Avrupa
Avrupa’daki silah fabrikaları barış zamanının üç katı hızla büyüyor

Avrupa’nın silah fabrikaları barış zamanının üç katı hızla büyüyor ve 7 milyon metrekareyi aşan yeni sanayi alanları oluşturuyor.
Financial Times’ın (FT) 37 şirkete ait 150 tesisi kapsayan radar uydu verilerini analizine göre, Avrupa’daki silah üretim tesislerinde inşaat faaliyetleri, Ukrayna savaşının başlamasından bu yana hız kazanmış durumda.
Veriler, devlet sübvansiyonları ile desteklenen ve uzun süredir vaat edilen Avrupa’nın savunma sektöründeki canlanmanın, sadece politika söylemlerinde veya harcama taahhütlerinde değil, somut olarak da gerçekleşmeye başladığını gösteriyor.
FT, 1.000’den fazla radar uydusu geçişini kullanarak, Batı’nın Ukrayna’ya desteğinde iki kritik başlık olan mühimmat ve füze üretimi ile ilgili tesislerdeki değişiklikleri izledi.
Avrupa Uzay Ajansı tarafından işletilen Sentinel-1 uyduları, radar sinyalleri göndererek yüzeydeki değişiklikleri ortaya çıkarabilen “geri saçılma” olarak bilinen yankıları kaydediyor.
Veriler, incelenen tesislerin yaklaşık üçte birinde genişleme veya inşaat çalışmalarına dair işaretler olduğunu gösteriyor.
Fabrika alanı nerdeyse 4 katına çıktı
Tespit edilen çalışmaların ölçeği ve yaygınlığı, yeniden silahlanmada çığır açan bir değişime işaret ediyor ve Avrupa’yı barış zamanında “tam zamanında” [just-in-time] üretimden, daha sürdürülebilir bir savaş hazırlığı için endüstriyel bir taban inşa etmeye doğru kaydırıyor.
Asya Pasifik Forumunun kıdemli araştırma görevlisi ve eski NATO silah kontrolü direktörü William Alberque, “Bunlar, orta ve uzun vadede savunma sanayisini dönüştürecek derin ve yapısal değişiklikler. Top mermilerini seri üretime geçirdiğinizde, metal ve patlayıcılar akmaya başlar, bu da füze üretiminin maliyetini ve karmaşıklığını düşürür,” dedi.
Analize göre, değişikliklerin olduğu alanlar 2020-21’de 790.000 metrekareden 2024-25’te 2,8 milyon metrekareye sıçradı.
Bu alanların fotoğrafları, değişikliklerin çalışmalar öncesinde yapılan kazılar, yeni binalar, yeni yolların döşenmesi ve inşaat çalışmalarından kaynaklandığını doğruladı.
Alman-Macar ortaklığı silah üretimini patlattı
En büyük genişleme gösteren alanlar arasında, Alman savunma devi Rheinmetall ile Macar devlet savunma şirketi N7 Holding’in ortak projesi yer aldı. Bu proje kapsamında, Macaristan’ın batısındaki Várpalota’da mühimmat ve patlayıcılar için devasa bir üretim tesisi inşa edildi.
Bir basın açıklamasına göre, Macaristan’daki ilk fabrika Temmuz 2024’te tamamlandı ve Rheinmetall’in KF41 Lynx piyade savaş aracı için 30 mm mühimmat üretiyor.
Rheinmetall sözcüsü Patrick Rohmann, “Kurumsal güvenlik nedenleriyle uydu görüntülerinde görünen üretim tesislerimizin iddia edilen ana hatları hakkında yorum yapamayız,” dedi.
Rheinmetall, tesisin 155 mm top mermileri ve Leopard 2 tankları ve muhtemelen Panther tankları için 120 mm mühimmat da dahil olmak üzere diğer mühimmat türlerini de üreteceği için inşaatın devam ettiğini belirtti. Tesis ayrıca bir patlayıcı fabrikasına da ev sahipliği yapacak.
Silah sanayiinde özel-devlet ayrımı bulanıklaşıyor
Radar, geleneksel uydu görüntülerinde fark edilmesi zor olan ince değişiklikleri algılayabilir. FT, ağaçların yapraklarını dökmesi gibi mevsimsel etkileri en aza indirmek için aynı bahar aylarına (Mart-Mayıs) ait radar görüntülerini karşılaştırdı ve diğer faaliyetlerle karıştırılmaması için bulguları kontrol etti.
