Bizi Takip Edin

Diplomasi

Avrupa’dan Rusya’ya İstanbul görüşmesi öncesi ültimatom

Yayınlanma

Avrupalı dışişleri bakanları, İstanbul’da yapılması planlanan görüşmeler öncesinde Ukrayna’ya desteklerini ve Rusya’ya ateşkes çağrılarını yineledi. Moskova ise “ültimatom dilini” kabul etmediğini belirterek ön koşulsuz doğrudan müzakere önerdi.

Avrupa ülkelerinin dışişleri bakanları, 12 Mayıs’ta Londra’da bir araya gelerek Ukrayna’ya verilecek desteği ve İstanbul’da yapılması planlanan görüşmeler öncesindeki durumu ele aldı.

İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve Polonya dışişleri bakanlarının yanı sıra Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın katıldığı toplantıya, Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrey Sibiga video konferans yoluyla iştirak etti. “Weimar Üçgeni artı” formatında düzenlenen görüşmenin amacı, Kiev’e verilecek desteğin artırılması ve kıtadaki güvenlik sorunlarının ele alınması olarak tanımlandı.

Avrupalı bakanların toplantısı, “gönüllüler koalisyonu” olarak adlandırılan bir grup ülkenin “en az 30 gün süreyle tam ve koşulsuz ateşkes” önermesinden iki gün sonra gerçekleşti.

Avrupa ülkelerinin liderleri, 10 Mayıs’ta Kiev’de yaptıkları açıklamada bu öneriyi duyurmuş ve müzakerelerin gidişatı hakkında ABD Başkanı Donald Trump’a bilgi vermişlerdi.

Koalisyon katılımcılarının planına göre, Rusya-Ukrayna temas hattında 12 Mayıs’ta ateşkesin sağlanması ve tarafların 30 gün içinde barış koşulları üzerinde anlaşması hedefleniyordu.

Ateşkesin havada, denizde ve karada ABD ile yakın koordinasyon içinde izlenmesi ve Ukrayna için temel güvenlik garantisi unsurunun barış gücü olması öngörülüyordu.

Moskova daha önce defalarca Rusya’nın Ukrayna’da NATO askeri birliklerinin varlığına müsamaha göstermeyeceğini belirtmişti.

Aynı gün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile herhangi bir ön koşul olmaksızın doğrudan müzakerelerin yeniden başlatılması yönünde karşı bir teklif sundu.

Putin, Rus ve Ukrayna heyetlerinin Mart 2022’de son kez bir araya geldiği ve sonrasında Kiev’in diyaloğu kestiği İstanbul’da 15 Mayıs’ta doğrudan temasların yeniden başlatılmasını teklif etti.

Putin’e göre ateşkes de orada tartışılabilecekti. Böylece Putin, Ukrayna ve Avrupa ülkelerinin girişimini fiilen reddetmiş ve Rusya’nın 12 Mayıs’ta ateşi kesmeyeceğini açıkça ortaya koymuş oldu. Moskova, Kiev ve ortaklarının söylemini “ültimatom dili” olarak değerlendirdi ve “Rusya ile bu dille konuşulamaz,” mesajını verdi.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 12 Mayıs’ta olası yeni yaptırımlar konusundaki bir soruyu yanıtlarken, “Bu uyarıdan önce, hatırlarsanız evvelsi gün de bir uyarı duymuştuk. Onlar da oldukça ültimatomvari bir üslupla dile getirilmişti,” dedi. Peskov, “Ancak bu tür bir ültimatom dili Rusya için kabul edilemez, uygun değildir. Rusya ile bu dille konuşulamaz,” diye ekledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova da aynı gün basından gelen bir soruya cevaben, “2022 yılında eski Almanya şansölyesi A. Merkel ve eski Fransa cumhurbaşkanı F. Hollande, Minsk anlaşmalarını kimsenin uygulamayı planlamadığını, anlaşmaların Ukrayna’nın ‘Donbass sorununu’ güç kullanarak çözmeye hazırlanması için zaman kazanmak amacıyla yapıldığını belirtmişlerdi,” dedi.

Zaharova, “Bugün aynı ülkeler, Kiev’e askeri potansiyelini yeniden tesis etmesi ve Rusya ile çatışmaya devam etmesi için bir mola vermek amacıyla 30 günlük ateşkes sağlamaya çalışıyorlar,” diye konuştu.

