Bizi Takip Edin

Avrupa

Avrupa’daki silah fabrikaları barış zamanının üç katı hızla büyüyor

Yayınlanma

Avrupa’nın silah fabrikaları barış zamanının üç katı hızla büyüyor ve 7 milyon metrekareyi aşan yeni sanayi alanları oluşturuyor.

Financial Times’ın (FT) 37 şirkete ait 150 tesisi kapsayan radar uydu verilerini analizine göre, Avrupa’daki silah üretim tesislerinde inşaat faaliyetleri, Ukrayna savaşının başlamasından bu yana hız kazanmış durumda.

Veriler, devlet sübvansiyonları ile desteklenen ve uzun süredir vaat edilen Avrupa’nın savunma sektöründeki canlanmanın, sadece politika söylemlerinde veya harcama taahhütlerinde değil, somut olarak da gerçekleşmeye başladığını gösteriyor.

FT, 1.000’den fazla radar uydusu geçişini kullanarak, Batı’nın Ukrayna’ya desteğinde iki kritik başlık olan mühimmat ve füze üretimi ile ilgili tesislerdeki değişiklikleri izledi.

Avrupa Uzay Ajansı tarafından işletilen Sentinel-1 uyduları, radar sinyalleri göndererek yüzeydeki değişiklikleri ortaya çıkarabilen “geri saçılma” olarak bilinen yankıları kaydediyor.

Veriler, incelenen tesislerin yaklaşık üçte birinde genişleme veya inşaat çalışmalarına dair işaretler olduğunu gösteriyor.

Fabrika alanı nerdeyse 4 katına çıktı

Tespit edilen çalışmaların ölçeği ve yaygınlığı, yeniden silahlanmada çığır açan bir değişime işaret ediyor ve Avrupa’yı barış zamanında “tam zamanında” [just-in-time] üretimden, daha sürdürülebilir bir savaş hazırlığı için endüstriyel bir taban inşa etmeye doğru kaydırıyor.

Asya Pasifik Forumunun kıdemli araştırma görevlisi ve eski NATO silah kontrolü direktörü William Alberque, “Bunlar, orta ve uzun vadede savunma sanayisini dönüştürecek derin ve yapısal değişiklikler. Top mermilerini seri üretime geçirdiğinizde, metal ve patlayıcılar akmaya başlar, bu da füze üretiminin maliyetini ve karmaşıklığını düşürür,” dedi.

Analize göre, değişikliklerin olduğu alanlar 2020-21’de 790.000 metrekareden 2024-25’te 2,8 milyon metrekareye sıçradı.

Bu alanların fotoğrafları, değişikliklerin çalışmalar öncesinde yapılan kazılar, yeni binalar, yeni yolların döşenmesi ve inşaat çalışmalarından kaynaklandığını doğruladı.

Alman-Macar ortaklığı silah üretimini patlattı

En büyük genişleme gösteren alanlar arasında, Alman savunma devi Rheinmetall ile Macar devlet savunma şirketi N7 Holding’in ortak projesi yer aldı. Bu proje kapsamında, Macaristan’ın batısındaki Várpalota’da mühimmat ve patlayıcılar için devasa bir üretim tesisi inşa edildi.

Bir basın açıklamasına göre, Macaristan’daki ilk fabrika Temmuz 2024’te tamamlandı ve Rheinmetall’in KF41 Lynx piyade savaş aracı için 30 mm mühimmat üretiyor.

Rheinmetall sözcüsü Patrick Rohmann, “Kurumsal güvenlik nedenleriyle uydu görüntülerinde görünen üretim tesislerimizin iddia edilen ana hatları hakkında yorum yapamayız,” dedi.

Rheinmetall, tesisin 155 mm top mermileri ve Leopard 2 tankları ve muhtemelen Panther tankları için 120 mm mühimmat da dahil olmak üzere diğer mühimmat türlerini de üreteceği için inşaatın devam ettiğini belirtti. Tesis ayrıca bir patlayıcı fabrikasına da ev sahipliği yapacak.

Silah sanayiinde özel-devlet ayrımı bulanıklaşıyor

Radar, geleneksel uydu görüntülerinde fark edilmesi zor olan ince değişiklikleri algılayabilir. FT, ağaçların yapraklarını dökmesi gibi mevsimsel etkileri en aza indirmek için aynı bahar aylarına (Mart-Mayıs) ait radar görüntülerini karşılaştırdı ve diğer faaliyetlerle karıştırılmaması için bulguları kontrol etti.

