Diplomasi
Almanya, Çin ile “kapsamlı stratejik ortaklığı” genişletiyor

Almanya, Çin ile “kapsamlı stratejik ortaklığını” derinleştirecek ve özellikle iktisadi ilişkilerini genişletecek.
Şansölye Merz, dün (25 Şubat) Pekin’de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile görüştü.
Çin’e gitmeden sadece birkaç gün önce Merz, Çin Halk Cumhuriyeti hakkında oldukça sert açıklamalarda bulunmuştu.
Münih Güvenlik Konferansında yaptığı konuşmada, Pekin’in “diğerlerinin bağımlılıklarını sistematik olarak sömürdüğünü” ileri sürmüş ve bugün, “stratejik sabırla yıllar boyunca temellerini attığı” “küresel bir güç iddiasında” olduğunu söylemişti.
Geçen hafta ise bir CDU parti etkinliğinde, Çin’in “Çin tarihinin son 3.000 yılından farklı olarak” Güney Çin Denizinde “agresif bir şekilde üslerini genişlettiğini” ve ayrıca “Tayvan’ı kuşattığını ve gerekirse Çin’in yeniden birleşmesini sağlamak için askeri güç kullanmaya hazır olduğunu açıkça ilan ettiğini” ekledi.
Merz, bir hafta önceki sert tutumunu yumuşattı
Fakat Merz’in Pekin’de yaptığı görüşmeler, bir hafta önceki sert açıklamalarından açıkça farklı.
Alman hükümeti, Merz’in görüşmede Çin’in nadir toprak elementleri üzerindeki ihracat kontrollerini ve Almanya’nın yüksek ticaret açığını ele aldığını açıkladı.
Çin tarafı ise Huawei gibi Çinli teknoloji şirketlerine getirilen kısıtlamalar ve AB’nin ihracat kısıtlamalarından şikayet etti. Örneğin, ABD’nin baskısı altında, Hollandalı ASML şirketi en gelişmiş çip üretim makinelerini Çin Halk Cumhuriyeti’ne ihraç edemiyor.
Ortak açıklamaya göre, “her iki taraf” da “samimi ve açık bir diyalog yoluyla” anlaşmazlıklarını çözmek istiyor.
Üst düzey iktisadi bir heyetin eşlik ettiği Şansölye Merz, mevcut “zorlukların” gelecekte “işbirliği ve diyalog yoluyla” çözülebileceğinden emin olduğunu ifade etti.
Çin 120 Airbus yolcu uçağı sipariş edecek
Merz, ilk adım olarak Pekin’in 120 adede kadar Airbus yolcu uçağı sipariş etmeyi kabul ettiğini duyurdu.Bu, Almanya’nın ticaret açığını azaltmaya yönelik ilk adım olacak.
Buna ek olarak, Alman-Çin ilişkileri genel olarak yeniden yoğunlaştırılacak. Merz, bu yıl bitmeden diğer Alman federal bakanların “yoğun diyalog” kurmak amacıyla Çin’e seyahat edeceklerini açıkladı.
Ayrıca, Alman-Çin hükümeti istişareleri yeniden başlatılacak; bu istişareler en son 2023 yılında gerçekleştirilmiş, fakat artan gerginlikler nedeniyle yeniden planlanmamıştı.
Merz, sadece Almanya ile Çin arasında değil, aynı zamanda Çin ile AB arasında da iyi ilişkiler için çaba gösterdiğini söyledi. Çin tarafı daha önce bu konuda ısrarcı olmuştu.
Şansölye bunun yanı sıra, “karşılıklı saygı ve açık diyalog içinde” iki ülke arasındaki kapsamlı stratejik ortaklığı derinleştirme arzusunun yeniden teyit edildiğini bildirdi.
“Çin ve Almanya arasında onlarca yıldır iyi ikili ilişkilerimiz var,” diyen Alman şansölyesi, Xi’ye hitaben “bunu daha da geliştirmek” ve “başbakanınızla benim aramda, ayrıca sizinle benim aramda iyi bir kişisel ilişki kurmak” istediğini ekledi.