Putin’in girişimine ABD Başkanı Trump’tan destek geldi. Trump, 11 Mayıs’ta Ukrayna makamlarını İstanbul’daki görüşmeyi derhal kabul etmeye çağırdı ve ertesi gün bu görüşmenin organize edilmesi için “çok güçlü bir şekilde ısrar ettiğini” bildirdi, hatta görüşmeye gelebileceğini bile söyledi.

Müzakerelerin yeniden başlamasını Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da destekledi. Erdoğan ve Putin, 11 Mayıs’ta bu konuyu telefonla görüştü. Kremlin’den yapılan açıklamada, “Türk tarafı, kalıcı barışın sağlanmasına yönelik müzakerelerin organize edilmesi ve yürütülmesinde mümkün olan her türlü yardımı sağlayacaktır,” denildi.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Rusya’nın 12 Mayıs’ta ateşkese uymaya başlaması konusunda ısrar etti ancak İstanbul’daki görüşmeyi reddetmedi. Zelenskiy, 11 Mayıs’ta yayınladığı video mesajında, “Ukrayna’da müzakere etme konusunda hiçbir sorunumuz yok, her türlü formata hazırız. Bu perşembe, 15 Mayıs’ta Türkiye’de olacağım ve Putin’i Türkiye’de bekliyorum. Şahsen. Ve umarım Putin bu kez bir şeyi neden yapamayacağına dair bahaneler aramaz. Savaşı bitirmek için konuşmaya hazırız,” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy, İstanbul müzakerelerine bizzat katılacağını vaat ederken, Putin kendi katılımı hakkında bir açıklamada bulunmadı. Rus heyetinde kimlerin yer alacağı henüz bilinmiyor. Üç yıl önce Rusya’yı Devlet Başkanı Yardımcısı Vladimir Medinskiy, Dışişleri Bakan Yardımcısı Andrey Rudenko, Belarus Büyükelçisi Boris Grizlov, Savunma Bakan Yardımcısı Aleksandr Fomin ve Duma Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Leonid Slutskiy temsil etmişti. Kremlin, heyette kimlerin yer alacağını daha sonra açıklayacağını bildirdi.

Trump, 12 Mayıs’ta Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, İstanbul’da yapılacak görüşmeyi “çok önemli” olarak nitelendirdi. Amerikalı lider, “Bence bu görüşmeden iyi şeyler çıkabilir,” ifadelerini kullandı. Trump ayrıca bu müzakerelere katılma olasılığını değerlendirdiğini söyledi.

Trump, “Anladığım kadarıyla her iki lider de orada olacak. Oraya uçmayı düşünüyordum. Bilmiyorum, birkaç toplantım olacak ama eğer bir şeyler olacağını düşünürsem oraya uçma olasılığını düşünüyordum,” diye ekledi.

Avrupalıların Londra’daki toplantısının tüm katılımcıları, Rusya’nın ön koşulsuz ateşkes rejimini reddetmesi halinde üzerindeki baskının devam etmesinden yana tavır aldı.

“Weimar+” görüşmeleri sonucunda yayımlanan ortak bildiride, Rusya’ya Ukrayna’da adil, kapsamlı ve kalıcı bir barış için müzakereler yolunda “derhal ilerleme kaydetmesi” çağrısı yapıldı. Belgede, “Şu ana kadar Rusya, ilerleme kaydetme konusunda ciddi bir niyet göstermemiştir,” denildi.

Açıklamada, “Barış, ancak BM Şartı da dahil olmak üzere uluslararası hukuka dayanması ve Ukrayna’nın gelecekteki herhangi bir Rus saldırısını caydırabilmesi ve kendini savunabilmesi durumunda uzun ömürlü olacaktır. Ukrayna’nın Rus saldırganlığına karşı devam eden savunmasında Avrupa desteğini nasıl daha da artıracağımızı tartıştık,” ifadelerine yer verildi.

Toplantı öncesinde İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy, Zelenskiy’nin müzakerelere hazır olmasını överek, Putin’in artık ateşkesi ve istişarelere katılımı “ciddiye alması” gerektiğini belirtti.

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Berlin’in Moskova’nın ateşkese rıza göstermesini beklediğini kaydetti.

Wadephul, “Öncelikle ateşkesin sağlanması gerektiği açıkça belirtildi. Ukrayna buna hazır. Almanya şimdi Rusya’nın ateşkese rıza göstermesini ve ardından müzakerelere hazır olmasını bekliyor,” dedi. Eğer Rusya “barışa doğru ilerlemeyi engellerse” yeni yaptırımlarla karşılaşacağını belirten Wadephul, ABD Senatosu’nun da ek kısıtlamalar getirmeye hazır olduğunu vurguladı.

