Bizi Takip Edin

Avrupa

Almanya, Ukrayna’ya askeri yardımda eski Doğu-Batı sınırına göre ayrıştı

Yayınlanma

Forschungsgruppe Wahlen şirketinin Almanya genelinde yaptığı yeni kamuoyu araştırması, Ukrayna’ya yönelik askeri yardımlara destek konusunda ülkenin doğusu ile batısı arasındaki tarihi bölünmenin sürdüğünü ortaya koydu. Araştırma sonuçları, eski Doğu ve Batı Almanya sınırlarının silah teslimatına yönelik yaklaşımlarda hala belirgin olduğunu gösteriyor.

Almanya’da yapılan bir kamuoyu araştırması, halkın Ukrayna’ya yönelik destek konusunda ülkeyi geçmişte Federal Almanya Cumhuriyeti (FRG) ve Demokratik Almanya Cumhuriyeti (GDR) olarak ikiye bölen eski iç sınır hattı boyunca ayrıştığını ortaya koydu.

Spiegel dergisinin Forschungsgruppe Wahlen araştırma grubunun anketine dayandırdığı habere göre, eski Doğu ve Batı eyaletlerindeki vatandaşların yaklaşımları belirgin farklılıklar gösteriyor.

Anket sonuçlarına göre, 2025 yılında Doğu Almanya’daki katılımcıların yüzde 41’i Ukrayna’ya yapılan askeri yardımların azaltılması yönünde görüş bildirirken, Batı Almanya’da bu görüşü paylaşanların oranı yüzde 24’te kaldı.

Haberde, iki bölge arasındaki yaklaşım farkının geçmiş yıllardaki verilere de yansıdığı kaydedildi.

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri operasyonunun başladığı 2022 yılında yapılan araştırmada, Doğu Almanya’da yaşayanların yüzde 25’i kendisini kültürel olarak ABD’den ziyade Rusya’ya daha yakın hissettiğini belirtirken, Batı Almanya’da bu oran yüzde 7 olarak kaydedilmişti.

Spiegel’in analizinde, “Doğu ve Batı’nın tarihindeki farklılıklar, Ukrayna’ya silah teslimatı konusundaki tartışmalarda bugün de açıkça kendini gösteriyor” değerlendirmesine yer verildi.

Almanya, 1949 yılından 1989 yılına kadar Federal Almanya Cumhuriyeti ve Demokratik Almanya Cumhuriyeti olarak iki ayrı devlet halinde varlığını sürdürdü.

Genç uzmanların ve iş gücünün batıya yönelmesi üzerine, 1961 yılında Demokratik Almanya Cumhuriyeti lideri Walter Ulbricht’in girişimiyle Berlin’de 155 kilometre uzunluğunda bir duvar inşa edildi.

Soğuk Savaş’ın sembollerinden biri haline gelen Berlin Duvarı, 1991 yılına kadar tamamen yıkıldı.

Diğer taraftan, Almanya Federal Hükümet Sözcüsü Stefan Cornelius, Ukrayna çatışmasına ilişkin Rusya ile gelecekte yapılması muhtemel müzakerelerin formatını ve katılımcı yapısını tartışmak için henüz erken olduğunu açıkladı.

Sözcü Cornelius’un bu açıklaması, Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski’nin verdiği bir mülakatın ardından geldi.

Sikorski, Polonya’nın Ukrayna konusundaki kararlarda daha aktif rol alması gerektiğini savunarak, modern Avrupa Birliği’ni yönetmek için Almanya, Fransa ve İngiltere’den oluşan üçlü format ile “Alman-Fransız motorunun” tek başına yeterli olmadığını öne sürmüştü.

Rusya, Ukrayna ve Avrupa Birliği arasında olası müzakere süreçleri tartışılmaya devam ederken, Almanya Kara Kuvvetleri Komutanı Christian Freuding ise haziran ayında Politico’ya verdiği demeçte, Almanya’nın en geç 2029 yılına kadar ya da daha erken bir tarihte olası bir Rusya saldırısına karşı hazırlıklı olması gerektiğini ifade etmişti.

Avrupa

AB’de Rusya ile temas krizi: Macron ve Merz, Costa’ya tepki gösterdi

Yayınlanma

Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın ekibinin Rusya ile doğrudan temas kurma girişimi, Avrupa Birliği liderleri arasında derin görüş ayrılıklarına yol açtı. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in girişime kapalı kapılar ardında karşı çıktığı belirtilirken, bazı üye ülkeler Costa’nın diplomatik hamlesini savundu.

Avrupa Birliği (AB) liderleri arasında, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın ekibinin Rusya ile doğrudan temas kurma girişimi nedeniyle derin görüş ayrılıkları yaşanıyor.

Politico’nun kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bazı Avrupalı liderler bu adımı kamuoyu önünde desteklerken, diğer hükümetler girişime karşı çıkarak birlik içindeki çatlakları gün yüzüne çıkardı.

Edinilen bilgilere göre Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Costa’ya özel görüşmelerde bu adımlardan duydukları memnuniyetsizliği doğrudan iletti. Kaynaklar, ismi açıklanmayan bir diğer liderin ise Avrupa Konseyinin Moskova ile diyalog geliştirme çabalarına büyük öfke duyduğunu aktardı.

Estonya Başbakanı Kristen Michal, daha önce Politico’ya verdiği demeçte Costa’nın bu adımını “hatalı” olarak nitelendirmiş ve AB’nin aynı anda hem çatışmada arabulucu hem de Ukrayna’nın destekçisi olamayacağını ifade etmişti.

Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nausėda ise Bloomberg’e yaptığı açıklamada, mevcut dönemin Rusya ile müzakereler için uygun zaman olmadığını düşündüğünü dile getirdi.

Bazı ülkeler Costa’ya destek veriyor

Diğer yandan Slovakya Başbakanı Robert Fico, Avrupa Konseyi Başkanına destek veren liderler arasında yer aldı. Politico’nun aktardığına göre Fico, “Avrupa Konseyi Başkanını destekliyorum ve ekibinin bu yönde hareket etmesini memnuniyetle karşılıyorum” ifadesini kullandı. Gazete, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ve Belçika Başbakanı Bart De Wever’in de Costa’ya kamuoyu önünde destek verdiğini hatırlattı.

Finlandiya basınından Helsingin Sanomat gazetesi de Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo’nun, Rusya ile temas kurulması nedeniyle Costa’yı eleştirmekten kaçındığını yazdı.

Politico, yaşanan bu durumun, göreve başladığı Aralık 2024’ten bu yana Avrupa liderlerinin mutlak çoğunluğu tarafından hiç eleştirilmeyen Avrupa Konseyi Başkanının konumunu zorlaştırdığını belirtti. Gazeteye konuşan kaynaklar, Rusya ile temas konusundaki görüş ayrılıklarının Costa’ya olan güvenin tamamen kaybedildiği anlamına gelmediğini, ancak 2 trilyon avro değerindeki yeni yedi yıllık AB bütçesinin onaylanması gibi önemli dosyalardaki çalışmalarını zorlaştırabileceğini kaydetti.

António Costa, 19 Haziran’daki AB zirvesinin ardından düzenlenen basın toplantısında adımlarını savunarak, AB’nin Ukrayna’yı diplomatik alanda da desteklemesi gerektiğini söyledi. Costa, “Rusya’nın mesajlarını yorumlama konusunda başkalarına bağımlı olamayız, kendi mesajlarımızı doğrudan Rusya’ya iletebilmeliyiz” dedi.

Avrupa Konseyi Başkanı, bu telefon görüşmesini AB üyeleriyle neden önceden koordine etmediğine yönelik soruyu ise yanıtsız bıraktı.

Costa’nın ekibinin Kremlin temsilcileriyle kısa bir telefon görüşmesi gerçekleştirmesi zirvede bazı Avrupalı liderlerin tepkisini çekti. Costa’nın ekibinin görüşme öncesinde yalnızca Almanya, Fransa, İngiltere ve Avrupa Komisyonunu bilgilendirdiği iddia edildi. Ancak iki diplomat, Berlin’in bu konuda önceden uyarılmadığını öne sürdü.

Zirvede liderler ayrıca olası barış müzakerelerinde Avrupa’yı kimin temsil edebileceğini de tartıştı ancak bir uzlaşıya varamadı. Finlandiya Başbakanı Orpo ve bazı liderler, bu konunun kamuoyu önünde tartışılmasının AB’ye olan güvene zarar verdiği görüşünü savundu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise zirve sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında, AB’nin Rusya ile Ukrayna konusunda yapılacak müzakerelere hazırlanması gerektiğini ifade etti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Keir Starmer istifa etti

Yayınlanma

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, başbakanlıktan ve İşçi Partisi liderliğinden istifa ettiğini duyurdu.

Başbakanlık önünde düzenlediği basın toplantısında konuşan Starmer, “ayrılması gerektiği kararını olgunlukla kabul ettiğini” söyledi.

Starmer şöyle konuştu:

“Partimin şu anda sorduğu soru, bir sonraki genel seçime bizi götürmek için en uygun kişinin ben olup olmadığımdır. Parlamento grubumuzun bu soruya verdiği cevabı dinledim ve bu cevabı olgunlukla kabul ediyorum. Aldığım her karar, sevdiğim ülkeyi ön planda tutmak amacıyla verildi. İşte bu nedenle İşçi Partisi liderliğinden istifa edeceğim. Bu sabah Majesteleri Kral ile görüşerek kararımı kendisine bildirdim.”

Starmer görevden ayrılışının zaman çizelgesini de açıkladı. İşçi Partisi Ulusal Yürütme Komitesi’nden, adaylık başvurularının 9 Temmuz’da başlayıp yaz tatili öncesinde tamamlanacağı bir zaman çizelgesi hazırlamasını isteyeceğini söyleyen Başbakan, “Bir yarış olması durumunda, bu sayede eylül ayında Parlamento yeniden toplanmadan önce yeni liderin göreve başlaması sağlanacaktır. Yarışma sona erene kadar başbakanlık görevimde kalacağım ve iktidarın düzenli bir şekilde devredilmesini sağlamak için elimden gelen her şeyi yapacağım,” dedi.

İngiltere Başbakanı Starmer istifa takvimini açıklayabilir

Avam Kamarası’nın yaz tatili 16 Temmuz’da başlayacak. Dolayısıyla, Greater Manchester Belediye Başkanı iken geçen hafta sonu yapılan ara seçimlerde milletvekili seçilen Andy Burnham’ın önümüzdeki ayın ortasında başbakan olması bekleniyor.

Öte yandan Burnham’ın karşısına Wes Streeting’in çıktığı bir İşçi Partisi liderlik yarışması olması durumunda, yeni başbakan ağustos ayı sonuna kadar göreve başlayacak.

Avam Kamarası, yaz tatilinin ardından 1 Eylül’de yeniden toplanacak.

Starmer, konuşmasını, “ülkedeki en büyük işi” bırakıp bir baba ve eş olarak “en önemli işe” daha fazla zaman ayıracağını söyleyerek sonlandırdı.

Halefine “tam ve kesin desteğini” vereceğini söyleyen Starmer’ın konuşmanın sonunda ağlamak üzere olduğu görüldü.

Okumaya Devam Et

Avrupa

KNDS grubunun sahipleri, hisselerinin %40’unu Alman hükümetine satacak

Yayınlanma

Tank üreticisi ‌KNDS hisselerinin yarısına sahip olan aileler, yeni bir anlaşma kapsamında, Alman hükümetine %40’luk bir hisse satmayı kabul etti.

“Leopard 2” ve “Leclerc” tanklarını üreten KNDS, halka arz hazırlıkları yürütüyor. Şirket, Frankfurt ve Paris borsalarında çift kotasyon hedefliyor ve bu hamle ile ailelerin Fransız-Alman şirketinden çıkması bekleniyor.

Reuters’a konuşan kaynak, anlaşma kapsamında KNDS’nin değerinin, halka arz sonrası hisse fiyatının nasıl seyredeceğine bağlı olarak 15 milyar ile 18 milyar avro arasında olacağını belirtti. Bu, Alman hükümetinin elindeki hisseler için yaklaşık 6 milyar ila 7 milyar avro ödeyeceği anlamına geliyor.

Ailelerin sözcüsü ve hükümet adına görüşmeleri yürüten Alman Ekonomi Bakanlığı sözcüsü yorum yapmaktan kaçındı.

KNDS, yaz öncesinde halka arzı gerçekleştirmeyi planlıyor. Kesin zamanlama ise Alman hükümetine yapılacak hisse satışına bağlı olacak.

Kaynak, halka arz planına ilişkin resmi duyurunun, yani halka arz niyet beyanının çarşamba gününe (24 Haziran) kadar yapılması beklendiğini de ekledi.

KNDS şu anda Fransız hükümeti ile eski Krauss-Maffei Wegmann (KMW) şirketinin Alman aile sahipleri tarafından ortaklaşa sahipleniliyor. KMW, Fransa’nın Nexter şirketiyle birleşerek KNDS’yi oluşturmuştu.

Aileler, halka arz yoluyla sahip oldukları %50’lik hisselerin tamamını elden çıkarmayı hedefliyor.

Alman hükümeti, KNDS’nin sahiplik yapısını, şirketin diğer yarısına sahip olan Fransız hükümeti ile dengelemek istiyor.

Halka arz sırasında, ailelerin elindeki kalan hisselerin %10’u ve Fransa’nın elindeki hisselerin %10’u satılacak.

Halka arz için son tarih, Fransa’nın ulusal Bastille Günü kutlamalarının bir gün öncesi olan 13 Temmuz.

Bu tarih, Fransız sermaye piyasaları için yaz tatilinin başlangıcını işaret ediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English