Patlayıcı tesisleri genellikle güvenlik önlemi olarak optik görüntülerde zor fark edilebilen toprak setler veya çok sayıda küçük bina içeriyor.

Analiz, mühimmat ve füze üretimindeki belirli darboğazları gidermek için 500 milyon avro yatırım yapan AB programı ASAP (Mühimmat Üretimini Destekleme Eylemi) ile bağlantılı 88 tesisi inceledi. Rheinmetall ve Roxel tesisleri ASAP tarafından destekleniyor.

ASAP fonuyla 20 tesiste, tamamen yeni fabrikalar ve yolların inşası da dahil olmak üzere, belirgin bir fiziksel genişleme göze çarpıyor. 14 tesiste, yeni otoparkların inşası gibi küçük çaplı genişlemeler görülüyor. Geri kalan tesisler ya genişlememiş ya da ofis ve araştırma binaları.

Karşılaştırma yapabilmek için FT, ASAP aracılığıyla AB fonu almayan şirketleri de inceledi. Bunlar arasında ASAP’ın bekleme listesinde yer alan 12 tesis ve AB ve Birleşik Krallık’ta füze üretimi ile bağlantılı 50 tesis bulunuyor. Analiz, ASAP fonu alan şirketlerin diğerlerine göre daha hızlı genişlediğini gösteriyor.

İngiltere’nin kuzeyindeki bir BAE Systems fabrikası gibi bazı durumlarda, mevcut fabrika binası yeniden kullanıldığı için çalışmalar tespit edilemedi.

Devlet teşvikleri çoğunlukla mühimmat üretimine gidiyor

Letonya Dışişleri Bakanı Baiba Braže, FT’ye yaptığı açıklamada, genişlemenin “çok olumlu ve çok ihtiyaç duyulan bir gelişme” olduğunu söyledi. Fakat Braže, savunma sanayisinin NATO’nun artan harcamalarını karşılamaya ve vergi mükelleflerinin parasını “etkin bir şekilde” kullanmaya hazır olmasının “çok önemli” olduğunu belirtti.

ASAP tesislerindeki fiziksel değişikliklerin çoğu, mühimmat üretimine ayrılmış tesislerde gerçekleşti. Bu durum, mühimmatın önceliğini ve bu fabrikaların ne kadar alana ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.

AB Savunma Komiseri Andrius Kubilius, FT’ye verdiği demeçte, Ukrayna savaşından bu yana Avrupa’nın yıllık mühimmat üretim kapasitesinin 300.000’den çok yukarılara çıktığını ve bu yıl sonuna kadar yaklaşık 2 milyon adede çıkacağını söyledi.

Rheinmetall’in genişlemesi bu büyümenin büyük bir kısmını oluşturacak: Şirket, 155 mm’lik mermi yıllık üretim kapasitesinin 2022’de 70.000’den 2027’de 1,1 milyona çıkacağını açıkladı.

Yetkililer ve sektör uzmanları, Avrupa’daki gerçek üretimin potansiyel kapasitenin önemli ölçüde altında kalacağını söylüyor. ASAP fonunun kesin etkisini değerlendirmek de zor, çünkü fon programı 2023’te açıklandığında birçok üretici zaten büyüme planları yapmıştı.

AB dışındaki ülkeler de fonlardan yararlanıyor

Diğer kamu harcamaları da önemli bir rol oynadı. Schrobenhausen’deki füze üreticisi MBDA’nın Almanya merkezinde yeni yollar ve inşaat çalışmaları açıkça görülüyor. Analiz, 2022’den bu yana 94.000 metrekareyi etkileyen değişiklikleri tespit etti.

Bu tesis, ASAP aracılığıyla iki ortak şirketle birlikte, taşınabilir omuzdan fırlatılan Enforcer füzesinin üretimini genişletmek için 10 milyon avro destek aldı.

Fakat diğer donanımlara yönelik siparişlerin artması da genişlemeye katkıda bulundu. Aynı fabrika, Avrupa topraklarında 1.000 adede kadar Patriot GEM-T karadan havaya füze üretmek için 5,6 milyar dolarlık NATO siparişinden de yararlandı.

