Diplomasi
Bakan Bayraktar: ABD’nin talebine rağmen Rusya’dan gaz ve petrol alımı sürecek

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, ABD’nin Rusya’dan petrol ve doğalgaz alımını durdurma yönündeki taleplerine rağmen Türkiye’nin enerji arz güvenliğini gerekçe göstererek ticarete devam edeceğini açıkladı. Bayraktar, Mavi Akım sözleşmesinin yenilenmesi için BOTAŞ’ın müzakereleri sürdürdüğünü ve özel sektörün de Rusya’dan petrol ithalatına devam ettiğini belirtti.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, ABD’nin Rusya’dan doğalgaz ve petrol alımının durdurulması yönündeki taleplerine karşılık Türkiye’nin önceliğinin “enerji arz güvenliği” olduğunu ve bu kapsamda Rusya ile enerji ticaretinin süreceğini söyledi.
CNN Türk’te katıldığı programda konuşan Bayraktar, süresi dolmak üzere olan Mavi Akım doğalgaz boru hattı sözleşmesinin yenilenmesi için BOTAŞ’ın müzakerelere devam ettiğini de doğruladı.
Bayraktar, ABD Başkanı Donald Trump’ın “Rusya’dan gaz ve petrol almayın” ifadesinin arkasında, Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirme stratejisinin yattığını belirtti.
Bayraktar, Trump’ın yaklaşımını, “Sonuçta Rusya’nın bu konuda biraz daha durması için finansal imkanlarının ortadan kalkması lazım. Burada Türkiye’nin gazı, petrolü değil esas itibarıyla önemli olan Rusya’nın buradan elde edeceği gelirle alakalı,” sözleriyle açıkladı.
‘Arz güvenliğimiz için bütün kaynaklara erişmemiz gerekiyor’
Bakan Bayraktar, ABD’nin bu talebine karşın Türkiye’nin pozisyonunun net olduğunu ve enerji ihtiyacının her şeyden önce geldiğini vurguladı.
Türkiye’nin vatandaşlarına “gaz bitti” deme lüksü olmadığını ifade eden Bayraktar, şöyle devam etti:
“Bizim ortaya koyduğumuz şey şu: Türkiye’nin arz güvenliği. Yani ben dönüp vatandaşlarımıza, ‘Kusura bakmayın, gaz bitti’ deme şansımız yok. Ülkemizin ihtiyaçları muazzam bir şekilde artıyor. Dolayısıyla bizim arz güvenliğimiz açısından mutlaka bu kaynaklara, hiç ayrım yapmadan erişim sağlamamız ve bunları kullanmamız gerekiyor.”
Bayraktar, özellikle kış mevsimi yaklaşırken Rusya, Azerbaycan, İran ve Türkmenistan dahil olmak üzere ulaşılabilen tüm kaynaklardan gaz almak durumunda olduklarını belirtti.
Mavi Akım için müzakereler sürüyor
Türkiye’nin doğalgaz ithalatında yaklaşık yüzde 40’lık paya sahip olan Rusya ile mevcut anlaşmaların devam ettiğini belirten Bayraktar, süresi bu yıl sonunda dolacak olan Mavi Akım sözleşmesiyle ilgili de bilgi verdi.
BOTAŞ’ın yeni sözleşme için bir süredir müzakere sürecini yürüttüğünü kaydeden Bayraktar, “Bu anlaşmalar uzun zaman müzakere edilen, neredeyse noktası virgülü, içerisinde birçok unsuru barındıran devasa anlaşmalar,” diye konuştu.
Bayraktar, Türkiye’nin enerji portföyünün gelecekte değişebileceğini ancak Rusya’nın tedarikçi olarak kalmaya devam edeceğini ifade etti.
2027 yılından sonra ABD’den alınacak sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) miktarının ve Karadeniz’deki yerli üretimin artmasıyla tedarik portföyündeki oranların değişebileceğini belirten Bayraktar, “Mevcut ülkeler olmaya devam edecek ama onların oranlarında farklılıklar olabilir. Bir de şuna bakacağız: Ucuz gaz. Ucuz gaza ihtiyacımız var,” dedi.
Bakan Bayraktar, ABD ile yapılan LNG anlaşmalarının Rusya ile ilişkilere olumsuz bir etkisinin olmadığını da sözlerine ekledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Çin’deki Şanghay İşbirliği Örgütü toplantısında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiğini ve bu görüşmede enerji konularının da ele alındığını aktardı.
‘Özel sektör kendi ticari kararını veriyor’
Bakan Bayraktar, Trump’ın petrol ithalatına yönelik ifadelerine de açıklık getirdi. Türkiye’de Rusya’dan ham petrol ve petrol ürünleri ithalatının tamamen özel sektör tarafından yapıldığını vurgulayan Bayraktar, devletin bu sürece müdahil olmadığını belirtti.
“Petrol tarafı için bunu söylüyorum; özel şirketler, rafineriler ham petrolü alıyorlar,” diyen Bayraktar, hükûmetin bugüne kadar özel şirketlere “şuradan al, buradan alma” gibi bir telkinde bulunmadığını söyledi. Bayraktar, bu kararların tamamen ticari olduğunu ifade ederek şunları ekledi:
“Onlar da yine kendi ticari faaliyetleriyle tedarikçilerini seçtiler. Türkiye, Suudi Arabistan’dan, Irak’tan, Hindistan’dan petrol alıyor. Bu, esas itibarıyla özel şirketlerin, dağıtıcıların ve rafinerilerin kendi kararları.”
Bayraktar, Türkiye’deki rafinerilerin teknik olarak da bölge ülkelerinden gelen petrole göre tasarlandığını, bunun da Rus petrolünün ithal edilmesinde teknik bir zorunluluk yarattığını belirtti.
Bakan, “Bizim birçok rafinerimiz, Kerkük petrolüne göre dizayn edilmiştir. Bütün bunları düşündüğünüz zaman, bu bölgeden petrol alınması birtakım teknik zaruretleri de beraberinde getiren ama nihayetinde de ticari bir karar olarak bu firmalar tarafından verilmekte,” diye ekledi.
Diplomasi
ABD, Grönland’da iki yeni askeri üs açacak

ABD, Grönland’ın güneyinde Soğuk Savaş döneminden kalma bir askeri üssü yeniden faaliyete geçirmeyi ve şu anda Danimarka köpek kızağı devriyesi tarafından kullanılan doğu kıyısında bir başka üs kurmayı planlıyor.
Reuters’a bilgi veren kaynaklara göre, söz konusu yerler, 1950’lerde ABD’nin Bluie West One askeri üssünü kapatmasından bu yana nüfusu hayli azalan Narsarsuaq ile Danimarka özel kuvvetleri birimi olan Sirius Köpek Kızak Devriyesi tarafından kullanılan bir askeri karakol olan Mestersvig.
Danimarka, Grönland ve ABD’nin, salı günü (22 Eylül) New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yeni anlaşmalarını imzalamaları bekleniyor.
Anlaşmanın metni henüz kamuoyuna açıklanmadı. Anlaşma hakkında bilgi sahibi olan ve isimsiz kalmak koşuluyla konuşan üç kişi, ayrıntıların anlaşma imzalanana kadar kesinleşmeyeceğini belirtti.
Bir Beyaz Saray sözcüsü, anlaşmanın ayrıntıları hakkında yorum yapmaktan kaçındı ve salı günü imzalanacak olan anlaşmanın “Grönland ve Amerika Birleşik Devletleri’nin güvenliğini sağlayacağı ve koruyacağı” yönündeki daha önceki açıklamayı yineledi.
Danimarka, bu anlaşmanın Arktik güvenliğini yalnızca ABD ve Danimarka’ya bırakmak yerine, NATO’nun denetimi altına aldığını belirtiyor.
Anlaşma, uzun süredir ABD’nin Grönland’ı kontrol etmesini istediğini belirten ve zaman zaman bu yarı özerk Danimarka toprağını ele geçirmek için askeri veya iktisadi güç kullanma olasılığını da masaya koyan ABD Başkanı Donald Trump’ın aylar süren baskısının ardından geldi.
Ocak ayında zirveye ulaşan Trump’ın tehditleri, NATO içinde bir diplomatik krize yol açmış ve Danimarka ile Grönland’ı, bu baskıyı hafifletmek amacıyla Washington ile müzakerelere itmişti.
Soğuk Savaş döneminde ABD, Grönland’da 17 askeri üs ve 10.000’den fazla personel bulunduruyordu.
Günümüzde ise sadece Pituffik Uzay Üssü kalmış durumda ve burada yaklaşık 150 ABD askeri personeli görev yapıyor.
Diplomasi
THY, Pegasus ve AJet, İran uçuşlarını iptal etti

Türkiye’nin ulusal havayolu şirketi Türk Hava Yolları (THY) ile düşük maliyetli havayolları AJet ve Pegasus, ABD’nin yaptırımlarının yürürlüğe girmesiyle birlikte 21 Eylül’den itibaren İran’a ve İran’dan yapılan uçuşları iptal etti.
Middle East Eye’ın (MEE) araştırmasına göre THY ve AJet’in internet sitelerinde Mart ayına kadar İran’a giden hiçbir uçuş bulunmazken, Pegasus ise öngörülebilir bir gelecekte bu ülkeye yönelik tüm uçuşları rezervasyon sisteminden kaldırmış görünüyor.
Iran International yayınladığı habere göre, bir Türk Hava Yolları temsilcisi kanala, Mart 2027’den sonra bile uçuşların yeniden başlayacağının garantisi olmadığını söyledi.
Konuya yakın bir kaynak MEE’ye, ABD Hazine Bakanlığı’nın İran havacılık sektörüne uyguladığı yaptırımların çok ağır olduğunu ve Türk havayolu şirketlerinin uçuşlarını askıya almak zorunda kaldığını belirtti.
Bu kişi, Boeing uçakları gibi ABD menşeli uçaklara yönelik kısıtlamaların anlaşılabilir olduğunu fakat yeni yaptırımların, ABD menşeli bileşenler içerdikleri için Airbus uçaklarının da İran’a uçmasını engellediğini belirtti.
Bu kaynağa göre havayolu şirketlerinin başka seçeneği yoktu.
Bir Türk yetkili, pazartesi (21 Eylül) itibarıyla Mahan Air’in Türkiye’ye uçuşları yasaklanan tek İranlı havayolu şirketi olduğunu, diğer İranlı havayollarının ise şimdilik iki ülke arasındaki seferlerini sürdürmekte serbest olduğunu belirtti.
Türkiye ve İran, ABD’nin Tahran’a uyguladığı arka arkaya yaptırımlara rağmen istikrarlı bir ilişki ve kapsamlı enerji ve ticari bağlar sürdürmüştü.
Fakat MEE’ye göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran üzerindeki iktisadi baskıyı artırmaya başlamasından bu yana Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan farklı bir yaklaşım benimsemeye başladı.
Hafta sonu Türkiye, ülkede onlarca yıldır faaliyet gösteren İranlı Bank Mellat’ın bankacılık lisansını iptal etti.
Türkiye’nin bankacılık düzenleme kurumu da, ABD’nin İran hükümetine fon aktardığı iddiasıyla bu kuruma yaptırım uygulamasının ardından geçen hafta Golden Global Investment Bank’ı devraldı.
Diplomasi
İngiltere, Suudi Arabistan’a “savunma” desteği sağlayacak

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Suudi Arabistan’a “savunma amaçlı havada yakıt ikmali” desteği sağlayacağını açıkladı.
Bu desteğin önümüzdeki günlerde başlamasının muhtemel olduğu ve Kıbrıs’taki RAF Akrotiri üssünde konuşlanmış tek bir İngiliz uçağı, yani bir Voyager’ın görev alacağı anlaşılıyor.
Başbakan, bu kararın Suudi Arabistan’ın “askeri destek” talebinin ardından alındığını ve Savunma Bakanı Wes Streeting ile Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın tavsiyesi üzerine bu talebi kabul ettiğini belirtti.
Hükümet yetkilileri, bu teklifin “süre sınırlı” olduğunu ve ilk etapta muhtemelen “haftalarca” süreceğini belirtti.
Son günlerde, Yemen’deki Ensarullah (Husiler) direniş güçleri, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a ve ülkenin Kızıldeniz kıyısındaki enerji tesislerine insansız hava aracı ve balistik füze saldırıları düzenlediklerini iddia ediyor.
