Avrupa
Avrupa’daki silah fabrikaları barış zamanının üç katı hızla büyüyor

Avrupa’nın silah fabrikaları barış zamanının üç katı hızla büyüyor ve 7 milyon metrekareyi aşan yeni sanayi alanları oluşturuyor.
Financial Times’ın (FT) 37 şirkete ait 150 tesisi kapsayan radar uydu verilerini analizine göre, Avrupa’daki silah üretim tesislerinde inşaat faaliyetleri, Ukrayna savaşının başlamasından bu yana hız kazanmış durumda.
Veriler, devlet sübvansiyonları ile desteklenen ve uzun süredir vaat edilen Avrupa’nın savunma sektöründeki canlanmanın, sadece politika söylemlerinde veya harcama taahhütlerinde değil, somut olarak da gerçekleşmeye başladığını gösteriyor.
FT, 1.000’den fazla radar uydusu geçişini kullanarak, Batı’nın Ukrayna’ya desteğinde iki kritik başlık olan mühimmat ve füze üretimi ile ilgili tesislerdeki değişiklikleri izledi.
Avrupa Uzay Ajansı tarafından işletilen Sentinel-1 uyduları, radar sinyalleri göndererek yüzeydeki değişiklikleri ortaya çıkarabilen “geri saçılma” olarak bilinen yankıları kaydediyor.
Veriler, incelenen tesislerin yaklaşık üçte birinde genişleme veya inşaat çalışmalarına dair işaretler olduğunu gösteriyor.
Fabrika alanı nerdeyse 4 katına çıktı
Tespit edilen çalışmaların ölçeği ve yaygınlığı, yeniden silahlanmada çığır açan bir değişime işaret ediyor ve Avrupa’yı barış zamanında “tam zamanında” [just-in-time] üretimden, daha sürdürülebilir bir savaş hazırlığı için endüstriyel bir taban inşa etmeye doğru kaydırıyor.
Asya Pasifik Forumunun kıdemli araştırma görevlisi ve eski NATO silah kontrolü direktörü William Alberque, “Bunlar, orta ve uzun vadede savunma sanayisini dönüştürecek derin ve yapısal değişiklikler. Top mermilerini seri üretime geçirdiğinizde, metal ve patlayıcılar akmaya başlar, bu da füze üretiminin maliyetini ve karmaşıklığını düşürür,” dedi.
Analize göre, değişikliklerin olduğu alanlar 2020-21’de 790.000 metrekareden 2024-25’te 2,8 milyon metrekareye sıçradı.
Bu alanların fotoğrafları, değişikliklerin çalışmalar öncesinde yapılan kazılar, yeni binalar, yeni yolların döşenmesi ve inşaat çalışmalarından kaynaklandığını doğruladı.
Alman-Macar ortaklığı silah üretimini patlattı
En büyük genişleme gösteren alanlar arasında, Alman savunma devi Rheinmetall ile Macar devlet savunma şirketi N7 Holding’in ortak projesi yer aldı. Bu proje kapsamında, Macaristan’ın batısındaki Várpalota’da mühimmat ve patlayıcılar için devasa bir üretim tesisi inşa edildi.
Bir basın açıklamasına göre, Macaristan’daki ilk fabrika Temmuz 2024’te tamamlandı ve Rheinmetall’in KF41 Lynx piyade savaş aracı için 30 mm mühimmat üretiyor.
Rheinmetall sözcüsü Patrick Rohmann, “Kurumsal güvenlik nedenleriyle uydu görüntülerinde görünen üretim tesislerimizin iddia edilen ana hatları hakkında yorum yapamayız,” dedi.
Rheinmetall, tesisin 155 mm top mermileri ve Leopard 2 tankları ve muhtemelen Panther tankları için 120 mm mühimmat da dahil olmak üzere diğer mühimmat türlerini de üreteceği için inşaatın devam ettiğini belirtti. Tesis ayrıca bir patlayıcı fabrikasına da ev sahipliği yapacak.