Patlayıcı tesisleri genellikle güvenlik önlemi olarak optik görüntülerde zor fark edilebilen toprak setler veya çok sayıda küçük bina içeriyor.
Analiz, mühimmat ve füze üretimindeki belirli darboğazları gidermek için 500 milyon avro yatırım yapan AB programı ASAP (Mühimmat Üretimini Destekleme Eylemi) ile bağlantılı 88 tesisi inceledi. Rheinmetall ve Roxel tesisleri ASAP tarafından destekleniyor.
ASAP fonuyla 20 tesiste, tamamen yeni fabrikalar ve yolların inşası da dahil olmak üzere, belirgin bir fiziksel genişleme göze çarpıyor. 14 tesiste, yeni otoparkların inşası gibi küçük çaplı genişlemeler görülüyor. Geri kalan tesisler ya genişlememiş ya da ofis ve araştırma binaları.
Karşılaştırma yapabilmek için FT, ASAP aracılığıyla AB fonu almayan şirketleri de inceledi. Bunlar arasında ASAP’ın bekleme listesinde yer alan 12 tesis ve AB ve Birleşik Krallık’ta füze üretimi ile bağlantılı 50 tesis bulunuyor. Analiz, ASAP fonu alan şirketlerin diğerlerine göre daha hızlı genişlediğini gösteriyor.
İngiltere’nin kuzeyindeki bir BAE Systems fabrikası gibi bazı durumlarda, mevcut fabrika binası yeniden kullanıldığı için çalışmalar tespit edilemedi.
Devlet teşvikleri çoğunlukla mühimmat üretimine gidiyor
Letonya Dışişleri Bakanı Baiba Braže, FT’ye yaptığı açıklamada, genişlemenin “çok olumlu ve çok ihtiyaç duyulan bir gelişme” olduğunu söyledi. Fakat Braže, savunma sanayisinin NATO’nun artan harcamalarını karşılamaya ve vergi mükelleflerinin parasını “etkin bir şekilde” kullanmaya hazır olmasının “çok önemli” olduğunu belirtti.
ASAP tesislerindeki fiziksel değişikliklerin çoğu, mühimmat üretimine ayrılmış tesislerde gerçekleşti. Bu durum, mühimmatın önceliğini ve bu fabrikaların ne kadar alana ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
AB Savunma Komiseri Andrius Kubilius, FT’ye verdiği demeçte, Ukrayna savaşından bu yana Avrupa’nın yıllık mühimmat üretim kapasitesinin 300.000’den çok yukarılara çıktığını ve bu yıl sonuna kadar yaklaşık 2 milyon adede çıkacağını söyledi.
Rheinmetall’in genişlemesi bu büyümenin büyük bir kısmını oluşturacak: Şirket, 155 mm’lik mermi yıllık üretim kapasitesinin 2022’de 70.000’den 2027’de 1,1 milyona çıkacağını açıkladı.
Yetkililer ve sektör uzmanları, Avrupa’daki gerçek üretimin potansiyel kapasitenin önemli ölçüde altında kalacağını söylüyor. ASAP fonunun kesin etkisini değerlendirmek de zor, çünkü fon programı 2023’te açıklandığında birçok üretici zaten büyüme planları yapmıştı.
AB dışındaki ülkeler de fonlardan yararlanıyor
Diğer kamu harcamaları da önemli bir rol oynadı. Schrobenhausen’deki füze üreticisi MBDA’nın Almanya merkezinde yeni yollar ve inşaat çalışmaları açıkça görülüyor. Analiz, 2022’den bu yana 94.000 metrekareyi etkileyen değişiklikleri tespit etti.
Bu tesis, ASAP aracılığıyla iki ortak şirketle birlikte, taşınabilir omuzdan fırlatılan Enforcer füzesinin üretimini genişletmek için 10 milyon avro destek aldı.
Fakat diğer donanımlara yönelik siparişlerin artması da genişlemeye katkıda bulundu. Aynı fabrika, Avrupa topraklarında 1.000 adede kadar Patriot GEM-T karadan havaya füze üretmek için 5,6 milyar dolarlık NATO siparişinden de yararlandı.