Almanya hükümet sözcüsü Stefan Cornelius ise, Rusya’nın 12 Mayıs’ta ateşkesi reddetmesi halinde yaptırım hazırlıklarının başlatılacağı tehdidinde bulunarak, “Saat işliyor,” dedi.

Wadephul ayrıca Ukrayna ordusuna ek askeri yardım sağlanabileceğini de belirtti. The New York Times‘ın haberine göre, Almanya geçtiğimiz günlerde ABD’den Ukrayna’ya Patriot hava savunma sistemleri için 100 füze ve 125 uzun menzilli füze tedariki için onay aldı (bu füzeler ABD topraklarında üretiliyor ve başka bir devlete ait olsalar bile Amerikan hükümetinin izni olmadan ihraç edilemiyor).

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da 11 Mayıs’ta düşünmek için fazla zaman kalmadığını belirterek, Rusya’ya yönelik 30 günlük ateşkes teklifinin sadece pazartesi akşamına kadar geçerli olduğunu kaydetti.

Macron gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bugün Vladimir Zelenskiy ve Avrupalı meslektaşlarımla konuşacağım. Çerçeve belirlendi. Her şey açık,” değerlendirmesini yaptı.

Fransa’nın Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakanı Benjamin Haddad da Londra’da yaptığı açıklamada, “müzakerelerin önünü açmak” için karada, havada ve denizde 30 gün boyunca koşulsuz ateşkes gerektiğini söyledi.

Haddad, “Başkan Zelenskiy defalarca müzakerelere açık olduğunu, diplomasi istediğini, barış istediğini gösterdi,” diyerek, Rusya’nın ateşkes rejimini kurmayı kabul etmemesi halinde kapsamlı yaptırım çağrısını yineleyeceğini belirtti.

Polonya Dışişleri Bakanı Radosław Sikorski, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Batı’nın Kremlin’e “Ukrayna’daki hedeflerinden vazgeçmesi” için baskı yapmaya devam etmesi gerektiğini söyledi, ancak tarafların ateşi kesmenin ve askeri faaliyetlerin durdurulması ile “uluslararası hukuka saygının yeniden tesis edilmesi” konusunda “verimli, gerçek müzakereler” yapmanın bir yolunu bulacağını umduğunu ifade etti.

İspanyol mevkidaşı José Manuel Albares de benzer bir görüş dile getirerek, Avrupa ve Ukrayna’nın barış istediğini ve “şimdi sıranın Rusya’da olduğunu” belirtti. Alman mevkidaşı gibi o da ülkesinin Ukrayna’ya gerektiği sürece askeri destek vermeye devam etmeye hazır olduğunu teyit etti. Son olarak Albares, İstanbul’da yapılacak görüşmenin sadece “sorunun çözümünü ertelemenin bir yolu” olmaması gerektiğini kaydetti.

Ukraynalı bakan Sibiga, gazetecilere yaptığı açıklamada, Londra’daki görüşmelerin barışın tesisi için çabaların koordinasyonuna ve ABD ile ortak çalışmaya odaklandığını söyledi. Ukrayinska Pravda gazetesinin aktardığına göre Sibiha, “Bu hafta için barış ve sorumluluk açısından belirleyici olacak eylem stratejilerimizi koordine ettik,” dedi.

Toplantı sonunda yayınlanan bildiride, Avrupa ülkelerinin, “Rusya saldırganlığını durdurana ve verdiği zararı ödeyene kadar” kendi yetki alanlarındaki dondurulan Rus varlıklarını tutma konusunda anlaştıkları belirtildi.

AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Rusya’yı ateşkesle “oyun oynamakla” suçladı. Kallas ayrıca, AB ile İngiltere arasında savunma ve güvenlik alanında yeni bir işbirliği anlaşması olasılığına dikkat çekti. Bu anlaşmanın, Brexit sonrası 19 Mayıs’ta yapılması planlanan ilk ortak zirvelerinde imzalanabileceği belirtildi.

İngiltere’de başbakanlık görevini üstlenen Keir Starmer, askeri alan da dahil olmak üzere Avrupalı müttefiklerle ilişkileri düzeltme yoluna girdi.

Ekim 2024’te İngiltere, Almanya ile NATO’nun doğu kanadında ortak tatbikatlar, Ukrayna’ya ortak destek programı, Kuzey Denizi’nin korunması için deniz işbirliği ve uzun menzilli füzelerin geliştirilmesini öngören “Trinity House Anlaşması”nı imzaladı. Bu yılın ocak ayında Polonya ile de benzer bir anlaşma yapılmasına karar verildi.

