Bizi Takip Edin

Diplomasi

Almanya’dan ABD’nin Ukrayna planına ret

Yayınlanma

ABD’nin 28 maddelik Ukrayna barış planı, özellikle savunma sanayii ve dondurulan Rus varlıkları meseleleri nedeniyle Berlin’de reddedildi.

28 maddelik plan, dondurulan Rus varlıklarının Ukrayna’nın yeniden inşası için kullanılması öngörülüyor. Ayrıca, Ukrayna silahlı kuvvetlerine getirilen kısıtlamalar, bazı AB ülkelerinin ülkeye karlı silah ihracatı yapma planlarıyla çelişebilir.

AB, gelecekte sadece faiz gelirlerini değil, Rusya’nın Avrupa’da bulunan yurtdışı varlıklarının büyük bir kısmını da Ukrayna’ya aktarmak istiyor. Brüksel, 140 milyar avroyu çekip Kiev’e, öncelikle askeri harcamalarını karşılamak için sunmayı planlıyor.

Bu, Ukrayna’nın özellikle Batı Avrupa’da üretilen silahları satın almasını sağlayacak. Örneğin, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy geçen pazartesi günü Paris yakınlarındaki Villacoublay hava üssünde, 100 adet Rafale savaş uçağı, insansız hava aracı, SAMP/T hava savunma sistemi ve Fransız yapımı askeri teçhizatın satın alınmasını finanse etmek için bir şekilde Rus varlıklarından yararlanabileceğini umduğunu söylemişti.

Fakat bu, 28 maddelik planla mümkün olmayacak gibi görünüyor. Bu plan, Ukrayna’nın Rus dış varlıklarından 100 milyar dolar alacağını, fakat bu parayı ABD liderliğindeki yeniden inşa projelerine yatırması gerektiğini öngörüyor. Bu kapsamda yatırımlardan elde edilen kârın da yarısı ABD’ye aktarılacak ve AB, yeniden yapılanma için 100 milyar dolar daha sağlamayı taahhüt edecek.

Fakat AB bunu yapmak istemiyor. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen hafta sonu, Ukrayna’da barışı sağlamada Avrupa Birliği’nin merkezi rolünün ateşkes planında “tam olarak yansıtılmasını” talep etti. Alman gazetesi faz’a göre bu, “AB’de dondurulmuş Rusya Merkez Bankası varlıklarının kullanımına atıfta bulunmak” olarak anlaşılabilir.

Savaşın sona ermesi, gelişmekte olan Alman insansız hava aracı endüstrisi için de sonuçlar doğuracak. Bu endüstri, büyük ölçüde Ukrayna’ya yapılan insansız hava aracı ihracatı ile finanse edilmekle kalmıyor, aynı zamanda Ukrayna silahlı kuvvetleri ile yakın işbirliği içinde, insansız hava aracı savaşında kazanılan deneyimi silah sistemlerinin daha da geliştirilmesinde doğrudan uygulayabilmesinden de yararlanıyor.

Ayrıca, Ukrayna silahlı kuvvetleriyle yakın işbirliği içinde, insansız hava aracı savaşında kazanılan deneyimlerden doğrudan yararlanabilmesi, bunu silah sistemlerinin daha da geliştirilmesine doğrudan dahil edebilmesi ve bu temelde dünya pazarında lider konumunu elde edip sürdürebilmesi de bir avantaj.

28 maddelik plan temelinde çatışmaların sona ermesi durumunda, Ukrayna silahlı kuvvetleriyle işbirliğini ve Ukrayna’daki üretimini ne ölçüde sürdürmesine izin verileceği belirsizdir. Bu, planın mevcut versiyonunda genel terimlerle yer alan “Ukrayna’nın silahlanmasına ilişkin kısıtlamalar”ın ifadesine bağlı: plana göre, uzun menzilli silah sistemlerine izin verilmeyecek.

The Telegraph AB’nin Ukrayna barış planını sızdırdı

28 maddelik planın şartları uyarınca, planlanan 100 adet Rafale savaş uçağının teslimatına izin verilip verilmeyeceği de belirsiz. Fransa’nın önde gelen savunma sanayi şirketlerinden biri olan Dassault için bu, önemli bir ihracat kaybı anlamına geliyor.

Bu nedenle Almanya, Birleşik Krallık ve Fransa temsilcileri pazar günü (23 Kasım) Cenevre’de, esas olarak ABD ve Ukrayna arasında yürütülen müzakereleri etkilemeye çalıştılar.

ABD, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Özel Elçi Steve Witkoff’u görüşmelere gönderdi. Ukrayna ise başkanlık ofisi başkanı Andriy Yermak tarafından temsil ediliyor.

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in dış ve askeri politika danışmanı Günter Sautter, Almanya adına görüşmelere katılıyor. Olası ara sonuçlarla ilgili ayrıntılar henüz açıklanmadı.

Merz, 28 maddelik planda yer alan Rus dış varlıklarının kullanımıyla ilgili hükümleri açıkça “kabul edilemez” olarak nitelendirdi; Merz, bu varlıkların AB’de bulunduğunu ve bu nedenle ABD’nin bunları elden çıkaramayacağını ileri sürdü. 

Alman şansölyesine göre, AB’nin Ukrayna’nın yeniden inşası için ek 100 milyar dolar ödemesi talebi de “kabul edilemez.”

Şansölye Ofisi Başkanı Thorsten Frei da planla ilgili haberleri “rahatsız edici” olarak nitelendirdi ve Rusya’nın “savaş alanında başaramadığı” savaş hedeflerine ulaşması halinde bunun “kabul edilemez” olacağını söyledi.

Dışişleri Bakanı Johann Wadephul daha temkinli bir tavır sergiledi ve herhangi bir ateşkes girişimini memnuniyetle karşıladığını, fakat Avrupa devletlerinin de sürece dahil olmasını istediğini belirtti.

CDU dış ve askeri politika uzmanı Roderich Kiesewetter ise planı “anlamsız” olarak nitelendirdi ve bunun yerine Ukrayna için bir “zafer planı” çağrısında bulundu. Bu, sadece Taurus seyir füzelerinin teslim edilmesini değil, aynı zamanda “istekliler koalisyonu” tarafından “Batı Ukrayna’nın hava savunmasının” derhal devralınmasını da gerektirecek.

Bild’de yer alan habere göre, Berlin, “Avro Üçlüsü” arasında en “şahin” tutumu savunan ülke olarak ortaya çıktı ve Ukrayna’nın pozisyonuna çok daha uygun bir karşı öneri geliştirdi.

Merz, pazartesi günü (24 Kasım) Angola’da düzenlenen AB ve Afrika Birliği (AU) zirvesi sırasında, “Perşembe gününe kadar bir sonuç alınacağını sanmıyorum,” dedi. Başlangıçta ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna’ya barış anlaşması için bu hafta Perşembe gününü son tarih olarak belirlemişti.

Şansölye, perşembe gününe kadar bir ilerleme yerine, önümüzdeki günlerde “küçük adımlar” atılacağını beklediğini söyledi.

“Ukrayna’da barış bir gecede sağlanamaz”, diyen Merz, ABD’nin barış planının pazar günü Cenevre’de AB, Ukrayna ve ABD’nin ulusal güvenlik danışmanları arasında “önemli ölçüde değiştirildiğini” de sözlerine ekledi. 

Gözden geçirilen barış planı için şimdi hükümet başkanları arasında mutabakat sağlanacak. Merz, “Bir sonraki adım, Rusya’nın masaya oturması olacak,” dedi. Şansölye, Avrupa’nın çıkarlarını etkileyen hiçbir kararın AB olmadan alınamayacağına dikkat çekti.

AB-AU zirvesinin kenarında Antonio Costa, Ukrayna’ya AB üye ülkeleri arasında gayri resmi bir konsey toplantısı düzenledi. Merz, bu toplantıdan umutlu çıktığını söyledi ve “Avrupa, bu kader anında birleşmiş durumda,” dedi.

Öte yandan Ursula von der Leyen, savaşı sona erdirmek için ABD’nin sunduğu planla ilgili Cenevre’deki müzakerelerin sonucunu, “daha fazla ilerleme için sağlam bir temel” olarak nitelendirdi.

Angola’da düzenlenen AB-Afrika Zirvesi’nde yaptığı açıklamada, “verimli ve koordineli bir Avrupa müdahalesi” ile Cenevre’deki güçlü Avrupa varlığının önemli ilerlemeler kaydedilmesini sağladığını söyledi. Leyen, birlikte hareket etmeye devam edilmesi ve Ukrayna’nın çıkarlarının odak noktasında tutulması gerektiğini belirtti.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot da, Ukrayna savaşını sona erdirmek için ABD ile Cenevre’de yapılan görüşmeleri “yapıcı ve yararlı” olarak nitelendirdi.

Barrot, X’te yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın egemenliğini saygı duyan ve Avrupa’nın çıkarlarını ve güvenliğini garanti eden bir barış için gerekli koşulları yaratma çalışmaları devam ediyor,” diye yazdı.

Barrot, Cenevre görüşmeleri hakkında Avrupalı meslektaşları ve Ukrayna Dışişleri Bakanı ile görüştüğünü belirtti.

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Honduras uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Ukrayna’dan İHA alacak

Yayınlanma

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, organize suçla mücadele ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladıklarını açıkladı. Geçen hafta Kiev’i ziyaret eden Asfura, Ukrayna’nın yüksek teknolojik ekipmanlarıyla uyuşturucu kaçakçılığına karşı destek sağlayabileceğini belirtti.

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, AFP’ye verdiği mülakatta, ülkesinin sınırlarını korumak ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmek amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladığını duyurdu.

Asfura, yüksek teknolojik ekipmanlar aracılığıyla organize suçla daha etkin mücadele etmeyi hedeflediklerini belirterek, “Sınırlarımızı korumak, sınırlarımızda etkin güvenliği sağlamak ve yüksek teknolojik ekipmanlarla organize suçla mücadele etmek için insansız hava araçlarından bahsediyoruz” ifadesini kullandı.

Honduras lideri, Ukrayna’nın sınırların daha da güçlendirilmesi ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele süreçlerinde ülkesine yardımcı olabileceğini kaydetti.

Geçen hafta Ukrayna’nın başkenti Kiev’e resmi bir ziyarette bulunan Asfura ile bir araya gelen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Honduraslı mevkidaşına Ukrayna’nın bu alandaki deneyimlerinden yararlanmayı teklif etti.

Ukrayna lideri Zelenskiy, haziran ayında Baltık ülkeleri üzerindeki insansız hava aracı sorununa çözüm olarak “drone anlaşması” önerisinde bulunmuş ve Ukrayna’nın İHA koruması konusundaki uzman ekiplerini her an bu bölgeye göndermeye hazır olduğunu ifade etmişti.

Rusya Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Aleksey Şevtsov ise ilkbahar aylarında yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Polonya ve Baltık ülkelerinin hava sahasından engelsiz şekilde geçtiğini ifade etmişti.

Uyuşturucu kartelleri Ukrayna’yı drone okulu olarak kullanıyor

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English