Diplomasi
Arap-Çin İş Konferansının ilk günü: 10 milyar dolarlık 30 yatırım anlaşması

Riyad’da düzenlenen 10. Arap-Çin İş Konferansının ilk gününde pazar günü Çin ile Arap dünyası arasında teknoloji, yenilenebilir enerji, tarım, emlak, madenler, tedarik zincirleri, turizm ve sağlık gibi çeşitli sektörlerde 10 milyar dolarlık 30 yatırım anlaşması imzalandığı duyuruldu.
Refah için İşbilirliği temasıyla 11-12 Haziran tarihlerinden Riyad’da düzenlenen toplantı, Pekin ile Orta Doğu ülkeleri arasında büyüyen ticari ve diplomatik bağların yanı sıra, İran ve Suudi Arabistan arasında, Çin’in arabuluculuğunda gerçekleşen yakınlaşmanın yaşandığı bir dönemde yapılıyor.
Our next #ArabChinaConference panel discussion unpacks "Building Resilience in Logistics, Supply Chain & Infrastructure". Our panelists explore the vital role of #supplychains in driving economic growth & competitiveness, with a focus on Arab countries, China, and other nations. pic.twitter.com/4zP1qGwoXN
— Arab China Business Conference (@ArabChinaConf) June 12, 2023
Petrol zengini Krallık, bu yıl 10’uncusu düzenlenen konferansa ilk kez ev sahipliği yapıyor. Suudi Yatırım Bakanlığından yapılan açıklamada, iki gün boyunca Çin ve Arap ülkelerinden 3.500’den fazla hükümet ve iş yetkilisinin konferansta bir araya geleceği söylendi.
Açıklamada, etkinliğin “ilk gününü 10 milyar dolarlık yatırım anlaşmalarının imzalanmasıyla kutladığı” belirtildi. Bunların büyük çoğunluğunu Suudi Arabistan’daki Suudi firmaları ve devlet kurumları tarafından yapılan projeler oluşturuyor.
Yatırım Bakanlığı’na göre Suudi hükümeti, aralarında otomotiv araştırma, geliştirme, üretim ve satışı, turizm ve diğer uygulamaların geliştirilmesi ve Krallık’ta demiryolu vagonları ve tekerleklerinin üretimi için bir ortak girişim de dahil olmak üzere çeşitli Çinli kuruluşlarla anlaşmalar imzaladı.
Ayrıca, Suudi Yatırım Bakanlığı ile Çinli elektrikli ve sürücüsüz araba üreticisi Human Horizons arasında 5,6 milyar dolarlık bir mutabakat zaptı imzalandığı bildirildi.
Açıklamaya göre, toplam tutarın yarısından fazlası mutabakat zaptı ile ayrı bir “işbirliği anlaşması” ve diğer şirketleri içeren bir “çerçeve anlaşma” içinde yer alıyor.
Teknoloji, tarım, yenilenebilir enerji, gayrimenkul, doğal kaynaklar ve turizm dahil olmak üzere çeşitli alanlardaki anlaşmaların da detaylandırıldığı belirtildi.
🇸🇦#SaudiArabia🇨🇳China inked 30 investment deals worth $10 billion at the 10th Arab-China Business Conference.
🇺🇸Blinken was in Saudi Arabia last week. pic.twitter.com/ll1mgZnoT8
— Shen Shiwei 沈诗伟 (@shen_shiwei) June 12, 2023
Suudi Dışişleri Bakanı: Ortak bir gelecek inşası için fırsat
Konferansın açılışında Suudi Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Farhan, Çin ile Arap ülkeleri arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin artması potansiyelinin altını çizdi ve ekledi: “Veliaht Prens, Arap dünyası ile Çin arasında tüm sektörlerde uzun süredir devam eden gelişmiş ortaklığı daha da geliştirmek için çabalarını sürekli olarak artırdı. ”
Bakan, “(Bu) toplantı, halklarımız için yeni, faydalı bir çağa doğru ortak bir gelecek inşa etmek için bir fırsattır” dedi.
Dışişleri Bakanı, konferansın karşılıklı uyumluluğu sağlama, deneyim alışverişinde bulunma ve herkes için refah ve ilerleme ile sonuçlanan büyüme ve yatırımı mümkün kılan yeni fırsatları başlatma yöntemlerini özetlediğini söyledi.
Enerji Bakanı: Çin’le rekabet değil, işbirliği istiyoruz
Etkinlikte konuşan Suudi Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Salman da, “Yakında Suudi-Çin yatırımıyla ilgili daha fazlasını duyarsanız şaşırmam” dedi.
Enerji Bakanı, Krallığın “rekabet yerine dünyanın en büyük ikinci ekonomisiyle işbirliği istediğini” söyledi.
Prens Abdülaziz, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ni sürdürürken, Krallık da Vizyon 2030 planında “istikrarlı bir şekilde” ilerlediği için, iki ülke arasında sinerji olduğunu vurguladı.
Yatırım Bakanı: Çin’in Arap dünyasına açılan kapısı olabiliriz
Suudi Yatırım Bakanı Khalid Al-Falih de, Krallığın “Çin’in Arap dünyasına açılan kapısı” olarak hizmet edebileceğini söyledi.
İpek Yolu’nun yeniden canlanması hakkında da yorum yapan bakan, girişimin Suudi Arabistan’ın ekonomisini çeşitlendirmeyi ve gençliğinin becerilerini yükseltmek için modern teknolojiyi kullanmayı amaçlayan gelecek vizyonuyla uyumlu olduğunu ifade etti.
Suudi-Çin ticareti 2022’de yüzde 30 arttı
Suudi Arabistan’dan yapılan açıklamaya göre, AMR ALuwlaa Company ile Zhonghuan International Group (Hong Kong) arasında Suudi Arabistan’da demir fabrikası kurulması için 533 milyon dolarlık anlaşma imzalandı.
Açıklamada ayrıca, Suudi ASK Group ve China National Geological & Mining Corp arasında, krallıkta bakır madenciliği konusunda 500 milyon dolarlık bir işbirliği anlaşması imzalandığı kaydedildi.
Krallık, 2022’de Çin ile Arap ülkeleri arasındaki 432 milyar dolarlık ticaretin yüzde 25’ini temsil ediyor.
Suudi Arabistan ile Çin arasındaki ticaret hacmi 2022’de 106 milyar dolara ulaştı ve 2021’e göre yüzde 30’luk bir artış kaydetti.
İkinci günün gündemi BRICS Kalkınma Bankası
İki günlük etkinlik, Suudi Arabistan’ın yatırım ve dışişleri bakanlıkları tarafından Arap Birliği Genel Sekreterliği, Çin Uluslararası Ticareti Teşvik Konseyi ve Arap Odalar Birliği ile işbirliği içinde düzenlendi.
Programın ikinci günü olan bugün, Brezilya’nın eski başkanı ve Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika tarafından BRICS çerçevesinde altyapı için kaynakları seferber etmek amacıyla kurulan çok taraflı bir kalkınma bankası olan Yeni Kalkınma Bankası’nın şu anki başkanı Dilma Rousseff, gelişmekte olan pazarlarda ve gelişmekte olan ekonomilerde sürdürülebilir kalkınma projeleri hakkındaki kapanış konuşması yapacak.
Diplomasi
Deutsche Bank, renminbi için Avrupa’nın ilk kliring bankası oldu

Çin merkez bankası, Pekin’in para biriminin uluslararası kullanımını artırma çabaları kapsamında, Deutsche Bank’ı renminbi için ilk Avrupalı kliring merkezi olarak atadı.
Çin Halk Bankası, pazartesi gecesi Frankfurt’ta Alman bankayı renminbi kliring bankası olarak yetkilendirdi.
Deutsche Bank salı günü yaptığı açıklamada, bu atamanın renminbinin “süregelen uluslararasılaşmasını” ve bankanın “Çin-Avrupa arasındaki başlıca koridorlarda ticaret, hazine ve yatırım faaliyetlerini kolaylaştırmadaki artan rolünü” vurguladığını belirtti.
Yurtdışındaki renminbi kliring odalarının çoğu, Çin’in en büyük dört devlet bankası olan Bank of China, Industrial and Commercial Bank of China, Bank of Communications ve China Construction Bank’ın yerel şubeleri.
Deutsche Bank, Avrupa’da renminbi işlemlerini takas ve mutabakatına izin verilen ilk Çinli olmayan banka.
Deutsche Bank Çin Başkanı Leo Yin, “Bu, Çin’in finansal sistemine doğrudan bir köprü kuruyor ve Avrupa-Çin ticaret ve yatırım akışlarında yer alan müşterilerimizi destekleme kabiliyetimizi güçlendiriyor,” dedi.
Çin Merkez Bankası, bağımsız beş yıllık planda yuanın küreselleşmesini hedefliyor
Yin, Avrupalı grupların “döviz sürtüşmesini” azaltmak ve tedarik zinciri ödemelerini kolaylaştırmak için Deutsche Bank’ın renminbi kliring hizmetini kullanmasını beklediğini, Çinli şirketlerin ise “renminbi ekosisteminde kalarak” Avrupa’daki yatırımlarını finanse etmek ve ticaret akışlarını kolaylaştırmak için bu hizmeti kullanmasının muhtemel olduğunu belirtti.
Çin, son yıllarda para biriminin küresel kullanımını artırmak ve doların hakimiyetine meydan okumak için çabalarını yoğunlaştırdı.
Bu yıl açıklanan Komünist Parti’nin 15. Beş Yıllık Planı, ticarette, yatırımda ve finansmanda renminbi’nin rolünün genişletilmesini öngörüyor.
Deutsche Bank, uzun süredir renminbi’nin uluslararasılaşmasına katkıda bulunuyor ve 2015 yılında Çin’in SWIFT’e alternatif olan Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi’ne doğrudan katılımcı olarak dahil oldu.
Bloomberg verilerine göre, Alman bankası bu yıl “panda tahvili” işlemlerinde (Çin anakarasında yabancı kurumlar tarafından ihraç edilen renminbi cinsinden borçlanma araçları) Çinli olmayan bankalar arasında birinci sırada yer alıyor.
Çin’deki faiz oranlarının tarihi düşük seviyelerde olmasıyla birlikte, renminbi cinsinden borçlanma hızla arttı.
Goldman Sachs, sigorta şirketi Chubb ve Singapur’un devlet yatırımcısı Temasek gibi çok uluslu gruplar, Hong Kong’da renminbi cinsinden borçlanma yoluyla ihraç edilen “dim sum tahvillerinin” ihracını artırdı.
Pekin, ticaret ve offshore kredilerde para birimini tanıtma konusunda bir miktar başarı elde etse de, renminbinin rezerv para birimi olarak payı hâlâ düşük seviyede.
Çin, tahvil piyasalarını yabancı yatırımcılara daha fazla açmak için adımlar attı ama küresel sabit getirili menkul kıymet yöneticileri, ülkenin devlet tahvillerine ayırdıkları payı artırma konusunda isteksiz davranıyor.
Yatırımcılar, Çin devlet tahvillerine ayırdıkları payı artırmalarını engelleyen faktörler olarak ülkenin nispeten düşük getirilerini, yavaşlayan iktisadi büyümeyi ve artan borç/GSYİH oranını gösteriyor.
Diplomasi
‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?

Analistlere göre yeni savunma paktı, etkisini Hint Okyanusu bölgesine kadar genişletebilecek daha geniş, ideolojik temelli bir askeri bloka dönüşebilir.
South China Morning Post’a konuşan analistlere göre Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye arasında imzalanan yeni savunma paktı, İslamabad’ın bu anlaşmayı Hindistan’ın çevresindeki Müslüman çoğunluklu ülkelerle daha geniş güvenlik bağları kurmak için kullanıp kullanamayacağı konusunda Yeni Delhi’de soru işaretlerine yol açtı.
Cuma günü imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırının üçünün tamamına yapılmış sayılacağını hükme bağlıyor.
Üçlü anlaşma, Suudi Arabistan ile Pakistan arasında geçen eylül ayında imzalanan ikili anlaşmanın ardından geldi.
Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif cumartesi günü paktı, İslam ülkeleri arasında daha geniş kapsamlı bir askeri ittifak için olası bir model olarak tanımladı ve böyle bir yapılanmayı NATO’ya benzetti.
İslam ülkelerinin dini dayanışmadan ziyade ulusal çıkarlarına öncelik verme ihtimali hâlâ daha yüksek olsa da analistlere göre Pakistan’ın paktı daha geniş kapsamlı işbirliği için potansiyel bir platform olarak sunması nedeniyle Delhi’nin temkinli olması gerekecek.
Bu gelişme, Bangladeş’in askeri modernizasyon planları kapsamında Çin ve Pakistan’ın ortak geliştirdiği JF-17 Thunder savaş uçaklarını İslamabad’dan satın alma seçeneğini değerlendirdiği bir döneme denk geliyor.
İki ülke arasında üst düzey hava kuvvetleri görüşmeleri ve olası bir savunma paktına ilişkin temaslar gerçekleştirildi. Bunlara, eğitim simülatörlerinin devri gibi adımların da eşlik ettiği bildirildi.
Delhi merkezli Indic Researchers Forum’un Stratejik İlişkiler ve Ortaklıklar Direktörü Srinivaasan Balakrishnan, paktın etkisini Hindistan’ın başlıca güvenlik sağlayıcısı olarak hareket ettiği Hint Okyanusu bölgesine kadar genişleten “daha geniş, ideolojik veya kimlik temelli bir askeri bloka” dönüşebileceğini söyledi.
“Dolayısıyla asıl stratejik soru, bugün bir ‘İslami NATO’nun kurulup kurulmadığı değil,” dedi ve ekledi: “Asıl soru, bunun savunma anlaşmaları, askeri tatbikatlar, istihbarat paylaşımı ve silah transferleri yoluyla kademeli olarak ortaya çıkıp çıkamayacağıdır.”
Analistler, Hindistan’ın Bangladeş’i yakından takip etmesi gerekeceğini söyledi.
Hindistan’daki Ashoka Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olan Uday Chandra, “Bangladeş kesinlikle yakından izlenmeye değer ve Hindistan yönetimi de şu anda bunu yapıyor. Hem Pakistan hem de Türkiye ile savunma ilişkileri son dönemde kesinlikle gelişti,” dedi.
Pakistan, döviz rezervlerini artırmak ve zor durumdaki ekonomisini canlandırmak amacıyla savunma ürünleri için aktif biçimde yeni pazarlar araştırıyor ve bu pazarlardaki varlığını genişletiyor.
Ancak Chandra’ya göre Dakka’nın Pakistan’dan silah ve savunma teçhizatı satın alması veya Pakistan’la ortak askeri tatbikatlar yapması halinde bile Mekke paktına resmen katılması hâlâ oldukça büyük bir adım olacaktır. Chandra, “Bangladeş’in katılması mümkün ama bu, belirsiz bir geleceğe doğru çok büyük bir sıçrama olur,” dedi.
Hindistan, hükümeti Delhi ile yakın çalışan Şeyh Hasina’nın iki yıl önce devrilmesinin ardından Bangladeş’le ilişkilerinde yaşanan gerginlik döneminden sonra bağları istikrara kavuşturmak için adımlar attı.
Hindistan’ın güvenlik ve istihbarat kurumları, özellikle siyasi geçişler ve bölgesel dinamiklerdeki değişimlerin ardından İslamcı militan grupların Bangladeş içinde operasyon alanları kullanması veya oluşturması ihtimali konusunda süregelen kaygılar taşıyor.
Gerilim, bir süredir Delhi’de yaşayan Hasina’nın 5 Ağustos’ta çevrim içi bir medya etkinliği düzenlemesinin ardından kısa süre önce yeniden ortaya çıktı. Bangladeş bunun üzerine, Hasina’nın açıklamalarının ülkedeki istikrarı zedelediği yönündeki endişesini dile getirdi.
Uzmanlara göre bu kaygılar geçici olabilir; zira son iki yılda uygulanan ticari kısıtlamaların kademeli olarak gevşetilmesi bekleniyor. Hindistan, Bangladeş’in ikinci büyük ticaret ortağı konumunda.
Hasina’nın ülkeye dönmesi beklenirken Bangladeş Cumhurbaşkanı istifa edeceğini duyurdu
Bangladeş ve yine Müslüman çoğunluklu bir ülke olan Maldivler, Hindistan’la önemli ekonomik, kalkınma ve güvenlik bağlarına sahip ve Hint Okyanusu bölgesindeki bölgesel ortaklıklar ile bağlantı projelerine katılıyor.
Balakrishnan, bu iki ülkeden herhangi birinin Pakistan merkezli karşılıklı savunma çerçevesiyle resmî veya gayriresmî bir hizalanmaya dahil olması halinde bunun Bengal Körfezi ve daha geniş Hint Okyanusu güvenlik denklemine önemli yeni bir değişken ekleyeceğini belirtti.
Ancak Chandra, Maldivler’in böyle bir pakta katılma ihtimalinin Bangladeş’e kıyasla “daha düşük” olduğunu söyledi. Bunun nedeni olarak Maldivler’in kısa süre önce Güney Asya Bölgesel İşbirliği Teşkilatı’nın (SAARC) Hindistan liderliğinde yeniden canlandırılması yönündeki çağrılarını gösterdi.
Ekonomik kalkınma ve bütünleşmeyi teşvik eden SAARC; Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Sri Lanka, Nepal, Bhutan ve Maldivler’den oluşuyor. Örgüt, Hindistan’ın Uri’deki bir terör saldırısının ardından Pakistan’da yapılacak zirveyi boykot etmesi ve zirvenin iptal edilmesi üzerine 2016’da fiilen işlemez hale geldi.
Maldivler Devlet Başkanı Mohamed Muizzu’nun başlangıçtaki “Hindistan Dışarı” yaklaşımının yol açtığı gergin dönemin ardından diplomatik ilişkiler yeniden toparlandı. Bu değişim; üst düzey devlet ziyaretleri, mali destek paketleri ve geçen ay serbest ticaret anlaşmasına ilişkin ilk tur müzakerelerin yapılmasıyla kendini gösterdi.
Analistler, Mekke paktının Asif’in sözünü ettiği NATO tarzı ittifaktan hâlâ çok uzak olduğunu, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgesel güçler arasındaki farklı tutumların paktın Ortadoğu’da bile genişlemesini muhtemelen sınırlayacağını söyledi.
Hindistan Genelkurmay Başkan Yardımcılığı görevinde bulunmuş Satinder Kumar Saini, Mekke paktının “birbirlerinin topraklarını savunma taahhüdünden çok siyasi mesaj verme amacı taşıdığını” söyledi.
Saini’ye göre İslamabad’ın nükleer kapasitesi nedeniyle pakt Ortadoğu’da daha fazla ağırlık taşıyor. Ancak Suudi Arabistan ve Türkiye’nin gelecekteki bir Hindistan-Pakistan çatışmasına doğrudan katılmasının muhtemel olmadığını belirtti.
“Hindistan, 2015’ten bu yana yoğun diplomatik temaslar, enerji anlaşmaları ve yurt dışındaki Hint vatandaşlarının refahına yönelik çalışmalarla Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerini büyük bir özenle geliştirdi. Bu pakt söz konusu dengeyi karmaşıklaştırıyor. Hindistan, Suudilerle angajmanını sürdürmeli, ikili ilişkilerimizi ve karşılıklı bağımlılığımızı genişletip derinleştirmeli,” dedi.
Bağımsız analist Priyajit Debsarkar ise ABD-İran barış görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Pakistan’ın Ortadoğu ülkeleri nezdinde askeri güç olarak sahip olduğu itibardan yararlanmaya çalıştığını söyledi. Ancak ona göre İslamabad, ABD’yi rahatsız etmekten çekineceği için Mekke paktının yakın zamanda Bangladeş gibi ülkelere genişletilmesi pek olası değil.
“Burada izlenmesi gereken asıl mesele bunun Amerikalılar tarafından nasıl karşılanacağı. Çünkü Amerikalılar bu alternatif ittifakın kurulmasından pek memnun olmayabilir,” dedi.
Debsarkar, Pakistan’ın ABD’nin en büyük katkı sağlayıcısı olduğu Uluslararası Para Fonu gibi çok taraflı yardım mekanizmalarına bağımlılığına dikkat çekti. Pakistan ekonomisi, devlet temerrüdünü önlemek ve döviz rezervlerini istikrara kavuşturmak için IMF kurtarma paketlerine büyük ölçüde bağımlı.
“Pakistan kartlarını doğru oynamak konusunda çok dikkatli olmak zorunda,” dedi.
The Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Diplomasi
Grönland, ABD’li petrol şirketine “bu yıl sondaj yapmayı unutmasını” söyledi

Grönland yetkilileri, ABD’li petrol şirketi Greenland Energy’nin bu yıl Ada’nın doğusunda sondaj çalışmalarına başlamak için gerekli izinleri alamayacağını açıkladı.
Geçen hafta, ABD’li şirket hissedarlarına, Grönland’ın doğusundaki uzak bir yarımada olan Jameson Land’de bu yıl bir arama kuyusu açmayı planladığını bildirmiş ve Grönlandlı yetkililerle “yapıcı” bir diyalog içinde olduklarını vurgulamıştı.
Fakat Nuuk, projenin onay almaktan hâlâ çok uzak olduğunu belirtiyor.
Grönland Dışişleri ve Doğal Kaynaklar Bakanı Múte B. Egede, yerel yayıncı KNR’ye yaptığı açıklamada, “Mevcut durumda, şirketin bu sonbaharda sondaj çalışmaları yürütmesinin gerçekçi olduğunu düşünmüyorum,” dedi.
Grönland, çevresel endişeleri gerekçe göstererek 2021 yılında yeni petrol ve gaz ruhsatı vermeyi durdurdu.
Fakat İngiliz şirketi 80 Mile PLC’nin bir iştirakine ait üç eski ruhsat hâlâ geçerliliğini koruyor.
Greenland Energy, projenin ruhsat sahibi değil, yatırımcı ve işletmecisi ve kamp kurup sondaj çalışmalarına başlamak için gerekli izinleri henüz almadı.
Skandal, Danimarkalı araştırmacı medya kuruluşu Danwatch’ın, 80 Mile ve Greenland Energy Company şirketlerinin Temmuz ayı sonlarında Jameson Land’e büyük miktarda ekipman taşıdığını bildirmesiyle ortaya çıkmaya başladı.
Sevkiyatta bir ekskavatör ve en az 15 konteyner bulunuyordu.
Egede, şirkete, “gelecekteki tüm lojistik düzenlemelerin” uygulanmadan önce maden kaynakları otoritesine bildirilmesi ve onaylanması gerektiği yönünde “sert bir uyarı” gönderildiğini söyledi.
Egede, bir başka ihlalin kısıtlamalar, para cezaları veya en ciddi durumlarda lisansların geri alınması dahil olmak üzere daha sert yaptırımlarla sonuçlanabileceğini de ekledi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, Danimarka’nın yarı özerk bir bölgesi olan bu ada ülkesine hak iddia etmesinden bu yana Grönland, transatlantik gerilimlerin odak noktası haline geldi.
Hem Grönlandlı hem de Danimarkalı yetkililer, ABD’nin Grönland’ı ele geçirme planlarını reddederken, ocak ayından bu yana bir “üst düzey çalışma grubu” Kopenhag, Nuuk ve Washington arasında bir uzlaşma bulmak için çalışıyor.
Diplomasi2 hafta öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını2 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Dünya Basını1 hafta önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Görüş2 hafta önceAteş altındaki Mısır: Dimyat saldırısı küresel enerji piyasaları için ne anlama geliyor?
Dünya Basını2 hafta önceABD-Japonya ittifakını savaşa hazır hâle getirmek için altı maddelik plan
Asya2 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı
Dünya Basını2 hafta öncePekin ve Brüksel, küresel enerji geçişinin kurallarını baştan yazıyor