MBDA Almanya direktörü Thomas Gottschild yaptığı açıklamada, “Sipariş hacmi, MBDA’nın Almanya’da Patriot füzeleri için bir üretim tesisi kurmasının yanı sıra önemli alt bileşenlerin üretimini de mümkün kılacak,” dedi.
Norveçli üretici Kongsberg, füze üretimini artırmak için 640 milyon Norveç kronu (62 milyon dolar) tutarında finansman desteği ile Haziran 2024’te bir füze fabrikası açtı. Bu finansmanın 10 milyon avrosu ASAP’tan sağlandı. Şirket sözcüsü Ivar Simensen, “Genişleme, toplam füze üretim kapasitemizde katlanarak artışa yol açtı,” dedi.
İngiliz BAE Systems, Westminster’dan destek ve İngiltere Savunma Bakanlığından artan siparişler aldı ve 2022’den bu yana İngiliz mühimmat fabrikalarına 150 milyon sterlinin üzerinde yatırım yaptı.
Güney Galler’deki Glascoed tesisinde, uydu görüntülerinde kazı çalışmaları açıkça görülüyor. BAE, bu yılın sonlarında yeni patlayıcı dolum tesisinin faaliyete geçmesiyle 155 mm’lik mermi üretim kapasitesini on altı kat artıracağını açıkladı.
‘ASAP mantığını taklit eden’ yeni savunma fonları yolda
Avrupa Komisyonuna göre, AB, hibe yoluyla “ASAP’ın mantığını taklit eden” 1,5 milyar avroluk yeni bir savunma programı üzerinde müzakere ediyor ve bu program kapsamında ortak alımları da finanse edecek.
Savunma Komiseri Kubilius, komisyonun “sektörleri diğer alanlarda üretimlerini genişletmeye teşvik etmek için” benzer yöntemlerin kullanılıp kullanılamayacağını incelediğini söyledi. Öncelikli alanlar arasında füzeler ve hava savunma, topçu ve insansız hava araçları yer alıyor.
Üreticiler de ASAP programını övüyor. Norveç-Finlandiya şirketi Nammo’nun sözcüsü Thorstein Korsvold, programın “Nammo’un üretimde kritik öneme sahip yatırımlar yapmasına yardımcı olduğunu” kabul etti.
Nammo, mermi, itici yakıt ve barut üretimini artırmak için ASAP kapsamında yaklaşık 55 milyon avro aldı ve diğer üreticilerle birlikte 41,4 milyon avroluk başka bir projenin parçası oldu.
Nammo’nun Vihtavuori’deki Finlandiya üretim tesisinde önemli bir genişleme açıkça görülüyor.
Korsvold, diğer alanlarda da benzer programlara ihtiyaç olduğunu belirterek, “Hava savunma füzeleri ve yüksek patlayıcılar şu anda çok küçük miktarlarda üretiliyor” dedi.
Uzmanlar ayrıca, Rusya’nın rakiplerini geride bıraktığı için uzun menzilli saldırı kabiliyetlerinin Avrupa ve daha geniş anlamda NATO için ciddi bir sorun olmaya devam ettiğine inanıyor.
Rheinmetal: Tanklar çok daha ucuz olacak
Öte yandan Rheinmetall CEO’su Armin Papperger, Avrupa hükümetlerinin savunma harcamalarında artış olmasına rağmen, tank, zırhlı araç ve topçu silahlarının maliyetinin önümüzdeki yıllarda düşeceğini söyledi.
Avrupa’nın savunma bütçelerinin şişmesinin fiyat enflasyonuna ve vergi mükellefleri için değer kaybına yol açacağına dair endişelere yanıt veren CEO, FT’ye verdiği demeçte, zırhlı araç ve topçu sistemlerinin maliyetinin yükselmeyeceğini, tersine düşeceğini savundu.
Almanya’nın en büyük silah üreticisinin şefi, ölçek ekonomisi ve otomasyonun daha fazla kullanılması içini “Şirket için iyi olmalı, ancak müşteriler için de iyi olmalı,” dedi.
Papperger, Rheinmetall’in artan talebe yanıt olarak son üç yılda mühimmat üretim kapasitesini on katına çıkardığı için mühimmat maliyetlerinin zaten düşmeye başladığını söyledi.