MBDA Almanya direktörü Thomas Gottschild yaptığı açıklamada, “Sipariş hacmi, MBDA’nın Almanya’da Patriot füzeleri için bir üretim tesisi kurmasının yanı sıra önemli alt bileşenlerin üretimini de mümkün kılacak,” dedi.

Norveçli üretici Kongsberg, füze üretimini artırmak için 640 milyon Norveç kronu (62 milyon dolar) tutarında finansman desteği ile Haziran 2024’te bir füze fabrikası açtı. Bu finansmanın 10 milyon avrosu ASAP’tan sağlandı. Şirket sözcüsü Ivar Simensen, “Genişleme, toplam füze üretim kapasitemizde katlanarak artışa yol açtı,” dedi.

İngiliz BAE Systems, Westminster’dan destek ve İngiltere Savunma Bakanlığından artan siparişler aldı ve 2022’den bu yana İngiliz mühimmat fabrikalarına 150 milyon sterlinin üzerinde yatırım yaptı.

Güney Galler’deki Glascoed tesisinde, uydu görüntülerinde kazı çalışmaları açıkça görülüyor. BAE, bu yılın sonlarında yeni patlayıcı dolum tesisinin faaliyete geçmesiyle 155 mm’lik mermi üretim kapasitesini on altı kat artıracağını açıkladı.

‘ASAP mantığını taklit eden’ yeni savunma fonları yolda

Avrupa Komisyonuna göre, AB, hibe yoluyla “ASAP’ın mantığını taklit eden” 1,5 milyar avroluk yeni bir savunma programı üzerinde müzakere ediyor ve bu program kapsamında ortak alımları da finanse edecek.

Savunma Komiseri Kubilius, komisyonun “sektörleri diğer alanlarda üretimlerini genişletmeye teşvik etmek için” benzer yöntemlerin kullanılıp kullanılamayacağını incelediğini söyledi. Öncelikli alanlar arasında füzeler ve hava savunma, topçu ve insansız hava araçları yer alıyor.

Üreticiler de ASAP programını övüyor. Norveç-Finlandiya şirketi Nammo’nun sözcüsü Thorstein Korsvold, programın “Nammo’un üretimde kritik öneme sahip yatırımlar yapmasına yardımcı olduğunu” kabul etti.

Nammo, mermi, itici yakıt ve barut üretimini artırmak için ASAP kapsamında yaklaşık 55 milyon avro aldı ve diğer üreticilerle birlikte 41,4 milyon avroluk başka bir projenin parçası oldu.

Nammo’nun Vihtavuori’deki Finlandiya üretim tesisinde önemli bir genişleme açıkça görülüyor.

Korsvold, diğer alanlarda da benzer programlara ihtiyaç olduğunu belirterek, “Hava savunma füzeleri ve yüksek patlayıcılar şu anda çok küçük miktarlarda üretiliyor” dedi.

Uzmanlar ayrıca, Rusya’nın rakiplerini geride bıraktığı için uzun menzilli saldırı kabiliyetlerinin Avrupa ve daha geniş anlamda NATO için ciddi bir sorun olmaya devam ettiğine inanıyor.

Rheinmetal: Tanklar çok daha ucuz olacak

Öte yandan Rheinmetall CEO’su Armin Papperger, Avrupa hükümetlerinin savunma harcamalarında artış olmasına rağmen, tank, zırhlı araç ve topçu silahlarının maliyetinin önümüzdeki yıllarda düşeceğini söyledi.

Avrupa’nın savunma bütçelerinin şişmesinin fiyat enflasyonuna ve vergi mükellefleri için değer kaybına yol açacağına dair endişelere yanıt veren CEO, FT’ye verdiği demeçte, zırhlı araç ve topçu sistemlerinin maliyetinin yükselmeyeceğini, tersine düşeceğini savundu.

Almanya’nın en büyük silah üreticisinin şefi, ölçek ekonomisi ve otomasyonun daha fazla kullanılması içini “Şirket için iyi olmalı, ancak müşteriler için de iyi olmalı,” dedi.

Papperger, Rheinmetall’in artan talebe yanıt olarak son üç yılda mühimmat üretim kapasitesini on katına çıkardığı için mühimmat maliyetlerinin zaten düşmeye başladığını söyledi.

Tanklar ve zırhlı araçlarda bu tür ölçek ekonomisi elde etmek daha zor olageldi. Fakat şirketin önümüzdeki 12 ay içinde Boxer ve Puma araçları ile Fransız-Alman KNDS tarafından üretilen ancak Rheinmetall tarafından üretilen top kulesi ile donatılmış Leopard 2 tankı gibi ürünler için “binlerce” sipariş beklediğini söyledi.

Avrupa

Polonya kendi uydu ağını kurarak Musk’a bağımlılığı bitirmeyi hedefliyor

Yayınlanma

Polonya Başbakanı Donald Tusk, ülkesinin Starlink benzeri yerli bir uydu iletişim ağı kuracağını açıkladı. 34. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı (MSPO) kapsamında konuşan Tusk, Polonya ve Avrupa’nın güvenliğinin “tek bir kişinin hevesine bağlı kalamayacağını” vurguladı.

Tusk, Polonya haber platformu Wiadomosci’nin aktardığı konuşmasında projenin ciddiyetine dikkat çekti: “Evet, bu bir meydan okuma, bir hayal; ancak kesinlikle boş bir heves değil. Bugün başlattığımız bu sürecin nihai hedefinin Polonya’nın kendi Starlink sistemi olabileceğini ve olacağını ifade ettik.”

Polonya’nın uzay alanında sahiden kayda değer bir ortak olduğunu belirten Tusk, bu girişimin yalnızca milli bir tatmin meselesi taşımadığını dile getirdi. Başbakan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Açık konuşayım: Polonya’nın ve Avrupa’nın güvenliği tek bir kişinin hevesine bırakılamaz. Kendi uydu iletişim sistemimiz olmadan tam bir güvenlikten söz edemeyiz.”

Donald Tusk, yıl sonuna kadar Polonya’nın uzaydan birkaç dakika içinde görüntü aktarabilen dokuz uyduya sahip olacağını kaydetti.

Tusk, savunma fuarında uydu projesinin yanı sıra yeni ağır piyade muharebe aracının adını da duyurdu. “Ayı” (Niedźwiedź) ismi verilen araç, mevcut Borsuk modelinden 12 ton daha ağır bir yapıyla üretildi. Aracın yüksek hareket kabiliyetini koruduğu ve mürettebat korumasını önceliklendirdiği bildirildi.

Polonya basınından Rzeczpospolita gazetesi, ağustos ayında Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX şirketinin uydu interneti hizmet koşullarını değiştirdiğini yazmıştı.

Yeni kuralların Polonya’yı Avrupa mobil kapsama bölgesinden çıkarması, Polonyalı kullanıcılar açısından maliyet artışı riskini beraberinde getirdi.

Gelişmeler üzerine Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski, sosyal medya üzerinden SpaceX’in sahibi Elon Musk’a yönelik bir uyarıda bulundu. Sikorski mesajında şu ifadelere yer verdi: “Bak Elon Musk, Polonyalı Starlink kullanıcılarına yönelik ayrımcılığı durdur; aksi takdirde hizmetlerin karşılığında sana ödediğimiz yıllık 50 milyon doları yeniden değerlendirebiliriz.”

Ukrayna ordusu, Şubat 2022’de çatışmaların başlamasından bu yana cephede Starlink uydu terminallerini yoğun biçimde kullanıyor. Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için sağlanan Starlink hizmetinin faturasını Polonya Dijitalleşme Bakanlığı karşılıyor.

Geçen yılın mart ayında Musk, Starlink erişiminin kesilmesi halinde Ukrayna’nın cephe hattının çökeceğini ileri sürmüştü. Musk yaptığı paylaşımda, “Benim Starlink sistemim Ukrayna ordusunun omurgasını oluşturuyor. Sistemi kapatırsam tüm cephe hatları çöker” demişti.

Polonya Dışişleri Bakanı Sikorski ise Musk’ın bu sözlerine karşılık, Ukrayna’daki Starlink bağlantısının masraflarını karşıladıklarını, böyle bir senaryoda yıllık 50 milyon dolar harcayan Polonya’nın farklı hizmet sağlayıcılarına yönelmek zorunda kalacağını belirtmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Leipzig’deki İHA olayında tanık ifadeleri resmi iddialarla çelişiyor

Yayınlanma

Leipzig/Halle Havalimanı’nda geçen ay düşürülen insansız hava aracına ilişkin çalışan ifadeleri, Almanya’nın Rusya’yı suçlayan resmi anlatımıyla ve basına yansıyan patlayıcı görüntüleriyle uyuşmuyor. Görgü tanığı personel, kargo alanına inen sıradan bir tüketici cihazının elle yakalandığını, patlayıcı taşımadığını ve hemen peşinden özel ekiplerin olağandışı bir hızla sahaya ulaştığını savunuyor.

Almanya basını ile NATO müttefiklerinin yayın organlarında yer alan ve Leipzig Havalimanı sahasına geçen ay Rus ajanları tarafından yerleştirildiği iddia edilen patlayıcı düzeneğe ait fotoğrafların gerçek olmadığına dair ikna edici kanıtlar ortaya çıktı.

Ukraynalı araştırmacı gazeteci Anatoliy Şariy, havalimanı çalışanlarının tanıklıklarına dayandırdığı anlatımında, yayımlanan görsellerin olay yerindeki ilk manzarayla örtüşmediğini, söz konusu hava aracının ise fotoğraf ve video çekimi amacıyla üretilmiş, piyasada kolayca erişilebilen küçük ve ucuz bir tüketici cihazı olduğunu kaydetti.

Şariy’nin 6 Eylül tarihinde X platformunda paylaştığı ayrıntılı aktarım, insansız hava aracının ele geçirilişine ve sonrasındaki resmi müdahaleye bizzat tanıklık eden havalimanı personeline dayanıyor.

Anlatılanlara göre çalışanlardan biri, böylesi bir cihazın kayda değer ilave bir yük taşıyabileceğinden dahi şüphe duyuyor.

Berlin yönetimi ise Leipzig’deki hadiseden doğrudan Moskova’yı sorumlu tutuyor. Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, 1 Eylül günü yaptığı açıklamada Rusya’yı işaret ederek şunları söyledi:

“Leipzig’deki saldırı girişimiyle Rus yönetimi, zaten ağır baskı altındaki ikili ilişkilerimize bilinçli şekilde daha büyük zararlar verme kararı almıştır. Federal İçişleri Bakanı’nın az önce dile getirdiği hükümet çizgisi geçerlidir. Almanya güvenliğini koruyor; güvensizlik yaymak isteyen karşı güçlere karşı kendini savunuyor. Federal Hükümet bu nedenle Leipzig’deki hibrit saldırının faili olarak Rusya’ya karşı gerekli adımları atıyor.”

Wadephul, Rusya’nın sergilediği tutumu Avrupa genelindeki eylemlerin bir halkası olarak niteledi:

“Rusya Federasyonu’nun az önce tarif edilen tehlikeli adımları; Avrupa’ya dönük istikrarsızlaştırma, dezenformasyon yayma, tehdit, sabotaj ve saldırganlık girişimlerinin uzun bir zincirini oluşturuyor. Ne yazık ki Almanya da bunun dışında kalmadı. Rus liderliği ülkemize açık bir husumetle yaklaşıyor.”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise aynı gün Rus basınına verdiği demeçte suçlamaları reddederek hadisenin bir kurgu olduğunu savundu. Putin, meselenin iç siyasetle ilişkili olduğunu öne sürdü:

“Bunun büyük ölçüde iç siyasi durumla ilgili olduğuna inanıyorum. Şansölye’nin siyasi pozisyonu karmaşık. Vatandaşları kendisine güvenmiyor. Bunun sebebi de açık; ulusal çıkarları savunmak yerine bunları heba ediyor. Belirgin ekonomik hatalar ortada: İşletmeler kapanıyor, insanlar işlerini kaybediyor, hayat standartları hızla geriliyor. Bu adımı neden attıkları meçhul. Sadece tek bir açıklamaları var: ‘Saldırgan Rusya’ya’ karşı durmak zorundalar. Kanıt mı istiyorsunuz? İşte oraya kendileri yerleştirdi.”

Kuzey Akım boru hattına yönelik sabotaja da değinen Putin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birkaç ay ya da bir yıl önce Alman makamlarının Kuzey Akım boru hattını patlatmakla Rusya’yı suçladığını herkese hatırlatmak isterim. Böylesine tuhaf bir fikir ortaya atmalarına gerçekten şaşırmıştım; zira biz Avrupa’ya gaz satmak istiyorduk. Bugün de gaz sağlamaya hazırız. Yapmaları gereken tek şey düğmeye basmak, bu kararı almak. Ancak ABD yaptırımları ve diğer her şey yüzünden buna cesaret edemiyorlar. Güzel, ama şimdi attıkları adımların ardındaki sebepleri açıklamak zorundalar. Düşen oy oranları ve Saksonya dahil yaklaşan seçimler göz önüne alındığında, Alman iktidar çevrelerinin siyasi geleceği tartışmalı hale geliyor. Bence açıklama tam olarak budur. Bunun yeni bir hata olduğunu ve Alman halkının menfaatleriyle çeliştiğini düşünüyorum.”

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da 6 Eylül’de yaptığı değerlendirmede, Berlin yönetiminin suçlamalarını fiili bir savaş ilanı olarak gördüklerini dile getirdi. Vesti internet sitesinin aktardığına göre Lavrov şu ifadeleri kullandı:

“Leipzig, havalimanı. Orada bir insansız hava aracı buldular. Rus yapımı olduğunu söylediler, kimse araştırmaya dahi gerek duymadı. Bu durum, özünde gerçek bir savaşın başlangıcıdır. Başkonsolosluğu Bonn’dan çıkardılar, anlaşmayı feshettiklerini ilan ettiler. Berlin’deki Rus Evi kapatılıyor. İkinci Dünya Savaşı’nın, daha doğrusu Büyük Vatanseverlik Savaşı’nın başlamasından önce de Almanların diplomatik temsilciliklerini kapattığını hatırlıyorum. Merz’in Almanya’yı yeniden Avrupa’nın lider askeri gücü yapma yönündeki tüm açıklamaları hayata geçiriliyor. Aslında bize savaş açıyor. Tarihin dersleri hiç alınmamış. Nazizmin metastazlarının yeniden yüzeye çıktığı görülüyor. Bu tehlikeli bir gelişme. Rus liderliğinin gereken sonuçları çıkaracağına inanıyorum.”

Moskova’dan yazan deneyimli gazeteci John Helmer’ın aktardığı kulis bilgilerine göre bazı Alman kaynaklar, Alman polis ve istihbaratınca izlenen, içine sızılmış yerel muhalif grupların ve aşırı sol yapıların bu olayda kullanılmış olabileceğine işaret ediyor.

Güvenlik birimlerinin hadiseden önceden haberdar olabileceğini öne süren kaynaklar, Kızıl Ordu Fraksiyonu çizgisindeki aşırı sol unsurların askeri üretime müdahale tatbikatları yaptığını savunuyor.

Aynı kaynaklar, Ukrayna tarafının sahip olduğu insansız hava aracı tecrübesiyle Rus parçalarından cihazlar üretip sahte bayrak operasyonu yürütebilecek yetenekte olduğunu ve Kuzey Akım soruşturmasında Almanya’da tutuklanan dalgıçların intikamını alma saikine sahip olabileceğini iddia ediyor.

Hadiseye ilişkin yeni tanıklıkları kamuoyuna taşıyan Ukraynalı gazeteci Anatoliy Şariy, 2012 yılından bu yana sürgünde yaşıyor ve uzun yıllardır çeşitli fiziki saldırıların hedefi durumunda.

Şariy’nin İngilizce kaleme aldığı ve havalimanı tanıklıklarına dayanan haberi şu detayları aktarıyor:

Leipzig/Halle Havalimanı sahası daha önce güvenlik ihlallerine sahne olmuştu. 1 Ağustos 2024 tarihinde “Letzte Generation” (Son Nesil) adlı çevre hareketine mensup yedi eylemci, dış güvenlik çitlerini üç ayrı noktadan keserek havalimanının kısıtlı bölgesine girmişti. Eylemcilerden beşi kendilerini taksi yollarına yapıştırmış, diğer iki kişi ise eylemi gerçekleştiremeden yakalanmıştı. Yaşanan bu olay, yabancı kişilerin gece vakti güvenlik çemberini aşarak uçuş operasyon sahasına erişebildiğini belgelemişti.

Şariy’ye konuşan çalışan, insansız hava aracı hadisesinin kamuoyuna yansıtılandan çok farklı bir seyir izlediğini aktarıyor. Olay, gece saatlerinde DHL uçaklarının bakımının yapıldığı ve Antonov uçaklarının konuşlandığı “Vorfeld 2” bölgesinde, bir kargo uçağının yükleme aşamasında meydana geldi. Havalimanı personeli daha önce de tesis çevresinde uçan cihazlara rastlıyordu. Havalimanı sınırından geçen S8a karayolunun yakınında bir acil çıkış kapısı ile pisti rahat gören bir nokta bulunuyor. Gece saatlerinde havacılık meraklıları iniş ve kalkış yapan uçakları fotoğraflamak için bu alanda toplanıyor. Kaynak, geçmişte bu bölgede çok sayıda insansız hava aracının görüldüğünü, ancak bu araçların insanlara veya uçaklara bu denli yaklaşmadığını dile getiriyor.

Olay gecesi ise yükleme sürerken küçük bir hava aracı kargo uçağının etrafında dönmeye başladı ve bir personelin hemen yanında havada asılı kaldı. Görgü tanığı çalışanlar aygıtın nereden havalandığını göremedi. Cihaz yeterince alçaldığında personel müdahale ederek aracı eliyle yere bastırdı ve pervanelerine hasar vererek etkisiz hale getirdi. Ardından telsizle cihazın zaptedildiğini bildirdi.

Tanık çalışanın asıl dikkat çektiği nokta bundan sonraki süreç oldu. Telsiz anonsunun hemen ardından, yalnızca birkaç dakika içinde polis ekipleri, bomba imha uzmanları, itfaiye personeli, özel bomba imha robotu dahil ağır ekipmanlar ve televizyon ekipleri aprona ulaştı. Havalimanının Leipzig kent merkezine yaklaşık 20 kilometre mesafede yer alması, personelin zihninde soru işaretleri doğurdu. Zira dışarıdan gelen kişilerin doğrudan piste girmesi mümkün değil; güvenlik kontrolünden geçip “Tagesausweis” (günlük giriş kartı) almaları gerekiyor. Kaynak, yalnızca bu onay prosedürünün bile ciddi vakit aldığını, dolayısıyla tam teçhizatlı özel ekiplerin ve kameramanların anonsun hemen peşinden alana ulaşmasının olağandışı bir hız taşıdığını belirtiyor.

Tanık, cihazda patlayıcı veya fünye bulunduğu yönündeki haberleri kesin bir dille reddediyor. Aracı eliyle düşüren personelin hiçbir patlayıcı madde ya da fünye görmediğini aktaran kaynak, basında Çek yapımı Semtex patlayıcı ile servis edilen fotoğrafların sahadaki ilk durumla uyuşmadığını ifade ediyor. İlgili çalışan, haberleri izledikten sonra olayın kamuoyuna sunuluş biçimine tepki gösterse de işini kaybetme endişesiyle sessiz kalıyor.

Olayın ardından havalimanı çevresinde güvenlik önlemleri artırıldı. Daha önce uçak gözlemcilerinin beklediği S8a yolu üzerindeki acil çıkış kapısı çevresinde artık polis ekipleri 24 saat nöbet tutuyor.

Mevcut tablo, hadiseye dair birbiriyle taban tabana zıt iki anlatı ortaya koyuyor: Resmi makamların sunduğu, tehlikeli bir insansız hava aracının tespit edilip acil durum protokollerinin işletildiği anlatım ile sıradan bir sivil cihazın personelce düşürüldüğü ve hemen ardından önceden hazırlanmış izlenimi veren geniş çaplı bir güvenlik ve medya operasyonunun başlatıldığını savunan çalışan anlatımı.

Havalimanı personelinin ifadeleri olayın kesin olarak provokasyon olduğunu tek başına kanıtlamasa da yanıtlanması gereken somut sorular barındırıyor: Telsiz anonsu tam olarak saat kaçta yapıldı; polis, uzmanlar ve gazeteciler hangi saatte arandı; ekipler kısıtlı alana ne zaman ayak bastı; patlayıcıyı ilk kim, hangi aşamada tespit etti; patlayıcı madde düşürüldüğü an cihaza monteli halde miydi; aygıtı ilk hangi görevli inceledi; bomba uzmanları gelmeden önce çekilmiş fotoğraflar mevcut mu ve medya çalışanları aprona nasıl giriş sağladı?

Okumaya Devam Et

Avrupa

Almanya’da Rus gazı kesintisinin bütçeye faturası 50 milyar euroyu aştı

Yayınlanma

Rusya’nın sevkiyatı kesmesinin ardından enerji piyasasını dengelemeye çalışan Almanya federal bütçesinden 50,4 milyar euro harcandı. Maliye Bakanlığı verilerine göre kişi başına 600 euroya ulaşan bu fatura, tavan fiyat uygulamasını ve acil yardım paketlerini kapsıyor.

Rusya’nın doğalgaz sevkiyatını kesmesi, Almanya federal bütçesine 50 milyar euroyu aşkın mali yük getirdi.

Alman Bild gazetesinin haberine göre Maliye Bakanlığı, Yeşiller Partisi Federal Meclis Milletvekili Robin Wagener’in soru önergesine verdiği yanıtta krizin faturasını paylaştı.

Resmi belgedeki verilere göre krizin etkilerini sınırlamak için bütçeden 50,4 milyar euro harcandı. Enerji krizine karşı atılan acil yardım ve istikrar adımlarını kapsayan bu bütçe, gaz ve elektrik fiyatlarına tavan getirilmesini, Aralık ayı acil destek paketini ve diğer yardım ödemelerini finanse etti.

Gazete, söz konusu maliyetin kişi başına 600 euroya karşılık geldiğini aktardı.

Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü (DIW Berlin) enerji uzmanı Claudia Kemfert, harcamaların büyüklüğünü Almanya’nın Rus gazına duyduğu bağımlılıkla açıkladı.

Kemfert, “Almanya kendisini yaklaşık yüzde 55 oranında Rus gazına dayanan tehlikeli, tek taraflı bir bağımlılığa sürükledi. Rusya sevkiyatı durdurduğunda, bu fiyat şoku ülkeyi bilhassa sert vurdu” değerlendirmesinde bulundu.

Alman Ekonomi Uzmanları Konseyi Üyesi Veronika Grimm, 50 milyar euroluk rakamı “gerçekçi” olarak nitelendirdi ancak krizin fiili sonuçlarının çok daha ağır olduğunu vurguladı.

Grimm, devlet müdahalelerinin iflas dalgasını önlemek ve haneleri aşırı mali yükten korumak adına zorunlu olduğunu belirtti.

Bonn Üniversitesi uzmanı Frank Umbach da yeni sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) terminalleri harcamaları ve yüksek enerji fiyatlarının getirdiği ek yükler hesaba katılmadığı için bütçeye yansıyan gerçek zararın çok daha yüksek olduğunu kaydetti.

Almanya için Alternatif (AfD) partisinin lideri Alice Weidel, 9 Eylül’de yaptığı açıklamada Kuzey Akım boru hatlarının onarılmasını ve Rus gazına geri dönülmesini talep etti.

Aynı gün Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliği özel temsilcisi Kirill Dmitriyev, “Rus gazı olmadan Alman sanayisi var olamaz” dedi.

2022 öncesinde Rusya, Almanya’nın ithal ettiği ham petrolün üçte birinden fazlasını ve tüketilen doğalgazın yarısından fazlasını sağlıyordu. Reuters ajansı, Almanya’nın Kuzey Akım boru hattının devre dışı kalmasının ardından toparlanmakta güçlük çektiğini yazdı.

İktidar koalisyonundaki Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) eş genel başkanı Lars Klingbeil ise geçen yıl Mart ayında yaptığı açıklamada, ülkenin Rus gazı olmadan yaşamaya alıştığını ve geçmişe dönmeyi düşünmediğini ifade etti.

Klingbeil, Ukrayna’daki çatışmalar sona erse dahi Berlin’in Rusya’dan enerji ithalatına bağımlı kalmaktan kaçınması gerektiğini söyledi.

Avrupa Birliği Konseyi açıklamasına göre AB, Rusya’dan boru hattı yoluyla gaz ithalatını 30 Eylül 2027, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ithalatını ise Ocak 2027 itibarıyla tamamen yasaklayacak; mevcut sözleşmeler için tanınan geçiş süreci de bu tarihlerde sona erecek.

Yasağa karşı çıkan Macaristan ve Slovakya, Rus yakıtını ithal etmeyi sürdürüyor ve her iki ülke kısıtlamaları iptal ettirmek üzere Avrupa Adalet Divanı’nda dava açtı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English