Silah sanayiinde özel-devlet ayrımı bulanıklaşıyor
Radar, geleneksel uydu görüntülerinde fark edilmesi zor olan ince değişiklikleri algılayabilir. FT, ağaçların yapraklarını dökmesi gibi mevsimsel etkileri en aza indirmek için aynı bahar aylarına (Mart-Mayıs) ait radar görüntülerini karşılaştırdı ve diğer faaliyetlerle karıştırılmaması için bulguları kontrol etti.
Patlayıcı tesisleri genellikle güvenlik önlemi olarak optik görüntülerde zor fark edilebilen toprak setler veya çok sayıda küçük bina içeriyor.
Analiz, mühimmat ve füze üretimindeki belirli darboğazları gidermek için 500 milyon avro yatırım yapan AB programı ASAP (Mühimmat Üretimini Destekleme Eylemi) ile bağlantılı 88 tesisi inceledi. Rheinmetall ve Roxel tesisleri ASAP tarafından destekleniyor.
ASAP fonuyla 20 tesiste, tamamen yeni fabrikalar ve yolların inşası da dahil olmak üzere, belirgin bir fiziksel genişleme göze çarpıyor. 14 tesiste, yeni otoparkların inşası gibi küçük çaplı genişlemeler görülüyor. Geri kalan tesisler ya genişlememiş ya da ofis ve araştırma binaları.
Karşılaştırma yapabilmek için FT, ASAP aracılığıyla AB fonu almayan şirketleri de inceledi. Bunlar arasında ASAP’ın bekleme listesinde yer alan 12 tesis ve AB ve Birleşik Krallık’ta füze üretimi ile bağlantılı 50 tesis bulunuyor. Analiz, ASAP fonu alan şirketlerin diğerlerine göre daha hızlı genişlediğini gösteriyor.
İngiltere’nin kuzeyindeki bir BAE Systems fabrikası gibi bazı durumlarda, mevcut fabrika binası yeniden kullanıldığı için çalışmalar tespit edilemedi.
Devlet teşvikleri çoğunlukla mühimmat üretimine gidiyor
Letonya Dışişleri Bakanı Baiba Braže, FT’ye yaptığı açıklamada, genişlemenin “çok olumlu ve çok ihtiyaç duyulan bir gelişme” olduğunu söyledi. Fakat Braže, savunma sanayisinin NATO’nun artan harcamalarını karşılamaya ve vergi mükelleflerinin parasını “etkin bir şekilde” kullanmaya hazır olmasının “çok önemli” olduğunu belirtti.
ASAP tesislerindeki fiziksel değişikliklerin çoğu, mühimmat üretimine ayrılmış tesislerde gerçekleşti. Bu durum, mühimmatın önceliğini ve bu fabrikaların ne kadar alana ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
AB Savunma Komiseri Andrius Kubilius, FT’ye verdiği demeçte, Ukrayna savaşından bu yana Avrupa’nın yıllık mühimmat üretim kapasitesinin 300.000’den çok yukarılara çıktığını ve bu yıl sonuna kadar yaklaşık 2 milyon adede çıkacağını söyledi.
Rheinmetall’in genişlemesi bu büyümenin büyük bir kısmını oluşturacak: Şirket, 155 mm’lik mermi yıllık üretim kapasitesinin 2022’de 70.000’den 2027’de 1,1 milyona çıkacağını açıkladı.
Yetkililer ve sektör uzmanları, Avrupa’daki gerçek üretimin potansiyel kapasitenin önemli ölçüde altında kalacağını söylüyor. ASAP fonunun kesin etkisini değerlendirmek de zor, çünkü fon programı 2023’te açıklandığında birçok üretici zaten büyüme planları yapmıştı.
AB dışındaki ülkeler de fonlardan yararlanıyor
Diğer kamu harcamaları da önemli bir rol oynadı. Schrobenhausen’deki füze üreticisi MBDA’nın Almanya merkezinde yeni yollar ve inşaat çalışmaları açıkça görülüyor. Analiz, 2022’den bu yana 94.000 metrekareyi etkileyen değişiklikleri tespit etti.
Bu tesis, ASAP aracılığıyla iki ortak şirketle birlikte, taşınabilir omuzdan fırlatılan Enforcer füzesinin üretimini genişletmek için 10 milyon avro destek aldı.
