Bizi Takip Edin

Diplomasi

Avrupa, İsrail’e karşı hamleleri artırıyor

Yayınlanma

Avrupa ülkelerinde, İsrail’in Gazze’de yürüttüğü işgale yönelik tepkiler yükselirken somut adımlar da kısmen atılmaya başlandı.

Örneğin Avrupa Komisyonu, İsrail’in, AB’nin amiral gemisi araştırma ve geliştirme programı Horizon Europe’a katılımını kısmen askıya almak istiyor.

İsrail’in Gazze’deki işgali, 2021 yılında AB üyesi olmayan ülkeler için en yakın araştırma işbirliği biçimi olan 95 milyar avroluk programa katılımını tehlikeye atabilir.

Önerilen askıya alma kararı, AB’nin İsrail ile avantajlı ikili ilişkiler sağlayan ortaklık anlaşmasını gözden geçirmesinin ardından geldi.

Haziran ayında yapılan gözden geçirme, İsrail’in anlaşma kapsamındaki insan hakları yükümlülüklerini ihlal ettiğini tespit etti. POLITICO’ya konuşan iki yetkiliye göre, AB dışişleri bakanları önümüzdeki ay yapılacak toplantıda olası sonuçları tartışacak.

Komisyon, pazartesi günü yapılan toplantının ardından yaptığı açıklamada, “İsrail, Gazze’deki çatışmalarda günlük insani yardım ateşkesi ilan etti ve insani yardım ve erişim konusunda ortak mutabakat kapsamında bazı taahhütlerini yerine getirdi ama durum hâlâ ciddi,” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanlığı, X’te yaptığı bir paylaşımda, önerilen askıya alma kararını “yanlış, üzücü ve haksız” olarak nitelendirerek, bu kararın “sadece Hamas’ı güçlendireceğini ve dolayısıyla ateşkesin sağlanma şansını zedeleyeceğini” belirtti.

İsrailli kuruluşların Horizon’dan faydalanması engellenebilir

Askıya alma kararı, Horizon Europe kapsamında 10,1 milyar avroluk bir program olan Avrupa İnovasyon Konseyine odaklanıyor. Karar, Komisyonun araştırma ağırlıklı ve sermaye yoğun teknoloji girişimlerine yatırım yapmasına olanak tanıyan EIC Accelerator programına katılan İsrailli kuruluşları etkileyecek.

Komisyon, EIC Accelerator kapsamında finanse edilen teknolojilerin “siber güvenlik, insansız hava araçları ve yapay zeka gibi potansiyel çift kullanım alanları” olduğunu belirtti.

Daha geleneksel Horizon Europe programları aracılığıyla finanse edilen İsrail üniversiteleri ve araştırmacıları bu karardan etkilenmeyecek.

Öte yandan kararın, AB ülkelerinin nitelikli çoğunluğunun desteğini alması gerekiyor. Bu karara kadar, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen dahil olmak üzere AB Komisyon üyeleri, İsrail’e karşı herhangi bir eylemi desteklemeyi topluca reddetmişlerdi.

Oybirliği ile İsrail’e yaptırım mümkün görünmüyor

İsrail’in Horizon programından askıya alınması, Filistin topraklarındaki sivillerin içinde bulunduğu vahim durum nedeniyle İsrail’in uluslararası hukuku ihlal ettiğini teyit eden bir raporun ardından Avrupa Komisyonu ve üye ülkelere sunulan on seçenekten biriydi.

Horizon programının kısmen askıya alınması için 27 ülkenin tamamının oybirliği gerekmiyor ve Avusturya, Almanya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti gibi üye devletlerin İsrail’e karşı önlem almayı kabul etmesi hala olası görünmüyor.

Ne var ki öneri nitelikli çoğunluk oyuyla kabul edilebilir, bu da gerekliliklerin yerine getirilmesi için İtalya gibi büyük ülkelerin de öneriyi desteklemesi gerektiği anlamına geliyor.

Brüksel, Tel Aviv’in anlaşmaya uymadığını düşünüyor

10 Temmuz’da AB, diploması şefi Kaja Kallas’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Christophe Bigot’un da dahil olduğu bir heyeti Tel Aviv’e göndermişti.

Bu ziyaretin ardından, Gazze’ye insani yardım erişiminin “önemli” ölçüde iyileştirilmesi, gıda kamyonlarının sayısının artırılması ve “yardım çalışanlarının hayatlarının korunması” konusunda bir anlaşma sağlamıştı.