Xi’den Avrupa vurgusu
Xi Jinping, Çin ve Almanya’nın dünyanın ikinci ve üçüncü büyük ekonomileri olduğunu ve ikili ilişkilerin sadece iki ülkenin çıkarlarını etkilemekle kalmayıp, Avrupa ve dünya üzerinde de önemli bir etkiye sahip olduğunu belirtti.
Xi şöyle konuştu:
“Uluslararası ortam, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana en köklü dönüşümleri yaşıyor. Dünya ne kadar büyük değişiklikler ve çalkantılarla karşı karşıya kalırsa, iki ülkemizin stratejik iletişimi geliştirmesi, stratejik karşılıklı güveni güçlendirmesi ve Çin-Almanya kapsamlı stratejik ortaklığında yeni ilerlemeler kaydetmesi o kadar önemli hale geliyor.”
Almanya-Çin ilişkilerinin gelişmesi için üç önermede bulunan Çinli lider, bunları şöyle sıraladı:
- İlk olarak, her iki ülke de birbirlerini destekleyen güvenilir ortaklar olmalı;
- İkincisi, her iki ülke de açıklığı ve kazan-kazan sonuçlarını savunan yenilikçi ortaklar olmalı;
- Üçüncüsü, her iki ülke de birbirini anlayan ve kültürel ve insani ilişkiler yoluyla yakın bağlar kuran ortaklar olmalı.
Xi, “görülmemiş değişikliklerin daha hızlı bir şekilde gerçekleştiğini” vurgulayarak, ülkelerin zorlukları birlikte ele almaları ve ortak bir gelecek peşinde koşmaları gerektiğini belirtti.
Çin ve Almanya’nın bu kapsamda; BM’nin merkezi konumunu korumasını, lider rolünü yeniden teyit etmesini ve çok taraflılığı korumak, uluslararası hukukun üstünlüğünü uygulamak, serbest ticareti savunmak ve dayanışma ve koordinasyonu savunmak konusunda öncülük etmesini istedi.
Çin’in, “Avrupa’nın özerkliğini ve gücünü artırma çabalarını” desteklediğini ve Avrupa tarafının Çin ile aynı yönde çalışmasını, stratejik ortaklık konumunu sürdürmesini ve açıklık, kapsayıcılık ve kazan-kazan işbirliğini savunmasını umduğunu kaydeden Xi, “Böylelikle Çin-Avrupa ilişkilerinde daha büyük bir büyüme sağlanacak ve dünya barışına ve kalkınmasına daha büyük katkılar yapılacaktır,” dedi.
Almanya’nın Çin ile ticaretinde denge bozuldu
Çin, geçen yıl bir kez daha Almanya’nın en önemli ticaret ortağı oldu. Gelgelelim Almanya’nın Çin’e ihracatı yüzde 9,7 düşerken, Çin’den ithalat yüzde 8,8 arttı. Bu durum, 89,3 milyar avroluk rekor bir ticaret açığına yol açtı.
İhracatın düşüşü Alman ihracatçıların zararına olurken, ithalatın artışı Alman sanayisini iç pazarda giderek artan bir baskı altına sokuyor. Her ikisi de şu anda Alman ekonomisi üzerinde ağır bir yük oluşturuyor.
Buna ek olarak, Alman şirketleri artık üçüncü pazarlarda da Çinli rakiplerine pazar payı kaybediyor. Bu durum, Almanya’nın geleneksel etki alanı olan Doğu ve Güneydoğu Avrupa’daki duruma ilişkin son araştırmalarda örnekleniyor.
Viyana merkezli Orta ve Doğu Avrupa’nın önde gelen bankası Erste Group, “Çin, Almanya’nın bölgedeki varlığını geri püskürtmüştür,” diyor.