Fakat diğer donanımlara yönelik siparişlerin artması da genişlemeye katkıda bulundu. Aynı fabrika, Avrupa topraklarında 1.000 adede kadar Patriot GEM-T karadan havaya füze üretmek için 5,6 milyar dolarlık NATO siparişinden de yararlandı.
MBDA Almanya direktörü Thomas Gottschild yaptığı açıklamada, “Sipariş hacmi, MBDA’nın Almanya’da Patriot füzeleri için bir üretim tesisi kurmasının yanı sıra önemli alt bileşenlerin üretimini de mümkün kılacak,” dedi.
Norveçli üretici Kongsberg, füze üretimini artırmak için 640 milyon Norveç kronu (62 milyon dolar) tutarında finansman desteği ile Haziran 2024’te bir füze fabrikası açtı. Bu finansmanın 10 milyon avrosu ASAP’tan sağlandı. Şirket sözcüsü Ivar Simensen, “Genişleme, toplam füze üretim kapasitemizde katlanarak artışa yol açtı,” dedi.
İngiliz BAE Systems, Westminster’dan destek ve İngiltere Savunma Bakanlığından artan siparişler aldı ve 2022’den bu yana İngiliz mühimmat fabrikalarına 150 milyon sterlinin üzerinde yatırım yaptı.
Güney Galler’deki Glascoed tesisinde, uydu görüntülerinde kazı çalışmaları açıkça görülüyor. BAE, bu yılın sonlarında yeni patlayıcı dolum tesisinin faaliyete geçmesiyle 155 mm’lik mermi üretim kapasitesini on altı kat artıracağını açıkladı.
‘ASAP mantığını taklit eden’ yeni savunma fonları yolda
Avrupa Komisyonuna göre, AB, hibe yoluyla “ASAP’ın mantığını taklit eden” 1,5 milyar avroluk yeni bir savunma programı üzerinde müzakere ediyor ve bu program kapsamında ortak alımları da finanse edecek.
Savunma Komiseri Kubilius, komisyonun “sektörleri diğer alanlarda üretimlerini genişletmeye teşvik etmek için” benzer yöntemlerin kullanılıp kullanılamayacağını incelediğini söyledi. Öncelikli alanlar arasında füzeler ve hava savunma, topçu ve insansız hava araçları yer alıyor.
Üreticiler de ASAP programını övüyor. Norveç-Finlandiya şirketi Nammo’nun sözcüsü Thorstein Korsvold, programın “Nammo’un üretimde kritik öneme sahip yatırımlar yapmasına yardımcı olduğunu” kabul etti.
Nammo, mermi, itici yakıt ve barut üretimini artırmak için ASAP kapsamında yaklaşık 55 milyon avro aldı ve diğer üreticilerle birlikte 41,4 milyon avroluk başka bir projenin parçası oldu.
Nammo’nun Vihtavuori’deki Finlandiya üretim tesisinde önemli bir genişleme açıkça görülüyor.
Korsvold, diğer alanlarda da benzer programlara ihtiyaç olduğunu belirterek, “Hava savunma füzeleri ve yüksek patlayıcılar şu anda çok küçük miktarlarda üretiliyor” dedi.
Uzmanlar ayrıca, Rusya’nın rakiplerini geride bıraktığı için uzun menzilli saldırı kabiliyetlerinin Avrupa ve daha geniş anlamda NATO için ciddi bir sorun olmaya devam ettiğine inanıyor.
Rheinmetal: Tanklar çok daha ucuz olacak
Öte yandan Rheinmetall CEO’su Armin Papperger, Avrupa hükümetlerinin savunma harcamalarında artış olmasına rağmen, tank, zırhlı araç ve topçu silahlarının maliyetinin önümüzdeki yıllarda düşeceğini söyledi.
Avrupa’nın savunma bütçelerinin şişmesinin fiyat enflasyonuna ve vergi mükellefleri için değer kaybına yol açacağına dair endişelere yanıt veren CEO, FT’ye verdiği demeçte, zırhlı araç ve topçu sistemlerinin maliyetinin yükselmeyeceğini, tersine düşeceğini savundu.
Almanya’nın en büyük silah üreticisinin şefi, ölçek ekonomisi ve otomasyonun daha fazla kullanılması içini “Şirket için iyi olmalı, ancak müşteriler için de iyi olmalı,” dedi.
Papperger, Rheinmetall’in artan talebe yanıt olarak son üç yılda mühimmat üretim kapasitesini on katına çıkardığı için mühimmat maliyetlerinin zaten düşmeye başladığını söyledi.
Tanklar ve zırhlı araçlarda bu tür ölçek ekonomisi elde etmek daha zor olageldi. Fakat şirketin önümüzdeki 12 ay içinde Boxer ve Puma araçları ile Fransız-Alman KNDS tarafından üretilen ancak Rheinmetall tarafından üretilen top kulesi ile donatılmış Leopard 2 tankı gibi ürünler için “binlerce” sipariş beklediğini söyledi.
Avrupa
İspanya ve İtalya sınır kontrollerini bitirecek

İspanya ve İtalya, geçen Temmuz ayında göç krizinin ardından başlayan sınır kontrollerini askıya alma konusunda anlaşmaya vardı.
Yaz aylarında Fas’tan Ceuta’ya gerçekleşen kitlesel göçmen geçişinin tetiklediği, aylar süren Schengen anlaşmazlığı şimdilik sona eriyor.
Bu karar, geçen hafta düzenlenen AB zirvesinde İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni arasında yapılan toplantının ardından ayarlanan, İtalya İçişleri Bakanı Matteo Piantedosi ile İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska arasındaki telefon görüşmesinin ardından alındı.
Her iki ülke de ayrı ayrı yaptıkları açıklamalarda, bu kararın “durumun dikkatli bir şekilde analiz edilmesinin ardından” alındığını ve “Schengen bölgesinin tam güvenliğini sağlamak için bilgi paylaşımının güçlendirilmesiyle destekleneceğini” belirtti.
Kara sınırı paylaşmayan İspanya ve İtalya arasında yaşanan eşi görülmemiş gerginlik, hava ve deniz yoluyla gelen yolcular için rastgele pasaport kontrollerinin uygulanmasına yol açmış ve bu karar aylar boyunca sistematik olarak yenilenmişti.
İlk olarak 1 Ağustos’ta bir ay süreyle uygulamaya konulan bu önlemler, başlangıçta 48 saatlik bir süre içinde 80.000 göçmenin Fas’tan Kuzey Afrika’daki İspanyol eksklavı Ceuta’ya ani ve kitlesel geçişi nedeniyle tetiklenmişti.
İspanya İçişleri Bakanlığı’na göre, sonraki günlerde 72.000’den fazla göçmen Fas’a geri döndü.
Ardından AB liderleri Sánchez’e karşı birleşerek, onun göç yanlısı politikalarının bir çekim faktörü yarattığını iddia ettiler.
Finlandiya ve İtalya gibi ülkeler, İspanya ile Schengen bölgesinin kapatılmasını hızla talep ettiler
Bu göç akını, İspanya’yı eşi görülmemiş bir acil duruma sürükledi. Bu durum, geçiş girişiminde 141’den fazla kişinin hayatını kaybetmesi ve binlerce kişinin hâlâ bu küçük şehirde mahsur kalmasıyla devam eden siyasi ve insani bir krize dönüştü.
Yerel yetkililer, çoğu çocuk olan yaklaşık 15.000 göçmenin Ceuta’da kaldığını iddia ediyor.
Avrupa
Saharov Ödülü’nü UCM kazandı

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve yetkilileri, 2026 Saharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü’nü kazandı.
Bu ödül, insan hakları alanındaki çalışmalar için AB’nin verdiği en yüksek onur ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, perşembe günü kazananı açıkladı.
Metsola, Avrupa Parlamentosu üyelerinin ayakta alkışladığı konuşmasında, “AB, çok taraflılığa ve uluslararası kurumlara saygı üzerine kurulmuştur ve bu ödül, uluslararası hukuku ve adaleti korumadaki mahkemelerin önemli çalışmalarını takdir etmektedir,” dedi.
Savaş suçları, soykırım ve insanlığa karşı suçları yargılayan Lahey merkezli mahkeme, faaliyetlerini felce uğratma tehdidi oluşturan ABD yaptırımlarıyla karşı karşıya.
Washington, en son önlemleri Ekim ayı başında, Nobel Barış Ödülü’nün, İsrail’in Gazze’de soykırım gerçekleştirdiği sonucuna varan bir BM raporunu denetleyen mahkemenin eski yargıçlarından Navi Pillay’e verilmesinden birkaç saat sonra duyurdu.
Sosyalistler ve Demokratlar, ödülün mahkemeye siyasi destek sağlamasını umarak UCM’yi aday göstermişti.
Adaylık sürecini başlatan Fransız sosyalist Chloé Ridel, bu zaferi “tarihi” olarak nitelendirdi.
Ridel, Rapporteur’e verdiği demeçte, “Bu, Donald Trump’a gönderilen bir umut ve direniş mesajıdır. Ne kadar sürerse sürsün UCM’nin yanında olacağız,” dedi.
Perşembe sabahı Parlamento’daki siyasi grup liderleri, kazananı belirlemek üzere kapalı kapılar ardında bir araya geldiklerinde, UCM’nin kazanma ihtimalinin düşük olduğu düşünülüyordu.
Sonuçsuz geçen ilk turda, üç sağcı grup –Avrupa Halk Partisi (EPP), Avrupa Muhafazakârları ve Reformcuları (ECR) ve Egemen Ulusların Avrupası (ESN)– Tanzanyalı muhalefet lideri Tundu Lissu’yu destekledi.
S&D, Renew, Yeşiller ve Sol’dan oluşan sol koalisyon ise UCM’yi destekledi. Avrupa için Vatanseverler (PfE) ise kendi adayları olan İranlı Taraneh ve Romina Rahimi kardeşlerin arkasında durdu.
PfE’nin adayı daha sonra yarıştan elendi ve ikinci turda Tundu Lissu ile UCM arasında bir yarışma yaşandı.
Ardından istişareler için kısa bir ara verildi. Bir yetkiliye göre bu sırada EPP’den Manfred Weber, ECR’den PfE’yi Tanzanyalı adayı desteklemeye ikna etmesini istedi.
Ne var ki PfE, Tanzanyalı aktivisti desteklemek yerine nihai oylamada çekimser kaldı ve böylece UCM’yi destekleyenlere dar bir çoğunluk sağladı.
Bu zafer, UCM’ye Brüksel’de bir miktar siyasi destek sağladı. Fakat Hollandalı EPP milletvekili Dirk Gotink, ödülün mahkemeyi “kurtaramayacağını” söyledi.
Yine de Gotink, Rapporteur’e verdiği demeçte, bu zaferin “Parlamento’nun bu kurumu ve uluslararası hukukun önemini desteklediğine dair net bir sinyal” olduğunu belirtti:
“Bunun… UCM’nin Amerikan yönetiminin bu eşi görülmemiş saldırısı altında faaliyetlerine devam etmesini sağlayacağını tüm kalbimle umuyorum.”
ICC ve yetkilileri, 16 Aralık’ta Strazburg’da 50.000 avroluk ödülü alacaklar.
Avrupa
Avrupa, ABD’deki ara seçimlerin “Ukrayna’yı kurtarmasını” beklemiyor

Avrupalı yetkililer, Demokrat Parti’nin 2026 ara seçimlerini kazanmasının Ukrayna’yı Trump yönetiminin Rusya lehine politikasından kurtaramayacağını değerlendiriyor. Politico’ya konuşan müzakereciler, Kongre zaferinin kapsamlı askeri yardımlar yerine sadece uydu erişimi ve hava savunma füzelerinde sınırlı kazanımlar getirmesini bekliyor.
Avrupalı yetkililer, ABD’de kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimlerinde Demokrat Parti’nin kazanmasının Ukrayna politikasını kökten değiştirmeyeceğini düşünüyor.