Fakat AB içinde, İsrail’in anlaşmanın kendi payına düşen kısmını yerine getirmediği konusunda güçlü bir fikir birliği var.

Euronews’e konuşan üst düzey bir kaynak, “Son birkaç gündür Gazze’deki durumun hâlâ korkunç olduğu açık ve biraz daha yardım ulaşsa da dağıtım ölümcül bir hal aldı,” dedi.

Berlin’den kısmi tutum değişikliği sinyali

Alman Şansölyesi Friedrich Merz pazartesi günü yaptığı açıklamada, hükümetinin AB’nin İsrail ile imzaladığı ortaklık anlaşmasına ilişkin tutumunu yeniden gözden geçirdiğini söyledi.

Alman lider, Gazze’deki “felaket niteliğindeki insani durum” konusunda uyarıda bulunarak, bu tutum değişikliğinin bir dönüm noktası olabileceğinin sinyalini verdi.

Merz, ticaret ve diğer işbirliği alanlarında yakın ilişkiler öngören AB-İsrail Ortaklık Antlaşmasının askıya alınması olasılığına ilişkin bir gazetecinin sorusuna yanıt olarak, “Bu tür adımları atma hakkımızı saklı tutuyoruz,” dedi.

Merz, şimdiye kadar Almanya’nın ortaklık anlaşmasının gözden geçirilmesini desteklemeyeceğini belirtmişti fakat diğer AB liderleri anlaşmanın askıya alınmasını veya kısmen askıya alınmasını destekliyor.

Almanya hükümeti, Gazze’deki açlık ve acıyı hafifletmek için harekete geçmesi yönündeki baskılar artarken, Merz, Almanya’nın Filistin topraklarına insani yardım ulaştırmak için hava köprüsüne katılacağını da söyledi.

Merz, olası sonraki adımları değerlendirmek için Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un perşembe günü Orta Doğu’ya yapacağı gezinin sonucunu bekleyeceğini söyledi.

Fakat Merz, bir gazetecinin Almanya’nın İsrail’e silah sevkiyatını askıya alıp almayacağına ilişkin sorusuna yorum yapamayacağını belirtti.

Merz, Ürdün ile işbirliği yaparak yardım göndereceklerini söyledi

Son günlerde, diğer Avrupa ülkeleri liderlerinin somut adımlar atılması yönündeki çağrıları üzerine Merz üzerinde uluslararası baskı da arttı. Geçen hafta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Filistin devletini tanıma yönünde adım atacağını söyledi.

Merz, Alman hükümetinin Ürdün ile işbirliği yaparak Gazze’ye gıda ve tıbbi malzeme nakliyesine katılacağını ve Savunma Bakanı Boris Pistorius’un Fransa ve İngiltere ile yakın koordinasyon içinde çalışacağını söyledi.

Merz, “Bunun Gazze halkı için çok küçük bir yardım olacağını biliyoruz, ancak en azından bu katkıyı yapmaktan mutluluk duyuyoruz,” dedi.

Hollanda, Ben-Gvir ile Smotrich’in ülkeye girişini yasakladı

Hollanda hükümeti, Gazze’deki “dayanılmaz ve savunulamaz” durumu kınamak için İsrail’in Hollanda büyükelçisini çağırarak, iki aşırı sağcı İsrail bakanına seyahat yasağı getirdiğini pazartesi günü geç saatlerde yayınladığı bir mektupta duyurdu.

İsrail hükümeti bakanları Itamar Ben-Gvir ve Bezalel Smotrich’in, Filistinlilere karşı defalarca şiddet çağrısında bulundukları ve Gazze Şeridinde “etnik temizlik” çağrısında bulundukları gerekçesiyle Hollanda’ya girişleri yasaklandı.

Hollanda’nın kararı, geçen ay İngiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda ve Norveç’in benzer adımlarını izliyor.

Hükümet, İsrail’in önde gelen araştırma fonu Horizon programına erişimini kısıtlama yönündeki AB’nin tavsiyesini de desteklediğini ve İsrail’in Avrupa Birliği ile yardımların artırılmasına ilişkin anlaşmasını ihlal ettiği tespit edilirse Avrupa’nın ticari yaptırımları için baskı yapacağını açıkladı.

Hollanda Başbakanı Dick Schoof, Gazze’deki insani durumun “felaket” olduğunu söyledi ve “Gazze halkına insani yardıma derhal, engelsiz ve güvenli erişim sağlanması” talebinde bulundu.

Schoof, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda, hükümetinin İsrail’e karşı daha da sert önlemler alabileceğini de belirtti.

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English