AB şu anda Rusya’ya karşı 17. yaptırım paketi üzerinde çalışıyor. Önlemlerin önümüzdeki hafta alınması bekleniyor. Ancak Kallas, Rus petrolüne yönelik olanlar da dahil olmak üzere ikincil yaptırımların yakın günlerde üzerinde anlaşmaya varılmasının pek olası olmadığını kabul etti.

Reuters haber ajansının daha önce aktardığına göre, yeni kısıtlama paketi çift kullanımlı mallar üzerinde daha sıkı ihracat kontrollerinin yanı sıra Rusya’nın petrol ihracatı için kullandığı yaptırım uygulanan gölge filonun genişletilmesini de içeriyor.

Ajansın kaynağı, aralarında Çin’den beşinin de bulunduğu yaklaşık 50 gerçek ve tüzel kişinin yaptırımlara maruz kalacağını belirtti.

Witkoff: Ukrayna’da barışın anahtarı Putin’in onayı  

Diplomasi

NATO ajansı ölçek ekonomisiyle Ukrayna’nın giderlerini azaltacak

Yayınlanma

Financial Times’ın haberine göre NATO, Ukrayna’nın silah ve mühimmat tedarikini bünyesindeki Destek ve Tedarik Ajansı üzerinden yürütmesine onay vererek teslimatları hızlandırmayı ve maliyetleri düşürmeyi amaçlıyor. Avrupa Birliği’nin sağladığı 90 milyar avroluk kredinin 60 milyar avrosu savunmaya ayrıldı.

NATO, Ukrayna’nın silah, mühimmat ve askeri teçhizat alımlarını kendi bünyesindeki Destek ve Tedarik Ajansı (NSPA) üzerinden yapmasına olanak tanıdı.

Financial Times gazetesine konuşan ajansın Operasyon Destek Direktörü Jacqueline Borsboom, bu adımın teslimatları hızlandıracağını ve maliyetleri düşüreceğini kaydetti.

Borsboom, mekanizmanın Ukrayna’ya tedarik tecrübesi, destek hizmetleri ve mevcut sanayi altyapısına doğrudan erişim sağlayacağını belirtti.

Yetkili, “Ölçek ekonomisi sayesinde maliyet avantajı ortaya çıkacak” dedi.

Yeni uygulamayla Kiev yönetimi, ihtiyaç duyduğu askeri malzemelerin teminini doğrudan ajansa devredebilecek.

Borsboom, Ukrayna’nın örneğin 30 bin takım askeri üniformaya ihtiyaç duyduğunda satın alma sürecini ajansa devredebileceğini anlattı.

Anlaşma, ittifakın nisan ayında Ukraynalı savunma şirketlerinin NSPA ihalelerine katılmasına izin veren kararının devamı niteliğini taşıyor.

Ajans geçen hafta Kiev’de yaklaşık 150 Ukraynalı şirketle bir araya gelerek tedarikçi kaydı ve sözleşme süreçlerini paylaştı.

Ukrayna silah alımlarını ABD ve Avrupa Birliği kaynaklarıyla finanse ediyor

Ukrayna 2025 yılından bu yana Amerikan silahlarını, NATO ülkelerinin Kiev için ABD’den silah ve mühimmat temin ettiği PURL mekanizması üzerinden ediniyor.

The Economist dergisi, Ukrayna’nın Patriot sistemleri için önleme füzelerinin yüzde 95’ini ve F-16 savaş uçakları füzelerinin büyük kısmını bu mekanizmayla temin ettiğini yazdı.

Uzmanlar, mevcut koşullarda Amerikan sevkiyatlarına denk bir alternatif olmadığını değerlendiriyor.

Financial Times, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Ukrayna’nın Rus petrol rafinerilerine düzenlediği saldırıları durdurmak amacıyla bu program kapsamındaki sevkiyatları ve istihbarat paylaşımını kesme tehdidinde gittiğini aktarmıştı.

Kiev yönetimi Amerikan silahlarının yanı sıra askeri alımlarını Avrupa Birliği kredisiyle de finanse edebilecek.

AB, Aralık 2025’te Ukrayna’ya ortak bütçeden 2026-2027 dönemi için dondurulan Rus varlıklarına dokunmadan 90 milyar avroluk kredi sağlama kararı aldı.

Macaristan, Çekya ve Slovakya’nın dışında kaldığı kredi paketi Nisan 2026’da onaylanırken bu kaynağın 60 milyar avroluk bölümü savunma harcamalarına ayrıldı.

Avrupa Komisyonu, finansman çerçevesinde hava ve füze savunma sistemleri, füzeler, mühimmat ile radarları içeren 6,1 milyar avroluk yeni silah alımını onayladı.

Bu alımların ağırlıklı olarak Avrupalı savunma sanayisi şirketlerinden yapılması hedefleniyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Mekke Savunma Paktı Meclis’te: Bir ülkeye saldırı hepsine sayılacak

Yayınlanma

Türk hükümeti, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ağustos ayında imzaladığı Mekke Savunma Paktı’nın metnini salı günü Meclis’e sundu. Middle East Eye sitesinin ulaştığı 16 maddelik süresiz anlaşma, bir ülkeye yönelik dış saldırıyı tüm müttefiklere yapılmış sayıyor ve yürürlüğe girdikten sonraki ilk 10 yıl çekilmeyi yasaklıyor.

Türk hükümeti, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın ağustos ayında imzaladığı Mekke Savunma Paktı’nın metnini salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. Kuzey Atlantik Antlaşması’nın 5. maddesine benzer şekilde imzacı devletleri birbirini savunmakla yükümlü kılan bu anlaşma, yeni bir uluslararası savunma ittifakı kuruyor.

Middle East Eye portalının özel olarak ulaştığı ve resmi olmayan çevirisini yayımladığı 16 maddelik anlaşma metni, belirli bir ülkeyi veya bölgeyi tehdit olarak tanımlamıyor. Metin bunun yerine katılımcı ülkelerin bağımsızlıklarına, egemenliklerine veya toprak bütünlüklerine yönelik silahlı bir saldırı halinde birbirlerini desteklemek için gerekli önlemleri alacağını vurguluyor.

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti ve Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti metinde “Taraf”, “Taraflar” veya “Asli Taraflar” olarak adlandırılıyor. Üç hükümet, anlaşmanın giriş bölümünde egemenliğe karşılıklı saygıyı, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın ilkelerini, uluslararası hukuku ve iç hukukun ilgili ilkelerini dikkate alarak mevcut savunma ortaklığına ilişkin işbirliği, eşgüdüm ve entegrasyon mekanizmalarını ortak bir savunma anlaşmasında birleştirmeyi kabul ediyor.

Giriş bölümünde ayrıca silahlı kuvvetlerin birlikte çalışabilirliğini, hazırlık durumunu ve etkinliğini kapsayan işbirliği, eşgüdüm ve entegrasyon temelinde, ortak çıkarlar doğrultusunda ilişkileri daha da geliştirme iradesi teyit ediliyor ve böylece taraflar ile halkları arasındaki mevcut dostluk ve kardeşlik bağlarının güçlendirileceği belirtiliyor. Ülkeler birbirlerinin iç işlerine karışmama, egemen eşitlik, toprak bütünlüğü ve uluslararası alanda tanınan sınırların dokunulmazlığı ilkelerinin önemini yinelerken, bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüklerine yönelik silahlı bir saldırı durumunda karşılıklı destek için gerekli önlemleri uygulamanın şart olduğunu ilan ediyor.

Küresel ve bölgesel barış, istikrar ve güvenliği sağlamak amacıyla uluslararası hukuk ve BM Şartı doğrultusunda ortak çaba ve eşgüdümün önemini ifade eden taraflar, terörle mücadelede yetkili makamlar arasındaki mevcut işbirliğini derinleştirme arzularını dile getiriyor. Uluslararası meselelerde ortak bir tutum benimsemek üzere bölgesel ve uluslararası kuruluşlardaki mevcut işbirliğini güçlendirmenin önemine dikkat çekilirken, savunma ve savunma sanayii işbirliğini daha da geliştirme ihtiyacı kaydediliyor.

Saldırı tüm müttefiklere yapılmış sayılacak

Anlaşmanın 1. maddesine göre taraflar birbirlerinin bağımsızlığını, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve uluslararası alanda tanınan sınırlarının dokunulmazlığını sağlamak ve korumak için işbirliği yapacak. İlk madde, “Taraflardan herhangi birinin toprak bütünlüğü, egemenliği veya uluslararası alanda tanınan sınırları tehdit edilir ya da tehlikeye girerse, Taraflar bu tür tehdit veya tehlikeleri ortadan kaldırmak için gerekli tüm araçları kullanacaktır” hükmünü taşıyor.