İngiliz yetkililer, savunma desteğini, Suudi Hava Kuvvetleri jetlerinin yaklaşan Yemen füzelerini ve insansız hava araçlarını düşürmesine yardım etmeyi de içerebilecek bir faaliyet olarak tanımlıyor.
Tek başına bulunan bu Voyager uçağı, Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin (RAF) kayıtlarında yer alan dokuz uçaktan oluşan ana filonun bir parçası.
RAF’ın ayrıca gerektiğinde askeri görev için çağrılabilecek beş uçağı daha bulunuyor.
New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na giderken kendisiyle birlikte seyahat eden gazetecilere konuşan Burnham, bu kararı “yaşam maliyeti” baskılarıyla ilişkilendirdi:
“Yaşam maliyeti baskıları ve İngiltere ile daha geniş bölgenin çıkarlarını güvence altına almak için harekete geçme konusundaki görüşüme geri dönmek istiyorum. Çünkü elbette Suudi Arabistan saldırılara maruz kalıyor, potansiyel olarak daha fazla aksaklıklarla karşı karşıya kalabilir ve bu güzergâhları açık tutmamız gerekiyor; dolayısıyla talebi kabul ettik.”
Kızıldeniz’den geçen deniz ticaret yolları, dünya ekonomisinin hayati damarlarından biri.
Ensarullah milisleri, Suudi Arabistan’ın kullandığı önemli bir deniz ticaret yolu olan Kızıldeniz’e açılan kapı niteliğindeki stratejik liman kenti Muha ve Perim Adası’nın kontrolünü kısa süre önce ele geçirdi.
“Askeri destek” söz konusu olduğunda, İngiltere’nin tek bir Voyager yakıt ikmal uçağı teklif etmesi, bu yelpazenin en hafif ucunda yer alıyor.
Hatta BBC’ye göre bazıları bunu, zor durumda olan bir müttefike yönelik göstermelik bir jest olarak görebilir.
İngiliz yetkililer, bu teklifin kendi ifadesiyle “süre sınırlı” olduğunu, belki de sadece birkaç haftalık olacağını belirttiler.
Burada İngiltere için risk sınırlı olsa da, savaşlar genellikle ülkeleri giderek artan bir katılımla içine çekme eğiliminde. Bu durum Suudiler için uygun olabilir fakat İngiltere’deki çoğu insanı memnun etmesi pek olası değildir.
Geçen hafta BBC’ye verdiği bir röportajda, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Avrupa’nın Suudi Arabistan’a destek vermesinin de muhtemel olduğuna işaret etti.
Rutte şöyle dedi:
“Avrupalı müttefikler arasında ‘hey, bu konuyu nasıl ele alacağız?’ şeklinde telefon görüşmeleri yapılıyor olsa şaşırmam. Bakalım ne olacak; NATO yardımcı olabilirse, her zaman yardımcı olacağız.”
Enerji Bakanı Martin McCluskey geçen hafta milletvekillerine, Birleşik Krallık’ın mevcut savunma ortaklığı kapsamında Suudi Arabistan’a “hava savunma desteği sağladığını” söyledi ama operasyonel askeri faaliyetlerle ilgili sorulara yanıt vermekten kaçındı.
Ocak 2024’te, Birleşik Krallık, ABD ile birlikte Yemen genelindeki Ensarullah hedeflerine yönelik hava saldırıları düzenledi.
O dönemin Başbakanı Rishi Sunak, Husilerin Kraliyet Donanmasına ait bir savaş gemisi de dahil olmak üzere gemileri hedef almasının ardından Birleşik Krallık’ın “meşru müdafaa kapsamında hareket ettiğini” söylemişti.
Ayrıca, saldırıların canları ve ticari gemiciliği korumak için “gerekli, orantılı ve hedefli” olduğunu da belirtmişti.
Birleşik Krallık ve ABD tarafından gerçekleştirilen diğer ortak hava saldırıları 2024 yılında devam etti.
Avrupa2 hafta önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa2 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Avrupa2 hafta önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Ortadoğu2 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Asya2 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya7 gün önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Washington’dan gelen hiçbir açıklamaya güvenemezsiniz
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik







