Bizi Takip Edin

Avrupa

Almanya, Ukrayna’ya verilecek kredinin dörtte birine kefil olacak

Yayınlanma

AB’nin Rusya’nın dondurulan varlıklarını teminat göstererek Ukrayna’ya kredi sağlama planında Almanya, riskin en büyük kısmını üstlenmeye hazırlanıyor. Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Belçika Başbakanı ile yaptığı görüşmede 210 milyar avroluk paketin yaklaşık yüzde 25’ine kefil olacaklarını taahhüt etti.

Almanya, Avrupa Birliği’nin (AB) Rusya’nın dondurulan varlıklarını kullanarak Ukrayna’ya sağlamayı planladığı 210 milyar avroluk “onarım kredisi” için finansal garantörlük rolünü üstleniyor.

Avrupa Komisyonu’nun önerisi üye ülkelerce kabul edilirse, Berlin yönetimi toplam tutarın yaklaşık dörtte birine kefil olacak.

Diğer AB ülkelerinin katılıma yanaşmaması halinde bu oranın değişebileceği belirtiliyor.

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Belçika Başbakanı Bart De Wever ile cuma günü bir araya gelerek Almanya’nın toplam tutarın yaklaşık yüzde 25’ini garanti edeceği konusunda güvence verdi.

Politico dergisinin haberine göre Almanya, AB içindeki en büyük payı üstlenen ülke konumunda bulunuyor.

Merz, Belçikalı liderle yediği akşam yemeğinin ardından yaptığı açıklamada görüşmenin verimli geçtiğini vurguladı.

Şansölye, “Bu konuda çok yapıcı bir fikir alışverişinde bulunduk. Belçika’nın, Rusya’nın dondurulan varlıklarının kullanımına ilişkin endişeleri son derece haklıdır. Olası her çözümde tüm Avrupa devletlerinin riski eşit şekilde üstlenmesi gerekir” diye konuştu.

Brüksel risk paylaşımı talep ediyor

Dondurulan yaklaşık 185 milyar avroluk varlığın Belçika merkezli Euroclear takas bankasında bulunması, Brüksel hükümetini harekete geçirdi.

Belçika makamları, Euroclear’ın yasal bir zorunlulukla varlıkları Rusya’ya iade etmek zorunda kalması ihtimaline karşı AB ülkelerinin finansal ve hukuki riskleri paylaşmasında ısrar ediyor.

Bu talep, üye ülkelerin olası bir geri ödeme durumunda fon sağlamayı taahhüt etmeleri anlamına gelen garantilerin verilmesini kapsıyor.

Avrupa Komisyonu belgelerine göre ülkelerin katkı payları, gayri safi milli gelirlerine (GSMG) göre belirlendi.

Politico tarafından incelenen belgelere göre Almanya yüzde 24,4’lük payla 51,3 milyar avroya, Fransa yüzde 16,2’lik payla 34 milyar avroya, İtalya ise yüzde 12’lik payla 25,1 milyar avroya kefil olacak.

Belçika’nın payı yüzde 3,4 olarak belirlenirken, hükümetin Euroclear’a 7,2 milyar avroluk garanti sağlaması gerekecek.

Komisyon, gayri safi milli geliri; bir ülke sınırları içinde bir yılda üretilen tüm mal ve hizmetlerin toplam değeri (GSYİH) ile yurt dışından elde edilen gelirlerin toplamından, yabancıların ülke dışına çıkardığı gelirlerin düşülmesiyle hesaplıyor.

AB, Rusya’nın varlıklarını süresiz dondurmak için yasal formül arıyor

Macaristan engeli alternatifleri daraltıyor

Garanti sistemine tüm ülkelerin katılması kesin değil. Katılımcı sayısının azalması durumunda diğer üyelerin payları artacak.

Özellikle Ukrayna’ya finansal yardımları sık sık engelleyen ve Kremlin ile temaslarını sürdüren Macaristan hükümetinin bu plana da karşı çıkabileceği ifade ediliyor.

Budapeşte yönetimi, cuma günü AB’nin Kiev’e yardım için 90 milyar avroluk yeni borçlanmaya gitmesini veto etti.

Avrupa Komisyonu’nun önerdiği iki seçenekten biri olan borçlanma yolunun tıkanmasıyla, üye ülkelerin elinde yalnızca “onarım kredisi” üzerinde anlaşmak seçeneği kaldı.

Birlik üyesi olmayan ülkelerin de garanti sürecine katılabileceği belirtiliyor.

Kredinin büyük kısmı savunmaya ayrılacak

Avrupa Komisyonu’nun geçen hafta sunduğu planın hayata geçmesi halinde Kiev yönetimi fiilen 165 milyar avroluk kaynağa erişecek.

Toplam 210 milyar avroluk paketin 45 milyar avrosu, G7 ülkelerinin daha önce Ukrayna’ya dondurulan varlıkların gelecekteki faiz gelirleri karşılığında verdiği kredinin geri ödemesinde kullanılacak.

Kalan 165 milyar avronun 115 milyar avrosu askeri harcamalara, 50 milyar avrosu ise bütçe ihtiyaçlarına yönlendirilecek.

Ukrayna’nın 2026 yılı bütçe açığının 71,7 milyar avro seviyesinde olacağı tahmin ediliyor.

Hükümet, dış yardımın kesilmesi durumunda Nisan ayından itibaren kamu harcamalarında kesintiye gitmek zorunda kalacak. Onarım kredisinin onaylanması halinde fonlar bir yıl içinde altı dilim halinde serbest bırakılacak.

Fransa banka bilgilerini gizli tutuyor

Kredi planı kapsamında Euroclear dışındaki kaynakların da kullanılması hedefleniyor. Avrupa’daki özel bankalarda dondurulan 25 milyar avroluk varlığın da pakete dahil edilmesi öngörülüyor.

Financial Times gazetesinin haberine göre, bu tutarın 18 milyar avrosu Fransız bankalarında bulunuyor. Ancak Fransa makamları, müşteri verilerinin gizliliğini gerekçe göstererek iki yılı aşkın süredir bu varlıkların hangi bankalarda tutulduğunu açıklamayı reddediyor.

Brüksel, Rus varlıkları için veto engelini aşacak ‘acil durum’ mekanizmasını devreye sokuyor

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Sağlık Forumu: AB hastaneleri savaşa hazır değil

Yayınlanma

Uzmanlar, Avrupa sağlık sistemlerinin giderek daha tehditkar hale gelen jeopolitik ortama uyum sağlaması gerektiği konusunda uyarıda bulundu.

Rapporteur’e göre siber saldırılardan dezenformasyona kadar uzanan yeni tehditlere ilişkin tartışmalar, bu hafta Avrupa Sağlık Forumu’nun düzenlendiği Avusturya’nın Bad Hofgastein kasabasının sakin atmosferiyle keskin bir tezat oluşturdu.

Avrupa Hastane ve Sağlık Federasyonu Başkanı Henriette Neumeyer, Ukrayna’daki savaşın, Avrupa’nın askeri krizlerden sadece dolaylı olarak, yani artan sağlık maliyetleri ve diğer ülkelerden gelen hastaların tedavisi yoluyla etkilenmediğini gösterdiğini söyledi.

Neumeyer, “Fakat ulusal düzeyde veya AB faaliyetleri bağlamında farklı senaryolara da hazırlıklı olmalıyız,” dedi.

Neumeyer, çatışmalarda sağlık tesislerine ve çalışanlarına yönelik saldırıları kınamanın yanı sıra, üye ülkeler arasında önemli eşitsizliklere dikkat çekti:

“Avrupa hastanelerinin hazırlık durumuna bakarsak, bazı zorluklarla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Araştırmalar, Almanya veya Hollanda gibi mali açıdan iyi donanımlı sistemlerde bile hazırlık konusunda eksiklikler olduğunu gösteriyor.”

Uzmanlar, sağlık sistemlerinin dayanıklılığının güçlendirilmesinin daha sağlam tedarik zincirleri, işgücü eksikliğini gidermeye yönelik önlemler ve ülkeler arasında daha yakın işbirliği gerektireceği konusunda hemfikirdi.

Son sekiz yılını Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) Ukrayna temsilcisi olarak geçiren Jarno Habicht, “Sağlık saldırı altında” dedi ve şöyle devam etti:

“Bence en önemli şey, savaşın sağlık sistemini, insanların sağlığını ve tüm toplumu nasıl bir stres testine tabi tuttuğunu düşünmek.”

Habicht, Rapporteur’a verdiği demeçte, DSÖ’nün Ukrayna’da birinci basamak sağlık merkezleri, hastaneler ve ambulanslar da dahil olmak üzere sağlık hizmetlerine yönelik 3.500’e yakın saldırıyı izlediğini belirtti.

Ayrıca, son aylarda ilaç depolarının giderek artan bir hızla tahrip edilmesi nedeniyle tedarik hatlarında aksaklıklar yaşandığını da vurguladı.

Habiht, “2026 yazından bu yana yaşadığımız bu sürekli baskı ve sivil altyapıya yönelik saldırılar, insani ihtiyaçları artıracaktır,” diye uyardı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English