Anlaşmanın 2. maddesi ise “Taraflardan herhangi birine yönelik dış kaynaklı silahlı bir saldırı, tüm Taraflara yönelik bir saldırı olarak kabul edilecektir” ifadesiyle ortak savunma taahhüdünü düzenliyor. Aynı maddede, “Taraflardan biri başka bir ülke veya ülke grubu tarafından silahlı saldırıya ya da askeri saldırganlığa maruz kalırsa, Taraflar birbirlerine sağlayabilecekleri tüm karşılıklı yardım araçlarını tam olarak kullanarak saldırıya uğrayan Tarafa derhal yardım edecektir” deniyor.

BM Şartı’nın 51. maddesiyle tanınan meşru müdafaa hakkının kullanılmasını sağlamak amacıyla konulan bu hüküm uyarınca ülkeler, gereken yardımın nesnel bir değerlendirmesinin ardından sağlanacak desteğin kapsamını ve niteliğini belirleyecek. İmzacılar, “askeri araç ve kabiliyetler dahil olmak üzere” mevcut kaynaklarının sınırları dahilinde işbirliği yapacak.

Anlaşmanın 3. maddesi, 2. madde uyarınca tarafların savunma, savunma sanayii ve güvenlik alanlarında yakın işbirliği yapmasını, silahlı kuvvetleri arasındaki ilişkileri geliştirmesini ve savunma işbirliğini güçlendirmeye yönelik kararlaştırılan faaliyetleri yürütmesini öngörüyor. 4. maddeye göre ülkeler uluslararası güvenlik konularında düzenli istişarelerde bulunacak; hayati çıkarlarını ve ulusal güvenliklerini korumak, ulusal güvenliklerine yönelik tehdit ve tehlikeleri ortadan kaldırmak amacıyla ortak değerlendirmelere dayalı bireysel ve ortak önlemler geliştirmede birbirlerine sürekli ve etkin biçimde yardım ederek işbirliği yapacak.

Terörle mücadele başlığını düzenleyen 5. madde kapsamında imzacılar, bölgesel ve uluslararası istikrar ile güvenliği olumsuz etkileyen tüm biçim ve tezahürleriyle terörizmle mücadelede operasyonel düzey de dahil olmak üzere mevcut işbirliğini ve ortak çabaları güçlendirecek.

Savunma sanayii, istihbarat ve lojistik desteği genişliyor

Anlaşma; savunma sanayiilerinin geliştirilmesi, silahlı kuvvetlerin eğitimi ve ülkelerin birbirlerine ekipman, yakıt ve diğer savunma malzemelerini tedarik etmesi konularında işbirliği öngörürken istihbarat paylaşımı için de bir çerçeve kuruyor. 6. maddeye göre taraflar, savunma kabiliyetlerini geliştirmek amacıyla savaş ve barış zamanında savunma kurumları arasında karşılıklı personel değişimini, ortak eğitim programlarını ve tatbikatları, ayrıca silahlı kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğini artırmaya yönelik konuşlandırma ve faaliyetleri teşvik edecek.

Savunma kabiliyetlerini güçlendirmek için karşılıklı mutabakat temelinde savunma sanayii kurumları arasında teknoloji paylaşımını, ortak teknoloji geliştirmeyi, ortak üretimi ve savunma sanayii kuruluşları arasındaki işbirliğini desteklemeyi öngören 7. madde, beş işbirliği alanı sıralıyor. Bu alanlar; savunma alanında ortak üretimin teşvik edilmesi, özel uzmanlık gerektiren teknolojilerde ortak araştırma ve geliştirme projeleri yoluyla savunma inovasyonunun hayata geçirilmesi, herhangi bir tarafın uzmanları aracılığıyla tarafların topraklarında personelin eğitilmesi ve askeri sanayinin desteklenmesi, savunma sanayii ile savunma araştırma, geliştirme ve inovasyon alanlarında uzmanlık ve çıkarılan derslerin paylaşılması ve taraflarca karşılıklı olarak kararlaştırılan diğer işbirliği alanları olarak belirleniyor.

İstihbarat işbirliğini derinleştirmek ve bu konuda gerekli eşgüdümü sağlamak amacıyla 9. madde, bilgi güvenliği, veri koruma ve gizlilik kurallarına riayet edilerek karşılıklı kararlaştırılan güvenli kanallar üzerinden istihbarat paylaşılmasını düzenliyor. 10. madde ise lojistik destek hizmetlerinin mevcudiyeti ve uyumluluğuna bağlı olarak tarafların barış zamanında, savaş zamanında ve diğer acil durumlarda silah, mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer ekipmanlar dahil birbirlerine lojistik destek sağlamasını hükme bağlıyor.

Suudi Arabistan’da sekreterya kurulacak, ilk genel sekreter Pakistanlı olacak

Anlaşmanın 8. maddesi, ortak savunmaya stratejik yön vermek, savunma ve güvenlik işbirliğini geliştirmek ve anlaşmanın uygulanması sırasında ortaya çıkabilecek engelleri ele almak üzere “Asli Taraflar”ın bir “Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi” kurmasını kararlaştırıyor. Dışişleri bakanları, savunma bakanları ve genelkurmay başkanlarından oluşacak komite, ev sahipliği taraflar arasında dönüşümlü olmak üzere yılda iki kez toplanacak; ülke liderleri ise gerekli görülmesi halinde yılda bir kez bir araya gelebilecek.

Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi gerekli görürse alt komiteler kurabilecek ve anlaşmada öngörülen işbirliği alanlarının uygulanması için gerektiğinde taraflar arasında anlaşmalar veya protokoller müzakere edilecek. Ayrıca bu komite, “Asli Taraflar”ın oybirliğiyle diğer tarafların anlaşmaya katılımına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve onaylamaya yetkili olacak.

Komiteye hizmet vermek üzere merkezi Suudi Arabistan Krallığı’nda yer alan bir Sekreterya kurulacak ve bu yapı Suudi Arabistan Krallığı ile bir merkez anlaşması akdedecek. Sekreteryanın işleyişi, teşkilat yapısı ve kuruluşuna ilişkin usul ve esaslar daha sonra “Asli Taraflar”ın oybirliğiyle belirlenecek.

Sekreteryaya, “Asli Taraflar” arasında dönüşümlü olarak üç yıllık bir görev süresi için atanan bir Genel Sekreter başkanlık edecek ve ilk Genel Sekreter, Pakistan İslam Cumhuriyeti vatandaşı olacak. Bu maddenin hükümleri, taraflar arasındaki mevcut askeri işbirliği komitelerinin çalışmalarına halel getirmeyecek.

Anlaşmadan ilk 10 yıl çıkılamayacak

Hukuki çerçeveyi çizen 11. maddeye göre imzacılar, uluslararası hukuka ve ilgili iç hukuklarına halel getirmeksizin bu anlaşmayı hükümlerinin uygulanması için yasal dayanak olarak kabul edecek ve gerektiğinde ek yasal önlemler önerecek. 12. madde, anlaşmanın tarafların daha önce akdettikleri uluslararası anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülüklerine zarar vermeyeceğini kayıt altına alıyor.

Gizlilik kurallarını düzenleyen 13. madde uyarınca ülkeler, anlaşma kapsamında elde edilen gizli bilgi ve belgelerin gizliliğine ve ulusal mevzuata saygı gösterecek. Gizli bilgi ve belgeler taraflar dışındaki hiçbir devlet, şirket veya kişiyle paylaşılmayacak; bu bilgi ve belgelere erişim “bilmesi gereken” prensibi temelinde ve yalnızca uygun düzeyde güvenlik belgesine sahip kişilere sağlanacak.

Anlaşmanın yorumlanması veya uygulanmasından doğan her türlü uyuşmazlık, 14. maddeye göre taraflar arasındaki istişare ve görüşmeler yoluyla dostane biçimde çözülecek. 15. madde ise anlaşmanın “Asli Taraflar” arasındaki istişareler ve oybirliğiyle değiştirilebileceğini belirtiyor.

Son madde olan 16. maddeye göre anlaşma, her bir taraf için geçerli usullere göre onaylanacak ve son onay belgesinin Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi Sekreteryası’na tevdi edildiği tarihte yürürlüğe girecek. Süresiz olarak yürürlükte kalacak anlaşmanın bir bitiş tarihi yok.

İmzacı devletler, yürürlüğe giriş tarihinden itibaren ancak 10 yıl geçtikten sonra ve çekilme niyetlerini diplomatik kanallar üzerinden en az üç ay önceden diğer taraflara yazılı olarak bildirmeleri şartıyla anlaşmadan çekilebilecek. Anlaşmanın sona ermesi veya anlaşmadan çekilme, bu tarihten önce taraflarca kararlaştırılan devam eden faaliyetleri ya da projeleri etkilemeyecek; gizli bilgi ve belgelerin korunması ve ifşasının önlenmesine ilişkin sorumluluklar da anlaşma sona erdikten veya anlaşmadan çekildikten sonra devam edecek.

7 Ağustos 2026 Cuma günü (Hicri 24/2/1448) Mekke’de imzalanan anlaşma; Türkçe, Arapça ve İngilizce dillerinde, her bir metin eşit derecede geçerli olmak üzere üç orijinal nüsha halinde düzenlendi. Metinler arasında yorum farkı çıkması halinde İngilizce metin esas alınacak.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Pışnıy’ın ofisinde arama yapıldı

Yayınlanma

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı, Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın makamında ve bağlantılı adreslerde arama gerçekleştirdi. Güvenlik birimleri operasyon kapsamında hiçbir gözaltı işlemi yapılmadığını ve kimseye suçlama yöneltilmediğini duyurdu.

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP), Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın makamında ve bağlantılı adreslerde arama yaptı.

Gelişmeyi Ukrayna basını ve Ukrayna Parlamentosu Milletvekili Oleksiy Honçarenko duyurdu.

Honçarenko, güvenlik güçlerinin adli işlemleri doğrudan Pışnıy’ın çalışma ofisinde ve kendisiyle ilişkili diğer adreslerde yürüttüğünü aktardı.

NABU’dan yapılan açıklamada, aramaların Ukrayna Ulusal Bankası binasında ve bir personelin ikametgahında icra edildiği kaydedildi.

Kurum, soruşturmanın gizliliğini korumak amacıyla ayrıntıların paylaşılmadığını vurgularken, “Hiç kimse gözaltına alınmadı, kimseye suçlama yöneltilmedi” bilgisini verdi.

Bloomberg, ağustos ayında yayımladığı haberde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Pışnıy’ın faaliyetlerinden giderek daha fazla rahatsızlık duyduğunu yazmıştı.

Habere göre Zelenskiy, Pışnıy’ın Uluslararası Para Fonu (IMF) ile gereğinden fazla yakın bağ kurduğunu ve ülke ekonomisini destekleme konusunda yetersiz kaldığını değerlendiriyordu.

Kaynaklar, Zelenskiy’nin o aşamada Pışnıy’ı görevden alma niyetinde olmadığını aktarmıştı.

Aynı kaynaklar, Zelenskiy’nin merkez bankası başkanından çok bir siyasetçiyi andıran geniş çaplı kamusal görünürlükten rahatsızlık duyduğunu belirtmişti.

Pışnıy’ın üst düzey yetkililerle temaslarını sosyal medyada öne çıkarma alışkanlığı ve bankanın yürüttüğü çeşitli tanıtım hamleleri devlet başkanında şüphe uyandırıyordu.

Milletvekili Oleksandr Dubinskiy de Pışnıy’ın, Devlet Başkanlığı Ofisi eski Başkanı Andriy Yermak’ın yakın dostu olduğunu öne sürmüştü.

Yermak’ın adreslerinde, Energoatom şirketindeki yolsuzluk şemasına ilişkin yürütülen “Midas” davası kapsamında Kasım 2025’te arama yapılmış ve ardından görevine son verilmişti.

NABU, mayıs ayında Yermak’ı Kiev yakınlarındaki lüks konut inşaatları üzerinden 460 milyon grivnalık (10,4 milyon dolardan fazla) kaynağı akladığı iddia edilen bir grubun üyesi olarak nitelemişti.

Dosyada basının Yermak ile ilişkilendirdiği “Ali Baba” takma adı geçmişti.

Mahkeme 14 Mayıs’ta Yermak hakkında 140 milyon grivna kefalet imkanıyla 60 günlük tutuklama kararı vermişti.

Birkaç gün sonra eski ofis başkanı adına kefalet tutarının tamamının yatırılması üzerine Yermak cezaevinden tahliye edilmiş, kendisi ise masum olduğunu savunmuştu.

NABU Başkanı Serhiy Krivonos, eylül ayında yaptığı açıklamada büronun ve savcılığın, Yermak dahil bazı ceza davalarının şüphelileri adına yatırılan kefalet kaynaklarının menşeini inceleyeceğini duyurmuştu.

Pışnıy, Ukrayna Merkez Bankası başkanlığı görevini Ekim 2022’de devraldı. Kurumu 2020’den bu yana yöneten önceki başkan Kirilo Şevçenko ise sağlık gerekçeleriyle istifa ettiğini açıklamıştı.

Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı daha sonra Şevçenko’ya, merkez bankasına geçmeden önce çalıştığı Ukrgasbank’taki kaynakların zimmete geçirilmesi gerekçesiyle suçlama yöneltti.

Savcılık, Şevçenko’ya yöneltilen suçlamaların merkez bankasını yönettiği dönemi kapsamadığını netleştirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English