Alman şirketlerinin Doğu Avrupa ve Orta Asya’daki 29 ülkeyle ilişkilerini izleyen Alman Doğu Avrupa Ekonomik İlişkiler Komitesine göre, Almanya şu anda bu ülkelerin sadece 15’inde en büyük veya ikinci en büyük ticaret ortağıyken, Çin 18’inde en büyük veya ikinci en büyük ticaret ortağı.
Almanya Doğu Avrupa Ekonomik İlişkiler Komitesinin danışmanlık firması KPMG ile birlikte yayınladığı bir araştırmaya göre, Doğu Avrupa’da faaliyet gösteren Alman şirketlerinin altıda biri, Çin’in artan rekabetinden şikayetçi.
Öte yandan Erste Group, yalnızca 2019 ile 2023 yılları arasında Çin’in Doğu ve Güneydoğu Avrupa’daki birçok ülkede “pazar payının yüzde 10 ila 30’unu” kazandığını, Almanya’nın ise “pazar payının yüzde 20’sini kaybettiğini” belirtiyor.
ING Bank, Çin’in dayanıklı tüketim malları alanında da ilerleme kaydettiğini bildiriyor. Örneğin Polonya, 2022 ile 2025 yılları arasında Çin’den ithal ettiği otomobillerin değerini 2 milyar dolardan 11 milyar dolara çıkardı.
Merz, denge arayışında
Bu nedenle Şansölye Merz, Almanya’nın Çin ile ticaret açığının hızla artmasını gerekçe göstererek, Çin ile ticaret ilişkilerinin yeniden düzenlenmesini istedi.
Merz, Çin lideri ile görüşmesinin ardından, “Yaklaşık iki yıldır ticaret dengesinde önemli bir dengesizlik olduğunu belirttim. Çin’deki kapasite fazlasından kaynaklanan bu dengesizlikleri azaltmak istiyoruz,” diye konuştu.
Almanya’nın Çin ile ticaret açığı 2025 yılında 90 milyar avroya ulaştı ve Alman iş dünyası liderleri, ülkelerinin imalat sektöründe yaşanan iş kaybının nedeni olarak Çin’in haksız rekabetini giderek daha fazla suçluyorlar. Şu anda bu sektörde ayda yaklaşık 10.000 kişi işini kaybediyor.
Merz’in gezisi öncesinde, bazı Alman iş dünyası liderleri şansölyeden, Çinli şirketlere fiyat avantajı sağlayan Çin’in sanayi politikalarına daha sert bir tavır sergilemesini istemişti.
Merz bu baskıya yanıt vermiş gibi görünüyor ve Çin’i eşit şartlar sağlamaya çağırıyor:
“Şirketler arasındaki rekabet adil olmalı. Şeffaflığa, güvenilirliğe ve ortaklaşa belirlenen kurallara uyuma ihtiyacımız var.”
Şansölye ayrıca, 2020’den bu yana dört katına çıkan ticaret açığını azaltmayı hedeflediğini söyledi ve “Bu dinamik sağlıklı değil. Bu nedenle bu sorunu ele alıyoruz ve bu ticaret açığını azaltmanın yollarını bulmak istiyoruz,” dedi.
Çin’in Almanya için bir ihracat pazarı olarak önemi son yıllarda nispeten azalmış olsa da, 2025 yılında Alman ihracatının altıncı büyük pazarı olmaya devam etti.
Pekin’den Rusya politikasını değiştirme talebi
Merz, Çinli liderlerden, Rusya’nın savaşta kullanabileceği çift kullanımlı malların ihracatını durdurmak da dahil olmak üzere, Ukrayna savaşını sona erdirmek için “etkilerini kullanmalarını” istediğini söyledi.
Merz, “Çin’den gelen sinyallerin Moskova’da çok ciddiye alındığını da biliyoruz. Bu, sözler için olduğu kadar eylemler için de geçerlidir,” dedi.
CCTV’ye göre Xi ve Merz, Ukrayna savaşı hakkında görüş alışverişinde bulundu.