Politico‘ya konuşan ve Ukrayna müzakerelerinde yer alan beş Avrupalı yetkili, seçim zaferinin Kiev’i Başkan Donald Trump yönetiminin Rusya lehine yönelen çizgisinden kurtarmaya yetmeyeceği görüşünde birleşiyor.
Demokratlar seçimleri kazanmaları halinde Trump’ın son adımlarını soruşturma ve cephedeki Ukrayna birliklerini güçlendirecek yasa tasarılarını geçirme sözü veriyor.
Görüşlerine yer verilen Avrupalı yetkililer ise yalnızca Kiev’in uydu hizmetlerine erişiminin yeniden sağlanması ve hava savunma füzelerinin teslimatının hızlandırılması gibi sınırlı kazanımlar bekliyor.
Avrupalı kaynaklar, Kongre içindeki en kararlı Ukrayna destekçilerinin dahi askeri desteği keskin biçimde artıracak büyük çaplı bir yardım paketini geçiremeyeceğini vurguluyor.
Yetkililerden biri, genel ruh halini şu sözlerle aktarıyor:
“Seçim zaferi bir rahatlama yaratır ancak ABD hükümetinin nasıl işleyeceği sorusu açık kalır. Sanki her şeyi zaten gördük.”
Habere göre Demokratlar, Kongre’yi kazansalar bile yürütme organı üzerindeki denetim yetkilerini Temsilciler Meclisi ve Senato’nun yeni yasama dönemine başlayacağı 2027 yılının başında kullanabilecek.
Demokratların Kiev’e destek verebilmesi için dikkat bekleyen çok sayıda iç meseleye rağmen Ukrayna’yı öncelikli gündem maddesi yapması gerekiyor.
Temsilciler Meclisi üyesi Demokrat Adam Smith de CNN kanalına verdiği mülakatta bu sınırlara işaret ederek “Seçimi kazanmak iyi bir ilk adım olur ancak yeterli gelmez” değerlendirmesini yapıyor.
Avrupa kendi seçim takvimine odaklanıyor
Ukrayna’ya verilen desteğin sürdürülmesinde Avrupa tarafında da güçlükler yaşanıyor. Gelecek yıl kıtanın önde gelen bazı büyük ülkelerinde sandık başına gidilecek olması kararları doğrudan etkiliyor.
Politico‘ya konuşan yetkililerden biri, “Avrupalılar Demokratların zaferinin Ukrayna’ya desteği artıracağına bel bağlamıyor. Şu anda aralarında Fransa’nın da yer aldığı ülkelerdeki büyük seçimler öncesinde doğru adımları atmaya çok daha fazla odaklanmış durumdalar” diyor.
ABD’de Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecek. Oylamada Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesinin tamamı ile 100 sandalyeli Senato’nun yaklaşık üçte biri belirlenecek.
Politico, Avrupalı diplomat ve yetkililerin Donald Trump’ın Vladimir Putin’e, Volodimir Zelenskiy’den daha fazla sempati beslemesinden çekindiğini daha önce aktarmıştı.
Bazı Avrupalı yetkililer Ukrayna’ya dönük mesafeli tutumu ABD Başkanı’nın kişisel tercihleriyle ilişkilendiriyor.
Eski bir üst düzey ABD istihbarat yetkilisine dayanan The Washington Post da Trump’ın Putin’in pozisyonunu desteklemeye yakın durduğunu yazmıştı. İstihbarat kaynağı, Trump’ın bu tavrını Ukrayna’nın askeri bir zafer kazanamayacağına inanmasına dayandırıyor.
Trump ise Zelenskiy’nin bir anlaşmaya varmak istememesi halinde bunun “çok kötü sonuçlar” doğuracağı uyarısını yapıyor. Rusya’yı “durmaksızın ilerleyen büyük bir makineye” benzeten Trump, Ukrayna liderinin uzun zaman önce barış yapabileceğini ve kendisini dinlemiş olsaydı “çok daha iyi bir anlaşma elde edebileceğini” öne sürüyor.
Trump, ABD’nin Ukrayna’ya çok şey verdiğini, karşılığında ise “acı, ölüm ve devasa mali kayıplardan” başka hiçbir şey almadığını savunuyor.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum








