Bizi Takip Edin

Amerika

Arizona, Colorado ve Nebraska’da seçmenler, kız sporlarına trans sporcuların katılımını yasakladı

Yayınlanma

Arizona, Colorado ve Nebraska’da okulların spor takımlarında “biyolojik cinsiyet” belirlemesini zorunlu kılan bir referandum önerisi kabul edildi.

Seçmenler, “Girişim Önerisi 442” olarak bilinen anayasa değişikliğini onayladı. Bu değişiklik, K-12 ve kolejler ile üniversiteler dahil olmak üzere tüm devlet okullarının spor takımlarını erkek, kadın veya karma olarak belirlemesini zorunlu kılıyor.

DDHQ tarafından sayılan oyların yüzde 95’inden fazlasına göre, önergenin yaklaşık yüzde 68 destekle kabul edilmesi bekleniyor.

Bu inisiyatif, aynı zamanda trans kız ve kadınların cinsiyet kimliklerine uygun spor takımlarında oynamalarını da engelleyecek.

Nebraska’nın 2025 yılında kabul ettiği yasa, eyaletteki kamu eğitim kurumlarının bu takımları doğumda atanan cinsiyete göre sınıflandırmasını zorunlu kılıyor.

Yasa uyarınca, kadınlar, “söz konusu kadın öğrenci için o spor dalında kadın takımı sunulmamış veya mevcut değilse” erkekler için belirlenmiş spor takımlarında oynayamazlar.

Eyalet yasası ayrıca öğrencilerin cinsiyetlerini bir hekim tarafından doğrulatmalarını şart koşuyor.

Oylanan yasa tasarısı ile aradaki fark, bu şartların büyük ölçüde eyalet Anayasasına dahil edilecek olması.

Cumhuriyetçiler, trans bireylerin, özellikle de trans kadınların veya kızların, cinsiyet kimliklerine uygun özel tesisleri kullanmalarına veya spor takımlarında oynamalarına izin verilip verilmemesi konusuna yoğun bir şekilde odaklandılar. Bu konu, bazı Demokratları da ikiye böldü.

Arizona’da da benzer bir nedenle oy kullanıldı. Eyaletteki seçmenler, trans öğrencilerin kız spor takımlarından ve cinsiyet kimliklerine uygun okul tuvaletleri ile soyunma odalarından dışlanmaları konusunda neredeyse kesin bir kararlılık sergiledi.

“Arizona’da Kız Sporlarını Koruma Yasası” olarak adlandırılan 318 Numaralı Önerge, okulların ve spor derneklerinin trans kızların cinsiyet kimliklerine uygun spor takımlarına katılmalarına izin vermeleri veya bir kişinin biyolojik cinsiyeti ile zıt olan cinsiyete yönelik soyunma odası, duş tesisi ya da tuvaleti kullanmasına izin vermeleri halinde dava açılacağı tehdidinde bulunuyor.

Arizona yasalarına göre, trans kızların kızlar için belirlenmiş okul spor takımlarında oynamasına izin vermek zaten yasadışı ama bu yasa teklifi, bu yasağı Little League gibi özel spor kuruluşlarına da genişletecek.

Salı günü açıklanan ilk seçim sonuçlarına göre, 318 numaralı yasa teklifi lehine verilen oylar, 200.000’den fazla oy farkıyla muhtemelen aşılmaz bir üstünlük elde etti.

Colorado’da da seçmenlerin yüzde 52,2’si okulların spor takımlarında “biyolojik cinsiyet” belirlemesini zorunlu kılan önergeyi destekledi.

Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles Hukuk Fakültesi’ne bağlı Williams Enstitüsü düşünce kuruluşunun verilerine göre 2025 yılında yapılan tahminlere göre, ülkede toplamda 13 ila 17 yaşları arasında transseksüel olarak tanımlanan yaklaşık 300.000 genç bulunuyor.

Ayrı bir veri seti ise ABD’de 18 ila 24 yaşları arasında yaklaşık 400.000 kişinin de transseksüel olarak tanımlandığını gösteriyor.

Amerika

Tıp doktorluğundan Senatoya: Abdul El-Sayed kimdir?

Yayınlanma

Michigan’daki yarışta Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers’ı mağlup eden tıp doktoru Abdul El-Sayed, ABD tarihinin ilk Müslüman senatörü oldu. El-Sayed, evrensel sağlık sigortası ve İsrail’e askeri yardımın sonlandırılması talepleriyle biliniyor.

Abdul El-Sayed, ABD’nin Michigan eyaletinde Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers’ı mağlup ederek ABD tarihinin ilk Müslüman senatörü unvanını kazandı.

Demokrat Parti’nin sol kanadında yer alan 42 yaşındaki El-Sayed, hem partisinin yerleşik düzenine yönelttiği eleştirilerle hem de Cumhuriyetçilerin ve Donald Trump’ın hedef aldığı seçim kampanyasıyla öne çıktı.

Mısır kökenli göçmen bir ailenin çocuğu olarak 1984 yılında Detroit’in banliyösü Rochester Hills’te doğan El-Sayed’in ilk dili Arapça oldu. Lise yıllarında güreş, Amerikan futbolu ve lakros takımlarının kaptanlığını yürüten El-Sayed, Michigan Üniversitesinde biyoloji ve siyaset bilimi eğitimi aldı; lakros sporunu üniversite takımında da sürdürdü. Ardından Rhodes bursuyla Oxford Üniversitesinde ve Michigan Üniversitesinde tıp eğitimi gördü; tıp doktorası derecesini Columbia Üniversitesinden aldı.

Epidemiyolojiden Detroit Sağlık Departmanına

Siyasete atılmadan önce kamu sağlığı epidemiyolojisi alanında çalışan ve akademide doçentlik kadrosuna yönelen El-Sayed, daha sonra Detroit Sağlık Departmanının başına getirildi. 2018 yılında, 32 yaşındayken Flint su krizindeki çalışmalarından esinlenerek Michigan Valiliği adaylığı için görevinden istifa etti. Bernie Sanders ve Alexandria Ocasio-Cortez gibi sol Demokrat isimlerin desteğini almasına karşın, partisinin ön seçiminde Gretchen Whitmer’a 20 puandan fazla farkla kaybetti.

Ardından Wayne County Kamu Sağlığı Direktörlüğü görevini yürüten El-Sayed, 2026 yılındaki Senato yarışında şansını yeniden denedi.

Demokrat Partinin emekliye ayrılan Senatörü Gary Peters’ın yerine geçmek için başlatılan ön seçim yarışında ilk olarak El-Sayed, Michigan Eyalet Senatörü Mallory McMorrow ve Temsilciler Meclisi Üyesi Haley Stevens yarıştı. McMorrow’un temmuz ayında adaylıktan çekilmesinin ardından yarış, Stevens ile El-Sayed arasında geçti.

İsrail yanlısı lobi örgütü AIPAC’e bağlı United Democracy Project adlı bağımsız harcama komitesinin (Super PAC) Stevens’ı desteklemek ve El-Sayed’i durdurmak için 30 milyon dolar harcadığı ön seçimi, El-Sayed yaklaşık yüzde 1 farkla kazandı.

“Trump etrafında ördüğümüz ittifak artık yok”

Obama’nın desteğini aldı

Eski ABD Başkanı Barrack Obama, El-Sayed’in Senato kampanyasına destek verdi.

El-Sayed, aralarındaki ilişkiyi zaman zaman kendi babasıyla kurduğu bağa benzeterek her başlıkta aynı görüşü paylaşmasalar dahi Obama’nın açtığı yol ve sunduğu katkı nedeniyle “derin bir minnettarlık duyduğunu” dile getirdi.

El-Sayed, Barack Obama’nın 2004 yılındaki Demokratik Ulusal Kurultay (DNC) konuşmasını takip ettikten sonra ilk kez bir siyasetçide kendisini gördüğünü kaydetti. Her iki ismin de Afrika kökenli babalara sahip olması, alışılmışın dışında isimler taşıması ve benzer fiziksel özellikleri paylaşması, El-Sayed’in sıklıkla dikkat çektiği unsurlar arasında yer aldı.

El-Sayed, geçmişte Obama yönetiminin bazı adımlarına yönelik eleştirilerini açıkça paylaştı. Özellikle dış politika kararlarını ve sağlık reformundaki sınırlılıkları hedef alan siyasetçi, bir dönem kendisine yakıştırılan “yeni Obama” nitelemesinden rahatsızlık duyduğunu dile getirdi.

El-Sayed, bu dönemde yaptığı değerlendirmede “Ben Obama değilim.” ifadesini kullandı. Obama döneminde yürürlüğe giren Sağlık Sigortası Reformu’nu (Affordable Care Act – ACA) ise geliştirilmeye muhtaç bir “başlangıç evi” olarak tarif etti.

Trump yenilgiyi kabul etti

İsrail’e askeri yardımları kampanyanın merkezine taşımıştı

El-Sayed, siyasi çizgi olarak kendisini demokratik sosyalist şeklinde tanımlamasa da Bernie Sanders çizgisine yakın bir ekonomik popülizmi savunuyor. Herkes için sağlık sigortası (Medicare for All) tasarısını destekleyen, şirket tekellerini eleştiren ve seçim harcamalarını serbest bırakan Citizens United kararının iptalini isteyen Michiganlı siyasetçi, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza dairesinin (ICE) lağvedilmesini talep ediyor.

Dış politikada ise El-Sayed, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarını doğrudan “soykırım” olarak niteledi ve ABD’nin bu ülkeye yönelik koşulsuz askeri yardımlarının kesilmesini savundu.

Nisan ayında CNN’e verdiği demeçte, “On binlerce insanı öldürmek sizi fazlasıyla kötü yapar. Hangisinin diğerinden daha kötü olduğunu tartışmıyoruz. Hamas: kötü. İsrail hükümeti: kötü. İkisini de söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

El-Sayed, seçim konuşmalarında bütçe önceliklerine değinerek “Vergilerimizin burada; buradaki okullar, sağlık sistemi ve altyapı için harcanmasını istiyoruz. Paramızın apartheid, soykırım ya da savaş yürütmek için gönderilmesini istemiyoruz.” görüşünü dile getirdi.

Genel seçim sürecinde Donald Trump ve Cumhuriyetçi çevrelerin hedefi olan El-Sayed, “cihatçı”, “komünist” ve Mısır’daki Müslüman Kardeşler örgütünün mensubu olmakla itham edildi.

Trump, El-Sayed’in Senatoya girmek için metal detektöründen geçmesi gerekeceğini iddia etti; Başkan Yardımcısı JD Vance ise El-Sayed’in ABD’ye hiçbir bağlılığının olmadığını öne sürdü.

Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers da El-Sayed’i kararsız bir eyalet için aşırı solda konumlandırmaya çalıştı. Genel seçim sürecinde taraflar ekim ayı ortasına kadar 220 milyon doları aşkın reklam harcaması yaptı.

Seçim gecesi Detroit’te eşi Sarah Jukaku ile birlikte zafer konuşması yapan El-Sayed, kendisine yöneltilen suçlamalara yanıt vererek “Ben Müslüman bir senatör olmak için yarışmıyorum. ABD Senatosu için yarışıyorum ve tesadüfen Müslümanım.” dedi.

Ocak ayında göreve başlayacak olan El-Sayed, anayasa gereği yemin törenini yönetecek olan Başkan Yardımcısı Vance’e seslenerek “JD, habibi, ocak ayında bana yemin ettirmekle anayasal olarak yükümlü olman leziz bir ironi barındırıyor.” ifadesini kullandı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Steve Bannon seçim sonuçları karşısında şaşkın

Yayınlanma

Trump’ın 2016 seçim zaferinin planlanmasına öncülük eden Steve Bannon, Cumhuriyetçilerin hezimete uğradığı seçim sonuçları karşısında şaşkınlığını gizleyemedi.

War Room adlı podcast’i aracılığıyla başkanın en etkili destekçilerinden biri olmaya devam eden eski baş stratejist, seçim gecesi Real America’s Voice’ta yapılan bir yayında, erkek seçmenler arasında bile Cumhuriyetçilerin çok az bir farkla önde olduğunu gösterdiğini öğrenmesinin ardından, “Bu doğru olamaz,” dedi.

NBC News’in sandık çıkış anketine dayandırılan veriler, 2024’te Trump’ın erkek seçmenler arasında 12 puanlık bir farkla galip gelmesinin ardından, erkek seçmenlerin oylarının yüzde 49’unun Cumhuriyetçilere, yüzde 48’inin ise Demokratlara gittiğini ortaya koydu.

Bannon, oranları görünce, “Bu çok büyük bir sorun. Bu durum etkisini gösterecek ve sonuçları olacak,” dedi.

Seçimden üç hafta önce Bannon, CBS News’e verdiği demeçte, Cumhuriyetçilerin Kongre’deki çoğunluğunu kaybetmeyi göze alamayacaklarını söylemişti.

Bannon, Demokratların kontrolü ele geçirmesinin, Trump’ı ve üst düzey yönetim yetkililerini soruşturmalara ve muhtemelen görevden alma işlemlerine maruz bırakacağını öne sürmüştü.

Ayrıca, pazar günü Financial Times’ta yayınlanan bir röportajda Bannon, seçim yenilgisinin MAGA hareketi ile partinin daha geleneksel isimleri arasında bir Cumhuriyetçi “iç savaş”ı tetikleyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Amerika

“Trumpizmin ölüm ilanı”

Yayınlanma

ABD’de Temsilciler Meclisinin tamamı ile Senatonun üçte birinin yenilendiği ara seçimlerin ilk sonuçlarına göre Demokrat Parti Kongrenin her iki kanadında da çoğunluğu elde ediyor.

Kesin sonuçların netleşmesinin birkaç gün alabileceği belirtilirken, İngiliz The Guardian gazetesi bu tabloyu “Trumpizmin ölüm ilanı” olarak niteledi.

The Guardian yazarı Moira Donegan, Cumhuriyetçiler açısından öngörülerin son derece karanlık olduğunu belirterek, seçim gözlemcilerinin sonuçların “ya Trump döneminin ya da kamuoyu araştırmacılığı mesleğinin sonu” anlamına geleceğine dair şakalar yaptığını aktardı.

Yazıda, Trump’ın 2027 yılına muhalif bir Kongre, hızla eriyen onay oranları ve iki yıl sonra dolacak görev süresiyle gireceği vurgulandı.

Yazıda ayrıca şu değerlendirme yer aldı:

“Trump’ın gücü, her zaman Cumhuriyetçi seçmen tabanı üzerinde kurduğu izlenimi veren etkide ve karizmasının seçmenleri her koşulda peşinden sürükleyebilme kapasitesinde yatıyordu. Salı gecesi elde edilen Demokrat zaferlerinin sonuçlarına bakılırsa, seçmenler artık onun arkasından gitmiyor.”

Kongrede çoğunluk Demokratlara geçiyor

Demokrat Parti’nin üstünlüğü, Trump’ın yetkileri merkezileştirme, bürokrasiyi muhaliflerden arındırma ve Kongrenin bütçe denetimini görmezden gelme girişimlerinin seçmenden sert yanıt aldığı bir ortamda şekilleniyor.

Uzmanlar, Kongredeki muhalefet, Cumhuriyetçi Parti içi bölünmeler ve özellikle İran’la yaşanan savaşın tetiklediği dış politika başarısızlıkları nedeniyle 2027’nin Trump için siyasi bir tecrit yılı olacağını tahmin ediyor.

Senatoda çoğunluğu sağlayan Demokratlar, başkanlık yönetimi hakkında soruşturmalar yürütme, Cumhuriyetçilerin yargı atamalarını engelleme ve Kongrenin bütçe yetkilerini savunma hakkını elde ediyor.

Analistler, Cumhuriyetçilerin yenilgisinde Trump’ın ekonomi politikalarına yönelik tepkilerin belirleyici olduğunu savunuyor; enflasyon, yüksek akaryakıt fiyatları ve sosyal adaletsizlik temel etkenler arasında sıralanıyor.

Komplo ve usulsüzlük suçlamalarına karşın Trump, The New York Times gazetesine verdiği mülakatta seçim sonuçlarını kabul edeceğini söyledi.

Cumhuriyetçiler arasında MAGA hareketinden kopma çağrıları yükseliyor

“Trump dönemi fiilen sona erdi”

Trump’ın kamuoyu önündeki tutumuna işaret eden yazıda, “Mikrofonların önünde öfkeyle konuşacak ve sosyal medyada büyük harfler kullanarak şikayetlerini sıralayacak. Ancak bundan bir sonuç çıkması pek olası değil. Çünkü salı gecesi, 2016 başkanlık seçimlerinde Hillary Clinton’ı beklenmedik şekilde mağlup etmesinden neredeyse tam on yıl sonra, Trump dönemi fiilen sona erdi.” ifadeleri kullanıldı.

İlk sonuçlara ilişkin değerlendirmede bulunan Donald Trump, tablodan “biraz şaşkın” olduğunu kaydetti. Trump, “Daha iyi bir performans sergileyeceklerini düşünüyordum. Geniş kapsamlı bir seçim kampanyası yürüttük.” dedi.

İlk olarak 2017-2021 yılları arasında başkanlık koltuğunda oturan Trump, 2024 seçimlerini kazanarak ABD tarihinde yenilginin ardından Beyaz Saray’a dönen ikinci başkan olmuştu. ABD Anayasası’nın 22. Ek Maddesi bir kişinin iki dönemden fazla başkanlık yapmasını yasaklıyor.

Axios’un aktardığı verilere göre, İran ile savaş, gümrük vergileri ve anıt tartışmaları ekseninde Trump’ın kamuoyu onay oranı ağustos ayında yüzde 32 seviyesine kadar geriledi. Bu oran, Trump’ın ilk başkanlık dönemindeki en düşük onay olan Aralık 2017’deki yüzde 33’lük seviyenin de altına indi.

Trump yenilgiyi kabul etti

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English