Avrupa
Avrupa, Ukrayna için Rusya ile müzakere edecek temsilci arıyor

Avrupa Birliği üyesi ülkeler, Rusya ile yürütülmesi muhtemel müzakerelerde topluluğu kimin temsil edeceğine ilişkin tartışmalar gerçekleştirirken, bu durum birlik içerisindeki derin fikir ayrılıklarını gün yüzüne çıkardı. ABD ara buluculuğunda yürütülen görüşmelerde ilerleme sağlanamamasından duyulan memnuniyetsizlik üzerine başlayan tartışmalarda, muhtemel özel temsilci adayları arasında Angela Merkel ve Mario Draghi gibi isimler zikrediliyor.
Avrupa Birliği kurumlarındaki kaynakların Financial Times gazetesine aktardığı bilgilere göre, Brüksel bürokrasisi Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile temas kuracak özel bir temsilci atanması ihtimalini değerlendiriyor.
Ortaya konan değerlendirmelere göre, muhtemel adaylar arasında Almanya eski Şansölyesi Angela Merkel ile Avrupa Merkez Bankası eski Başkanı Mario Draghi isimleri öne çıkıyor.
Gerçekleştirilen gayriresmi istişarelerde ayrıca Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ve eski Finlandiya lideri Sauli Niinistö isimleri de telaffuz ediliyor.
Gazete, söz konusu meselenin gelecek hafta Kıbrıs bünyesinde düzenlenecek Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları toplantısında ele alınmasının planlandığını yazdı.
Sektör kaynakları, tartışmanın fitilini ateşleyen temel unsurun, ABD ara buluculuğunda yürütülen müzakerelerde herhangi bir ilerleme kaydedilememesinden ötürü Avrupa kanadında büyüyen rahatsızlık olduğunu ifade etti.
Financial Times kaynağının paylaştığı bilgiye göre, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump yönetimi Avrupalı müttefiklerine, Avrupa Birliği kanadının Moskova ile paralel temaslar kurmasına karşı çıkmadığı yönünde bir işaret verdi.
Kaynak, Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin mevcut formatın işlemediğinin farkında olduğunu dile getirdi.
Ukrayna sahasındaki askeri operasyonların başlamasının ardından Avrupa Birliği, Kremlin ile olan resmi iletişim kanallarını neredeyse tamamen askıya almıştı.
Ancak Financial Times tarafından yayımlanan makalede, Brüksel’in Avrupa’nın doğrudan katılımı olmaksızın varılacak muhtemel bir mutabakatın, hem Avrupa Birliği hem de Kiev için elverişsiz şartlar doğurmasından endişe ettiği aktarıldı.
Bununla birlikte, bir müzakereci atanması fikrinin kendisi dahi birlik içinde ciddi tartışmalara yol açıyor. Üye ülkelerin bir kısmı, adayların erkenden ve kamuoyu önünde tartışılmasının, topluluğun Rusya ve Ukrayna politikalarındaki ortak zemin eksikliğini daha da görünür kılacağını değerlendiriyor.
Avrupalı bir diplomat Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, bu tür konuların bir karar alınmadan önce kamuoyu önünde tartışılmaması gerektiğini belirtti.
Gazeteye konuşan kaynaklar, Angela Merkel isminin Almanya iç siyasetinde dirençle karşılandığına işaret etti. Hristiyan Demokrat Birlik partisi temsilcileri, eski şansölyeyi iktidarı döneminde Federal Almanya Cumhuriyeti’nin Rusya’ya olan enerji bağımlılığını derinleştirdiği gerekçesiyle eleştiriyor.
Söz konusu partiden bir milletvekili, Merkel’in müzakerelere dahil edilmesi fikrini anlamsız olarak nitelendirdi.
Aynı kaynaklar, Mario Draghi isminin ise bazı Avrupa başkentlerinde daha tarafsız ve teknokrat bir figür olarak algılandığını aktardı.
Draghi’nin belirgin bir siyasi yük taşımaksızın Avrupa Birliği çıkarlarını temsil edebilecek nitelikte görüldüğü ifade edildi.
Üst düzey bir Ukraynalı yetkili gazete bünyesinde yaptığı açıklamada, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin de Rusya ile yapılacak müzakerelerin Avrupa tarafında Draghi gibi bir ismi ya da mevcut ve güçlü bir lideri görmek istediğini beyan etti.
Yetkilinin aktardığına göre, Ukrayna liderinin bu konuyu bu hafta içinde Fransa, Almanya ve Birleşik Krallık liderleriyle ele alması bekleniyor.
Politico’nun daha önce aktardığı ve netlik kazanan bilgilere göre, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, kendisini müzakereci adayları listesinden çıkardı.
Gerekçe olarak, Kallas’ın sergilediği Rusya karşıtı tutumun, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in diyaloğu reddetmesine yol açabileceği endişesi gösterildi. Kallas, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Avrupa’yı Rusya ile diyalogda tek başına temsil edebileceğini ihtimal dahilinde görmüştü.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 9 Mayıs tarihindeki açıklamasında Avrupa kanadından tercih edilecek müzakereci olarak Almanya eski Şansölyesi Gerhard Schröder’in adını vermişti.
Kallas bu yaklaşıma yanıt olarak, Moskova’nın Avrupa Birliği tarafındaki müzakereciyi seçmesine izin vermenin pek makul olmadığını söylemiş, Schröder’in ise böyle bir durumda masanın her iki tarafında da oturuyor gibi olacağını ifade etmişti.
Kremlin yönetimi, Rusya Federasyonu’nun diyaloğa açık olduğunu defaatle kamuoyuna duyurmuştu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bu süreçte yaptığı değerlendirmelerde, Avrupa’nın elinde bir barış gündemi bulunmadığını ve kendilerinin savaşın tarafında konumlandığını kaydetmişti.
Avrupa
Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.
Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.
Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.
Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.
Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.
Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.
Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.
Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.
Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.
Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.
Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.
Avrupa
Rheinmetall, otomotiv tedarik bölümünü satıyor