Çinli lider, “Çin’in tutumunun temel unsuru, diyalog yoluyla çözümler aramak ve sürdürülebilir bir barışın sağlanmasında tüm tarafların adil katılımını ve makul endişelerini güvence altına almaktır,” dedi.
BMW ile CATL arasında anlaşma
Merz, Berlin’in iktisadi bağları derinleştirme çabalarının bir parçası olarak, otomobil, kimya, ilaç, geri dönüşüm ve makine gibi sektörlerde faaliyet gösteren yaklaşık 30 önde gelen Alman firmasının üst düzey yöneticilerini içeren üst düzey bir iş heyetine liderlik ediyor.
BMW Group başkanı Oliver Zipse de heyetin bir parçasıydı. Elektrikli araç endüstrisi haber sitesi ChinaEVHome’a göre, BMW ve Çinli batarya devi Contemporary Amperex Technology (CATL), batarya tedarik zincirini karbonsuzlaştırmak ve veri alışverişini güçlendirmek için Pekin’de bir mutabakat zaptı imzaladı.
BMW, Çin’de dört büyük araştırma, geliştirme ve inovasyon merkezi ile üç yazılım şirketi işletiyor.
Merz, Yasak Şehir’i gezip Pekin’deki Mercedes-Benz tesislerini ziyaret ettikten sonra, doğudaki teknoloji merkezi Hangzhou’ya geçti ve burada robotik şirketi Unitree Robotics ile Alman teknoloji devi Siemens Energy’yi ziyaret etti.
Hükümet sözcüsü yardımcısı Sebastian Hille, Merz’in her iki tarafın üst düzey yetkilileri ve şirket liderlerini bir araya getiren bir platform olan Alman-Çin İş Danışma Komitesinin toplantısına da katılacağını söyledi.
Li Qiang’dan “çok taraflılık” ve “serbest ticaret” vurgusu
Başbakan Li, her iki tarafa da çok taraflılığı ve serbest ticareti korumaları çağrısında bulundu.
Li, “Çin ve Almanya … işbirliğine olan güvenimizi güçlendirmeli, çok taraflılığı ve serbest ticareti birlikte korumalıyız,” dedi.
AFP’ye göre, iki taraf iklim değişikliği ve gıda güvenliği konularında anlaşmalar da dahil olmak üzere bir dizi anlaşma imzaladı.
Başbakan Li, Almanya ile daha derin bir teknolojik işbirliği çağrısında bulundu ve Çin’in son beş yıllık planı kapsamında ortaya çıkan fırsatları vurguladı.
Li, Friedrich Merz ve her iki taraftan 60’tan fazla patron temsilcisinin katıldığı bir sempozyumda, “Her iki ülkedeki işletmeler ve araştırma kurumları arasında ikili inovasyon kaynakları akışını destekliyoruz,” dedi.
Xinhua’ya göre, “Daha derin ortak teknoloji geliştirme, ortak araştırma platformları ve daha geniş sonuç paylaşımı yapabilirken, şirketleri üçüncü ülke pazarlarını birlikte keşfetmeye teşvik edebiliriz,” diye ekledi.
Diplomasi
ABD ve İran Hürmüz Boğazı için anlaşmaya yakın

Bloomberg ve CBS News’te yer alan haberlerde ABD ve İran’ın, Hürmüz Boğazı’nın yeniden ulaşıma açılması için mutabakat zaptı imzalamaya yakın olduğu bildirildi. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi halinde, nihai uzlaşı için 60 günlük bir müzakere süreci başlayacak.
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı’nın yeniden ulaşıma açılması amacıyla anlaşma imzalamaya yaklaştı. Bloomberg ve CBS News‘ün yüksek düzeyli yetkililer ile G7 ülkelerinin temsilcilerine dayandırdığı haberlere göre, söz konusu uzlaşının nihai bir anlaşma yerine öncelikle bir mutabakat zaptı şeklinde formüle edilmesi ve nihai anlaşma için müzakerelerin önünü açması bekleniyor.
İranlı üst düzey bir yetkili anlaşmanın yakın olduğunu belirtirken, bir G7 temsilcisi de belgenin bağlayıcı bir anlaşmadan ziyade bir niyet beyanı niteliği taşıyacağını aktardı.
Başka bir G7 temsilcisi ise Bloomberg’e yaptığı açıklamada, belgenin bu pazar günü İsviçre’nin Cenevre kentinde imzalanması ihtimalinin görüşüldüğünü ancak İran tarafının nihai uzlaşıyı henüz onaylamadığını bildirdi.
Bu yılki G7 zirvesi 15 ila 17 Haziran tarihlerinde Fransa Alpleri’ndeki Evian kentinde düzenlenecek. Cenevre ise bu bölgeye yakın bir konumda bulunuyor.
Ajansın kaynağı, çatışmaların başlamasından bu yana Washington ile Tahran arasındaki iletişimin zorlukla yürütüldüğünü kaydetti. CBS News kaynakları mutabakat zaptının önümüzdeki haftanın başında imzalanabileceğini öngörürken, ABD Başkanı Donald Trump da bu hafta sonu Avrupa’da İran ile bir barış anlaşması imzalanmasının muhtemel olduğunu söyledi.
G7 temsilcileri, daha önce diplomatik alanda sağlanan ilerlemenin henüz resmiyete dökülmediğini ve nihai şartlar üzerinde uzlaşıldığına dair kesin bir işaret bulunmadığını vurguladı.
Mutabakat zaptının imzalanması, taraflar arasında nihai anlaşmanın detaylarını netleştirmek üzere 60 günlük bir müzakere sürecini başlatacak.
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Bloomberg’e yaptığı açıklamada, tarafların bu konuda henüz nihai karara varmadıklarını bildirdi. Sözcü bununla birlikte, Ortadoğu’da gerilimin tırmanmasına ve enerji fiyatlarının yükselmesine yol açan çatışmanın sonlandırılması yönünde bir ilerleme kaydedildiğini doğruladı.
Axios sitesinin kaynaklarına dayandırdığı habere göre, ABD ve İran arasındaki mutabakat zaptının metni üzerinde uzlaşı sağlandı ancak belgenin henüz nihai olarak onaylanması gerekiyor.
Haberdeki iddialara göre İran, nükleer silah edinme arayışına girmeme ve zenginleştirilmiş uranyum stoklarını belirli bir düzene sokma taahhüdünde bulunuyor.
ABD tarafı ise BM müfettişlerinin gözetimi altında uranyum zenginleştirme seviyesinin düşürülmesi seçeneğini değerlendiriyor.
İran ve ABD arasında barış mutabakatı: Taslak metindeki maddeler neler?
Belge uyarınca, İran’ın nükleer programına yönelik sonraki adımlar ancak taraflar arasında ikinci bir anlaşmanın yapılmasıyla mümkün olacak.
Bununla birlikte, Axios’a konuşan kaynaklar, müzakerelerin karmaşıklığı nedeniyle ikinci bir anlaşmanın imzalanma olasılığını düşük görüyor.
Metin, Hürmüz Boğazı’nın ticari gemilerin geçişi için derhal ve ücretsiz olarak açılmasını, taşımacılık hacminin de 30 gün içinde çatışma öncesi seviyeye getirilmesini öngörüyor. Buna karşılık ABD, İran limanlarına yönelik ablukayı kaldıracak.
Siteye konuşan kaynak, mutabakat zaptının nükleer konulara ilişkin ayrıntılı hükümler içerdiğini ve ABD’nin taleplerini karşıladığını ifade etti.
Daha önce yansıyan bilgilere göre, boğazın açılmasının ardından İran’a geçici olarak yaptırım muafiyeti tanınabileceği ve 60 gün boyunca petrol ihraç etmesine izin verilebileceği belirtilmişti.
Bu sürenin ardından kısıtlamaların gevşetilmeye devam etmesi, anlaşma şartlarının yerine getirilmesine bağlı olacak.
İran’ın yurt dışında dondurulmuş varlıklarının durumu ise henüz çözüme kavuşturulamadı.
Tahran bu fonların bir kısmının derhal ödenmesini talep ederken, Washington paranın aşamalı olarak serbest bırakılmasını öneriyor.
Diplomasi
ABD, Sahalin-2 petrolünün Japonya’ya sevkiyat iznini uzattı

ABD Hazine Bakanlığı, Rusya’nın Sahalin-2 projesinden çıkarılan petrolün deniz yoluyla Japonya’ya taşınmasına izin veren lisansın süresini 18 Aralık 2026’ya kadar uzattı. Karar kapsamında ayrıca, yaptırım uygulanan Rus bankaları ve Merkez Bankası ile sivil nükleer enerji alanında yapılacak işlemler için verilen muafiyetin süresi de 18 Aralık’a kadar uzatıldı.
ABD Hazine Bakanlığı, Rusya’nın Sahalin-2 projesi kapsamında üretilen petrolün deniz yoluyla taşınmasına yönelik işlemlere izin veren lisansı 18 Aralık 2026’ya kadar uzattı.
Bakanlığın internet sitesinde yayımlanan belgeye göre, söz konusu muafiyet, taşınan petrolün tamamının yalnızca Japonya’ya ithal edilmesi şartıyla geçerli olacak.
Daha önce 18 Haziran 2026’ya kadar uzatılmış olan bu lisans, ABD tarafından ilk kez 2022 yılında verilmiş ve o tarihten bu yana defalarca yenilenmişti. Tokyo yönetimi, kendi enerji güvenliğini sağlamak amacıyla Eylül 2025’te Sahalin-2 petrolünü tavan fiyat uygulamasından muaf tutmuştu.
Sivil nükleer enerji projelerine yönelik muafiyet de uzatıldı
ABD Hazine Bakanlığı ayrıca, yaptırım listesinde yer alan Rus bankaları ve kurumlarının katılımıyla sivil nükleer enerji alanında yapılacak işlemler için verilen lisansın süresini de 18 Aralık’a kadar uzattı.
Söz konusu izin kapsamındaki kurumlar arasında Gazprombank, VEB.RF, Otkritie Bankası, Sovcombank, Sberbank, VTB, Alfa-Bank, Rosbank, Zenit ve St. Petersburg bankaları ile Ulusal Takas Merkezi yer alıyor.
Muafiyet, bu kuruluşların yüzde 50 veya daha fazla hissesine sahip olduğu tüm şirketleri ve Rusya Merkez Bankası’nı da kapsıyor.
Nisan 2024’te ilk kez yürürlüğe giren bu lisans, yalnızca 21 Kasım 2024’ten önce başlatılmış olan sivil nükleer projelerin sürdürülmesi veya desteklenmesi için gerekli işlemleri kapsıyor.
Diplomasi
Çin’in İran’dan ithal ettiği petrol miktarı üç ayda onda bire düştü

Çin’in İran’dan ithal ettiği ham petrol miktarı, bağımsız rafinerilerin talebini azaltması, yeni ABD yaptırımları ve lojistik sorunlar nedeniyle mayıs ayında günlük 160 bin varile geriledi. Bloomberg verilerine göre, şubatta 1,8 milyon varil olan günlük sevkiyatın bu seviyeye düşmesiyle iki ülke arasındaki petrol ticareti en ciddi sınamasıyla karşı karşıya kaldı.
Çin’in İran’dan gerçekleştirdiği ham petrol ithalatı, azalan talep ve ABD’den gelen baskıların artmasıyla keskin bir düşüş kaydetti.
Bloomberg’ün verilerine göre, şubat ayında günlük 1,8 milyon varil olan Çin’in İran’dan petrol ithalatı, mayıs ayında yaklaşık 160 bin varile kadar geriledi. Sevk edilen miktar, üç ay içinde onda birden fazla azaldı.
Bloomberg, bu sevkiyatların İran ekonomisine “hayati bir destek” sağladığına dikkat çekti.
Düşüşün temel nedenlerinden biri olarak Çin’deki bağımsız petrol rafinerilerinin alımlarını azaltması gösterildi. Artan zararlarla karşı karşıya kalan bu işletmeler, petrol işleme hacimlerini düşürmeye başladı.
ABD yaptırımları da piyasa üzerinde ek baskı oluşturdu. Habere göre bazı Çinli alıcılar, Washington’ın kısıtlamalarına maruz kalma riskinden kaçınmak amacıyla İran ham petrolünü satın alma konusunda daha temkinli davranmaya başladı.
Hürmüz Boğazı’nda sevkiyatlar durma noktasında
Lojistik alanda yaşanan sorunlar da ithalat rakamlarını olumsuz etkiliyor. Enerji danışmanlık firması Vortexa’nın verilerine göre, haziran ayında Hürmüz Boğazı’ndan İran petrolü taşıyan tek bir tanker bile geçmedi.
JTD Energy Services Baş Stratejisti John Driscoll, ajansa yaptığı değerlendirmede, “İran ile Çin arasındaki petrol ticareti, tüm zamanların en ciddi sınamasıyla karşı karşıya” ifadesini kullandı.
Uzmanlar, Çin’in İran’dan azalan ithalatı diğer tedarikçiler kanalıyla telafi edebileceğini belirtiyor. Son dönemde fiyatı düşen Rus petrolü, Çinli alıcılar için daha cazip bir seçenek haline geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, mayıs ayında Çin lideri Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından, Rusya’nın Çin’e kesintisiz petrol ve doğalgaz tedarik etmeye devam etmeye hazır olduğunu açıklamıştı.
Çin Genel Gümrük İdaresi verilerine göre, ülkenin Rusya’dan yaptığı petrol ithalatı 2026 yılının ocak-nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26 artarak 40,83 milyon tona ulaştı.
Bloomberg daha önce yayımladığı bir haberde, bağımsız rafinerilerin talebinin düşmesi üzerine İran’ın Çinli alıcılara yönelik petrol indirimlerini artırmak zorunda kaldığını bildirmişti.
Ajansın verilerine göre, mayıs ayında gösterge ham petrol fiyatlarına göre primle satılan İran Light petrolünün temmuz vadeli partileri, Brent petrolünün varil fiyatından 1 dolardan fazla indirimle alıcı buldu.
The Wall Street Journal gazetesi ise ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukası nedeniyle Tahran yönetiminin petrolü depolamak ve taşımak için alternatif yollar aramak zorunda kaldığını yazmıştı.
Gazetenin haberine göre İranlı yetkililer, ham petrolü sadece tankerlerde değil, Ahvaz ve Asaluye’deki petrol merkezlerinde bulunan konteynerler ile atıl durumdaki rezervuarlarda depolamaya başladı.
Ayrıca İran’ın Çin’e demiryolu üzerinden petrol sevkiyatı gerçekleştirmeyi denediği aktarıldı.
Sevkiyatlardaki bu düşüş, küresel petrol ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı çevresindeki krizin sürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.
Küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’si, sıvılaştırılmış doğalgaz sevkiyatının ise yüzde 30’u bu güzergah üzerinden yapılıyor.
ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre, Hürmüz Boğazı uzunca bir süre daha fiilen kapalı kalmaya devam edecek ve bu kritik rota üzerinden tam kapasiteli petrol sevkiyatları en erken 2027 yılında yeniden başlayabilecek.
Görüş2 hafta önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Görüş2 hafta önceÇok kutupluluğun çift yönlü asimetrisi: Yeni dünya dengesini nasıl bulacak?
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Dünya Basını2 hafta önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Görüş5 gün önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Diplomasi1 hafta önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Görüş2 hafta önceYakut Türkleri Lenin’i tartışıyor
Asya2 hafta önceÇin, Japonya ve Filipinler’in sınır görüşmelerine genişletilmiş deniz devriyeleriyle karşılık verdi