Tanklar ve zırhlı araçlarda bu tür ölçek ekonomisi elde etmek daha zor olageldi. Fakat şirketin önümüzdeki 12 ay içinde Boxer ve Puma araçları ile Fransız-Alman KNDS tarafından üretilen ancak Rheinmetall tarafından üretilen top kulesi ile donatılmış Leopard 2 tankı gibi ürünler için “binlerce” sipariş beklediğini söyledi.
Avrupa
Üç Avrupa bankasından Rusya yaptırımları nedeniyle dava

Avrupa’nın önde gelen bankaları Deutsche Bank, UniCredit ve Commerzbank, Rusya’daki varlıklarına el konulması nedeniyle uğradıkları yaklaşık 1 milyar euro tutarındaki zararın tazmini için mühendislik grubu Linde firmasına dava açtı. Dava süreci, yaptırımların getirdiği mali yükümlülükleri hangi tarafın üstlenmesi gerektiğine dair emsal niteliği taşıyor.
Avrupa’nın önde gelen bankalarından Deutsche Bank, UniCredit ve Commerzbank, Rusya’ya yönelik Batı yaptırımlarının maliyetini kimin üstlenmesi gerektiğine ilişkin emsal niteliğindeki bir dava kapsamında, uluslararası kimya ve mühendislik şirketi Linde aleyhine dava açtı.
Financial Times gazetesinde yer alan habere göre finans kuruluşları, Rus mahkemeleri tarafından el konulan yüz milyonlarca euro değerindeki varlıklarını geri almayı hedefliyor.
Sürecin ilk duruşması, Linde firmasından yaklaşık 260 milyon euro tazminat talep eden Deutsche Bank’ın davasını incelemek üzere Frankfurt’ta gerçekleştirilecek.
Münih Bölge Mahkemesi de UniCredit tarafından açılan yaklaşık 450 milyon euro değerindeki davanın mahkeme öncesi hazırlık aşamasında olduğunu teyit ederken, Commerzbank’ın ise yaklaşık 100 milyon euro tutarında ayrı bir dava açtığı bildirildi.
Uyuşmazlığın kaynağı gaz işleme tesisi projesine dayanıyor
Taraflar arasındaki ihtilaf, Linde Engineering şirketinin de içinde bulunduğu bir konsorsiyum ile Ruskhimalliance firması arasında Ust-Luga bölgesinde inşa edilecek bir gaz işleme tesisi için 2021 yılında imzalanan sözleşmelerden kaynaklanıyor.
Gazprom ile RusGazDobycha ortaklığıyla kurulan ve Ust-Luga’daki entegre doğal gaz işleme ve sıvılaştırma tesisinin işletmecisi olan Ruskhimalliance, projenin başlatılması için Linde firmasına 1 milyar euronun üzerinde avans ödemesi gerçekleştirdi.
Avrupalı bankalar ise yükümlülüklerin yerine getirileceğini garanti etmek amacıyla Ruskhimalliance lehine avans iade ve sözleşme ifa teminat mektupları düzenledi.
Linde firması 2022 yılında Avrupa Birliği yaptırımları gerekçesiyle Rusya’daki faaliyetlerini askıya aldığında, Avrupalı bankalar uygulanan kısıtlamaları emsal göstererek bu teminat mektuplarının ödemesini yapmayı reddetti.
Yaşanan süreç sonucunda Rus mahkemeleri, bankaların Rusya’daki yaklaşık 1 milyar euro değerindeki varlıklarına el koyma kararı aldı.
Bu kapsamda Deutsche Bank yaklaşık 244 milyon euro, UniCredit yaklaşık 460 milyon euro, Commerzbank yaklaşık 90 milyon euro kayıp yaşarken, BayernLB ve LBBW ise sırasıyla yaklaşık 270 milyon euro ve 50 milyon euro tutarında varlık kaybına uğradı.
Ruskhimalliance ayrıca Linde firmasının Rusya’daki ortak girişimlerde bulunan hisselerine de el koyarak bu hisselerin yerel ortaklara satılmasını sağladı.
Yaklaşan mahkeme oturumu hakkında açıklama yapan Linde yetkilileri, duruşmanın, Avrupa Birliği yaptırımları sebebiyle feshedilen Rusya’daki sözleşmeye bağlı teminat anlaşmasıyla ilgili karmaşık hukuki konuları kapsadığını ifade etti.
Şirketin verilerine göre, iptal edilen projelerden kaynaklanan koşullu yükümlülüklerin toplam tutarı yaklaşık 1,2 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.