Alman savunma sanayi şirketi Rheinmetall, otomotiv tedarikçi bölümünü özel sermaye şirketi Aequita’ya satıyor.
Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki şirketin “bugün, Rheinmetall’in eski Power Systems bölümüne yeni bir yönetim altında bir gelecek açan bir satın alma anlaşması imzaladığını” duyurdu.
Bu, “stratejik yeniden yapılanmada bir dönüm noktası” niteliğinde; sivil bölümün satışıyla birlikte grup, “odak noktasını askeri işine kaydırıyor.”
İşlemin bu yılın dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve halen düzenleyici kurumların onayına tabi.
Hisselerin yüzde 100’ü için ön satın alma bedeli 350 milyon avro olarak belirlendi fakat bu rakam işlemin kesinleşmesinden önce değişebilir.
Rheinmetall, kısa süre önce savunma işinde rekor kâr ve dolu sipariş defterleri bildirdi. Öte yandan, otomotiv tedarik endüstrisi krizde.
Şirket, “Özellikle otomotiv sektöründeki iş durumunun daha da kötüleşmesi, nihai anlaşmanın şart ve koşullarını etkiledi,” açıklamasını yaptı.
Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla Ukrayna savaşının başlamasından bu yana iş hacmi hızla artan Rheinmetall, geçen yıldan beri Power Systems bölümüne alıcı arıyordu ve bu bölümü Aralık 2025’te durdurulan faaliyetler kategorisine almıştı.
Rheinmetall, şirketleri satın alıp yeniden yapılandıran bir yatırım şirketi olan Aequita’nın, bu birimdeki dünya çapındaki yaklaşık 6.250 çalışanı işte tutmayı planladığını da ekledi.
Aequita’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Eş CEO’su Axel Geuer, “Bu şirket, artık yaklaşık 5 milyar avro gelir elde edecek olan otomotiv bölümümüze mükemmel bir katkı sağlıyor,” dedi.
Geuer, Aequita’nın bu şirketin uzun vadeli gelişimini destekleyeceğini ve otomotiv portföyü genelinde sinerji yaratmaya çalışacağını da sözlerine ekledi.
Rheinmetall, satışın dışında kalanlar arasında alüminyum döküm uzmanı KS Huayu AluTech’in Almanya’daki üç tesisi, otomotiv sensörleri ortak girişimi Dermalog SensorTec’teki hisseler ve otomobil parçaları üreticisi Pierburg’un İspanya’daki Abadiano fabrikasının bulunduğunu belirtti.
Avrupa
Litvanya, ABD ile nükleer silah müzakerelerine başladı

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, ABD nükleer silahlarının ülke topraklarında olası konuşlandırılmasına yönelik Washington ile müzakereler yürütüldüğünü açıkladı. Litvanya Anayasası kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklasa da Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu engeli aşacak değişiklikler önerdi.
Litvanya, ABD’ye ait nükleer silahların kendi topraklarında olası konuşlandırılması konusunda Washington ile müzakereler yürütüyor.
Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ABD ile görüşmelerin sürdüğünü doğruladı.
Politico’nun aktardığı habere göre Kaunas, “Tartışmalar devam ediyor. Litvanya kesinlikle bu sürecin dışında kalmıyor” ifadelerini kullandı.
Litvanya Anayasası, ülke topraklarında kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını açıkça yasaklıyor. Ancak Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, bölgedeki güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu yasal engelin etrafından dolaşılmasını sağlayacak anayasa değişiklikleri yapılmasını daha önce teklif etti.
Politico, söz konusu müzakerelerin ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma eğiliminde olduğu ve bu durumun NATO müttefikleri arasında güvenlik endişelerini artırdığı bir dönemde yürütüldüğünü yazdı.
Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre ise ABD, ek nükleer savaş başlıkları ve bombardıman uçaklarının diğer Avrupa merkezli NATO ülkelerinde konuşlandırılması seçeneğini değerlendiriyor.
Mevcut durumda ABD’ye ait nükleer silahlar Avrupa coğrafyasında altı ülkede bulunuyor. Bu ülkeler Almanya, Belçika, İtalya, Türkiye, Hollanda ve Birleşik Krallık olarak sıralanıyor.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor









