ilerleme kaydetmedi.

TikTok’un ana şirketi ByteDance ise hisse satışına dair resmi bir müzakere yürütülmediğini açıkladı.

Öte yandan Axel Springer, TikTok konusunda “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışına ilgi duyduklarını doğruladı.

Forbes dergisinin verilerine göre Axel Springer’ın eş sahibi ve CEO Döpfner’in serveti 22 Ekim 2026 itibarıyla 2,7 milyar dolar seviyesindeydi.

ABD pazarında zorunlu satış ortaklıkla sonuçlanmıştı

TikTok’un mülkiyet yapısına ilişkin tartışmalar daha önce ABD’de de yürütülmüştü.

Washington yönetimi, ulusal güvenlik kaygıları ve kullanıcı verilerinin korunması gerekçesiyle 2024 yılında Çin merkezli ByteDance şirketini uygulamanın ABD kolunu satmaya zorlayan bir yasayı kabul etmişti.

Yasa, satışın gerçekleşmemesi halinde platformun ülkede yasaklanmasını öngörüyordu.

Çinli şirket, Ocak 2026’da ABD pazarındaki faaliyetleri yürütmek üzere ortak bir girişim kurdu.

Yapılan anlaşmayla kurulan yeni şirketin hisselerinin yarısı Oracle ile yatırım şirketleri Silver Lake ve MGX’e devredildi.

Kalan hisseler ise ByteDance ile mevcut yatırımcılarında kaldı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English