İngiliz mahkemelerinden alınan ihtiyati tedbir kararları geri çekildi
Avrupalı bankaların başlangıçta İngiliz mahkemelerinden Ruskhimalliance firmasının Rusya’da dava açmasını engelleyen ihtiyati tedbir kararları aldığı, ancak Rus mahkemelerinin yüksek mali cezalar uygulama tehdidinin ardından geçen yıl bu kararları geri çektiği belirtildi.
Bu gelişmenin ardından Deutsche Bank, UniCredit ve Commerzbank, mühendislik grubunun sözleşme gereği zararlarını tazmin etmekle yükümlü olduğunu ileri sürerek Almanya’da Linde aleyhine yasal süreç başlattı.
Davacı kurumlar arasında yer almayan BayernLB firması, söz konusu uyuşmazlıktan kaynaklanabilecek olası mahkeme masrafları için yaklaşık 285 millyon euro karşılık ayırdığını duyurdu.
LBBW ise Linde firmasına dava açmadığını ve Rusya’daki yasal süreçlerden önemli bir mali kayıp beklemediği gerekçesiyle bütçesinde yalnızca avukatlık ve mahkeme giderleri için karşılık ayırdığını bildirdi.
Rusya’daki hukuki süreç ve varlık hacizleri devam ediyor
St. Petersburg ve Leningrad Bölgesi Tahkim Mahkemesi, Mayıs 2024 tarihinde Deutsche Bank’tan 238,126 milyon euronun tahsil edilerek Ruskhimalliance firmasına ödenmesine hükmetti.
Rus şirketi ayrıca iki Alman kuruluşuyla daha yasal süreç yürütüyor. Bu kapsamda Commerzbank AG aleyhine 8,726 milyar rublelik dava sürerken mahkeme bankanın yaklaşık 93,7 milyon euro değerindeki varlıklarına el koydu.
Linde aleyhine açılan davada ise mahkeme, 993 milyon euro ve 44 milyar rublenin tahsil edilmesi talebini kabul etti. Ruskhimalliance firmasının başvurusu doğrultusunda UniCredit varlıklarına yönelik de haciz kararı uygulandı.
Aynı yıl içerisinde Rus mahkemesi, Ruskhimalliance firmasının talebi üzerine diğer iki Alman bankası olan Landesbank Baden-Wurttemberg ve Bayerische Landesbank firmalarının mülk, para ve menkul kıymetlerine el konulmasına karar verdi.
Gazprom, 2025 yılının sonbaharında Linde firmasının Rusya’daki iştirakine yönelik yeni bir dava açtı.
Söz konusu davada, Linde firmasını Ruskhimalliance ile olan uyuşmazlığında temsil eden hukuk firması Pinsent Masons ile Alman Commercium Immobilien und Beteiligungs GmbH firması da davalılar arasında yer alıyor.
Avrupa
Louvre soygunu şüphelileri ayrıntıları anlattı

Paris’teki Louvre Müzesi’nden tarihi kraliyet mücevherlerini çaldıkları şüphesiyle tutuklanan iki kişi, aylarca süren sessizliğin ardından haziran ayında yapılan sorgularda soygunun ayrıntılarını itiraf etti. Şüpheliler, 19 Ekim 2025’te Apollon Galerisi’ne kendilerine vadedilen 15 bin ila 25 bin avro karşılığında girdiklerini ve eylemi mücevherleri satmak isteyen bir azmettirici adına gerçekleştirdiklerini açıkladı.
Paris’teki Louvre Müzesi’nin Apollon Galerisi’nde gerçekleştirilen ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran soygunun başşüphelileri, aylarca süren sessizliklerini bozdu.
Soruşturmayı yürüten iki sorgu hakimi tarafından 2 ve 22 Haziran tarihlerinde cezaevinden çıkarılarak sorgulanan iki şüpheli, eyleme nasıl katıldıklarını ayrıntılı şekilde anlattı.
Le Monde gazetesinin ulaştığı yaklaşık yirmişer sayfalık sorgu tutanakları, soygunun planlanma aşamasından kaçış sürecine kadar birçok bilinmeyeni ortaya koydu.
Soruşturma kapsamında tutuklu bulunan şüphelilerden 40 yaşındaki Abdoulaye N., 2000’li yıllarda internette motosiklet videolarıyla tanınan eski bir sosyal medya figürü ve kaçak taksi şoförü olarak biliniyor.
Diğer şüpheli olan 36 yaşındaki Cezayir vatandaşı Ghelamallah A.’nın ise işsiz olduğu ve istifçilik sendromundan muzdarip olduğu belirtiliyor.
Aubervilliers kökenli iki şüphelinin, 19 Ekim 2025 Pazar günü bir inşaat asansörü yardımıyla Louvre Müzesi’nin balkonuna tırmanıp spiral taşlama makineleriyle pencereleri keserek içeri giren kişiler olduğu değerlendiriliyor.
Olaydan bir hafta sonra yakalanan ve “organize çete halinde hırsızlık” suçlamasıyla tutuklu yargılanan iki zanlı, daha önce polis gözetiminde verdikleri kısa ifadelerin ardından mahkemede yaklaşık dokuz ay boyunca sessiz kalmayı tercih etmişti.
“Motosiklet sürücüsü olarak tanındığım için beni seçtiler”
Şüphelilerin ifadelerine göre operasyonu, kimliği henüz belirlenemeyen ve polisten kaçmayı başaran gizemli bir azmettirici yönetti.
Olaydan iki veya üç gün önce işe alındıklarını söyleyen şüpheliler, hazırlık amacıyla kendilerine Apollon Galerisi içindeki kraliyet mücevherlerini gösteren bir keşif videosu gönderildiğini belirtti.
Geçmişinin temiz olmadığını ve Aubervilliers’de iyi bir sürücü olarak tanındığını dile getiren Abdoulaye N., “Motosiklet kullanmamla tanınırım, atletik, dinamik ve becerikliyimdir” diyerek teklifi kabul ettiğini söyledi. Maddi olarak zor durumda olduğunu ifade eden zanlı, kendisine 15 bin ila 20 bin avro vadedildiğini, getirilecek parçalara göre bu miktarın artabileceğinin söylendiğini aktardı.
Abdoulaye N., “Louvre’u soyacağımı biliyordum” diyerek hedefi baştan beri bildiğini ilk kez kabul etti.
Diğer şüpheli Ghelamallah A. ise hedefin kendilerine Paris’te mücevher üretimi yapan sıradan bir imalathane olarak tanıtıldığını öne sürdü.
Müze olduğunu bilmediğini iddia eden Ghelamallah A., “Orasının Louvre olduğunu bilseydim asla gitmezdim” diyerek 20 bin ila 25 bin avro karşılığında anlaştığını savundu.
İşçi kılığına girip asansörle tırmandılar
İfadelere göre, soygun günü olan 19 Ekim sabahı şüpheliler, kimliklerini açıklamadıkları diğer iki suç ortağıyla Aubervilliers’de buluştu. Bir sepetli vinç kamyonu ve iki motosikletle yola çıkan grup, Seine Nehri kıyısındaki François-Mitterrand rıhtımına ulaştı.
Üzerine reflektörlü sarı yelek giyen Abdoulaye N., kamyonu ve vinç kolunu kendisinin yönlendirdiğini belirterek, “Sepete bindiğimizde aşağıda iki kişi vardı, bizi yukarı onlar gönderdi” dedi.
Ghelamallah A. ise kendilerine bu eylemin bir dış cephe tadilatı gibi gösterileceğinin söylendiğini iddia etti.
Apollon Galerisi’nin penceresini kırarak içeri giren ikili, yanlarında getirdikleri kesici aletlerle mücevher vitrinlerine yöneldi. Abdoulaye N., içeride kimsenin olmadığını, sadece vitrin ışıklarının yandığını ve uzakta güvenlik görevlilerinin hareketliliğini fark ettiğini anlattı.
Arkadaşının yavaşlığından rahatsız olduğunu belirten Abdoulaye N., “Alabildiğimiz kadar çok mücevher almalıydık. Üç dakikadan fazla kalırsak yakalanacağımızı biliyorduk” diye konuştu.
88 milyon avroluk ganimetten düşen taç
Soyguncular, aralarında kraliçe ve imparatoriçelere ait taçlar, broşlar, kolyeler ve küpelerin de bulunduğu sekiz parça tarihi eseri çantalarına doldurdu.
Üzerinde 8 bin 700’den fazla değerli taş bulunan bu parçaların maddi değeri en az 88 million avro olarak hesaplanırken, tarihi ve kültürel değerinin paha biçilemez olduğu vurgulanıyor.
Zanlılar kaçış esnasında İmparatoriçe Eugénie’ye ait tacı müzenin hemen dışındaki vincin yakınında yere düşürdü.
Hakimlerin hasar görmüş tacın fotoğrafını göstermesi üzerine Abdoulaye N., “Evet, onu ben düşürdüm. Yaptığımız şey çok kötü ve çok ciddi bir suç” dedi.
Zanlılar kaçmadan önce, parmak izlerini ve delilleri yok etmek amacıyla vinçli kamyonun üzerine benzin döktüklerini ancak aracı ateşe vermeyi planlamadıklarını iddia etti.
Polisin elinden saniyelerle kurtulan dört kişi, Ivry-sur-Seine rıhtımında kendilerini bekleyen beyaz renkli bir minibüse ulaştı.
Burada ikiye ayrılan gruptan Ghelamallah A. ve bir ortağı, polisi şaşırtmak amacıyla minibüsle Paris’in batısına doğru hedef gözetmeksizin sürdü. Mücevherlerin tamamını ise motosikletle ters istikamete giden Abdoulaye N. taşıdı.
Tarihi eserler otoparkta teslim edildi
Abdoulaye N., doğrudan Aubervilliers’deki bir kapalı otoparka gittiğini ve burada mücevherleri kendilerini yönlendiren azmettiriciye teslim ettiğini anlattı.
Otoparktaki güvenlik kameralarını inceleyen polis, soygun saatiyle uyumlu olarak kask takmış bir kişinin elindeki çantayı boşalttığını saptamıştı. Abdoulaye N. bu görüntüdeki kişinin kendisi olduğunu doğrulayarak, “Çantamdan yedi sekiz parça mücevher çıkardım. Azmettirici daha fazlasını alamadığımız için memnun değildi” ifadesini kullandı.
Zanlılar, otoparkın dışında başka kişilerin de beklediğini ve mücevherlerin o andan itibaren nereye götürüldüğünü bilmediklerini öne sürdü. Polis ekipleri, çalınan parçaların fiziki izini tam olarak bu otopark aşamasında kaybetmişti.
Her iki şüpheli de azmettiricinin kimliğini can güvenlikleri nedeniyle açıklamayı reddetti. Ghelamallah A., ailesini korumak zorunda olduğunu belirterek, “Onlar temiz insanlar değil” derken, Abdoulaye N. ise cezaevindeyken dışarıdan kendisiyle temas kurulduğunu ve sessiz kalması yönünde uyarıldığını iddia etti.
Zanlılar, polisin şu an tutuklu bulunan diğer iki şüpheli Slimane K. ve Rachid H. konusunda yanıldığını, asıl suç ortaklarının dışarıda olduğunu öne sürdü.
Soruşturmayı yürüten birimler ise bir azmettiricinin varlığı konusunda temkinli yaklaşıyor. Dosyada henüz bu yönde somut bir dijital iz bulunamadığı aktarılıyor.
Emniyet birimleri iki ihtimal üzerinde duruyor: Mücevherler ya hala Paris bölgesinde saklanıyor ya da soygun günü yurt dışına gönderilmek üzere aracılara teslim edildi.
Tarihi taşların sökülerek yeniden kesilmesi ve parça parça satılması ise en büyük endişe kaynağı olmaya devam ediyor.
Avrupa
Avrupa uzay yarışında füze krizi yaşıyor

Avrupa ülkelerinin askeri uydu sistemlerini geliştirmesini engelleyen ve yabancı şirketlere bağımlılığı artıran en büyük etkenin düzenli fırlatma yapabilecek füze eksikliği olduğu bildirildi. Bloomberg’de yayımlanan analizde, ABD, Çin ve Rusya’nın askeri uzay teknolojilerine son beş yılda 200 milyar dolardan fazla yatırım yaptığı kaydedildi.
Avrupa ülkeleri, uzay yörüngesine yeterli miktarda kendi füzelerini fırlatamadıkları için ABD, Çin ve Rusya’nın gerisinde kalıyor.
Bloomberg’de yayımlanan analizde, fırlatma kapasitesindeki bu yetersizliğin Avrupa’nın askeri uydu sistemlerini geliştirmesini zorlaştırdığı ve bölgeyi yabancı şirketlere bağımlı kıldığı aktarıldı.
Haberde, uyduların günümüzde askeri savunma sistemlerinin en kritik unsurlarından biri haline geldiği vurgulandı. Uydular; askeri birliklerin hareketlerini izleme, istihbarat toplama, seyrüsefer ve iletişim sağlama gibi kritik görevleri yerine getiriyor. Verilere göre, ABD, Çin ve Rusya son beş yılda askeri uzay teknolojilerinin geliştirilmesi süreçlerine 200 milyar dolardan fazla kaynak ayırdı.
Bloomberg analizinde, Avrupa’nın bu tablodaki konumuna ilişkin şu değerlendirme yer aldı:
“Giderek kızışan bu yarışta Avrupa; çıkar çatışmaları, sınırlı ulusal bütçeler ve uzay teknolojisinin en kritik unsuru olan, her yıl yörüngeye onlarca uçuş gerçekleştirebilecek yeterli sayıda ağır taşıyıcı füzeden yoksun olması sebebiyle yer almıyor.”
Avrupa’nın ana taşıyıcı füzesi konumundaki Ariane 6, yörüngeye 22 tona kadar yük taşıma kapasitesine sahip bulunuyor. Ancak sınırlı üretim kapasitesi nedeniyle yılda yalnızca yaklaşık 10 fırlatma gerçekleştirilebiliyor.
Buna karşın ABD’de 2025 yılında ayda ortalama 15’ten fazla fırlatma yapıldı ve bu uçuşların büyük bölümü SpaceX tarafından sağlandı.
Avrupa merkezli şirketler aradaki farkı kapatmak için çalışmalar yürütüyor fakat bu projeler henüz başlangıç aşamasında bulunuyor.
Örneğin Alman Isar Aerospace firması kendi füzesini yörüngeye başarılı şekilde fırlatmayı henüz başaramadı. Şirketin geliştirdiği füzenin taşıma kapasitesi Ariane 6’ya kıyasla yaklaşık 20 kat daha düşük seviyede kalıyor.
Avrupa ülkeleri, ABD’ye olan bağımlılıklarını azaltmak amacıyla kendi uzay programlarına yönelik yatırımlarını artırıyor.
Bu kapsamda Avrupa Birliği, Starlink sistemine alternatif olması planlanan IRIS 2 adlı uydu sistemini geliştiriyor.
Almanya ise 2030 yılına kadar uzay savunma kabiliyetlerini artırmak üzere 35 milyar avro kaynak tahsis etmeyi planlıyor.
Avrupa Birliği’nin savunma ve uzaydan sorumlu komiseri Andrius Kubilius, şubat ayında yaptığı açıklamada, Avrupa’nın uzay istihbaratı ve şu anda ağırlıklı olarak ABD tarafından sağlanan diğer savunma teknolojilerinde kendi imkanlarını geliştirmesi gerektiğini ifade etti.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de mayıs ayında yaptığı açıklamada, bilgi paylaşımını ve erken uyarı sistemlerini geliştirmek amacıyla ulusal hava savunma sistemlerinin Copernicus ve Galileo uydu sistemleriyle entegre edilmesinin planlandığını duyurdu.
Von der Leyen, yeni nesil Avrupa savunma teknolojilerinin artırılması ve bu alandaki endüstriyel kapasitenin genişletilmesi gerektiğini vurguladı.
Aynı dönemde ABD Uzay Kuvvetleri, askeri operasyonlar için güvenli bir uydu iletişim ağı kurulması amacıyla SpaceX ile 2,29 milyar dolarlık bir sözleşme imzaladı. Bu sistemin, dünya genelindeki uydular, tespit araçları ve silah sistemleri arasında neredeyse anlık veri aktarımı sağlaması hedefliyor.
Eş zamanlı olarak Elon Musk’ın şirketi, yabancı uydu operatörlerine yeni yükümlülükler getirmeyi öngören Avrupa Birliği Uzay Yasası taslağına karşı muhalefetini dile getirdi.
Rusya2 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Diplomasi6 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını2 hafta önceFransız iktisatçı Sapir: Avrupa ekonomilerinde kimyasal şok etkisini gösterecek
Dünya Basını2 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Amerika6 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş6 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor










